-T t f a r c i , o
... ...
Osman Gazi ve Mevlânâ
Konya Selçuk lan vezirlerinden Muinettin b i r edin, dostlarıyla sohbetleri sırasın da Hazret! Mev lâna'dan bahse derken: — Onun misli bulunmaz, asır
lar boyunca öyle bir sultan dünya'ya gelmiştir, gönül is terdi ki böyle ulu bir padişa hin müritleri üstadlanna layık olsun fakat ne kadar vazık kİ çok kötüleri var! demiş.
Bu beyanat Hazret! Mevlâ nanın kulağına vardığında, Hazreti Mevlâna, çok üzül müş kâğıt ve kaleme sanlıp vezire mektup yazmış:
— Eğer onlar iyi olsa idi ler. ben onlara mürid olur dum! demiş.
Hazreti Mevlâna’nm her sö zünde hikmet, ve ibret oldu ğu gibi, burada da bir haki kata işaret vardır. Hazreti Mev!âna mürşitlik makamın da. tâbi olan müridler, nok sanlık babında başlangıçda. Elbette o mübarek mürşidin tasarrufu feyizle bütün kötü lüklerden atanacakla- kemal örsünde muhabbet çekiciyle, şefkat darbelerinden tavlana caktar, Resulûllâha ve oradan Hakka ereceklerdi. Makam ne mübarek makam *di. Züm- rei nacive bu mürşit sevhle re tabi olanlardan yetişirdi. Sonra sonra menfaat düşkün leri. sıra sı-a cahiller o ma kamları işgal etti, gabte riva kâr sevbler türedi. İbret-' Hü da. geçti nostakileri başları na! Hazreti Şems:
— Beş yüz senelik bir kâ fire sövsem o mümin olur, mü mine sövsem velî olur, bana iblis kirnd-r dive sorunca ben cie ona. iblis sensın ded*m. zi ra simdi ‘drise garko'musuz. bırak omı sen. eğer ibb's değil sen neden îdrise garkolmu- vo-aun dedim- der.
K o n v a S ele n V ia rr d e v rin d e İ k in e , S u lta n A lâ e d d in . h a s e b v e n eseb i m e ç h u l b 'r se v h in te s iri a ’ tm d a k a l a r a k k e n d isi n e m a n e v î b ir n e d e r it t ih a z e t V a ra - v e r e v s. O d e v rin a d e ti ic a b ı, bu V a r a n n ı d e v le t erV SuivT c Ua-t e e le n û le m â v e k 'k e r m esa-rih e a r z e t m e k il^orft ı c - f l c a i , Vfr V p b lll re s —>? h ir z i v a f e t t e r t ip e d e re k i ’ â n e tm e k - ı e t e m : s k f e r a a ' m g ü n ü tc-ıip m lrp ıs- a s t a r k a y n a m ış tü riü m e re e im vp 7; v a t a t serum da RuTtan tlrin c i A lfeS -siu t i n e ı m d s v p p ıp d a o tu r d u ğ u sa h sı iş a r e tle , h
i-Mansur AŞIDAN
tan Velede, kaç ihlâsı şerife okuduğunu sorunca, oğlu, “17 ihlâsı şerife okudum” dedik de Hazreti Mevlâna, kısa bir mürakaheden sonra “ 17 ihlâsı şerife de ben okuyayım, ta mam olsun" diyerek 34 ıhlâs ile tekb-rieyib. ‘‘Saltanatı Se niyysi İslâmive artık şana dev rolacak. naslin bunu inşallah hüsnile idame evleve, hayır lı olsun, şevketi saltanat olma lafına el fatiha” demişler.
Haziran hep b*r ağız sala vatı şerife getirib fatiha oku muşlar.
Osman Bsv kısa bir misafı retten sonra, destûr alarak pe deri yanına kabilesi başına dönmüş. Bu vakıadan sonra hikmet tecellisini kendin gös termiş!
A ta Tarihi de bunları bir bir vazar,
Konya Selçuklan inkiraz bu lup Osman Bey devrinde Sal tanatı İslâmive kendilerine devrolanak isimlerine izafe ten de Osmanlı Devleti tesis ettiği malumdur.
— Emanetleri ehline veri niz — emri hakikat manâsın da idi. Osman Gazi zamanı imaretlerinde Kalensüve na- mivie külâhı Mevievivveyi baslarında müzeyyen bir sa nkla daima tammışlar, bende yânına ve askerlerine aynı serousu glydlrmislerdir.
34 ihlâsı serifenin hikmeti tecellîsinde Sultan Osman neslinin Osmanlı Devleti 34 üncü nad’ şahda son buldurul muş olmasıdır!
Osman Gazi rüyasında, göğ siinden bir onar ağacı çıktı ğ'nı- dallarından biri doğu ca nibîne. diğeri batı canibine ufıık’ a - boyunca uzadığını gör müsdti.
triom A bu Rü’vavı tâh'rde: — Nesli kabüen evlâdı öv le geksecek ki dünvavı nâmı sam ile sevket’ vie kanlama S’ gerekdir demişlerdi de bir
ten öyle olmuşdu. Hele Osman Ga zinin dini dirayeti ne, kabile ve gele neklerine sımsıkı bağlı olduğunu o" nun edib, duygu lu oluşuyla hem ayar b u l u n d u ğ u n u t a r i h lerde nice nicö sahifalar tuta rak vazar.
Birgiin, BUecik’de çiftlik kurmuş kab,le beylerinden bi risi davet etmişti, Reisleri Os man Gaziyi. - Erkâniyie da ve tfi icabet eden Osman Gazi gece yatması için kendisine tahsis edilen odaya yerleşece ği sırada, hane sahibi beye na zan dikkatini celbederelt “ oca ğm üstüne doğru tavandan zin cirlere bağlı rahle şeklindeki askının üzerinde canfes işle meli örtüyü mahvazada ne ol duğunu” sormuştu. Hane sahi bi bey:
— Evinin en mutena bu oda smda naçiz muhafazada Kur anı Azimüşşan olduğunu an cak bu kadarcıkia muhafaza ya kudrette olduğunu, bildir mişti.
Osman Gazi teşekkür ede rek odasının kapısını örttür müşdü. Bey. vaktaki sabah namazı cemaatle eda edildik de. Osman gazinin uyanıp bu davete icabet edemediğini gö rünee meraklanıp odasına çık mış, kapıdan dinlemiş, ses ala mayınca meraklanıp hafifçe kapıyı aralamış, bakmış ya tak bomboş, bozulmamış oldu ğu gibi duruyor, büsbütün te lâşlanıp kapıyı birden açıp birden içeriye girince, ne gör
sün!
Osman Gazi, tavana zincir le asılı o muhafaza altında boyun bükülü el pençe divan duruyor* Kendini tutamıyan Bev:
— Aman sultanımız, efen dimiz havırola ne oldu Hem daha vatmanız mı? diye k î kel’verek sofunca;
Osman Gazi:
“Beyim, kelâmullâhm huzıı runda ayak uzatıp nasıl vata bilirim, bu hürmete edebe sı ğar mı ? ! Onun huzurunda za vallı bir bende, aciz bir Al lah kulu bövle boyun büker
riVvavı rp’Ulp n’ mnVla haklice el bağla-” dem'Sri.
Nesli kabilen evlâdı öyle gelişecek ki
dünyayı nâmı şanı ile, şevketiyle kapla
ması gerektir, demişlerdi de bir rüya’yı
saliha olmakla hakikaten öyle olmuştu.
tap ederek:
— Ev muhterem Efendiler haberinim olsun ki, bu zatı şerif bizi kendilerine evlâd ©dînd’ , bizde onu kendimize manevî bi- peder ittihaz evle dik-dive konuşmuş. Zıvafete Hazreti Mevlâna da davetli imiş. Sultanın bövle hasebi nesebi meçhul, ilmi kemâlâtı malûm olmayan bir sahsı ken dîne manevî peder ittihaz et miş olmasına sıkılmış. Daha fazla tahammül edemiyerek. ayağa kalkıp selâm vererek meclisi terketmiş. sarayın me- divenlerinden inerken, merdi yenlerden tam o sırada vuka nya Sultanin yanma çıkmak da olan Osman Beye i Türk Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi) rastlamış. Os man Bcv pederi Ertuğrul Bev tarafmdan Sultanın nezdine siyasî bir maslahat için gön derilm’ s imiş. Ertuğrul Beye Konya Selçuklu Sultanlığı mü saadesiyle Eskişehir Domaniç kasabasına yerleşmeğe mu vaffak edilerek beylik ve bay rak verilmişti. O zaman Os man Bey, tığ gibi ievend ka tıksız Türk delikanlısı imiş— İmanlı, maneviyatı sarsılmaz cengâve- olduklarından örf ve adetlerinin bekçileri imiş ler.
Osman Bey, saray merdiven lerini çıkarken ortada inmek de olan Hazreti Mevlâna ile ka-sdasınca. Hazreti Mevlâna Vali nazarlarını Osman bev üzerinde teksif ederek durdur mus. Nere ve gittiğini sormus.
Osman Bey:
— S*vasi maslahat için Sul tanın vanına çıkacağım söv levince,
Hazret! Mevlâna:
— Evlât. AlSeddin kendine bir peder bulmuş ben d« se ni evlâd edindim, idare! mas lahatmı gör. medreseve bize gel, Allah Hakkında İnşallah hayreyier demiş.
Osman Bev. Hazret* Mev ISnanm naza-ian fevziyle rag edenmiş au’ tanla maslahatı n, görü- görmez, hic vakit za vî .etmedpn mednoaove kesim Mevlâ ne mn ellerin* öperek ‘‘emrevla rnsnevî pederi stil tanım’’ demiş.
Hazret* Mevlâna mahdumu AileV-i Sultan Veied Hazret lerine:
— thl'âsı Şerife il» tekbirle ytb bu evlâdımıza Sikkei ser- nusu g*vdir- demiş. Hu emrin i ora a«,tıdan sonra tekra- hu
m ırp M ev lâ n a v p pıe’ d ’ k ’ eriu -
do
Hazreti Mevlâna oğlu Sul
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toras Arşivi