• Sonuç bulunamadı

Başlık: KAVRAM İNCELEMELERİ II.Yazar(lar):HIZIR, NusretCilt: 6 Sayı: 3 Sayfa: 153-155 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000000610 Yayın Tarihi: 1948 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: KAVRAM İNCELEMELERİ II.Yazar(lar):HIZIR, NusretCilt: 6 Sayı: 3 Sayfa: 153-155 DOI: 10.1501/Dtcfder_0000000610 Yayın Tarihi: 1948 PDF"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KAVRAM İNCELEMELERİ II.*

NUSRET HIZIR

Felsefe Doçenti

S o y u t (abstrait), s o m u t (concret) kavramları üzerine

I.

Herşeyden önce şu banal hakikati belirtmek gerektir ki, bu iki kavram birbirine bağlı bir çift teşkil eder ve bir a kavramı, ilk bakışta, başka bir b kavramına göre soyut, üçüncü bir c kavramına göre somuttur. Buradan, m u t l a k s o y u t ile m u t l a k s o m u t ' u n mevcut olup olamıyacağı problemi başgösterir.

S o y u t - s o m u t çifti, sürekli bir doğru üzerinde olduğuna göre, A.) Bu doğrunun iki ucu bulunması öyle bir postulat'tır ki, iki hal arzeder:

1. Doğru, sonlu bir çizgidir. O zaman, mutlak soyut ile mutlak somut yoktur. Fakat mutlak , olarak tesbit edilmiş en s o y u t ile en s o m u t vardır. Bu, belirli ölçüde bir soyutluk veya somutluktan daha ileriye gitmenin imkânsız olduğunu ifade eden —tâbir mazur görülsün— "finitişte,, bir metafiziktir.

2. Doğrunun uçları belirlidir. Ancak, o sonsuz bir çizgidir ve son­ suzda bulunan bir ucu mutlak somutu, öteki uç ise mutlak soyutu ifa­ de eder. Misal: Hegel - (Phaenomenologie des Geistes sa. 79-306, F. Meiner, 1937 basımı) - de bilincin ilk hareket ettiği mutlak veri noktası ile eriştiği en soyut kavram, ki sonsuz adını da taşımaktadır l.

1. ile 2. yi kısaca mütalâa edersek görürüz ki, 1. de, ancak birbi­ rine karşı belirlenmesi gereken iki kavram, bu göreliliğinden birdenbire kurtulup, imtiyazlı iki noktada kendi kendine belirlenmektedir. 2. de ise, sonsuzda bulunan, onun için de belirlenemiyen bir veya iki nok­ tanın belirlendiği ileri sürülmektedir. Demek ki 1. de de 2. de de kav­ ramların yerini tespite imkân yoktur. Sonuç olarak da hem 1. hem 2. sırf kavram bakımından metafiziğin çelişkili olduğunu gösterir.

B.) S o y u t ile s o m u t , sonu olmıyan bir doğru üzerindedir ve biri ötekine göre, sonsuz'da yer almamak şartiyle, doğrunun herhangi bir noktasına yerleştirilebilir. Böyle olunca, kavramların göreli bir çift ol­ ması sağlanmış ve kavramlar, mantık ve bilgi teorisi bakımından kul­ lanılır bir hale getirilmiş olur.

* Bakınız, bu Dergi, cilt V, sayı 4, sayfa : 393 ve dev.

(2)

154 NUSRET HIZIR

II.

Al) 1/2 ye beliğ bir misal olarak Hegel'i verdik. Hegel'de doğrudan doğruya veri'den hareket eden bilinç, aslına bakılacak olursa, somut -soyut gelişmesinin sondan bir önceki gelişmesinde nihayete ermektedir. Yani, bizim anladığımız manada soyut, yargılayan düşünüşte (raesonnie-rendes Denken'de) - müdrikede - son haddine varmaktadır. Bundan sonra olum (Sein) 'a birdenbire bir atlama vardır, (ki onu Hegel soyut'u sübjektifle bağlamakla yendiğine kanaat getirmişti). Müdrikenin konu­ su - kendi başına alınmış olarak kanun, I A). 1 manasında en s o y u t iken, spekülatif düşünüşün konusu, yani kavram, mutlak soyuttur, çün­ kü, das S e i n i s t d as S e i n , hiçbir belirleme gözönünde tutulmadan ileri sürülmektedir. Fakat Hegel'de bu mutlak soyut, hakikatte hiç de soyut değildir, Olum (Sein), içinde bütün somutlukları toplıyan ve di­ yalektik gidiş sayesinde bütün somutluklarını meydana vuran bir so­ m u t t u r . D a s S e i n i s t d a s S e i n ' d a vaz'edilen olum (Sein), soyut (yani boşalmış) değil, varolan belirlemeleri muvakkat olarak göstermi-yen bir Somut'tur.

2. Demek ki soyut, Hegel'de karışık bir mâna taşımaktadır: Bir kere belirlemelerden soyutma yoliyle kurtulmuş, mutad mânada, bir kere de somutluklarını içinde saklıyan, onun için soyut görünen, gerçekte "zen­ gin,, olan bir kavramdır. Mesele sırf bu yönden mütalâa edilirse, bu iki­ lik de, fikrimizce I. A) da işaret ettiğimiz çelişkiyi Hegel'in de sezmiş olduğuna bir burhandır.

B) Matematik objelerinin soyut olduğunu söylemek âdet olmuştur. Fakat nasıl bir soyut ?.

1. Genel mantık d a h a az, d a h a ç o k soyutlar içinde hareket eder. Cins, nevi, birey gibi kavramları karşılaştırarak önermeler kurar. Hal­ buki genel mantığın içinde özel bir yeri olan matematik konuları, be­ lirli bir derecede soyutluğa çıktıktan sonra, - ki bir obje, matematiğin konusu olduğunda, bu soyutlama olmuş bitmiştir - birbirleriyle soyut-somut münasebeti ile değil, başka bir münasebetle bağlıdır ki mesele, bu bağı açıklamaktadır2. O da bazı düşünürler tarafından (Meselâ: Paul Oppenheim, Die natürliche Ordnung der Wissenschaften, I. Bö­ lüm) tip- birey münasebeti olarak işaretlenmiştir. Bu görüşe göre Üç­ gen, şu veya bu üçgen'in tipi'dir. Şu veya bu üçgen ise, o tipin içinde toplanan birer bireydir.

2. Fikrimizce bu görüş tamamen doğru değildir. Çünkü matematik konusu olarak şu veya bu reel üçgen yoktur, e ş k e n a r . . . . gibi ge­ nel olarak belirlenmiş üçgen vardır, ve eşkenar üçgenle düpedüz üçgen aynı soyutluk mertebesindedir. Ayrıca bir de ampirik olarak tespit edilmiş üçgen şeklinde obje vardır. Böyle bir obje ile üçgen

(3)

KAVRAM İNCELEMELERİ 155

arasındaki münasebet ise, matematik konusu ile matematik konusu ara­ sında bir münasebet değil, matematik ile bilim arasında bir münase­ bettir.

Tip - birey ikiliği, fikrimizce, ancak başka başka alanların, meselâ geometri ile tarih konularının karşılaştırılmasında, bir çift olarak müm­ kündür, (Esasen P. Oppenheim, biraz önce adı geçen eserde terimleri bu manada da kullanmaktadır). Matematikte soyut - somut çifti yerine, başka bir çifti koymak cehdi, soyut - somut'un bu disiplinde muhafaza edilemiyeceğinin bir işaretidir, çünkü bütün matematik konuları, belirli bir sovutluk ölçüsüne erdikten sonra, artık soyut - somutluğu aynı ka­ lan bir seviyede dururlar.

3. Sınıf öğe münasebetindeki soyutluk farkı, matematikteki sınıf -öğe, yahut ayrı mertebeler münasebetlerinde bahse konu değildir. Öğeleri başka bir sayıya 1 katmakla elde edilen sınıf, yani tabii sayı­ lar serisi, ayrı ayrı 1 den, 2 den daha soyut olmadığı gibi, aşağı kuv­ vette bir sonsuz, daha yukarı kuvvette bir sonsuz'dan daha somut değildir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu çalışmada da malign over tümörlerinde damar yüzey dansitesinin istatistiksel olarak arttığı ve bu artışın müsinöz over karsinomlarında daha belirgin

Particularly, in the Tatra mountains, national parks were created on both sides of the Polish- Czechoslovak border, because of that, the highest mountain nest in the Carpathians, was

• The water-carrying capacity of drainage systems needs to be brought up to a sufficient level taking into consideration the river basin size and natural flow accumulation

Q indeksinin ekolojik durum tahmininde kantitatif kütle değişkenlerine göre (biyokütle veya klorofil a) daha gerçekçi sonuçlar verdiği saptanmıştır (Padisak vd.,

Bu çerçevede, küresel, ulusal ya da yerel ölçekte çözüm bekleyen çevre sorunları ve çevre ile ilgili yapılacak tüm çalışmalarda, mevcut dünya görüşünün,

James was in full comprehension of the critical differences between the variations of the Western system within a large spectrum of values as opposed to the plain

Kentsel Ölçekte Markalaşma Stratejisi’nin 2023 hedef- leri arasında; her yıl bir şehrin “Kültür Turizmi Kenti” olarak ilan edilmesi, tarihî, kültürel ve mimari özelliği

Bu çalışmada “Two Applications of a Bound on the Hadamard Product with a Cauchy Matrix [1]”, “Some Bounds for the Spectral Radius of the Hadamard Product of Matrices [2]” ve