• Sonuç bulunamadı

Sözlük bı̇lı̇mı̇nde tanıklama ve Salâh Bı̇rsel'ı̇n Türkçe Sözlük'e tanık olarak katkıları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sözlük bı̇lı̇mı̇nde tanıklama ve Salâh Bı̇rsel'ı̇n Türkçe Sözlük'e tanık olarak katkıları"

Copied!
13
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Cilt 9 Sayı 22 Yıl 2018

SÖZLÜK BİLİMİNDE TANIKLAMA VE

SALÂH BİRSEL’İN TÜRKÇE SÖZLÜK’E TANIK OLARAK

KATKILARI

İdris Nebi UYSAL1 orcid.org/0000-0001-7219-0649

ÖZ

Sözlükler dillerin söz varlığını bir araya getiren eserlerdir. Bu eserler, sözlük biliminin belirlediği ilkelere göre hazırlanır. Nitelikli bir sözlükte sözcüklerin anlamı, tanık cümlesi, yazımı gibi birçok özellik aranır. Bu yazı iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde sözlük biliminde “tanıklama” üzerinde durulacaktır. Tanıklama “bir sözlük biriminin anlam ve kullanımına açıklık getirmek için örnek verme” demektir. Bir sözcüğün kullanıldığı cümleyi görmek, onun anlamı ve cümleye katkıları boyutunda sözlük kullanıcısına geniş imkânlar sunar. İkinci bölüm, Salâh Birsel’in Kahveler Kitabı’ndan Türkçe Sözlük’e (TDK, 2011) tanık olarak alınabilecek örneklere ayrılmıştır. Bunun için eserin ilk baskısından (1975) yararlanılmıştır. Kitaptan sözlüğün tanıksız madde başı/içi sözcükleri veya çok anlamlı sözcüklerinin tanıksız anlamları için 30 örnek (bilisiz, büküntü, evetlemek…) derlenmiştir. Çalışmada belgesel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bunların sözlüğün yeni baskılarına girmesi, sözlükteki tanıklayıcı yönün güçlenmesini sağlayacaktır.

Anahtar Kelimeler: Sözlük Bilimi, Tanıklama, Salâh Birsel.

EXAMPLES IN LEXICOGRAPHY AND SALÂH BIRSEL'S

EXAMPLES AS A CONTRIBUTION TO TURKISH DICTIONARY

ABSTRACT

Dictionaries give general ideas about the vocabularies of languages. These works are prepared according to the principles of lexicography. In a qualified dictionary, many features of a word such as senses, examples, spelling are sought. This article has two parts. Firstly we will focus on “examples” in lexicography. Giving an example clarifies the meaning and use of a dictionary unit. Reading the word in a sentence context gives the dictionary user a wide range of possibilities in terms of its meaning and sentence. The second part is devoted to sentences and lingual units that can be taken as an example from Salah Birsel's Kahveler Kitabı to Turkish Dictionary (TDK, 2011). The first edition of the work (1975) was used for his study. 30 examples (bilisiz, büküntü, evetlemek…) collected for the entry words/words or poly semic Words which has no examples in their definition. Document analysis method was used in the study. Adding this examples into new editions of the dictionary will help strengthen the examples of Turkish Dictionary.

(2)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

110 110 110 Giriş

Sözlükler dillerin söz varlığını topluca veren eserlerdir. Her dilde anlamı bilinmeyen, nereden geldiği yahut kökeni merak edilen, yazılışı, söylenişi, türü, kullanış özellikleri bilinmek istenen sözcükler için sözlüklere müracaat edilir. Dilin temel malzemesini toplayan, koruyan ve geleceğe taşıyan bu eserler, bir dil hakkında fikir edinmek isteyenlerin gramerle birlikte

başvuracağı iki temel kaynaktan biridiri. Türkçeye biri sözlük, diğeri gramerii olmak üzere iki

değerli çalışma armağan eden Kâşgarlı Mahmud’un yüzyıllar önce sergilediği bu farkındalık, Türklük bilimi için büyük kazanç olmuştur.

Bir dilin varlığının en somut göstergesi olan sözlükler, aynı zamanda birçok disiplinin temel başvuru kaynakları arasındadır. Söz gelimi bir toplumun kültürü, yaşadığı sosyal ve kültürel değişmeler hakkında bilgilenmek isteyen halk/toplum bilimi araştırmacıları sözlüklerden yardım alabilirler. Zira bu eserler, toplumların duygu ve düşünce belleğinin yazılı biçimleridir. Sözlükler, sözcük öğretiminde ve ana dilin söz varlığının en geniş biçimiyle yansıtılmasında eğitim bilimcilerin yararlandığı kaynakların başında gelir. Yine dili doğru ve etkili konuşup yazmak, sözcüklerin anlam ayrımlarını ve hangi anlamda işletildiğini görmek için sözlüklere müracaat edilir. Sözlükler; diller, dolayısıyla toplumlararası ilişkilerin örneklerini görmek ve boyutlarını anlamak için de dil bilimcilerin başvurabileceği birincil kaynaklar arasındadır. İçerik bakımından birçok disipline hizmet eden sözlükler, dil biliminin bir alt dalı olan sözlük biliminin belirlediği ilkelere göre oluşturulur. Nitelikli bir sözlükte sözcüklerin kökeni, anlamı, türü, sesletimi, yazımı, hangi bağlamda kullanıldığı gibi pek çok özellik aranır. Başka bir ifadeyle sözlükler; tanımlayıcı, açıklayıcı, doğrulayıcı, tanıklayıcı ve önerici olmalıdır. Bu yazıda önce “sözlük biliminde tanıklama” konusu üzerinde durulacak, ardından konuyu örneklendirmek için Salâh Birsel’den Türkçe Sözlük’e (TDK, 2011) tanık olarak alınabilecek örneklere yer verilecektir.

SÖZLÜK BİLİMİ VE TANIKLAMA

Dil biliminin uygulamalı alt dallarından biri de sözlük bilimidiriii. Daha önce yazılmış sözlükleri

çeşitli yönlerden inceleyip sınıflandırmak, hazırlanacak yeni sözlüklerin uyacağı kural ve yöntemleri belirleyip geliştirmek, sözlük yazımının kuramsal sorunları üzerine eğilmek bu disiplinin ilgilendiği başlıca konulardır. Bu alan, sözlük biliminin kuramı ve uygulaması olarak da nitelendirilmiştir (Toklu, 2007: 115).Bir sözlük yazarı; sözlüğünü hazırlarken izlemesi gereken yollarla uyması gereken kuralları sözlük biliminin ortaya koyduğu bilgiler çerçevesinde yürütmelidir.

(3)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

111 111 111

Sözlük bilimi araştırmacıları, konuya ilişkin çalışmalarında bir sözlüğün taşıması gereken özelliklere dair bilgiler vermişlerdir. Bunlar, bilimsel ve iyi temellendirilmiş bir sözlüğün nitelikleridir (Ayrıntılı bilgi için bk. Aksan, 2000; Aydın, 2007; Boz, 2011a; Çotuksöken, 1999; İlhan, 2007; Parlatır, 1995; Usta, 2006). Bu konuda kapsamlı ve sistemli çalışmalarıyla dikkatleri çeken isimlerden biri de Howard Jackson’dır. Jackson (2016: 48-51), Sözlükbilime

Giriş (Lexicography: An Introduction, 2001) adlı kitabında bir sözlüğün “makro” ve “mikro”

olmak üzere iki yapısının bulunduğunu söyler. Araştırmacıya göre makro yapıyı oluşturan ögeler; ön kısım (ön söz, kısaltmalar, kullanım kılavuzu vb.), gövde (madde başı sözcükler) ve eklerdir. Mikro yapı ise madde içinde bulunan bilgilerin düzeniyle ilgilidir. Jackson, bir

maddedeki bilgi çeşitliliği ve türünün madde başı sözcüklere göre değişeceğini ancak her sözcüğün şu bilgilerin tümünü veya bir kısmını içereceğini belirtir. Araştırmacının sözünü ettiği

bilgiler; “yazım, sesletim, çekimlenme biçimi, sözcük sınıfı, anlamlar, tanım, örnekler, kullanım, ara maddeler ve etimoloji”dir. Makro ve mikro yapıya ilişkin verilenler, bir sözlükte bulunması gereken özelliklerdir. David Crystal’in iyi bir sözlükle ilgili önerileri de sözlük hazırlayıcıları için rehber niteliğindedir (akt. Kocaman, 1998: 113). Crystal’in önerileri arasında Jackson’dan farklı olarak cilt dayanıklılığı, kâğıdın niteliği, ansiklopedik bilgi

içermesi, anlaşılırlığı zor sözcüklerin resimle desteklenmesi, eş-zıt anlamlı sözcüklerin gösterilmesi, ilişkili sözcüklere gönderme yapılması da yer almaktadır.

Tanıklama, sözlük bilimi terimi olarak “bir sözlük biriminin anlam ve kullanımına açıklık getirmek için örnek verme” şeklinde tanımlanabilir. Bunun için “örneklendirme” terimini tercih eden araştırmacılar da vardır (Boz, 2011a). Tanıklama, sözcüğün cümle içindeki konumu ve kullanımıyla ilgili bilgilendirme yapar. Sözlük adlarının yanına getirilen “Misalli, Örnekli, Örnekleriyle, Tanıklarıyla, Tanıklı” sözcükleri, o eserde tanıklama metodunun izlendiğine

işaretederiv. Son yıllarda yalnızca bir eserin söz varlığındaki her bir madde başı ve içi sözcüğü

bağlamıyla veren “bağlamlı, bağlamsal,” sözlükler de hazırlanmaktadır (Ayrıntılı bilgi için bk. Öztürk, 2007; Boz, 2011b; Uysal, 2012).

Türkçede tanıklı sözlüklerin ilk örneğini, Kâşgarlı Mahmud vermiştir. Kâşgarlı (2006: 5 ve 8), bu durumu “Ben bu kitabı hikmet, seci, atalar sözü, şiir, recez, nesir gibi şeylerle süsleyerek hece harfleri sırasınca tertip ettim. (…) Kitapta Türklerin görgülerini, bilgilerini göstermek için söyledikleri şiir tanıklarını serpiştirdim. Kaygılı ve sevinçli günlerinde yüksek düşüncelerle söylenmiş olan savları da aldım.” mealindeki sözlerle dile getirmiştir. O, sözlüğündeki birçok sözcüğü uygun bağlamlarda ve farklı metin türleriyle işlemiştir. Tek dilli sözlüklerde bile maddelerin tanıklarıyla birlikte verilmesinin sözlük kullanıcıları için ne denli önemli olduğu

(4)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

112 112 112

düşünüldüğünde iki dilli bir sözlük yazan müellifin bu tavrı, sözlük bilimi tarihi açısından bir çığır olarak kabul edilmelidir.

Aksan (2000: 85), sözlük hazırlamanın evrelerinden ve bir sözlüğün niteliğinden bahsederken

sözlük hazırlamada en önemli, en çok özen isteyen işin tanımların verilişinde olduğunu ancak bu işin de yanlışlığa kolayca düşmeye veya eksik anlatıma çok elverişli olduğunu, dolayısıyla ayrı bir uzmanlık ve kültür gerektirdiğini belirtir. Araştırmacının üzerinde durduğu husus,

sözlük maddelerindeki anlamlara tanık verilmesinin ne kadar önemli olduğudur. Gerçekten de bir sözlükçünün en önemli görevlerinden biri sözcüğün anlamını tam olarak yakalamaktır. Bir sözlük biriminin tanımını oluşturan etkenlerin başında da kullanım gelir (Jackson, 2016: 40).

Kullanım, sözcüğün cümle yahut metin içinde diğer sözcüklerle kurduğu ilişkiyi gösterirv.

Dolayısıyla bir sözcüğün anlamını belirlerken onu bağlamından ayrı düşünmek doğru değildir. Tanım ve tanığın, birbirinin tamamlayıcısı olduğu unutulmamalıdır.

Sözcüklerin anlamlı olup olmadıkları tartışmalı bir konudur. Wittgenstein (2014), Hofmann (1993) gibi kimi düşünürler, sözcüklerde anlamın değil, kullanımın olduğunu dile getirirler. Aksan (2009: 46) ise her sözcüğün temelde sözlükte yer alabilecek bir anlama sahip olduğunu,

bunun yanında bağlamın da sözcüklere yeni anlamlar kazandırdığını söyler. Nitekim

Türkçedeki birçok sözcük, bağlam içinde bilinen anlamlarından sıyrılarak yeni anlamlar kazanmış, anlam dağarcığını genişletmiştir. Sözlüklerin hazırlanma nedenlerinden biri de sözcüklerde zamanla ortaya çıkan bu çok anlamlılığın kayıt altına alınmak istenmesidir. Sözcüklerin tanığıyla birlikte verilmesi, onların kazandığı yeni anlamlarla bunlar arasındaki ayrımların öğrenilmesini kolaylaştıracaktır. Tanıklama, bu yönüyle, bir sınırlandırma işidir ve tanımlanan sözcüğün tanımının, belirli bir bağlamla sınırlı olduğunu anlatır (Jackson, 2016: 41). Sözlük kullanıcıları, tanık cümleler aracılığıyla çok anlamlı sözcüklerin taşıdığı anlamları birbirinden kolayca ayırt edebileceklerdir.

İnsanların sözlüklere bakma ihtiyacının altında genellikle şu iki neden yatar: bir sözcüğün anlamını öğrenmek, bir sözcüğün yazımını kontrol etmek (Jackson, 2016: 120). İlki; bilinmeyen, hatırlanmayan, karşılığı bağlamdan çıkarılamayan veya karıştırıldığında kontrol edilmek istenen sözcükler için geçerlidir. Sözcüğün geçtiği örnek cümleler, böyle durumlarda sözlük kullanıcısının yardımına koşar. Çünkü tanıklama; sözcüklerin anlamının belirginleşmesini, anlaşılırlığının güçlenmesini sağlar (Boz, 2011c:133), dildeki konumunun anlaşılabilmesine yardım eder. Örnekler sözcüklerin doğru kullanılabilmesi için de model olur, dilin doğru ve etkin kullanılabilmesi için rehberlik eder.

(5)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

113 113 113

Dillerde bir kavram alanı oluşturan; yani birbiriyle ilişkili, birbirine yakın kavramlar, eşanlamlı sözcükler vardır (Aksan, 1971:254). Türkçe, bu tür sözler bakımından zengin bir dildir. Sözlüklerdeki tanık cümleler, anlamca birbirine yakın sözcüklerin birbirinden nasıl ayrıldığını göstermeye yarar. Tanıklar, özellikle öğrenim çağındaki çocuk ve gençlerle yabancı uyruklu öğrencilere sözcüğün doğru kullanımını öğrenme ve bunu kalıcı kılma imkânı sunar. Tanıklama, uzmanlar tarafından okul sözlükleri için de temel nitelik olarak kabul edilmektedir (bk. Göçer, 2001: 4001).

Tanıklamanın birçok eğitici öğretici yönü vardır. Bilindiği üzere sözlük kullanıcılarının önemli bir kesimini öğrenciler ve bir dili öğrenen yabancılar oluşturur. Sözcük öğretiminde ise bağlam ayrı bir öneme sahiptir. Dilin doğru kullanımını öğretmek için sözlüklere alınacak örneklerin titizlikle seçilmesi gerekmektedir. Sözlüklerde sözcüklerin anlamını bağlama uygun örneklerle pekiştirmek, öğrenme sürecine olumlu yansıyacaktır.

Tanıklama; kültürün tanıtılmasını ve öğretilmesini, sözlük kullanıcılarının edebiyat ve sanatla buluşmasını sağlar. Bu uygulama, Karadüz’ün (2009: 642) de belirttiği gibi kültürün yaşatılmasına, genç kuşaklara aktarılmasına yardımcı olacaktır. Örnek cümlelerin Türk edebiyatının tanınmış isimlerinden seçilmesi, sözlük kullanıcısının şair ve yazarlarla tanışmasına, sanatçıların da hatırlanmasına vesile olacaktır. Ayrıca bu durum, sözlüğe antoloji özelliği katarak onun işlevselliğini artıracak; dil, edebiyat ve kültür araştırmacılarının işini kolaylaştıracaktır.

Sözlüklere tanık olarak alınacak cümlelerin niteliği, üzerinde durulması gereken bir konudur. Boz (2011c, 133), tanık cümlelerin gerçeklik, inandırıcılık, sorunsallık, etkileyicilik yönlerinin olması gerektiğini belirtir. Bunlar; insani değerleri kapsayan, dil yetkinliğinin güzel örneği durumundaki metinlerden seçilmelidir (Binyazar, 1983: 63). Cümleler, okuyanda ana dili bilincini geliştirici nitelikte olmalı, kullanan kişide edebî zevkin oluşup gelişmesine katkı sağlamalıdır. Crystal, bu örneklerin gerçekçi ve yapaylıktan uzak olmasını da tavsiye eder (akt. Kocaman, 1998: 113).

Sözlükler sürekli çalışma ve büyük emeklerle meydana gelen eserlerdir. Sözlüğe alınacak maddeleri ve tanık cümleleri belirlemek, sözlük hazırlamanın evreleri arasındadır. Bu işlemler, derleme ve tarama çalışmaları yapmayı gerektirir. Derleme ve taramalar, yakın zamana kadar geleneksel fişleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ancak bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler yardımıyla fişleme, derleme ve tarama hem daha kısa sürede hem de daha

(6)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

114 114 114

Sözlükler zamanla güncellenme ister. Dildeki sözcüklerin yeni anlamlar kazanması, dile çeşitli yollarla yeni sözcüklerin girmesi bu eserlerin belli aralıklarla güncellenmesini gerekli kılar. Sözlük yazarları bu amaçla kapsamlı derleme ve tarama çalışmaları da yapmalıdırlar. Güncel eserler üzerinde yapılan tarama ve tanıklamalar dilin canlı yönünün sözlüklere aktarılmasına, tarihî metinler üzerinde yapılan taramalar ise eski metinlerde kalmış sözcüklerin yeni nesille buluşmasına imkân tanıyacaktır. Ağızlardan yapılan derlemeler de ağızlardaki söz varlığının yazı diline aktarılmasını sağlayacaktır.

Tanık cümleler sözlük kullanıcısı için birçok kolaylığı sağlarken sözlük yazarı için de denetim görevi üstlenirler. Anlamı somutlaştırıp pekiştiren, anlamlandırmayı kolaylaştıran, öğrenmeyi kalıcı hâle getiren, kullanıcıyı estetik değeri yüksek eserlerle buluşturan, kullanıcıların anlama becerisini geliştiren bu cümleler, herhangi bir sözcüğün tanıma uygun olup olmadığını, o tanımı karşılayıp karşılamadığını anlayabilmek içinde kontrol mekanizması olacaktır.

SALÂH BİRSEL’İN TÜRKÇE SÖZLÜK’E TANIK OLARAK

KATKILARI

Çalışmanın ikinci bölümü, Salâh Birsel’in Kahveler Kitabı’ndan Türkçe Sözlük’e tanık olarak alınabilecek katkılara ayrılmıştır. Bunun için eserin 1975 yılında çıkan ilk baskısına müracaat edilmiştir. Seksen yıllık bir yaşam serüveni olan Birsel (1919-1999), deneme ve günlük türünde verdiği eserlerle Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. Sanatçının, çeviriler de dâhil olmak üzere toplam altmış iki eseri vardır (bk. Çelik, 2003: 11). Şiir türünde de birtakım örnekler veren Birsel, roman sanatında yalnızca bir eser kaleme almıştır: Dört Köşeli Üçgen. Ancak “Salâh Birsel” denince ilk akla gelenler, daima onun deneme ve günlükleri olmuştur.

“Salâh Birsel” isminin hemen çağrışım yaptığı diğer konu Türkçedir. Kendisini bir “Sözcük Koordinatörü” (akt. Çelik, 2003: 55) olarak takdim eden Birsel; türettiği yahut ağızlardan derlediği birçok sözcük, türettiği pek çok deyim ve sözcüklere yüklediği türlü anlamlarla Türkçenin söz varlığına hatırı sayılır bir katkı sağlamıştır. Kendine özgü deyişlerini, buluşlarını, yakıştırmalarını Türkçeye armağan eden Birsel (Karataş, 2015: 169), Türkçenin güncel sözlüklerine canlılık veren örnek cümleleriyle bu eserlerde adından sıkça söz ettirir. Bugün

Türkçe Sözlük’teki eşelenmek, gehgeh tutmak, gelgeççi, üzünçlü maddeleri bunlardan

birkaçıdır. Fakat onun büyük bir ustalıkla yakıştırdığı, hayat verdiği sözlerle bilinen sözcüklere yüklediği yeni anlamların, bütünüyle güncel sözlüklere kazandırıldığını söylemek zordur. Eldeki çalışmada Türkçe Sözlük’ün tanıksız kimi madde başı/içi sözcükleri veya çok anlamlı sözcüklerinin tanıksız anlamları için yukarıda zikredilen kitaptan derlenmiş cümlelere yer

(7)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

115 115 115

verilmiştir. Çalışmada belgesel tarama yöntemi (Karasar, 2009: 183) kullanılmıştır. Madde başı ve madde içi söz varlığının tespitinde TDK’nin yayımladığı Türkçe Sözlük’ün son baskısına

(2011) bakılmıştır. Fişlere aktarılan 30 söz ve bunların tanık cümleleri şöyledirvii:

akşamcı (1): Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse.

“Çünkü akşamcılar buraya çarmakçur yapmaya gelirler.” (91)

alkış almak: Çok beğenilmek.

“Gelgeççiler gelir, konuşur, alkış alır ve gider.” (329)

altmışaltıya bağlamak: Geçici bir çözümle durumu kurtarmış görünmek.

“Ama bu kahve emeklilerin bedava gazete okumak üzere pinekledikleri, uyuz öğrencilerin de derslerini altmışaltıya bağladıkları o bobstil yapımevleri değildir.” (314)

berceste (3): Sanat değeri yüksek olan dize.

“Eğer amaç bercestebir dize ise, isimsiz kartvizit kâğıdı üzerine sözgelişi ‘Yandım ateşlere ey mah, seni gördüm göreli’ diye bir şey yazılıp, akrabalar karşılaşınca atılacak.” (107)

bilisiz: Öğrenim görmemiş, cahil.

“Dev yapılı, pos bıyıklı, bilisiz ve ayyaş biridir.”(166)

blum: Bir iskambil oyunu türü.

“Çokluk blum oynarlar.” (343)

borda etmek: Yandan yanaşmak.

“O da Ataç gibi genç yazarlara borda etmek ister.”(316)

bulgu (1): Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen

şey.

“İnsanlar şu bulguyu haber alırlarsa, kahve dünyada en çok içilen şey olur.” (7)

büküntü (3)viii: Dönemeç, viraj.

“Çapa Çeşmesi büküntüleri ‘yol dönemeçleri’ arasındaki ‘Acem’, ‘Bahri’ diye anılan gizli genelevler ve bunların döküntüleri derli toplu bir örgütü andırır.” (87)

çeyrek (3): 15 dakikalık zaman dilimi.

“Kimi zaman bu gülme kasırgası bir çeyrek bile sürer.” (210)

dahası: Fazlası, ilavesi.

“Sonunda III. Murat zamanında kahveler kapatılır, dahası, kahve içmek de yasaklanır.” (13)

dalfesix: Üstünde sarık bulunmayan fes.

“Kimi oyuncular da başlarına külâh ya da dalfes geçirirler.” (185)

değgin: İlişkin, üstüne ait, dair, müteallik.

(8)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

116 116 116 diba: Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş.

“Bunlar şalvar yerine de canfesten, dibadan, sırmalı ustufeden dört kubbe denilen biçimde sırma saçaklı eteklik giyerler.” (185)

enfiye: Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz, burun otu.

“Yalnız içeri girer girmez yoğun bir enfiye kokusu burna çarpar.” (146)

entipüften (2): Derme çatma, uydurma.

“Barakalar çok entipüften şeyler olduğu için Almanya Kayzeri II.Wilhelm 1889 yılında İstanbul’a geldiği vakit bu barakalar tekerli kızaklara bindirilip meydandan uzaklaştırılmış, Kayzer gittikten sonra da yine eski yerlerine getirilmiştir.” (89)

evetlemek: Evet demek, onaylamak.

“Ama Şeyhülislam’ın fetvasını padişah evetlememiştir.” (13)

farmason (1): Mason.

“Farmasonları ve sosyalistleri sevmez ama köpekleri çokça sever.” (239)

gır kaynatmak: Birkaç kişi işlerini bırakıp yârenlik etmek.

“Boğazkesen, Halıcıoğlu, Yeniçeşme ve Tophane tulumbacı kahveleri de tulumbacıların gır

kaynatıp nargile tokurdattıkları yerlerdir.” (166)

güllabici: Akıl hastanelerindeki hademe, deli güllabicisi.

“Meğer dama meraklısı adam tımarhanenin güllabicilerinden değil miymiş!” (253)

hallice: Durumu benzerlerine göre biraz daha iyi olan.

“Nedir, yıllarca sonra Salâh Birsel hindi düşünceli Hacivat’ın boyuna suyu kesilmiş değirmene benzetilmesine hüngür hüngür üzülecek ve Türk aydınının toplum içindeki durumunun, onunkinden pek hallice olmadığını da anlayınca sazını eline alacaktır.”

hayalci (2): Karagözcü.

“Çocukların yaygarasına perdenin arkasından Hayalci Kâtip Salih Efendi karık sesiyle karşılık verir.” (205)

kurusıkı (4): Blöf.

“Siz bu kurusıkıya aldırmayın.” (205)

makule: Takım, çeşit.

“Keyiflerine düşkün kimi ‘yâran-ı safa’ özellikle ‘okuryazar makulesinden’ nice zarifler buralarda toplanır olmuştur.” (11)

(9)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

117 117 117

“Oysa Evliya Çelebi’nin yazdığına göre, XVII. yüzyılın ortalarında burası belli başlı mesire yerlerinden biridir.” (283)

omuzlamak (1): Omzuna almak.

“Tulumbacı arkadaşları Çiroz’un tabutunu öğleden bir saat on dakika önce Bakırköy’den

omuzladıkları halde, onu Eyup’a öğle namazına yetiştirmişlerdir.” (180) ölmezoğlu: Çok dayanıklı şey.

“Bunun etrafına geçirilmiş ölmezoğlu ipleri görüyor musunuz?” (206)

sarıkız (2): Esrar.

“Neyzen de ilkin midesini ispirto ile adamakıllı ıslatır, sonra da kafasını güçlendirmek için bir çiftetelli yapar, sarıkızdan bir iki nefes çekerdi.” (233)

tirşe (3): Parşömen.

“Şehzade Camiinin bitişiğindeki mezarlığın ötesinde yıkıntılar içinde kurulmuş, içi al, üstü

tirşe, çifte direkli bir çadırdır burası.” (118)

yağlı ballı olmak: Araları çok iyi olmak, içli dışlı olmak.

“Dinamo ile yağlı ballı oluşu da bu düşüncelerin bir ürünüdür.” (316)

Sonuç ve Değerlendirme

Bir sözlük bilimi terimi olarak “bir sözlük biriminin anlam ve kullanımına açıklık getirmek için örnek verme” şeklinde açıklanan tanıklama, bilimsel ve iyi temellendirilmiş bir sözlükte aranan temel niteliklerden biridir. Başkaca söylemek gerekirse tanıklama, bir sözlükte sözlük birimle ilgili yer alması gereken ana yapılandırmalardan biridir. Zira tanıklama bir sözcüğün anlamını belirginleştirmeye ve cümledeki konumunu göstermeye yarar. Sözcüklerin doğru kullanılabilmesi için rehber olur. Öğrenme sürecini olumlu yönde etkiler. Sözlükteki doğrulayıcı, bilgilendirici ve önerici yönleri geliştirir. Eserin yazıldığı döneme ilişkin sosyo-kültürel bilgiler sunar, bilgi ve kültürün yok olmasını önler. Türk edebiyatının seçme eserlerinden alınan cümleler, sözlük kullanıcısını edebiyat ve sanat dünyasıyla buluşturur. Sözlüğün tanık cümleler bakımından zengin olması, onun işlevselliğini artırır. Ayrıca sözlük hazırlayıcısının denetlenmesine imkân verir. Örneklerin tarihî metinlerden alınması, okuyucuya o sözcüğe ilişkin tarihleme olanağı sunarken tarihsel söz varlıkları içinde yeni bir yaşam alanı olur.

Türk edebiyatının usta kalemlerinden Salâh Birsel, Türkçenin ifade imkânlarını geliştiren bir sanatçıdır. O, Türkçenin güncel sözlüklerine birçok sözcük, kalıp söz, deyim vb. armağan etmiştir. Ancak Birsel’in kalemindeki zenginliğin Türkçenin sözlüklerine bütünüyle kazandırıldığını söylemek zordur. Sanatçının eserleri, genel sözlüklerdeki birçok maddenin

(10)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

118 118 118

tanıklanması için de yararlanılmayı beklemektedir. Birsel’in eserleri, Türkçe Sözlük başta olmak üzere güncel sözlüklerin tanık yönünden zenginleşmesine büyük katkı yapacaktır.

(11)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

119 119 119 Notlar

i Sözlük tanımları için bk. Eminoğlu, 2010; İlhan, 2007; TDK, 2011, Topaloğlu, 2010; Vardar, 2007.

ii Hâlen elde olmayan Kitâbu Cevâhirü’n-Nahvi fi Lügati’t-Türk adlı eseri, müellifin aktardığı notlardan biliyoruz. iii Leksikografi teriminin karşılığı olarak sözlük bilimi ve sözlükçülük terimleri kullanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi

için bk. Akalın, 2010; Aksan, 2000; Boz, 2011ç; Kıran ve Kıran, 2010; TDK, 2011.

iv Misalli Büyük Türkçe Sözlük, Türkçe İkilemeler Sözlüğü (Tanıklı), Büyük Argo Sözlüğü (Tanıklarıyla), Örnekli

Hakasça-Türkçe Sözlük, Örnekleriyle Türkçe Sözlük gibi.

v Bu konu, doğrudan “bağlam” teriminin kapsamıyla ilgilidir. Ayrıntılı bilgi için bk. Dash, 2008 ve Uysal, 2012. vi Ülkemizde son yıllarda derlem dil bilimi (corpuslinguistics) alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bilişim

teknolojileri yardımıyla gerçekleştirilen bu çalışmalarla Türkçenin güncel veya tarihsel derlemleri hazırlanmıştır.

vii Maddelerin yanında ayraç içinde verilen rakamlar, çok anlamlı sözcüklerdeki anlam sırasını göstermektedir.

Diğerleri Türkçe Sözlük’te madde başı/içi olan ve tek anlamla temsil edilenlerdir. Tanık cümlelerin yazılışında yazarın kullanımına müdahale edilmemiştir. Cümlelerin sonundaki rakamlar, geçtiği sayfa numarasını göstermektedir.

viii Yazar kitapta yer yer kimi sözcüklerin tanımını, sayfa altındaki dipnotta veya sözcüğün hemen yanında verme

ihtiyacı hissetmiştir. Bu sözcük, yazarın kendisi tarafından cümle içinde tırnak işareti arasına alınarak tanımlanmıştır.

ix Yazar sözcüğü sayfa altındaki dipnotta “üzerine tülbent ve çember ya da herhangi bir şey sarılmamış fes”

(12)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

120 120 120 Kaynakça

Akalın, Ş. H. (2010), “Sözcük Bilimi ve Sözlükçülük”, Türk Dili, 698, s. 162-169.

Aksan, D. (1971), “Kavram Alanı-Kelime Ailesi İlişkileri ve Türk Yazı Dilinin Eskiliği Üzerine”, Türk Dili

Araştırmaları Yıllığı Belleten, s. 253-262.

Aksan, D. (2000), Her Yönüyle Dil (Ana Çizgileriyle Dilbilim), 3. Cilt, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. Aksan, D. (2009), Anlambilim (Anlambilim Konuları ve Türkçenin Anlambilimi), Engin Yayınevi, Ankara. Aydın, M. (2007), Dil Bilimi El Kitabı, 3F Yayınları, İstanbul.

Binyazar, A. (1983), “Anadili Öğretiminde Yazınsal Alanlara Açılım”, Türk Dili Dil Öğretim Özel Sayısı, 379-380, s. 57-76.

Birsel, S. (1975), Kahveler Kitabı, Koza Yayınları, İstanbul.

Boz, E. (2011a), “Sözlük ve Sözlükçülük Sorunu”, Sözlük Bilimi Yazıları I, Gazi Yayınları, Ankara, s. 195-228. Boz, E. (2011b), “Yunus Emre Divanı’nın Bağlamsal Sözlüğü ve Dizini Üzerine Bir Deneme”, Sözlük Bilimi

Yazıları I, Gazi Yayınları, Ankara, s. 173-178.

Boz, E. (2011c), “Türkçe Öğretmenlerinin Okul Sözlüğü Kullanma Konusundaki Tutum ve Davranışları”, Sözlük

Bilimi Yazıları I, , Gazi Yayınları, Ankara, s. 121-162.

Boz, E.(2011ç), “Leksikografi Teriminin Tanımı ve Karşılığı Üzerine”, Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, 4, s. 9-14.

Çelik, A. (2003), Salah Bey Kitabı, Yom Yayınları, Şanlıurfa.

Çotuksöken, Y. (1999), “Okul Sözlükleri Üzerine”, Kebikeç, 7-8, s. 61-65.

Dash, N. S. (2008), “Context and Contextual Word Meaning”, SKASE Journal of Theoretical Linguistics, 5/2, s. 21-31.

Eminoğlu, E. (2010), Türk Dilinin Sözlükleri ve Sözlükçülük Kaynakçası, Asitan Yayınları, Sivas.

Göçer, A. (2001), “Türk Dili ile İlgili Sözlüklere Genel Bir Bakış ve Günümüz İlköğretim Sözlükleri”, Türk Dili, 598, s. 388-403.

Hofmann, T. R. (1993), Realms of Meaning, an Introduction to Semantics, London - New York.

İlhan, N. (2007), Geçmişten Günümüze Sözlükçülük Geleneği ve Türk Dili Sözlükleri, Manas Yayıncılık, Elazığ. Jackson, H. (2016), Sözlükbilime Giriş, (Çev.: Mehmet Gürlek-Ellen Patat), Birinci Baskı, Kesit Yayınları,

İstanbul.

Kâşgarlı M. (2006), Divanü Lügat-it-Türk, 1. Cilt. Haz.: Besim Atalay, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara. Karadüz, A. (2009), “Sözlük, Sözcük Anlamı ve Öğrenme Üzerine”,Turkish Studies, 4/4, s. 636-645. Karasar, N. (2009), Bilimsel Araştırma Yöntemi, Nobel Yayıncılık, Ankara.

Karataş, T. (2015), “Can Kuşunu Uçurmak”, Yaza/bilmek, Edebiyat Ortamı Yayınları, Ankara, s. 168-170. Kıran, Z. Ve Eziler Kıran, A. (2010), Dilbilime Giriş, Seçkin Yayıncılık, Ankara.

Kocaman, A. (1998), “Dilbilim, Sözlük, Sözlükçülük”, Kebikeç, 6, s. 111-114.

Öztürk, F. (2007), Baki Divanı Sözlüğü, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara.

Parlatır, İ. (1995),“Türkçe Sözlük Çalışmaları ve Sorunlarımız”, Türk Dili, 517, s. 3-19. Toklu, M. O. (2007), Dilbilime Giriş, Akçağ Yayınları, Ankara.

(13)

GÜSBEED, Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Elektronik Dergisi Cilt: 9, Sayı: 22, Yıl: 2018

121 121 121 Topaloğlu, A. (2010), “Türkçe’de Genel ve Özel Sözlükler ile Sözlük Yazımı”, Türkiye’de ve Dünyada Sözlük

Yazımı ve Araştırmaları Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, Kubbealtı Neşriyat, İstanbul, s. 25-29.

TDK (2011), Türkçe Sözlük, 11. bs., Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.

Usta, H. İ. (2006), “Türkçe Sözlük Hazırlamada Yöntem Sorunları”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya

Fakültesi Dergisi, 46 (1), s. 223-242.

Uysal, İ. N. (2012), “Ağız Araştırmalarında Bağlamsal Sözlük ve Dizin Kullanımı”, Diyalektolog, 5, s. 55-62. Vardar, B. (2007), Açıklamalı Dilbilim Terimleri Sözlüğü, Multilingual Yayıncılık, İstanbul.

Referanslar

Benzer Belgeler

Belge Yöneticisi (Records Manager): Belgelerin üretimi, dosyalanması, düzenlenmesi, erişimi, kullanımı ve tasfiye sürecini içeren ‘belge yönetimi’

1. Anadili konuşanlar için hazırlanan sözlükler, o dilin tüm sözvarlığını, tüm farklılıkları ve nitelikleri ile vermeyi amaçlarlar; yabancı dil öğrencileri

Tümü veya bir bölümü bu meddeden yapılmış sırça: “Tıraşa başlarken biri büyük, biri küçük örtü alırdı cam dolabından.” – N.Cumalı.. Pencere: “Camın

bolluk içinde yüz-: Anlamını ‘çok rahat içinde olmak, hiçbir sıkıntı çekme- mek, ferah fahur yaşamak’ şeklinde verebiliriz: “Ya bolluk içinde yüzeriz, ya

Tanıklama, sözlük bilimi terimi olarak kısaca “bir sözlük biriminin an- lam ve kullanımına açıklık getirmek için onu bir cümle veya şiirle örnek- lendirme”

şunun bunun: Bu ikileme de TS’de yer almıyor: Anlamının ‘kim olduğu belirsiz, meçhul kimseler’ olduğunu düşünüyorum: “Şunun bunun teknesin- de zıpkıncılık yaparak

(yük) madde başındaki bi- rinci veya ikinci anlama uyan bir örnek cümle: “Birkaç yıl sonra pazara yük yük kayısılar, şeftaliler indireceklerdi.” (NC/SY, 10-11).

sol tutmak: Bu söz, yazar tarafından sayfadaki dipnotta şu şekilde tanımlanmıştır: “Hicazkâr, Hicazkürdi, Nihavent gibi sol perdede karar bulan şarkılarda çalgıcının