• Sonuç bulunamadı

Cemal Bingöl'ün sergisi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Cemal Bingöl'ün sergisi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

27 MA Y JS ¡984

POLİTİKA VE ÖTESİ

MEHMED KEMAL

Cemal Bingöl’ün Sergisi

Cemal Bingöl’ü bizlere, 1940’lı yıllarda, ilkin Vedat Nedim Tör tanıttı. O yıllara değin Cemal Bingöl adlı bir resim öğret­ menini bilmediğimiz gibi, bir ressamı da bilmezdik. Cemal Bin­ göl, bu Doğu Anadolu’nun yağız çehreli delikanlısı, üstat Eş­ ref Üren’in de dediği gibi “Şimdilerde adeta moda haline ge­

len çocuk resimlerine ilk eğilendir.” Sadece ilk eğilen değil, ilk

e! koyandır da.

Posta Caddesi’nin küçük meyhanelerinde tanınmış ressam­ larla içer, sohbet ederken birdenbire ortaya Cemal Bingöl çı- kıvermişti. O zamanki iktidar organı Ulus gazetesinde Vedat Nedim Tör, “Bir Resim Öğretmeni” diye onun romanını yazmaya başlamıştı. Bu resim öğretmeni Cemal Bingöl’dü. Yozgat Or- taokulu’nda öğrencilerinin yaptıkları resimlerden bir sergi oluş­ turmuş, bunu başkentte sergilemişti. O yıllarda büyüklerin yap­ tıkları resimlere değer verilmiyordu ki, çocukların resmi değer kazansın!.. Sergi sanırım ilkin İngiliz Kültür Merkezi’nde açıl­ dı. Umulduğundan çok ilgiyle karşılandı. Sadece Türkiye’de de­ ğil, İngiltere’de de İngiliz dergi ve gazeteleri serginin sözünü ettiler. Sanat yazarı Herbert Read bir makale yazdı. Sonunda sergi Londra’ya gönderildi, orada da izlendi. Cemal yurt için­ de ve yurt dışında tanındı, övüldü, sevildi. Cemal’in yerine bir başkası olsa koltuklarının kabartısından geçilmezdi. Oysa Ce­ mal her zamanki tevazuu içinde, sade, vakur, sessiz gene şa­ rabını yudumladı, aramızda göründü. Bu halinden ötürü Ce­ mal Bingöl’ü her zaman sevmişimdir. Cemal Bingöl’ün yaşam çizgisini öğretmeni Eşref Üren’den öğrenelim:

"Ben onu Erzurum Muallim Mektebi’nde tanıdım. Halef selef ol­ duğum rahmetli Büyük Saim'in (Özveren) olduğu kadar, benim de öğrencilerimdendi. Sonra, o yıllardaki adıyla Gazi Öğretmen Okulu'nu bitirip Paris’e gitti. André LHote ustadan feyz aldı."

Anımsadığım kadarıyla önceleri figüratif resimler, desenler yapan Cemal Bingöl, bir gün baktık ki nonfigüratif, soyut resim­ lere eğiliyor. Bir şey diyemezdik, bildiği vardı. Bir süre de halk şairlerinin şiirlerinden, dizelerinden aldığını resimlemeye baş­ lamıştı. Bahçelievler’deki atölyesinde bunları görmüştüm.

Bir dönem de geldi, Cemal aldı başını çekip gitti. Kimse ile ilgilenmiyordu resimden başka. Çoluk çocuk, eş dost kimse­ ler umurunda değildi. Böyle bir dönemi ne kadar yaşadı bile­ meyeceğim. Herhalde bıktı, peşine düştüğü düşten de usan­ dı ki, yeniden aramıza karıştı.

Ankara’dan ayrılalı uzun yıllar geçti. Cemal’i gidip geldiğim de göremiyordum. Hafif bir rahatsızlık geçirdiğini öğrendiğimde çok üzüldüm. "Resim yapabiliyor m u?’’ diye sorduklarım yap­ tığını söylediler. Resimsiz Cemal düşünülemezdi.

Son Ankara’ya gittiğimde Cemal’i Yenişehir’de bir lokanta­ da yemeğini yerken gördüm. Sarıldık, sarmalaştık. Elini gös­ terdi, eski günleri anımsatan birkaç söz söyledi. Kibele Sanat Galerisi’nde retrospektif sergisini açmıştı, gelip görmemi istedi. Ben de " gelirim " dedim. Gerçekten gitmeye davrandım. Ancak Ankara’nın trafiğini çoktan unutmuştum. Ben İstanbul yolculuğuna yönelmişken, Maltepe’den geçece­ ğiz, orada Kibele’yi bulacağım, arabayı park edip, ayaküstü birkaç söz edeceğim sanıyordum. Öyle bir yola girdik ki, de­ ğil Maltepe, Demirtepe, kendimizi Yenimahalle’den ötelerde İstanbul yolu üzerinde, kilometrelerce ötede bulduk. Arkadaş­ lara, "G eri dönelim, ben Cemal’in sergisine gideceğim’’ diye­ mezdim. İçimizde bir arkadaş vardı ki bir an önce İstanbul’a kavuşmak telaşında idi. Sergiyi göremedim, ama gönlüm Ce­ mal Bingöl’le beraberdir. Kültür Bakanlığı bir plaket vermiş, kültürle ilgili bakanlardan biri sergiyi açmış. Bunlar Cemal için sevindirici, gönendirici olaylardır. Zaten Cemal’i çıkışından bu yana resmi görüş hep benimsemiştir. Son sergisinin de böyle oluşu onun için bekleneni bulmadır sanıyorum.

Sergisini göremedim, ama sağlığına kavuşmasını, gene bi­ ze büyük boyutlu çıplaklar yapmasını dileyelim. Şu ölümlü dün­ yada elden başka ne gelir?

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Zeytin Yağlı Patlıcan Dolması, (Patlijan) : Eggplants stuffed with spiced rice and prepared with olive oil. Kişisel Arşivlerde Istanbul Belleği Taha

rı basının ve sarı televizyonun kurnaz- pislik tuzaklarına ve birçok başka şeye KARŞI bir KÖŞE oluşturuyor Ilhan Mi­ maroğlu’nun yeni kitabı.. Kitaptan

Siyah boyalı yazı masası, ortada küçük yuvarlak bir masa ve karşıda üst kenarı bir kale burcu gi­ bi inip çıkan büyük bir dolap bulunuyordu; du­ var

Kurukahveci Mehmed Efendi ve Oğullan 19'uncu yüzyıhn ikinci yansında baharat ve çiğ kahve satan bir dükkan olarak faaliyete geçti.. TAZE ELDEN TAZE PİŞMİŞ

ran’ın katılacağı ‘Edebiyatçının Yaratıcılığı, Sorum­ luluğu ve Yazar Örgütleri’ konulu panel, 15.00’te ‘Ortak Anılar Ortak Yaşam Kültürü- Anadolu Kül­

Zhu ve diğerleri (2018) tarafından yapılan çalışmada, izinler, hassas API (Application Programming Interface)'ler, monitör edilebilir sistem eventleri ve izin oranları

Bu çalışmada; iki farklı atomizasyon yöntemi (su ve gaz) ile kendinden yağlamalı yatak presleme amaçlı CuSn10 (bronz) ve Cu (bakır) tozu üretilmiştir.. Su atmozasyonu ile

Altlık üzerine iki farklı kaplama yapılmış olup, birinci grup numuneler (A-grubu) ilk önce TiO2 ile daha sonra HAP ile kaplanırken, ikinci bir grup numuneler (B-grubu)