• Sonuç bulunamadı

Sitoredüktif cerrahi ve hipertermik intraperitoneal kemoterapi geçiren hastaların kardiyovasküler durumlarının PRO-BNP, CK-MB ve Troponin-T ile değerlendirilmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sitoredüktif cerrahi ve hipertermik intraperitoneal kemoterapi geçiren hastaların kardiyovasküler durumlarının PRO-BNP, CK-MB ve Troponin-T ile değerlendirilmesi"

Copied!
56
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

Şekil

Şekil 1.Peritoneal Karsinomatozis Index
Şekil 2. HİPEK cihazı
Tablo 1. Çalışmada değerlendirilen parametreler
Tablo 2. Demografik ve Preoperatif Özellikler  TOTAL  (n = 30)  NE (+)   (n = 14)  NE (-)  (n = 16)  YAŞ (yıl)  54 ± 10  54 ± 9  55 ± 11  VÜCUT AĞIRLIĞI (kg)  72 ± 12  71 ± 14  73 ± 12  BOY (cm)  165 ± 10  165 ± 10  166 ± 11  BMI  26 ± 5  26 ± 5  27 ± 4  P
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Sonuç: Çalışmamıza göre akut myokart infarktüsü tanısı konan hasta serumlarında troponin I’nın özgüllüğü troponin T’den daha yüksek, troponin T’nin duyarlılığının

Sonuç olarak; minor myokardiyal hasarın en iyi göstergelerinden biri olan troponin-I'in preeklamptik gebelerde yüksek saptanması, preeklamptik gebeliklerde kardiyak

Bu yazıda; overin seröz karsinomuna bağlı peritoneal karsinomatozisde, sitoreduktif cerrahi ve hipertermik intraperitoneal kemoterapi sonrası nadir görülen cilt

Bu nedenle, akut miyokard infarktüsündeki kompleman aktivasyonunun, infarkt alan›n›n büyüklü¤ünü göstermede ve do¤rudan tedavi hedeflerini araflt›rmada, CK- MB düzeyi

Olgular›m›zda CK ve CK-MB düzeyindeki yük- sekli¤in klinik ve EKG ile uyumlu olmamas›, CK-MB aktivite ölçümünün total CK aktivitesini aflacak düzey- de yüksek

sonuçlarındaki küçük değişikl ikler metod ve hasta populasyonunu farklılığı yla ilgili olabilir. Bununla birlikte, bu serilerdeki ortak nokta -çalışmamızdaki

Bu çalışmanın amacı, akut miyokard infarktüsü ge- çiren hastalarda Tn-T'nin salınma eğrisini belirlemek ve klasik olarak kullanılan CK-MB ile karşılaş­..

Sonuç olarak, gerek SAP gerekse UAP olarak kabul edilen hastaların önemli bir bölümünde, rutin klinik ve laboratuar yöntemlerle saptanamayan mikroin- farktüslerin