• Sonuç bulunamadı

Konya ili fasulye üreticilerinin bitki koruma uygulamalarına yaklaşımlarının belirlenmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Konya ili fasulye üreticilerinin bitki koruma uygulamalarına yaklaşımlarının belirlenmesi"

Copied!
99
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

KONYA İLİ FASULYE ÜRETİCİLERİNİN BİTKİ KORUMA UYGULAMALARINA

YAKLAŞIMLARININ BELİRLENMESİ Seda AYDIN

YÜKSEK LİSANS TEZİ Bitki Koruma Anabilim Dalı

Ağustos-2015 KONYA Her Hakkı Saklıdır

(2)
(3)
(4)

i

YÜKSEK LİSANS TEZİ

KONYA İLİ FASULYE ÜRETİCİLERİNİN BİTKİ KORUMA UYGULAMALARINA YAKLAŞIMLARININ BELİRLENMESİ

Seda AYDIN

Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bitki Koruma Anabilim Dalı

Danışman: Prof. Dr. Nuh BOYRAZ 2015 87 Sayfa

Jüri

Prof. Dr. Nuh BOYRAZ

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, Konya ili Altınekin, Çumra ve Ereğli ilçelerinde Fasulye üretiminde, üreticilerin bitki koruma uygulamalarına yaklaşımlarının tespit edilmesidir. Bu amaçla 2014 yılında her ilçede fasulye üretimi yapan 20 çiftçi ile anket çalışması sonuçlarından, yerli ve yabancı literatür ile kamu kurum ve kuruluşlarından elde edilen verilerden yararlanılmıştır.

Elde edilen sonuçlara göre üreticilerin çok azı bitki koruma konularındaki tavsiyeleri ilgili teknik elemanlardan alırken, üreticilerin çoğunluğunun etikette belirtilen doz oranından fazla ilaç kullandıkları, boş ilaç ve gübre artıklarını imha etmedikleri, ilaçlamadan sonra gereken bekleme süresine uymadan mahsulünü hasat ettikleri ve ilaç uygulamaları sırasında herhangi bir koruyucu önlem almadıkları ortaya çıkmıştır. Çiftçiler bitki koruma sorunlarının çözümünde genellikle kimyasal savaş yöntemini tercih etmekte olup, bilinçsiz pestisit uygulamaları beraberinde insan ve çevre sağlığı açısından birçok olumsuzlukları gündeme getirmektedir.

Çalışmada elde edilen sonuçların insan ve çevre açısından oluşturabileceği olumsuzluklar ve çözüm önerileri tartışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Bitki koruma Sorunları, Fasulye, Üretici, Konya, Altınekin, Çumra, Ereğli

(5)

ii MS THESIS

DETERMINATION OF THE APPROACHES OF BEAN GROWERS OF KONYA CITY TOWARDS THE APPLICATIONS FOR CROP PROTECTION

Seda AYDIN

THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY

THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE IN MECHANICAL ENGINEERING

Advisor: Prof. Dr. Nuh BOYRAZ 2015 87 Pages

Jury

Prof. Dr. Nuh BOYRAZ ABSTRACT

The purpose of this study is to determine plant protection applications of producers at Bean Production in Province Konya, districts Altınekin, Çumra and Ereğli. Questionnaire studies result applied to 20 farmers who are dealinğ with bean production from every district in 2014, local and foreign literatüre scanninğ, data obtained from public organizations and institutions have been used fort his purposse.

According to the results, while a few growers made use of the suggestions and advice made by the related technical experts, it has been found that most of them: have followed the technical advices given by pesticide dealers and neighbour growers, etc. instead of technical experts in plant protection; used much more pesticide dosage than that of indicated in the label; didn‟t dispose of useless pesticides and fertilizer wastes; harvested products after pesticide applications without obeying the label instructions. During the pesticide applications, most of the growers have not obeyed the protective instructions. Growers usually preferred chemical control applications for common plant protection promlems. Frequently use of pesticides, cause serious problems for human health and environmental pollution.

Results were evaluated in the frame of human and environmental prospects and some recommendations were discussed.

Keywords: Plant Protection Problems, Beans, Farmers, Konya, Altınekin, Çumra, Ereğli

(6)

iii TEŞEKKÜR

Çalışmam sırasında benden yardımlarını esirgemeyen, bilgileri ve hoşgörüsüyle daha iyi neticelere ulaşmamda bana yardımlarıyla destek olan hocam Sayın Prof. Dr. Nuh BOYRAZ‟a çok teşekkür ederim.

Hayatım boyunca attığım her adımda yanımda olan, başarılı olacağıma her zaman inanan, benim bu günlere gelmemde maddi ve manevi desteklerini her zaman önüme sunan yüce insanlar annem Servet KARAKAŞ, teyzem Fatma KARAKAŞ, merhum anneannem Firuzan KARAKAŞ ve teyzem Zerrin YILMAZ‟a; çalışma süresince desteğini hiç eksik etmeyen sevgili eşim Ercan AYDIN‟a ve dünya tatlısı kızım Elif Selen AYDIN‟a sonsuz teşekkürler.

(7)

iv İÇİNDEKİLER ÖZET ... İ ABSTRACT ... İİ TEŞEKKÜR ... İİİ İÇİNDEKİLER ... İV TABLOLAR LİSTESİ ... Vİİ ŞEKİLLER LİSTESİ ... İX 1.GİRİŞ ... 1 2.KAYNAK ARAŞTIRMASI ... 3 3.MATREYAL VE METOD ... 10 3.1. Materyal ... 10

3.1.1. Konya ili genel özellikleri ... 10

3.1.2.İklim ... 11

3.1.3. Bitki örtüsü ... 12

3.1.4. Altınekin ilçesinin genel özellikleri ... 12

3.1.5. Çumra ilçesinin genel özellikleri ... 12

3.1.6. Ereğli ilçesinin genel özellikleri ... 13

3.2. Metod ... 13

4.BULGULAR VE TARTIŞMA ... 14

4.1.Üreticilerin Öğrenim Durumu ... 14

4.2. Üreticilerin Arazi Varlığı ... 15

4.3.Sulama ... 17

4.4. Münavebe ... 19

4.5.Üretici Gözüyle Hastalıkların Salgın Sebebi ... 21

4.8.Üreticilerin İlaçlamaya Karar Verme Zamanı... 23

(8)

v

4.10.Üreticilerin Bitkileri Kontrol Etmeden Düzenli İlaçlama Karar Verme Şekilleri

... 26

4.11.Üreticilerin İlaçlama Yapmaya Karar Verme Şekilleri ... 27

4.12.Üreticilerin Tarım İlaçlarını Temin Ettikleri Yer... 29

4.13. Üreticilerin İlaç Seçiminde Dikkat Ettikleri ... 29

4.14.Üreticilerin Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Amacına Yönelik Kurs Eğitimi ... 31

4.15.İlaçlama Yöntemi Seçiminde Çiftçilerin Davranışı ... 32

4.16.Üreticilerin Fasulyede Yaptıkları İlaçlama Sayısı ... 34

4.17.İlaçlama Zamanı Seçiminde Çiftçilerin Davranışı ... 35

4.18. Üreticilerin İlaç Uygulama Şekilleri ... 36

4.19.İlaç Dozu Seçiminde Çiftçilerin Davranışı ... 38

4.20.İlaçlama Suyunun pH'sı ... 40

4.21.Üreticilerin İlaçları Karıştırarak Kullanma Alışkanlıkları ... 43

4.22.Üretici Perspektifinden İlaçların Etkinliği ... 45

4.23.Kullanılan İlaçların Etkisizlik Nedenleri ... 47

4.24.Üreticilerin Tarım İlacı Hazırlama Alışkanlıkları ... 48

4.25.Üreticilerin İlaçlama Yaparken Uyarı Levhası Kullanma Alışkanlıkları ... 50

4.26. Tarımsal İlaçlamalarda Pestisitlerin Uygulayıcıya Etkileri ... 51

4.28.Üreticilerin İlaçlamadan Sonraki Davranışları... 55

4.29. İlaçlamadan Sonra Artan İlaçlı Suyu ve Depo Yıkaması Sonucu Oluşan İlaçlı Artık Suyu Yok Etme Alışkanlukları ... 56

4.30. İlaçlama Öncesi Ve Sonrası İlaçlamada Kullanılan Alet ve Ekipman İçin Yapılan Uygulamalar ... 58

4.31.Üreticilerin Kullandıkları İlaçları Saklama Şekli ... 59

4.32.İlaçlı Mücadele‟nin Çevre Kirliliği İle İlişkisine Üreticilerin Bakışı ... 60

(9)

vi

4.34.Üreticilerin Kalıntı Sorununa Bakışı ... 63

4.35.Üreticilerin İlaçlamadan Sonra Boş Ambalajlara Uyguladıkları İşlemler ... 65

4.36.Üreticilerin Biten İlaçların Kutusunu ... 67

4.37.Üreticilerin İlaçlama ile Hasat Arasındaki Bekleme Süresi Hakkındaki Görüşü ... 68

4.38.Üreticilerin Tarımsal İlaçtan En Çok Zehirlenme Şekli ... 70

5.SONUÇ VE ÖNERİLER... 73

6. KAYNAKÇA ... 75

7. EK ... 81

(10)

vii

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo1.Üreticilerin Öğrenim Durumu ile İlgili Cevaplar Oranı (%) ... 14

Tablo 2. Üreticilerin Arazi Varlığı ile İlgili Cevaplar Oranı (%) ... 16

Tablo 3 . Üreticilerin Sulama Şekli ile İlgili Cevaplar Oranı (%) ... 17

Tablo 4 . Üreticilerin Münavebe ile İlgili Cevaplar Oranı (%) ... 19

Tablo 5. Üreticilerin Münavebe Yaptıkları Ürün ile İlgili Cevaplar Oranı (%) ... 19

Tablo 6. Üreticilerin Hastalıkların salgın sebebi ile İlgili Görüşleri Oranı (%) ... 21

Tablo 7. Üreticilerin İlaçlamaya Karar Verme Zamanı hakkındaki Görüşleri (%) ... 24

Tablo 8 . Üreticilerin İlaçlama Yaptıkları Hastalıklar(%) ... 25

Tablo 9. Üreticilerin Hastalıkla Karşılaşmamak İçin İlaçlamaya Karar Verme Şekilleri Hakkındaki Görüşleri (%) ... 26

Tablo 10. Üreticilerin İlaçlamaya Yapmaya Karar Verme Şekilleri Hakkındaki Görüşleri(%) ... 28

Tablo 11. Üreticilerin Tarım İlaçlarını Temin Ettikleri Yer ... 29

Tablo 12 . Üreticilerin İlaç Seçiminde Dikkat Ettikleri ile İlgili Görüşler (%) ... 30

Tablo 13 . Üreticilerin Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Amacına Yönelik Eğitimi (%) ... 32

Tablo 14 . İlaçlama Yöntemi Seçiminde Üreticilerin Görüşleri (%) ... 33

Tablo 15 . Üreticilerin Araziyi İlaçlama Sayısı(%) ... 34

Tablo 16 . İlaçlama Zamanı Seçiminde Çiftçilerin Görüşleri(%) ... 36

Tablo 17 . Üreticilerin İlaç Uygulama Şekilleri Hakkındaki Görüşleri (%) ... 37

(11)

viii

Tablo 19. Üreticilerin ilaçlama suyunun pH'sı ile İlgili Cevaplar Oranı (%) ... 40

Tablo 20 .Üreticilerin İlaçları Karıştırarak Kullanma Alışkanlıkları (%). ... 43

Tablo 21. Üreticilerin Kullandıkları Zirai İlaçların Etkisi ile İlgili Görüşleri(%) ... 45

Tablo 22. Üreticilerin Kullandıkları Zirai İlaçların Etkisizliği ile İlgili Görüşleri (%) .. 47

Tablo 23 . Üreticilerin Tarım İlacı Hazırlama Alışkanlıkları (%) ... 49

Tablo 24. İlaçlama Yaparken Tarlaya Uyarı Levhası Kullanma Alışkanlıkları (%) ... 50

Tablo 25. İlaçlama Yaparken Aldıkları Tedbirler (%) ... 52

Tablo 26. İlaçlama Yaparken Oluşabilecek Soruna Karşı Aldıkları Tedbirler (%) ... 53

Tablo 27 . İlaçlamadan Sonraki Davranışları (%) ... 55

Tablo 28 . İlaçlamadan Sonra Artan İlaçlı Suyu Ve Depo Yıkanması Sonucu Oluşan İlaçlı Atık Suyu Yok Etme (%) ... 57

Tablo 29. İlaçlama Alet ve Ekipman Temizliği Alışkanlıkları (%). ... 58

Tablo 30. Üreticilerin Kullandıkları İlaçları Saklama Şekli (%) ... 60

Tablo 31. Üreticilerin İlaçlı Mücadele Çevreyi Kirliliği İlişkisine Dair Görüşleri (%) . 61 Tablo 32. Üreticilerin İlaçlı Mücadele Çevre Kirliliği İle İlişkisine Dair Görüşleri (%) ... 62

Tablo 33 . Üreticilerin Kimyasal Mücadelede Kalıntı Sorunu ile İlgili Görüşleri (%) .. 64

Tablo 34 . Üreticilerin İlaçlama Sonrası İlaç Ambalajlarına Yaptıkları İşlemlerle İlgili Görüşleri (%). ... 65

Tablo 35. Üreticilerin Biten İlaç Ambalajlarına Yaptıkları İşlemlerle İlgili Görüşleri (%). ... 67

Tablo 36 . İlaçlama ile Hasat Arasındaki Bekleme Süresi Hakkındaki Görüşü (%) ... 68

(12)

ix

ŞEKİLLER LİSTESİ

Şekil 3.1. Konya İl Haritası ... 11

Şekil 4.1. Uçakla İlaçlamadan Bir Görüntü ... 34

Şekil 4.2. İlaç Dozu Ayarlaması ... 39

Şekil 4.3. Zirai İlaç Hazırlarken Dikkat Edilecekler ... 50

Şekil 4.5. Zirai Mücadele Alanı Uyarı Levhası ... 51

Şekil 4.6. İlaçlama esnasında hiçbir şey yemeyiniz. Sigara içmeyiniz ... 52

Şekil 4.7. Zirai Mücadele İlaçları İle Çalışırken Giyilmesi Gereken Kıyafet ... 53

Şekil 4.8. İlaçlamadan sonra giysi ve vücudun yıkanması. ... 56

Şekil 4.9. Pestisitlerin Muhafaza Şekilleri ... 60

(13)

1 1.GİRİŞ

Günümüzde hızla artan insan nüfusuna paralel olarak beslenme problemi önemli bir sorun haline gelmiştir. Leguminosae familyasına ait fasulye (Phaseolus vulgaris L.)‟nin insan beslenmesinde önemli bir yeri vardır. Vatanı Güney Amerika‟dır. 16‟ncı yüzyılda Avrupa‟ya getirilen fasulyenin tarımı yavaş yavaş çoğalmış ve dünyanın her tarafında yetiştirilmeye başlanmıştır. Memleketimizde halkın beslenmesinde büyük bir önemi olan fasulyenin ne zaman ve kim tarafından ülkemize getirildiği hakkında şimdiye kadar eski kitaplarda hiçbir kayda rastlanmamıştır. Fasulye memleketimizde tahminen 250 yıldan beri yetiştirilmektedir (Anonim2015a). Dünya protein ihtiyacının %70‟i bitkisel kaynaklardan sağlanmaktadır. Bitkisel proteinlerin ise %66‟sı tahıllar, %48,5‟i yemeklik tane baklagiller ve %15,5‟i diğer bitkisel kaynaklardan oluşturmaktadır. Özellikle baklagiller grubunun önemli bir üyesi olan fasulye; taze bakla, kuru dane, konserve ve dondurulmuş olarak farklı üretim şekillerine sahip, besin değeri yüksek bir sebze türüdür (Çirka, 2012; Beldek, 2013).

Dünya kuru fasulye üretimi 23.598.102 tondur. Fasulye üretiminde ilk sırada olan ülkeler Çin, Myanmar, Hindistan, Brezilya, ABD ve Meksika‟dır. Türkiye fasulye üretiminde dünyada 11. sırada yer almaktadır (Anonymus, 2012).

Türkiye‟de kuru fasulye üretimi 2014 yılı verilerine göre hasat edilen alan 904.496 dekar olup, üretim miktarı 215.000 ton dur. Elde edilen verim ise 238 kg/da‟ dır (Anonim 2015a). Türkiye‟de il bazında üretilen kuru fasulye miktarı olarak ilk sırayı Konya almakta ve bunu sırasıyla Karaman ve Erzincan izlemektedir. Konya‟nın ilçe bazında kuru fasulye üretimi en çok Çumra ilçesinde yapılmakta olup, bunu Altınekin, Kadınhanı, Selçuklu, Sarayönü, Yunak ve Ereğli ilçeleri izlemektedir. (Anonim 2015b).

Dünya çapında yetiştiriciliği yapılan fasulye bitkisinde çok sayıda fungal, viral ve bakteriyel kaynaklı hastalıklar mevcut olup bu hastalıklar farklı düzeylerde verim kayıplarına neden olmaktadırlar (Hall 1991).

Fasulyede görülen hastalıklardan dolayı ortaya çıkan verim ve kalite kayıplarının önüne geçmek için bunlarla uygun yöntemlerle mücadele edilmesi gerekmektedir. Fasulye hastalıklarına karşı mücadele yöntemleri içerisinde kimyasal savaşım çiftçiler tarafından en çok tercih edilen ve başvurulan yöntemdir.

(14)

2

Kimyasal savaşımın argümanı olan zirai mücadele ilaçları, kolay uygulanması ve hızlı sonuç alına bilirliği yönünden bütün dünyada kullanılmasından vazgeçilemeyecek maddeler olarak kabul edilmektedir. Fakat verimin arttırılmasında büyük rol oynayan zirai mücadele ilaçlarının bilinçsiz ve kontrolsüz uygulamaları sonucunda, insan, hayvan ve çevre sağlığı tehdit edilmekte, hava, su, toprak, ve yaban hayat olumsuz etkilenmekte, gıda maddelerinde ilaç kalıntıları söz konusu olmakta, yararlıların ve doğal hayatın öldürülmesiyle doğal denge bozulmakta ve bitkilerde fitotoksisite gibi olumsuz durumlarla karşılaşılmaktadır.

Ülkemiz için önemli olan fasulyenin verim düzeyini yükseltebilmek, birim alandan en etkin şekilde faydalanmakla mümkündür. Bunun için, iyi bir toprak hazırlığı, yeterli ve dengeli gübreleme, uygun sulama gibi önlemlerin yanında hastalık, zararlı ve yabancı otlarla da etkili mücadelenin yapılması zorunludur. Çiftçilerin fasulye yetiştiriciliğinde uyguladıkları yöntemlerin yetersizliği ve yanlış tarım uygulamaları verimi düşürürken, hastalık ve zararlılarla mücadele de yaygın olarak kimyasal savaşımı tercih etmeleri de insan ve çevre sağlığı açısından birçok problemi de beraberinde getirmektedir.

İşte bu çalışma ile Türkiye‟de Fasulye üretimi bakımından en büyük potansiyele sahip olan Konya ilinde fasulye yetiştiriciliği yapan çiftçilerin bitki koruma uygulamalarına yaklaşımlarını belirleyerek daha çevre dostu, sürdürülebilir fasulye tarımının devamlılığını sağlama açısından çiftçiler tarafından doğru bilinen yanlışların tespiti yapılarak, bunların hangi bakımdan sakıncalarının olabileceklerinin analizi detaylandırılarak üreticilerin bilinçlendirilmesi amaçlanmıştır.

(15)

3 2.KAYNAK ARAŞTIRMASI

Fasulye (Phaseolis vulgaris) bir sıcak iklim bitkisidir. Uygun çimlenme sıcaklığı 18–20 oC olup toprak sıcaklığının 8–10 oC olması istenir. En uygun büyüme sıcaklığı 20–25 oC dir. Fasulye toprak isteği olarak tınlı, kumlu-tınlı ve derin yapıdaki organik maddece zengin toprakları sevmektedir. Bölgemizde 1–15 Mayıs arası en uygun ekim zamanıdır. Ayrıca bölgemizin ana ürününün buğday olmasından dolayı kuru fasulye buğday için mükemmel bir ön bitkidir. Kuru fasulyeden sonra ekilen buğdayda %20‟lere varan verim artısı görülmektedir (Kendi,2009).

Fasulye bitkisinde; 31 adet fungal, 5 adet bakteriyel, 18 adet viral ve 2 adet mikoplazma benzeri organizma kökenli olmak üzere toplam 56 adet farklı hastalık tespit edilmiştir. Buna ilaveten çok farklı çevresel baskıların da (toksik kimyasallar, bitki besin maddesi eksiklikleri, kuraklık, sıcaklık. vs.) fasulye bitkisinde zarara sebep olduğu bildirilmektedir. Antraknoz, Fasulye Adi Mozayığı, Fasulye Adi Bakteriyel Yanıklığı ve Beyaz küf gibi hastalıklar yaygın ve çok büyük miktarlarda verim kayıplarına sebep olabildiklerinden dünya genelindeki fasulye ekim alanları için önemlidirler. Fasulye Altın Mozayığı ve Güney yanıklığı gibi diğer bazı hastalıklar bazı coğrafi bölgelerde lokal olarak öneme sahiptirler. Vahşi ateş gibi bazı hastalıklar ise ikincil öneme sahiptirler. Yıllık fasulye üretiminde hastalıkların sebep olduğu ürün kaybı yaklaşık %10 civarındadır. Hastalık yapma potansiyelindeki patojenin çokluğu, geniş alanlara yayılabilmeleri ve üründe şiddetli verim kaybına yol açabilme kapasiteleri göze alındığında, bu hastalık etmenleriyle mücadele edilmediğinde üründe meydana gelecek kayıp yukarıda ifade edilenden çok yüksek olacaktır (Hall, 1994).

Fasulyelerde, kök çürüklüğü (Fusarium solani f.sp. phaseoli), antraknoz (Colletotrichum lindemuthianum), bakla ve sap yanıklığı (Diaporthe phaseolorum),kömür renkli çürüklük (Macrophomina phaseolina), mildiyö ve kök çürüklüğü (Phytophthora phaseoli), beyaz küf (Sclerotinia sclerotiorum, Sclerotium rolfsii), Alternaria yaprak lekesi (Alternaria spp.), gri küf, bakla çürüklüğü (Botrytis cinerea), pas (Uromyces phaseoli), adi yaprak yanıklığı (Xanthomonas axonopodis pv. phaseoli), hale yanıklığı (Pseudomonas savastanoi pv. phaseolicola), bakteriyel benek (Pseudomonas syringae pv. syringae), bakteriyel solgunluk (Curtobacterium flaccumfaciens pv. flaccumfaciens), Fasulye Yaygin Mozaik Virüsü (Bean Common Mosaic Virus), Börülce Hafif Benek Virüsü (Cowpea Mild Mottle Virus), Hiyar Mozaik

(16)

4

Virüsü (Cucumber Mosaic Virus), Fasulye Güney Mozaik Virüsü (Southern Bean mosaic virus), Soya fasulyesi mozaik virüsü (Soybean Mosaic Virus) önemli hastalık etmenleri olmalarının yanısıra bozkurt (Agrotis spp.), telkurdu (Agriotes spp.), tohum sineği (Hylemia cilicrura), yesil kurt (Heliothis armigera), fasulye kapsül kurdu (Etiella zinckenella), kırmızı örümcek (Tetranychus spp.) gibi zararlılarda görülmektedir (Erkan, 1998).

Sevgican ve ark (1990), Türkiye‟de sebze yetiştiriciliğinin gelişimi, sorunları ve çözüm önerileri adlı çalışmalarında, verim ve kaliteyi düşüren en önemli nedenlerden birinin hastalık ile zararlılar olduğunu (verdikleri kaybın %10 civarında tespit edildiğini) ve Türkiye‟nin sebze yetiştiriciliğinde ilaç kullanımının genel olarak bilinçsiz yapıldığını vurgulamışlardır.

Akbay ve Yurdakul (1992), Aşağı Seyhan Ovasında tarımsal savaş ilaçlarının kullanımı ve ekonomik analizi konusunu araştırmıştır. Araştırma materyalinin önemli bir kısmını anket yolu ile elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Araştırma alanında teknik elemanlara danışarak ilaç kullanan işletme oranının düşük olması, arzulanan teknik ilerlemenin sağlanamamasına neden olduğu, yanlış ve bilinçsizce ilaç kullanımı nedeniyle araştırma alanında fazla dozda ilaç kullanıldığı saptanmıştır.

Başbağ ve Tükel (1994), tarımsal ekosistemlerde kullanılan herbisitlerin olumsuz etkilerinin canlı ve çevre açısından irdelenmesi yönünde çalışmalar yapmışlardır. Herbisitlerin kullanımının terk edilmesi söz konusu olamayacağından, yanlış ve bilinçsizce kullanılmasının önlenerek ve yabancı otların kontrolünün de sağlanarak verim artışı sağlanması gerektiğini belirtmişlerdir. Herbisitlerin tavsiye edilen dozlarda ve tekniğine uygun olarak kültür bitkilerinin uygun gelişme dönemlerinde ve uygun iklim ve toprak şartlarında kullanılmasıyla, çevre kirlenmesi ve canlılara toksisitesinin kısmen azalacağı belirtilmiş, aksi takdirde doğal ve ekolojik dengeyi bozup canlıların yaşamlarını tehdit edecek boyutlara ulaşacağı bildirilmiştir.

Yurdakul ark (1994), Çukurova‟da işletmelerde sulu koşullarda tarımsal ilaç kullanımının ekonomik analizi isimli çalışmayı yapmışlardır. İncelenen işletmelerin %97,20‟sinin ilaç kullandığını belirtmişlerdir. Bitkisel ürünlere ayrılan arazi genişliği arttıkça, birim alana düşen ilaç kullanımının da arttığını vurgulamışlar, ilaç masraflarının toplam değişen masraflar ve tarımsal üretim değeri içindeki paylarının da

(17)

5

sırasıyla pamukta %38,2 ve %24,20, buğdayda %5,78 ve %2,36, turunçgillerde %53,78 ve %17,53 ve sebzede ise %12.11 ve %5 olduğunu kaydetmişlerdir.

Yücel ve ark. (1995), Harran ovasında çiftçilerin tarımsal mücadeleye bakışlarını değerlendirmek amacıyla bir çalışma yapmışlardır. Üreticilerin %15' inin pamukta hiç ilaçlama yapmadıklarını, ilaçlama zamanına karar verirken üreticilerin %42,15' inin tecrübelerine, %34,31' inin Teknik teşkilat tavsiyesine, %13,72' sinin ilaç bayilerin önerisine, %9,80' inin çevresinin davranışına göre hareket ettiklerini, ilaç seçiminde de çiftçilerin benzer oranlarda davranış gösterdiklerini ve çiftçilerin %24,50' sinin ilaçlama dozuna uymadıklarını tespit etmişlerdir.

Şengül (1996), Adana ili Yüreğir ovasında, turunçgil üretiminde tarımsal mücadele ilaçlarının kullanımı ve ekonomik analizi adlı çalışmasında, işletmelerdeki ilaç kullanımının hangi şekilde olması gerektiğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Çalışma sonucunda, işletmelerde bazı ilaçların önerilen düzeye oranla %23 oranında daha fazla kullanıldığını, insektisit kullanımında %82,17, fungusit kullanımında %16,95 ve akarisit kullanımında %9,53 oranında tavsiye dışı ilaç kullanımının olduğunu belirleyerek, işletmelerde ilaç masraflarının toplam değişen masraflar içindeki payının da %53 gibi oldukça yüksek bir oranda olduğunu kaydetmiştir.

Miran (1996), Salihli ve Ahmetli (Manisa) yöresinde tarımsal ilaçların kullanımı üzerine yaptığı çalışmasında, ilçelerde kimyasal ilaç kullanımının tarımsal kuruluşların önerdikleri dozdan daha fazla olduğunu tespit etmiştir. Araştırmasında, gelir ve kimyasal ilaç kullanımları ile ilgili iki ayrı çok amaçlı karar modeli kurmuş, birincisinde gelir ve önerilen dozdan daha fazla kullanılan 10 kimyasal ilaçta saptanan hedeflere ulaşılmak istendiğinde, maksimum gelirden yaklaşık %4 oranında, ilaç fiyatları da dikkate alınarak hazırlanmış olan ikinci modelde ise, maksimum gelirden yaklaşık %1 oranında sapma gösteren ürün deseni elde etmiştir.

Üremiş ve ark. (1996), Adana ve İçel illerinde üreticiler ile yüz yüze görüşerek yapmış oldukları çalışma sonucu hastalık, zararlı ve yabancı otu, ürün pazarlamasını, isçilik problemini, sulama, tohumluk temini, maliyet ve don olaylarını üretimi sınırlayan en önemli faktör olarak kabul ettiklerini tespit etmişlerdir.

Zeren ve ark. (1996), İçel ilinde tarımsal ilaçları pazarlama, kullanım tekniği ve etkinliği üzerinde yaptıkları araştırmada, polikültür tarım ve yoğun ilaç kullanımına

(18)

6

bağlı olarak tarımsal kaynaklı kirliliğin önemli boyutlara ulaştığını belirlemişlerdir. İlde 130 adet üreticiye anket uygulayarak ilaç kullanımı ile ilgili olarak üreticilerin davranışları araştırmışlardır. 1995‟te bu ilçelerde 5,467 ton pestisit kullanıldığını belirlemişlerdir. Ayrıca, üreticilerin daha çok ilaç bayilerinin önerilerine göre ilaçlama yaptıklarını da vurgulamışlardır.

Akgüngör ve Kumuk (1998), yoğun kimyasal girdi kullanımına dayalı tarımsal faaliyetler sonucu ortaya çıkan çevresel kaygılar, sürdürülebilir tarım sistemi, Türkiye‟de kimyasal girdi kullanımının boyutları gibi konuları ele aldıkları çalışmalarında, sürdürülebilir tarımsal üretimin pazarıyla ilgili önemli noktaları ve sürdürülebilir tarım metodlarının tanıtılmasında yayım kuruluşlarının rolünü ortaya koymayı amaçlamışlardır. Türkiye‟de kimyasal ilaç kullanımının bölgelere ve ürünlere göre büyük farklılıklar gösterdiği, kullanımın yoğunlaştığı bölgelerde aşırı kimyasal ilaç kullanımının söz konusu olduğu belirtilen çalışmada, kimyasal ilaç uygulamasını, vazgeçilmez tarımsal mücadele yöntemi olarak ön plana çıkaran takvim ilaçlamasına dayalı sistemin, Türkiye‟deki zararlı kontrol uygulamalarının, bir diğer belirgin özelliği olduğunu da vurgulamışlardır.

Gökçe (1998), Ege Bölgesi‟nde tarımsal ilaçların çevreye olan etkilerini ele aldığı çalışmasında, tarımsal ilaç kullanımında büyük paya sahip olan İzmir ili üreticilerinin sosyolojik özellikleri ile ilaç kullanımı arasındaki ilişkileri ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, üreticilerin %93‟ünün ilaç kullandığını ve bu üreticilerin %31‟inin çeşitli ilaç zararları ile karşılaştığını belirtmiştir. Ayrıca, üreticilerin %33‟ünün öz tüketime yönelik ürünlerinde kalıntı olabileceği gerekçesi ile ilaçlama yapmadıklarını kaydetmiştir. Ayrıca, üreticilerin %29‟unun ilaçlama ile ilgili bilgi kaynağının bayiler, %28‟inin ise teknik elemanlar olduğunu, %76‟sının ilaçlama öncesinde, ilaçlama sırasında ve sonrasında koruyucu önlemler aldığını da belirtmiştir.

Tücer (1998), tarımsal ilaçlamalarda, uygulayıcıya olan pestisit bulaşmaları konusunu araştırmıştır. Uygulayıcıların deri, solunum ve ağız yoluyla pestisit bulaşmasına maruz kaldığını, deri yoluyla bulaşmaların ise en fazla olduğunu tespit etmiştir. Uygulayıcıya olan bulaşmalar, kullanılan ekipman tipinden, ilaçlama hacminden ve kullanılan kimyasalın tipinden vb. etkilendiğini, bu bulaşmaların eldiven, maske, bot, uzun kollu tişört ve pantolon gibi koruyucu elbise ve ekipman kullanımı ile oldukça azaltılacağını belirtmiştir.

(19)

7

Oğuz ve ark (2000), Konya ilinde elma üreticileriyle yaptıkları anket çalışmasında, üreticilerin ilaçlamada çevreye olabilecek zararlı etkileri hiç düşünmeden ilaçlama yaptıklarını, ilaç artıkları ve ambalajlarını çevreye gelişi güzel attıklarını, ilaçlama sayısı ve son ilaçlama zamanına da hiç riayet etmediklerini tespit etmişlerdir.

İnan ve Boyraz (2002), Konya ilindeki (Konya merkez, Akşehir, Çumra ve Ereğli ilçelerinde) çiftçilerin zirai mücadele uygulamalarındaki davranışlarını belirlemek amacıyla tesadüfi olarak seçilen 70 çiftçiye 13 sorudan oluşan anket soruları sormuş ve sonuçları %‟de oran olarak değerlendirmişlerdir. Üreticilerle yapılan anket sonuçlarına göre üreticilerin eğitim düzeyi genelde düşük olup, bitki koruma, çevre sağlığı, doğal denge, ekolojik ve benzer konularda bilinçsiz ve gereğinden fazla tarım ilacı kullanma eğiliminde oldukları buna karsın üreticilerin tarım ilacı kullanmalarında herhangi bir kontrol mekanizması ve sınırlayıcı bir düzenlemenin olmadığı görülmüştür.

Özkan vd. (2003), Antalya iline bağlı Finike, Kemer; Kumluca, Manavgat ve Serik ilçelerindeki 125 tarımsal işletmeden anket yöntemiyle elde ettikleri veriler ile turunçgil üretiminde tarımsal ilaç kullanımında üretici tutum ve davranışlarını belirlemeye çalışmışlardır. Turunçgil üreticilerinin ilaçlama zamanı, ilaç seçimi ve ilaçlamada doz ayarlanması konularındaki bilgi kaynaklarını araştırmışlar ve ilaçlamanın çevre ile insan sağlığına verdiği zarar konusundaki üretici görüşlerini değerlendirmişlerdir. Sonuç olarak, üreticilerin büyük çoğunluğu (%74,15) hastalık ve zararlı etmenler görüldüğü zaman ilaçlama yaptığını, kullanacakları ilaç seçiminde genellikle kendi bilgi ve deneyimleri (%49,7) ile ilaç bayilerinin önerilerine (%42,78) göre hareket ettiklerini tespit etmişlerdir. Üreticilerin %70,4‟ünün tarımsal ilaçların ürünlerde kalıntı bıraktığına inandıklarını, ayrıca %96,8‟inin aşırı ilaç kullanımının çevreyi olumsuz etkilediğini düşündüklerini ve %20,19‟unun da ilaç seçiminde sorunları olduğunu belirttiklerini kaydetmişlerdir.

Demircan ve Aktaş (2004), Isparta ili kiraz üretiminde ilaç kullanım düzeyi ve üretici eğilimlerinin belirlenmesi ile yaptıkları çalışmada 92 kiraz üreticisinden anket yöntemiyle veriler elde etmişlerdir. Üreticilerin %51,09‟unun ilaçlamada doz ayarlamasını yazılı tarifelere göre yaptığını, %65,22‟sinin ilaçlama öncesi ve ilaçlama boyunca eldiven, maske ve gözlük takma gibi önlemler almadığını ve %41,31‟inin ise ilaç ambalajlarını rastgele çevreye attıklarını belirlemişlerdir.

(20)

8

Kara ve ark. (2004), Niğde İl‟inde bazı önemli tarımsal bitkilerde pestisit kullanımına yönelik çalışmalarında, elma ve patates dikim alanlarında yoğun pestisit kullanıldığını belirlemişlerdir. Kimyasal mücadelenin sırasıyla zararlı, hastalık ve yabancı otlara karşı yapıldığını, yanlış uygulamalar sonucunda, çevre problemleri ile üretim maliyetinin arttığını ve bu nedenle de kısa vadede üreticilerin pestisit kullanımı konusunda eğitilmelerinin gerektiğini vurgulamışlardır. Uzun vadede ise pestisit kullanımının azaltılması ve alternatif mücadele yöntemlerinin kullanılması sonucuna vardıklarını da belirtmişlerdir.

Tücer ve ark. (2004), Manisa ili Saruhanlı ilçesinde bağcılıkta tarımsal ilaçların kullanımı ve sorunları konusunda yaptıkları çalışmada 204 üreticiyle görüşmüş ve üreticilerin tarımsal ilaç seçimi, kullanım zamanı ve çevreyle ilişkili görüşlerini belirlemişlerdir. Çalışmada, üreticilerin önemli bir bölümünün (%89,16) Tarım İl Müdürlüklerinin salkım güvesi, külleme ve mildiyö tahmin uyarı çalışmaları sonucu verilen ilanlara uydukları ve %62,5‟inin bunların haricinde ek ilaçlama yapmadıklarını kaydetmişlerdir.

Emeli (2006), Seyhan ve Yüreğir Havzası‟nda yaptığı çalışmasında, bitki koruma yöntemlerinin uygulamadaki sorunlarının belirlenmesi amacıyla 2005 yılında 112 adet üretici ile anket çalışması yapmıştır. Üreticilerin çok azının ilgili teknik elemanlardan bitki koruma konularındaki önerileri aldıklarını, üreticilerin çoğunluğunun etikette belirtilen doz oranından fazla ilaç kullandıklarını, boş ilaç ve gübre atıklarını imha etmediklerini, ilaçlamadan sonra gereken bekleme süresine uymadan ürününü hasat ettiklerini ve ilaç uygulamaları sırasında herhangi bir koruyucu önlem almadıklarını ortaya koymuştur. Yine, çiftçilerin bitki koruma sorunlarının çözümünde genellikle kimyasal mücadele yöntemini tercih ettiklerini ve bilinçsiz pestisit uygulamalarının beraberinde insan ve çevre sağlığı açısından birçok olumsuzluklar meydana getirdiğini belirtmiştir.

Karabat (2007), çalışmasında, Manisa ilinde bağcıların, tarımsal ilaç kullanımı konusundaki tutum ve davranışları ile tarımsal ilaçların gıda güvenliğine olan etkilerini 117 üreticiyle anket yoluyla görüşerek analiz etmiştir. Çalışmada, Analitik Hiyerarşi Sürecinden yararlanarak, üreticilerin kaliteli sofralık ve kuru üzüm hedefine ulaşmak için geleneksel ve çevre dostu olarak adlandırılan tarım ilaçlarını tercih etme önceliklerini hesaplamıştır. Bu hedefe %68,6 olasılıkla çevre dostu tarım ilaçları

(21)

9

kullanılarak ulaşılabileceği sonucuna varmış, üreticilerin %70‟inin geleneksel ilaçlama yöntemi yerine, çevre dostu ilaçlardan oluşan bir ilaçlama modeli uygulayıp, fazladan bir ödeme yapabileceklerini belirttiklerini ortaya koymuştur.

Karlıoğlu (2007), çalışmasında Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesindeki çiftçilerin tarımsal mücadele faaliyetlerini araştırıp, mevcut durumu değerlendirmiştir. Lüleburgaz ilçesi ve köylerindeki öncelikli ürünlerin (buğday, ayçiçeği ve arpa) üretimlerinde tarımsal mücadele uygulamalarını inceleyerek, bölgede büyük ölçüde kimyasal mücadelenin uygulandığını gözlemlemiştir. Çiftçilerin uyguladığı kimyasal mücadelenin üretimdeki paylarını belirleyerek, çiftçilerin gelirlerine ne kadar katkı sağladığını araştırmış, mücadele yapılmadığında verim kaybının %15–25 arasında değiştiğini; maliyetlere etkisinin ise %4–6 arasında gerçekleştiğini kaydetmiştir.

Akbaba (2010), Adana ili turunçgil yetiştiriciliği ve insektisit kullanımının değerlendirilmesi adlı çalışmasında 54 üreticiyle anket çalışması yapmış, üreticiler arasında aynı ürün üzerinde kullanılan aynı markalı insektisitlerin kullanım miktarlarının değişiklik gösterdiğini belirtmiştir. Üreticilerin büyük çoğunluğunun tarım ilaçlarını zirai ilaç bayilerinden, reklama ve zirai ilaç bayilerinin anlattıklarına göre aldıklarını, bir kısmının bu ilaçların kullanımı ile ilgili talimatları okumadığı ve tarımsal ilaç kullanırken herhangi bir önlem almadığı, fazla ilaçları depolama, ilaç kutularını imha etme ve fazla ilacı boşaltma gibi konularda genel bilgi eksikliklerinin olduğunu belirlemiştir.

(22)

10 3.MATREYAL VE METOD

3.1. Materyal

Araştırmanın ana materyalini, belirlenen alanda fasulye yetiştiriciliği yapan üreticilerin, tarlanın genel özellikleri, tarımsal ilaç kullanımı ve üretilen ürünlerin güvenliği konularında sorular içeren anket formlarını karşılıklı diyalog yöntemiyle görüşerek, amaca uygun olarak düzenlenmiş görüşme formlarının doldurulması ile toplanan birincil veriler oluştur. Üreticilere 37 sorudan oluşan Ek‟de verilen görüşme formları sunulmuştur.

Çalışma materyali, bunlara ek olarak Tarım il ve ilçe müdürlükleri, internet kaynakları, yerli ve yabancı kaynaklardan derlenen genel bilgiler ile konuyla ilgili istatistik veriler araştırmanın ikincil kaynaklarını oluşturmuştur.

3.1.1. Konya ili genel özellikleri Yüzölçümü 39.000 km2

' ile Türkiye'nin en geniş ili olan ve Orta Anadolu yaylası üzerinde Ankara, Aksaray, Niğde, Mersin, Karaman, Antalya, Isparta, Afyon ve Eskişehir illeri ile komşu olan Konya, 36° 22' ve 39° 08' kuzey paralelleri ile 31° 14' ve 34° 05' doğu meridyenleri arasında yer alır. Başta büyük ilçeleri Ereğli, Beyşehir, Akşehir'dir. Toplam 31 ilçesi vardır. Konya büyükşehir nüfusu 2014 sonu itibariyle 2.108.808 olup Türkiye genelinde 7. sıradadır (Anonim 2015c).

(23)

11

Şekil 3.1. Konya İl Haritası

3.1.2.İklim

Konya'da karasal iklim hüküm sürmektedir. Yazları kuru ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Gece - gündüz arası sıcaklık farkı yazın 16-22 derece arasındadır. Baharları ve kışları nemden dolayı bu fark 9-12 °C'ye kadar düşmektedir. Kar ortalama 3 ay yerde kalır. Çevresindeki sıcak - soğuk hava merkezlerinden çok etkilenir. İç Anadolu'nun en güney bölgesinde yer almasına rağmen diğer İç Anadolu şehirlerinden daha soğuk olmaktadır. Bunun nedeni orta torosların deniz etkisini tamamen önlemesidir. Konya, 1. jeolojik zamanda Anadolu'daki Tetis denizinin yükselerek yok olması nedeniyle tam bir deniz tabanı ovasına dönüşmüştür. Düzlüğün asıl nedeni budur (Anonim 2014a). En yağışlı ay mayıs ve aralıktır. Konya ikliminin diğer bir özelliği ise yazların çok geç başlaması, kışların da çok geç bitmesidir. Türkiye'de sis yoğunluğu ve sisli gün sayısı en fazla olan il Konya'dır. Nedeni ise Konya ovasının bir çanak şeklinde bulunmasıdır. Uzun zamanlarda ölçülen en düşük sıcaklık –26,5 °C, en yüksek sıcaklık ise 40,6 °C'dir. Türkiye'nin en az yağış alan ili Konya'dır (Anonim2014b) .

(24)

12 3.1.3. Bitki örtüsü

Konya il topraklarının % 60‟ı ekili ve dikili alanlarla, % 17‟si orman ve fundalıklarla ve % 15‟i çayır ve mer‟alarla kaplıdır. Konya büyük bir bozkırı andırır. İlkbahar yağmurları ile yemyeşil olan arâzi kısa bir müddet sonra kavurucu sıcaklıkla sararır. Orman varlığı azdır (Anonim 2015d).

3.1.4. Altınekin ilçesinin genel özellikleri

Coğrafi koordinatları bakımından 32º 32' ve 32º 58' doğu boylamları ile 38º 08' ve 38º 34' kuzey enlemleri arasında yer alır. İl merkezine uzaklığı 65 km‟dir. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 950 metredir. İlçe kuzeyden Cihanbeyli, güneyden Selçuklu ve Karatay, batıdan Sarayönü ilçeleri ve doğudan Aksaray ili ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 1.165,3 km²‟dir (Anonim 2015e).

İç Anadolu bölgesinde olması nedeniyle karasal iklim kuşağı içindedir. Yaz ayları çok sıcak, kış ayları ise sert ve soğuk geçmektedir. Ortalama yıllık sıcaklık 10.9 c‟dir. Kış aylarının büyük bir kısmında don olayı görülür. İlçede yıllık değerlere göre yağış miktarı ise, 373,5 mm. dir. Yılın Ocak, Şubat, Mart, Kasım ve Aralık aylarını incelediğimiz zaman donlu gün olaylarının genelde bu aylarda yoğunlaştığı gözlenmektedir (Anonim 2015f).

Bölgenin doğal bitki örtüsü bozkırdır. Yer yer çok az miktarda ağaç kümeleri mevcut olup, bölgede doğal akarsu yoktur.

3.1.5. Çumra ilçesinin genel özellikleri

Konya ili Çumra ilçesi, 37°57‟ Kuzey enlemi ile 32°78‟ Doğu boylamı arasında yer almaktadır. İl merkezine uzaklığı 59 km‟dir. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.013 metredir. İlçenin, kuzeyinde Karatay, güneyinde Güneysınır, Bozkır ve Karaman ili, batısında Akören, Meram ve doğusunda Karapınar ilçesi bulunmaktadır. İlçenin yüzölçümü 2.090,6 km²‟dir.

Çumra ve çevresinin iklim özelliklerini etkileyen coğrafi faktörlerin başında karasallık gelmektedir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Sahada yıllık ortalama sıcaklık 110C, yıllık ortalama toplam yağış 324 mm‟dir.

(25)

13

Çumra'nın mevcut olan karasal iklimi dolayısıyla doğal bitki örtüsü bozkırdır. Çumra Ovası daha çok çorağa ve sıcağa dayanıklı bitkilerle kaplıdır. Konumu ve morfolojik yapısı itibari ile Çumra ilçesi orman yönünden farklıdır (Anonim 2015g). 3.1.6. Ereğli ilçesinin genel özellikleri

İlçe 37°-37‟ Kuzey enlemi ile 35.5°-34.5‟ Doğu boylamı arasında yer almaktadır. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.054 metredir. İlçe toprakları doğudan Ulukışla, kuzeyden Aksaray, kuzeydoğudan Bor, kuzeybatıdan Karapınar, batıdan Ayrancı, güneyden Halkapınar ilçesi ve İçel ili ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 2.260 km²‟di (Anonim, 2015h).

İç Anadolu bölgesinde olması nedeniyle karasal iklim kuşağı içindedir. Yağışlar genellikle yağmur ve kar olarak düşer. Dolu yağışları, Mayıs sonu ve Haziran aylarında görülür. Kar yağışları ise Ocak-Şubat aylarında toplanır. Yaz ayları ise genellikle kurak geçer.

İlçe kırsal bir alandadır (Anonim, 2015ı). 3.2. Metod

Çalışmada ulaşılan veriler 2014 yılı Ocak-Şubat-Mart aylarında fasulye üretimi yapan çiftçilerle karşılıklı görüşme yapılarak elde edilmiştir. Araştırma için sağlıklı verilerin derlenebilmesi amacıyla, üretim desenleri ve coğrafi dağılımları dikkate alınarak fasulye tarımın yoğun olarak yapıldığı ilçeler belirlenmiştir. Bunlar: Altınekin, Çumra, Ereğli ilçeleridir. Her ilçeden özellikle uzun yıllardır fasulye üretimi yapan 20 üreticiyle görüşülerek Ek 'de ki formlar doldurulmuştur.

Formdan elde edilen bilgiler ışığında araştırmamızın amacı olan fasulye üreticilerinin bitki koruma uygulamalarına yaklaşımlarının daha net yorumlayıp anlayabilmek üzere tablolar oluşturulmuştur. Oluşturulan tablolar yorumlanıp değerlendirilmiştir.

(26)

14 4.BULGULAR VE TARTIŞMA

ÜRETİCİLERE YÖNELİK YAPILAN ANKET ÇALIŞMALARI 4.1.Üreticilerin Öğrenim Durumu

Ek-1‟deki 1 nolu “Öğrenim Durumları” hakkındaki soruya üreticilerin verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

Tablo1.Üreticilerin Öğrenim Durumu ile İlgili Cevaplar Oranı (%)

Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama İlkokul 70 40 70 60 Ortaokul 30 10 10 16,7 Lise 0 45 20 21,6 Üniversite 0 5 0 1,7 Toplam 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 1 incelendiğinde, üreticilerin genel olarak %60 „i ilkokul, %21,6'si lise, %16,7 „si ortaokul, % 1,7 „inin üniversitesi mezunu oldukları anlaşılmaktadır.

Üreticilerin büyük çoğunluğu (%76,7), ilkokul ve ortaokul mezunu olması üreticilerin yerleşim yeri olan köylerde ilkokul ve ortaokulun bulunmasından kaynaklanabilir. Çiftçi ailelerinin iş gücüne ihtiyacı olması, çiftçilerin tarlalarının çok olmasından dolayı kendi işlerinin patronu olma isteği de eğitim seviyelerinin düşük çıkmasının başka bir sebebi olabilir.

Manisa bölgesinde yapılan bir çalışmada üreticilerin %37,3‟ünün ilkokul, %26,7‟sinin lise, %20‟sinin yüksekokul ve %16‟sının ortaokul mezunu olduğunu bildirmektedir (Karataş,2009).

Çukurova bölgesinde yapılan bir çalışmada üreticilerin %39,3‟ünün ilkokul, %25,9‟sinin lise, %18,8‟sinin yüksekokul ve %16‟sının ortaokul mezunu olduğunu bildirmektedir (Emeli,2006).

Konya bölgesinde yapılan bir çalışmada üreticilerin %50‟ünün ilkokul, %18.6‟sinin ortaokul, %18,6‟sinin lise ve %12.8‟sının üniversite okul mezunu olduğunu

(27)

15 bildirmektedir (İnan,2001).

Araştırma sonuçlarına göre; Türkiye'de çiftçilikle uğraşan kişilerin eğitim düzeyinin düşük olduğunu söyleyebiliriz. Çiftçilerimizin eğitim düzeylerinin yükselmesiyle birlikte; toprağın daha faydalı bir şekilde kullanılması, çevre bilinci, doğal hayatın korunması, fazla gübre ve ilaç kullanımının oluşturduğu zararların kendiliğinden ortadan kalkabileceği söylenebilir.

4.2. Üreticilerin Arazi Varlığı

Ek-1‟deki 2‟nolu “Arazi varlığınız” sorusuna verdikleri cevaplar ise; aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

(28)

16

Tablo 2. Üreticilerin Arazi Varlığı ile İlgili Cevaplar Oranı (%) Seçenekler

(Dekar) Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20)

Genel Ortalama 20 5 0 5 3,3 25 10 15 0 8,3 28 0 0 5 1,7 30 15 35 5 18,3 40 5 5 40 16,6 42 0 5 0 1,7 44 5 0 0 1,7 48 0 0 5 1,7 50 30 20 15 21,6 55 0 5 0 1,7 60 5 5 0 3,3 70 0 0 5 1,7 80 0 0 10 3,3 81 0 5 0 1,7 100 15 5 5 8,3 120 0 0 5 1,7 150 5 0 0 1,7 200 5 0 0 1,7 TOPLAM 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 2'in incelenmesinden de görüleceği üzere, görüştüğümüz işletmelerin tamamı 20-200 dekara sahip çiftçiler oluşturmaktadır. Altınekin de toplam 1254 dekar arazi ve ortalaması 62,7, Çumra da toplam 863 dekar arazi ve ortalaması 43,15, Ereğli de toplam 1046 dekar arazi ve ortalaması 52,3 olmaktadır.

(29)

17 4.3.Sulama

Ek-1‟deki 3‟nolu “Sulama Şekliniz Nedir?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda olduğu gibidir.

a. Damla Sulama

b. Yağmurlama Sulama

c. Salma Sulama

Tablo 3 . Üreticilerin Sulama Şekli ile İlgili Cevaplar Oranı (%)

Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama

a 0 0 15 5 b 75 65 10 50 c 0 10 75 28,3 a+b 15 15 0 10 b+c 10 10 0 6,7 TOPLAM 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 3‟den de anlaşılacağı üzere, üreticilerin % 5„i damla sulama, % 50„si yağmurlama sulama, % 28,3‟ü salma sulama, %10‟u damla ve yağmurlama sulama, % 6,7‟si yağmurlama ve salma sulama yaptıkları anlaşılmaktadır.

Fasulye bitkisi bir yetiştirme mevsiminde 450-500 mm civarında su tüketmektedir. Suya en çok duyarlı olduğu dönem tabla oluşumu, çiçeklenme başlangıcı ve danelerde süt olumu başlangıcı dönemidir.

Fasulye bitkisinde sulama; salma, yağmurlama ve damlama sulama şeklinde olmaktadır. Ancak sulamada hastalıkların ortaya çıkmaması için suyun göllenmesi önlenmelidir. Sulamanın yetersiz olması çiçek sayısını, bakla tutmayı ve tane iriliğini azaltmaktadır.

Salma sulama yapılan alanlarda tarlanın meyli iyi ayarlanmalı sulama esnasında göllenmelerin oluşmamasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde kök çürüklüğü hastalığı meydana gelmektedir.

(30)

18

Salma sulama fasulye bitkisinde faydadan çok zarar meydana getirdiği için önerilmemektedir (Akçin 1988).

Fasulye tarımında yaygın olarak kullanılan yağmurlama sulama sistemi, özellikle bakteriyel ve fungal kaynaklı yaprak hastalıklarının gelişimini teşvik etmektedir.

Soylu ve ark.(2008) fasulye adi yaprak yanıklığı ( Xanthomonas axonopodis pv. Phaseolis ) hastalığın yüksek nem ve yağmurun bol olduğu ya da yağmurlama sulamanın fazla yapıldığı yerlerde daha yaygın olarak ortaya çıktığını bildirmişlerdir.

Fasulye de görülen bakteriyel hastalık etmenlerinin İç Anadolu Bölgesinde bir yıl önceki üründen tohumluk kullanarak ekimi yapılan ve kuru fasulye olarak yetiştirilen yerlerde hastalığın daha yaygın olduğu, hastalık şiddetinin özellikle yağmurlama yapılan tarlalarda dikkat çekici olduğunu bildirmiştir (Soylu ve ark. 2007)

Fasulye tarımında en uygun sulama yöntemi damla sulama sistemidir. Özellikle hastalık açısından Toprak-Bitki-Su ilişkisi göz önüne alınarak damla sulama sistemi yapılmalıdır. Az su sık su uygulaması yapıldığı takdirde birim alandan fazla ve kaliteli ürün alınabilir.

Damla sulama sistemi fasulye üretiminde en verimli sulama yöntemi olmasına rağmen araştırmamızda üreticilerin sadece %5'i bu yöntemi kullanmaktadır.

Orta Anadolu bölgesinde yapılan bir çalışmada ankete katılan çiftçilerin % 48‟i salma, % 41‟i yağmurlama, % 10‟u karık usulü sulama ve % 1‟i ise damlama sulama yaptıkları belirtmişlerdir (Varankaya ve ark. 2012).

4.4. Münavebe

Ek-1‟deki 4‟nolu “Fasulye ekiminde münavebe yapıyor musunuz?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tablo5 de verilmiştir.

a.Evet b.Hayır Evet ise; Kaç yılda bir? a-1: 1-2 a-2: 3-4

(31)

19

Tablo 4 . Üreticilerin Münavebe ile İlgili Cevaplar Oranı (%)

Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama

a 90 80 75 81,7

b 10 20 25 18,3

a-1 10 25 70

a-2 80 55 5

TOPLAM 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 4‟den de anlaşılacağı üzere, üreticilerin % 81,7„i münavebe uyguladığını %18,3‟ü ise münavebe uygulamadığını belirtmiştir.

Evet cevabını veren çiftçilerimizin ek-1'deki 5'no lu "Hangi ürün ile münavebe yapıyorsunuz?" sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a) Tahıl (mısır, buğday) b) Baklagil (nohut)

Tablo 5. Üreticilerin Münavebe Yaptıkları Ürün ile İlgili Cevaplar Oranı (%) Seçenekler Altınekin (18)* Çumra (16) Ereğli (15) Genel

Ortalama

a 100 100 100 100

b 0 0 0 0

TOPLAM 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Üreticilerimizin büyük bir çoğunluğunun (% 81,7) münavebe yaptığını ve bunu buğday ve mısır ayrıca şeker pancarı ile yaptığını belirtmiştir.

Fasulye tarımın da münavebe yapılması gereklidir. Münavebe ile toprağın organik maddesi arttırılarak daha fazla su tutması sağlanmakta, toprağın verimliliği

(32)

20

yükselmekte, sonuçta da fasulye bitkisi için daha elverişli ortam yaratılmaktadır. Fasulye bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine ve hastalıklarının artmasına neden olur. Bu nedenle fasulye tarımında da yüksek verim alabilmek ayrıca hastalıklarda korunmak için mutlaka münavebe yapılmalıdır.

Kuru fasulye; şeker pancarı ve buğday için mükemmel bir ön bitkidir. Kuru fasulyeden sonra ekilen şeker pancarı ve buğday da önemli verim artışı görülmektedir.

Fasulyeye has olan hastalık ve zararlıların menfi etkisinden kaçınmak için münavebe uygulanması gerekmektedir. Fasulye kök çürüklüğü hastalığı görülen yerde en az 2 yıl, fasulye adi yaprak yanıklığı hastalığı görülen tarlada ise 3-4 yıl konukçusu olmayan bitkiler ile münavebe yapılmalıdır.

Konya ilinde fasulye tarımı yapan çiftçilerin % 91.8‟i münavebe uyguladığını belirtirken, % 8.2'si ise münavebe uygulamadığını belirtmiştir. Ankete katılan çiftçilerin % 49.3‟ü fasulye tarımında üç yılda bir münavebe uyguladığını belirtirken, % 30.6‟sı dört yılda bir ve % 20.1'i ise iki yılda bir münavebe uyguladığını belirtmiştir Yapılan ankette çiftçilerin % 80.5‟i münavebede ön bitki olarak buğdayı yetiştirdiğini belirtirken, % 10.5‟i arpayı kullandıklarını ve diğer % 9‟luk kısım ise şekerpancarı, mısır, havuç, haşhaş ve patatesi ön bitki olarak yetiştirdiğini belirtmiştir (Ülker ve ark.2008).

Menemen (İzmir) bölgesinde yapılan bir ankette 82 üreticinin % 59„u (48 kişi) evet, % 41‟i (34 kişi) hayır cevabını vermiştir. Uyguladığınız münavebe programları nelerdir sorusuna, anket yapılan 82 üreticinin % 13‟ü (11 kişi) 3 yılda 1 kez buğday ekerek, % 32‟si (26 kişi) 4 yılda bir kez buğday ekerek, % 21‟i (17 kişi) 5 yılda bir kez buğday ekerek, % 13‟ü (11 kişi) 4 yılda 1 kez başka ürünler yetiştirerek (kavun, karpuz, domates, mısır vb.), % 21‟i (17 kişi) buğday-mısır fiğ- pamuk ürünlerini dönüşümlü ekerek çeşitli münavebe programları uyguladıkları ortaya çıkmıştır (Demirkan ve ark.2011).

Akçin (1988) tarafından yapılan bir araştırmada çiftçilerimizin büyük bir kısmının münavebeye uyduğu ortaya çıkmıştır. Çiftçilerimizin münavebeye uymalarının en büyük nedeni ise Konya ilinde şeker pancarı tarımının yapılıyor olması gösterilebilir. Fasulyeye bitkisinin münavebesi 5 senede bir aynı araziye ekilecek tarzda planlanmalıdır. Ancak bazı bölgelerde ise bu 2 yıla kadar indirilebilir. Bu araştırma

(33)

21

sonuçları yukarıda belirtilen münavebe sistemine çiftçilerimizin uyduğunu göstermektedir.

4.6.Üretici Gözüyle Hastalıkların Salgın Sebebi

Ek-1‟deki 6 nolu “Hastalık Salgınlarının Sebebi Nedir?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a. Kültürel İşlemlerde yapılan yanlışlar.

b. İlaçların yetersiz kalması.

c. Yağış ve sıcaklıklarda meydana gelen değişmeler

d. Diğer (Belirtiniz)...

Tablo 6 . Üreticilerin Hastalıkların salgın sebebi ile İlgili Görüşleri Oranı (%) Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama

a 10 15 20 15 b 15 15 10 13,3 c 75 50 60 61,7 d 0 15 10 8,3 a+c 0 5 0 1,7 Toplam 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 6‟den de anlaşılacağı üzere, üreticilerin % 15„i hastalık ve zararlı salgınlarının kültürel işlemlerdeki yanlışlıklardan kaynaklandığını, % 13,3 „i ilaçların yetersiz kalmasından, % 8,3‟ü biyolojik dengenin insanlar tarafından bozulmasından, % 61,7 yağış ve sıcaklık nedeniyle meydana gelen değişmelerden ve % 1,7‟si ise kültürel işlemlerdeki yanlışlıklardan, yağış ve sıcaklık nedeniyle meydana gelen değişmelerden kaynaklandığını belirtmişlerdir.

Fasulye tarımında hastalık salgınlarının tek bir sebebi olabileceği gibi birden fazla sebebi de olabilir. Hastalıklardan korunmak için öncelikle kültürel önlemlere dikkat etmemiz gereklidir. Bunlar; tohumluk ya hastalık görülmeyen tarlalardan

(34)

22

sağlanmalı ya da temiz ve sertifikalı tohum kullanılmalıdır. Dengesiz gübrelemeden, özellikle fazla azotlu gübre vermekten kaçınılmalıdır. Tarlada şayet varsa yabancı ot, yabani fasulye ya da hastalıklı bitki artıkları yetiştirme ortamından uzaklaştırılmalı ve imha edilmelidir. Taban suyu yüksek olan yerlerde ekim yapılmamalı toprak drene edilmelidir. Yine salma sulama yapılmamalıdır. Çünkü kök çürüklüğü hastalığına sebep olmaktadır. Ayrıca yağmurlama sulama da hale yanıklığına sebep olduğu için yapılmamalıdır. Bunlara karşın damlama sulama en uygunudur. Hastalık görülen tarlada örneğin Fasulye kök çürüklüğünde 2 yıl, fasulye adi yaprak yanıklığında 3-4 yıl münavebe yapılmalıdır.

Yiğit (1999), bazı tarımsal işletmelerin fasulye fide döneminde kök çürüklüğü çıkışı üzerine yaptığı bir çalışmada çiftçilerin yaklaşık %50‟sinin tarımsal işlemleri yanlış yaptıklarını tespit etmiştir. Bitki hastalıklarıyla kültürel mücadele yöntemlerinde yapılan hatalar patojenin lehine konukçunun aleyhine sonuçlanabilmektedir. Kültürel mücadele yöntemlerindeki amaçlardan biri bitkiyi hastalık etmenlerinin saldırısına karşı predispose durumdan kurtarmak, bir diğeri de patojenin inokulum miktarının birikmesi, taşınması, çoğalması ve enfeksiyon yapabilmesi için gerekli uygun şartların patojenin aleyhine döndürülmesidir.

Fasulye çökerten kök çürüklüğüne karşı mücadele yöntemlerinden en önemlisi kültürel önlemlerdir. Tohum yatağının iyi hazırlanması, tohum ilaçlaması, uygun ekim derinliği, yeterli gübreleme ve sulamana, uygun münavebe gibi işlemler hastalığın çıkışını önemli derecede baskı altına almaktadır. Bunlardan bir veya birkaçı uygun yapılır iken diğerlerinin yapılmaması hastalığın farklı derecelerde çıkışına neden olmaktadır (Yiğit,1999).

Fasulye hastalık salgınlarında ilaçlamalardan yeterli etkinin elde edilememesinin nedeni; doğru ilaç seçiminin yapılmaması, tavsiye edilenden fazla ilaç kullanılması, ilaçlamanın uygun alet ve ekipman ile kullanılarak doğru zaman ve yöntemle yapılmamasından da kaynaklanmaktadır.

Zirai mücadele ilaçlarından beklenen olumlu sonucun alınabilmesi için ilaçlama zamanı iyi belirlenmelidir. İlaçlama, fasulye tarlamızdaki zararlı veya hastalığın salgın yapmadan ve en hassas zamanında yapılmalıdır. En uygun ilaçlama dönemi belirlendikten sonra ilaçlamayı da en uygun gün ve zamanda yapmalıyız. Zirai

(35)

23

mücadele ilacının etkinliği, ilacın kullanım zamanındaki iklim koşullarıyla ilişkilidir. Eğer ilaçlama yaptığımız gün hava sıcaklığı düşük ise; uyguladığımız ilacın bitkiler tarafından alınması zorlaşır beklenen sonucu alamayız. Hava sıcaklığı yüksekse, yüksek sıcaklıklar ilacın buharlaşmasına neden olur, ilaç kaybı yanında ilacın sıvı kısmı buharlaştığından bitkide yanmaya neden olur. Eğer ilaçlama yapacağımız gün hava yağışlı ise yağmur zirai mücadele ilacının yıkanmasına sebep olur.

Fasulye sıcak iklim bitkisidir. Soğuğa karşı çok hassas olup 0 derecede üşür. Uygun çimlenme sıcaklığı 18-20 derece olup toprak sıcaklığının 8-10 derece olması istenir. En uygun büyüme sıcaklığı 20-25 derecedir. Büyüme devresinde 15 derecenin altında ve 35 derecenin üzerinde gelişme durur. Çiçeklenme zamanında aşırı sıcaklardan rahatsız olur ve verim düşer. Buna örnek olarak Fasulye antraknozu ılıman, nemli ve yağışlı havalarda epidemi yapar. Hem kurak hem de nemli iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde yetiştirilen fasulye bitkisinde adi yaprak yanıklığı hastalığı oldukça büyük zararlara neden olur. Bu hastalık 28-32 C sıcaklıklarda iyi gelişerek üründe ekonomik zararlara neden olur. Bakteriyel etmenin yayılmasında bitkilerin birbirine değmesi, çiğ, rüzğarlı havadaki yağmur, yağmurlama sulama, yaprak galeri sinekleri ve beyaz sinek rol oynamaktadır.

Konya bölgesinde yapılan bir çalışmada üretici gözüyle hastalık ve zararlıların salgın sebeplerinin %47,1‟ini kültürel işlemlerde yapılan yanlışlar, %21,4‟ünü ilaçların yetersiz kalması, %18,6‟sini biyolojik dengenin insanlar tarafından bozulması ve %12,9‟unu iklim şartlarındaki değişimler olduğunu bildirmektedir (İnan,2001).

4.7.Üreticilerin İlaçlamaya Karar Verme Zamanı

Ek-1‟deki 7 nolu “Arazinizde görülen ya da görülmesi muhtemel hastalığa karşı ilaçlamaya ne zaman karar verirsiniz?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a. Ürünü yetiştirmeye başladığımda,

b. Üründe bir hastalık ortaya çıktığında

c. Komşularım ilaç atarken gördüğümde

d. İlaçlama takvimine göre

(36)

24

Tablo7. Üreticilerin İlaçlamaya Karar Verme Zamanı hakkındaki Görüşleri (%) Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama

a 30 30 25 28,3 b 45 45 45 45 c 5 10 15 10 d 15 15 15 15 e 5 0 0 1,7 Toplam 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 7‟dan de anlaşılacağı üzere, üreticilerin ilaçlama yapmaya % 45„i hastalık ortaya çıktığında, % 28,3„ü ürünü yetiştirmeye başlar başlamaz ilaçlama yaptıklarını, %15‟i ilaçlama takvimine uyarak yaptıklarını, %10‟u komşularını ilaçlama yaparken görünce ilaç atmaya karar verdiklerini söylerken %1,7‟ si ise ziraat mühendisinin tavsiyesine göre hareket ettiklerini belirtmişlerdir.

Ekonomik zarar eşiğine gelmeden ilaçlama yapılması ekonomik kayıplara, çevre kirlenmesi ve insan sağlığına zarar vermesi gibi birçok olumsuzluklara sebep olmaktadır.

Karataş (2009) Manisa bölgesinde yapılan bir araştırmada “Hastalık veya zararlılara karşı zirai ilacın ne zaman temin edildiği?” sorusuna üreticilerin tamamına yakını (%61.3) yetiştirdiği ürünlerde hastalık veya zararlı ortaya çıktığında gerekli zirai ilaçları temin etmektedirler. Bitkinin vejetasyon başlangıcında ilaç alıp stok yapan üretici oranı oldukça düşüktür. Üreticiler ekonomik nedenlerden dolayı ilacı genellikle vadeli olarak aldıklarını belirtmişlerdir.

4.8.Üreticilerin İlaçlama Yaptıkları Hastalıklar

Ek-1‟deki 8 nolu “Hangi Hastalığa Karşı İlaçlama Yapıyorsunuz?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a. Fasulye Adı Yaprak Yanıklığı b. Fasulye Kök Çürüklüğü Hastalığı c. Antraknoz Hastalığı

(37)

25

Tablo 8 . Üreticilerin İlaçlama Yaptıkları Hastalıklar(%)

Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama

a 20 15 20 18,4 b 70 40 50 53,3 c 0 10 5 5 d 0 5 5 3,3 a+b+c 0 5 5 3,3 b+c+d 0 5 5 3,3 a+b 10 20 10 13,4 TOPLAM 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 8‟e bakıldığında, üreticilerin %53,3„ü fasulyede kök çürüklüğü hastalığı ile %18,4‟ü fasulye adi yaprak yanıklığı hastalığı ise %13,4‟ü ise bu iki hastalıkla da karşılaştıklarını bildirdikleri anlaşılmaktadır. Üreticilerin %5‟i antraknoz, %3,3‟ü Fasulye Adı Yaprak Yanıklığı, Fasulye Kök Çürüklüğü Hastalığı ve antraknoz Hastalığı ile ve %3,3‟ü Fasulye Kök Çürüklüğü Hastalığı, antraknoz Hastalığı, mildiyö Hastalığı ile karşılaştıklarını belirtmişlerdir.

Araştırma yaptığımız yörelerde fasulye adi yaprak yanıklığı ve fasulye kök çürüklüğü hastalıklarına karşı iklim şartlarından ya da yanlış sulama yönteminden dolayı ilaçlamayı gerektirecek düzeyde zarar görüldüğü anlaşılmıştır. Fasulye kök çürüklüğü ile karşılaşan üreticiler daha sonra ki yıllarda tohum ilaçlaması yaptıklarını ve sulama yöntemlerini değiştirmeye yöneldikleri hatta büyük çoğunluğu maddi durumu düzeltip damlama sulama sistemine geçmeye karar verdikleri öğrenilmiştir. Fasulye adi yaprak yanıklığı hastalığına karşı ise hastalık ile karşılaştıktan sonra ilaçlamaya başladıklarını ancak sonra ki ilaçlama sayılarını hastalığın devam edip etmesine göre 1. İlaçlamadan sonra 1 ya da 2 ilaçlama daha yaptıklarını belirtmişlerdir.

Fasulye tarımda adı yaprak yanıklığı hastalık görülmeden önce veya az sayıda bitkide görüldüğünde koruyucu olarak yeşil aksam ilaçlaması yapılır. Yeşil aksam ilaçlamaları hazır bakırlı ilaçlardan biri ile haftada bir ara ile 2–3 kez yapılmalıdır. Fasulye Kök Çürüklüğü hastalığı yoğun olarak her yıl sorun olduğu bölgelerde ekimden önce koruyucu olarak tohum ilaçlaması (thiram) önerilebilir. Antraknoz Hastalığı yörede ilk hastalık belirtilerinin görülmesiyle birlikte ilaçlamalara başlanmalı, bir

(38)

26

haftalık aralıklarla ilaçlamaya devam edilmeli ve bitkinin tüm yeşil aksamının ilaçlanmasına özen gösterilmelidir.

Bir başka ankete katılan çiftçilerin % 38.7‟si kök çürüklüğü, % 36.6‟sı antraknoz, % 8.6‟sı bakteriyel solgunluk, % 7.5‟i yaprak yanıklığı, % 4.3‟ü külleme ve % 4.3‟ü ise pas hastalığı ile karşılaştığını belirtmişlerdir (Ülker ve ark.2008)

4.9.Üreticilerin Bitkileri Kontrol Etmeden Düzenli İlaçlamaya Karar Verme Şekilleri

Ek-1‟deki 9‟nolu “Herhangi bir hastalık ve zararlı ile karşılaşmamak düşüncesiyle, bitkileri kontrol etmeksizin düzenli aralıklar ilaçlar mısınız?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a. Evet b. Bazen c. Hayır

Tablo 9. Üreticilerin Hastalıkla Karşılaşmamak İçin Düzenli İlaçlamaya Karar Verme Şekilleri Hakkındaki Görüşleri (%)

Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama

Evet 45 20 30 31,7

Bazen 30 45 40 38,3

Hayır 25 35 30 30

Toplam 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 9‟dan da anlaşılacağı üzere, hastalık ile karşılaşmamak için üreticilerin % 38,3„ü bazen ilaçlama yaptıklarını, % 31,7„si her zaman ilaç yaptıklarını belirtirken, üreticilerin %30‟u hastalık ile karşılaşmadan ilaçlama yapmadıklarını belirtmişlerdir.

Fasulye üreticileri bu soruya bazen ve evet demelerinin asıl sebebi koruma amaçlı olarak kırmızı örümcekler kültür bitkilerine geçmeden önce tarla kenarlarını bant ilaçlaması şeklinde ilaçlama yaptıklarını ayrıca kök çürüklüğü hastalığı karşı tohum ilaçlaması yaptıklarını belirtmişlerdir.

Bitkilerin ön incelemeler yapılmaksızın düzenli aralıklarla ilaçlanması, üretim maliyetini arttırmaktadır. Kontrol edilmeden yapılan düzenli ilaçlamalar sonucunda,

(39)

27

ilaçların kimyasal yapıları gereği zehir etkilerini, hedef alınmayan bitkiler üzerinde de göstermektedir. Bu durum çevresel yönden istenilmeyen birçok olumsuzluğa neden olmaktadır. Ancak Fasulye Kök Çürüklüğü hastalığının yoğun olarak her yıl sorun olduğu yerlerde ekimden önce koruyucu olarak tohum ilaçlaması yapılmalıdır.

Emeli (2006), Çukurova bölgesinde yaptıkları bir çalışmada, hastalığı görür görmez ilaçlama yapmalarına, üreticilerin %65,2‟i hayır, %34,8‟i evet cevabını verdiği hayır cevabının da %69,9‟u hastalık önemsiz olduğundan, %19,2 masraflı olduğu için ve %11‟i hastalık az olduğu için dedikleri saptamışlardır.

Manisa ilinde yaptıkları bir çalışmada, Bitkileri kontrol etmeden düzenli ilaçlama yapmaya %40‟ı evet, %32‟i hayır ve %28‟i bazen kullandığını saptamışlardır (Karataş 2009).

4.10.Üreticilerin İlaçlama Yapmaya Karar Verme Şekilleri

Ek-1‟deki 10 nolu “Bir Hastalığı Görür Görmez İlaç Atar mısın?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a. Evet b. Hayır ise sebebi;

b-1.Masraflı olduğu için,

b-2.Hastalık az olduğu için,

b-3.Hastalık önemsiz olduğu için,

(40)

28

Tablo 10. Üreticilerin İlaçlamaya Yapmaya Karar Verme Şekilleri Hakkındaki Görüşleri(%)

Seçenekler Altınekin (20)* Çumra (20) Ereğli (20) Genel Ortalama A 70 80 75 75 B 0 0 0 0 b-1 15 5 10 10 b-2 5 5 5 5 b-3 10 10 10 10 TOPLAM 100 100 100 100

(*)Anket yapılan üretici sayısı

Tablo 10‟den de anlaşılacağı üzere, üreticilerin % 75„i hastalığı görünce ilaçlama yaptıklarını %25‟i ise ilaçlama yapmadıklarını bunun sebebinin %10‟u ilaçlamanın masraflı olduğunu %10‟u hastalık önemsiz olduğu için ve %5‟i ise hastalık az olduğu için yapmadığını belirtmiştir.

İlaçlama eşiğine gelmeden ilaçlama yapılaması ekonomik kayıplara, çevre kirlenmesine ve insan sağlığına zarar vermesi gibi birçok olumsuzluklara neden olmaktadır.

“Bir hastalığı görür görmez ilaçlama yapar mısınız?” sorusuna üreticilerin % 75‟e yakınının evet cevabını verdiği, nedeni sorulduğunda ise hastalık daha fazla çoğalmadan yok etmek amacıyla, hastalığı görür görmez ilaçlama yaptıklarını belirtmiştir. Ancak hayır cevabını veren üreticilere, nedeni sorulduğunda ise, hastalığın önemsiz olduğunu ve masraflı olduğunu belirtmişlerdir.

4.11.Üreticilerin Tarım İlaçlarını Temin Ettikleri Yer

Ek-1‟deki 11 nolu “Kullandığınız tarım ilaçlarını nereden temin ediyorsunuz?” sorusuna verdikleri cevaplar aşağıdaki tabloda değerlendirilmiştir.

a. Zirai ilaç bayi

b. Tarım Kredi Kooperatifi.

c. Ziraat odası

Şekil

Şekil 3.1. Konya İl Haritası
Tablo  1  incelendiğinde,  üreticilerin  genel  olarak  %60  „i  ilkokul,  %21,6'si  lise,
Tablo 5. Üreticilerin Münavebe Yaptıkları Ürün ile İlgili Cevaplar Oranı (%)  Seçenekler  Altınekin (18)*  Çumra (16)  Ereğli (15)  Genel
Tablo 6 . Üreticilerin Hastalıkların salgın sebebi ile İlgili Görüşleri Oranı (%)  Seçenekler  Altınekin (20)*  Çumra (20)  Ereğli (20)  Genel Ortalama
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Bir yıldan kısa vadeli alınan stok ve maddi duran varlıklar, MSUGT ve BOBİ FRS’ye göre yapılan muhasebe kaydında finansman unsuru stok maliyeti veya maddi duran

Tesiste Zirai Mücadele İlaçları Üretimi(Sıvı Formülasyon Üretimi, SC (Süspansiyon Konsantre) Formülasyon, Toz, WP (Islanabilir Toz) Formülasyon, Granül

Aldrin, dieldrin ve chlordane toz olarak toprağa tatbik edildiğinde (Merrill, 1952) patates yumrularında kalite bakımından bir bozulma

İncelenen işletmelerde üretim dönemine bakıldığında ankete katılan işletmelerin tamamına yakını (%96.49) çift ürün yetiştiriciliği yaparken, geriye kalan

söyleyebiliriz. Bir çiftçinin gerçek usulde vergilendirilebilmesi için işletme büyüklüğü veya motorlu zirai araç sınırlarından herhangi birini aşması yeterlidir.

Örtü altı sebze yetiştiriciliği yapan üreticiler arasında B/BT mücadele uygulayan grupta yer alanlar, hastalık ve zararlılarla mücadele amaçlı olarak bir üretim

Türkiye’deki zirai ilaçların ruhsatlanmasında, fabrika, imalat ve şikayet kontrollerinde analizlerini yapan Ankara Zirai Mücadele Merkez Ara ştırma

Bu anlayıştan yola çıkarak akılcı olmayan ilaç kullanımının; pahalı ilaç reçete edilmesi (Chaudhury, 2004), klinik rehberlere uyulmadan reçete yazılması (WHO, 1997)