• Sonuç bulunamadı

Sürgün yazıları...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sürgün yazıları..."

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

EVET/HAYIR

OKTAY AKBAL

Sürgün Yazıları...

"Bu satırların yazarı hapishaneyi ve sonra yurtdışı sürgünlü­ ğü yaşadı. Yurtdışında, başka bir dil, başka bir kültür ortamın­ da, yurduna dönme olanağından yoksun olarak yaşamak ne de­ mektir? Ajanslarda, gazetelerde yurdunuzla ilgili birkaç cümle duymaya, birkaç satır görmeye can atarsınız. Bunlar sevimsiz, tatsız haberler de olsa buruk bir haz duyarsınız içinizde, ülke­ nizden söz edilmektedir ne de olsa...”

Daha nice nice değerli insanlar var yurtdışında! Yıllar süren bir sürgün bu. Şu ya da bu nedenle gitmek zorunda kalmışlar­ dır başka ülkelere. Aylar, yıllar geçer. “Ve giderek geçen zamanla birlikte bir başkası olmaya doğru değişmekte olduğunuzu ve tıpkı uzak düşürülmüş ya da büsbütün yitirilmiş bir akraba, bir arka­ daş, bir sevgiliye olduğu gibi yurdunuzla aranızda uzaklıklar oluş­ maya başladığını, arada bir yüreğinizden kanat vurup geçse bi­ le özleminizin yatışmaya yüz tuttuğunu duyumsarsınız.”

Birkaç aydır aramızda Behramoğlu. Beş buçuk yıl süren sür­ günlüğü sona erdi. Yazılarını, şiirlerini okuyoruz. Bu geçen yıl­ ların ona neler kazandırdığını öğreniyoruz. Yalnız kazanç mı var bu sürgün yıllarında? Yitirilen bir şeyler de yok mu? Bu beş bu­ çuk yılı ülkesinde geçirseydi, sanatı, şiiri, kişiliği açısından da­ ha yararlı olmayacak mıydı? Ama olmadı, 12 Eylül fırtınasında o da Barış Davası sanığı olarak uzunca bir süre hapislerde yat­ tı. Yurtta kalsa, daha da yatacaktı.

Bir sanatçı, özellikle bir şair, yurdunun, toprağının bir ürünü­ dür. Bir çiçek gibi!.. Başka topraklarda yetişmez o çiçek, yete­ rince, tüm güzelliğince açmaz. Başka türlüdür, başka nitelikte­ dir. “ İki ateş arasında” kalmıştır. Bunun yakıcı ateşini yüreğinde duyagelir hep...

Ben Ataol Behramoğlu’nu ilk kez 1964 yılında Bursa Halke- vi’nde açılan bir şiir sergisinde tanıdım. Daha doğrusu şiirleri­ ni... Coşkulu dizeleri ile dikkatimi çekmişti. Nice genç şair tanı­ rız, nice şiir okuruz, ama çoğunun adı yerleşmez belleğimize, dizeleri ise hiç akılda kalmaz. Ataol için böyle olmadı.

‘‘¡ki Ateş Arasında” (Boyut Yayınları) Ataol Behramoğlu’nun yeni kitabı. Önsözünü şu cümle ile bitirmiş: “ Yaşamda olduğu­ muz sürece insan olmayı öğrenmenin sonu yok diye düşünüyo­ rum.” İnsan olmak, yaşamın acılı tatlılı deneyimlerinden geçe­ rek gerçekleşiyor. Tekdüze bir yaşam süren kişinin “ insan” lığı kendine özgüdür. Ama savaşım vererek, ama doğru, güzel gö­ rüşler uğruna çarpışarak insanlığını daha derinden yaşar kişi. Hele sanatçıysa, şairse daha daha derinden...

“ Maltepe Askeri Cezaevi’nin avlusunda -Sisler içindeki Bü- yükada’nın karşısında - Oturmuş yazarım bu şiiri - Eylül başla­ rında bir cumartesi - Lodos titretiyor ağaçları - Yağmur geceden yıkamış çiçekleri - Gökyüzü mavi, bulutlar beyaz - Ardından ba­ harın geçti koca yazı - Hapisteyiz hâlâ ve güzün ilk serinlikleri - Avlunun dört yanı dikenli teller - Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler - Kapanır uykusuzluktan gözleri.”

İşte bir an, yaşamdan bir kesit. Barış Derneği sanıklarının Eylül 1982’de kapatıldıkları Maltepe Askeri Cezaevi’nden bir anı... Ne kadar yoğun yaşanmış bir an... Şöyle bitiriyor: “Geçer güzelim, bugünler de geçer - Sökülüp atılır dikenli teller - Koparır halk bir gün zincirlerini.”

Bu zincirler, bilgisizlik, karanlık, ilkellik, korku, ürkeklik zincir­ leridir. Yıllar geçse bile büsbütün kopamıyor. Koptuğu anda bir de bakıyoruz yeniden bağlanmış halkaları birbirine, yeni bir zincir oluşturulmuş... Büyük aydınlıklar gerek, büyük çabalar gerek. Aydınlık günlere, yarınlara özlem çekenlerin gerçek bir kurtulu­ şa ermeleri için...

(2)

EVET/HAYIR

OKTAY AKBAL

(Maştarafı 2. Sayfada)

Ataol Behramoğlu’nun kitabında yurtdışında yazıp yayımladı- 'ğı ilginç yazılar var. Bunların arasında Orhan Apaydınla ilgili olanı kişiyi güçlü bir duyarlılığa itiyor. Bir akşam üstü duruşmadan Mal­ tepe'ye dönüyorlarmış... Bir arıza nedeniyle şoför, arabayı yol kı­ yısına çekmiş, tutukluların arabadan inmelerine izin vermiş. Ata­ ol, bu güzel anı şöyle anlatıyor:

"Yanıbaşımda Orhan Ağabey, iki dirhem bir çekirdek, heye­ canlı, dürttü beni: 'Bırak şimdi kitap okumayı. Hayata bak. C an­ lılığa bak. Hayata bak.’ Başımı kaldırdım. Akşamüstü evlerine dö­ nen insanları taşıyan bir araba seli. Asfaltın iki yanında yeşer­ meye başlamış yamaçlar. Serin, diriltici ilkbahar akşamı. Ve biz çevremizden akıp giden zamandan koparılarak başka bir zaman diliminde yaşamaya zorlanmış bir avuç insan...”

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Dileyen misafirlerimiz Ekstra olarak düzenlenecek dünyaca ünlü Grand Canyon ve ardından Premium North Outlet turuna katilabilirler.. Premium North Outlet Turu: 40 USD

Müziksel okumada ö rencilerin en çok kulland klar yöntemler, parçay çal madan önce çalg lar yla ba tan sona çalmalar (%31), okuma parças hem çal p hem de okumalar r (%25)..

Deneyimle öğrenmenin terapötik yapıya uygulanması di- rekt, macera etkinliklerinin danışanlarla ilişki- lendirilmesi ve danışanların aktif katılımcılar olarak

Kendisinin övünebileceği bir özelliği yoksa, kişi ne yapsın, işin içine yakın akrabalarını karıştırır.. Böyle bir tutum aptallığı ve çaresizliği

Bu kitap, bazı alanlarda daha kırılgan olup başka alanlardaysa genelde kendilerinin bile farkında olmadıkları becerilere sahip olan aşırı duyarlı ve hassas kişiler için

• İşletme merkezinin yeri belirlendikten sonra alanın zonlara ayrılması, hem yeni tasarlanacak işletme merkezleri ve hem de yenileme yapılacak işletme merkezleri için yararlı

“Üretim, Güç ve Dünya Düzeni” (Production, Power, and World Order: Social Forces in the Making of History) adlı kitabında Cox, ittifaklara ve ortak çıkarlara vurgu

89 Sanayi, program kavramına biçim ve içerik vermekte, böylece başta emek ve sermaye olmak üzere en önemli ekonomik kategorileri somut, hesaplanabilir, tartışılabilir