18. YÜZYIL
øSTANBUL’UNDA
BARINMA KÜLTÜRÜ VE YA
ùAM KOùULLARI
Yüksek Mimar Hatice Gökçen ÖZKAYA
FBE Mimarlık Anabilim Dalı Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programında Hazırlanan
DOKTORA TEZø
Tez Savunma Tarihi : 1 Nisan 2011
Tez Danıúmanı : Prof. Dr. U÷ur TANYELø (YTÜ) Jüri Üyeleri : Prof. Dr. Baha TANMAN (østanbul Üni.)
: Doç. Dr. Bülent TANJU (YTÜ)
: Prof. Dr. Suraiya FAROQHø (østanbul Bilgi Üni.) : Doç. Dr. Berrin ALPER (YTÜ)
ii
Sayfa
KISALTMA LøSTESø ... v
ùEKøL LøSTESø ... vi
ÇøZELGE LøSTESø ...vii
ÖNSÖZ... ix
ÖZET ... x
ABSTRACT ... xi
1. GøRøù... 1
2. BøRøNCøL MALZEMENøN TANITIMI... 8
2.1 “østibdal”in Tanımı, Özneleri ve Yapılma Gerekçeleri ... 8
2.2 1742–1764 Tarihlerinde østibdale Konu Olmuú Vakıf ve Mülk Gayrimenkuller ve østanbul Kenti øçinde Da÷ılımları ... 22
2.2.1 Tezde øncelenen østibdallerde Gayrimenkuller øçin Kullanılan Terminoloji ... 22
2.2.2 Gayrimenkuller ve Kent øçi Da÷ılımları... 26
3. øSTANBUL’DA 1742–1764 YILLARI ARASINDA KENT SAKøNLERø: GAYRøMENKULLERøN MÜLK SAHøPLERø, KøRACILARI VE KOMùULARI ... 31
3.1 Gayrimenkullerin Mülkiyeti ve Mülk Sahipleri ... 31
3.1.1 Mülk Sahibi Vakıflar ve Vakıf Kurucuları... 34
3.1.2 Mülk Sahibi ùahıslar ve Mülk Gayrimenkullerinin Kent øçi Da÷ılımı ... 43
3.2 Gayrimenkullerin Kira ùekilleri ve Kiracıları ... 50
3.2.1 Gayrimenkullerin Kira ùekilleri ve østibdal Hükümlerinde Kira ùekilleriyle ølgili Karúılaúılan Durumlar... 51
3.2.2 Kiracıùahıslar ve Kiracı Oldukları Vakıf Gayrimenkullerin Kent øçi Da÷ılımı... 58
3.3 Gayrimenkullerin Kiracı ve Mülk Sahipleri: Örnek Durumlar ... 62
3.4 Gayrimenkullerin Komúularıyla Birlikte Kent Sakinleri... 76
4. øSTANBUL’DA KONUT VE DøöER GAYRøMENKULLERøN BÜYÜKLÜKLERø VE KENT DOKUSUNUN YOöUNLUöU ... 86
4.1 Arsa Büyüklüklerine Göre Konut ve Di÷er Gayrimenkuller... 87
4.2 Bina Büyüklüklerine Göre Konut ve Di÷er Gayrimenkuller... 95
4.3 Konut Çeúitleri ve Kat sayıları ... 100
5. KONUT VE DøöER GAYRøMENKULLERøN KIYMETLERø VE KøRA DEöERLERø: øSTANBUL’DA “RANT”A DAøR øPUÇLARI... 109
iii
5.1.1.1 Arsa Birim Kıymetlerine Göre Konut ve Di÷er Gayrimenkuller ... 111
5.1.1.2 Bina Birim Kıymetlerine Göre Konut ve Di÷er Gayrimenkuller ... 120
5.1.2 Arsa, Bina ve Mekan Bileúenlerinin Toplam Kıymetlerine göre Konut ve Di÷er Gayrimenkuller ... 129
5.2 Kira De÷erlerine Göre Konut ve Di÷er Gayrimenkuller ... 137
6. øSTANBUL’DA KAMUSAL-ÖZEL MEKAN KADEMELENMELERø... 142
7. øSTANBUL KONUT SAKøNLERøNøN BARINMA STANDARTLARI: MEKAN BøLEùENLERø ... 152
7.1 Mekan Bileúenlerinin Ev øçi Da÷ılımı Hakkında Bir De÷erlendirme ... 156
7.2 Konutlarda Mekan Bileúenleri... 163
7.2.1 Oda... 163
7.2.2 Selamlık Odası, Kahve Odası, Divanhane, Mabeyn Odası ... 168
7.2.3 Sofa ... 171
7.2.4 Cihannüma Odası, Taht-ı sema, Tahtapuú, Tahta bend ... 181
7.2.5 Köúk... 188
7.2.6 Dehliz... 192
7.2.7 Kenif/Memúa ... 199
7.2.8 Ma÷sel, Hamam, Camekan Odası, Abdesthane, Cameúuyhane ... 205
7.2.9 Matbah/Matbah Oca÷ı, Aúhane, Fırın ... 213
7.2.10 Mahzen, Serdab Odası, Bodrum, Kiler, Anbar... 223
7.2.11 Muhtıb, Kömürlük ... 232
7.2.12 Ahır, Merkebhane, Samanhane ... 235
7.2.13 Bi’r-i ma, Su Hazinesi, Sarnıç, Ma-i leziz, Taú Maslak ... 238
7.2.14 Avlu, Bahçe, Cüneyne, Hadika ... 248
7.3 Evlerin Eklentili Yapıları Hakkında Bir De÷erlendirme ... 255
8. SONUÇ... 263
KAYNAKLAR... 271
EKLER ... 278
Ek 1 Vakıf gayrimenkullerin kent içi da÷ılımını gösteren harita... 279
Ek 2 Mülk gayrimenkullerin kent içi da÷ılımını gösteren harita ... 280
Ek 3 Hüküm sırasına ve kurucularına göre istibdal uygulamasına dahil olmuú vakıf listeleri ... 281
Ek 4 Mülk sahipleri ve mülk gayrimenkullerin bulundu÷u mahalleler ... 290
Ek 5 Mülk sahipleri ve kiracılarla birlikte mülk ve vakıf gayrimenkullerin kent içi da÷ılımını gösteren harita ... 303
Ek 6 Kiracılar ve kiracı oldukları vakıf gayrimenkullerin bulundu÷u mahalleler ... 304
Ek 7 Birden fazla istibdal hükmüne konu olan úahısların ve gayrimenkullerin kent içi da÷ılımlarını gösteren harita... 314
Ek 8 Kayıtlarda geçen kent sakinleri listesi: Mesleklerine ve cinsiyetlerine göre gruplandırılan komúular ve kiracılar listesi ... 315
Ek 9 Kayıtlarda geçen kent sakinlerinin kent içi da÷ılımını gösteren harita ... 336
iv
Ek 13 Evlerin kat sayılarına göre kent içi da÷ılımını gösteren harita ... 340
Ek 14 Ev ve arsaların arsa birim kıymetlerine göre kent içi da÷ılımını gösteren harita 341 Ek 15 Evlerin bina birim kıymetlerine göre kent içi da÷ılımını gösteren harita... 342
Ek 16 Ev ve arsaların kira de÷erlerine göre kent içi da÷ılımını gösteren harita ... 343
Ek 17 Evlerin yollar ile komúuluk durumunun kent içi da÷ılımını gösteren harita ... 344
v B Receb bknz. bakınız C Cemâzi-yel-âhir Ca Cemâzi-yel-evvel çev. çeviren
DBøA Dünden Bugüne østanbul Ansiklopedisi EI Encyclopedia of Islam
haz. hazırlayan
øADVT østanbul Ahkâm Defterleri Vakıf Tarihi 1 øBùB østanbul Büyükúehir Belediyesi
L ùevvâl M Muharrem N Ramazan R Rebî-ül-âhir Ra Rebî-ül-evvel S Safer SO Sicill-i Osmanî ù ùa’bân TDK Türk Dil Kurumu
TDVøA Türkiye Diyanet Vakfıøslam Ansiklopedisi Z Zi-l-hicce
vi
Sayfa ùekil 3.1 Sadrazam Hacı Mehmed Paúa’nın gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı. ... 64 ùekil 3.2 Sadrazam Mustafa Paúa ve yakınlarının gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı.67 ùekil 3.3 Teúrifati Mir Akif Mehmed Bey’in gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı... 68 ùekil 3.4 Fatma Hanım’ın (Birinci Mirahur Hasan A÷a’nın kızı) gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı. ... 70 ùekil 3.5 Reisülküttab Hacı Mustafa ve ailesinin gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı. 72 ùekil 3.6 Saliha Hatun’un gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı... 73 ùekil 3.7 Hacı Mustafa A÷a’nın gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı... 74 ùekil 3.8 ùerife Zeyneb Hatun’un gayrimenkullerinin kent içi da÷ılımı. ... 75
vii
Sayfa
Çizelge 2.1 østibdale konu olmuú vakıf ve mülk gayrimenkuller ... 27
Çizelge 2.2 Vakıf ve mülk gayrimenkullerin bölgelere da÷ılımı... 28
Çizelge 2.3 Gayrimenkul çeúitlerinin østanbul ve di÷er bölgelerdeki da÷ılımı ... 29
Çizelge 3.1 østibdal hükümlerinde vakıf kurucularının sosyal ve mesleki açıdan sınıflandırılması ... 37
Çizelge 3.2 østibdal hükümlerinde unvanlarına göre kadın vakıf kurucuları... 38
Çizelge 3.3 østibdal hükümlerinde unvanlarına göre erkek vakıf kurucuları... 39
Çizelge 3.4 Dini köken ve cinsiyetlerine göre mülk sahipleri ... 44
Çizelge 3.5 Mesle÷i belirtilmiú Müslüman mülk sahipleri ... 46
Çizelge 3.6 Mesle÷i belirtilmemiú Müslüman kadın mülk sahipleri ve unvanları ... 47
Çizelge 3.7 Mesle÷i belirtilmemiú Müslüman erkek mülk sahipleri ve unvanları ... 48
Çizelge 3.8 østibdal hükümlerindeki vakıf gayrimenkullerin kira úekilleri ... 55
Çizelge 3.9 Dini köken ve cinsiyetlerine göre vakıfların kiracıları ... 59
Çizelge 3.10 Meslekleri belirtilmiú Müslüman kiracılar... 60
Çizelge 3.11 Mesle÷i belirtilmemiú Müslüman kadın kiracılar ve unvanları ... 61
Çizelge 3.12 Mesle÷i belirtilmemiú Müslüman erkek kiracılar ve unvanları ... 61
Çizelge 3.13 Vakıf gayrimenkullerin kiracıları ve tüm gayrimenkullerin komúuları... 78
Çizelge 3.14 Meslekleri belirtilmiú vakıf kiracıları ve tüm gayrimenkullerin komúuları... 79
Çizelge 3.15 Mesle÷i belirtilmiú Gayrimüslim kiracı ve komúular ... 80
Çizelge 3.16 Mesle÷i belirtilmemiú Gayrimüslim kadın ve erkek kiracı ve komúular... 81
Çizelge 3.17 Mesle÷i belirtilmemiú müslüman kadın kiracı ve komúular ve unvanları ... 81
Çizelge 3.18 Mesle÷i belirtilmemiú müslüman erkek kiracı ve komúuların ünvanları... 83
Çizelge 4.1 Arsa ve menzillerin arsa büyüklüklerine göre ayrı ayrı gruplandırılması ... 88
Çizelge 4.2 Arsa ve menzillerin arsa büyüklüklerine göre birlikte gruplandırılması ... 88
Çizelge 4.3 Kiracı ve mülk sahipleriyle menzil ve arsaların büyüklüklerinin karúılaútırılması ... 93
Çizelge 4.4 Ahır, menzilhane, dükkan, karhane, ya÷hane ve bostanların arsa büyüklükleri ... 94
Çizelge 4.5 Konutların bina büyüklüklerine göre gruplandırılması... 96
Çizelge 4.6 Kiracı ve mülk sahipleriyle evlerin bina büyüklüklerinin karúılaútırılması... 97
Çizelge 4.7 Konutların bina büyüklükleri ile doluluk-boúluk yüzdelerinin karúılaútırılması ... 99
Çizelge 4.8 Tek bölümlü evlerin kat sayılarına göre da÷ılımı ... 103
Çizelge 4.9 Binanın zeminde kapladı÷ı alan ile kat sayılarının karúılaútırılması ... 105
Çizelge 4.10 Kiracı ve mülk sahipleriyle konut çeúitlerinin ve kat sayılarının karúılaútırılması ... 106
Çizelge 5.1 Arsa ve menzillerin arsa birim kıymetlerine göre ayrı ayrı ve birlikte gruplandırılması ... 112
Çizelge 5.2 Ahır, bahçe, dükkan, karhane, ya÷hane ve menzilhanelerin arsa birim kıymetleri ... 113
Çizelge 5.3 Ev ve arsaların arsa büyüklükleri ile arsa birim kıymetlerinin karúılaútırılması ... 115
Çizelge 5.4 Vakıf ve mülk gayrimenkullerin kiracı ve mülk sahipleri ile arsa birim kıymetlerinin karúılaútırılması ... 119
Çizelge 5.5 Konutların bina birim kıymetlerine göre gruplandırılması. ... 121
Çizelge 5.6 Bina birim kıymetlerinin konut tipi ve kat sayılarıyla karúılaútırılması ... 125
Çizelge 5.7 Konutların arsa ve bina kıymetlerinin da÷ılımları. ... 130
Çizelge 5.8 Konutların tüm bileúenleriyle toplam kıymetlerine göre da÷ılımı... 130
viii
Çizelge 5.12 Ev ve arsaların kira de÷erlerine ve kira úekillerine göre gruplandırılması ... 138
Çizelge 5.13 Ev ve arsaların kira de÷erleri ve arsa büyüklüklerinin karúılaútırılması... 139
Çizelge 5.14 Dükkan ve dükkan arsalarının kira de÷erlerine göre gruplandırılması... 141
Çizelge 6.1 Ev ve arsaların yollarla komúuluk durumu ... 148
Çizelge 6.2 Gayrimüslim ve Müslümanların ev ve arsalarının yollarla komúuluk durumu ... 150
Çizelge 6.3 Müslüman alt grupların ev ve arsalarının yollarla komúuluk durumu... 151
Çizelge 7.1 Konut mekan bileúenleri ve incelenebilir ev sayıları... 155
Çizelge 7.2 Dahiliye ve hariciye binalarındaki mekan bileúenlerinin da÷ılımı ... 158
Çizelge 7.3 øki ve üç katlı evlerde mekanların katlara da÷ılımı ... 162
Çizelge 7.4 Dahiliyeli-hariciyeli evlerin oda sayıları ... 164
Çizelge 7.5 Tek bölümlü evlerin oda sayıları ... 166
Çizelge 7.6 Dahiliyeli-hariciyeli evlerin sofa sayıları... 175
Çizelge 7.7 Tek bölümlü evlerin sofa sayıları ... 179
Çizelge 7.8 Dahiliyeli-hariciyeli evlerin dehliz sayıları ... 194
Çizelge 7.9 Tek bölümlü evlerin dehliz sayıları ... 197
Çizelge 7.10 Dahiliyeli-hariciyeli evlerin kenif sayıları ... 201
Çizelge 7.11 Tek bölümlü evlerin kenif sayıları... 202
Çizelge 7.12 Evlerin oda ve kenif sayıları karúılaútırması (Bitiúik evler hariç)... 204
Çizelge 7.13 Evlerin oda ve matbah vs. yemek piúirme mekanı sayılarının karúılaútırılması (Bitiúik evler hariç) ... 216
Çizelge 7.14 Tek bölümlü ve çift bölümlü evlerde matbah/matbah oca÷ı sayıları ve yüzdeleri... 217
Çizelge 7.15 Evlerde su kuyusu bulunma oranları... 241
ix
18. yüzyılda østanbul kenti ve kentte yaúayanların özel mekanlarını oluúturan konutlar üzerine bir tez çalıúması yapmak için do÷rudan belgelenecek konut örneklerinin neredeyse hiç bulunmuyor olması, döneme dair birincil kaynak olarak nitelenebilecek yazılı belgelere baúvurulmasını gerektirir. Bu ba÷lamda özellikle bu dönemde yo÷unlaúmak istememden dolayı, çalıúma süreci, tez danıúmanım U÷ur Tanyeli’nin Ahkâm defterlerinin incelenmesi yönündeki önerisiyle baúlamıú ve defterlerin incelenmesinin sonucunda, istibdal hükümlerinin konutlar açısından zengin bir malzeme oluúturdu÷u düúünülerek çalıúmanın malzemesi, bu hükümlerle sınırlandırılmıútır. Konunun nasıl iúlenece÷i kurgulanırken de yine kendisi, Nelly Hanna, Tülay Artan, Stefanos Yerasimos ve Suraiya Faroqhi gibi çok de÷erli araútırmacıların Osmanlı belgelerine dayanan çalıúmalarındaki yaklaúımlarından esinlenilmiútir. Farklı dönemler ve farklı úehirler üzerinden yapılan bu çalıúmalarda kadı sicilleri ve vakfiyeler kullanılmıú olup, bu belgelerdeki konutlar üzerinden incelemeler yapılmıútır. Bu çalıúmada da, bugüne kadar østanbul kent ve konut tarihi araútırmalarında kullanılmamıú olan, istibdal uygulaması ve bu uygulamaya konu olan konutlardan elde edilen veriler de÷erlendirilmiútir. Ancak bu malzemenin, bu anlamda bir çalıúma için bir ilk olması önemlidir, dolayısıyla bu tez, konunun tartıúmaya açılması için bir zemin oluúturabilme amacındadır.
Bu amaçla hazırlanan tez çalıúması sürecinde pek çok kiúinin yardımı ve katkısı oldu. ùimdi kendilerine teúekkür edebilmek benim için özel bir zevk. østibdal kayıtlarının dökümlerinin ardından kantitatif analizler sırasında istatistiksel çalıúmalar için kendisine danıútı÷ımda, yardımlarını esirgemeyen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi østatistik Bölümü ö÷retim üyesi Yrd. Doç. Dr. Funda Sezgin’e minnettarım. Tezin baúından itibaren akademik teúvik ve yardımlarından dolayı Doç. Dr. Bülent Tanju’ya; baúta Arzu øl ve Yekta Özgüven olmak üzere mesai arkadaúlarıma da tez yazım aúamasında çalıúmama a÷ırlık verme olana÷ı yarattıkları için çok teúekkür ederim. Yine mesai arkadaúlarımdan Aysun Aydın ve Zafer Sa÷dıç’a da destekleri ve en önemlisi arkadaúlıkları için çok özel teúekkürler.
En büyük teúekkürü ise, tezin oluúum süreci boyunca içeri÷in biçimlenmesindeki ola÷anüstü katkısının yanısıra, çalıúmamı, manevi deste÷i ve çalıúmama duydu÷u güvenle özgür bir úekilde tamamlamamı sa÷layan, ulaúmakta zorlandı÷ım yayınları edinmemde dahi yardımlarını hiç esirgemeyen tez danıúmanım Prof. Dr. U÷ur Tanyeli’ye borçluyum.
Son olarak, bu zorlu süreçte dahi hayatıma sonsuz bir mutluluk getiren ve getirmeye devam eden, sabır, destek ve yardımlarıyla yanımda olduklarından bir an bile kuúku duymadı÷ım aneme, babama, kardeúime ve eúim Ufuk Özkaya’ya “teúekkür”ün yetersiz bir sözcük gibi göründü÷ünü ve onlara çok úey borçlu oldu÷umu belirtmeden edemeyece÷im.
Nisan, 2011
x
Osmanlı dünyasında toplumsal yaúam alıúkanlıklarının ve bununla birlikte özel alan ve mekanların önemli de÷iúimler geçirdi÷i gerilimli bir dönem olan 18. yüzyılda østanbul’un özel mekanlarını di÷er bir deyiúle konutlarını do÷rudan belgeleme olana÷ı olmadı÷ından, sözü edilen bu alandaki geliúmeleri anlamak için dönemin Osmanlı belgelerine dayanmak gerekmektedir. Bu tez çalıúmasında da, 18. yüzyıl østanbul’unda kent yapısına, konuta, barınma kültürü ve yaúam koúullarına dair bir panorama çizmek amaçlanırken, Ahkâm defterlerinin 1742–1764 yılları arasındaki istibdal hükümlerinden yararlanılmıútır. Konu ba÷lamında hükümlerden derlenen bilgilerle, østanbul kentine ve konutlarına iliúkin kantitatif analizlerin yapılması ve buradan elde edilecek istatistiki verilerle konunun de÷erlendirilmesi ve irdelenmesi hedeflenmiútir. Bu belgelerden elde edilebilecek veriler ve bunlarla de÷erlendirilen ana baúlıklar aúa÷ıdaki gibidir:
x østanbul’da yaúayan farklı kentli gruplar ve bunların kent içi da÷ılımları.
x Konutların arsa ve binalarının zemin alanı büyüklükleri (yüzölçümleri) ve kat sayıları ve kent yo÷unlu÷u
x Konut ve arsa kıymetleri, kira gelirleri ve buradan elde edilen istatistiki verilerle kentteki barınma koúulları.
x Sokak ve konut iliúkileri, kamusal-özel mekan kademelenmeleri.
x Kentteki barınma standartları, mekan bileúenleri ve bunların düzeni, konutlardaki konfor koúullarının farklılıkları (oda sayısı, hijyen koúulları, su sa÷lama olanakları, mutfak, tuvalet gibi bazı bileúenlerin varlı÷ı ve hangi katta yer aldı÷ı vs.)
xi
18th century is an age of the change and transformation of domestic practices and also private spaces for Ottoman society, especially in Istanbul. However, for this period, domestic architecture in Istanbul can not be represented with existing buildings because of the very limited quantity of examples. Thus, to make a reliable documentary analysis of domestic culture and architecture and living conditions in the 18th century is nearly impossible. For these reasons, it is necessary that scholarly studies concerning this issue base on Ottoman documents of this period. In this dissertation, it is aimed to draw a panorama regarding the city structure, domestic culture and living conditions in the Istanbul at that century. And in the direction of this aim, it is benefitted from the registers about the case of “istibdal” among the
Ahkam registers of Istanbul between 1742–1764. The “istibdal” registers containing rich
material in this context, the data used for quantitative analysis and statistical inference with regard to houses and the city is as follows:
x Different groups of city dwellers in Istanbul and their distribution in the city
x Building land dimensions and number of floors of the houses and residential density in the city
x Building and land prices, rental values of the houses.
x Relations between the public spaces (street) and private spaces (houses)
x Housing standards in Istanbul and arrangements of the spaces and the comfort requirements of the houses (the number of rooms, hygene requirements, water-supply conditons, locations of the spaces like the kitchen and the toilets etc.)
1. GøRøù
18. yüzyıl,østanbul baúta olmak üzere, Osmanlı dünyasında toplumsal yaúam alıúkanlıklarının ve bununla birlikte özel alan ve mekanların önemli de÷iúimler geçirdi÷i gerilimli bir dönemdir. Bu tez çalıúması da böyle gerilimli bir dönemde sözü edilen bu alandaki geliúmeleri konu edinerek, 18. yüzyıl østanbul’unda konuta, barınma kültürü ve yaúam koúullarına dair bir panorama çizmeyi amaçlamaktadır. 19. yüzyıl öncesi østanbul’unda özel mekanlar olarak tanımlayabilece÷imiz konutların günümüze ulaúamamıú olmasından dolayı, 18. yüzyıl konut mimarisi, barınma kültürü ve yaúam koúullarını do÷rudan belgeleme olana÷ı yoktur. Bu nedenle de bugüne kadar Osmanlı Dünyasında barınma kültürüne dair yapılan araútırmalar, özellikle 19. yüzyıl öncesine ait günümüze ulaúmıú konutların azlı÷ı ve özel alana/ev içi yaúama dair betimleyici belgelerin ender bulunması nedeniyle yetersiz kalmıútır. Oysa veriler, bunlarla sınırlı de÷ildir; vakfiyeler, vakıf tahrir defterleri, vakıf muhasebe kayıtları, Divan-ı Hümayun yazıúmaları gibi pek çok Osmanlı belgesi barınma ve kent kültürüne iliúkin azımsanmayacak derecede veri sa÷layabilir. Özellikle 18. yüzyıl için, Ahkâm Defterleri de, bu konuda zengin bir malzeme sa÷lamaktadır. Nitekim bu çalıúma için, bu defterler, birincil kaynak olarak de÷erlendirilmiútir.
Öncelikle bu defterlerin kapsamı ve bu çalıúma için önemi üzerinde durmak yararlı olacaktır. Bu defterler, 17. yüzyılın ortasından itibaren belli konular üzerinde odaklanan, alt kademelerdeki idarecilerden ve sıradan vergi mükelleflerinden gelen úikâyetlere verilen cevaplarlaùikâyet Defterleri adıyla ayrı bir dizi halinde toplanmaya baúlanan özel defterlerin devamı niteli÷indedir. 18. yüzyılın ortasından itibaren önemli vilayetler için Vilayet Ahkâm Defterleri adıyla ayrı defterler halinde tutulmaya baúlanmıútır. Divan-ı Hümayun’dan çıkan hükümlerin kayıtlarının yer aldı÷ı bu defterlerde, konu olarak idari ve askeri yetkililerle ilgili úikayetler, eúkiyanın soygunları, bir mahkeme kararına itiraz, borçlarla ilgili úikayetler, köylünün toprak anlaúmazlıkları, tımarlı sipahinin vergiyi toplayamama úikayetleri, esnaf úikayetleri, vakıflarla ilgili sorunlar ve úikayetler vb. ele alınmıútır. østanbul merkezi ile Beyo÷lu, Üsküdar, Adalar, Gebze, Beykoz, Kartal, Küçükçekmece, ùile, Galata, Edirne, Karamürsel, Kala-i Sultaniyye, Çatalca, Silivri ve Bandırma’ya ait hükümlerle, Haremeyn, Evkaf Müfettiúli÷i, Serbostaniyan makamlarına hitaben yazılan hükümlerin yer aldı÷ı østanbul
Bknz. Faroqhi, S., (2003) Osmanlı Tarihi Nasıl øncelenir? Kaynaklara Giriú, Tarih Vakfı Yurt Yayınları,
Ahkâm defterleri, 1742–1910 (H. 1155–1328) tarihleri arasındaki hükümlerin yer aldı÷ı 26 adet defterden oluúmaktadır. Ancak bu tez çalıúmasında, a÷ırlıklı olarak 18. yüzyıl ile ilgilenildi÷inden, østanbul Büyükúehir Belediyesi Kültür øúleri Daire Baúkanlı÷ı østanbul Araútırmaları Merkezi tarafından, ilk yedi defterden vakıflarla ilgili görülerek seçilen ve transkripsiyonu yapılan belgelerin oluúturdu÷u østanbul Külliyatı baúlı÷ı altında yayımlanan østanbul Vakıf Tarihi-1 adlı eserden yararlanılmıútır. ølk yedi defter, 1742–1764 tarihleri arasında yer alan hükümleri içerdi÷inden, bu tez çalıúmasında da, bu tarihlerle sınırlı kalınmıútır. Dolayısıyla, tez çalıúmasının esas konusunu oluúturan østanbul kent ve barınma kültürü ve yaúam koúulları, 18. yüzyılın ortalarına denk gelen 22 yıllık bir tarih aralı÷ında incelenecektir.
Vakıf ile ilgili hükümlerin içerikleri incelendi÷inde, bu hükümler arasında, özellikle istibdal konulu hükümlerin tez için zengin bir malzeme oluúturaca÷ı tespit edilmiútir. Kısacası, 1742– 1764 tarihleri arasında Ahkâm Defterlerine kaydedilmiú istibdal hükümleri, bu çalıúmanın birincil malzemesini oluúturmaktadır.
østibdal hükümlerinden kent ve barınma kültürüne dair elde edilecek verilerin neler oldu÷u ve bu verilerin nasıl de÷erlendirilece÷i de önemlidir. Çalıúmanın nasıl iúlenece÷i kurgulanırken de, Osmanlı’nın farklı co÷rafi bölgelerinde bulunan konutlara dair pek çok araútırmacının çeúitli dönem belgeleri üzerinden yaptıkları çalıúmalar incelenmiú ve bu çalıúmalardaki yaklaúımlardan yararlanılmıútır. Özellikle Nelly Hanna’nın (1991) 17. ve 18. yüzyıl Kahire kentindeki konutlar üzerine yaptı÷ı çalıúma, bu tez için, metodolojik yaklaúımı açısından ilham verici olmuútur. Faroqhi’nin (2009) 17. yüzyıl Kayseri ve Ankara’daki evlerin mekanlarına göre oluúturdu÷u ev tipleri ve bunların fiyatları ve sahipleriyle karúılaútırmalı incelemeleriyle, Yerasimos’un (2006) ve Tanyeli’nin (2006) 16. yüzyıl vakıf tahrir defterlerini kullanarak østanbul konutlarının özellikle iç mekanları, bunların düzeni ve kent içinde bulunma oranlarıyla ilgili de÷erlendirmeleri, buradaki malzemenin kullanımı ve
Bu bilgiler, Baúbakanlık Osmanlı Arúivi Rehberi (2010) s.21-32’nden alınmıútır.
Dönemsel olarak Kahire kenti, konut örneklerinin bulunuyor olması, plan ve çeúitli görsel malzeme açısından
da do÷rudan belgeleme fırsatı sunmaktadır. østanbul kenti için bu dönemlere iliúkin benzer malzemeler maalesef bulunmamaktadır. Bu açıdan ele alınan kentlerin farklılık gösterece÷i açıktır. Ancak yine de, Hanna’nın çalıúması Osmanlı belgeleri ve belgelerdeki verilerin de÷erlendirilmesi açısından esin kayna÷ı olabilecek niteliktedir. Bunun yanında Maury, Raymond, Revault, ve Zakariya’nın (1983) aynı dönem konutları üzerine yaptıkları çalıúmaların da incelenen ve de÷erlendirilen araútırmalar oldu÷unu belirtmek gerekir.
de÷erlendirilmesi için fikir vermiútir.
Sözü edilen araútırmalardan da esinlenerek baúlanan bu çalıúma için de kantitatif analiz ve istatistiki de÷erlendirmelere dayanan bir yaklaúım geliútirilmiútir. Bunun için de öncelikle her bir istibdal hükmü tek tek ele alınarak, hükme konu olmuú gayrimenkullerin bilgilerinin, tablolar halinde dökümü yapılmıútır. Bunun sonucunda elde edilen veriler úunlardır: Vakıflara ve úahıslara ait mülklerin/gayrimenkullerin (ev, arsa, dükkan vs.) sahipleri veya kiracıları, bulundukları mahalleler ve komúu arsaları, arsa ve bina boyutları (yüzölçümleri), kıymetleri, kira de÷erleri ve konutların mekan bileúenleriı/bölümleri. Tüm bu veriler, østanbul kentine ve konutlarına iliúkin kantitatif analizler yapılmasına olanak sa÷layacak nitelikte oldu÷undan, tez çalıúmasında, bu tür analizlerin yapılması ve bunların sonucunda elde edilen istatistiki verilerle konunun irdelenmesi ve de÷erlendirilmesi yoluna gidilmiútir. Söz konusu dönemde østanbul kent yapısı, barınma kültürü ve yaúam koúulları için yapılan kantitatif analizler ve elde edilen istatistiki verilerle de÷erlendirilen ana baúlıklar ise aúa÷ıdaki gibidir:
1. 18. yüzyıl ortasında østanbul’da konut ve di÷er gayrimenkul sakinleri, profilleri ile birlikte yaúadıkları mahalleler ve bu mahalleler arasındaki taúınma trafi÷i ve farklı kentli grupların sosyo-ekonomik durumlarına göre kent içi da÷ılımları.
2. Konutların büyüklükleri (arsa ve bina yüzölçümleri ve bina kat sayıları) ve kent dokusunun yo÷unlu÷u.
3. Konutların kıymetleri, kira gelirleri hakkında elde edilen istatistiki verilerle kentteki barınma koúulları, kentte rant’a dair ipuçları.
4. Kentte konutların yollarla kurdu÷u iliúkiler: Kamusal-özel mekan kademelenmeleri. 5. 18. yüzyıl ortasında østanbul’da barınma standartları; konutlardaki mekan
düzenlemeleri, bileúenleri ve konfor koúullarının farklılıkları (oda sayısı, kat sayısı, hijyen koúulları, su sa÷lama olanakları, mutfa÷ın varlı÷ı ve hangi katta yer aldı÷ı vs.). Her biri, tezde ayrı bir bölüm halinde incelenecek olan bu baúlıkların de÷erlendirmesine geçmeden önce, çalıúmada, birincil malzeme istibdal hükümleri oldu÷undan bu konuya ayrıntılı olarak yer vermek gerekmiútir. Söz konusu dönemde bu tip uygulamaların ne anlama geldi÷i, nasıl yapıldı÷ı, istibdalin muhataplarının kimler oldu÷u da önem arzetmektedir. Nitekim çalıúma sırasında istibdalin uygulamasına yönelik farklılıkların da, gayrimenkullerin niteli÷i hakkında önemli bilgiler içerdi÷i görülmüútür. Çalıúmanın ikinci bölümünde bu konuya detaylı bir úekilde de÷inilmiútir. Bunun yanında istibdale konu olan gayrimenkullerin
sayısı, çeúitleri ve bunların sayısal yüzdeleri hesaplanmıú olup elde edilen kantitatif sonuçlarda en büyük yüzdeye sahip olan konutlar baúta olmak üzere tüm gayrimenkullerin kent içi da÷ılımları da bu bölümde gösterilmiútir. Bu bölümde ve çalıúmanın ilerleyen bölümlerinde kent içi da÷ılımların gösterimi için öncelikle gayrimenkullerin bulundukları mahallelerin yerlerinin belirlenmesi gerekmiútir. Bugün kayıtlarda geçen mahallelerin yerlerini kesin olarak tespit etmek mümkün olamasa da, pek çok yardımcı kaynak da kullanılarak kabaca iúaretlemek ve østanbul, Galata ve Üsküdar bölgelerinde bu mahalleleri gösteren bir harita oluúturmak mümkün olabilmiútir. En azından mahallelerin yerlerinin kabaca bilinmesi bile, ilerleyen bölümlerde incelenecek olan verilerin kent içinde nasıl bir da÷ılım sergiledi÷ini görmeye ve gayrimenkullerin kent içi konumlarıyla bu verileri karúılaútırmaya olanak sa÷lamıútır.
Birincil malzemenin tanıtılmasının ardından çalıúmada, yukarıdaki baúlıklar sırasıyla ele alınmıú, kantitatif analizlerle birlikte detaylı bir úekilde irdelenmiútir. ølk olarak istibdalin muhataplarını da oluúturan vakıf kurumları ve kurucuları, mülk sahibi úahıslar ile kiracı úahıslar ele alınmıútır. Vakıf kurumunun, incelenen dönemde kent iskanı için önemi ve vakıflara ait bu tür yapıların kent içinde da÷ılımları vurgulandıktan sonra, bu kurumları kuran úahıslar, bu kurumlara ait konut ve di÷er gayrimenkullerin kiracıları ve istibdale konu olan di÷er gayrimenkullerin mülk sahiplerinin kimler oldu÷u de÷erlendirilmiútir. Bu de÷erlendirmeler, úahısların isim, unvan ve belirtilmiúse mesleklerinden yola çıkılarak sosyo-ekonomik durumlarını ortaya koymak úeklinde olmuútur. Kiracı ve mülk sahipleri hakkında
Ayverdi’nin, Müller-Wiener’in ve Alman mavilerinin yaptı÷ı haritalama çalıúmaları da kullanılarak
mahallelerin kabaca konumlarını belirlemek mümkündür. Her bir veri için kullanılan østanbul mahallelerini gösteren harita bu úekilde oluúturmuú ve karúılaútırmak için kullanmıútır. Sözü edilen haritalama çalıúmaları için bknz. Ayverdi, E. H., (1958) Fatih Devri Sonlarında østanbul Mahalleleri, ùehrin øskanı ve Nüfusu, Do÷uú Matbaası Limited ùirketi, Ankara; Ayverdi, E. H., (1978) Ondokuzuncu Asırda østanbul Haritası, østanbul Fetih Cemiyeti, østanbul; Wolfgang Müller-Wiener, (2001) østanbul’un Tarihsel Topografyası 17. Yüzyıl Baúlarına Kadar Byzantion-Konstantinopolis-østanbul, 1.baskı, Yapı-Kredi Yayınları, østanbul; Da÷delen, ø., (2007) Alman Mavileri 1913-1914 1. Dünya Savaúı Öncesi østanbul Haritaları, østanbul Büyükúehir Belediyesi Yayınları, østanbul, c.I-II-III. Bunun yanında bazı mahalle isimlerinin tespiti için Hadikatü’l Cevami’den de sıklıkla yararlanılmıútır.
Yerasimos, XVI. yüzyıløstanbul evlerini vakıf tahrir defterlerine dayanarak inceledi÷i çalıúmasında defterlerde østanbul’un on üç nahiyeye bölündü÷ünü belirterek, bu nahiyeleri tanıtmıútır. Evlerin yapısal özelliklerini incelerken, bu nahiyelere göre nasıl farklılaútıklarını belirlemeye çalıúmıútır. Harita üzerinden de÷il de, kenti nahiyeleriyle tarif ederek böyle bir karúılaútırmaya gitmiútir. Bu çalıúmada ise, kayıtlardaki mahalle ismi ve mahallenin yeriyle ilgili kentteki belli referans noktaları bilgilerinin kullanılması tercih edilmiútir. Yerasimos’un söz konusu çalıúması için bknz. Yerasimos, S., (2006) “16. Yüzyılda østanbul Evleri”, Soframız Nur Hanemiz Mamur Osmanlı Maddi Kültüründe Yemek ve Barınak (ed.Suraiya Faroqhi, Christoph K. Neumann), Kitap Yayınevi, østanbul, 307-332.
de÷erlendirme yaparken, o dönemde kiracılık ve mülk sahipli÷i hakkında da bilgiler verilmiútir. Osmanlı’da kiracılık ve mülkiyet oldukça karmaúık konulardır, farklı kiralama ve mülkiyetúekilleri vardır ve bunlar, evlerle ilgili de ilginç malzemeler sunmaktadırlar. Evlerin oluúum süreçlerinde de etkili rol oynayan bu kavramların açıklı÷a kavuúturulmasının ve kiracı ve mülk sahipleriyle ilgili de÷erlendirmenin ardından bu úahıslar arasından bazı kiúiler ve istibdal uygulamasını talep ettikleri gayrimenkuller üzerinde durularak, konu hakkında örnekler sunulmuútur. Bu örnekleme, birden fazla istibdale konu olan úahıslar üzerinden yapılmıútır. Örnekleme çalıúmasının ardından, istibdale konu olmasa da, gayrimenkullerin komúularının profilleri hakkında da bilgi verilmiú oldu÷undan, sosyo-ekonomik durumları hakkında benzer bir de÷erlendirme komúular için de yapılmıútır. Böylece baúta konut olmak üzere, hükümlerde ismi geçen gayrimenkullerin sakinlerinin profili ve kent içinde da÷ılımları de÷erlendirilmiútir. Bu da, 18. yüzyılın ortalarında 22 yıllık bir tarih aralı÷ındaki örneklem grubu üzerinden farklı kentli grupların kent genelinde nasıl bir da÷ılım sergilediklerini görmek için önemlidir.
Konutların büyüklükleri, yani arsa ve bina zemin alanları ile kat sayıları üzerinden yapılan di÷er bir de÷erlendirme de, çalıúmanın dördüncü bölümünü oluúturmuútur. Büyüklükler ve kat sayıları, özel mekanların nitelikleri hakkında önemli ipuçları vermenin yanında, kent dokusunun yo÷unlu÷unu da anlamayı sa÷layan önemli veri gruplarıdır. Bu veri gruplarının kantitatif analiz sonuçlarına göre kent içinde farklı konut gruplarının bulunması, kent genelinde zemin alanı büyük ve küçük olan, az katlı ve çok katlı birbirinden farklı úekillenen konutların bir göstergesidir ve konutlardaki çeúitlilik hakkında fikir verici olacaktır. Farklı konut grupları, bulundukları mahalleler ile birlikte de ele alınarak de÷erlendirilmiútir ki, bu de÷erlendirme kent dokusunun yo÷unlaútı÷ı ve az yo÷un oldu÷u bölgeleri tayin etmeyi, kat sayılarıyla da kentteki yükseklikleri görmeyi sa÷layacaktır. Bu veri grupları, konutların mülk sahipleri ve kiracılarıyla karúılaútırmalı olarak da incelenmiútir. Böylece sosyo-ekonomik durumları farklı kent sakinlerinin konutlarının büyüklükleri arasındaki benzerlik ve farklılıklar hakkında bilgi edinilmiú olacaktır.
Konut ve arsaların kıymetleri ve kira de÷erlerine dair veriler ise, çalıúmada kantitatif de÷erlendirilmesi yapılan ve “østanbul’da rant’a dair ipuçları” diye nitelendirilerek ayrı bir baúlık altında, çalıúmanın beúinci bölümünde ele alınan di÷er bir konu olmuútur. Öncelikle çalıúmanın bir önceki bölümde incelenecek olan gayrimenkullerin zemin alanlarına iliúkin olarak o dönemde ölçümler yapılmıú olması, kentte her birim alanının (zira) önemi oldu÷unu göstermiútir. Ayrıca bu birim alanlarının kıymetlendirilmesi, arsa ve binaya ayrı ayrı de÷er
biçilmesi, rant sa÷landı÷ını düúündürtmektedir. Yapılan kantitatif analizlerde elde edilen farklı birim kıymetleri de bunu destekleyecektir. Bu durum, ayrıntılı olarak incelenmiútir. Kira de÷erleri de benzer úekilde bu farklılaúmanın ve kentin farklı bölgelerinde, farklı nitelikteki gayrimenkullere biçilen de÷erler konusunda ipucu verir. Ancak burada birincil malzeme tanıtılırken verilen kiracılık ve kira úekilleriyle ilgili bilgileri de göz önünde tutarak de÷erlendirme yapmak gerekmiútir. Çünkü Osmanlı dünyasında vakıflarda kiracılık konusu oldukça karmaúıktır. Farklı kiralama úekilleri vardır ve bunların uygulama úekilleri ve de÷erleri de birbirinden farklılıklar göstermektedir. Dolayısıyla de÷erlendirme yaparken bu farklılıkları da de÷erlendirmede dikkate almak gerekmektedir.
østanbul’da kamusal-özel mekan kademelenmeleri baúlıklı altıncı bölümde de, hükümlere konu olmuú konutları çevreleyen yolların niteli÷i hakkında bir de÷erlendirme yapılmıútır. “Tarik-i amm” ve “tarik-i hass” olmak üzere farklı adlandırılmıú olan yollar, kentin kamusallı÷ı hakkında da önemli ipuçları vermiútir. Yolların sahip oldu÷u farklı nitelikler ve bunların konutlarla olan komúuluk iliúkilerine de bu bölümde ayrıntılı olarak yer verilmiútir. Di÷er bölümlerde oldu÷u gibi bu verilerin de kent içinde da÷ılımlarını görmek, bunların kantitatif sonuçlarına bakmak, konutların komúu oldu÷u yollarla birlikte kazandıkları farklı nitelikleri de÷erlendirmeye olanak sa÷lamıútır ki, bu da incelenen dönemde kent ve konutlar arasındaki kamusal-özel mekan kademelenmelerini anlamak ba÷lamında önemlidir.
Son olarak da çalıúmanın yedinci bölümünde konutlardaki mekan bileúenleri incelenmiú, her bir konutta çok sayıda farklı bileúenin farklı úekillerde nasıl bir araya geldi÷i irdelenmeye çalıúılmıú ve bunlardan yola çıkarak evlerdeki barınma standartları ve konfor koúulları hakkında da de÷erlendirmeler yapılmıútır. Öncelikle farklı düzenlemeler olması, aslında çok çeúitlenen farklı mekan kombinasyonları oldu÷unu gösterecektir. Bu farklılaúmanın nedenlerini tespit etmek ise çok zor ve karmaúıktır. Özel mekanlar olan konutlardaki mahremiyet standartları ve iliúkileri üzerine düúünmek, bu ba÷lamda anlamlı gözükmektedir. Böyle bir düúünme prati÷iyle birlikte, bileúenlerin bir arada ve ayrı ayrı ele alınarak ev içindeki konumları bakımından benzerlik ve farklılıkları saptamak, incelenen evlerdeki mekan kombinasyonları ve düzenleri hakkında genel bir de÷erlendirme yapmayı mümkün kılmaktadır. Böyle bir genel de÷erlendirmenin yanısıra, her bir bileúenin ayrı ayrı ele alınması da gereklidir. Çünkü terimler ve bu terimlerle ifade edilen mekanlar, tarihsel ve toplumsaldırlar, bunların taúıdıkları ve yüklendikleri anlamlar, zamana, mekana ve topluma göre farklılaúır ve sürekli dönüúüm geçirirler. Dolayısıyla her bir bileúenin incelenen dönemde taúıdı÷ı anlamı, nasıl bir mekan oldu÷unu tartıúarak anlamaya ve tanımlamaya çalıúmak
önemli gözükmektedir. Farklı kaynaklardan edinilen bilgiler, bu düúünceden hareketle eleútirel bir úekilde irdelenmiú ve bileúenlerin incelenen evlerdeki bulunma oranları ve evin farklı katlarında ve farklı adlandırılan bölümlerinde nasıl konumlandı÷ı da, bu bilgilerle birlikte de÷erlendirilmiútir. Bu de÷erlendirme aynı zamanda, terimlerle ifade edilen mekanlar yoluyla incelenen dönemdeki yaúam koúullarını anlamanın da bir yoludur. Evlerdeki konfor koúulları, örne÷in oda sayısı, hijyen koúulları, su sa÷lama olanakları gibi konularda bu mekan bileúenlerinin her birinden azımsanmayacak bilgi edinilecektir.
Çalıúmanın yedinci bölümünde ele alınan di÷er bir konu da, evlerin yapılanması ve oluúum süreçleridir. østibdal uygulamasına konu olan evlerden edinilen ipuçları, mülkiyet ve kiracılık konularıyla ve kentteki gayrimenkullerin önemli bir ço÷unlu÷unun vakıfların elinde bulunmasıyla da do÷rudan iliúkili olan bu konunun ayrıntılı olarak ele alınmasını gerektirmiútir. Konutların eklentili olarak yapılandı÷ı tezinin ortaya atıldı÷ı bu bölümde, mekan bileúenlerinin de bu yapılanmayla iliúkili olaca÷ı düúüncesiyle yedinci bölümün sonunda ele alınmıú ve örnekler üzerinden bir de÷erlendirme yapılmıútır.
Sonuç olarak bütün bu veriler ve bu verilerin kantitatif olarak de÷erlendrilmesi, 18. yüzyılın ortalarındaki østanbul kentine ve konutlarına dair önemli ve ilginç bilgiler sunmaktadır. Bu bilgilerin genel olarak de÷erlendirildi÷i ve çalıúmanın sonuçlarının özetlendi÷i sonuç bölümünde de konu ba÷lamında, østanbul kentinin, bir panoraması çıkarılarak, bugüne kadar yapılan çalıúmalar için istibdal kayıtları üzerinden yapılan analizlerin sayısal sonuçlarıyla yeni bir bakıú açısı getirilecektir.
2. BøRøNCøL MALZEMENøN TANITIMI
2.1 “østibdal”in Tanımı, Özneleri ve Yapılma Gerekçeleri
Ahkâm defterlerinin 1742–1764 yılları arasında tutulan ilk yedi defterinde vakıflarla ilgili hükümler, içerikleri bakımından incelendi÷inde; vakfa ait yerlerin kiralanması, intikali, istibdali, vakfın gelirleri ve muhasebesi, vakfın yönetimi, denetimi, çalıúanları ve ücretleri, vakfa müdahale edilmesi, vakfın veya kiracının yaptı÷ı tamir ve onarımlar gibi konuların ele alınmıú oldu÷u görülür. Bu konular arasında, özellikle istibdal konulu hükümlerin, içerdi÷i bilgiler açısından, tez çalıúması için zengin bir malzeme sundu÷u tespit edilmiútir. Ancak kent ve barınma kültürü ve yaúam koúullarına iliúkin olarak elde edilen bu zengin malzemeyi ve verileri tanımlamadan önce, bu hükümlerin ana konusunu, yani istibdal konusunu irdelemekte fayda vardır. Çünkü hükümler konularına göre tasnif edilerek, sayısal bir de÷erlendirme yapıldı÷ında da, istibdal konusunun a÷ırlıklı bir yer kapladı÷ı görülmüútür. 359 hükmün 212’sinde, yani % 59,05’inde hükme istibdal, konu olmuútur. østibdal uygulamasının 18. yüzyılın ortalarına denk gelen 22 yıllık süreçte defterlerde vakıflarla ilgili olarak en fazla kayda geçen duruma iúaret ediyor olması dikkat çekicidir, bu nedenle de konuyu anlamaya çalıúmak, tanımlamak önemli gözükmektedir.
østibdal, vakıflarla úahıslar arasında gerçekleúmektedir ve vakfa ait yerlerin (ev, arsa vs.) mülklerle (ev, arsa, dükkan vs.) de÷iú tokuú/mübadele edilmesi demektir. Bir anlamda vakıf açısından, eski vakıf malının elden çıkarılarak yenisinin alınması da denebilir. Dolayısıyla istibdal uygulamasının ardından vakfa ait olan mal bir úahsa, úahsın mülkü olan ise vakfa geçmiú olmaktadır. Böylece vakıflar, bu uygulamayla satamayacakları için elden çıkaramadıkları eski mallarını yenileriyle de÷iútirerek devamlılıklarını da sa÷lamıú olmaktadırlar.
østibdal için sözlük anlamlarına bakıldı÷ında, Devellio÷lu (2007, s. 454) istibdalin, “de÷iútirme, de÷iútirilme;
bir úey verip yerine baúka bir úey isteme; bir vakfı mülk ile mübadele etme” anlamlarına geldi÷ini belirtirken; Pakalın (1983, c.2, s.96) da “ Vakfı mülk ile mübadele etmek yerinde kullanılır bir tabirdir” demiútir. Her ikisinde de vakıflarla ilgili olarak aynı anlama gelse de, Fernandes (2000, s. 206), istibdalin Memluklular dönemi için iki úahıs veya bir úahıs ve vakıf gibi bir kurum arasında gerçekleúen bir iúlem oldu÷unu belirtmiútir. Osmanlılar döneminde iki úahıs arasında da böyle bir uygulama yapılıp yapılmadı÷ı hakkında bilgi bulunamamıútır. Ancak yapılıyor olsa dahi, burada ele alınan istibdal uygulamalarının hepsine vakıflar dahil oldu÷u için, úahıslar arasındaki istibdal konusu dikkate alınmayacaktır.
Öte yandan, istibdal, vakıflar açısından aslında çok kolay kabul edilebilir ve uygulanabilir bir uygulama de÷ildir; bu konu, oldukça karmaúık ve tartıúmalı bir konu olagelmiútir. Ancak belirli zaruretlerin oluúması halinde izin verilen bir uygulamadır. østibdal, vakıf kurucusunun vakfetti÷i mal, mülk veya gelir kaynaklarını belirli biçimde yönetmekle görevlendirdi÷i kiúiler olan mütevellilerin yetkileri dahilinde bir uygulamadır. Ancak bu yetki, mütevellinin dahi tek baúına kullanabilece÷i bir yetki de÷ildir; mütevelli, bu yetkiyi ancak Akgündüz’ün (1996) ifadesiyle “emr-i sultani ve izn-i kadi ile” kullanabilir. østibdal konusunun Ahkâm defterlerine kaydedilmesinin nedeni de budur. Aksi takdirde yalnızca mütevellinin yetkisi ile gerçekleútirilebilecek bir uygulama olsaydı, bu defterlere kaydedilmezdi. Peki, böyle bir uygulamanın yapılabilmesi için gerekli úartlar nelerdi? Di÷er bir deyiúle, zaruretler halinde izin verilen bu uygulamada, bu zaruretlerle kastedilen neydi? Bu soruların yanıtlarını vermek önemli gözükmektedir. Çünkü böylece vakıflar açısından bu uygulamanın neden ve hangi úartlar altında gerçekleútirilebilece÷i anlaúılmıú olacaktır. Ardından, bu uygulamaya mülk sahibi açısından da bakmak gereklidir. Mülk sahibinin bu uygulamaya neden dahil oldu÷u da son derece önemlidir.
Bir vakıf malın istibdal edilebilmesi için gerekli úartlardan biri, vakıf kurucunun kendisi veya baúkasına istibdal yetkisi için izin vermesidir. Yani, vakıf kurucu, vakfı kurarken, ihtiyaç oldu÷unda vakfa ait olan bir akarın di÷er bir akar ile istibdal olunmasına izin vermiú ise, Osmanlı hukukunda bu izin geçerli sayılmakta ve yalnız bir kereye mahsus olmak üzere istibdal uygulanabilmektedir. Vakıf kurucunun bunun yanında belirtti÷i baúka úartlar varsa, onlara da uyulmak durumundadır. Örne÷in, arsa ile istibdali úart koúuldu ise, vakıf mal bir dükkan veya ev ile istibdal edilemez. (Akgündüz, 1996)
østibdal için aranan di÷er bir úart, vakıf mallardan yararlanılamaz (“intifa edilemez”) hale gelinmesidir. Vakfa ait mal, kendisinden yararlanılamaz duruma gelmiú ve harap olmuúsa, di÷er bir deyiúle buradan hiç gelir elde edilemiyor veya geliri masrafına yetmiyorsa, kadının ve padiúahın da izni úartıyla (izn-i kadi ve emr-i Sultani) istibdal edilebilir. (Akgündüz, 1996) Vakfa ait mal iúletilebilir ve yararlanılabilir durumda olsa da, istibdal edilecek olursa yeni mülkün vakfa daha yararlı ve daha çok gelir getirmesi durumunda da istibdal uygulaması yapılmıútır. Aslında, özellikle bu durumda yapılan istibdaller konusunda, genel anlamda
øslam, konumuz ba÷lamında da Osmanlı hukukçuları arasında erken dönemlerde tartıúmalar olmuúsa da, Ebussuud’un fetvası ile bu konu Osmanlı’da çözüme kavuúturulmuútur. 1544 (H. 951) tarihli bir padiúah buyru÷u (ørade-i Seniyye) ile bu fetva, hukuki bir düzenleme haline getirilmiú ve bu tarihten Tanzimat’ın son dönemlerine kadar bu düzenlemedeki esaslar çerçevesinde uygulama devam etmiútir. Dolayısıyla bu çalıúmanın ele aldı÷ı dönem için de, bu düzenlemedeki úartlar geçerli olmuútur. Buna göre, sözü edilen ilk iki istibdal úartı, di÷er bir deyiúle vakıf kurucunun istibdale izin vermesi ve vakıf malların yararlanılamaz hale gelmesi durumları, kadı ve padiúahın izni de alınarak istibdal yapılması için geçerli úartlardandır. Ancak üçüncü durum, yani vakfa ait mal iúletilebilir ve yararlanılabilir durumda olsa dahi, daha yararlı ve daha çok gelir getirece÷i düúünülerek istibdal istenmesi durumu, aslında bu düzenlemeyle de istibdal gerekçesi olarak kabul edilmemiútir. Ancak Akgündüz (1996), uygulamada bu durumun da gerekçe olarak kabul edildi÷ini belirtmiútir ki, çalıúmanın ilerleyen bölümlerinde de Ahkâm defterlerinde bu durumla sıkça karúılaúılacaktır. Singer (2002) da, istibdalin sıkça yapıldı÷ını dile getirerek, gerekli görüldü÷ünde, bu uygulamanın yapılmasıyla birlikte aslında vakıfların mal varlıklarının “dondurulmuúluk”larınn ortadan da kalktı÷ını belirtmiútir.
Bunun yanında, Akgündüz (1996), bu düzenlemeyle birlikte istibdal için úu úartların da gerekli oldu÷unu belirtmiútir:
x østibdal yapılabilmesi için vakfa ait malın tamir edilerek eski haline döndürülmesi için baúka gelir kayna÷ı da bulunmaması gerekir.
x Vakıf mal satılırken, satıú akdinde hile/aldatma (“gabn-i fahiú”) bulunmaması gerekir.
Akgündüz (1996), bu tartıúmaların sebebini úöyle açıklamaktadır: “Baúta Hilalür-Rey olmak üzere birçok
Hanefi hukukçuları, bu durumda istibdalin caiz olmadı÷ını, zira verilecek bir fetvanın, menfaatperest bazı zalim hakimlerin iúine yarayaca÷ını ve bu fetvaya dayanarak Müslümanların kudsi gayelerle kurdukları vakıfları iptale gideceklerini haklı olarak açıklamıúlardır. Osmanlı hukukçularından da ayni kanaatte olanlar mevcuttur. Di÷er taraftan Ebu Yusuf ve ona tabi bazı Hanefi hukukçuları ise, intifa’ı mümkün olan bir vakıf mal satılıp da yerine vakfa daha yararlı bir mal alınabilecekse, hakimin kararı ile istibdalin caiz olabilece÷ini ileri sürmüúlerdir. Osmanlı tatbikatını bir tarafa bırakırsak, di÷er øslam aleminde bu görüúe göre fetva verildi÷ini ve bu vesile ile çok vakıf mallarının ya÷ma edildi÷ini rahatlıkla söyleyebiliriz.” Bu konuda Leonor Fernandes’in Memluklular döneminde istibdale iliúkin makalesi, konunun tartıúmalı oldu÷unu gösteren çarpıcı örnekler sunmaktadır. Bknz. Fernandes, L., (2000) “Istibdal: the Game of Exchange and Its Impact on the Urbanization of Mamluk Cairo”, The Cairo Heritage: Essays in Honor of Laila Ali Ibrahim, American University in Cairo Press. s.203-222.
“Vakıf akarın bey’ ve istibdali caiz midir? El-cevap: Müsevvigat-ıúer’iye mevcut olıcak bey’e ve istibdale izin vermekten kudatı men için Emr-i úerif varid olmuútur. Müsevvigat-ı úer’iye mevcut iken kudat izninden ne zamanda men’ olunmuútur? El-cevap: 951 tarihinde varid olmuútur.” Fetava, Vrk: 125/B. Aktaran Akgündüz, A., (1996) s.381-382.
x Vakıf mal, mütevellinin kendi lehinde úahitlikleri caiz olmayan hısımlarına ve alacaklılarına satılmamalıdır.
x østibdal uygulaması, kadı izni ve padiúah emri ile yapılmalıdır. Aksi takdirde istibdal, geçersiz sayılacaktır.
x østibdalin karúılı÷ında vakfın alaca÷ı gayrimenkulün yeri ve konumunun, vakıf gayrimenkulün yeri ve konumundan aúa÷ı olmaması gerekir. Yer ve konum bakımından mülk olan gayrimenkulün vakıf gayrimenkul ile eúit de÷erde veya ondan daha üstün olması gerekir. De÷er ve ra÷bet açısından eúit olduktan sonra aynı úehirde olmaları gerekmez.
x Vakıf mal ile istibdal edilecek olan mülk mal, akar yerine, para da olabilir. Nakit para ile istibdal yapılıp yapılamayaca÷ı hakkında da tartıúmalar olmuúsa da, Osmanlı uygulamasında istibdal iúleminin mütevelli, kadı ve padiúah onayı ile yapılmasından dolayı, para ile de vakıf akarın istibdal edilebilece÷i konusunda karar kılınmıútır. x øçinde oturtulmak üzere vakfedilen (“süknaya meúrut”) vakıf mal ile istibdal edilecek
olan mülk aynı cinsten olmalıdır. Ancak gelir amacı ile iúletilmek üzere vakfedilen (“isti÷lale mevkuf”) mallarda böyle bir gereklilik yoktur.
østibdal uygulamasının yapılabilmesi için, vakıflar açısından bütün bu úartların sa÷lanması gerekmektedir. Çünkü vakfın bu iúten zararlı çıkmaması, vakfın devamlılı÷ının sa÷lanması esastır. Dolayısıyla istibdal, bütün bu úartların sa÷lanması halinde vakıf için yararlı bir uygulama gibi gözükmektedir. Bununla beraber, istibdal konusunun bu kadar tartıúmalı bir konu olması ve ancak úartlar sa÷landı÷ında yapılabilir bir uygulama olması önemlidir. Çünkü tartıúmaların esas nedeni, istibdal ile birlikte vakıfların dezavantajlı duruma düúme tehlikesi ve suistimallere açık bir konu olması nedeniyle vakıfların zarar görmesi ihtimalidir. Dolayısıyla konuya vakfın karúısındaki muhatap olan mülk sahipleri açısından da bakmak, onların bu uygulamaya neden dahil olduklarını anlamaya çalıúmak önemli gibi gözükmektedir. Zira Memluklular döneminde istibdal uygulamasına iliúkin bir çalıúma yapan Fernandes’in (2000) tespitleri, bu ba÷lamda çarpıcıdır. O, makalesinin baúlı÷ında dahi, istibdali bir oyun olarak nitelendirmiú; mülk sahiplerinin, ki bu kimseler özellikle yönetici sınıf üyeleridir, istibdali, kent içinde kıymetli bölgelerde arazi elde etmenin bir yolu olarak gördüklerini belirtmiútir. Kentin dolması ile birlikte, boú arazi bulunamamasından ötürü, bu bölgelerdeki arazi fiyatlarının yükselmesinin, dolayısıyla buralardan arazi almanın zorlaúmasının yönetici sınıfı yeni arayıúlara sürükledi÷ini ifade etmiútir. Ona göre, kent
içindeki vakfa ait olan harap yerleri istibdal yoluyla mülk edinmek, bu kimseler için inanılmaz bir çözüm olmuútur. Öte yandan bu durum vakıflar açısından da oldukça tehlikeli sonuçlar do÷urmuútur. Akgündüz de (1996) benzer örnekler üzerinden, Memluklular devrinde idarecilerin istibdali suistimal ederek vakıfları gasbettiklerini belirtmiútir. Osmanlı’da istibdalin uygulamasında farklılıklar oldu÷u, bu suistimalleri azaltmak ve vakıfların zarar görmemesi adına yukarıda da zikredilen úartların getirildi÷i biliniyor olsa da, bu konuya iliúkin önlemlerin ne derece iúe yaradı÷ı hakkında úüphe duymak gerekir. Çalıúmanın birincil malzemesini oluúturan 1742–1764 yılları arasındaki hükümlerde karúılaúılan durumlar da bu úüphenin haklılı÷ını ispatlamıútır. Bu konuyu geniú bir úekilde ele alarak bütün bu anlatılanları hükümler üzerinden yeniden de÷erlendirmek konuya açıklık getirecektir.
Vakıf mallarla istibdal edilen mülklerin sahiplerinin kimler oldu÷u hakkında hükümler üzerinde yapılan inceleme sonucunda 211 istibdal hükmünün 166’sında (toplam istibdallerin % 78,67’sinde) mülk sahiplerinin, vakfın kiracısı oldu÷u tespit edilmiútir. Hükümlerin 17’sinde (toplam istibdallerin % 8,06’sında) ise vakıf mallarla istibdal edilen mülklerin sahipleri, vakfın kiracısı olmayan kimselerdir. Söz konusu hükümlerde, vakfın, belki de mütevellinin buldu÷u ve istibdal için uygun gördü÷ü veya genellikle herhangi bir mülk sahibinin talebi üzerine, vakıf malı ile mülk sahibinin malı arasında bir de÷iúim söz konusudur. Hatta tedarik eden úahısların belli oldu÷u, ancak mülk sahibinin anlaúılamadı÷ı, bu nedenle de gruplandırılamayan ve bu 17 kayıt içerisinde yer almayan 3 kayıt daha vardır. Bu kayıtlar, istibdal için belki de araútırılıp bulunarak mülk tedarik eden úahısların var
212 istibdal hükmünün 2’si aynı konulu oldu÷u için 211 hüküm ele alınmıútır.
Kiracı/mutasarrıf ile vakıf arasında yapılan 166 istibdal kaydını kendi içinde de gruplandırmak mümkündür.
Buna göre, 1. Hem arsa, hem binanın kısmen veya tamamen kiracısı/mutasarrıfı ile vakıf arasındaki istibdaller (155 istibdal hükmünden 14’ünde vakfın kiracısı padiúah, 141’inde di÷er úahıslardır. Padiúahın kiracı oldu÷u istibdallere örnek olarak 5/44/133, 6/42/118, 6/115/329, 6/180/515, 6/215/598, 7/22/68 no’lu hükümlere; di÷er úahısların kiracı oldu÷u istibdallere örnek olarak 1/158/701, 2/205/706, 3/166/619, 4/241/736 (4/226/689), 4/218/664, 5/161/500, 6/281/808, 6/349/990, 7/18/60, 7/65/206 no’lu hükümlere bakılabilir.) 2. Arsanın mutasarrıfı/kiracısı, üzerindeki binanın mülk sahibi olan úahıs ile vakıf arasındaki istibdaller (11 istibdal hükmü) (Örnek olarak 3/242/907, 3/275/1021, 4/222/674, 6/110/313, 7/5/13, 7/43/140 no’lu hükümlere bakılabilir.) (østanbul Ahkâm Defterleri Vakıf Tarihi 1, 1998)
Vakfın kiracısı olmayan bir mülk sahibi ile vakıf arasındaki istibdaller (17 istibdal hükmünün 3’ünde mülk sahibi padiúah, 14’ünde di÷er úahıslardır. Padiúahın mülk sahibi olarak dahil oldu÷u istibdaller için 6/120/339, 6/150/426, 7/12/40 no’lu hükümlere; di÷er úahısların mülk sahibi oldu÷u istibdallere örnek olarak 1/203/912, 2/175/603, 3/286/1058, 4/292/862, 5/257/783, 6/59/164, 6/255/719 no’lu hükümlere bakılabilir.) (øADVT, 1998)
Tedarik eden úahısların tedarik etti÷i mülklerle yapılan, mülk sahibinin tam olarak anlaúılamaması nedeniyle
oldu÷unu ve bazı durumlarda bunlar aracılı÷ıyla da istibdalin gerçekleúebilece÷ini göstermesi bakımından önemli gözükmektedir. Geri kalan 25 hükümde (toplam istibdallerin % 13,27’sinde) ise vakfın karúısındaki muhatabın vakfın kiracısı olup olmadı÷ı tam olarak anlaúılamamıútır.
Sonuç olarak, vakfın muhatap oldu÷u kimselere göre yapılan kantitatif de÷erlendirmenin sonucunda istibdallerin a÷ırlıklı olarak vakıflar ile kiracıları arasında yapıldı÷ı anlaúılmaktadır. Peki, büyük ço÷unlu÷u vakfın kiracısı olan bu mülk sahipleri, istibdale neden dahil olmuúlardır? Bu sorunun yanıtını vermek de, istibdal konusuna farklı bir bakıú sa÷layacaktır. Öncelikle hükümlerde istibdal talebinde bulunan taraf hakkında ipuçları elde edilmiútir. Bu ipuçları da aslında talebin, ço÷unlukla vakfın karúısındaki muhataptan, yani ço÷unlu÷u vakıfların kiracısı olan mülk sahiplerinden geldi÷ini göstermiútir. Bir úahsın kiracısı oldu÷u gayrimenkulleri, mülklerine tercih etmesi, istibdalin vakıflardan ziyade, kiracısı tarafından yapılması istenen bir uygulama oldu÷unu göstermektedir. Kiracı olmayan mülk sahiplerinin de istibdal talebinde bulundu÷u ve benzer úekilde bu uygulamanın onlar için de istenen bir durum oldu÷u görülmüútür. Vakıf mütevellisinin, di÷er bir deyiúle yönetiminin, talepte bulundu÷u örnekler ise az sayıdadır. Dolayısıyla bu noktada anlaúılıyor ki, istibdalin yapılma gerekçelerini, vakıflarda de÷il, karúı muhataplar olan mülk sahiplerinde aramak gerekir. Bu da daha önce sözü edildi÷i gibi istibdal uygulamasının, sadece vakfın yararına de÷il, mülk sahiplerinin de yararına olabilece÷i hakkındaki úüpheleri do÷rulamaktadır.
Bunun yanında istibdal edilecek olan vakıf ve mülk gayrimenkullerin istibdal úartlarına uyup uymadıkları hakkında yapılan incelemede, öncelikle vakıf gayrimenkullerin istibdal edilebilmesi için aranan birincil úartlardan olan, vakıf gayrimenkulün harap ve yararlanılamaz
25 istibdal hükmünde vakfın karúısındaki úahsın vakfın kiracısı olup olmadı÷ı anlaúılamamıútır. Bunlara örnek
olarak 1/171/773, 2/46/165, 5/164/509, 6/359/1017, 7/51/163 no’lu hükümler gösterilebilir. (øADVT, 1998)
Hükümlerde istibdal talepleri, “ra÷bet, ragıb, ragıbe, taleb, talib, talibe, murad, irade” kelimeleri ile ifade
edilmiútir. Kiracının talepte bulundu÷u istibdal kaydına örnek olarak 6/349/990 no’lu hüküm (s. 370) verilebilir: “…mutasarrıfe olan ùerîfe Zeyneb Hâtûn ibnet-i el-Hâcc Mehmed’ün vekîl-i müsecceli el-Hâcc Mustafâ bin Mehmed meclis-i úer‘-i hatîrde vakf-ı mezbûr mütevellîsi es-Seyyid AbdülkƗdir Be÷ ibn-i Ömer tarafından vekîl oldı÷ı kâtib-i vakf Hâfız Mustafâ ve Osmân Çelebi úehâdetleriyle sâbit olan es-Seyyid Mehmed mahzarında müvekkilem mezbûre vakf-ı merknjmun mutasarrıfe oldı÷ı zikr olınan arsaları yedinde mülk olan zikri âtî üç aded menâzil ile istibdâl murâd idüp istibdâli vakf-ı mezbûra enfa‘ olma÷la ba‘de’l-keúf istibdâline izn taleb iderüm didükde…”. Kiracının istibdal talebinde bulundu÷u örnekler, sayısal olarak oldukça fazladır, bknz. 7/65/206, 7/18/60, 3/317/1167 vd. Öte yandan sayısı az da olsa mütevellinin talepte bulundu÷u istibdal hükümleri de vardır. Örnekler için bknz. age, 6/169/485, 6/136/389 no’lu hükümler vd.
hale gelmiú olma úartının, uygulamalarda her zaman geçerli olmadı÷ı görülmüútür. Bu úartın aranıp aranmadı÷ına göre hükümler de÷erlendirildi÷inde elde edilen kantitatif sonuçlar úöyledir:
211 istibdal hükmünün 112’sinde yararlanılabilir durumda olan vakıf gayrimenkul veya gayrimenkulün bir kısmı istibdal edilirken, yalnızca 38’inde harap, 17’sinde yanmıú vakıf gayrimenkullere rastlanmıútır. Ancak harap ve muhterik vakıf gayrimenkullerin bulundu÷u hükümlerin 4’ünde aynı zamanda harap olmayan, yararlanılabilir durumda olan gayrimenkuller de vardır. Dolayısıyla harap ve yararlanılamaz vakıf gayrimenkullerin istibdali, yalnızca 55 hükümde söz konusu olmuútur. Bu durumda birincil úartı sa÷layarak yapılan istibdaller, toplam istibdallerin yalnızca % 26,06’sını; vakıf gayrimenkul yararlanılabilir durumda olsa da vakfın yararına oldu÷u düúüncesiyle yapılan istibdaller ise % 53,08’ini oluúturmaktadır. Bunun dıúında 53 hükümde istibdal edilen, “arsa, arsa-i haliye, menzil arsası” gibi ifadelerle tanımlanmıú olan vakfa ait arsaların*** da, her ne kadar bilgi verilmemiúse de, binasının harap ve yanmıú olup, yalnızca arsasının kalmıú olma ihtimali olabilir. Bu ihtimali akılda tutmak gerekirse de bu durum, istibdal için birincil úartın aranmadı÷ı örneklerin de azımsanmayacak sayıda oldu÷u sonucunu de÷iútirmez.
Görülüyor ki, uygulamada, birincil úartların dahi aranmaması durumu söz konusu olabilmiútir. Bunun yanında hükümlerde di÷er úartlarla ilgili olarak elde edilebilen bilgiler de÷erlendirildi÷inde de çarpıcı sonuçlar elde edilebilmektedir. Mesela vakıf gayrimenkullerin, mülklerden de÷er açısından daha yüksek olmasına dikkat edildi÷i söylenebilir. Vakfın bu
“Harab, müstehleke, münhedim, köhne” gibi sıfatlarla nitelendirilen vakıf gayrimenkuller için, örnek olarak 1/14/61, 3/150/565, 5/44/133, 6/136/388, 7/18/60, 7/37/115 no’lu hükümlere; “muhterik” yani yanmıú gayrimenkuller için de 1/32/149, 2/81/272, 3/7/29, 7/65/206 no’lu hükümlere bakılabilir. (øADVT, 1998)
4/210/641 no’lu hükümde harap gayrimenkulle; 1/67/308, 2/116/389, 7/65/206 no’lu hükümlerde de muhterik gayrimenkulle birlikte, yararlanılabilir olan gayrimenkuller de istibdal edilmiútir. (øADVT, 1998)
***
Bu úekilde tarif edilen arsalara örnek olarak 4/65/173, 4/285/844, 6/255/719, 6/298/859, 6/339/962 no’lu hükümlere bakılabilir. (øADVT, 1998)
1/14/61 no’lu hükümdeki “…mülk olan menzil vakf olan menzilden ra÷bet ü vüs‘at ü cevdet ü semen ü
kıymet cihetlerinden sâlifü’z-zikr vakf menzilden ezyed ü evfer ve makbûl ve istibdâl cânib-i vakfa hayırlı oldı÷ı…” veya 6/355/1006 no’lu hükümdeki “…mülk menâzilün arsası vakf arsadan yüz seksen dokuz zirâ‘ ezyed ve kezâlik mülk menâzilün kıymeti vakf arsanun kıymetinden altı yüz yi÷irmi guruú evfer ve mahalli dahi vakf arsanun mahallinden eúref ve hayırlu olma÷la ol vechile mülk menâzil vakf arsadan her vechile kıymet ü ra÷bet ü úeref cihetlerinden ezyed ü evfer olup istibdâli cânib-i vakfa evlâ oldı÷ını…” gibi açıklamalar, vakıf gayrimenkulün ra÷bet ve de÷er açısından daha kıymetli oldu÷unu, vakıf için daha hayırlı oldu÷unu anlatan ifadelerdir. Her hükmün sonunda benzer ifadelere, istibdal için gerekli úartın yerine getirildi÷ini göstermesi açısından yer verilmiútir.
uygulamadan zarar görmedi÷ini ispatlamak gereklili÷inden ötürü, vakfa ait gayrimenkulün kıymetinin, hiçbir hükümde mülk gayrimenkulden düúük oldu÷una rastlanmamıútır. Öte yandan mülk sahibinin de zararlı çıkaca÷ı bir uygulamayı talep edece÷ini düúünmemek gerekmektedir. Dolayısıyla istibdal edilecek gayrimenkullerin yer ve konumları açısından bir karúılaútırma yapıldı÷ında, bu úartı ne kadar sa÷ladıklarına úüpheyle bakmak gerekir. Nitekim çalıúmanın ilerleyen bölümlerinde de vakıf ve mülk gayrimenkullerin kent içi konumlarıyla ilgili karúılaútırmalar da bunu destekleyecektir.
Ço÷unlu÷u vakfın kiracısı olan mülk sahiplerinin istibdal taleplerinin sebeplerini; di÷er bir deyiúle, mülkleri olan gayrimenkulleri de÷il de, vakıf gayrimenkulleri hangi gerekçelerle tercih ettiklerini de÷erlendirmek de konuya açıklık kazandıracaktır. 211 hükmün 157’sinde mülk sahibinin istibdal gerekçesi hakkında ipucu sa÷layacak bilgilerin bulunmasından dolayı, gerekçeler hakkında tahmin yürütülebilmiútir. Söz konusu hükümlerde, mülk sahibi ve kiracı úahıslar, gayrimenkulün kent içindeki konumu ve komúuları, kira úekli istibdalin yapılma sebebiyle ilgili önemli bilgilere iúaret etmektedir. Bu bilgilerden yola çıkılarak, büyük ço÷unlu÷u vakfın kiracısı olan úahısların, kiracı oldukları gayrimenkulleri “mülk edinmek” istedikleri, bu uygulamayı da bu gerekçeyle talep ettikleri tahmin edilmektedir. Hükümlerde, mülk sahiplerinin, kiracı oldukları vakıf gayrimenkulde veya civarında oturuyor olduklarına veya bu civarda mülklerinin bulundu÷una dair verilen bilgiler, böyle bir tahminde bulunulmasını sa÷lamıútır. Sayısal olarak de÷erlendirildi÷inde 157 hükmün 117’sinde bu durumla karúılaúılmaktadır. Hatta bu úahısların ve bazen de ailelerinin, aynı mahallede veya civar mahallelerde bulunan vakıf gayrimenkulleri almak için, birden fazla istibdal hükmüne konu olması da sıkça karúılaúılan bir durum olarak bu düúünceyi desteklemektedir. Dolayısıyla elde edilen ipuçları, istibdalin gerekçesinin, mülk sahibi açısından ço÷unlukla mülk edinme iste÷i oldu÷unu göstermiútir. Birden fazla istibdale konu olan úahıslar için de mülklerinin bulundu÷u mahallelerde mülkiyet sahasını geniúletmek istedikleri söylenebilir. Bu úahısların mülklerini artırarak vakıf kurma amacında olabileceklerini de akılda tutmak gerekir. Burada sözü edilen ve kurulmuú olabilece÷i düúünülen vakıflardan kasıt, ço÷unlukla yarı-ailevi veya ailevi denilecek türdendir. 18. yüzyılda hayır iúleri yapmanın yanı sıra,
Bknz. Çalıúmanın 2.2.2 bölümü ve Ek 1 ve Ek 2’deki haritalar.
Ailevi ve yarı-ailevi vakıf ifadeleri, Yediyıldız’ın (2003) sınıflamasından alınmıútır. Bu vakıflara, di÷er bir
ailesi için gelir sa÷lamanın da vakıf kurmak için önemli bir gerekçe oldu÷u bilinmektedir. Barkan (1940), bu türden vakıfların, sahip olunan mülkleri elde tutmak, mülk sahibinin ölümünün ardından varislerce bölüúülüp küçük parçalara ayrılmasına engel olmak, mülkün bütün halinde korunmasını sa÷lamak için kuruldu÷unu, aynı zamanda mülklerin bu úekilde øslami miras hukukuna göre de÷il de, mülk sahibinin úartlarına göre de÷erlendirilmiú oldu÷unu da belirtir. Dolayısıyla bu amaçlarla vakıf kuran úahısların mülklerini de tercih ettikleri bir bölgede toplamak istemesi, özellikle de sakin oldu÷u bölgeyi tercih etmesi úaúırtıcı olmayacaktır. østibdal uygulaması da, vakıf kurmak için tercih ettikleri bu yerlerde bulunan, ancak baúka vakıfların elinde oldu÷u için satın alamayacakları gayrimenkulleri mülk edinmesinin bir yolu olarak görülebilir pekala.
Hükümlerden verilecek örnekler de, bu konu hakkında fikir verici olacaktır. Örne÷in, R.1173/Aralık 1759 - Za.1177/Mayıs 1764 tarihleri arasında kayda geçen 11 hükümde, devlet ricalinden Mehmed Akif isimli úahsın mülkleri, 7’si Samatya’da Hacce Hatun, 1’i Üskübi, 1’i Karaki mahallesinde ve 2’si Üsküdar’da bulunan farklı vakıflara ait gayrimenkullerle istibdal edilmektedir. Hükümlerdeki ifadelerden, özellikle de vakıf gayrimenkullerin komúu tariflerinden anlaúıldı÷ı üzere, Mehmed Akif’in bu mahallelerde baúka mülkleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla uygulamaya dahil olurken, söz konusu úahsın, baúta Hacce Hatun mahallesi olmak üzere, mülklerinin bulundu÷u mahallelerdeki vakıf gayrimenkulleri de mülk edinerek buradaki mülkiyet sahasını geniúletmek gibi bir amacının olabilece÷i düúünülmektedir.
Ca.1159/Mayıs 1746 ve Ca.1162/Nisan 1749 tarihleri arasında kayda geçen 10 hükümde de benzer bir durum vardır. Mesle÷i, 1159/1746 ve 1160/1747 yıllarında Reisülküttab, 1161/1748 ve 1162/1749 yıllarında ise Ruznamçe-i Evvel olarak kayda geçmiú olan Hacı Mustafa isimli úahsın ve ailesinin dahil oldu÷u istibdal uygulamalarında da, özellikle Hobyar
Belirtilen tarih aralı÷ında mesle÷i konusunda farklı ifadeler kayda geçmiú olsa da, bu hükümlerdeki mülk
sahibinin aynı kiúi olması ihtimali büyüktür. Söz konusu úahsın ismi, (Ebubekir Paúa’nın o÷lu) Mehmed Akif’tir. Bu úahsın mesle÷i, önce R.1173/Aralık 1759 ve Za.1175/Haziran 1762 tarihleri arasındaki 5 hükümde “Teúrifati”(Teúrifatçı); Ca.1177/Kasım 1763 tarihli daha geç bir hükümde “Tezkire-i Evvel”; ve en son olarak da Za.1177/Mayıs 1764 tarihli bir hükümde de eskiden “Tezkire-i evvel” olup, o tarihte “Süvari Mukabelecisi” olarak kayda geçmiútir. Bknz. 5/164/509, 5/189/579, 5/257/783, 5/270/822, 6/67/187, 6/136/388, 6/136/389, 6/281/808, 6/333/948, 6/351/996, 7/51/163 no’lu hükümler. (øADVT, 1998)
Bknz. 2/116/389, 2/224/759, 2/235/790, 2/239/800, 2/239/801, 2/240/804, 2/301/1007, 2/302/1008, 2/335/1126, 2/346/1164 no’lu hükümler. (øADVT, 1998)
mahallesinde bulunan vakıf gayrimenkullerin a÷ırlıklı oldu÷u görülmüútür. Hükümlerden edinilen bilgilere göre, bu mahallede, söz konusu úahıs ve ailesinin büyük menzilleri/evleri vardır. Ancak bu menzillerin/evlerin bir kısmı úahısların mülkleri iken, di÷er kısmına bu úahıslar çeúitli vakıflardan kiracıdırlar. Vakıflardan buraları satın alamayacakları için, baúka mahallelerde bulunan mülkleri ile istibdal yolunu tercih etmiú gibi gözükmektedirler. Di÷er bir deyiúle, kiracısı oldukları bu yerleri ve bunlarla birlikte yakınında bulunan vakıflara ait baúka gayrimenkulleri de mülk edinerek, Hobyar mahallesindeki mülklerini artırmak amacıyla bu uygulamaya dahil olmuúlardır. Hükümlerden birinde de, úahsın, ùeyh Ferhat mahallesindeki mülk de÷irmeniyle komúu olan vakıf gayrimenkulü istemesi de, aynı gerekçeye iúaret eder. Ancak bunun dıúındaki iki hükümde, kiracı olunan vakıf gayrimenkullerin neden tercih edildi÷i hakkında bir ipucu yoktur. Dolayısıyla bunlar hakkında fikir yürütmek zor olsa da, daha önce de belirtildi÷i üzere, úahısların, yarı-ailevi veya ailevi türden vakıf kurmak için veya kurmuú oldu÷u vakfa dahil etmek için baúka mahallelerden de mülk edinmek istemesi söz konusu olabilir. Ancak bunun, yalnızca bir tahmin oldu÷unu akılda tutmak gerekir.
Bu iki örnekte de görüldü÷ü gibi, úahıslar, østanbul’un belli mahallelerinde mülk edinmek istedikleri için bu uygulamaya dahil olmuú gibi gözükmektedirler. Benzer úekilde genelde belli mahallelerde yo÷unlaúan, birden fazla hükme konu olmuú pek çok úahısla karúılaúılmıútır. Dolayısıyla burada farklı tarih aralıklarında gerçekleúen uygulamaları örneklemesi bakımından seçilen bu iki úahsın durumunun, Ahkâm defterlerinde sıklıkla karúılaúılmıú durumlar oldu÷unu belirtmek gerekir.
Öte yandan, hükümlerde mülkiyeti istenen gayrimenkullerden 3’ünde úahsa ve vakfa ait olan mülklerin karıúması/sınırlarını kaybetmesi (“mahlut” olması) de mülk sahipleri tarafından, mülkiyet elde edilerek giderilecek bir sorun olarak görülmüútür. Bu vakıf gayrimenkullerin istibdalinde bu durumla karúılaúılmıútır. Hükümlerden birinde bir kilisenin bitiúi÷inde bulunan ve yanmıú olan vakfa ait bir arsanın, kilise arsasına dahil edilmesinden çekinildi÷i belirtilerek istibdal talep edilmiútir. økincisinde harap vakıf mahzen arsası, mülk arsanın altında olarak tarif edilmiú ve mutasarrıfın mülk arsa ve mahzeniyle karıútı÷ı ve ayırmanın
6/81/226 no’lu hükümde yanmıú bir vakıf arsa, 3/7/29 no’lu hükümde vakfa ait bir mahzen arsası ile 1/97/434
no’lu hükümde bir menzilin mülklerle karıúmıú oldu÷undan veya olaca÷ından söz edilerek istibdal talep edilmiútir. (øADVT, 1998)