• Sonuç bulunamadı

Mimarlığımız 'Sedad Bey'ini' özlüyor:Ölümünün 8. yılında mimar Sedad Hakkı Eldem'i yine 'suskun' anıyoruz

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Mimarlığımız 'Sedad Bey'ini' özlüyor:Ölümünün 8. yılında mimar Sedad Hakkı Eldem'i yine 'suskun' anıyoruz"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

t t

-

W

Ölümünün 8. yılında mimar Sedad Hakkı Eldem’i yine ‘suskun’ anıyoruz

r~y

Çp"

...

Mimarlığımız ‘Sedad Bey’ini’ özlüyor

OKTAY EKİNCİ_________________ “Bir zamanlar Boğaziçi acaba nasıl­ dı?..”

Bir nostalji olmasının ötesinde, bul un- duğu doğal çevreyle bütünleşen eşsiz bir

“mimarlık kültürü”nün de yeniden

anımsanması demek olan bu soruya ya­ nıt arayanlar, önce Sedad Hakkı Eldem’e başvururlar.

Sonra?..

Sonra yine Sedad Hakkı Eldem’e baş­ vururlar ve belki de sadece onunla yeti­ nip sorularının yanıtını da fazlasıyla al­ mış olurlar.

Peki; bu eşsiz mimarlık kültürünü

“çağdaş uygulamalar için de esin kayna­ ğı olarak değerlendirmek” ve yine mi­

marlıkta “uygarlık kimliğimizi sürdür­

mek” için acaba yeni tasarımlarda nasıl

bir “dil” kullanmak gerekir? “Nelere

özen gösterilmelidir?”

Günümüz mimarlığının temel “ulusal

sorumluluktan” arasında yer alan; hatta

sahip olduğumuz kültürel birikimin bir

“insanlık mirası” olduğunu da düşünür­

sek, yine mimarlığımızın aynı anda “ev­

rensel yükümlülüğünü” tanımlayan bu

sorunun da yanıtını bulmak isteyenler, elbette ki önce Sedad Hakkı Eldem’e başvururlar.

Onun bir hoca olarak gerçekleştirdiği zengin araştırmalarının yanı sıra bir

“mi-y'.T'uram ı, araştırmaları ve yapıtlarıyla yüzyılımıza imzasını

atan Prof. Dr. Sedad Hakkı Eldem’i 7 Eylül 1988’de

JL

İL.

yitirmiştik. Şimdi yıllar geçtikçe ve ‘çağdaş mimarlık’

(!) adına yapılanlara baktıkça, ulusal değerlerimizi sanatı için

en güçlü esin kaynağı sayan bu ‘hocalarımızın hocası’ ciddi ve

beyefendi mimarın değerini çok daha iyi anlıyoruz.

mar” olarak da tasarlayıp İstanbul’a ar­

mağan ettiği binalarındaki “geleneksel

esintiler”, geçmişi tutucu bir anlayışla

taklit etmeden, ama geçmişin yine “bi­

ze ait olan” sanat ve estetik değerlerini

kucaklayarak yarınlara da taşıyabilme­ nin çağdaş örneklerini oluştururlar.

Türkiye’nin kültür birikimine duyarlı mimarlarımız ve hele onun “disipline ve

ciddiyete dayalı” derslerini alma şansını

bulabilmiş öğrencileri (ki çoğu bugünün en deneyimli hocaları arasında yer alı­ yor) sekiz yıl önce ölüm haberini aldık­ larında derinden sarsılmış ve günlerce

“susmuşlardı”:

Önceleri çaresizliğin, sonraları da bel­ ki “öksüz kalma duygusu”nun yarattığı bu suskunluk, ilginçtir hâlâ sürüyor.

7 Eylül 1988’de yitirdiğimiz Prof. Dr. Sedad Hakkı Eldem için, ister Kültür Ba­ kanlığı üstlensin, isterse de tam 64 yılı­ nı verdiği “Akademi” önder olsun, örne­ ğin geniş kapsamlı bir sempozyum ya da benzeri bir “anma ve değerlendirme top­

lantısı” düzenlemek üzere, acaba 8 yıldır ne bekleniyor?.. _

Yüzyılın serüveni

20. yüzyıl mimarlığımıza tartışma­ sız en güçlü imzayı atan Sedad Hak­ kı Eldem 1908’de İstanbul’da doğdu. Bir Osmanlı dipiomatı olan babası

Alişanzade İsmail Hakkı Bcy’in yurt­

dışı görevleri nedeniyle ilk ve ortaöğ­ renimini Avrupa’da tamamladı.

1924’te girdiği ‘Sanayi-i Nefise Mek- tebi’nin Mimarlık Bölümü’nü

1928’de birincilikle bitirdi, ilerleyen yıllarda adı “Güzel Sanatlar Akade­

misi” olan bu okulda (şimdiki Mimar

Sinan Üniversitesi) 1932’den sonra

“asistan” olarak çalışmaya başlayan

Eldem, 1978’de emekli olduysa'da aslın­ da yaşamının son günlerine dek yine hep Akademi’de “hocalık” yaptı.

Sedad Hakkı Eldem’in mimarlığımı­ za olan ilk büyük katkısı, hiç kuşkusuz

1934’te yine Akademi’de kurduğu “Mil­

li Mimari Semineri” adlı araştırma kuru-

muydu. “Batılı olmak” ile “Batı’vı tak­

lit etmenin” aynı şey olmadığını, “çağ­ daş uygarlığı” yakalamak isteyen bir top­

lumun önce “kendi uygarlığının birikim­

lerinden yararlanması” gerektiğini, nite­

kim Batı toplumlarmın da yine kendi

kültürel zenginliklerine olan saygıla­ rıyla uygarlıklarını geliştirdiklerini di­ le getirmek ve savunmak, Cumhuriyet Türkiyesi ve cumhuriyet dönemi mi­ marlığımız için ne kadar da önemliy­ di.

Acaba, günümüz mimarları, 60 yıl öncesinin bu “duvarlı seslenişine” şimdi ne diyorlar? Dünya mimarlığı­ nın beşiği sayılabilecek böylesi bir coğrafyada acaba nasıl bir “mimarlık

dili” gerçekten evrensel olabilir? İs­

tanbul’u ve giderek birçok kentimizi geçmişinden kopartan şu garip ve söz­ de “modem ”(!) uygulamalar, gerçek­ ten “bizim” midir? Hem “çağdaş” hem de “ulusal” bir mimarinin yolu, yöntemi, dayanağı ve “etiği” nedir?..

Bütün bu ve benzeri sorular, aslın­ da Sedad Hakkı Eldem’i de mimarlı­ ğımızın tarihe geçen “Sedad Bev’i” yapan ve onu “hocaların hocası” kılan çaba ve arayışlarının temel sorularıy­ dı. Giderek çok daha fazla gereksin­ me duyduğumuz yine bu soruların ya­ nıtını verebilmek için, hiç değilse ölü­ münün üzerinden artık 9 yıl geçmeden bir “Sedad Hakkı Eldem Sempozyumu” düzenlemek, hem tarihe hem de gelece­ ğe yönelik bir “uygarlık borcu” olsa ge­ rek.

Sevgili hocamızı, bir ölüm yıldönü­ münde daha işte bu özlemle anıyoruz...

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

Ağaçlar kucaklaştı Unutamam bugünde Gönül tam on dördünde Kör gibi, deli gibi Dünya güzeli gibi Çattı bir köylü kıza Bakışı bir derd oldu Günler

Nice gözü dönm üş kaatilin polis dosyalarındaki ifa- ■ deleri hık dem iş birbirinin b u rnundan düşm üş gibidir.. Bunun adına ta hrik derler ■

Türkiye ]okey K ulübü Başkanı yüksek mühendis Özdemir Atman ve eşi Meral Atman, kızları Esra, Lale ve Begüm ile birlikte Kanlıca K örfezindeki, 1.sınıf

Evet, Haldun Taner'den, onun yapıtlarından, kişiliğinden, yenilikçi ruhundan, dünya alemin bildiği tevazuundan, kendisine kattığını söylediği değerlerden, ona

Araştırma sırasın- da altının kaynağının derinlerdeki altın rezervi olduğunu doğru- lamak için yapılan laboratuvar çalışmalarında sera ortamındaki okaliptüs

- Türkiye bu sorunu bugüne kadar halledemedi çünkü hem eğitime ayrılan fon genç nüfusun çok olmasmdan yetersiz kaldı, hem de eğitim politikaları iktidarlarla

This research examines the fact of this statement in the light of the opinions of Scholars in the Islamic law and Jurisprudence, analysing the meaning of worship and