EVET/HAYIR
OKTAY AKRA1,________________
“ Haşan Âli,
Tonguç Baba...”
"Otlar böcekler gibiydik bozkırda Acılarda gökyüzü kadardık Bizden geçerdi zamanın karanlığı
Yorgun öküzler karasabanlarla
Unutulmuş, unutulmuş, unutulmuş köylerdik"
Mehmet Başaran’ın ünlü "Tonguç Baba” şiiri böyle başlar. Tonguç Baba! Bir kurtarıcı, bir öncü, bir yaratıcı!.. Ne derse niz deyin, Türk eğitiminin büyük ustası... Yalnız kuram yoluyla değil, uygulama yoluyla insanımızı sürüden koparıp birey yap mak; kendi başına düşünebilen, doğruyu yanlışı, güzeli çirki ni ayırt edebilen birer “gerçek” insan yapmak amacını taşıyan Atatürk devriminin en büyük yapıcılarından biri, belki birinci si...
23 Haziran 1960’ta 63 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Mut luydu, sevinçliydi ömrünün son günlerinde, çünkü 27 Mayıs eylemini yaşamıştı. Türkiye’nin gericilik çıkmazına batma teh likesinden kurtulduğunu görmüştü. Ama bu coşkuya yüreği da yanamadı. Onca güzel çabaların anlayışsızlık çölünde ortadan kaldırılışına seyirci kalmıştı. Yıllarca bu acıyı içinde taşımıştı.
EVET/HAYIR
OKTAY AKBAL _____________
(Baştarafı 2. Sayfada)
Tam yeniden bir atılım dönemi başlayacakken yaşamdan ay rılması çok acıydı, çok acı...
Yine bir 17 nisan geldi. Yarın Türkiye’nin birçok yerinde "17 Nisan” anılacak. Nedir bu tarih? Köy Enstitülerimin kuruluş gü nü... Sabahattin Eyüboğlu’nun dediği gibi “Milli eğitim kurum-
larında taklitçilikten kurtulup çağdaş dünya görüşüyle kendi ko şullarımıza uygun, varlığımızın köklerine giden yolu” bulduğu
muz gün... "Tüketici okuldan üretici okula geçmek, ezbercili
ğin yerine yaşayan bilgiyi koymak, insanoğlunun seve seve se vine sevine çalışacağını, işe koşacağını kanıtladığımız, yeşer mez bozkırları yeşertmeye” başladığımız gün...
“Sonra sen geldin, nisanlar geldi Durdu o içimize akıttığımız kan Yenilendi gücümüz bembeyaz Köyler babası halk babası Bize çalışmaya başladı tarlalar."
Köy Enstitüleri konusunda değişik düşünceler ileri sürenler de var. Hem bunlar tutucu, gerici kesimin insanları da değil.. Köy Enstitüleri’nin aşılmış, çağın gerisinde kalmış bir uygula ma, bir kuram olduğunu yineleyenlerle karşılaşıyorum. Onla ra göre kentleşme süreci başladıktan sonra köylere öğretmen, eğitmen, ebe, sağlık görevlisi yetiştiren, köyden alıp köye ve ren bir eğitim ve öğretim yöntemine gerek kalmamıştır. Yeni bir yol, bir yöntem gerekmektedir artık!.. Doğrusu ya, ben bu tür görüşlerden yana olamıyorum. Evet aradan tam kırk yıl geç ti. Tonguç’un düşünceleri aşıldı mı acaba? Daha ileri, daha çağ daş, halkımıza daha yararlı bir eğitim yöntemi bulundu mu?
Tonguç “Canlandırılacak Köy" adlı kuramsal yapıtını niye yaz dığını şöyle açıklıyordu:
"Köyü plansız, şuursuz ve mihaniki bir mesai sarf ederek kal kındırmaya uğraşanların enerjilerinin çoğu boş yere harcanıyor du. Onun için köyü kalkındırmaya değil, kendi unsurları İle için den canlandırmaya çalışmak ve şuurlandırmak lazım geliyor du. işte bu ana sebeplerden dolayı 'Canlandırılacak Köy’ü yaz dım." Köy gerçeğinin bugün de gereği gibi anlaşıldığı kanısın
da mısınız? Bugün de halkımızın büyük bölümü köylerde ya şamıyor mu? Köylerden kentlere göç akını varsa bunun başlı ca nedeni köyde yaşamak, gelişmek, yetişmek, aydınlanmak; dahası, geçinebilmek olanağının günden güne azalması de ğil mi?
“Kanımızı ve iliklerimizi isteyerek köyün içine akıtmadıkça, kırk bin köyün kenarına münevver insanın mezar taşı dikilmedikçe bu köyün sırlarını anlayamayız. Köyü anlayabilmek, köylüyü du yabilmek için onunla kucak kucağa, nefes nefese gelmek la zımdır... Onu öylesine canlandırmalı ve şuurlandırmalı ki onu hiç bir kuvvet, yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar etme sin. Ona esir ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler şuursuz ve bedava çalışan birer iş hayvanı haline gelmesinler.”
Köy Enstitüleri kapatıldı, köyler gericiliğe, çağdışı akımların eline teslim edildi. Vardığımız sonuç ortada: Tarikatçılığın, yo bazlığın, türlü türlü çağdışı akımların cirit attığı yerler oldu köy lerimiz, insanlarımız...
Başaran şöyle yazıyordu o güzel şiirinde: “Ha desen horo
na kalkar milyonlar/ Sen Anadolusun halksın köylersin”... Köy
Enstitülü bir başka şair de, Nebi Dadaloğlu da yeni bir şiirin de “Hazır yiyici değildik / Gımıldadı Anadolu" diyor, şunları da ekliyor: "Dokundu bilimin ağı / Sular değişti yatağı /Adınız des
tan şafağı / Haşan Âli Tonguç Baba.”
Taha Toros Arşivi