• Sonuç bulunamadı

Bir şaheser münasebetiyle

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bir şaheser münasebetiyle"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

S a y f a

S_ j * cT

s

t

*'

BİR ŞAHESER MÜNASEBETİYLE

B

İLM İY O R U M , daha evvel okurlarıma başka bir

vesile ile benim başlıca meraklarımdan birinin de fotoğrafçılık olduğunu yazmış mıydım7

Yazsam da, yazmamış olsam da bugün bundan bahsetmek fırsatı doğdu. Bundan yararlanarak Türki­ ye’de ilk fotoğraf kitabını yazanın ben olduğumu ve 1917 tarihli olan bu kitabın tek nüshasının bende bulun­ duğunu haber verdikten sonra, Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir hizmet olan bir şaheserden bahsedeceğim. Bu eser, dünya çapında fotoğraf çekme üstadı olan meşhur fotoğrafçı Sami Güner Beyefendi’nin, yabancılar anlasın diye İngilizce izahlı Türkiye’nin tabii ve tarihi bütün güzelliklerini renkli fotoğraflar, daha doğrusu her biri bir şaheser olan yüzlerce tablolarla gösteren muazzam “ Turkey” adındaki albümüdür.

Ben pek çok Avrupa ülkesinin kendini tanıtmak için yayınladığı bu türden kitaplar görmüşümdür ve bunların pek güzelleri vardır. Hattâ bir tanesi Federal Almanya’nındır. Bana da göndermişlerdir. Bu yabancı eserlerin çoğu, bütün bunların en mükemmeli, Sami B ey’in hem de Türkiye’de bastırdığı büyük forma 375 sayfalık bu emsalsiz Türkiye albümü yanında boy ölçüşemeyecek kadar cüce kalır.

Bu eseri burada okurlarıma Türkiye’ yi tanıtmak için özel teşebbüslerin ve gerçek vatansever evlatlarının neler yapabildiğini müjdelemek için yapıyor ve Turizm Bakanlığı’nın bu eserle ilgilenmiş olmasını da ayrıca mutlu bir hareket olarak takdir ediyorum. Sami Bey beni ziyarete gelip bu kitabım lütfen hediye ederken şu sözleri söyledi:

— Her yerde sefalet var. Türkiye’yi tanıtmak isteyenler yalınayak, sümüğü akan fakir çocukları ve sefalet yuvalarının resimlerini çekiyorlar. A vrupa’da, Amerika’da sefalet yok mu? Ben Türkiye’nin hayranı olduğum emsalsiz güzelliklerini elimden geldiği kadar dünyaya göstermek istiyorum. Şimdi yeni görevim, Türk sanat eserlerini nerede, hangi memlekette olursa olsun bulup dünyaya göstermek olacak! dedi.

Ne kadar sevindim ve ne kadar dua ettim. Bu arada Türkiye’de ne büyük sanatkârlar yetiştiğini de bir kere daha göğsüm kabararak müşahede ettim.

Ben Türkiye’de hâlâ hayatta olan en yaşlı foto muhabiri ve fotoğrafçısı olduğum için bu eser hakkında selahiyetle konuşacağımı düşünerek bu satırları sîzlere sunuyorum.

Şimdi gene fotoğrafla ilgili bir başka konuya dönü-; yorum.

1918’de harp biter bitmez ben o zamanın en büyük gazetesi olan T a sv iri Efkâr gazetesine foto ve spor muhabiri olarak girmiştim. Gazetenin iki sahibi vardı. Biri Talha Ebüzziya [Zeyad arkadaşımızın babası], diğeri onun küçük kardeşi Velid Ebüzziya beylerdi. Talha Bey fotoğrafçılığa meraklıydı. Ben fotoğrafçılı­ ğa 1913 tarihinde reffeks denilen ve doğrudan doğruya normal [yani büyük kıtadaj büyüklükte resim çeken Alman Ernman marka 10x15 boyunda bir makine ile çalışırdım. Çanakkale harp.sahasının resimlerini de bu makine ile çekmişimdir.

Ancak 1913’den sonra ve harp bitince Almanlar küçük b o y makine yapmaya başladılar, ö n ce 4,5x6 boyunda, sonra da şimdiki sinema filmi çeken küçük makineler yaptılar. Bunların ilk makinelerinden Rontes- sa adındaki küçük 1:2,8 Tesar makinemi hâlâ yeğenim kullanmakta ve mükemmel resimler çekmektedir.

Benim bu merakım o hale geldi ki, 3 boyutlu [yani derinlikli] sinema çekimi hakkında bir icadımı o zaman pek meşhur olan Fransız Gaimont sinema şirketine yazdım. Teklifim şu idi. Streskopik denilen iki objektifli fotoğraf makineleri gibi [o devirde hepimiz bu makinelerden kullanmıştık. Şimdi hiç görmüyorum. Herhalde fabrikalar yapmıyorlar] iki objektifli çekici makinelerle filmler çekip bunları yeşil ve kırmızıya boyayarak perdeye aksettirmek, seyircilere de bir camı y e ş l, bir camı kırmızı gözlük vererek derinlik temin edileceğini bildirdim. Gaimont şirketi bana gönderdiği mektupta, böyle bir gözlüğü seyircilerin istemeyecekle­ rini ve onları rahatsız edeceğini bildirdi.

Son gelen dünya sinema haberlerinde, benim bu teklifimin aynen ve 3 boyutlu sinema için tatbike başlandığını öğreniyorum.

Kör talih! O zamanki Türk çocuğunun fikrini küçümseyen Avrupa’nm, 60 yıl sonra aynı fikri yeni bir buluş gibi ortaya atması, beni talihe inanmaya şevketti. Bu teklifi o zaman Gaimont şirketine yapacak yerde, son 5 - 10 yıl zarfında Ameri kaklara veya Alınanlara yapsaydım belki de tuttururdum.

Ne yapahm? Vermezse Mabut, ne yapsm Burhan? ★

Referanslar

Benzer Belgeler

Kocaeli'nde mahallerindeki tek ye şil alana ticaret merkezi kurulmasını protesto etmek isteyen mahalle sakinlerine zab ıta biber gazı, şiddet ve hakaretle müdahale

yüzyılda Karaman Eyaleti’ne bağlı olan Konya’nın bir nahiyesiyken 1990 yılında Konya’nın Selçuklu İlçesi’ne bağlanmıştır.. 221 Burası günümüzde de

Hecenin beş şairinden üçü kaderin çizdiği yolda artık bir üçgen olacaktır ve beşin eksilen ikisini daima içleri sıztıvarak anacaklardır. Enis Behiç ve

Fâilin merfû’, mef’ûlün mansûb olmasının sebebini açıklamak gibi ikinci derecedeki illetler ise, Arapların konuştuğu gibi bize bir dil melekesi kazandırmaz yalnızca

Emektar Türk gazetecisinin memleketine dönmesi İçin Tür­ kiye'deki üst makamlara bnsnı- rulmasını öneren üveler arasın­ da, FÎEJ Yönetim Kurulu Baş­ kam

Bu yerdeğiştirme değeri, güçlendirme öncesi durum için yapılan doğrusal olmayan dinamik analiz sonucu bulunan, en düşük 7 cm, en yüksek ise 20.4 cm olmakla

Rumeli’nin Türkiye’de kalan tüm b ölg eleri, A n a d o lu ’nun Adalar, Ege Denizi üzerinde tak­ riben İzmir mmtıkasmm başla­ dığı yerden Manyas Gölü'nün

M alatya’da yürütülen bir çalışmada üzerinde çalışılan 15 kızılcık genotipinin meyve ağırlığı ve boyutları, çekirdek ağırlığı ve boyutları,