• Sonuç bulunamadı

Nazım Hikmet'i sevmek

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Nazım Hikmet'i sevmek"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

15 OCAK 2000 CUMARTESİ CUMHURİYET w w w m

KÜLTÜR

[email protected]

Nâzım Hikmet*! sevmek

► Düşünce

değiştirenlerle görüntü

değiştirenler birbirine

karıştı. Derken bir baktık,

olmayacak yerlerden

Nâzım Hikmet’in sesi

gelmeye başladı:

Demokratlığını, ne kadar

hoşgörülü olduğunu

göstermek isteyenler,

yıllarca devlet eliyle yok

edilmeye çalışılmış bir

şairden şiirler okuyorlar.

M EM ETFUAT___________________ Nâzım Hikmet’in “Resimli Ay” der­

gisinde “Puflan Yıkıyoruz” yazılarım ya­ zıp eski-yeni kavgasını başlattığı, ilk ki­ tabı 835 Satır’ı yayımladığı yıl 1929. O nuncu kitabı Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı ise 1936’da ba­ sılıyor. 7 yılda 10 kitap.

1938’de cezaevine giriyor. Cezası 28 yıl 4 ay.

12 yıl sonra, 1950 Temmuzu’ nda, ge­ nel bir bağışlama yasasıyla salıverili- yorsa da, kapısının önünde bir polis ci­ piyle adım adım izlenerek yaşamak zo­ runda kalıyor. Kulağına öldürüleceği fı­ sıldanınca, 1951 Haziranı’nda, karısını, yeni doğmuş çocuğunu bırakıp Sovyet- ler B irliği’ne kaçıyor.

Dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı yolculuklarla uluslararası bir ün kaza­ nıyor, Türkiye denince ilk akla gelen adlardan biri oluyor.

1963’te Sovyetler Birliği’nde yurt öz­ lemi içinde ölüyor.

Türkiye’de şiirlerinin yeniden yayım­ lanması, ancak ölümünden iki yıl son­ ra, Doğan Avcıoğfcı’nun çıkardığı “Yön” dergisinin “yiğitlik” olarak değerlendi­

Yirminci Asra Dair

- U yum ak şimdi,

uyanm ak yüz yıl sonra, sevgilim... - Hayır,

kendi asrım beni korkutmuyor

ben kaçak değilim.

Asrım sefil

asrım yüz kızartıcı, asn m cesur,

büyük

ve kahraman.

Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman. Ben yirm inci asırlıyım

ve bununla övünüyorum. Bana yeter

yirm inci asırda olduğum safta olm ak

bizim tarafta olmak ve dövüşm ek yeni bir âlem için...

- Y üz yıl sonra, sevgilim...

- Hayır, her şeye rağm en daha evvel. Ve ölen ve doğan

ve son gülenleri güzel gülecek olan yirm inci asır (Benim şafak çığlıklarıyla sabaha eren m üthiş gecem), senin gözlerin gibi, Hatçem,

güneşli olacaktır...

12. 11.1941

rilen girişimiyle başlıyor. Önce dergide şiirler, sonra Kurtuluş Savaşı Destanı.

A rkadan öbür yayınevleri. Eski ki­ tapların yeni basımları, yeni kitaplar. Savcılar, polisler, yargıçlar, bilirkişiler. Toplanan kitaplar, aklanan kitaplar. Toz duman içinde bir çekişme.

Ne oluyoruz?

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden birinin kitapları yayımla­ nıyor.

İyi de, neden bu doçent “Aman ho­

cam!” diye yalvararak profesörünün gö­

zünün içine bakıyor?

Şiir adına neler yaşandı bu memleket­ te!..

M em leketim den İnsan M anzarala­ r ı m yayımladığım için 15 yıl ceza ye- m edim se, bunu bir doçentin “ şiir” in yargılanamaz olduğunu bilmesine borç­ luyum.

Nâzım Hikmet, ölürken, iki yıl son­ ra Türkiye’de kitaplarının yayımlana­ cağını aklından bile geçirmiyordu sanı­ rım. Dahası Piraye’nin Saat 21-22 Şiir- leri’ni, Rubailer’i, Dört Hapishaneden’i kendi basıma hazırladığı m üsveddele­ riyle sakladığını da bilmiyordu. Şu 1941 yılında bölümü dışında M emleketim­ den İnsan M anzaralan’mn polisin elin­

de kaldığını, Sabahat ile Evler Yıkılın­ ca adlı oyunlarının kayıp olduğunu sa­ nıyordu.

Türk yazınından devlet eliyle silinme­ ye çalışılmış, yapıtları dört bir yana sav­ rulmuş bir şair.

1938-1965, tam yirmi yedi yıl, şiir­ leri, kitapları kendi dilinde, kendi ülke­ sinde yayımlanmıyor.

Namık Kemal sürgün yolunda Sirke-

ci’den aşağı, vapura doğru giderken, Va­ tan yahut Silistre’yi coşkuyla izleyip sokaklara dökülen sevgili halkının ken­ disini görevlilerin elinden almak üzere ne zaman ortaya çıkacaklarını beklermiş.

isteyen çıksın, vapurda yer çok. Gü­ le oynaya giderlerdi.

Evet, 1965’te Doğan Avcıoğlu’na “yi­

ğit adam” diye bakılmıştı.

Soma?

Sonra Sovyetler Birliği dağıldı. Paris’te aydınlar Manc’tan söz etmeye utamyor- larmış dendi. Bir haftada toplumsalcı ke­ silen nice “okumaz yazar”ımız gene bir haftada inanılmaz özgürlükçü dem ok­ rat kesildiler.

Düşünce değiştirenlerle görüntü de­ ğiştirenler birbirine karıştı. Derken bir baktık, olmayacak yerlerden Nâzım Hik­ m et’in sesi gelmeye başladı: Demok­ ratlığım, ne kadar hoşgörülü olduğunu gösterm ek isteyenler, yıllarca devlet eliyle yok edilmeye çalışılmış bir şair­ den şiirler okuyorlar.

Sayın Alparslan Türkeş parti kongre­ sinde binlerce yandaşının karşısında, Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demi­

rci

televizyonda milyonlarca yurttaşı­ nın karşısında Nâzım H ikm et’in şiirle­ rinden alıntılar yapıyorlar...

Nasıl olur? Oluyor. Ben yaşadım, gör­ düm.

Kimileri hoşlanıyor bundan, “Şiirin

gücü!” diyorlar.

1929 ile 1938 arasında, kendileri ko­ münist olmayan, ama yazınımızda dev­ rim yapan bu delikanlı şairi gerçekten seven insanlar çoktu.

Onun şiirinden tat alır, şairliğini öve öve bitiremez, “Düşüncelerine katılma­

sak da...” diye söze başlarlardı. Yazın­

dan anlayan, başka yazarlan, başka şa­ irleri de izleyen, yaklaşımlarıyla güven veren kişilerdi. Komünizm en büyük tehlike olarak görülürken şiir adına ses­ lerini yükseltmekten çekinmeyecek ka­ dar erdemliydiler.

Şimdi, bakıyorum, televizyonların ha­ ber spikerleri bile yirminci asn Nâzım’ın dizeleriyle yolcu ediyorlar.

Evet, kimileri hoşlanıyor bundan. “Şi­

irin gücü!” diyorlar.

Ben nedense hüzünleniyorum.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

birlerini pencereden, kapıdan göre göre birbirlerine gönül verdikten son ra mektuplaşmağa girişmiş, bundan bir müddet sonra daha ötelere gittik leri halde

Tablo 8: "Türk iĢletmeleri yabancı sözcük içeren marka adını dıĢ pazara açılırken tercih etmemelidir." Fikrine Katılma Düzeyi Türk işletmeleri yabancı sözcük içeren

Kassing ve Avtgis [11], içsel kontrol odağına sahip çalışanların orta derece ya da dışsal kontrol odağına sahip çalışanlardan daha fazla açık muhalefet

İnsanlığın başlangıcından bugüne değişime uğrayan doğada görülen farklılıklar, değişen toplumsal değerler ve doğa insan ilişkisi ve sanat- sal

Nine apansızın ölüp varı yo ğu ka­ panım elinde kalınca baskısız kalan Sadi, K avuklu H am dinin orta oyun­ larında, Şevkinin tiyatrosunda aktör lüğe

A number of independent practice tasks can be suggested for the client following the first consultation, for example, collection of stuttering severity scores during everyday talking

BEN DE FOTOĞRAFINI ÇEKİYORUM — Sami Güner’e göre Yunus Emre’den Tlırgut Uyar’a şairler, insanın ve doğanın şiirini yazıyor, kendisi de fotoğrafını

SEVSAY: Türkiye’de, merhum Cemal Reşit Rey ile 9-10 yıl süren çalışmala­ rımdan sonra uzun bir süre Viyana Mü­ zik Akademisi’nde Kompozisyon ve Or­ kestra