Ilmi Araştırmalar 14, Istanbul 2002
KARA.CAOGLAN'DAN SABAHATTİN ALİ'YE
TEVEKKÜLÜN VE BAŞKALDlRlNIN ŞİİRİ
Cafer GARİPER"
Karacaoğlan and Sabahattin Ali - from submission to revolt
Sabahattin Ali, one of the master writers of Turkish art of story-tellıng ın the 201h century, has works in the genre of poetry as well. His poems are ınspired by the classical Turkısh literature and the folk poetry ın particular. In this article, sırnılarıties and paraBel structures between his poem Hapishane Şarkısı V and a poem by Karacaoğlan were drawn attention.
Keywords: Karacaoğlan, Sabahattin Ali, poetry.
Yenileşme dönemi Türk edebiyatı başlıca üç kaynaktan beslenir. Bunlar batı edebiyatı, klasik Türk edebiyatı ve halk edebiyatıdır. XIX. yüzyılda yenileşme yoluna giren Tanzimat sonrası sanatkarlarının önemli bir kısmı, ısrarla batı tarzında bir edebiyat kurma çabası içinde olmuşlardır. Ancak, gelenekli edebiyattan ne kadar uzaklaşmak istemişlerse de bunu tam olarak gerçekleştirmeleri mümkün olmamıştır. Hatta, bazı sanatkarlar klasik Türk edebiyatı ve halk edebiyatı ile batı edebiyatının estetik prensipleri arasında bir sent�ze gitmek istemişlerdir.
Bır sanatkarın estetik değeri yüksek eserler ortaya koyma�ında geleneğin belirli bir etkisinden söz edilebilir. Zira gelenek yüzyıllar içinde ortak zevki işieye işieye müşterek bir estetik anlayışın doğmasını sağlar. Bir milletin ortak estetik değerlerinin iyi şekilde yansıdığı alanlardan biri de geleneğe mal olmuş eserleridir. Tiirküler, masallar, efsaneler gibi anonim eserler bu kategoride düşünülmelidir. Eğer sanatkar, gelenekle bir şekilde bağını iyi kurabilmişse onun eseri genel kabul görmesinde etkili olmaktadır.
62
CAFER
GARİPEREdebi eserde gelenekle kurulacak temas,
tesırproblemini de gündeme
getirecektir. Çünkü önceki dönemlere ait sanat tecrübesi ve
birıkiınıyeni dönemin
şekillenmesinde
rol üstlenecektir. Bu konuda Kubilay Aktulum,
"ister
çağdaşister
eski, ister klasik metinler sdz konusu olsun,
metinlerarasınınher
yazı kılgısınaözgü
değişmezbir özellik
olduğunu,hiçbir metnin daha önce
yazzlmış başkametinlerden
bağımsızolarak
yazılamayacağını, açıkya da
kapalıbir biçimde her
metnin daha önce
yazılmışmetinlerden izler
taş1d1ğını,önceki metinleri
anımsattığını"
1kaydeder. Bu tesir, her zaman iki eser
arasında
paralel bir
yapı
göstermeyebilir. Yeni dönemin
anlayış,zevk ve
ihtiyaçlarınagöre seçme ve
ayıklamayı, karşı çıkışı
yahut edebi
dönüştürmeyide ihtiva eden
yapıda gelişebilir. Çağdaş sanatkarın karşısındagelenek
genişbir tecrübe
alanıolarak
açılabileceğigibi,
herhangıbir eser
sevıyesındede
tesıralanı oluşturabilir.Türk
hikayeciliğininusta kalemlerinden Sabahatttin Ali, birçok edebiyat
adamı
gibi sanat
hayatına şiirlegirer. Onun sanat
hayatınınilk devresinin
başlıca uğraşı şiirdir.1924'te
Balıkesir OğretmenOkulu'nda
öğrenciyken arkadaşlarıyla çıkardığıokul gazetesinde
şiirlerive hikayeleri
yayımlanır.Bunu, Orhan
Şaik'in yayımcılığını yaptığı Çağlayandergisindeki
şiirleritakip eder.
Şair,devrio
çeşitlidergilerinde
çıkançok
sayıdaki şiirindenseçtiklerini
Dağlarve Rilzgiir
adıyla1934 'te
kitaplaştırır.Sabahattin Ali,
şiir sanatına,Mi111 Edebiyat
anlayışının devamıolarak
Memleketçi Edebiyat
yönelişinin yaygınlık kazandığıbir devrede girer. Halk
şiirinden
önemli ölçüde izler
taşıyanonun
şiiri,Memleketçi Edebiyat
anlayışına bağlanmaz;kendini daha çok halk
edebiyatındangelen unsurlarla birlikte
ferdiye~çi
ve ilerleyen zamanla beraber sosyal gerçekçi
yönelişe yaklaşanbir
çizgide
gerçekleştirir.Yeni
şekildenemelerine iltifat etmeyen, hece ve aruz
geleneğini
sürdüren Sabahattin Ali'nin
şiir sanatı Nazım
Hikmet, Hasan
İzzettin
Dinama ve ilham i Bekir Tez gibi
sanatkarların öncülüğünü yaptığı
sosyal gerçekçi
şiire "şekil bakımından değil,
muhteva
bakımından yaklaşzr.
"
2O,
şiirinde
sosyal
gerçekçilik aksiyonunu ferdi
hıslerini cemıyeteve genel geçer
değerlereyer yer
tepki göstermekle ortaya koyar.
3Şiir sanatındaki
bu cemiyete yönelik tenkidi ve
hicivci
bakış açısıdaha sonra hikayelerinde
eleştirel gerçekçiliğe dönüşecektir.Esasen Sabahattin Ali'nin
şiirleriylehikaye ve
romanları arasında yapılacakbir
ınukayese bazı
ortak
noktaların belİrınesini sağlayacaktır.Bu ortak noktalardan
biri içinde
yaşanan şartlarave sisteme
karşı oluştur.Bu
karşı oluş, bazıeserlerinde
gitgide
başkaldırıya dönüşür. Şiirlerindekitopluma, kendisini saran
şartlarave
sisteme
karşıbeliren ferdi plandaki
başkaldırı,hikaye ve romanlarmda ferdi
planıkaybetmemekle birlikte sosyal bir
kimliğebürünür.
1 KubiHl.y Aktuıum, Metinlerarası llışkıler, Ankara ı 999, s. 19.
2 Şerif Aktaş, Yenileşme Donemi Turk Şıirı ve AntoloJlSI (1920-/940), Ankara ı 998, s. ı 2 ı
TEVEKKÜLÜN VE
BAŞKALDIRININ ŞİİRİ63
Söyleyişte
halk
şiirininsesini yakalamaya
çalışanSabahattin Ali, II.
Meşrutiyet'ten
itibaren
yaygınlıkkazanmaya
başlayanhececi
şiirisürdürür.
Bazı şiirlerindearuzu da dener. Klasik Türk
şiirindengelen
söyleyişive ahengi
yakalamaya gayreti içinde görünür. Ancak bu tür
şiirleri,birer nazire yahut hiciv
özelliği
gösteren fantaziden ve denemeden pek öteye geçemez. Bütün bunlar onun
Türk
şiir geleneğiyle bağkurma
çabasıiçerisnde
olduğunugösterir.
Sabahattin Ali'nin
şiirini çoğunluklaolumsuzluk duygusu sürükler. Bu
olumsuzluk duygusunu besleyen kaynaklar
yalnızlık, karşılıksız aşk,yalan,
dostsuzluk ve ümitsizlik
gibi
unsurlardır.
4Toplum içerisinde
yaşadığı
olumsuzluklar
karşısındakendi iç
dünyasınadönen
şair,ferdi beni ile
diğerinsanlar ve
dışdünyadaki
varlıklar arasındapsikolojik bir
çatışma alanıkurar.
Şiiride
iştebu
çatışma alanındavücut bulur. Bir sanatkar olarak onun
çatışma alanınınmerkezinde
"insan"
denen
varlıkve onunla ilgili problemler yer
alır.Daha sonra
çevresini saran olumsuz
şartlar,duvarlar, hapishaneler ve talih bu
çatışma alanınınmalzemesi durumuna
dönüşür.Sabahattin Ali, halk kültüründen ve halk
edebiyatındanhikayelerinde de
geniş
olarak
yararlanmıştır.Onun
Hasan
Boğuldu,Ses,
vb.
hıkayelerindeefsaneler, halk türküleri ve falklor
unsurlarıönemli bir yer tutar. Bu da gayet tabii
bir
şeydir.Zira,
"Bir metin hep daha dnce
yazzlmışmetinlerden
aldığtkesitleri yeni
bir
birleşimduzeni içerisinde bir araya getirmekten
başkabir
şey olmad1ğınagöre,
metinlerarasıda hep önceki
yazarlarınmetin/erine, eski
yazınsalbir
geleneğe
bir tür öykünme
işleminden başkabir
şey değildir. Kısacasıbu
bağlamdaher
yapıtbir
metinlerarasıdır.La Bruyere 'in
söylediğigibi, 'her
şeydaha önce
söylenmiştir',
'Yedi bin
yıldır
insanlar
vardırlar
ve
dıişünmektedirler
'. "
5Bizim burada ele almak
istediğimiz şiir,Sabahattin Ali'nin bir dizi halinde
yazdığı
"Hapishane
Şarkı"larından beşincisiolan
Hapishane
ŞarkısıV
başlıklı şiiridir.Söz konusu
şiir,kaleme
alındıktançok sonra
bestelenmiş,ideolojik bir
gençlik hareketinin psikolojik
dünyasındaakis
bulmuş,hatta propaganda
aracıhaline
dönüştürülmüştür.Bu
şiirinoldukça hareketli bir dönemde ideolojik
zeminde kabul görmesinin sebebi
başkaldırıduygusunu ve fikrini
taşımasının yanında"görecek günler"e
olan
inancıifade etmesindeki ümit dolu mesajda
aranmalıdır. Yazıldığı
tarih olan 1933'ten çok sonra, 1970'lerin ideolojik
zemininde,
bazıküçük
değişikliklerle, bayraklaştırılanbu
şiiribiz, böyle bir
temasla yetinerek, 1 970'li
yıllarınideolojik
yapısının dışındaele almak
düşüncesindeyiz.
Edebi eser inceleme prensibi çerçevesinde Sabahattin Ali 'nin
Hapishane
ŞarkısıV'e
kaynaklık teşkil ettiğini düşündüğümüz Karacaoğlan'ın4 Atıila Özkırımlı,
"Sunu",
Sabahattın Alı, Dağlarve
Ruzgar-Kurbağanın Serenadı-Otekı Şıır/er, Istanbul 1997, s 9.64
CAFER
GARİPERşiiriyle
Sabahattin Ali'nin söz konusu
şiiri arasındakibenzeriikiere ve
paralelliklere dikkat çekmek, iki
şiir arasındakiortak ve
ayrılantaraflar üzerinde
karşılaştırmalı
bir
şekildedurmak istiyoruz.
Karşılaştırmalı
Edebiyat Bilimi
adlıeserinde Gürsel Aytaç,
karşılaştırmalı edebiyatı"( .. )
farklıdillerde
yazılmışiki eseri konu,
düşünceya da biçim
bakımından
incelemek, ortak, benzer ve
farklı yanlarınıtespit etmek, nedenleri
üzerinde yorum getirmektir. "
6şeklinde
tarif
etmişken
ilerleyen sayfalarda
"Karşılaştırma,
ulusal
edebiyatınkendi eserleri üzerine
olabileceğigibi
farklıulusların edebiyatları arasında
da
yapılabilir.
"
7diyerek
karşılaştırmalı
edebiyat
incelemesinin
aynı edebiyatın farklıürünleri
arasındada
yapılabileceğinibelirtir.
Yine yazar,
aynıdevrede vücut
bulmuşeserler üzerinde
karşılaştırmaya gidilebileceğigibi,
farklızamanlarda
yazılmışedebi eserler
arasındada
karşılaştırma yapılabileceğini
ifade eder.
8Böyle bir konu bizi
metinlerarası ilişkilerve tesir problemiyle
karşı karşıyagetirecektir. Edebi eserde tesir, her zaman düz bir boyutta
gerçekleşmez.Bazen
sanatkar bir eserde geçen imajdan veya bir motiften etkilenerek benzer yahut
farklıyeni bir eser vücuda getirebilir. Kimi zaman tesir,
şekildeveya muhtevada
farklı yapıkazanarak da
karşımıza çıkabilir.Edebi eser seviyesinde tesir,
aslındaoldukça
karmaşık
ve tespiti güç bir konudur. Hangi
sanatkarınbir
bPşkasındanne ölçüde
etkilendiğini
belirlemek bazen çözümü zor, hatta
imkansızbir problem olarak
karşımıza çıkar.
Çünkü tesir, edebi eserin
dünyasında karmaşıkbir
yapıolarak
varlığını gerçekleştirir.
Bir
yazısında İnci
Enginün'ün de
belirttiği
gibi
"Edebiyat
araştrrınalarının
en
karışık,kesin
hıikümlerinimkansrz
olduğusaha tesir
araştırmalarıdır.
Benzemek veya tamamen
değişikolmak gibi birbirine
zıtiki yol
takip edebilen tesir meselesinde soyfenecek her soz
tartrşma
gdturur. "
9Yıne
Enginün bir
başka yazısmdatesir konusu üzerinde
çalışmanın zorluğuve tehlikesi
üzerıne
dikkat çekerek,
"Tesir konusu son derecede tehlikeli ve hassas bir
konudur.
Asrınuzrnpsikoloji incelemelerinde ortaya konan evrensel tipler,
semboller varken, bir yazann tiplerini bir
başkayazarrnkine ba?i;lamak çok
yanrltıcı
olabilir. Gerçekten tesir
araştrrmalarmda eğerkaynak belliyse neyin
alındığı,
neyin
reddedildiğiuzerinde durulur ve
bunlarınniçin ve
nasıl benimsendiğive ne olçüde
başan/i olunduğu araştmlrr.Bu tür
araştırmalarhem
edebiyat tarihi bilgisine katkrdrr hem de bir edebiyat eserinin
yaratılmasürecini
anlamaya yarar. Bir
sanatçınınhayal
gıicıinüneyin, ne zaman harekete
6 Gurscl Aytaç,
Karşılaştırmalı Edebıyat Blfınıı,Ankara I 997, s. 7
7 Gursel Aytaç, age, s 15
8 Gursel Aytaç, ay
9
!ncı Engiııun. "Nunılfalı Ataç'ın Go::uyle Yahya Kemal", Doğumunun 100. YılındaYahya Kemal
TEVEKKÜLÜN VE
BAŞKALDlRlNlN ŞiiRi65
geçirdiğini
tesbit,
çoğuzaman belgelenemez. Hatta bunu
sanatçınınkendisi de
bilemez "
10demektedır.
Burada
yapılanteorik
değerlendirmelerin ışığıııdaöncelikle inceleme
konumuz olan her iki
şiirin şekilyönünden
benzeşen,paralelik
taşıyanve
ayrılanyanlarını
tespit etmemiz gerekecektir. Cahit Öztelli'nin
Karacaoğlan Bıitün
Siirteri
adlı
kitapta
"Türkü"
bölümünde
gösterdiği Karacaoğlan'ııı şiiri
11halk
şiirinin
rağbet ettiği
ölçülerden biri olan hecenin sekizli vezniyle
söylenmiştir.Buna
benzer
şekildeSabahattin Ali'nin
Hapishane
SarkısıV
adlı şiiride sekizli hece
ölçüsüyle
yazılmıştır.Karacaoğlan'ııı şıırınııı
ilk
dörtlüğüa a a b'
şeklinde kafıyelenirken Sabahattın Alı'nınHapishane
Şark1s1V
başlığını taşıyan şiiriab' ab'
şeklindebir
kafıye
düzeniyle kaleme
alınmıştır. İki şiirin
de son dört hanesinde,
kafıye
sesleri
farklı
olmakla birlikte,
kafıye şeması aynıdır.Son hane olan
beşincidörtlükte
kafıye şemasının aynı olmasının yanınc!a kafıye
sesleri de benzerlik gösterir.
Bununla birlikte her iki
şiirinde hane
sayısı beştir.Halk
şiiri geleneğine bağlıolarak
Karacaoğlan tapşırmadabulunurken,
yenileşmedönemi Türk
şiiriiçinde
değerlendirmemiz
gereken Sabahattin Ali, her ne kadar halk
şiirinden beslenmişolsa da
malıtas kullanmamıştır.Her iki
şiir arasındadilin
kullanılışı bakımıııdanda benzerlik kurulabilir.
Sabahattin Ali, estetik zevkine
kaynaklık teşkileden halk
şiirinindiline
yaklaşanbir dil
kullanımınayönelir. Kelime seçimi, cümle
yapısı Karacaoğlan'ın şiirine yaklaşır.Hatta bu
bazı mısralardakelime
değişikliklerine rağmenoldukça paralel
söyleyişlerle karşılaşırız. Karacaoğlan' ın şiirindeki
nakaratla,
Gamlanma gönül,
gamlanınaSabahattin Ali'nin nakarat
mısraı,Aldırma
gönül,
aldırma...
Oldukça
yakınbir
söyleyişgösterir.
Karacaoğlan'ın şiir
üstübuna
yumuşakbir
söyleyişhakimdir.
Şiddetliduygu
bildiren ifadelere pek rastlanmaz. Ses kompozisyonu içerisinde de
yumuşaksesle-rin
ağırlıklıolarak
kullanıldığııııgörürüz. Bu, tevekkül sahibi
şairin düşüncesis-temi ile ilgili
yapının şiirdeki yansımasıolarak
değerlendirilmeyemüsaittir.
Olumsuzlukları yaşayan şair,
bu durumun geçici
olduğufikrine
salııptır. Nıtekım.Koyun meler kuzu me ler
Sular
hendeğinedolar
Ağlayanlarbir gün güler
Gamlanma gönül, gamlanma
1 O Inci Enginün,
Mukayeselı Edebiyat,Istanbul 1992, s 17
66
CAFER
GARİPER mısralarıtabiattakive hayattaki
dönüşümle sürekliliği vurgulamanın yanındaiyim-ser .duyguya
bağlıolarak
işlerinyoluna
gireceği anlamınıyüklenir. Ancak son
han ed e,
Naçar
Karac'oğlannaçar
Pençe vurup
göğsünaçar
derken içinde
bulunduğuolumsuz durumu
şiddetleifade etmeye yönelir. Bu
mısralarda sert sesler de
ağırlık kazanır.Sabahattin Ali'nin
şiir üslfıbuise kendine
ör-neklik
teşkil
eden
şiire
göre daha yüksek tona ve sert bir
söyleyişe
sahiptir.
İçinde
yaşadığı
olumsuz
şartlarıkabullenemeyen
şair, duygularınıyüksek bir ses tonu ve
sertleşen
ifadelerle dile getirir. Bu yüksek ve sert
söyleyiş, şiirindaha ilk
dörtlü-ğünden başlayarak
gittikçe artar. Son dörtlükte
şiddetde ifade eden,
Kurşunata ata biter;
Yollar gide
gıdebiter;
Ceza yata yata
bıter; Aldırmagönül,
aldırma...
söyleyişiyle tamamlanır.
Şiirleri
muhteva yönünden
değerlendirdiğimizde Karacaoğlan'ın şiirinintes-limiyetçi ve kaderci
anlayışı yansıttığına,tevekkül sahibi insana has ifadelerle
kurulu
olduğuna şahitoluruz .. Hayat
karşısındabu tarz
tavır alışınhalk
şiirindeve
klasik Türk
edebiyatındaörneklerine
sıkça rastlanır. Şiirden aktaracağımız,Koyun meler kuzu meler
Sular
hendeğinedolar
Ağlayanlarbir gün güler
Gamlanma gönül, gamlanma
mısraları
bunu gösterir mahiyettedir.
Karcaoğlan'ın şiiritalih
karşısındakiçaresiz,
kaderci
insanınduygu ve
düşünce dünyasını,hayat
karşısında takındığı tavrısergi-ler. Bu
tavır,biraz da
şairin yaşadığıdönemin ve hayat felsefesinin sonucu olarak,
pasifbir
tavır alış şeklindebelirir. Kaderci ve teslimiyetçi
anlayış,üst
yapıdaifade
değeri
kazanarak bizi
Tanrıfikriyle
karşı karşıyagetirir. Bu noktada
şiiriniç
dur-gunluğunu
klasik
Osmanlıdönemi zihniyetinin
kurduğunusöyleyebiliriz. Oysa
Sabahattin Ali'nin
şiirinde kabullenmişliğiniçinde bir dinamizm gizlidir. Bu
di-namizm,
aldırınama
ve
başkaldırı şeklinde belirir.ı
2Şiirin yazıldığı yıl
içerisinde
şairin
hapishane
hayatını düşünürsekonun
biyografısiylede
irtibatlandırabiliriz. Karacaoğlan'ın şiirinde olduğugibi Sabahattin Ali'nin
şiirindede seslenilen
varlık
"gönül"
dür. Her iki
şair
de "gönül"ü
kişileştirerek
ona seslenir.
İki şairde
de
12 Pertev Naili Boratav, Sabahattin
Alı'nın Hapıshane ŞarkısıJ'e
önce
"Eşkıya Şiirleri2"
adını verdiğini,daha sonra bundan vazgeçerek
Hapishane
Şarkısı başlığını koyduğunubildiriyor (Bkz.
Sabahattın, Alı
Butun
Şıırlerı,(Haz. Atilla
Özkırımlı),Istanbul2001, s. 151). Bu da
şairinbir dizi
başkaldırı şiirıyazmak
İsteğınde olduğunugösterir. Dizi halinde yazmak
istediği şiirleringenel
adını değiştirmişolmakla birlikte tematik
yapıyı sürdürmüşgörünmektedir.
TEVEKKÜLÜN VE
BAŞKALDlRlNIN ŞİİRİ67
bu,
şairinkendi gönlüdür. Gerek
Karacaoğlanve gerekse Sabahattin Ali,
teşhis ettiğigönlüne kendisinin
dışındabir kimlik
kazandırarakseslenme yolunu seçer.
Aslında
bu,
şiirin,halk
şiirinin sıkça başvurduğuifade tekniklerinden biridir.
Şair,kimi zaman kendisinden bir
parçayı,kimi zaman da bir
yakınınıveya kendisine ait
bir
eşyayı,tabiat
varlığınıyahut
hayatındayer tutan bir objeyi
şiirinifade
alanına taşırve onunla tek
taraflıdiyaloga
girişir.Böylece duygu
dünyasını genişletipifade
edebileceğianlam
alanınıkurar.
Karacaoğlan'ın şiirinde şairin sıkıntısının kaynağı açık
olarak belirmez.
Şair,daha çok
hayatınkendisine
hazırladığıkötü talih
karşısında yaşadığı olumsuzluğu şiirleştirdiğininsezgisini verir. Bunu yaparken de
biyografısininbelli bir cephesini
gösterecek
şekilde kurmadığı şiirinigenellerneye yönelerek sembolik bir ifadeye
yükseltir. Biz bu
şiirdenhareketle
şairinhangi problemden
dolayıböyle bir
şiiriortaya
koyduğununbilgisini
çıkaramayız.Ancak, olumsuz bir durumla
karşı karşıya kaldığınınsezgisini ediniriz.
Sabahattin Ali'nin
şiiride
Karacaoğlan'ınsembolik
söyleyişine yaklaşantarzda ifade
imkanınıarar. Fakat,
şiirinHapishane
ŞarkısıV
başlığını taşımasıve
şiirde
yer alan,
Dışarda
deli dalgalar
Gelip
duvarlarıyalar;
Seni bu sesler oyalar,
Görmesen bile denizi,
Yukarıyaçevir gözü
Deniz gibidir gökyüzü
mısraları
ile özellikle,
Cezayatayata biter;
mısraı, şairin biyografısinin
bir
tarafını
verir.
13Şüphesiz
bunda 16.
yüzyı
I saz
şair
i
Karacaoğlan'ın biyografısinin gereğince aydınlatılamamış olmasının payı
göz
ardıedilemez.
1413
Sabahattin Ali, Konya 'da 22 Aralık 1932 'de tevkif edildikten sonra; 29 Nısan
1933 tarih ve 1249
sayılıkanunla memuriyet
kaydıs ilin
ir.12
Mayıs1933 'te ise,
adına'Gurbet
Hapishanesı'de
deni-len Sinop hapishanesine
sürıilur. Aıle va dost çevresinden ıyice uzaklaşır, artık hafta sonu bile goruşime kimse gelmeyecektir. Hapishanede, Karadağdiye
anılan ilçıincu kısmın ıkinci katındadenız kenarındaki
kuçük bir
koğuşa yerleşir." Ramazan Korkmaz, Sabahattin Ali İnsan ve Eser, İstanbul 1997, s. 35; Pertev Naili Boratav, Mayıs 1933 tarihini taşıyan ve Sinop hapishanesindeşairin kendi el yazısı ile yazdığı bir nüshasının elindeki dosyada olduğunu bildiriyor. Bkz. Saha-hattın, Ali
Butun
Şıirleri, (Haz. Atilla Özkırımlı ), İstanbul 2001, s. 15 1.68
CAFER GARIPER
Karacoğlan'ın şiiri
teselli telkin eden bir
üslfıpiçinde
gelişir.Sabahattin
Ali'nin
şiirindeise tesellinin yerini
başkaldırıduygusu
alır. Başkaldırının yanındabir
başka teın aldırınaına, boş vermişlikbir
tavır alış şeklindekendini gösterir. Bu
aldırınaına, boş vermişlik şeklinde
beliren pasif
tavır alış, aslında karşı oluşunve
başkaldırının
alt
yapısını oluşturantipik bir ifade
durumundadır.Hapishane
Şarkısı
V,
bir aksiyon
adamının şiiridir.Her ne kadar ferdi
duygularınifadesi ön
planda ise de sosyal ve siyasi zeminde sisteme
karşıverilecek mücadelenin
inancının
izlerini de
taşır. Karacaoğlan'ın şiirindeise siyasi bir mesaj
değeriyle karşılaşılınaz.Ancak
şiir,iyi - kötü
zıtlığıekseninde ferdi seviyeden
başlayarakgenel ve sosyal
yapıya doğru genişler.Sabahattin Ali'nin
şiirindeolumsuz çevre
şartlarından
kaynaklanan
başkaldırı,metafizik alana yönelir ve dördüncü hanede
bu
başkaldırıduygusu en yüksek mertebeye
ulaşır. Şair,Dertterin
kalkınca şahaBir küfür yolla Allah'a ...
Görecek günler var daha;
Aldırmagönül,
aldırma...
ınısrafarında
da
görüleceğiüzere yüksek bir hitabet tonunun içinden adeta
haykırır.Tekke
edebiyatında Tanrıile teklifsiz üslüp içinde
konuşmanın,ona seslenmenin
bır
estetik
yapıolarak
geliştirildiği şiiriere rastlanır.Bunun Azmi, Kaygusuz Abdal
gibi
şairlerin şathiyelerinde
örnekleriyle
karşılaşmak ınümkündür.
15Ancak,
Sabahattin Ali'nin
şiirindeyer alan,
Bir küfür yolla Allah'a ...
mısraının kapladığı
anlam
alanı şiirimizde
pek rastlanan bir kategori
değildir.
16Zira hangi inanç
tabakalanışınave
anlayışasahip olunursa olunsun, Türk kültür
dünyasında
"Tann"
merkezli bir inanç modeli
geliştirilmiştir.Sabahattin Ali'nin bu
tavır alışının batıdan,
özellikle Nietzche gibi nihilist Alman
düşünce adamlarındanve 1920'1erin sonunda
bağlanmaya başladığını bildiğimizMarksist ideolojiden
gelmiş
bir
yapı olabileceğini düşünmekpek
yanlışolmaz.
Her iki
şiirinde atmosferini, içinde bulunulan olumsuz
şartlara rağmen, geleceğedönük iyimser duygu ve
düşüncelerkurar.
Karacaoğlan'dabu duygu ve
düşünceler,
·
Ağlayanlar
bir gün güler
Sağlıktırher
işin başıI 5 Cemal Kurnaz-Mustafa Tatçı. Tıirk Edebtyatında Şatluye, Ankara 2001.
16 Nıtckım. mısraın anlamındakı aşırılık dıkkat çekmiş olacak ki, Kerem Güney'in bestelediğı, nıu11syen Ed ıp Akbayram'ın seslendirdİğİ güftede söz konusu mısra bir kelime değişikliği ile "B tr stlem yolla Allalı 'a" şeklinde düzenlenmiştir.
TEVEKKÜLÜN VE
BAŞKALDlRlNIN ŞİİRİ69
Kara gün ömrü az olur
Kara gündür
gelırgeçer
mısralarında
ve özellikle her
dörtlüğünsonunda tekrarlanarak iyimserlik
duygusu-nu kuvvetli bir
şekildetelkin eden,
Gamlanma gönül, gamlanma
nakaratında
ifadesini bulur. Buna benzer
şekildeSabahattin Ali'nin
Hapishane
Şarkısı
V'te de
geleceğedönük iyimser duygu ve
düşüncelerönemli bir yer tutar.
Şu mısralar
bunu iyi bir
şekildegösterir:
Görecek günler var daha;
Y oiiar gide gide biter;
Ceza yata yata biter;
Karacaoğlan' ın
nakarat
mısraınabenzer
şekildekurulan Sabahattin Al i' n in
Aldırmagönül,
aldırma...
nakaratı
da benzer bir fonksiyonu üstlenerek bu iyimser duyguyu kurar. Her
ıki şiirinde
iyimserliğikuvvetle telkin eden nakarat
mısralarıylabitmesi,
geleceğedönük ümit ve iyimserlik duygusunun süreklilik
kazanmasını, şiirbittikten sonra
da
aynıduygu
çağrışıinınındevam etmesini
sağlar.Karacaoğlan' ın şi
irinde,
olumsuzluklarınhakim
olduğuiçinde
yaşananza-mandan
çıkıpdaha iyi bir devreye
ulaşmaümidi ve beklentisi
vardır.Sabahattin
Ali'nin
şiirindeise zaman fikriyle birlikte mekan fikri de belirir. Hatta mekana ait
olumsuzlukları aşına
duygusu zaman fikrinden de öne
çıkar. Şair,çevresini saran
mekana
aıtunsurlardan kurtulma arzusu
içındedir. Nıtekim,Dışarda
deli dalgalar
Gelip
duvarlarıyalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırmagönül,
aldırma...
ınısraları "dış"
ile
"iç"
zıtlığınıverir.
"Dış"hapishanenin
dışındakalan dünya,
"iç"
ise hapishanenin içerisidir.
Yukarıda kaydettiğİrniz ınısralardayer alan
"deniz"
imajıile sonraki
mısralardabenzetme unsuru olarak
kullanılan"gökyüzü"
dışdün-yanın
ifadesinde sembolik anlam yüklenir ve bu anlam ilgisi
ıçinde hürrıyet fikrinıgetirir. Hürriyet fikri ile birlikte
şairinçevresini saran
olumsuzlukları aşınaarzusu
da belirir.
Her iki
şiirdede su motifinin yer
alınasıilgi çekicidir.
Karacaoğlan'da su,
Sular
hendeğinedolar
ınısraında görüldüğü
gibi
akışve buna
bağlıolarak zaman fikrini
çağrıştırır. Şiirin bütünlüğüiçerisinde
gelişenanlam örgüsüne paralel olarak
yaşanankaydettiğı-70
CAFER GARIPER
miz ilk
mısradageçen
"deli dalgalar'
nitelemesi ve bu
dalgaların"gelip
duvarları yala"ması söyleyişi değişkenliğive
akışfikrini getirir.
Ayrıca şairsu motifini,
Görmesen bile denizi,
Yukarıyaçevir gözü
Deniz gibidir gökyüzü
mısralarında açıkça
ortaya koyar. Sabahattin Ali'deki su motifi,
Karacaoğlan'dakisu
motifınden farklılıkgösterir.
Karacaoğlan'daki "Suların hendeğine dolması"fikri
işinoluruna
varacağı,buna
bağlıolarak da
işioluruna
bırakmak gerektiği düşüncesini uyahdırır.Bu da kaderci ve teslimiyetçi
anlayıştan başkabir
şey değildir.Oysa Sabahattin Ali'de
"deli dalgalar'
şeklindenitelendirilen su,
teşhis sanatıyla şairin yalnızlığınıgideren, onun isyankar psikolojik
dünyasınauygun
yapı
kazanan
varlığa dönüşür.Türk
şiir geleneğiiçerisinde Sabahattin Ali'nin bu
şiirinindaha sonra Attila
İlhan
ve Ahmet Arif gibi
şairlerin geliştireceği başkaldırı şiirleriyle
tematik bir
bağının olduğu düşünülebilir. Nazım
Hikmet'le birlikte Sabahattin Ali'nin benzer
şiirlerinin.
sosyal gerçekçilik çizgisinde daha sonra
yetişengenç
şairlerebelirli bir
tesirinin
olduğunuda göz
ardıedemeyiz.
Bütün bu tespit ve
değerlendirmelerin ışığında,Sabahattin Ali'nin
·
Karacaoğlan'ın şiirini yaşadığıdevrin
şartlarıiçerisinde kendi psikolojik
dünyasıyla
yağurarakyeni bir mahiyet
kazandırmış olduğunu,yani edebi eser seviyesinde
dönüştürdüğünü
söyleyebiliriz. Kendisine örneklik
teşkileden
Karacaoğlan'ın şiiriyle kurduğuparalelliklere ve benzeriikiere
rağmen şiirine farklıbir mahiyet
kazandırdığını
görmekteyiz. Her iki
şiirinde bugün ses
sanatçıları tarafındanrad-yo, televizyon ve kaset çalarlarda
sıkçaseslendiriliyar
olmazınıngüzel bir tesadüf
olduğunu
ifade edelim.
[TÜRKÜ]
Koyun meler kuzu meler
Sular
hendeğinedolar
Ağlayanlar
bir gün güler
Gamlanma gönül, gamlanma
Yiğit yiğideyad olmaz
Ey ilerde ham süt olmaz
Bin kaygu bir borç ödemez
Garnlanma gönül, garnlanma
Yiğit yiğidin yoldaş ıHAPiSHANE ŞARKISI
V
Başın
öne
eğilmesin, Aldırmagönül,
aldırma;Ağladığın duyulmasın, Aldırma
gönül,
aldırma...
Dışarda
deli dalgalar
Gelip
duvarlarıyalar;
Seni bu sesler oyalar,
Aldırmagönül,
aldırma...
TEVEKKÜLÜN VE
BAŞKALDlRlNlN ŞİİRİ71
At,
yiğidinöz
kardaşı Yukarıyaçevir gözü
Sağlıktırher
işin başıDeniz gibidir gökyüzü
Gamlanma gönül, gamlanma
Aldırmagönül,
aldırma...
Yiğit yiğide
yar olur
Dertterin
kalkınca şahaKötülerde ham süt olur
Bırküfür yolla Allah'a ...
Kara gün ömrü az olur
Görecek günler var daha;
Gamlanma gönül, gamlanma
Aldırmagönül,
aldırma...
Naçar
Karac'oğlannaçar
Kurşunata ata biter;
Pençe vurup
göğsünaçar
Yollar gide gide biter;
Kara gündür gelir geçer
Ceza yata yata biter;
Gamlanma gönül, gamlanma
Aldırmagönül,
aldırma...
Karacaoğlan
Sabahattin Ali
(Cahıt Öztellı, Karacaoğlan
(Bütün
Şiirleri,{Haz. Atilla
Özkırımlı),Biıtiın Şiirleri,
Istanbul I 987, s.346)
Istanbul 200 I, s. 30)
Kubilay Aktulum
metinlerarasıtesir, daha
doğrusu ilişkiler agıuzerine
dikkat çekerken,
"ister
çağdaşister eski, ister klasik metinler söz konusu olsun,
metinlerarasmın
her
yazı kılgısına6zgü
değişmezbir özellik
olduğunu,hiçbir
metnin daha önce
yazılmış başkametinlerden
bağımsızolarak
yazılamayacağını, açıkya da
kapalıbir biçimde her metnin daha önce
yazılmışmetinlerden izler
taşıdığını,
önceki metinleri"
17hatıriattığını
ifade ediyor.
Fakat, edebi eserler
arasındabelirli bir tesirden bahsetmek de daima
mümkündür.
Cevdet
Perın'in
Tanzimat
Edebiyatında Fransız
Tesiri,
18adlı
eseriyle
batı
edebiyatlarından yapılan
tercümeler üzerindeki
çalışmalardakonu üzerinde
durulmuştur.
19Mukayeseli edebiyat
salıası
içinde yer alan ve monografik
çalışmalarla çeşitli
makalelerde temasla yetinilen tesir konusu
edebiyatımızda İnci
Enginün'ün
Mukayeseli EdebiyaP
0 ,Gürsel
Aytaç'ın Karşılaştırmalı
Edebiyat
Bilimi
21 ,Emel Kefeli'nin
aynı adı taşıyan Karşılaştırmalı
Edebiyar
2eserlerinde
I 7
KubıliiyAktulum,
Metinlerarası İlişkiler,Ankara 1999, s. 19.
I 8 Istanbul 1946
19
!ncıEngin ün,
Tanzımat Devruıde Shakespeare Tercümelerıve
Tesirı,Istanbul I 979; Zeynep
Kerman, 1862-191()
Yılları Arasında Vıctor Hugo'dan Yapılan Tercu/er Uzerınde Bır Araştırma,Istanbul 1978; Nedret
Pınar. 1900-1983 Yılları ArasındaTurkçe'de Goethe ve Faust Tercumeleri
Uzerınde BırInceleme,
Istanbul I 984.
20 Istanbul 1992
2 I Ankara 1997
72
CAFER GARIPER
bir problem
alanıolarak ele
alınmış,mukayeseli edebiyat
kavramındanbaşlayarak çeşitliproblemler üzerinde
durulmuştur.Kur'an'daki Mir'aç motifinin
İlahi Koınedya'da farklı
bir ifadeye ilham
kaynağı olması