T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTÜTİSİ
KAMU HUKUKU ANA BİLİM DALI
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI VE
AVRUPA
İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE GÖRE
KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI
YÜKSEK LİSANS TEZİ
DANIŞMAN Prof. Dr. Yavuz ATAR
HAZIRLAYAN Esra VAROL
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ ………..1 1- KAVRAM ………....2 2- KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI VE İHLALİ ………....4 3- ÖNCEKİ ANAYASALARDA KONUT DOKUNULMAZLIĞI
HAKKI ………..…...6 a. 1961 Anayasasına Kadar Olan Dönem ………..6 b. 1961 Anayasası Dönemi ……...……….8
BİRİNCİ BÖLÜM
1982 ANAYASASINA GÖRE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI I. 1982 ANAYASASINDA KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ DÜZENLENMESİ
A. GENEL OLARAK ………...………...10 1. Konut Dokunulmazlığı Hakkı ………...………...11
2. Özel Hayatın Gizliliği Hakkı ………...………16 B. KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ KAPSAMI ………...….20 C. KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ SINIRLANMASI VE
GÜVENCELERİ …...21 1- 1982 Anayasasının İlk Halinde Konut Dokunulmazlığı Hakkı İçin
Öngörülen Özel Sınırlama Sebebi …………..……….…24 2- 2001 Anayasa Değişiklikleri ile Getirilen Yeni Sınırlama
Sebepleri ………...25 a. Kanunla Sınırlama ………...………...29 b. Demokratik Toplum Düzeninin ve Laik Cumhuriyetin Gerekleri ……….…....30 c. Öze Dokunma Yasağı ……….31 d. Ölçülülük İlkesi ……..………..32
e. Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Aykırı Olmayan Sınırlama ………34
f. Nedene Bağlılık İlkesi ………..………34
g. Hakkın Kötüye Kullanılması ………...35
D. OLAĞANÜSTÜ HALLER VE SIKIYÖNETİM HALLERİNDE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ KORUNMASI…....36
II. MEVZUATA GÖRE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI A. KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ KORUNMASI ……....39
1. MEDENİ KANUNUMUZ AÇISINDAN ……….……….39
2. CEZA KANUNUMUZ AÇISINDAN ...………...………....41
a. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Yer Alan Düzenleme ………42
b. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Yer Alan Düzenleme …………..43
c. 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarının Karşılaştırılması ….……43
3. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU AÇISINDAN ……….……..47
B. KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ SINIRLARI …….…..48
1. CEZA KANUNU AÇISINDAN ……….…………...48
a. Suçun Unsurları ………..48
(1) Suçun Maddi Unsurları ……..………48
(a) Fiil ………...48 (b) Suçun Faili ………...53 (c) Suçun Konusu ……….56 aa. Konut ……….…...56 bb. Eklenti ….……….………59 cc. İşyeri ve Eklentileri ………...63 (d) Suçun Mağduru ………...63
(f) Suçun Nitelikli Halleri ……….…………66
aa. M. 116/4. Fıkrada Düzenlenen Ağırlatıcı Nedenler …………66
bb. M. 119/1. Fıkrada Düzenlenen Ağırlatıcı Nedenler ………….67
(2) Manevi Unsur ………..………..68 (a) Kast ……….68 (b) Taksir ………..69 (c) Olası Kast ………70 (d) Saik ……….70 (3) Hukuka Aykırılık ……..………71
b. Suçun Özel Görünüş Şekilleri ………72
(1) İştirak ……..………...72
(2) Teşebbüs ………72
(3) İçtima ……….73
c. Kovuşturma, Görevli Mahkeme, Suçun Yaptırımı ve Dava Zamanaşımı ………..73
(1) Kovuşturma ………..73
(2) Görevli Mahkeme ………...…….74
(3) Suçun Yaptırımı ………..………...74
(4) Dava Zamanaşımı ………..………...75
2. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU AÇISINDAN ………...75
a. Arama Tedbiri ……….75
(1) Arama Kavramı ………..75
(3) Aramanın Çeşitleri ……….77
(4) Konutta Arama ve Buradaki Eşyaya El Koyma ……….78
(5) Aramayı Emretme Yetkisi ……….81
b. El Koyma ……….83
(1) Genel Olarak ………...83
(2) Taşınmazlara, Hak ve Alacaklara El Konulması ………84
c. Yakalama ……….85
d.Teknik Araçlarla İzleme ………...85
(1) Genel Olarak ………...85
(2) Tedbirin Uygulanacağı Alan ………...86
e. Keşif ……….87
3. POLİS VAZİFE VE SELAHİYET KANUNU AÇISINDAN ………...87
4. SIKIYÖNETİM KANUNU AÇISINDAN ……….90
İKİNCİ BÖLÜM AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNE GÖRE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI I. AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNDE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ DÜZENLENMESİ A- AİHS 8.Madde Çerçevesinde Konut Dokunulmazlığı Hakkının Koruduğu Alan ………...92
1. Genel Olarak ………...92
2. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde Temel Hak ve Özgürlüklerin Yeri ……….94
a. Konut Kavramı ………...100
b. Konuta Saygı Gösterilmesi Hakkı ve Müdahale ………101
B- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Konut Dokunulmazlığı Hakkı ………....103
C- Mülkiyet Hakkı ………105
II. AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİNDE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ SINIRLARI VE GÜVENCELERİ A - AİHS 8.madde 2.fıkra Çerçevesinde Konut Dokunulmazlığı Hakkının Güvenceleri ………....109
1. Kanunlara Uygunluk ………..110
2. Meşru Amaç ………..111
3. Demokratik Toplum Bakımından Gereklilik ……….111
B- AİHS 8.madde 2.fıkra Çerçevesinde Konut Dokunulmazlığı Hakkının Sınırları ……….112 1. Kasıtlı Saldırılar ……….113 2. Kamulaştırma ve Dönüşün Engellenmesi ………..113 3. Arama ve El Koyma ………..113 4. Terör Suçları ………..114 5. Vergi Suçları ………..114 6. İmar Uygulamaları ……….114 7. Gürültü ve Çevre Kirliliği ………..115
C- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Konut Dokunulmazlığının Sınırları ve Güvenceleri ..………..115
SONUÇ ………...120
KISALTMALAR
AB : Avrupa Birliği
AİHS : Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi AİHM : Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AKİP : Açıklamalı Kanun İçtihat Programı AM : Anayasa Mahkemesi
AMKD : Anayasa Mahkemesi Kararları Dergisi AÜSB : Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi AY. : Anayasa
Bkz. : Bakınız
BM : Birleşmiş Milletler
a- : Cilt
CD. : Ceza Dairesi
CMK : Ceza Muhakemeleri Kanunu CMUK : Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu E. : Esas sayısı
E.T. : Erişim Tarihi
ETCK : Eski Türk Ceza Kanunu f. : fıkra
HD. : Hukuk Dairesi
İBK : İçtihadı Birleştirme Kararı İHD : İnsan Hakları Derneği
İÜHFM : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası K. : Karar sayısı
KHK : Kanun Hükmünde Kararname
KÜHFD : Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi K.T. : Karar Tarihi
m. : Madde Nak. : Nakleden
OHALKHK: Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi PVSK : Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu
R.G. : Resmi Gazete s. : Sayfa S. : Sayı S.K. : Sayılı Kanun SK : Sıkıyönetim Kanunu TCK : Türk Ceza Kanunu TMK : Türk Medeni Kanunu vb : ve benzeri vd : ve devamı Y. : Yıl
GİRİŞ
İnsan haklarının doğuşu ve gelişiminde bir çok belirleyici etken
bulunmaktadır. Düşünceler tarihi, toplumsal mücadeleler, ulusal ve uluslararası ölçekteki hukuki düzenlemeler, hak ve hürriyetlerin bugünkü aşamaya ulaşmasını sağlamıştır. Hak ve hürriyetlerin toplumsal temelleri, onların sürekli evrim halinde olduklarını göstermiş ve bu gelişmeci özellikleri geçmişten günümüze gözlemlenebilmiştir.1
Günümüzde insan haklarına ilişkin gerek büyük uluslararası belgelerde gerekse anayasalarda hak ve hürriyetler tanınmıştır; ve konumuzu oluşturan konut dokunulmazlığı hakkı da bunlardan biridir.
Yüzyıllar boyunca yaşanan deneyimler, insan haklarının etkin bir biçimde korunmasını sağlamak için, sadece temel hakları belirlemenin yeterli olmadığını, bu hakların ayrıca somut koruma yöntemlerini güçlendirecek muhakeme hukuku temel kurallarıyla gerek ulusal gerek uluslararası düzeyde güvence altına almak gerektiğini göstermiştir.2
İnsan hakları, hem anayasa hem de uluslararası hukuk kavramıdır. İnsan hakları deyimi geniş kapsamlıdır; bir yandan insanların haklarının devlet organlarına karşı korunmasını, diğer yandan da çok boyutlu olan insan kişiliğinin geliştirilmesini içerir. İnsan hakları deyimi ile kimi kez tüm insanlara tanınması gereken haklar anlatılmak istenir. Buna soyut anlamda insan hakları da denir. Bu anlamda insan hakları olanı değil, olması gerekeni gösterir.3
Hak ve hürriyetlerin başlıca hukuki kaynağı anayasadır; tabi ki anayasal değer taşıyan başka kaynaklar da mevcuttur. “İnsan hakları” kavramı Anayasa hukukunun büyük bir konusunu oluşturmaktadır. İnsanın bazı temel 1 Kaboğlu, İbrahim, Özgürlükler Hukuku (İnsan Haklarının Hukuksal Yapısı), Ankara 2002,
s.12.
2 Tezcan Durmuş - Erdem M. Ruhan - Sancaktar Oğuz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Ankara 2004, s.1.
hak ve hürriyetlerinin ulusal hukuk dışında uluslararası alanda korunması düşüncesi özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra savaş dönemindeki soykırım da dahil olmak üzere kitlesel insan hakları ihlallerine karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.
04.11.1950 tarihinde Roma’da imzalanan ve on devlet arasında 03.09.1953 tarihinde yürürlüğe giren İnsan Haklarının ve Temel Hürriyetlerinin Korunması Konusunda Avrupa Konvansiyonu (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, AİHS olarak anılacaktır) bu alanda atılmış önemli bir adımı oluşturmaktadır. Ülkemizde ise insan haklarının ve hukuk devletinin tohumları, belli bir metin üzerinde, 3 Kasım 1839 tarihli Tanzimat Fermanın da atılmıştır.4
1- KAVRAM
İnsanın yaşamını güzel, sağlıklı ve huzurlu sürdürmesi onun toplu yaşamasına bağlıdır, ki bu toplu yaşam, insanı doğaya karşı güçlü kılmaktadır. Ancak bu toplu yaşam bir takım zorlukları da beraberinde getirir; özellikle bireyi topluma ve devlet gücüne karşı koruyan ona bir çeşit “dokunulmaz alan” ayıran haklar ve özgürlüklerin güvence altına alınması gibi. Bu haklardan biri de kişi dokunulmazlığının doğal sonucu olan konut dokunulmazlığıdır.5
Sözlüklerde, genellikle konut için aynı anlamlar verilmiştir. Türk Dil
Kurumunun sözlüğünde konut, “İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh” olarak tanımlanmıştır.6 Ceza Hukukunda ise, konut bir kimsenin geçici veya sürekli olarak fiilen oturduğu her yer, diye tanımlanmıştır.7 Konut dokunulmazlığının ihlali de, kişi hürriyeti ve kişinin güven ve huzurunun korunması ile sağlanan durumun ihlal edilmesidir.
4 Kaboğlu, İbrahim, Anayasa Hukuku Dersleri, İstanbul 2005, s.206.
5 Şensoy, Naci, “Konut Dokunulmazlığını İhlal Cürmü”, İÜHFM, Y - 1945, S - 3-4, s.16. 6 Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr/TR/Arama.aspx?, E.T. 20.03.2008.
Konut, en yalın tanımı ile “yerleşmek kast ve niyeti olmaksızın yaşanılan veya kalınan yer”dir. AİHM, genel anlamıyla konutu, “kişinin özel hayatını sürdürdüğü yer” olarak tanımlamıştır. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Mahkemesi, meslek ve ticaret faaliyetinin yürütüldüğü yeri de konut saymıştır. Anayasa Mahkemesi de bir kararında “konut” kavramına ev ve işyerlerinin ayrım yapılmaksızın dahil olacağını belirtmiştir.8
“Konut” ile “ikametgah” karıştırılmamalıdır. Bazı yazarlar “ikametgah”
için de “konut” kelimesini kullanmakta iseler de büyük çoğunluk karışıklığa neden olduğu için bu kullanıma karşı çıkmaktadır. Konut, “kişinin özel yaşamını sürdürdüğü, çevreden ayrılmış” yerdir. İkametgah bazen konut olabildiği gibi konut da ikametgah olabilir. “Konut”, tek değildir, zorunlu değildir ve bir yerin konut sayılabilmesi için yerleşmede süreklilik aranmaz.
Konut dokunulmazlığı, kişi hürriyetlerinin bir parçasıdır. Kişi hürriyetleri ise, kamu hürriyetlerinin bir alt grubudur, dolayısıyla kamu hürriyetlerini tanıma ve korumadaki gerekçe ne ise, konut dokunulmazlığını tanıma ve koruma gerekçesi de aynıdır. Konut dokunulmazlığında korunan konutun kendisi değil, kişinin orada tecelli eden iradesi ve hürriyetidir.9 Kişi hürriyetlerinin tam ve etkin olarak gerçekleşebilmesi için konut dokunulmazlığını tanımak şarttır. Zira insanın kişiliğini tam olarak gerçekleştirebildiği ve geliştirebildiği tek yer konutudur. Konutun korunması, insanın kişiliğini serbestçe gerçekleştirmesi ve geliştirmesi bakımından şarttır. Konutunu korumadan mahrum olan kişinin kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi söz konusu olmayacaktır. Kişinin konutu her türlü tecavüzden korunmalıdır ki kişi de korunmuş olsun. Konut dokunulmazlığı kişi dokunulmazlığı hakkı ile paralellik arz eder; biri etkin olarak korunduğu ölçüde diğeri de korunabilir. Birinin etkin şekilde korunamıyor olması, diğerinin de korunamaması sonucunu doğurur. Konut dokunulmazlığı, kişinin, diğer bireylere, topluma ve hatta devletin 8 AM, E.1973/1, K.1974/14, K. T. 25.04.1974; AMKD, S-12, Ankara 1977, s.145.
9 Erem, Faruk, Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, C - III, Ankara 1985, s.41.
müdahalelerine karşı korunmasının ve kişiliğini serbestçe gerçekleştirip geliştirmesinin ön şartıdır.
2- KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI VE İHLALİ
Konut dokunulmazlığı fikrini çok eski devirlere kadar götürmek mümkündür. Konut dokunulmazlığı, sözlük manası ile bir kimsenin konutuna zorla girilmemesini ifade eder. Daha doğru bir ifade ile konut dokunulmazlığını ihlal eskiden sadece zorla girilme halinde kabul edildiğinden, bu ihlali koruyan konut dokunulmazlığı kavramı da bunun etkisi ile sözlüklerde zorla girilememe olarak tanımlanmıştır.10 Oysaki günümüzdeki tanımında yalnız zorla giriş değil, rızaya aykırı olarak her türlü konuta giriş veya rıza ile girdikten sonra rızaya aykırı olarak her türlü konutta kalmalar, konut dokunulmazlığı hakkının ihlali sayılmaktadır. Konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı ilkesi ile de iç içedir. Konut her çeşit saldırıdan korunmadıkça özel hayatın korunması olanağı yoktur. Bu nedenle ulusal ve uluslararası belgelerde çok eski zamanlardan beri konut dokunulmazlığı koruma altına alınmaya çalışılmıştır. Nitekim 1982 Anayasası’nın 21. maddesinde kimsenin konutuna dokunulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Konut dokunulmazlığı kişinin temel haklarındandır ve kişi özgürlüğünün devamı niteliğindedir. Konut dokunulmazlığı, özel yaşamın korunmasına ilişkin ilkelere de sıkı sıkıya bağlıdır ve konut özel yaşamın bir sahnesi olup her türlü saldırıdan korunmadıkça özel yaşam da korunmamış olur. Konut kişinin kendisini huzur ve güvencede duyduğu bir yerdir, bu nedenle konut dokunulmazlığı kişi dokunulmazlığının da doğal bir sonucudur. Modern hayatta bir insanın oturduğu bir yer, yani konutu olması gerekir ve konut dokunulmazlığı ile insanların oturduğu konuta, rızaya aykırı, her türlü giriş ve rıza ile girdikten sonra rızaya aykırı her türlü kalma önlenmektedir.
Konut dokunulmazlığı, çağdaş yönetimlerde başlıca temel hak ve hürriyetlerden sayılmaktadır. Kişinin temel haklarından olması dolayısı ile taşıdığı önemden dolayı konut dokunulmazlığı hemen bütün anayasalarda ve uluslararası siyasi belgelerde yer almıştır. Bu nedenle de konut dokunulmazlığı kavramı aynı zamanda evrensel nitelikte bir kavramdır.11 Bütün çağdaş anayasalarda tanınan bu hakkın ihlali, ceza kanunları tarafından suç olarak düzenlenmek suretiyle ulusal düzeyde; uluslararası metinlerde yer verilmek suretiyle uluslararası düzeyde korunmaya çalışılmaktadır. Konut dokunulmazlığına bütün önemli uluslararası belgelerde yer verilmekle, bunun insan hakları ve temel hürriyetler kapsamında bir hak olduğu kabul ve ilan edilmiş olmaktadır. Çünkü konut dokunulmazlığı hakkı yoksa kişi hakları da yoktur ve kişi hakları yoksa kişi de yoktur. Yani konut dokunulmazlığı hakkının reddi veya ihlali kişinin reddine kadar varabilecek ciddi sonuçlar doğurabilecektir.
Konut dokunulmazlığı hakkı Anayasamızda yer alan klasik haklardan olup, 1982 Anayasasında da bu hakkın bulunduğu kısım “kişinin hakları” bölümüdür. Bu bölümde yer alan haklar kişinin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez hak ve hürriyetlerdir ve kişinin devlet tarafından aşılamayacak ve dokunulamayacak özel alanının sınırlarını çizer ve kişiyi devlete karşı korur.12 Konut dokunulmazlığı hakkı negatif statü haklarındandır. Çünkü devlet kişiye tanıdığı bu hürriyet alanına dokunamaz. Kişi bu dokunulamaz alanda her türlü ve her kaynaktan gelen tecavüzlere karşı tam bir koruma altındadır. Bu koruma sayesinde ve bu korunaklı alanda kişiliğini dilediği gibi gerçekleştirme, faaliyetlerine dilediği gibi devam etme hürriyetine sahiptir.
Anayasamızın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığı hakkı, kişinin kendisine özgü, barış ve sükununu, 11 Çınar, s.5.
12 Yüzbaşıoğlu, Necmi, Soru ve Yanıtlarla Anayasa Hukukunun Temel Kavramları ve Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2003, s.20.
yuvasındaki yaşamını sulh ve selametle cereyanı için varolması gerekli olan güvenlik duygusunun sarsılmamasını ifade etmektedir. Hatta bu hakkın korunmasını sağlamak için ceza hukuku açısından da, bireylere karşı işlenen ve aynı zamanda onların muhtaç oldukları güvenlik ve sükunu ihlal eden bu fiillerin, hürriyete karşı işlenen suçlar arasında bir suç olarak tanımlanması uygun görülmüştür.13
3- ÖNCEKİ ANAYASALARDA KONUT DOKUNULMAZLIĞI
HAKKI
b- 1961 Anayasasına Kadar Olan Dönem
Ülkemizde insan haklarının ve hukuk devletinin tohumları, belli bir metin üzerinde, 3.11.1839 tarihli Tanzimat Fermanı ile atılmıştır. Can, mal ve ırz güvenliklerini sağlayıcı ifadeler; vergi ve yargı işlemlerinin adaletle sağlanması buyruğu; kanunsuz suç ve ceza olmaz, yargılamasız kimseye ceza verilmez ilkelerinin tanınması, hukuk devletine doğru ilk adımlar olarak nitelenebilir. Yasallık ve eşitlik ilkeleri, bu yolda kanunlaştırma hareketlerinin başlatılmış olması, Padişah’ın sınırsız gücünün, kendini sınırlama ilkesiyle belli kayıtlara bağlanacağı anlamına gelir. İktibas yoluyla, modern hukuk ve devletin temellerinin atılmış olduğu söylenebilir.
Islahat Fermanında ise inanç, dil, din, mezhep özgürlüğü gayrimüslimlere tanınırken yine dolaylı olarak kişilerin özerklikleri bağlamında özel yaşamlarının korunduğu görülmektedir.14
1876 Anayasası (Kanun-i Esasi) “Cemiyet- i Mahsusa” adını taşıyan bir kurulca Belçika, Polonya ve Prusya anayasalarından yararlanılarak hazırlanmış ve 23 Aralık 1876’da “ferman” biçiminde ilan edilmiştir. Bu anayasa, Osmanlı Devleti tebaasının temel hak ve hürriyetlerini zamanının 13 T.C. Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Türk Ceza Hukuku Mevzuatı, Ankara 2007, s.242.
14 Sezer, A. Necdet, Anayasa Mahkemesi Başkanı Açış Konuşması, “1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve İlgili Mevzuat”, www.mevzuatdergisi.com, E.T. 09.03.2008, s.619.
anayasalarına benzer bir biçimde düzenlemiştir. Anayasada, kişi hürriyeti (m.9), kişi güvenliği (m.10), ibadet hürriyeti (m.11), basın hürriyeti (m.12), ticaret, sanat ve ziraat alanlarında şirket kurma hakkı (m.13), dilekçe hakkı (m.14), öğretim hürriyeti (m.15), eşitlik ilkesi (m.17), mali güce göre vergilendirme ilkesi (m.20), mülkiyet hakkı (m.21), konut dokunulmazlığı (m.22), tabii hakim ilkesi (m. 23, 89), hak arama hürriyeti (m.83, 84), müsadere ve angarya yasağı (m.24), vergilerin kanuniliği ilkesi (m.25), işkence ve eziyet yasağı (m.26), vatandaşlık hakkı (m.8), devlet memurluğuna girme hakkı (m.19) gibi hak, hürriyet ve ilkeler yer almıştır.15 İlk Osmanlı- Türk Anayasası olarak 1876 Kanun-i Esasi’si, uyruklara geleneksel kişi hürriyetlerini tanımaktadır. 1909 değişiklikleri ile dernek ve toplantı hürriyetleri ile basın hürriyeti tanınmıştır.16
Cumhuriyetin ilk anayasası olan 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, doğal hukuk temeline dayandığı ve sadece 1789 Haklar Bildirgesi anlayışını yansıttığı için birinci kuşak özgürlüklerle sınırlı kalmıştır.17
1924 Anayasası, Beşinci Bölümünü bireye ve onun hak ve hürriyetlerine ayırarak, bu bölümü 20 maddeden oluşturmuştur. Anayasa, 1789 tarihli “İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi’nin kullandığı anlatım ile özgürlüğü “başkasına zarar vermeyecek her türlü davranışta bulunma” şeklinde tanımlamıştır.18 Hürriyet, tabi bir hak olarak bunun herkes için sınırı, başkalarının da sınırı olarak tanımlanmış ve bu sınırı ancak kanunun çizeceği belirtilmiştir (m. 68). Cana, mala, ırza, konuta hiçbir türlü dokunulamaz (m. 71), postalara verilen evrak, mektuplar ve her nevi emanetler, yetkili sorgu yargıcı veya yetkili mahkeme kararı olmadıkça açılamaz ve telgraf ve telefonla haberleşmenin gizliliği bozulamaz(m. 81). Bağıtların, çalışmaların,
15 Atar, Yavuz, Türk Anayasa Hukuku, Konya 2007, s.21. 16 Kaboğlu (2005), s.201.
17 Kaboğlu (2005), s.206.
mülk edinme ve hak kullanmanın, toplanmaların, derneklerin ve ortaklıkların serbestlik sınırı kanunla çizilir(m. 79).
1924 Anayasası, bireylerin doğal özgürlüklerini saymakla, devletin bu alana müdahale edemeyeceğini, devlet iktidarının sınırlandığı oranda birey özgürlüklerinin varolabileceğini anlatmak istemiştir.19 Bütün temel haklar, basit yasa kaydına tabi tutulmuş ancak anayasada, özgürlükleri güvence altına alacak bir mekanizma kurulmamıştır. Kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyecek ve anayasanın üstünlüğünü gerçekleştirecek bir anayasa mahkemesinin kurulması öngörülmemiştir. Bütün bunlar, temel hakların düzenlenmesi yetkisinin, meclis çoğunluğu tarafından modern hukuk devletinin temel hak anlayışı ile bağdaşmayacak şekilde kullanılması sonucunu doğurmuştur.20
c- 1961 Anayasası Dönemi
1961 Anayasası, 14. maddede düzenlediği kişi dokunulmazlığının ardından 15.-17. maddeler arasında açıkça “Özel Hayatın Korunması” başlığı altında, Özel Hayatın Gizliliği, Konut Dokunulmazlığı ve Haberleşme Hürriyetini düzenlemektedir.21
1961 Anayasası’nın 16. maddesine göre; “Konuta dokunulamaz.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usûlüne göre verilmiş hâkim kararı
olmadıkça; millî güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, konuta girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.”
Anayasası’nın 10. maddesinde yer alan herkesin kişiliğine bağlı
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu kuralı, 1961 Anayasası’nın doğal hukuk anlayışına yakın olduğunu 19 Arsel İlhan, Türk Anayasa Hukukunun Umumi Esasları, Ankara 1965, s. 103; Gören (2006), s.55.
20 Gören (2006), s.55. vd.
21 Üzeltürk, Sultan, 1982 Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Göre Özel Hayatın Gizliliği Hakkı, İstanbul 2004, s.14.
ortaya koymuştu.22 11. maddeye göre ise, temel hak ve hürriyetler anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanun ile sınırlandırılabiliyordu; yani kanundan başka yollarla mesela tüzük, yönetmelik gibi yürütme işlemleri ile özgürlüklerin sınırlanmasına anayasa izin vermemiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, kanun ile “kamu yararı, genel ahlak, kamu düzeni, sosyal adalet, milli güvenlik” gibi nedenlerle bile olsa bu hak ve hürriyetlerin özüne dokunulamayacağı belirtilmiştir.23
BİRİNCİ BÖLÜM
1982 ANAYASASINA GÖRE KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKI
22 Gören, Zafer, Anayasa Hukukuna Giriş, İzmir 1997, s.56. 23 Gören (1997), s.57.
I. 1982 ANAYASASINDA KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ DÜZENLENMESİ
A. GENEL OLARAK
Anayasalar, bir takım hak ve hürriyetleri tanımaktadırlar. Ancak bununla
yetinmeyerek, düzenleme, sınırlama ve güvence hükümleriyle, hem hak ve hürriyetlere ilişkin ortak hükümler koymakta, hem de her birini daha ayrıntılı bir şekilde düzenlemektedirler.24 Bir hak, anayasada düzenlenmiş ise “temel haktır.” Anayasal güvenceye bağlanmamış ve kanun ya da düzenleyici işlem ile tanınan haklar da “temel olmayan hak” olarak kabul edilebilir. İnsan hakları kavramı bütün hakları içermektedir. Araştırma konusu bakımından diğer hakların kullanılmasında önemli işlev gören, bu haklar olmaksızın diğer hakların anlamsızlaşacağı haklar, temel haklar olarak kabul edilebilir. Bu hakların büyük çoğunluğu uluslararası sözleşmelerde ve özellikle AİHS’nde kabul edilmiştir. Bu haklara yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü, düşünce ve inanç özgürlüğü, konut dokunulmazlığı gibi haklar örnek gösterilebilir.
1982 Anayasası’nın İkinci Kısmında Temel Hak ve Ödevler, Birinci Bölümde Genel Hükümler düzenlenmiştir. İkinci Bölümde ise Kişinin Hakları ve Ödevleri başlığı altında 17. madde de kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı; 18. maddede zorla çalıştırma yasağı, 19. maddede kişi hürriyeti ve güvenliği, 20. maddede özel hayatın gizliliği, 21. maddede ise konut dokunulmazlığı hakkı düzenlenmiştir.
Konut dokunulmalığı hakkı, bir temel hak olarak 1982 Anayasası’nın
21. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu hak, kişinin özel hayatını tam olarak sürdürebilmesi için; ve mahiyeti gereği, yalnızca Anayasa tarafından 24 Kaboğlu (2005), s.204.
korunmakla kalmamış, hukuk düzenimizdeki diğer mevzuat içinde de (örneğin TCK, TMK…gibi) düzenlenerek koruma altına alınmıştır. Bu nedenle aşağıda öncelikle, konut dokunulmazlığı hakkının mahiyeti; sonrasında da konut dokunulmazlığı hakkının bir sac ayağı olduğu özel hayatın gizliliği hakkı incelenecektir.
1. Konut Dokunulmazlığı Hakkı
Konut, çalışmamızın başında da açıkladığımız üzere kişilerin yaşamsal faaliyetlerini sürdürdükleri ve bu kişilerin rızası olmadan girilemeyen yer, meskendir. Konut dokunulmazlığı hakkı, anayasal güvence altına alınarak Anayasamızın 21. maddesinde “konut dokunulmazlığı hakkı” olarak yer etmiştir.
Konut dokunulmazlığının korunması bu madde ile hüküm altına alınmıştır. Bilindiği gibi konut dokunulmazlığı da özel hayatın korunmasına ilişkin diğer bir unsurdur. Konut, her türlü ihlalden masum tutulmadıkça kişinin özel hayatı korunmuş olmayacaktır. Çünkü özel hayatın belli başlı sahnesini konut teşkil etmektedir.
Konut dokunulmazlığının kaldırılması ancak hakim kararıyla olacak; istisnaen hakimden başka bir mercii, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, bu dokunulmazlığı kaldırabilecektir. Böylece konuta girilebilecek, konutta arama yapılabilecek ve buradaki eşyaya el konulabilecektir.
1982 Anayasası’nın 21. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığı hakkının madde gerekçesinde; hakkın sınırlanmasındaki özel haller AİHS çerçevesinde yeniden düzenleneceği belirtilmiştir. Gerekçede devamla, özellikle konuta girme, arama yapma ve eşyaya el koymada yazılı emir şartı getirildiği ve yapılan değişiklikle, hakim kararı ile konuta girilip arama yapılması ve buradaki eşyaya el konulması Anayasa’da sayılan “Milli
güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması hususlarıyla sınırlı olacak ve yine bu sebeplere bağlı olarak yetkili merciin
emri” yazılı olmak şartı ile hüküm ifade edebileceği, emirin sözlü olarak
verilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca yapılan değişiklik ile yetkili merciin kararının 24 saat içinde yargıç onayına sunulacağı ve hakimin, el koymadan itibaren kararını 48 saat içinde açıklayacağı, aksi halde el koymanın kendiliğinden ortadan kalkacağı yer almıştır.
Bir temel hak ve hürriyet olan konut dokunulmazlığı hakkı, Anayasanın 21. maddesinde düzenlenmiştir. 1982 Anayasasının ilk hali 2001 yılında değiştirilmiş ve yukarıda belirttiğimiz hale bürünmüştür. Bu değişikliğe göre, özel hayatın gizliliği hakkında aramaya ilişkin sınırlama sebepleri ve müdahale usulü konut dokunulmazlığı hakkı için de geçerlidir.
Konut dokunulmazlığına müdahale kararını hakim verebilir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde “kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri” olmalıdır. Anayasamızın 21. maddesinde, bu hak konuta girememeyi, burada arama yapmamayı ve buradaki eşyaya el koymamayı içermektedir. Anayasal olarak hakim kararını el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklayacak, aksi halde el koyma kendiliğinden kalkacaktır. Hakimin kararını vermesi için 48. saatin sonuna kadar beklenmeyeceği, her somut olaya göre ve fakat en geç 48 saat içinde kararın açıklanacağı ve bu karar bu süre zarfında açıklanmazsa sadece el koyma kararının ortadan kalkacağı açıktır.
Anayasanın 21. maddesinin ikinci cümlesindeki “kanunun açıkça
gösterdiği hallerde” ibaresi 2001 değişikliği ile çıkarılarak onun yerine,
Anayasa’da sayılan sebeplere bağlı olarak ibaresi getirilmiş, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yine bu sebeplere bağlı olarak “yazılı emir” koşulu getirilmiştir. Ayrıca maddeye;
“Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.” cümlesi eklenmiştir. Gerçekleştirilen değişiklikle “konut dokunulmazlığı”, “basit yasa kaydı”na
tabi olmaktan çıkarılarak “nitelikli yasa kaydı”na bağlanmıştır. Yani kanun koyucu 21. maddedeki özel nedenlere dayanarak bu temel hakta sınırlama yapabilecektir. Bunun dışında artık sınırlama hakim kararı veya yetkili merciin emri ile anayasada önceden belirlenmiş olan “özel sınırlama nedenlerine” göre yani; “milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak” yapılacaktır.
Değişiklikle getirilen, kanunla yetkili kılınmış merciin emrinin “yazılı” olması koşulu ve yetkili merciin kararının “yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulacağı”, “hakimin kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklayacağı, aksi halde el koymanın kendiliğinden kalkacağı”na ilişkin kurallar ile konut dokunulmazlığı olabildiğince anayasal güvenceye bağlanmıştır. Maddenin yeni şekli 13. madde ile birlikte değerlendirildiğinde, bu temel hakkın benzer nedenlerle (ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması) ve kanun ile sınırlanabileceğini öngören AİHS madde 8 ile uyum içindedir.25
Özel ve ailevi yaşamın, bağımsızlık ve gizlilik alanının, korunması için hukuk önemli “araçlar” geliştirmiştir. Bunlardan birincisi, doğrudan kişinin kendisine ve eşyasına ilişkin olan kayıtlamadır. İkincisi, konut
dokunulmazlığı, üçüncüsü ise, haberleşme özgürlüğüdür.
Konut, bireye serbestlik sağlayan asgari alanı oluşturur. Konut, gizliliği koruması yanında kişi güvenliği ile mülkiyeti de güvence altına alır. Birey ya da aile yaşamının korunmasında temel öğe olan konut serbestçe seçilir, dokunulmaz özelliğiyle kişilerin özel “yuvası” ya da “kalesi” olarak adlandırılabilir. Dokunulmazlık, başkasının konuta girme, arama yapma ve 25 Üzeltürk, s.62.
buradaki eşyaya el koyma yasaklarını da kapsamına almaktadır. Konut içerisinde kişi, “yaşamını dilediğince düzenleme ve başkalarının istemediği
ölçülerdeki algı ve müdahalelerinden koruma özgürlüğü”ne sahiptir. Bu
çerçevede, kişinin konut içerisindeki başkalarına kapalı yaşamını dışarıdan algılamaya yönelik dinleme, ses kaydı, gözetleme ve benzeri davranışların da dokunulmazlık alanında yer alması gerekir.26
Gerçekten konut dokunulmazlığı ile sağlanan özel yaşamın gizliliği,
kolluk güçlerinin sahip olduğu modern kovuşturma araçları karşısında özel bir öneme sahiptir. İnsan Hakları Avrupa Divanı, “kişisel güvenlik ve huzur” temelinde özel yaşamın kullanıldığı yerlerin mahremiyetinin sağlanmasında, bu hakkın sosyal ve ekonomik boyutunu da vurgulayarak, konuta saygının birey için “önemi”ni gerçekleştirmiştir.27
Konuta saygı hakkı, her yurttaşın ikametgahını izin almadan seçebilmesi, dilediği gibi kullanabilmesi ve onu değiştirebilme öğelerini de kapsamına almaktadır. Hatta birey, bir ikametgaha sahip olma yükümlülüğünde bulunmayıp göçmen yaşamını tercih etme hakkına da sahiptir.28
Şehircilik ilkeleri, imar planları ve ortak mülkiyetin getirdiği kayıtlar altında, konutu tercih ve kullanma serbestliği esastır. Bir yerde oturan kişinin bu hakkını kötüye kullanmaması koşuluyla, yani evinde yürüttüğü faaliyetin üçüncü kişileri etkilememesi kaydıyla, özgürlüğü geniştir. Konut sakinlerinin, kamu dinginliği, güvenliği ve sağlığına saygı göstermeleri gerekir. Buna mülkü kullanmanın sınırlarını gösteren komşuluk hukukuna ilişkin TMK madde 661 örnek olarak gösterilebilir.29
26Gören, Zafer, TBMM Anayasa Hukuku 1. Uluslararası Sempozyumu (22-24 Nisan 2003), No.1, Ankara 2003, s.258.
27 İzgi, Ömer - Gören, Zafer, T.C. Anayasasının Yorumu, C - I, Ankara 2002, s.261. 28 Kaboğlu, İbrahim, Özgürlükler Hukuku, İstanbul 1999, s.191.
Konut dokunulmazlığında dikkat edilmesi gereken husus, yasaklamanın mülkiyet hakkı ile ilgisi olmadığıdır. Korunan husus ikamet edenin şahsi haklarıdır. Evde oturmaktan doğan şahsi hak, kişinin evinde şahsi emniyetinin teminat altına alınması ve huzur içinde yaşamak arzusudur.30 Konut dokunulmazlığı hakkı, gerek ulusal hukuk gerekse uluslararası hukuk metinleri tarafından her insanın sadece insan olması sebebiyle sahip olduğunun belirtildiği bir temel haktır. Bu hak, somut bir eşya olarak konutu değil, bilakis konutun içinde cereyan eden özel yaşam hakkını, aile yaşamını, kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkını ve insan onurunu korumaktadır.
Konut dokunulmazlığı temel hakkının sınırı anayasada belirtilmiştir. Bunlar hakim kararıyla ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunun yetkili kıldığı merciin emriyle konuta girme, arama ve oradaki eşyaya el koymadır. Bunun dışındaki bir amaçla ve usulle konuta girilmesi, konut dokunulmazlığı temel hakkını ihlal eder. Konut dokunulmazlığı temel hakkının ihlalinde kullanılan araç ve yöntemler, ihlalin varlığını ortadan kaldıramaz. Bu itibarla konutun akustik ya da optik yöntemlerle gözetlenmesi arasında fark yoktur. Önemli olan konut içerisinde cereyan eden özel yaşam ilişkilerinin anayasaya aykırı olarak gözetlenmesi, tespit edilmesidir. Hukuk devletinde hukukun insana garanti ettiği bireyin küçük dünyasının özellikle devlet müdahaleleri karşısında, bireyin son sığınma kalesi olan özel yaşamın dar alanının ve insan onurunun güvence altına alınması zorunludur. Bireyin gizli tutma isteğine rağmen hangi amaçla olursa olsun özel yaşamının bu yollarla deşifre edilmesi, tespiti, bireyin özel yaşamını ortadan kaldırır. Hukuk devletinde birey değil, devlet şeffaf olmalıdır. Devletin bireyinden gizleyeceği bir şeyin olmaması gerekirken; bireyin devletten, üçüncü kişilerden gizlemek ve çevrenin müdahalesine kapatmak istediği bir özel yaşamı, hatta yakın çevresine dahi giriş izni vermek istemeyebileceği ve doğası gereği giz karakterine sahip olan özel 30 Aldıkaçtı, Orhan, Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi ve 1961 Anayasası, İstanbul 1982, s.214.
yaşamının dar bir alanı bulunmaktadır. Kişinin bütün bu haklarını ve özel yaşamını, konutu içerisinde gerçekleştirme hakkı vardır. Konut dokunulmazlığı temel hakkının bu çerçevede düşünülmesi gerekmektedir.31
2. Özel Hayatın Gizliliği Hakkı
1982 Anayasasında da 1961 Anayasasına koşut olarak “özel yaşamın gizliliği hakkı” Anayasa’nın “Temel Haklar ve Ödevler” başlıklı 2. Kısmının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlıklı 2. Bölümünün, “Özel Yaşamın Gizliliği ve Korunması” başlıklı IV. ayrımındaki üç madde ile düzenlenmiştir.
1982 Anayasasının 20. maddesi ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı şöyledir;
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.”
Anayasa’nın 20, 21, ve 22. maddelerinde özel yaşam; “aile yaşamı”, “üst, özel kağıt ve eşya”, “konut”, “haberleşme” dokunulmazlıkları biçiminde düzenlenmiş bulunduğundan “özel yaşamın gizliliği hakkını” bu bağlamda irdelemek gerekmektedir. “Özel yaşamın gizliliği hakkı” ile
31 Şimşek, Orhan, “Konut Dokunulmazlığı Temel Hakkı”, İzmir Barosu Dergisi, Nisan 1998, s.107.
yakından ilişkisi bulunan diğer alanlar da yukarıda “özel yaşamın gizliliği hakkı”nın içeriği bölümünde sayılmıştır.
Hakların anayasalarda düzenlenmiş bulunması, devlet açısından bu haklara anayasada düzenlendiği biçimde saygı gösterilmesi zorunluluğunu getirmektedir. Anayasa güvencesi sayesinde, hakların içerikleri ile oynamak olanağı azalmaktadır.32
Herkesin, kamuya mal olmuş yaşantısının yanında, kendi maddî ve manevî varlığını geliştirebilmesi, toplum hayatı bakımından kendisi için hedeflediği yere ulaşabilmesi ve uygun gördüğü şekilde yaşayabilmesi için, başkasının denetim ve gözetiminden uzak, diğer bir ifadeyle, kendi tarzına göre yaşayabildiği özel bir hayatı yaşayabilmesine ihtiyacı bulunmaktadır. Bu itibarla, insanın kendini yönetme hakkı kapsamında, kendi tercihleri doğrultusunda şekillendirebileceği özel hayatı kural olarak başkalarının ve devletin ilgi alanı dışında kalmalıdır.33
Anayasa’nın 20/1. maddesinde yer alan “özel yaşamın gizliliğinin dokunulmazlığı” kavramı, Anayasanın 17.-19. maddelerinde düzenlenmiş “kişi dokunulmazlığı”nın bir uzantısıdır.34 “Özel yaşamın gizliliği hakkının” dokunulmazlığı, kişinin özel yaşam alanı içerisindeki yaşam biçimine karışılmaması, özel yaşamının istemediği kimseler tarafından ve istemediği zaman ve ölçüde algılanmamasını kapsamaktadır.
Türk Anayasaları 1961 Anayasasından sonra açık hükümlerle “özel hayatın gizliliği”ni hükme bağlamışlardır. Anayasa Mahkemesi de kararlarında özel hayatın gizliliğini kişinin temel haklarından olduğunu
32 Araslı, Oya, Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı ve T.C. Anayasasında Düzenlenişi, Yayımlanmamış Doçentlik Tezi, Ankara 1979, s. 109.
33 Eryılmaz, M. Bedri, Türk ve İngiliz Hukukunda ve Uygulamasında Durdurma ve Arama, Ankara 2003, s.65.
vurgulayarak, kişi hürriyetinin bir devamı olduğunu ve bu sebeple anayasal koruma altında bulunduğunu belirtmektedir.35
1982 Anayasasının 20. maddesi gereği birey, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Madde ayrıca özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağını belirterek bu alandaki esası ortaya koymuştur. Bu esas konut dokunulmazlığı ve haberleşmenin gizliliği esası ile tamamlanmaktadır. Bu kısım özel hayatın gizliliği hakkının sert çekirdeği olarak tanımlanabilir.36
Özel hayatın gizliliği hakkını, bireye bu hakkı gerçekleştirmek için tanınan yetki ve dokunulmazlıklar olarak ifade edebiliriz.37 1982 Anayasasının 20-21 ve 22. maddelerinde tanınan arama, el koyma, konut ve haberleşmenin gizliliği gibi dokunulmaz alanlar da; özel hayatın gizliliği hakkını sağlamak amacına hizmet etmektedirler.
Hukukumuzda bireysel hayatın korunması kavramına ilk olarak 1961 Anayasasının 15 ilâ 17’nci maddelerinde yer verilmiştir.38 1982 Anayasasında da “Özel hayatın gizliliği ve korunması” kenar başlığı altında 20 ilâ 22’nci maddelerde bu konu düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesine göre, özel hayatın gizliliği, kişi hürriyetinin bir devamıdır.39 Anayasa Mahkemesi, 1412 sayılı CMUK’un 94’üncü maddesinin iptali istemiyle açılan davadaki kararında şu ifadelere yer vermiştir: “Özel hayatın korunması her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması, başkalarının gözleri önüne serilmemesi demektir. Orada cereyan edenlerin yalnız kendisi veya kendisinin bilmesini istediği kimseler 35AM, E.1963/100, K.1965/48, K.T. 28.09.1995, AMKD, S-13, s.220; Önceki anayasalarda yer
alan düzenlemeler için bkz., s.13. vd. 36 Üzeltürk, s.61.
37 Araslı, s.339.
38 Şen, Ersan, Devlet ve Kitle İletişim Araçları Karşısında Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması, İstanbul 1996. s.84.
tarafından bilinmesini istemek hakkı, kişinin temel haklarından biridir. Bu niteliği sebebiyledir ki; özel hayatın gizliliğine dokunulmaması, insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerde korunması istenilmiş, ayrıca tüm demokratik ülke mevzuatında açıkça belirlenen istisnalar dışında bu hak devlet organlarına, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur. İnsanın mutluluğu için büyük önemi olan özel hayata saygı gösterilmesi hakkı onun kişiliği için temel bir hak olup yeteri kadar korunmadığı takdirde kişilerin ve dolayısıyla toplumun kendini huzurlu hissedip güven içinde yaşaması mümkün değildir. Bu nedenlerle söz konusu gizliliği çeşitli biçimde ihlal eylemleri suç sayılarak ceza yaptırımlarına bağlanmıştır.”40
İnsanların toplum halinde yaşaması sonucunda oluşan ortak hayat da, herkesin diğerlerinin gizli alanına, başka bir ifadeyle mahremiyetine saygı göstermesi, kişilerin özel hayatının başkalarının onu öğrenme merakından uzak kalması esasına dayanır.41 Özel hayatın gizliliği, “sınırsız değildir”, ancak özel hayatın gizliliğine yönelik ihlâller de yaptırımlara tâbi tutulmuştur.
Özetlemek gerekirse, özel hayatın korunması, her şeyden önce bu hayatın gizliliğinin korunması, başkalarının gözleri önüne serilememesi demektir. Bu niteliği nedeniyledir ki; özel hayatın gizliliğine dokunulmaması, insan haklarına ilişkin beyanname ve sözleşmelerle korunmak istenmiştir.
Ayrıca demokratik ülkelerin mevzuatında açıkça belirlenen istisnalar dışında bu hak; devlet organlarına, topluma ve diğer kişilere karşı korunmuştur.
40AM, E.1986/24, K.1987/8, K.T. 31.03.1987;
www.Anayasa.gov.tr/KARARLAR/IPTALITIRAZ/K 1987/K 1987 -08.htm, E. T. 10.01.2008.
41 Akipek, Jale G. - Akıntürk, Turgut, Türk Medenî Hukuku, Yeni Medenî Kanuna Uyarlanmış Başlangıç Hükümleri Kişiler Hukuku, İstanbul 2004, C-I, s.410.
Özel hayat son birkaç yıldır, hukuk hayatımızda önemli tartışma konularından birini oluşturmuş ve yine bu süre içinde başta anayasa olmak üzere en fazla yasal değişikliğe uğramış konudur.
B. KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ KAPSAMI
Konut dokunulmazlığı, bireyin özel hayatının içinde yer almakla,
bireyin özel hayatını oluşturan temel taşlardan biridir. Herkesin, kamuya mal olmuş yaşantısının yanında, kendi maddi ve manevi varlığını geliştirebilmesi, toplum hayatı bakımından kendisi için hedeflediği yere ulaşabilmesi ve uygun gördüğü şekilde yaşayabilmesi için, başkasının denetim ve gözetiminden uzak, diğer bir ifadeyle, kendi tarzına göre yaşayabildiği özel bir hayatı yaşayabilme ihtiyacı bulunmaktadır. Bu itibarla, insanın kendi tercihleri doğrultusunda şekillendirebileceği özel hayatı kural olarak başkalarının ve devletin ilgi alanı dışında kalmalıdır.
Anayasa Mahkemesine göre, özel hayatın gizliliği ve dolayısı ile konut dokunulmazlığı kişi hürriyetinin bir devamıdır.42
Sosyal ve akıl sahibi bir varlık olan insan, düşündüğünü özgürce söyleyebilmek, istediği yere gidebilmek, istediği yerde yerleşmek, yaşamı ve geleceği üzerinde düşünüp karar vermek haklarının yanında bireysel hayat kapsamında, özel hayatını, aile hayatını, konutunu istediği gibi düzenleyebilmek hak ve yetkisine de sahiptir.
Özel hayatın gizliliği genellikle, kişinin üstünün, özel kağıt ve eşyasının aranamaması ve bunlara el konulamaması, konutuna girilememesi ve özel haberleşmelerinin gizliliğine dokunulamaması gibi üç unsuru kapsar. Anayasanın 20, 21 ve 22’nci maddelerinde de sırasıyla bu unsurlar teminat altına alınmıştır.
42 AM, E.1986/24, K.1987/8, K.T. 31.03.1987;
Bu bağlamda konut dokunulmazlığı hakkı; özel hayatı oluşturan bir bütünün parçacıkları olup, kişinin özgürce kalacağı yeri seçebilmesi, özel yaşamını sürdürebilmesi, çevreden ayrılmış yerleri yani yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirebildiği meskeni yani konutuna dokunulmamasını ifade eder.
C. KONUT DOKUNULMAZLIĞI HAKKININ SINIRLANMASI
VE GÜVENCELERİ
Sınırlama kavramı insan hakları yönünden yaşamsal öneme sahiptir. Çekirdek haklar dışındaki hak ve hürriyetler kanunlarla sınırlanabilmektedir. Sınırlama kavramı, sözlük anlamında bir kayıtlama, bir daraltma durumunu anlatmaktadır. Sınırlama kavramı teknik-hukuki bakımdan, bir temel hak normunun güvence altına aldığı yaşam alanını daraltma sonucunu doğuran düzenlemeleri ifade etmektedir. Sınırlama; belli bir hakkın anayasaca öngörülmüş ya da belirlenmiş bulunan “norm alanına” kanun yoluyla, belirli ilkelere uygun olarak dışarıdan yapılan ve bu alan içinde kişiye sağlanan olanakları daraltan bir karışmadır. Anayasa temel haklar konusunda çoğu kez sınırlama terimini kullanmıştır.
Anayasamızda belirtilmiş olmasa bile bazı hak ve hürriyetlerin kendi niteliklerinden doğan, başka bir ifade ile eşyanın tabiatında varolan sınırları vardır. İşte bunlara objektif sınırlar adı verilir. Bu sınırlar söz konusu olduğunda, hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı değil, geçerlilik ve muhtevalarının nereye kadar uzandığının belirlenmesi gerekir.43 Objektif sınırların anayasada yer alması veya kanunla konulması gerekli değildir. Bu sınırlar kendiliğinden vardır ve herkes tarafından dikkate alınmaları gerekir.44 Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, hak ve hürriyetlerin anayasa ile öngörülen veya belirlenen alanları içinde kişiye sağlanan imkanların kanunla daraltılması anlamına gelir.45 Temel hak ve hürriyetlerin anayasal 43 Sağlam, Fazıl, Temel Hakların Sınırlanması ve Özü, Ankara 1982, s.49.
44 Atar, Yavuz, Türk Anayasa Hukuku, Konya 2005, s.115. 45 Sağlam, s.23.
sınırları, doğrudan anayasa tarafından konulan sınırlardır. Anayasa bazı hak ve hürriyetleri düzenlerken onları sınırlarıyla birlikte tanımlamakta, başka bir ifadeyle bazı hakları ancak belli sınırlar içinde tanımaktadır.
Anayasamızda düzenlenen bütün bu hak ve hürriyetlerin milletler arası antlaşma ve belgelerle kapsam bakımından büyük bir benzerlik göstermesi, hatta bazı hükümlerin aynen alınması, anayasanın hazırlanmasında, bunlardan büyük ölçüde yararlanıldığı gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Ancak anayasada yer alan, temel hak ve hürriyetlere ilişkin sınırlamalar, uluslararası sözleşmelerde yer alan sınırlarla kıyaslanamayacak ölçüde fazladır. Hak ve hürriyetleri düzenleyen maddelerde genel bir yaklaşım olarak birer cümle ile haklar belirtilmiş, ancak hemen ardından gelen uzun ve ayrıntılı fıkralarda bu haklara ilişkin sınırlamaların neler olduğu açıklanmıştır.46
1982 Anayasasında temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin olarak, Anayasanın 13. maddesinin önceki hali şöyledir; “Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacıyla ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.
Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz ve öngörüldükleri amaç dışında kullanılamaz.
Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir.”
2001 yılında yapılan değişiklik ile 1982 Anayasası’nın özgürlüklere ilişkin hükümlerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Anayasanın 13. maddesindeki düzenleme ise şöyledir; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine 46 Atar, Yavuz, “Demokratikleşme Kriterleri Açısından Türkiye’nin Anayasal-Siyasal Sisteme
Bakışlar: Demokrasi, İnsan Hakları, Hukukun Üstünlüğü” , Demokrasi Platformu Dergisi, Y-1, S-2, s.31.
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz”.
2001 değişikliğinden sonra Anayasa’nın 13. maddesi ‘genel sınırlama’ hükmü olmaktan çıkarak, “genel koruma” hükmüne dönüşmüştür. Böylece 13. maddedeki “genel sınırlama sebepleri” metinden çıkarılmış, sınırlamada uyulması gereken şartlar ise yeniden düzenlenmiştir.
2001 anayasa değişikliği özgürleşme ve demokratikleşme yönündeki en önemli yenilik, haklar ve özgürlükler rejiminin temelini oluşturan Anayasanın 13. maddesindeki değişikliktir. İlk metindeki anlayışın aksine özgürlüğün kural, sınırlamanın istisna olduğu yaklaşımıyla, 13. maddenin tümüyle yeniden düzenlendiği değişik metinde, bu madde temel hak ve hürriyetler için genel sınırlandırma maddesi olmaktan çıkarılarak, genel koruma maddesine dönüştürülmüştür.
Anayasa bu düzenlemesiyle, temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin olarak şu şartları öngörmüştür:
Sınırlama kanunla yapılmalıdır.
Sınırlama anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere dayanmalıdır.
Sınırlama anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmalıdır.
Sınırlama demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine uygun olmalıdır.
Sınırlama, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunamamalıdır.
Sınırlama ölçülülük ilkesine uygun olmalı, yani makul, dengeli ve kabul edilebilir bir dereceyi aşmamalıdır.47
Özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğünü düzenleyen maddelerde yapılan değişikliklerle, bu hürriyetlerin hangi sebeplerle ve nasıl sınırlandırılabileceği maddelere eklenmiş, ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılacak müdahaleler için ‘hakim onayına sunulma’ zorunluluğu getirmiştir.48
Anayasamızda konut dokunulmazlığı temel hak ve hürriyeti de yukarıda açıkladığımız sınırlama sebeplerine bağlı olarak sınırlanabilecek; ancak bu hakkın özüne dokunmadan, Anayasamızın sözüne ve ruhuna bağlı olarak, demokratik toplum ve laik Cumhuriyetin gereklerine uygun olması şartıyla da ölçülülük ilkesi çerçevesine bir takım sınırlamaya tabi tutulabilecektir. Sınırlamanın nasıl ve hangi sebepler ile yapılacağının ve genel olarak temel hak ve hürriyetlerde nasıl olması gerektiğinin açıklanmasının ardından belirtilen sınırlama sebeplerini ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.
1- 1982 Anayasasının İlk Halinde Konut Dokunulmazlığı Hakkı İçin
Öngörülen Özel Sınırlama Sebebi
1982 Anayasasının ilk halinin 13. maddesinde yer alan genel sınırlama
sebeplerinin yanında, Anayasanın 20. maddesinde “adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar”49 şeklinde özel bir sınırlama sebebi de öngörülmüştü. 1961 Anayasasının 15. maddesinde ise bu özel sınırlama sebebi “adli kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır” şeklinde yer almıştır.
Özel hayatın kapsamı çerçevesinde konut dokunulmazlığı hakkına
ilişkin, 13. maddeden ayrı bir sınırlama sebebi belirtilmemiştir. Bu durum 1961 Anayasasında da “adli kovuşturma” istisnası açısından aynıdır. Bu durumda 20. maddede belirtilen sınırlama sebebinin 1982 Anayasasının
48 Atar (Demokrasi Platformu Dergisi), s.35.
49 Bu istisnaya Danışma Meclisinden çıkan metninde sadece ‘adli kovuşturma’lar istisna olarak sayılmış, buna MGK’da ceza yargılaması usulünde adli kovuşturma yanında bir de soruşturma yer aldığı için ‘soruşturma’ sözcüğü de ilave edilmiştir.
konutun ve haberleşmenin gizliliğini düzenleyen 21 ve 22. maddeleri için de geçerli olacağı açıktır.
2- 2001 Anayasa Değişiklikleri ile Getirilen Yeni Sınırlama
Sebepleri
1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; uygulamada olduğu
dönem içinde ortaya çıkan ihtiyaçlar, kamuoyunun beklentileri ve yeni siyasî açılımlar doğrultusunda yenilenmesi gereği, ayrıca Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde, ekonomik ve siyasî kriterlerin karşılanmasının, bu alanda gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasının ön şartı olarak Anayasada bazı değişikliklerin yapılması da kaçınılmaz olmuştur. 2001 yılı değişiklik teklifi, toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilecek çağdaş-demokratik standartlara ve evrensel normlara uygun, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü ön plana çıkaran bir anayasa değişikliğini hedef almış ve bu gerekçe ile yapılmıştır.
Anayasada yapılan değişiklikle, 13’üncü maddedeki, temel hak ve
hürriyetlerin genel sınırlama sebepleri kaldırılmış, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın “yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla” sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir.
Anayasamızın 21. maddesi şöyledir; “Kimsenin konutuna dokunulamaz.
Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.” Madde bu haliyle konut dokunulmazlığı hakkını düzenlemiştir.
Konut dokunulmazlığı hakkı, 13. maddenin değiştirilmesi ile sınırlama sebeplerinin aktarıldığı hak ve hürriyetlerden biridir.50 Değişikliğin sonucu olarak; bu hakka ilişkin getirilecek özel sınırlama sebepleri maddede tahdidi olarak sayılmıştır. Konutla ilgili olarak kişinin konutuna girilmesi, aranması gibi haller ancak milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması sebeplerinden biri veya bir kaçına bağlı olarak usulüne uygun hakim kararı ile olabilecektir.
13. madde de belirtilen; “temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” güvenceleri ile hangi hallerde konut dokunulmazlığı hakkında sınırlama yapılabileceği belirtilmiştir. Bu hallere kısaca değinmek gerekirse;
Milli güvenlik: Bu ilke 1961 Anayasası ve AİHS’nin 8. maddesinde de
bir sınırlama sebebi olarak kabul edilmiştir. Kişi hürriyetinin bir parçası olarak konut dokunulmazlığı hakkının sınırlanma sebebi olarak milli güvenlik kavramına devletin bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü, millet egemenliğinin ulusal ya da uluslararası alanda gerçek ve yakın bir tehlikeye düştüğü zamanlarda devlet tüzel kişiliğinin korunması sebebi ile başvurulabileceği, bu tehlikenin yer bakımından tüm ülkeyi ve ülkede oturan herkesi ilgilendiren bir durum olması gerektiğini ve zaman bakımından milli güvenliğin tehlikeye düşme hali ile sınırlı olarak uygulanabileceği belirtilmektedir. AİHM gündemine konut dokunulmazlığına ilişkin olarak milli güvenlikle ilgili konular daha çok terörizm nedeni ile konuta müdahale edilmesi meselelerinde gelmiştir51.
50 Atar (2005), s.119. 51 Üzeltürk, s.71.
Kamu düzeni: Kamu düzenini toplumun huzur ve sükununun
sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilatının korunmasını amaç alan her şey olarak tanımlayarak bu düzenin sağlanması çerçevesinde konut dokunulmazlığı hakkının sınırlanabileceği belirtilmiştir. Yine kamu düzeninin bozulmaması ve var olan düzenin korunması için bireyin konut hakkı anayasal güvencelere uygun olarak ihlal edilebilir. Bu kavramda 1961 Anayasası ve AİHS’nde yer almıştır.52 Anayasa Mahkemesi de kamu düzeni kavramını “toplumun huzur ve sükununun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilatının korunmasını amaç alan her şey” olarak tanımlamaktadır.53
Suç işlenmesinin önlenmesi: Bu sınırlama da suç işlenmesinin ve
düzensizliğin önlenmesi amacıyla bir sebep olarak öngörülmüştür. Örneğin, yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amacıyla kişinin konutuna girilebilir. Düzensizliğin önlenmesi ile birlikte AİHM kararlarında 8. madde ile ilgili olarak en çok kullanılan sınırlama sebebidir. Arama ve el koymaya ilişkin davalarda, terör nedeni ile başvurucunun konutuna girilmesi davalarında sınırlama sebebi olarak suçun ve düzensizliğin önlenmesine dayanılmıştır.54
Genel Sağlık: Bu kavramın bir sınırlama sebebi olarak bireyin sağlığına
ilişkin bilgilerin açıklanması ile özellikle gündeme gelen bir konudur. Kamunun güvenliği, esenliği ve sağlığı olarak nitelendirilen ve buna genel ahlakın korunmasının da ilave edildiği kamu düzeni kavramı içinde de genel sağlık kavramı zaten yer almaktadır.55 AİHS’nin 8. maddesi ve 1961 Anayasasında da bulunan bu sınırlama nedeni devletin her kişinin beden ve ruh sağlığını korumakla yükümlü olduğuna ilişkin bir ilkedir. Bu amaçla veya bu yükümlülüğe yönelecek tehlikeler karşısında konut dokunulmazlığı hakkının sınırlanabileceği kabul edilmektedir.
52 Araslı, s.191.
53 Gözübüyük, A. Şeref, - Tan, Turgut, İdare Hukuku - Genel Esaslar, C-I, Ankara 1998, s.472. 54 Üzeltürk, s.75.
Genel Ahlak: 1961 Anayasasında ve AİHS’nin 8. maddesinde kabul
edilen bir sınırlama nedeni olan bu kavram 1982 Anayasasının ilk halinde de genel sınırlama sebepleri arasında yer almaktaydı. Açık olmayan bu kavramların içeriğinin tam olarak saptanması güçtür. Ancak Anayasa Mahkemesinin genel ahlak ile alakalı olarak “belli bir zamanda bir toplumun büyük çoğunluğu tarafından benimsenmiş bulunan, ahlak kuralları ile ilgili hareketlerdir” şeklinde bir anlayışı vardır.56. Yine Anayasa Mahkemesi Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu’nun bazı maddelerini iptal ederken genel ahlak kavramından da sınırlama sebebi olarak yararlanmıştır.57 Bütün bu belirttiğimiz sınırlama sebeplerine bağlı olarak hakim kararı ile ancak; gecikmesinde sakınca bulunan hallerin varlığında yazılı emir koşulu ile konuta girilebilir, arama yapılabilir ve eşyaya el konulabilir. Sınırlama sebebi olarak öngörülen bu genel kavramlar Anayasa’da tanımlanmış değildir. Bu nedenle bu kavramların ne anlama geldiği konusunda Anayasa Mahkememsi kararları büyük öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi de bu kavramların muhteva ve kapsamlarını belirlerken doktrindeki görüşlerden, insan haklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerden ve diğer demokratik ülkelerdeki anayasa mahkemelerinin benzer kararlarından yararlanmaktadır.58
α. Kanunla Sınırlama
Bir temel hak olarak anayasal güvence altında olan konut dokunulmazlığı hakkının sınırlandığı kanunun, herkesin ulaşabileceği, hukuki güven ihtiyacını karşılayan, açık bir kanun olması gerekir.59
56 AM, E.1963/128, K.1964/8, K.T. 28.01.1964; AMKD, S-2, 1971, s.43. 57 AM, E.1986/12, K.1987/4, K.T. 11.02.1987; Üzeltürk, s.77.
58 Bu konuda bir Anayasa Mahkemesi kararı için bkz. E.1985/21, K.1986/23, K.T. 06.09.1986; AMKD, S-22, s.224.
59 Tanör Bülent - Yüzbaşıoğlu Necmi, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, İstanbul 2001, s.32.
Temel hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlanması zorunluluğu çağdaş devletlerde kolay işleyen bir yol olmadığı için yürütme makamlarının daha önce kanunların açıkça koyduğu çerçeveler içinde kalmak şartıyla bazı düzenlemeler yapabilecekleri kabul edilmektedir. Kural olarak temel haklar ve hürriyetler ancak kanunla sınırlanabilirler, yani yönetmelik, tüzük gibi düzenleyici işlemler ile bu haklar sınırlanmazlar. Kanun hükmünde kararnameler ile de bu alan düzenlenemeyecektir, yani özel hayatın bir kısmını kapsayan konut dokunulmazlığı hakkının da mutlaka kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.60
Anayasanın 13. maddesine göre, temel hak ve hürriyetler kanunla sınırlanabilir. O halde kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik veya diğer yürütme işlemleriyle temel hak ve hürriyetler sınırlanamaz. Kanunla yapılabilen düzenlemelerin kanun hükmünde kararnamelerle de yapılabilmesi mümkünse de, Anayasanın 91/1. maddesi, kanun hükmünde kararnameler ile temel haklar, kişi hakları ve siyasi hakların düzenlenemeyeceğini öngörmüştür. Ancak, olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleriyle temel hak ve hürriyetler sınırlandırılabilir. Bu durum, Anayasanın 91/1. maddesinin istisnasıdır. Konut dokunulmazlığına kanunla yapılabilecek müdahale, müdahalenin koşul ve çerçevesini açık ve bireylerin anlayabileceği biçimde olmasını ve getirilen düzenlemenin normun açıklığı ilkesine uygun bulunmasını gerektirmektedir. Yani herhangi bir idari düzenleyici işlem ile kişinin konutuna müdahale edilemez. Bununla beraber olağanüstü dönemlerde yürürlüğe giren kanun hükmünde kararnameler ile idarenin yetkisi genişleyip, Anayasanın 91. maddesine göre, bu gibi durumlarda temel hak ve hürriyetler kanun hükmünde kararname ile düzenlenebilir.61
Anayasa Mahkemesi, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması konusunda bir kararında; Anayasa’nın 15/1. maddesine göre, olağanüstü yönetimlerde 60 Üzeltürk, s.82.