• Sonuç bulunamadı

Gençler arasında

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Gençler arasında"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Gençler arasında

Nesir - Nazım

Gözlerin sırrı.. \

Yazan: Nur Tahsin H .

Basan: Muallim A h m et Halit kitaphanesi

Genç nasır ve şairlerimizden ni - çin bahsetmiyorsunuz? Sualine mu- i hatap olmak, münekkidin arasıra uğradığı serzenişler cümlesindendir. Ben, hep malûm şöhretlerden bah - setmek istiyenlerden değilim, fakat okuyucularıma arzedecek az çok değerli, daha doğrusu istidat alâ - metlerini havi genç eserlere rast gel­ meliyim ki, dar sütunlarımı bunlara hasredeyim. Genç kelimesi yanlış tefsir edilmemelidir. Türk muharrir­ leri arasında yirmi beş ilâ otuz beş yaşında olanlara genç vasfını ve - recek olursanız kıyametler kopar ve: «— Efendim, biz, on senedir yazı yazıyoruz, derse ihtiyacımız yok - tur.»

Nidalarına ve itaplarına uğrar - siniz. Bizde gençler sınıfına ancak yirmiye kadar olanları ayırmak icap ediyor. Halbuki, bu yaş, tahsil ça - ğıdır. Evet, şairlik ve nasirlik isti -

dadı, (don) gençlikte kendini

göstermeğe başlar. Fakat o kadar.. Yoksa esaslı yazılar, otuz otuz beş yaşından sonra meydana getirilir ve getirilmelidir. Çünkü o zamana ka­ dar insan, yazı yazmakla beraber, mütemadiyen malûmat kesbetmek ve tecrübe edinmek ile meşgul ol - mak gerektir. Hakikî san’atkârlar, eserlerini kırk ilâ yetmiş yaşlarında vücude getirirler. Bu kaidenin istis­ nası yok değildir. Harikulâde istidat lar,tabiî kabiliyetin fevkinde dehalar vardır. Maamafih, düşünmeliyiz ki, meselâ Voltaire bir şaheserini yet - miş yaşında yazmıştır. Anatole France’m altmış yaşından yetmişine kadar yazdığı eserlerin hemen hepsi birer şaheserdir. İster nâsir ister nâ­ zım olsun gençlerimize şu düsturu bir dakika gözden uzak tutmama - larını tavsiye ederim:

«İlham, ne ısıtma nöbetine ben - ziyen bir arızadır, ne de zorla ve fazla didişme ile elde edilebilecek bir cevherdir. İlham, daimî bir ça -

Lşma ve ihtimamın semeresidir.» ( 1 )

Yazı işinde en fena şey isticaldir. İstical eden muharrir, ne üslûbunu üşüyebilir, ne de mevzularını bihak­

kın tetkik ederek ciddî ve esaslı bir plânla çalışmağa muvaffak olur. Is­ panya’ da on yedinci asırda yaşamış meşhur İspanyol şairi Lope de Vega gibi hayatında (2000) (2 ) tiyatro piyesi yazan muharrirlerin bizde yetişmesini temenni etmem. Lope de Vega beş yaşında lâtince okurmuş, daha eline kalem almadan manzu ­ meler söylermiş.. On üç yaşında dört perdelik komediler vücude getir - miş. Müddeti ömründe vasatî bir he­ sapla senede kırk manzum tiyatro yazmış t Uç bin mısralı bir komediyi yirmi dört saatte kaleme aldığı vaki imiş. Fakat bu derece velût ve feyizli bir dimağın bize kadar gelmiş bir şaheserini hatırlamıyorum.

Gençlerimize verilecek nasihat: Çalışmak, daima çalışmak, okumak, daima okumaktır. Bundan başka muharrirlik ve ediplik etmek heve­ sinde olan Türk gençlerinin, Avru­ pa’nın büyük canlı lisanlarından bi­ rini behemehal ve mükemmelen öğ - renmesi elzemdir.

Bu kısa mukaddimeden sonra, müsteit iki gencimizin yazılarını bu makaleme mevzu yapacağım.

N T a h s i n Hanım s

Gözlerinin sırrı unvanlı büyük hi kâye muharriri Nur Tahsin H. Eren-i köy Kı.Tİisesinden mezundur. Mek -■ tepte iken yazdığı (Mimi) isimli ki*î çük hikâyesi, hocası Reşat Nuri Be­ yin takdir ve delâletile (Son Saat) gazetesinde çıkmıştı. Müteaddit mec­ mualarda yazıları intişar etmiştir. Nur Tahsin Hanımın tahsiline devam etmek üzere Avrupa’ya gideceğini memnuniyetle öğrendim.

Gözlerinin sırrı isimli büyük hi - kâye, seksen sahifelik bir romandır. Bu kitabı okuduğum zaman, üslûp itibarile pek genç bir muharririn karşısında bulunduğumu zannetme- miştim. Çünkü bu üslûpta, hiç bir pürüz görmedim; tatlı, hafif, sade türkçe, berrak, billûr gibi cari bir suyu andıran bu üşlûp ile Nur Tah­ sin H. istikbale emniyetle bakabilir.

İstanbul - 1931 I :

,i

Nur Tahsin a . Romanın m evzuu :

Füsun (romanın kahramanı) yal­ nız gözleri güzel, hassas, içli bir genç kızdır. Şairdir. Şiirlerini Nerime Cavit namı müstearile neşrediyor. Füsun çirkin olduğu için, çok sev - diği Fahri Celâl’e Nerime Cavid’ in kim olduğunu söylemiyor. Fahri Ce­ lâl, Füsun’un arkadaşlarından Na - zan’a nişanlanacak.. Fahri Celâl mütereddit. Bu tereddüdü şaire Ne­ rime Cavit’e olan aşkından doğuyor. Bu tereddüdü izale ettirerek saade­ tini kaçırmamak istiyen Nazan, şai- renin hüviyetini Fahri’ye bildirmek için Füsun’ dan müsaade istiyor. Ne müşkül ve nazik vaziyet!.. Füsun Fahri Celal’ı sevdiği halde buna razı oluyor. Fakat teessüründen, İstan­ bul’da kalamıyarak İzmir’ e gidiyor. Nazan’dan mektup.. Gûya Fahri Ce­ lâl:

* Benim tasavvur ettiğim Nerime Ca- vit’le, Füsun’un hiç bir münasebeti yok, diyor, kahkahalarla gülüyordu.> (S. 68)

Bu sözler zavallı Füsun’un kalbini parçalıyor. Genç kız derhal kararını veriyor. Onun bir işaretine bakan ve kendisini çıldırasıya seven ve Bur- sa’ya yeni tayin edilen Süha’ya yazı­ yor. Süha Bursa’da onunla evlenme­ ğe çılgın bir sevinçle razı oluyor. Za­ vallı genç kız kendi saadeti üful e- derken bir başkasını mes’ut etmek­ le acı ve derin bir haz duyuyor. İz­ mir’den bir mektup.. Fahri Celâl’in gecikmiş bir mektubu.. Itirafat. Fah­ ri Celâl Nerime Cavid’in kim oldu -

ğunu evvelce biliyormuş. Füsun’u

candan seviyormuş. Ona ellerini u- zatıyor. izdivaç teklif ediyor. Fa - kat iş işten geçti. Burada bir emri vaki var. Füsun evlenmiştir. Hatıra defterini ve Fahri Celâl’ in bu mek­ tubunu yakıyor ve iki damla göz ya- şile söndürüyor!..

Bu hikâyede asil hislere, rikkat verici fedakârlıklara, ruhî tahlillere tesadüf ediliyor. Eserin sun’î görü­ lebilecek kısmı bilhassa Bursa’daki evin ve yaşayışın tasviridir. Bu ki - sımda hiç bir (couleur locale) yok. Oradaki yaşayış (réel) şe’nî gibi görünmiyor. Meselâ Bursa’ daki evi

dünyanın neresine koysanız, ayni

tasvir ile tetabuk edebilir; bir hu - susiyeti, mütebariz (saillant) bir va­ ziyeti, (originoüté) si yok.Muntazam ve çok sevimli bir üslûba mukabil

bu gibi bazı noksanlar, hayat tecrü­ besi fikdanmdan ileri gelen şeylerdir ki, zaman ve tecrübe onları, kendi­ liğinden tashih edecektir. Her halde, bu eserin mütaleasını bütün gençleri tavsiye edebilirim.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Fakat İshak Sü- kûtî, Abdullah Cevdet ve Tunalı H il m i ve diğerlerinin memuriyet kabu lUnden evvel çok canlı bir duruma girmiş bulunan Cenevrede «İn ti -

Sonuç olarak, çalışmanın örneklemini oluştu- ran okullarda zorba-kurban grubunda yer alan öğrencilerin diğer öğrencilere göre daha düşük benlik saygısına,

Türk seramik sanatçılarından Füsun Kavalcı, Türkiye’de kadının toplumsal rolünü inceleyerek eserlerine aktarmış; bununla birlikte farklı malzeme

Normal doğum ve infeksiyon birlikte olan preterm doğumda olabilecek maternal fetal plasental mikrobiyomdaki fizyolojik ve patolojik değişmeler. Doğumun şekli ve

1) Net ve spesifik indikasyonlarla anneye verdiği fayda fetusa verebileceği riskten fazla değilse mümkün olduğunca ilk trimesterde ilaç

• 3.trimester plasental yetersizliği tanımlamada GA yaşına uyarlanmış fetal CPR (MOM),UtA (MOM) ve tahmini fetal ağırlık (persentil) birlikte değerlendirmek faydalı

 Hafif-Orta risk TPF :Sabah injeksiyondan 3-4 saat sonra hedef anti-Xa 0.5-1.2 IU/ml olacak şekilde,.  Yüksek Riskli grup TPF: DMAH injeksiyonundan önce 0.5

 Oksidatif stres altında plasentada sinsitiotrofoblast debrisinde artış sistemik inflamasyon cevabını ve PE klinik bulgularını ortaya çıkarır (Rajakumar,2012). 