F>
®
!
tbs
mnıaktyp0®rö
Idil Biret nihayet bir
apartmanda yerleşti
Harika çocuklar hakkında
tetkikler yapan bir
Amerikalı Parise geliyor
Paris iHususî muhabirimiz den) — Bayan İdil Biret geçen gün beni ziyaret etti. Yazlık in ce bir elbise giymişti. Başında bir hasır şapka, yüzünde o tat lı tebessümü vardı. Babası da pek neşeli idi. Hemen müjdeyi verdi:
— Bir apartıman bulduk! Bir apartıman!... Haber cid-; den mühimdi. Tafsilât istedim, i öğrendim ki bu Anka kuşunu, 'sakin Passy mahallesinde, sim idi oturdukları otelin yakınında | Raynouard sokağında ele ge-
i
çirmişler.— Hayırlısı! dedim. İdil, kim, se tarafında nrahatsız edilme-' den piyanosuna çalışabilecek. | — Evet öyle, şimdi bir piyano | arıyoruz. Piyanoyu İdilin oda sına koyacağız. Artık onun da yalnız başına bir odası olacak... ,
Idil’e memnun olup olmadı ğını sordum. Cok memnun ol duğunu söyledi ve ilâve etti: !
— Gelip bizi ziyaret edecek siniz değil mi?
İdil Champs Elysees’ye git mek, buradaki atlı karıncalara binmek istiyordu. Tahta atlar bütün çocukları cezbederdi. İ- dil de çok şükür bu kaidenin dı şında kalmadı. Tahta atlardan başka keçilerin çektiği küçük arabalara da binecekti... biz muhabbete dalmıştık, vakit e- peyce ilerlemişti. Bu sırada baş ka bir ziyaretçi geldi. İdil atlı karıncaları, keçilerin çektiği a- rabaları hatırladı, veda edip ayrıldılar. ı
Küçük dostumun en çok sev diğim tarafı can sıkıntısı ne dir bilmemesidir. Oııun yerinde başka birisi olsaydı kısa b ir, müddet sonra babasının çeke-j tini çeker: j — Baba, artık gidelim, derdi, j İdil böyle değil. Gördüğü her, şey kendisini alâkadar ediyor ve neşelendiriyor.
Masanın üzerinde bir k a ç ( tablonun kopyesi vardı. Bunla- j ra bakmak için izin istedi. Son ra izahat vermemi rica etti. Verdiğim izahatı alâka ile d in -, ledi, tablolardan hangisini e n : çok beğendiğini söyledi. Bu te t- ! kikten pek memnun olarak ne şelendi. beni de neşelendirdi. |
Sonra sıra kitaplara, tablola ra, biblolara geldi. Hepsine kar şı büyük bir alâka gösterdi ve
hakiki bir öğrenmek hevesile izahat aldı. Anlatırken eski ho calık hatıralarımın canlandığı nı hissediyordum. Yedi senelik hocalık hayatımda talebelerim her şey hakkında bu kadar bü yük alâka göstermiş olsalardı bu mesleği asla bırakmazdım.
Paris çocukların fikren çok çabuk gelişip yetiştikleri bir şe hirdir. Çocuklar sokağa çıkmak la bir çok şey öğrenirler. Bu nun sebebi kendilerinde her şe yi öğrenmek meylinin fazla ol masıdır. İdil’de bu hassa son derece kuvvetlidir. Fikri daima uyanıktır, her şeyi öğrenmek baş merakıdır. Pariste sanatın dışında pek çok şeyler öğrene ceği, memlekete şeref verecek surette yetişeceği şüphesizdir.
Pariste yaptığı gezintiler hak kında bana neler anlatmadı... Henüz çocuk olmasına rağmen mimarî bakımdan kıymetli e- serlere büyük alâka gösteriyor. Bilhassa konserler kendisini çok çekiyor. Operayı fevkalâde bulduğunu söylüyor. Sordum :
— Operaya gittin mi İdil? — Evet Biret amca ile gittik. Massenet’nin «Thais» operası nı dinledim. •
Biret amca!... İdilin babası nın Pariste bir kardeşi bulun duğunu bilmiyordum. İstanbul- dan ne zaman geldiğini sorunca İdii kahkahalarla güldü:
— İstanbuldan değil, Chart- res’ten geldi! dedi.
Sonra öğrendim ki Chartres’ de Biret adında bir Fransız or kestra şefi varmış. Gazetelerde aynı adı taşıyan bir hârika ço cuktan bahsedildiğini görünce her tarafa baş vurarak adresle rini öğrenmiş ve kendilerini o- peranın bir temsiline davet et miş.
Harika çocuklar hakkında tetkikler yapan mütehas sıs bir Amerikalı da İ- dil’e büyük alâka gösteri yor. Nevyork’dan Paris Türk büyük elçiliğine bir mektup göndererek İd ili görmek üzere Nevyork’dan Parise geleceğini bildirmiştir.
İdil nihayet bir apar limanda yerleşmiştir. Şimdi bir gün ge lip kendisini çalıştıracak pro fesörün veya profesörlerin ni hayet kararlaştırıldığı müjde sini vermesini bekliyorum.
José d 'O rie n t
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi