• Sonuç bulunamadı

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nda ön karar usulü ile görülen davalar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nda ön karar usulü ile görülen davalar"

Copied!
121
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI

AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKU YÜKSEK LİSANS TEZİ

AVRUPA TOPLULUKLARI ADALET DİVANI’NDA

ÖN KARAR USULÜ İLE GÖRÜLEN DAVALAR

Pınar DÖRTER

Danışman Prof. Dr. Işıl ÖZKAN

(2)

YEMİN METNİ

Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum “Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nda Ön Karar Usulü ile Görülen Davalar” adlı çalışmanın, tarafımdan, bilimsel ahlak ve geleneklere aykırı düşecek bir yardıma başvurmaksızın yazıldığını ve yararlandığım eserlerin kaynakçada gösterilenlerden oluştuğunu, bunlara atıf yapılarak yararlanılmış olduğunu belirtir ve bunu onurumla doğrularım.

Tarih

..../..../... Pınar DÖRTER İmza

(3)

YÜKSEK LİSANS TEZ SINAV TUTANAĞI Öğrencinin

Adı ve Soyadı : Pınar DÖRTER Anabilim Dalı : Kamu Hukuku

Programı : Avrupa Birliği Hukuku

Tez Konusu : Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nda Ön Karar Usulü ile Görülen Davalar

Sınav Tarihi ve Saati :…/…/…. …..:…..

Yukarıda kimlik bilgileri belirtilen öğrenci Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün ……….. tarih ve ………. sayılı toplantısında oluşturulan jürimiz tarafından Lisansüstü Yönetmeliği’nin 18. maddesi gereğince yüksek lisans tez sınavına alınmıştır. Adayın kişisel çalışmaya dayanan tezini ………. dakikalık süre içinde savunmasından sonra jüri üyelerince gerek tez konusu gerekse tezin dayanağı olan Anabilim dallarından sorulan sorulara verdiği cevaplar değerlendirilerek tezin,

BAŞARILI OLDUĞUNA Ο OY BİRLİĞİ Ο

DÜZELTİLMESİNE Ο* OY ÇOKLUĞU Ο

REDDİNE Ο**

ile karar verilmiştir.

Jüri teşkil edilmediği için sınav yapılamamıştır. Ο***

Öğrenci sınava gelmemiştir. Ο**

* Bu halde adaya 3 ay süre verilir. ** Bu halde adayın kaydı silinir.

*** Bu halde sınav için yeni bir tarih belirlenir.

Evet Tez burs, ödül veya teşvik programlarına (Tüba, Fulbright vb.) aday olabilir. Ο Tez mevcut hali ile basılabilir. Ο

Tez gözden geçirildikten sonra basılabilir. Ο

Tezin basımı gerekliliği yoktur. Ο

JÜRİ ÜYELERİ İMZA

……… □ Başarılı □ Düzeltme □ Red ………... ………□ Başarılı □ Düzeltme □Red ………... ………...… □ Başarılı □ Düzeltme □ Red ……….……

(4)

ÖZET Yüksek Lisans Tezi

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nda Ön Karar Usulü İle Görülen Davalar Pınar Dörter

Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı Avrupa Birliği Hukuku Programı

Bu çalışmanın konusu Avrupa Birliği’nin kurumsal yapılanmasının bir parçası olan Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın ön karar usulü ile görmekte olduğu davalar ile bu davaların Avrupa Birliği’nin mevcut yapılanmasındaki yeri ve önemi ile kendine özgü niteliğinin değerlendirilmesidir. Uluslararası İlişkiler çalışmaları alanında kurumsal – betimleyici yaklaşım ve teorik yaklaşımlar çerçevesinde çalışmalar yapılabilmekte olup bu çalışmada kurumsal – betimleyici yaklaşım kullanılmaktadır.

Avrupa Birliği’nin yargısal yapılanması, klasik uluslararası örgütlerin ve ulus devletlerin yargısal yapılanmalarından önemli yönlerle ayrılmakta olup; Yargısal yapılanmadaki bu farklılık, özellikle Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın gerek ulusal gerekse uluslararası diğer mevcut yargı sistemlerindeki usullerden farklı olarak, Birliğe mensup Üye Devletlerin mahkemelerinin ve yargı mercilerinin karar alma mekanizmalarına, ön karar usulü ile katılımı alanında yoğunlaşmış bulunmaktadır. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın bu özellikli yetkisi sayesinde Divan, hem ulusal mahkeme ve yargı mercilerine yardımcı olmakta, hem de Birlik müktesebatının yeknesak uygulanması ve yorumlanmasına hizmet etmektedir. Bu çalışma ön karar usulü çerçevesinde Avrupa Toplulukları

(5)

Adalet Divanı’nın incelenmesini, Avrupa Birliği ile ilgili birincil kaynakları kullanarak yapmayı hedeflemektedir.

Anahtar kelimeler; 1. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı 2. Ön Karar Usulü 3. Topluluk Hukuku

(6)

ABSTRACT Master Thesis

Preliminiary Ruling Cases Before The Court of Justice of The European Communities

Pınar Dörter Dokuz Eylül University Institute Of Social Sciences Department Of Public Law European Union Law Department

This study is dealing with the Preliminiary Ruling Cases Before the Court Of Justice of The European Communities; a part of European Union’s legal institutional structure; and examining the importance and sui-generis character of this procedure. In the field of International Relations, researches can be carried out in institutional - descriptive and theoretical ways. In this study institutional - descriptive way is used.

The legal institutional structure of The European Union differs from the institutional structures of the classical International Organizations and national states. The differences obviously major on the procedure of preliminiary ruling and the participation of the Court of Justice of the European Communities to the decision - making procedures of the Courts and tribunals of The Member States. Especially, with the help of this privileged procedure, The Court of Justice of the European Communities has an active part in the uniform application of the Comminuty Law. This thesis aims to examine the Court of Justice of the European Communities in the context of preliminiary ruling with using the primary sources of the Union.

The Key Words; 1. The Court of Justice of The European Communities 2. Preliminiary Ruling, 3. Community Law

(7)

AVRUPA TOPLULUKLARI ADALET DİVANI’NDA ÖN KARAR USULÜ İLE GÖRÜLEN DAVALAR YEMİN METNİ II TUTANAK III ÖZET IV ABSTACT VI İÇİNDEKİLER VII KISALTMALAR XII TABLOLAR LİSTESİ XIII GİRİŞ 1

BİRİNCİ BÖLÜM

ÖN KARAR USULÜNÜN KAPSAMI VE BİREYSEL HAKLARIN KORUNMASINDAKİ ROLÜ

I. ÖN KARAR USULÜNÜN ANLAMI VE AMACI 3

A. GENEL OLARAK 3

B. ÖN KARAR USULÜNÜN AMACI 6

1. Topluluk Hukukunun Yeknesak Uygulanmasını Sağlamak 6

2. Topluluk Hukukunun Gelişimini ve Üye Devletler Üzerinde Aynı Etkiyi

Göstermesini Sağlamak 11

3. Topluluk Hukukunun Parçalanmasını Önlemek 8

II. ÖN KARAR USULÜNÜN MAHİYETİ VE TÜRLERİ 8

A. GENEL OLARAK 8

B. ÖN KARAR USULÜNÜN TÜRLERİ 11

1. Topluluğun Birinci Sütununa Giren

Konulara İlişkin Ön Karar Usulü 11

(8)

3. ABA’nın 35. Maddesi Kapsamına İlişkin Ön Karar Usulü 13 III. ÖN KARAR USULÜNÜN TOPLULUK

HUKUKUNDAKİ ROLÜ VE ÖNEMİ 14

IV. BİREYSEL HAKLARIN KORUNMASI

AÇISINDAN ÖN KARAR USULÜ 16

A. DOĞRUDAN ETKİ PRENSİBİ 16

1. Genel Olarak 16

2. Topluluk Andlaşması Hükümlerinin Doğrudan Etkisi 17

3. Topluluk İşlemlerinin Doğrudan Etkisi 18

a. Topluluk Tüzüklerinin Doğrudan Etkisi 18

b. Topluluk Direktiflerinin Doğrudan Etkisi 19

c. Topluluk Kararlarının Doğrudan Etkisi 19

d. Topluluğun Taraf Olduğu Uluslararası

Andlaşmaların Doğrudan Etkisi 20

B. DOĞRUDAN ETKİ PRENSİBİNİN ÖN KARAR USULÜNE ETKİSİ 20

C. BİREYSEL HAKLARIN ÖN KARAR USULÜ İLE KORUNMASI 26

İKİNCİ BÖLÜM

ÖN KARAR USULÜNÜN İŞLEYİŞİ VE ETKİLERİ

I. ÖN KARAR USULÜNE TABİ OLAN HUSUSLAR 26

A. GENEL OLARAK 26

B. ÖN KARAR USULÜNDE YORUM VE GEÇERLİLİK

DENETİMİNE TABİ HUSUSLAR 28

1. Andlaşmalar 30

2. Konvansiyonlar 30

3. Topluluk İşlemleri 31

4. Hukukun Genel Prensipleri 32

(9)

6. Üye Olmayan Devletlerle Yapılan Andlaşmalar Çerçevesinde Kurulan

Kurumlar Tarafından Yapılan İşlemler 34

7. Topluluk Hukukuna Dayalı Ulusal Düzenlemeler 34

II. ÖN KARAR USULÜNE BAŞVURMAYA HAKKI OLANLAR 35

A.GENEL OLARAK 35

B. BAŞVURMAYA HAKKI OLAN MAHKEME

VE YARGI MERCİİ KAVRAMI 36

III. ÖN KARARIN GEREKLİLİĞİ 39

A. GEREKLİLİK KAVRAMI 39

B. ACTE-CLAIR DOKTRİNİ 41

IV. ÖN KARARIN HUKUKİ ETKİLERİ 44

A. GENEL OLARAK 44

B. YORUM VE GEÇERLİLİK KAPSAMINDA VERİLEN ÖN KARARIN

ETKİSİ 46

1. Yorum Kapsamında Verilen Ön Kararın Etkisi 46

2. Geçerlilik Kapsamında Verilen Ön Kararın Etkisi 46 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

ÖN KARAR USULÜ ÇERÇEVESİNDE ATAD İLE ULUSAL MAHKEMELER VE YARGI MERCİİLERİ ARASINDAKİ YARGISAL İŞBÖLÜMÜ I. ATAD İLE ULUSAL MAHKEMELER VE YARGI MERCİİLERİ

ARASINDAKİ İŞBÖLÜMÜNDE ÖN KARAR USULÜNÜN YERİ 48

II. ÖN KARAR USULÜNÜN AŞAMALARI 49

A. ULUSAL MAHKEMELER VE YARGI MERCİİLERİNCE

VERİLEN BAŞVURU KARARI 49

1.İhtiyari Olarak Başvuru Yapacak Mahkemeler ve Yargı Merciileri 51 2.Mecburi Olarak Başvuru Yapacak Mahkemeler ve Yargı Merciileri 51 B. ÖN KARARA KONU SORUNUN TAŞIMASI GEREKEN İÇERİK 54

(10)

C. BAŞVURUNUN ATAD TARAFINDAN İNCELENMESİ VE

DEĞERLENDİRİLMESİ 56

D. ATAD KARARININ ULUSAL MAHKEMELER VE YARGI

MERCİİLERİNCE UYGULANMASI 58

III. ÖN KARAR USULÜNE BAŞVURU YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ 59 A. GENEL OLARAK BAŞVURU YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİ

KAVRAMININ TARTIŞILMASI 59

B. BAŞVURU YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN İHLALİNE KARŞI SÖZ KONUSU

OLABİLECEK OLANAKLAR 60

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

ÖN KARAR USULÜNE GÖRE VERİLEN ATAD KARARLARININ ÜYE DEVLETLERDE UYGULANMASI

I. GENEL OLARAK 62

II. ÖN KARAR USULÜNÜN BAZI DEVLETLERİN

ULUSAL MAHKEMELERİ VE YARGI MERCİİLERİNCE UYGULANMASINA

İLİŞKİN ÖRNEKLER 74 A.BELÇİKA 74 B.FRANSA 75 C.ALMANYA 76 D.İTALYA 80 E.HOLLANDA 81 F. İNGİLTERE 82

III. AB’NE ÜYE DEVLETLERDE YAŞAYAN TÜRK VATANDAŞLARININA

İLİŞKİN ÖRNEKLER 85

A. DEMİREL DAVASI 85

(11)

C. KUŞ DAVASI 90 D. BOZKURT DAVASI 92 E. SÜRÜL DAVASI 95 F. NAZLI DAVASI 98 SONUÇ 101 KAYNAKLAR 104

(12)

KISALTMALAR

AAET Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu

AAETA Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu Andlaşması

AB Avrupa Birliği

AET Avrupa Ekonomik Topluluğu AKÇT Avrupa Kömür Çelik Topluluğu

AKÇTA Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Andlaşması

AP Avrupa Parlamentosu

ATA Avrupa Topluluğu Andlaşması ATAD Avrupa Toplulukları Adalet Divanı bkz. Bakınız C- Case C. Cilt EU European Union S. Sayı s. Sayfa vd. Ve devamı

(13)

TABLOLAR LİSTESİ Tablo 1. 1952-2007 Yılları Arasında Üye Devletlerin

Yıllık Ön Karar Usulü Başvuruları 64

Tablo 2. Süreye Göre Dağılım (2000-07) 66

Tablo 3. Konulara Göre Dağılım (2000-07) 67

Tablo-4 Üye Devletlerde Mahkeme - Yargı Mercilerine

(14)

GİRİŞ

Günümüzde bilinen formuna, 1957 yılındaki Avrupa Toplulukları İçin Ortak Organlar Oluşturulmasına İlişkin Anlaşma ile kavuşan Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, bu Anlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu, Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Toplulukları için tek bir yargı organı haline getirilmiştir. 1989 yılından itibaren Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın yetkilerinden bazılarının Avrupa Birliği İlk Derece Mahkemesi’ne devredilmesi ile Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ile Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi, Birlik dahilindeki yasama- yürütme ve yargı erklerinin Birlik kurumsal yapılanmasındaki dağılımında, yargı erkini yürüten kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadırlar; ancak Birlik çapında dönüm noktası olan içtihatlar ve önem taşıyan konular, genellikle Avrupa Toplulukları Adalet Divanı tarafından karara bağlanmaktadır.

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, ilk olarak kurucu Andlaşmalar ile yaratılmış olan sistemin zaman içinde şekillenmesinde, özellikle bu Andlaşmalarda yer almayan veya yer almakla birlikte açıklık taşımayan veya tartışma konusu olan hususların açıklığa kavuşturulmasında hayati bir rol oynayarak, Birliğin demokratik yapısının korunmasında ve Birlik çapında hukukun üstünlüğünün kontrolünün gerçekleştirilmesinde temel organlardan biri olma niteliğine sahip olmuştur. Bu çerçevede Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Topluluk Kurucu Andlaşmalarının, bir anlamda Topluluk Anayasası benzeri bir işleve sahip olmasını da temin ederek mevcut Avrupa Birliğinin entegrasyonu sürecinde de özellikli bir yere sahip olmuştur.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, doktrinde Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın dönüm noktası niteliği taşıyan kararlarının çoğunu, Avrupa Topluluğu Andlaşması’nın 177. maddesi (yeni madde numarası ile 234. madde) ile düzenlenmiş bulunan ön karar usulü ile verdiği belirtilmektedir. Bu usulde, Topluluk hukukunu ilgilendiren uyuşmazlıkların bireyler arasında, tüzel kişiler arasında veya Üye Devlet makamları arasında olmaları önem taşımaksızın, öncelikle bu uyuşmazlıkların Üye

(15)

Devletlerin mahkeme ve yargı mercileri önüne getirilmeleri gerekmektedir. Bu uyuşmazlıkların çoğu, ulusal mahkemeler ve yargı mercilerinin, Topluluk hukukunu doğrudan uygulamaları ile veya Topluluk Direktiflerinde olduğu gibi Üye Devletlerin Topluluk hukukunu tamamlayıcı düzenlemelerinin uygulanması ile Üye Devlet yargılaması aşamasında çözüme kavuşturulmaktadır. Ancak Kurucu Andlaşmalar ile Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na üye devlet mahkeme ve yargı mercisinin talebi üzerine, bu üye devlet yargı sürecinde ortaya çıkan Topluluk hukuku ile ilgili sorular ile ilgili olarak da karar verebilme yetkisi tanınmıştır.

Topluluk hukuku uyarınca var olduğu iddia edilen bir hak, üye devletin müktesebatında konu ile ilgili herhangi bir düzenleme olup olmadığına veya mevcut düzenlemenin Topluluk hukukuna aykırı olup olmadığına bakılmaksızın Ulusal mahkeme ve yargı merci önünde ileri sürülmekte ve nihai olarak üye devlet mahkeme ve merci karar vermekle birlikte, hakkın kapsamı Avrupa Toplulukları Adalet Divanı tarafından belirlenmektedir. Ulusal mahkeme ve yargı mercilerinin, mevcut yargılamada Topluluk hukukunu ilgilendiren bir sorun ile karşılaşmaları durumunda tüm davalarda ön karar verilmesi için Avrupa Toplulukları Adalet Divan’na başvurma hakları bulunduğu gibi, bazı durumlarda ön karar usulü ile Avrupa Toplulukları Adalet Divan’na başvurmaları bir zorunluluk haline gelmektedir. Böylece Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Üye Devlet yargı sistemlerinde doğan soruların açıklığa kavuşturulması ile Topluluk hukukunun Üye Devletlerde uygulanmasında yeknesaklığının sağlanmasına da hizmet etmektedir.

İşte bu çalışmada öncelikle "Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın ön karar usulü" kavramı açıklanacak, daha sonra bu usulün bireylerin haklarının korunmasındaki rolüne değinilecek, sonrasında usulün işleyişi ve bu işleyişin etkileri kapsamında Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ve Ulusal mahkeme ve yargı mercileri arasındaki yargısal işbölümü incelenecek ve son olarak da ön karar usulüne göre verilen kararların Üye Devletlerde uygulanması hakkında bilgiler verilecektir.

(16)

BİRİNCİ BÖLÜM

ÖN KARAR USULÜNÜN KAPSAMI VE BİREYSEL HAKLARIN KORUNMASINDAKİ ROLÜ

I. ÖN KARAR USULÜNÜN ANLAM VE AMACI A. GENEL OLARAK

Doktrinde bazı yazarlar ön karar davası1 ibaresini kullanırken bazı yazarlar “ön karar usulü”2 ya da “ön karar prosedürü”3 ibresini kullanmayı tercih etmektedirler. Usul ve dava kavramları nitelik açısından birbirinden çok farklı anlamlar taşımaktadır. “Dava, başkaları tarafından hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan kimsenin yeniden tartışma konusu yapılamayacak şekilde ve geleceğe yönelik olarak, bu ihlalin ve tehlikenin bertaraf edilmesi için mahkemeden hukuki koruma talep edilmesidir.4” Ön karar başvurusunda ise hukuki koruma talep eden taraf bulunmamakta olup, ulusal mahkeme, ATAD’dan topluluk hukukunun yorumlanmasına ve geçerlilik denetimi yapılmasına ilişkin olarak talepte bulunmaktadır. Burada kullanılan usul kavramı, ulusal yargılama hukuku anlamında usul kavramı değildir. Usul kavramı, yalnızca ön karar usulü başvurusu sonucunda ATAD’da görülen süreci değil, ulusal mahkemedeki dava sürecini de kapsayacak şekilde kullanılmaktadır. Bu kapsamda her iki sürecide kapsayan bir usul kavramı kullanılmıştır. Almancada ise ön karar usulünü “Vorabentscheidungsverfahren5” kavramı karşılamakta olup, “usul” ve “süreç”

1 BAYKAL, Sanem, AT Hukukunun Etkili Biçimde Uygulanması ve Bireysek Haklar, Ankara Üniversitesi Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları, Ankara 2002, s. 19 2 TEKİNALP, Ünal / TEKİNALP, Gülören, Avrupa Birliği Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 2000 , s.

260.

3 ARSAVA, Ayşe Füsun, Roma antlaşmasında Ön Karar Prosedürü ve Bu Prosedür Çerçevesinde Doğan Sorunlar, Ankara Üniversitesi Avrupa Topluluğu Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara

1989; TEZCAN, Ercüment, AB Kurumlar Hukuku, Beta Yayınları, Ankara 2001, s. 109

4 PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2006, s. 258

5 BİEBER, Roland/EPİNEY, Astrid/HAAG Marcel, Die Europaische Union Europarecht und Politik, Nomos Verlagsgesellschaft, Baden-Baden Germany 2005, s. 280

(17)

kavramlarını da içerecek bir anlam taşımaktadır. İngilizce kaynaklarda ise, “References for Preliminary Ruling6”, “Preliminary References7”, Preliminary Ruling Procedure8” kavramları kullanılmakta olup hiçbiri dava kavramını karşılamamaktadır.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında, çalışmamızda, “ön karar usulü” kavramının kullanılması tercih edilmiştir.

Topluluk hukuk sisteminin en orijinal özelliklerinden biri ön karar usulüdür. Literatürde, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın oluşturduğu içtihatlarda, dönüm noktası niteliği taşıyan kararların genelde ön karar usulü çerçevesinde verildiği ifade edilmektedir9.

Gerek bireyler veya şirketler, gerekse özel kişiler veya üye devletlerin ulusal otoriteleri arasında Topluluk hukukunu ilgilendiren uyuşmazlıklar, ön karar usulü çerçevesinde değerlendirilmek üzere, doğrudan ATAD’nın önüne getirilememekte, bu uyuşmazlıkların öncelikle ulusal mahkeme veya yargı merciileri önüne getirilmeleri gerekmektedir. Topluluk hukuku dahilinde ortaya çıkan çoğu sorun, ulusal yargı süreci içinde, ulusal mahkeme ve yargı merciilerince ilgili topluluk hukuku kuralının veya tamamlayıcı ulusal mevzuatın uygulanması ile çözümlenmektedir. ATAD’na sadece, ulusal mahkeme veya yargı mercii talebi üzerine, bu ulusal yargı sürecinde ortaya çıkan topluluk hukukuna dair soruları cevaplama yetkisi tanınmıştır. Bununla birlikte bu yetki münhasıran ATAD’na verilmiş olup, Avrupa Birliği İlk Derece Mahkemesine, böyle bir yetki tanınmamıştır10.

6 KAREN V. Kole/D’AMATO Anthony, European Union Law Anthology, Anderson Publishing, s. 609 7 HARTLEY T. C. , The Foundations of European Community Law, Oxford University Pres, Oxford

2003, s. 269

8 ARNULL, Anthony, The European Union and its Court of Justice, Oxford University Press, New York 2003, s. 49; SHAW Jo, Law of the European Union”, Macmıllan Press, London 1996, s. 234 9 HARTLEY, s. 269; MARE De La Thomas, “Article 177 in Social and Political Context”, Craig Paul / Gráinne de Burca (editors) – The Evolution of EU Law, 1st edition, Oxford University Press, Oxford, 1999, s. 215.

10BROWN, Neville/ KENNEDY, Tom, The Court of Justice of The European Communities, Sweet &Maxwell, London 2000, s. 204

(18)

Ön karar usulünün işleyiş sürecine bakıldığında, ATAD kararının, ulusal mahkemeye veya yargı merciine gidilmeden önce verilmediği, ancak ulusal mahkeme veya yargı mercii dahilindeki usulün işlemeye başlamasından sonra verildiğinden hareketle “ön karar” ifadesinin, söz konusu usulü tam olarak açıklamakta yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir. Şöyleki, ATAD’nın kararı, ulusal mahkemenin kararını vermesi öncesindeki, geçici - ara bir karardan ibarettir. Ön Karar usulü, Fransız yargısından etkilenerek oluşturulmuşsa da, Fransız “renvoi prejudical” usulü daha açık bir niteliğe sahip olup, önden çözülmesi istenen soru, yargılama başlayıp ana sorunun incelenmesine geçilmeden önce değerlendirilmektedir11.

  Ön karar usulü başvurusunun kökenini, üye devletlerin bazılarında mevcut bulunan benzer bazı hukuki süreçlerden almıştır. Bunlardan birini, Fransız yargı sistemindeki, hukuk mahkemelerinden idari mahkemelere yapılan başvuru oluşturmakta iken, diğer örneğini de İtalya ve Almanya’daki mahkemelerden Anayasa mahkemesine yapılan başvuru oluşturmaktadır. İngiliz hukukunda ise en benzer süreci, “temel hukuki sorun”un tespitine yönelik olan temyiz süreci oluşturmaktadır.

Ancak, bu benzer prosedürlerin mevcudiyetine rağmen, topluluk önkarar usulü sui generis bir yapıya sahip olup bu sürecin işlevini de en iyi Topluluk hukukunun kendine özgü mahiyeti anlaşılır kılmaktadır. Şöyle ki, Topluluk hukuku üye devletlerin ilişkilerini düzenleyen bir hukuk olmaktan ziyade, üye devletler arasındaki uluslar arası ortak bir hukuk sistemini oluşturmaktadır. Üye devletler arasında, federal bir sistemin bulunmaması durumunda Topluluk politikalarının uygulanmasının öncelikle üye devletler aracılığı ile ve denetiminin de onların mahkemeleri aracılığıyla gerçekleştirilmesi normaldir. Bu nedenle, normal koşullarda, Topluluk hukuku, bireyler arasında ve bireyler ile ulusal otoriteler arasındaki sorunların çözümünde münhasıran yetkili olan üye devlet mahkemeleri tarafından öncelikle uygulanmaktadır12.

11 BROWN / KENNEDY, s. 206 12

(19)

Ulusal mahkeme ve yargı merciileri önündeki uyuşmazlık, çeşitli ulusal hukuk sorunlarına dayanmaktaysa da aralarında temel mekanizma açısından bir farklılık bulunmamaktadır. Şöyle ki: bir hakkın varlığı, ulusal hukukta herhangi bir düzenlemenin bulunmaması ya da ulusal hukukta bir düzenleme bulunmakla birlikte, bu düzenlemenin topluluk hukuku ile çelişkili olması nedeni ile, topluluk hukuku çerçevesinde ispat edilmeye çalışılmaktadır.

Her ne kadar ön karar usulü yetkisinin ilk kez ATAD'a tanınmış olduğu gibi genel bir kanı bulunmaktaysa da, uluslararası mahkemelere bu çeşit bir yargı yetkisi uzun zamandır tanınmış bulunmaktadır. Ön karar usulüne benzer bir yetki olarak istişari mütalaa, Benelux Mahkemesi, Andean Adalet Divanı ve EFTA13 Mahkemelerine tanınmıştı14.

B. ÖN KARAR USULÜNÜN AMACI

1. Topluluk Hukukunun Yeknesak Uygulanmasını Sağlamak

Topluluk hukukuna dair bir normunun, üye devletlerde farklı yorumlanıp uygulanmasının AB’ni kaos ortamına sürüklemesi kaçınılmaz olacaktır. Ön karar usulü, Topluluk hukukunun tüm üye devletlerde yeknasak yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlamak amacı ile AET Andlaşması’nda15 177. madde de (yeni 234) düzenlenerek Topluluk hukuk sitemine dahil edilmiştir16. Bu amacın gerçekleştirilmesi kapsamında,

13 EFTA, (Avrupa Serbest Ticaret Birliği) 3 Mayıs 1960 yılında dört Avrupa devleti (Norveç, İsviçre, İzlanda, Lihtenştayn) tarafından Avrupa Birliği’ne alternatif olarak kurulmuştur.

14 HARTLEY, s. 269

15Avrupa ekonomik Topluluğunu (AET) Kuran Andlaşma 25 Mart 1957’de Roma’da akdedilmiş olup, gümrük birliği ve ekonomik bütünleşmeyi sağlamıştır. Bu andlaşma, Roma Adlaşması olarak da isimlendirilmektedir. AET, üye devletler arasında, kişilerin, malların ve sermayenin serbest dolaşımını sağlayarak ortak pazar ve gümrük birliği kurulması amaçlanmıştır. AET, bu amaçlarını yerine getirmek için Komisyon, Bakanlar Kurulu, Genel Kurul ve Mahkeme olmak üzere dört organ oluşturmuştur. Bu organlar, 8 Nisan 1965 tarihli Birleşme Andlaşması akdedilmiştir. Bu andlaşma ile AKÇT, AET ve AAET olmak üzere her üç Topluluk için öngörülen organlar birleştirilerek, ortak bir Konsey, Komisyon, Genel Kurul (daha sonra Parlamento) ve Mahkeme oluşturuldu. Ayrıntılı bilgi için bkz. TEKİNALP/TEKİNALP, 6-9; BOZKURT Enver, ÖZCAN Mehmet, KÖKTAŞ Arif, Avrupa Birliği

Hukuku, Asil Yayın Dağıtım, Ankara 2006, s. 14-22 16 ARSAVA, s. 5

(20)

ön karar usulü ile, ATAD Topluluk hukukuna dair tüm soruların “yorumlanmasındaki tekel yetkisi”’ni hissetmektedir17. Topluluk hukukunun yeknesak uygulanmasını sağlamak amacı, üye devletlerin ö karar usulüne başvurma mecburiyetlerinin bulunması sebebi ile, bir anlamda garanti altına alınmış bulunmaktadır18.

Ön karar usulü, gerek Topluluk hukukunu farklı şekillerde yorumlamasının önüne geçmek gerekse ulusal yargı içtihatlarının, Avrupa içtihatları ile koordinasyonunu sağlanmak amacı ile kabul edilmiştir19. Ön karar usulü, Topluluk hukukunun yeknesak

yorumunun sağlanmasında olduğu kadar ikincil Topluluk hukukunun da bu çerçevede kontrol edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır20. Ön karar usulü olmaksızın, ulusal mahkemelerin Topluluk hukukunu doğru bir şekilde yorumlayabilip uygulayabilmelerini söylememiz çok güçtür. Zira, ulusal mahkeme yargıçlarının, ATAD yargıçları kadar Topluluk hukukuna hakim olmalarını beklememiz çok da doğru olmayacaktır.

2. Topluluk Hukukunun Gelişimini ve Üye Devletler Üzerinde Aynı Etkiyi Göstermesini Sağlamak

AB, kuvvetler ayrımı ilkesine göre değil pragmatik bir yapının temelleri üzerine kurulmuştur21. AB, sürekli gelişen, genişleyen ve değişen bir yapı içindedir. ATAD içtihatları, AB’nin pragmatik yapısının temel taşını oluşturmaktadır. Topluluk hukukunun temel prensipleri özellikle ön karar usulü ile verilen kararlar doğrultusunda olmak üzere ATAD içtihatları ile oluşturulmuştur. Ön karar usulü ile, Topluluk hukukunun temel kavramlarına açıklık getirilerek, Topluluk hukukunun sağlam bir zemine oturtulması ve şekillenmesi sağlanmaktadır22. Ön karar usulü ile Topluluk

17

SCHWEITZER, Michael / HUMMER, Waldemar – Europarecht, Das Recht der Europäischen

Union – Das Recht der Europäischen Gemeinschaften – mit Schwerpunkt EG, Fifth edition, Berlin

1996, s. 157 18

SCHWEITZER / HUMMER , s. 157

19 HOLTMANN, JÖRG, Europarecht, Verlag Alpmann und Schmidt Juristische Lehrgänge, Third Edition, Münster 2003, s. 75

20 HERDEGEN, Matthias, Europarecht, Verlag C.H. Beck, Fifth Edition, München 2003, s. 170 21 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 193

22

(21)

hukuku, aynı şekilde yorum ve geçerlilik denetimine tabi kılınmaktadır. Bu kapsamda da Topluluk hukukunun üye devletler üzerinde aynı oranda bağlayıcı olup aynı oranda etki göstermesi sağlanmaktadır23.

3. Topluluk Hukukunun Parçalanmasını Önlemek

Topluluk hukukunun tüm üye devletlerde geçerli olması, bu hukukun esas uygulayıcılarının da büyük oranda ulusal yarçlar olması sonucunu doğurmaktadır24. Zira,

ulusal mahkemelerdeki yargıçlar, bir anlamda asıl Topluluk hukuku uygulayıcıları olduklarından, “topluluk yargıcı” olarak da nitelendirilebilmektedirler25. Üye devletlerdeki yargıçların farklı hukuk eğitimi, kültürü ve geleneğinden geldikleri düşünüldüğünde, Topluluk hukukunun üye devletlerde farklı içerikle geçerli olması mümkün görünmektedir26. Bu kapsamda, ön karar usulü ile ATAD tarafından yapılan

yorum ve geçerlilik denetiminin, Topluluk hukukunda bir birlik sağlayıp, parçalanma tehlikesini önlemede büyük role sahip olduğu da yadsınamaz bir gerçektir.

II. ÖN KARAR USULÜNÜN MAHİYETİ VE TÜRLERİ A. GENEL OLARAK

Yorum davalarının, ulusal mahkemeler tarafından ön karar usulü kapsamında ATAD'na başvurulması halinde ortaya çıktığı savunulmakla beraber, yorum davalarının da sadece ön karar usulü başvurusu ile sınırlandırılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Topluluk hukukunun, Fransız idare hukukundan etkilendiği bilinmektedir. Fransız hukukunda bir tür tespit davası olan yorum davaları ikiye ayrılmaktadır. İlk çeşidi olan doğrudan doğruya yorum davalarında, ilgililerin talebi üzerine, dava konusu yapılmamış

23 ARSAVA, s. 10 24 ARSAVA, s. 5

25 BARENTS, R. / BRINKHORST, L. J., Grondlijnen van Europees recht, Tenth Edition, Deventer 2001, s. 236.

(22)

bir uyuşmazlıkla ilgili olan işlemin yorumlanması doğrudan ulusal mahkeme veya yargı mercii tarafından yapılmaktadır. Diğer çeşidi ise, mahkemenin kararı üzerine açılan yorum davasıdır. Bu çeşit yorum davasında, dava konusu işlemin yorumlanması mahkeme önünde görülmekte olan bir davada, ön sorun olarak söz konusu mahkemeden talep edilmektedir. Fransız hukukunda, doğrudan doğruya yorum davası açılabilmesi, ilgilinin menfaatinin mevcut olması, yorumlanması istenilen işlem konusunda kendisi ile idare arasında uyuşmazlığın mevcut olması, yorumu istenilen işlemin yorum gerektirecek bir işlem olması, şartlarına bağlı tutulmuştur27.

Yukarıda izah olunan nedenlerle, Topluluk hukukunun yeknesak uygulanmasını sağlamak amacıyla, ön karar usulü başvurusu kapsamında ATAD’na verilen yorum yetkisi, doktrinde bazı yazarlarca28 ön karar usulü başvurusunun bir tür yorum davası olarak nitelendirilmesine yol açmıştır 29. Ancak, ön karar usulü başvurusundan bulunan

ulusal mahkeme veya yargı mercii, ön karar usulüne konu olan sorunun yanıtını kendi ulusal hukuk sistemi içinde değil, bu sitemin dışında, başka bir hukuk sistemi içinde yer alan ATAD’dan talep etmektedir30. Bunun yanında, ön karar usulü bir yönü ile yorum davası niteliğine haiz olmakla beraber, söz konusu usulde sadece yorum yapılmayıp aynı zamanda geçerlilik denetimi de gerçekleştirilmektedir. Bu geçerlilik denetimi kapsamında Topluluk kurumlarının ve Avrupa Merkez Bankasının tasarruflarının geçersizliğine karar verilebilirken, bunların iptali yoluna gidilememektedir. İşte, ön karar usulünün iptal davasından ayrıldığı temel noktada budur.

Doktrinde bazı yazarlarca, ATAD’na ön karar usulü kapsamında başvuru yapılması, çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirilmektedir31. Zira, ön karar usulü

27 ÖZBAKAN, Işıl, “Avrupa Toplulukları Adalet Divanının Yargı Yetkisi”, Avrupa Toplulukları Konusunda Araştırmalar, Maliye ve Gümrük Bakanlığı Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Kurulu Yayın No:1988/303, Eylül 1988, s. 411

28 ÖZBAKAN, s. 411, 412; AZRAK Ali Ülkü, Avrupa Topluluklarında İdari Yargının Genel Esasları, İstanbul, 1982; ARAT, Tuğrul, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Ankara 1989, s. 101

29 ÖZBAKAN, s. 411, 412 30 ARAT, s. 101

31 ARSAVA, s. 17; LASOK K.P.E/ LASOK Dominik, Law and Instutions of the European Union, Butterworths Group, United Kingdom 2001, s. 322

(23)

başvurusunun, farklı çıkarların çatıştığı ve değerlendirildiği bir dava olmayıp, sadece objektif bir değerlendirme yapılmasına hizmet eden tespitten ibaret olduğu savunulmaktadır32. Andlaşmaların ihlali davaları, iptal davaları, hareketsizlik davaları,

tazminat davaları, özel kişilerce açılacak davaların sınırlandırılması, hukuka aykırılık iddiası ve temyiz başvurusu ise ATAD’ın çekişmeli yargı yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir33. Bu çerçevede, ön karar usulü, ulusal mahkemelerde görülen davanın bir bölümünü oluşturmakta olup, ulusal mahkemelerde dava devam ederken, ATAD’na ön karar usulü kapsamında başvurularak yorum veya geçerlilik denetimi yapması talep edilmektedir. Bu kapsamda, ön karar usulü, topluluk hukukunun yeknesaklığının sağlanmasına hizmet edip, bu konuda objektif bir değerlendirme yapılmasını sağlamaktadır34.

Ön karar usulü başvurusunda, karşı taraf olmadığı gibi bir başkası ile ATAD tarafından çözümlenecek bir menfaat kavgası da mevcut değildir. Bu kapsamda, ön karar usulünün çekişmez yargı kapsamına daha yakın olduğu düşünülse de “ön karar usulü” ‘nün dava kavramı içinde değerlendirilmesinin uygun olmadığı, bunun aksine ara bir prosedür olarak değerlendirilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyim. Zira; Topluluk hukukuna özel bir usul olup, Toplulukların gelişimi esnasında giderek daha fazla önem taşıdığı da vurgulanmaktadır35. Bunun yanında, ön karar usulünde, ATAD’na başvuracak olanlar davacı sıfatına haiz gerçek veya tüzel kişiler değil, ulusal bir mahkeme veya yargı merciidir. Ayrıca, gerek mevcut kaynaklarda gerekse istatistiklerde, davalar ile ön karar usulü başvuruları ayrı incelenmektedir. Ön kararın, ister çekişmeli ister çekişmesiz yargı kapsamında dava olarak değerlendirilmesi düşünülseydi, ön karar usulü de diğer davalarla birlikte düzenlenirdi.

32 ARSAVA, 1989, s.17

33 KAPTEYN P.J.G / THEMAAT van Ver Loren, Introduction To The Law Of European Communities, Kluwerlaw Publishing, London 1998, s. 448-491

34 ARSAVA, s. 17, 18 35 HOLTMANN, s. 75

(24)

B. ÖN KARAR USULÜNÜN TÜRLERİ

Ön karar usulünün süre gelen uygulamasında da, bir yeknesaklık söz konusu olmayıp, bu uygulamanın üç farklı çeşidi içerdiği söylenmektedir36. Amsterdam andlaşmasından önce, sadece topluluğun birinci sütununa giren konularda başvuru imkanı mevcut iken, Amsterdam Andlaşması ile getirilen değişikliklerle Topluluğun üçüncü sütununa giren bazı37 konularda da, ön karar usulüne başvuru imkanı getirilmiştir.

1. Topluluğun Birinci Sütununa Giren Konulara İlişkin Ön Karar Usulü

Ön karar usulünün ilk türünü, 234. madde düzenlemesi oluşturmaktadır. Bu tür ön karar usulünde, topluluğun birinci sütununa giren konularda -yani Avrupa Toplulukları sütunu ile ilgili olarak, ancak 61.- 69. maddeler haricinde- başvuru imkanı sağlamaktadır38.

2. ATA’nın 68. Maddesi Kapsamına İlişkin Ön Karar Usulü(ATA’nın 61-69 maddelerine Giren Konulara İlişkin Ön Karar Usulü)

Ön karar usulünün ikinci türü ise, ATA ‘nın dördüncü başlığı39 altındaki 61-69 maddeleri arasında yer alan vize, sığınma, göç ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin diğer politikalar hakkında yapılan ön karar başvurularını içermektedir. Amsterdam Andlaşması, topluluğun üçüncü sütununa giren bu konuları topluluğun birinci sütununa aktarmıştır40. Bu çerçevede 234. madde, dördüncü başlığın 68. maddesine göre

36 CRAIG, Paul/ BURCA DE, Grainne, European Union Law Text - Cases And Materials, Sweet &Maxwell, London 2003, s. 433

37 vize, sığınma, göç ve kişilerin serbest dolaşımına ilişkin diğer politikalar Topluluğun üçüncü sütunundan alınarak birinci sütununa aktarılmıştır ve ATA’nın 61-69 maddeleri arasında yani bir başlık altında düzenlenmiştir.

38 CRAIG/ BURCA, s. 433, 434

39 Avrupa Topluluğu Andlaşması’nın 4. başlığı: Vize, Sığınma, Göç ve kişilerin Serbest Dolaşımına İlişkin Diğer Politikalar

(25)

uyarlanmıştır41. Buna göre, bu başlığın yorumlanması veya bu başlığa dayanılarak topluluk kurumları tarafından çıkarılan tasarrufların geçerliliği veya yorumuna ilişkin sorun, ulusal hukuka göre kararlarına karşı kanun yolu kapalı olan bir ulusal mahkemede ileri sürüldüğünde, bu mahkeme kendi kararını vermek için konuya ilişkin bir ön karara gerek duyarsa, ATAD’dan bu konuda karar vermesini talep eder. Söz konusu durum ATA’nın 234. maddesinde yer alan genel anlamda anladığımız ön karar usulü başvurusundan farklıdır. Çünkü ATA’nın 234. maddesinde yer alan ön karar usulünde, her türlü mahkeme veya yargı merciinin ön karar usulüne başvuruyu isteme konusunda takdir hakkı bulunmaktadır. ATA’nın dördüncü başlığının yorumlanması veya Topluluk kurumlarının bu başlık kapsamında yaptığı işlemlerinin yorumlanması veya geçerliliği ile ilgili bir sorunun, ulusal mahkeme veya yargı mercii önünde görülmekte olan bir davaya ilişkin olarak gündeme gelmesi ve söz konusu davanın karara bağlanması için de bu sorununun yanıtlanması gerekli ise, ön karar usulü kapsamında bu sorunun ATAD’na yöneltebilecek olan sadece ulusal hukuka göre kararlarına karşı kanun yolu kapalı olan ulusal mahkemeler veya yargı merciileridir. İlk derece mahkemelerine, bu tür ön karar usulü başvurusunda bulunma hakkının tanınmamış olmasının sebebi, vize, göç, iltica vs. konuları ilgili olarak ATAD’na gereksiz ve çok sayıda ön karar usulü başvurusunda bulunulmasının önlenmek istenmesidir42. Bunun yanında, ATA’nın 68. maddesinin 2.

bendinde düzenlendiği üzere, üye devletlerin kamu düzeninin ve iç güvenliğinin söz konusu olduğu durumlarda ATA’nın 62. maddesi kapsamında alınan önlem ve kararlar konusunda ATAD’nın karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Ayrıca, ATA’nın 68. maddesinin 3. bendinde düzenlendiği üzere, bu ön karar usulü türü kapsamında, Konsey, Komisyon veya üye devletler, ATA’nın dördüncü başlığının veya bu başlığa dayanılarak çıkarılan Topluluk işlemlerine ilişkin soruların yorumlanmasını herhangi bir dava ile bağlı olmaksızın bağımsız olarak ATAD’dan isteyebilme hakkına da haizdirler43. Bunun yanında, ATA’nın 68. maddesinin 3. bendinin son cümlesinde de belirtildiği üzere, söz konusu talep üzerine ATAD tarafından verilen karar, ulusal mahkemelerce kesin hüküm teşkil eden kararlara uygulanamaz.

41 CRAIG/ BURCA, s. 434 42 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 261 43 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 261

(26)

3. ABA’nın 35. Maddesi Kapsamına Giren Konulara İlişkin Ön Karar Usulü Ön karar usulünün üçüncü türü ise, Maastricht Andlaşmasının (ABA) 3544.

maddesi ile getirilmiş olup, söz konusu madde Amsterdam Andlaşması ile de değiştirilmiştir. “Adalet ve içişlerinde işbirliği” başlığını taşıyan üçüncü sütun Amsterdam Andlaşması ile “Cezai alanda polise ilişkin hususlarla adli konularda işbirliği” olarak değiştirilmiştir. ATAD’nın, Topluluğun üçüncü sütunu kapsamında olan “Cezai alanda polise ilişkin hususlarla adli konularda işbirliği”’ne ilişkin hükümler üzerinde yargı yetkisi bulunmamaktadır. ABA’nın 35. maddesinde düzenlendiği üzere, bu konu üçüncü sütun içinde düzenlenmiş olmasına rağmen, üye devletler yapacakları bir deklarasyon ile söz konusu alanlarda, ATAD’nın ön karar usulü kapsamındaki yargı yetkisini kabul edebilirler. ABA’nın 35. maddesinde düzenlenen koşulların yerine getirilmesi şartı ile, polise ilişkin hususlarla adli konularda işbirliğinin düzenlendiği bölümde yer alan konvansiyonların yorumu ve bu konvansiyonların uygulanması

44 ABA’nın 35. maddesi: 1.ATAD, bu maddede belirtilen koşullara bağlı olarak, çerçeve kararların ve bu Başlık altında kurulan konvansiyonların yorumlanmasına dair kararların geerliliğine ve yorumlanmasına ve onları yürürlüğe koyan önlemlerin geçerliliği ve yorumlanmasına air ön karar vermeye yetkilidir. 2. Amsterdam Andlaşması’nın imza edilme aşamasında veya daha sonra herhangi bir zamanda yapılan bir beyanla, her üye devlet 1. bende yer verilen ATAD’nın ön karar verme yetkisini kabul eder. 3. 2. bend uyarınca beyanda bulunan üye devlet, a) Söz konusu devletin kararlarına karşı kanun yolu kapalı olan herhangi bir mahkemesinin önünde görülmekte olan bir davada 1. bende belirtilen bir tasarrufun geçerliliği veya yorumlanması ile ilgili bir sorunun ileri sürülmesi halinde, söz konusu mahkeme kararını verebilmek için bu sorunun cevaplanmasını gerekli görür ise, ATAD’na ön karar usulü başvurusunda bulunabilir. b) Söz konusu devletin herhangi bir mahkemesi önünde görülmekte olan bir davada, 1. bende belirtilen bir tasarrufun geçerliliği veya yorumlanması ile ilgili bir sorunun ileri sürülmesi halinde, söz konusu mahkeme kararını verebilmek için bu sorunun cevaplanmasını gerekli görür ise, ATAD’na ön karar usulü başvurusunda bulunabilir. 4. 2. bendde uyarınca bir beyanda bulunan veya bulunmayan her üye devlet, 1. bendeki durumlarda, ATAD’na dava beyanlarını veya yazılı gözlemlerini sunma hakkına sahiptir. 5. ATAD, bir üye devletin polisi veya diğer kolluk güçleri tarafından yürütülen faaliyetlerin geçerliliğini veya orantılılığını veya hukukun ve düzenin muhafaza edilmesine ve iç güvenliğin korunmasına ilişkin üye devletlerin üstüne düşen sorumluluklarına ilişkin faaliyetlerini denetleme yetkisine haiz değildir. 6. ATAD, bir üye devlet veya Komisyon tarafından yetkisizlik, temel usul kurallarının ihlali, bu Andlaşma’nın veya onun uygulanması ile ilgili herhangi bir hukuk kuralının ihlali veya yetkisinin kötüye kullanılması iddiasıyla, çerçeve kararlara ve kararlara karşı açılan davalarda, bunların geçerliliğini denetlemekle yetkilidir. 7. ATAD, 34. maddendin 2. bendi kapsamında benimsenen işlemlerin yorumlanmasına veya uygulanmasına ilişkin olarak üye devletler arasındaki herhangi bir anlaşmazlık hakkında, bu anlaşmazlığın üye devletlerden biri tarafından Konseye iletilmesini izleyen altı aylık süre zarfında Konsey tarafından çözümlenememesi halinde, karar vermeye yetkilidir. ATAD, bu Andlaşma’nın 34. maddesinin 2. bendinin d fıkrası uyarınca oluşturulan konvansiyonların yorumlanmasına ve uygulanmasına ilişkin olarak üye devletler ve Komisyon arasındaki anlaşmazlıklar hakkında da karar vermeye yetkilidir. (Bkz. REÇBER Kamuran, Avrupa Birliği Mevzuatı, Ezgi Kitabevi Yayınları, Bursa 2003.)

(27)

hakkındaki düzenlemelerin yorumu ve geçerliliği konusunda da ATAD yetkili kılınmıştır45.

III. ÖN KARAR USULÜNÜN TOLULULUK HUKUKUNDAKİ ROLÜ VE ÖNEMİ

Topluluk Hukukunun, üye devletlerin yargı sisteminde uygulanabilirliğinin sağlanmasında ön karar usulünün önemi büyüktür. ATAD’nın üye devlet yargı sistemine katılımı ön karar usulü ile sağlanmaktadır46. ATAD, ulusal hukuklar üzerinde, ATA 230. ve 234. maddeleri kapsamında dolaylı etkiye sahip olmaktadır. ATA 230. madde kapsamında, ATAD sahip olduğu iptal yetkisi ile iptal davalarına bakarak Topluluk hukukunun uygulanmasındaki aksaklıkları gidermektedir. ATAD’nın Topluluk mevzuatının geçerliliğine göre verdiği kararları evrensel anlamda etkiye sahiptir. Yani, bu kararların etkisi “erga omnes” mahiyet taşımaktadır47. Ulusal Mahkemelerin topluluk hukukunun yorumu konusundaki başvurularında, ATAD’nın yaptığı yorum doğrudan etkiye sahip olup, aynı zamanda diğer ulusal mahkemeleri de bilgilendirici niteliktedir.

ATAD’ın ön karar usulü başvurusu sonucunda verdiği kararlar ulusal hukukla Topluluk hukukunun entegrasyonunu sağlayıp Topluluk hukukunun tüm üye devletlerde yeknesak uygulanmasına hizmet etmektedir.

Topluluk hukukunun, uygulanabilirliği bakımından bazı durumlarda, yorum, geçerlilik kadar önem taşımaktadır. Şöyle ki, çok sınırlayıcı bir yorum yapılması, ismen “yorum” olarak ifade edilse de, uygulamada “geçersizlik “ sonucunu doğurabilecektir. Bu sebeple aynı şekilde yorumlanma, aynı şekilde uygulanmanın önkoşullarından biri haline gelmektedir. Nitekim ATAD’ın kendisinin de ifade ettiği gibi:

45 TEKİNALP / TEKİNALP, s. 36 46 LASOK / LASOK, s. 355, 356 47 LASOK / LASOK, s. 355

(28)

“177. madde, Andlaşmalar ile oluşturulan Topluluk müktesebatının topluluk karakterinin oluşturulup korunması ve bütün koşullarda üye devletlerin tümünde yeknesak uygulamanın sağlanması için gereklidir.”

Federal yapıya sahip olmayan Toplulukta, federal bir mahkemenin de bulunmaması nedeniyle, yeknesaklığı sağlamada, ATAD’nın ön karar usulü çerçevesinde verdiği kararlarının önemi daha da artmaktadır. Nitekim gerek Topluluk müktesebatının kapsamının genişliği, gerekse Topluluğun farklı resmi dillerinde pek çok belgenin varlığının yarattığı karmaşa karşısında, Customs & Excise v. Smex kararında ATAD’nında belirttiği gibi, ATAD, Topluluk müktesebatı ile ilgili soruların cevaplanması konusunda, herhangi bir ulusal mahkeme veya yargı merciine nazaran çok daha donanımlı bulunmaktadır 48.

ATAD, Topluluk hukukunun ulusal düzeyde etkin ve yeterli bir şekilde uygulanmasının önemi ve gerekliliğini süre gelen içtihatlarında vurgulamaktadır49. Hatta, ATAD ulusal mahkemelerden, ulusal hukukun belli durumlarda imkan vermediği tazminat, geçici yardım gibi hukuki olanakları bile Topluluk hukukunu gözeterek bu kapsamda uygulamalarını talep etmektedir50. ATAD, çeşitli içtihatlarında da Topluluk hukukunun ihlali halinde ulusal mahkemelerden tazminata hükmetmelerini talep etmiştir ve etmektedir51.

Ön karar usulü başvurusu yapıldığında, bu durum ATAD katibi tarafından taraflara, üye devletlere, Komisyona ve ön karar başvurusuna konu olan işlem Konsey işlemi ise Konseye de bildirilmektedir. Bu bildirimi alan taraflar da görüşlerini ve sunumlarını ATAD’na yapmaktadırlar. Bu bildirimler sayesinde ön karar usulü başvurusu, sadece taraflar ve mahkemeler arasındaki bir prosedür olmaktan çıkıp tüm Topluluğu ilgilendiren bir prosedür haline gelmektedir. Böylece, üye devletlerde hukukun uygulayıcısı olan yargıçların ATAD ile işbirliği halinde çalışmaları ve tüm üye

48 BROWN / KENNEDY, s. 210 49 CRAIG/ BURCA, s. 230 50 CRAIG/ BURCA, s. 230 51 CRAIG/ BURCA, s. 230

(29)

devletlere ve Topluluk organlarına kendi görüşlerini bildirme imkanı sağlanmaktadır. Andlaşma, ön karar usulünü ulusal mahkemeler veya yargı merciileri ile ATAD arasındaki koordinasyonu ve Topluluk hukukunun yeknesak uygulanmasını sağlamak için özellikle oluşturmuştur. Ayrıca Andlaşma, Topluluk hukukunu yorumlamada ATAD’ın üstünlüğüne yer vererek tek yetkili olduğunu da belirtmektedir52.

IV. BİREYSEL HAKLARIN KORUNMASI AÇISINDAN ÖN KARAR USULÜ A. DOĞRUDAN ETKİ PRENSİBİ

1. Genel Olarak

Topluluk hukukunun özelliklerini açıklamadan önce uluslar arası hukuk ile iç hukuk arasındaki ilişkiye hakim olan iki yaklaşımdan kısaca bahsedilmesinde yarar vardır. Uluslar arası hukuk ile iç hukuk arasındaki ilişkiyi açıklamak için dualist ve monist olmak üzere iki yaklaşım geliştirilmiş olup, Dualist yaklaşıma göre53, uluslar arası hukuk ile iç hukukunun birbirinden farklı ve bağımsız iki ayrı hukuk düzenini oluşturmaktadır. Monist yaklaşım da ise, uluslar arası hukuk ve iç hukuk düzenleri bazı farklılıklara sahip olmalarına rağmen tek bir hukuk düzeninin parçalarını oluşturduğunu ifade etmektedir54.

Topluluk hukukunun ise üye devletlerin ulusal hukuklarından üstün olmasına karşın, üye devletlerin kendi ulusal hukukları gibi uygulayabildikleri kendine özgü yapıya sahip uluslar üstü bir hukuk olduğu kabul edilmektedir55. Topluluk hukuku ile

üye devlet hukukları arasındaki ilişkide monist yaklaşımın hakim olduğu, AT Andlaşmasında da gerek sarih gerekse zımni olarak da belirtilmiştir56.

52 LASOK / LASOK, s. 358

53 PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk Dersleri I. Kitap, Turhan Kitapevi, Ankara 2001, s. 17 54 PAZARCI, s. 17

55 ÖZKAN, Işıl, “Avrupa Topluluğu Hukuku ile Üye Devletler Ulusal Hukukları Arasındaki İlişkiler”, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Prof. Dr. Aslan Gündüz’ün Anısına Armağan, S. 1-2, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Münasebetler Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara 2005-2006, s. 284

(30)

Topluluk hukuku ile ulusal hukuklar arasındaki ilişkiye topluluk hukukunun birliği, özerkliği, üstünlüğü, doğrudan etkililiği, doğrudan uygulanması, ilkeleri hakimdir. Topluluk hukukuna hakim olan ilkelerden olan topluluk hukukunun doğrudan uygulanması ve doğrudan etkiye sahip olması, genellikle birbirine karıştırılan kavramlardır. Topluluk hukukunun doğrudan uygulanması, topluluk hukukunun aynı zamanda üye devletlerin iç hukukuna da dahil olmasından dolayı ayrıca ulusal bir norm oluşturulmasına gerek olmamasını ifade etmektedir. Örneğin, topluluk andlaşmalarının doğrudan uygulanması ve bu andlaşmaların topluluk resmi gazetesinde yayınlanmasından sonra , üye devlet iç hukukunda bir onay veya yayın prosedüründen geçmeden üye devlet iç hukuklarının bir parçası haline gelmesi olarak tanımlanmaktadır57.

Topluluk hukukunun doğrudan etkiler doğurması ise topluluk normunun gerçek veya tüzel kişiler lehine haklar ve yükümlülükler doğurmasıdır. Bu da dolayısıyla topluluk normunun gerçek ve tüzel kişiler tarafından ulusal mahkemelerde ileri sürülebilmesine imkan tanımaktadır. Doğrudan etki, yatay ve dikey doğrudan etki olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Topluluk hukuku kapsamında doğrudan etkiye sahip kurallardan ileri gelen haklar, üye devlet-birey ilişkisinde ileri sürülebiliyorsa dikey doğrudan etki’den, birey-birey ilişkisinde ileri sürülebiliyorsa yatay doğrudan etkiye sahip kuralların varlığından söz edilir58. Topluluk andlaşmaları dikey ve yatay doğrudan etkiye de sahip olabilmektedir. İşbu anlaşmalar ise, hem üye devlet-birey ilişkilerinde hem de birey-birey ilişkisinde bireylerin de ileri sürebileceği hak ve yükümlülükler de içermektedir59.

2. Topluluk Andlaşmasi Hükümlerinin Doğrudan Etkisi

Doğrudan etki, sadece topluluk hukukuna özgü bir kavram olmayıp, uluslar arası hukukta da bilinmekte ve uygulanmaktadır. Uluslar arası Sürekli Adalet Divanı da,

57 ÖZKAN, 2005-2006, s. 287 58 TEKİNALP / TEKİNALP, s. 120 59 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 126

(31)

uluslar arası anlaşmanın düzenlemelerinin taraflarca şekillendirilmek istenmesi halinde, işbu hükümlerin taraflar arasında hüküm ifade edeceğinden ötürü, kişisel haklar yaratan işbu anlaşmanın ulusal mahkemelerce de uygulanabileceğini hüküm altına almıştır60.

Doğrudan etki, topluluk hukukunda bir prensip iken, uluslar arası hukukta bir istisnadır. Doğrudan etki prensibi, ATAD içtihatları ile yaratılmış bir prensiptir61.

ATAD, Van Gend en Loos Davasında62 topluluk andlaşmalarından biri için ilk kez belirlediği doğrudan etkililik koşullarını, özellikle ön karar usulü ile gelen davalarda olmak üzere aşağıda maddeler halinde belirtildiği üzere, ortaya koymuştur. Bunlar,

1.Andlaşma hükmünün içerdiği yükümlülüğün açık ve eksiksiz olması, 2. Andlaşma hükmünün içerdiği yükümlülüğün koşulsuz olması,

3. Andlaşma hükmünün uygulanmasında gerek topluluk organlarının gerekse üye devletlerin takdir hakkının bulunmaması,

şeklinde belirtilmiştir.

3. Topluluk Işlemlerinin Doğrudan Etkisi

Topluluk andlaşmaları dışında topluluk işlemleri de doğrudan etkiye sahip olabilmektedir.

a.Topluluk Tüzüklerinin Doğrudan Etkisi

ATA md. 249’de belirtildiği üzere, Topluluk tüzükleri genel kapsama sahip, bütün yönleriyle üye devletleri bağlayıcı niteliğe haiz, ve bütün üye devletlerde doğrudan uygulanan hukuki tasarruflardır. Tüzükler, AT resmi Gazetesinde yayınlandıktan 20 gün sonra veya tüzükte belirtilen tarihte, bütün üye devletlerde yürürlüğe girmektedir. Tüzüklerin, üye devletlerde uygulanması için herhangi bir iç hukuka geçirme işlemi gerekli değildir63. Topluluk tüzükleri, genel kurallar içeren, soyut, nesnel ve süreklilik arzeden niteliğe haiz topluluk işlemleridir.

60 ÖZKAN, 2005-2006, s. 288

61 CUTHBERT, Mike, Europen Union Law in a Nutshell, Sweet & Maxwell, London 2003, s. 39 6226/62 sayılı Van Gend en Loos/Nederlandse Administratie der Belastigen kararı, [ATKD (1963) 3] 63 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 129, ADAOĞLU, s. 31

(32)

Yukarıdaki açıklamalara ek olarak, topluluk tüzüklerinin doğrudan etkiye sahip olduğu da kabul edilmektedir64. Topluluk tüzükleri, hem devlet-kişiler arasındaki dikey doğrudan etkiye hem de birey-birey arasındaki yatay doğrudan etkiye sahip olmaktadırlar65.

b.Topluluk Direktiflerinin Doğrudan Etkisi

ATA. Md. 249’da belirtildiği üzere, direktifler hedeflenen sonuçlar bakımından üye devletleri bağlayıcı olan ancak uygulamalarına ilişkin şekil ve yöntemleri ulusal makamlara bırakan işlemlerdir. Bu niteliğinden ötürü, direktifler tüzükler gibi doğrudan uygulanabilir niteliğe haiz değildir. Direktiflerin, üye devletler tarafından, süresi içinde iç hukuku geçirilmesi gerekmektedir. İç hukuka geçirme işlemi gerçekleştirilmedikçe, direktifler doğrudan etkiye sahip olamamaktadır.

Üye devletin, kendisine verilen süre içinde, içeriği koşulsuz ve yeterince açık olan direktifleri iç hukuka aktarmaması ya da yanlış ve eksik aktarması halinde, üye devlet mahkemelerinin söz konusu direktifi önündeki olaya doğrudan uygulayabileceği hususu, ATAD’ın yerleşmiş içtihatları ile kabul edilmiştir. Zira, bununla üye devletin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesinden kaynaklanan hakkı kaybının önlenmeye çalışıldığı sonucu çıkarılabilir.

Özetle, direktif açık, koşulsuz ve takdir hakkına yer vermeyen bir yükümlülükler içeriyorsa, işbu direktifin dikey doğrudan etkiye sahip olduğu kabul edilmekle birlikte, yatay doğrudan etkiye sahip olduğu kabul edilmemektedir66.

c.Topluluk Kararlarının Doğrudan Etkisi

ATA Md. 249’da belirtildiği üzere, kararlar yöneltildiği muhataplar açısından, tüm yönleriyle bağlayıcıdır ve üye devletlere ya da bireylere yönelik olmaları mümkündür.

64 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 131, ÖZKAN, 2005-2006, s. 289 65 ÖZKAN, 2005-2006, s. 289

(33)

Üye devletlere yönelik kararların doğrudan etki yaratabileceği ve bu kararların da, açık, koşulsuz ve takdir yetkisine yer vermeyecek nitelikte yükümlülükler içermesi halinde mümkün olmaktadır ve bu koşul gerçekleştiğinde, bireyler, doğrudan etkiye sahip bu kararları, ulusal mahkemeler önünde de ileri sürebilmektedirler67. Topluluk kararlarının, doğrudan etkiye sahip olmasının hukuksal dayanağını, işlemin bağlayıcılık gücü ve “yararlı etkisinin” sağlanmasının gerekliliği oluşturmaktadır68.

Bireylere yönelik kararların, her somut olay içinde bireyler için yükümlülükler veya bağışıklıklar getirmesi mümkündür. Bireylere yönelik kararların yatay ve dikey doğrudan etkiye sahip olmadığı savunulmakla beraber69, bu tip kararların yatay doğrudan etkiye sahip olmasının gerektiğini savunan görüşlerde bulunmaktadır70.

d.Topluluğun Taraf Olduğu Uluslar arası Andlaşmaların Doğrudan Etkisi

Topluluğun taraf olduğu uluslar arası anlaşmanın amacı, hükümlerinin, genel yapısı, içeriği de doğrudan etkiye sahip olup olmadığının belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. ATAD, uluslar arası anlaşmaların türüne göre, doğrudan etkiye sahip olup olmadığını belirlemektedir71. ATAD, bazı ortaklık , serbest ticaret bölgesi kuran, işbirliği anlaşmalarının doğudan etkiye sahip olduğunu belirten hükümler vermiştir72. B. DOĞRUDAN ETKİ PRENSİBİBİN ÖN KARAR USULÜNE ETKİSİ

Doğrudan etki prensibi, Topluluk hukukunun gelişiminde büyük öneme sahiptir73. ATAD, Topluluk hukukunun üstünlüğü kadar topluluk hükümlerinin

etkinliğini sağlamak için ön karar usulünü kullanmaktadır. ATAD önüne gelen,

67 ÖZKAN, 2005-2006, s. 292; TEKİNALP/TEKİNALP, s. 140, 141 68 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 141

69 TEKİNALP/TEKİNALP, s. 142

70 ÖZKAN, 2005-2006, s.. 292, 293; WEATHERILL Stephan/BEAUMONT Paul, EU Law, London, 1999, s. 415

71 ÖZKAN, 2005-2006, s. 293

72 ÖZKAN, 2005-2006, s.293; TEKİNALP/TEKİNALP, s. 142 73 CUTHBERT, s. 39

(34)

Topluluk hukukuyla ilgili olan en önemli davaların ağırlığını, ön karar usulü dahilinde verilen kararlar oluşturmaktadır. Üye devletlerde bulunan gerçek ve tüzel kişiler, Topluluk hukukundan kaynaklanan haklarını ulusal mahkemeler önüne dava yoluyla talep edebilirler74. Ulusal mahkemelerde görevli yargıçların aldıkları hukuk eğitimi ışığında, Topluluk hukukunu aynı şekilde yorumlamaları çok güç olup, ön karar usulü ile işbu yorum farklılığının önüne geçilmek istenmiştir. Her ne kadar nihai kararı, ulusal mahkeme veya yargı mercii vermekte ise de, söz konusu ulusal mahkeme veya yargı mercii Topluluk hukukunun yorumu ve geçerliliği hususu ile ilgili olarak ATAD’na ön karar usulü çerçevesinde başvurmak imkanına sahiptir.

ATAD, Van Gend en Loos kararında ilk kez, bir Topluluk hukuku düzenlemesinin “doğrudan etki doğurduğu ve üye devletlerin koruması gereken bireysel haklar yarattığı” ifadesine yer vermiştir. ATAD, bu kararı, 177. madde dahilindeki yargılama yetkisi ile doğrudan yargılama yapma yetkisi arasındaki bağlantıya da açıklık getiren bir mahiyet taşımaktadır. Burada sadece Üye devletlere yada Komisyona bırakılan bir başvuru yetkisinin etkinliğinin yetersizliğine işaret edilmektedir. Bu tür bir başvuru keyfi ve politik koşullardan etkilenebilecek bir başvuru olabileceğinden hareketle yetersiz görülmüştür75.

Topluluk hukukunun doğrudan etkisi kavramı, ATAD’nın ön karar usulü dahilinde verdiği kararlarla önemli bir bağlantıya sahip olmakta ve bireylerin haklarının ve yükümlülüklerinin kapsamının belirlenmesinde önemli bir işlev görmektedir. Bireylerin, ATAD önünde, Devletin hukuka aykırı davranışları karşısında herhangi bir doğrudan başvuru imkanları bulunmamakta, bu başvuru ancak üye devlet mahkemelerinin 177. maddeyi (yeni 234) kullanarak ATAD’a başvurmaları yoluyla dolaylı da olsa sağlanabilmektedir76.

74 KABAALİOĞLU, Haluk, Avrupa Birliği ve Kıbrıs Sorunu, Yeditepe Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1997, s. 273

75 BROWN/KENNEDY, s. 220 76 BROWN/KENNEDY, s. 220

(35)

Bu çerçevede, Topluluk hukukunun bireylere tanıdığı haklar, ulusal mahkemelerin gerekli gördüğü hallerde üstteki açıklamalar dahilinde korunabilmektedir. Ancak bu doğrudan etki prensibi de bazı sınırlara tabi tutulmuştur. Örneğin, R.J. Banks & Company v. Britisch Coal Corporation davasında77, AKÇT Andlaşmasının 4. maddesinin d bendi, 65. ve 66. maddelerinin yorumu ihtiyacı çerçevesinde İngiliz Yüksek Mahkemesi, ATAD’na ön karar usulü çerçevesinde başvuruda bulunmuştur. ATA’nın 3. maddesinin f bendi, 81 ve 82. maddeleri ( eski madde numaraları ile 85 ve 86. maddeler) gibi düzenlemeler ile AT, rekabetin işletmelerin faaliyetleri ile tahrifatını engellemeye yönelik düzenlemeler getirme amacını gütmüştür. Buna rağmen ATAD, konu ile ilgili olarak sadece Komisyon’un ( İlk Derece Mahkemesi ve ATAD gözetimine tabi olmak üzere) mevcut bir sözleşmenin AKÇT Andlaşması’nın 65. maddesine aykırılığının ve hakim durumun bu andlaşma amaçlarına aykırı biçimde kullanıldığının değerlendirilmesi hususunda münhasır yetkiye haiz olduğunu ve bu sebeple, bireylere üye devlet mahkemeleri önünde doğrudan talep hakkı vermediğine hükmetmiştir78. Ayrıca, Faccini Dori davasında da79, direktiflerin yatay doğrudan etkisi tartışılmıştır. Dava kapsamındaki olayda Faccini Dori isimli bir bayan, Milan tren garında bir satış elemanı tarafından uzaktan eğitimi içeren bir dil kursuna katılımı içeren bir sözleşmeyi yapmaya ikna edilmiştir. Birkaç gün sonra ise fikrini değiştirerek 82/577 Sayılı Tüketicinin Korunmasına dair bir Direktifin, iş harici yapılan sözleşmelerde tüketicinin korunmasına dair bir hükmüne dayanarak sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istemiştir. Bu direktifin 5. maddesinde, tüketicilerin 7 günden az olmayacak şekilde üye devletçe belirlenmiş olan bir süre dahilinde ihtar çekerek bu tür sözleşmelerden dönebileceği hükmü yer almaktadır. Ancak olayda, üye devlet, iç hukuka aktarım süresi geçmiş olmasına rağmen ilgili hükmü iç hukuka aktarmamıştır. Ulusal mahkeme ise, bir bireyin, diğer bir bireye karşı iç hukuka aktarılmamış bir direktif hükmüne dayanmasının mümkün olup olmadığının yorumu için ATAD’na başvurmuştur. ATAD, bu yargılamada hukuk sözcülerinin ısrarlı tutumlarına rağmen,

77 C-128/92 sayılı R.J. Banks & Company v. Britisch Coal Corporation kararı, [ATKD (1994) I-1209] 78 BROWN/KENNEDY, s. 220

(36)

kararlı bir şekilde 189. maddenin katı yorumlanması gerektiğine dayanmıştır. Bu anlamda ATAD, doğrudan etki prensibinin bu şekilde genişletici biçimde yorumlanmasının, bireylere doğrudan etkili olabilecek ve sadece Tüzükler yolu ile yapılabilecek düzenlemelerin bulunduğu alana müdahale teşkil edeceğini belirtmiştir. ATAD, buna ek olarak , bu kararında üye devlet iç hukuk düzenlemelerinin mümkün olduğu müddetçe Topluluk direktifini hayata geçirecek şekilde yorumlanması gerektiğini de tekrar vurgulamayı ihmal etmemiştir80.

C. BİREYSEL HAKLARIN ÖN KARAR USULÜ İLE KORUNMASI

Önkarar usulü aynı zamanda bireysel hakların korunmasının sağlanması bakımından da önem taşımaktadır; çünkü ön karar usulü dahilindeki, gerçek veya tüzel kişiler tarafından ileri sürülen ve butlan sebebi ile ATAD tarafından incelenemeyen normatif tasarrufların da ATAD tarafından incelenmesine bu usul vesile olmaktadır81.

Topluluk hukukunun üye devletlerde uygulanıp uygulanmadığının denetimi ATA’nın 226-228. maddelerinde düzenlenen ihlal davası ve ATA’nın 234. maddesinde düzenlenen ön karar usulü ile sağlanmaktadır. Bu denetimin sağlanması için söz konusu bu iki mekanizmadan birine başvurulmasının diğerini engelleyici herhangi bir etkisi bulunmamaktadır82.

Bir üye devlet, topluluk hukuku gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği takdirde bu devlete karşı Komisyon veya diğer bir üye devlet tarafından ATAD’da ihlal davası açılabilmektedir. Bu denetim türünün işletilmesi Komisyonun veya diğer bir üye devletin takdirine bırakılmıştır. Ayrıca bireylerin bu denetim yoluna, doğrudan başvurma imkanı bulunmayıp sadece Komisyona şikayet etme imkanları bulunması nedeni ile dolaylı bir katılımları söz konusu olmaktadır. Zira üye devletler veya komisyon açısından ihlal davası açılması için yeterince ciddi görülmeyen bir

80 BROWN/KENNEDY, s. 221

81 UNKIRCH, Robert, “Das Vorabentscheidungsverfahren nach Art. 234 EG und die Rechtsposition des Einzelnen”, Juristische Reihe TENEA, Vol. 116, Berlin 2006, s. 1; SCHWEITZER / HUMMER, s. 158 82 BAYKAL, s.19

(37)

konunun bireysel haklara ciddi zarar vermesi de olasıdır. Bu yanında ATAD, üye devletin ihlalini açılan dava da tespit etse dahi ATA’nın 228. maddesi kapsamında yer alan para cezasına ilişkin yaptırım, hakları ihlal olan bireylerin zararlarını telafi etmede yetersiz kalmaktadır83.

Topluluk hukukunun üye devletlerde yeknesak uygulanmasının ve bu hukuktan doğan bireysel hakların etkin bir biçimde uygulanmasının kısmen de olsa denetimi ATA’nın 234. maddesi kapsamında düzenlenen ön karar usulü ile sağlanmaktadır84. Zira

ön karar usulünün esas amacı topluluk hukukunun tüm üye devletlerde yeknesak yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlamaktır. Ancak bunun yanında bireysel hakların korunmasına da dolaylı olarak aracılık etmiş olmaktadır. Ön karar usulünün, bireysel hakların korunmasına dolaylı aracılık etmesi, bu usule başvurunun giderek artmasına sebep olmuştur85. Bu durum ile ilk kez Van Gend en Loos davasında sadece üye

devletlerin değil bireylerin de ulusal makamlar önünde haklar ileri sürebileceğinin kabul edilmesi sağlanmıştır86. Topluluk hukukunun üye devletlerde doğrudan etkili olmasından dolayı, bireyler topluluk hukukundan kaynaklanan bu haklarını talep edebilmektedirler.

Roma andlaşmasına göre bireylerin topluluk işlemlerine karşı doğrudan ATAD’a başvurma hakları yoktur87. Ön karar usulü sayesinde, topluluk hukukunun içeriğinin belirlenmesi ve topluluk hukukuna aykırılığın tespitinin sağlanmasına bir ölçüde bireylerin katılımı sağlanabilmiştir. Ön karar usulü kapsamında, ATAD, sadece topluluk hukukunun yorumu ve geçerliliğine ilişkin karar verebilmektedir. Ancak, ön karar usulü sayesinde bireyler, topluluk hukukuna dayanan bireysel haklarını, ulusal mahkemelerde açılan davalar aracılığıyla korunmasını talep edebilme imkanına sahip olmuşlardır. ATAD’ın, ulusal bir düzenlemenin veya üye devletin hareketsizliğinin, topluluk hukukundan kaynaklanan bireysel haklara zarar verdiğine ilişkin karar verme yetkisi 83 BAYKAL, s.20 84 BAYKAL, s.21 85 ARSAVA, s. 11 86 TEKİNALP / TEKİNALP, s. 122 87 ARSAVA, s. 11

(38)

bulunmamaktadır88. ATAD’ın ön karar usulü kapsamında yorum ve geçerlilik konusunda vereceği karar ulusal mahkemeye nihai kararını verirken ışık tutacaktır. Bu kapsamda zarara uğrayan bireylerin haklarını telafi edecek kararları verme yetkisi ulusal mahkemelere ait olacaktır. Bunun önemli bir sonucu da ihlal edilen bireysel hakların telafisine dair kararın icrasının da üye devletlerin kendi yargı sistemlerince güvence altına alınmış olmasıdır89.

Topluluk kurumlarının tek başına, topluluk hukukunun tüm üye devletlerde yeknesak uygulanmasını sağlamaya yönelik denetimi gerçekleştirmeleri çok güçtür. Ön karar usulü ile bireyler, kendi menfaatlerini de ilgilendirdiğinden bir ölçüde bu denetime isteyerek katılmaktadırlar ve ulusal mahkemelerde topluluk hukukuna dayanmak yolu ile topluluk hukukunun üye devletlerde yeknesak uygulanmasına da bir ölçüde hizmet etmiş olmaktadırlar90.

88 BAYKAL, s. 22 89 BAYKAL, s. 23 90 BAYKAL, s. 27

(39)

İKİNCİ BÖLÜM

ÖN KARAR USULÜNÜN İŞLEYİŞİ VE ETKİLERİ I. ÖN KARAR USULÜNE TABİ OLAN HUSUSLAR

A. GENEL OLARAK

ATAD, aşağıda da ayrıntılı olarak belirttiğimiz gibi, ön karar usulü başvurusu sonucunda Andlaşmaların ve Topluluk işlemlerinin yorumu, Topluluk işlemlerinin geçerliliği konusunda kararlar vermekedir91.

EC madde 234'de :

Aşağıda belirtilen durumlarda ATAD ön karar usulü çerçevesinde karar verme yetkisine sahitir:

a. Anlaşmanın yorumlanması,

b. Avrupa Merkez Bankası ve topluluk kurumlarının işlemlerinin yorumlanması ve geçerliliği,

c. Statüde yer alan Konsey kararıyla kurulan organların statülerinin yorumlanması, Yukarıda bahsettiğimiz konulara ilişkin sorular ulusal mahkeme veya yargı mercileri önünde görülmekte olan bir davada ortaya çıkar ve hükmün verilemesi için bu soruların yanıtlanması da gerekliliği duyulursa, ulusal mahkeme veya yargı mercileri tarafından ATAD'a ön karar usulü başvurusunda bulunulur.

Üçüncü bendde yer alan,“statü” ifadesinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Topluluk hukukunda “Statü” kelimesi, bazı organ veya kurumların çalışması usulünü düzenleyen belge olarak tanımlanmaktadır. Örneğin ATAD statüsü, çeşitli prosedürleri düzenlemekte iken, Avrupa Yatırım Bankası statüsü Bankanın

(40)

kuruluşunu düzenlemektedir. Konsey kararları ile kurulan organ statüleri, b bendinde yer alan Topluluk işlemleri kapsamı içindeki sınırlı bir alanı oluşturmaktadır. Topluluk işlemi kapsamında yer alan Konsey kararlarının yorumu ve geçerliliği konusunda, ön karar usulü başvurusunda bulunulması konusunda bir engel mevcut olmamakla birlikte, konsey kararı ile kurulan organ statülerinin yorumu konusunda ancak statü imkan verirse statüye ilişkin olarak ön karar usulü başvurusunda bulunulabilir92. İlgili statü imkan vermezse, ön karar usulü başvurusunda bulunulamamaktadır. Euratom’un 150. maddesinin (c) bendindeki durum biraz farklı olup, ön karar usulüne, statünün sağladığı durumlar dışında da başvuru imkanı tanımaktadır93.

234. maddenin b bendi kapsamında Topluluk işlemlerinin geçerliliği konusunda ön karar usulü başvurusunda bulunulmasına engel bir durum olmamasına karşın, c bendindeki düzenleme ile ulusal mahkeme ve yargı mercilerinin, bir organın statüsünü meydana getiren Topluluk işleminin geçerliliği konusunda ön karar usulü başvurusunda bulunmaları önlenmektedir94.

ATAD, ön karar usulü başvurusuna konu olabilecek Topluluk hukuku sorularını geniş yorumlamaktadır. ATAD, “Füzyon Andlaşması”, “Katılma Andlaşması”, Maastricht Andlaşması’nın ilgili hükümleri gibi ana andlaşmalarda değişiklik yapan andlaşmaları da Topluluk Andlaşmaları’nın yorumlanması kapsamında değerlendirmiştir95.

Topluluk kurumlarının hangi işlemlerinin yoruma tabi olduğuna bakıldığında, ATAD bu konuda liberal bir tutum takındığı dikkati çekmektedir. Örneğin, Haegeman kararında96 ATAD, AET ile Yunanistan arasındaki Ortaklık Andlaşması’nın bazı düzenlemelerini yorumlamıştır. ATAD, bu tür anlaşmaların, Konsey tarafından AET

92 HARTLEY, s. 270, 271 93 HARTLEY, s. 271 94 HARTLEY, s. 271

95 BROWN/KENNEDY, s. 222; ARAT, 106

Referanslar

Benzer Belgeler

sınıf öğrencilerinin “maddenin tanecikli yapısı” ünitesinde yaşam temelli öğrenme yaklaşımı REACT modeline göre hazırlanan öğretim planlarının

Şekil 2.32’de Genel Rapor, her poz ve aydınlatma durumları için kullanılan yüz tanıma yöntemlerin tanıma başarı oranları grafiğini (Şekil 2.37) ve ortalama

Ayırt edici geçerlik konusunda, Aile Rol Performansı Ölçeği ile Kararların Paylaşımı Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış oluşu, ailede karar

Bu çalışma kapsamında sağlık hizmetlerine erişim “bireylerin ihtiyaç duyabileceği sağlık hizmetlerine istediği zamanda, istediği yerde ve tatmin edici kalite

Çölleşmenin dünya genelinde 4 milyar hektardan fazla alan, 110 ülke ve 1 milyardan fazla nüfusu tehdit ettiğini vurgulayan Eroğlu, yıllık maliyetinin de 42 milyar dolar oldu

Günümüz­ de sinemanm bilimsel araş­ tırma ve öğretimin vazge­ çilmez bir öğesi olduğu dü­ şünülürse, 1954 yılında kurulan İstanbul Üniversi­ tesi Film

Araştırmada genel olarak, Gaziantep Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’ndaki meslek çalgısı veya ses eğitimi dersinin müfredatı kapsamında stüdyo

The only Inner Asian source about these rivers, the Terkh inscription indicates that most believable forms of the names of these rivers are Sebin and