• Sonuç bulunamadı

The Effect of Living with Family or Staying at Nursing Home on Depression and Anxiety Levels in a Group of Elderly Who Referred to an Outpatient Psychiatry Clinic

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "The Effect of Living with Family or Staying at Nursing Home on Depression and Anxiety Levels in a Group of Elderly Who Referred to an Outpatient Psychiatry Clinic"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Psikiyatri Polikliniðine Baþvuran Bir Grup

Yaþlýda Huzurevi ya da Aile ile Kalmanýn

Depresyon ve Anksiyete Düzeyine Etkisi

The Effect of Living with Family or Staying at Nursing Home on

Depression and Anxiety Levels in a Group of Elderly Who Referred to an

Outpatient Psychiatry Clinic

Serap Erdoðan Taycan1, Fatma Duygu Kaya2, Okan Taycan3

1Yrd.Doç.Dr., Gaziosmanpaþa Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, Tokat, 2Uz.Dr., Dr. Hulusi Alataþ Elmadað Devlet Hastanesi Psikiyatri Bölümü, Ankara, 3Uz.Dr., Haydarpaþa Numune Eðitim ve Araþtýrma Hastanesi Psikiyatri Bölümü, Ýstanbul

SUMMARY

Objectives: The aim of this study is to compare

depres-sion and anxiety levels between elderly who stay at nurs-ing home and live with their relatives. Method: Fifty five

nursing home residents and 62 elderly living with their relatives who were presented to the psychiatry depart-ment of a state hospital between January 2008 and January 2009 were participated in this study. Medical and socio-demographic form, Standardized Mini-Mental State Examination, Geriatric Depression Scale, Hamilton Depression Rating Scale and Hamilton Anxiety Rating Scale were administered to the participants who were included to the study and obtained written informed consent. Results: The nursing home residents were

found to be more likely to be male and less educated, having more depression and anxiety symptoms and especially higher somatic anxiety compared to the elder-ly living with their relatives, and having an experience of negative life events during the last three months was more common in elderly living with their relatives. We could not found any significant difference between the scores of the Geriatric Depression Scale, Hamilton Depression Rating Scale and Hamilton Anxiety Rating Scale of two group's scores by means of marital status, presence of chronic physical disorders and medical insur-ance, experience of negative life events during last three months. Conclusion: The relationship of somatic

symp-toms with anxiety of elderly who stay at nursing homes need to be known and nursing home workers have to recognize this situation in order to refer these elderly to mental health professionals.

Key Words: Elderly, nursing home, depression, anxiety,

somatic anxiety.

ÖZET

Amaç: Bu çalýþmada, huzurevinde kalan ve evde yakýnlarý

ile birlikte yaþayan yaþlýlar arasýnda depresyon ve anksiyete düzeylerinin karþýlaþtýrýlmasý amaçlanmýþtýr.

Yöntem: Ocak 2008- Ocak 2009 tarihleri arasýnda bir

devlet hastanesi psikiyatri polikliniðine baþvuran, huzurevinde kalan 55 ve aileleri ile yaþayan 62 yaþlýdan bilgilendirilmiþ onam alýnanlara; týbbi ve sosyode-mografik veri formu, Standardize Mini Mental Test, Geriatrik Depresyon Ölçeði, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði ve Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði uygulanmýþtýr. Bulgular:

Huzurevinde kalan yaþlýlarýn evde yakýnlarý ile birlikte kalan yaþlýlara göre; sayýca daha çok erkek ve düþük eðitimli olduðu, genel olarak daha yüksek depresyon ve kaygý belirtilerine sahip olduðu, özellikle daha çok somatik anksiyete belirtisi gösterdiði, son üç ay içinde yaþanmýþ olumsuz yaþam olayýnýn evde yaþayan yaþlýlar-da yaþlýlar-daha fazla olduðu belirlenmiþtir. Kronik fiziksel hastalýk varlýðý, medeni durum, sosyal güvence varlýðý, son üç ay içinde yaþanmýþ olumsuz yaþam olayý varlýðý açýsýndan iki grubun Geriatrik Depresyon Ölçeði, Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði ve Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði puanlarý arasýnda anlamlý bir fark olmadýðý bulunmuþtur. Sonuç:

Huzurevinde kalan yaþlýlarda özellikle bedensel yakýn-malarýn anksiyete ile iliþkili olabileceðinin bilinmesi, huzurevi çalýþanlarýnýn bu durumu tanýyarak yaþlýlarý ruh saðlýðý profesyonellerine yönlendirmeleri gereklidir.

Anahtar Sözcükler: Yaþlý, huzurevi, depresyon,

anksiyete, somatik anksiyete.

(2)

GÝRÝÞ

Yaþlýlýk, insan yaþamýnýn; yeti yitiminin olduðu, kayýplarýn ve ilaç kullanýmý gerektiren fiziksel hastalýklarýn arttýðý, biliþsel iþlevlerin zayýfladýðý dolayýsýyla kiþinin çevreye daha baðýmlý hale geldiði ruhsal açýdan riskli bir dönemidir. Birçok geliþmiþ batý ülkesi yaþlýlýk sýnýrýný 65 yaþ olarak kabul etmekle birlikte Birleþmiþ Milletler bu sýnýrý 60 olarak tanýmlamaktadýr. Dünya Saðlýk Örgütü'ne göre ise, "yaþlýlýk, 65 yaþýndan büyük olup çevresel etkenlere uyum saðlayabilme yeteneðinin giderek azalmasý" olarak tanýmlanmaktadýr (Goldberg ve Chavin 1997). Ülkeler arasýnda, geliþmiþlik oranlarý ile ilgili olarak beklenen yaþam süresi de deðiþmek-te dolayýsýyla yaþlýlýðýn nerede baþladýðý ile ilgili ortak bir sýnýr belirlenememektedir. Bu çalýþmada 65 yaþ sýnýr olarak kabul edilmiþ ve araþtýrmaya 65 yaþ ve üzeri bireyler dahil edilmiþtir.

Türkiye Ýstatistik Kurumu istatistiklerine göre Türkiye'de, 65 ve üstü yaþtaki nüfusun toplam nüfus içindeki oraný 2012 yýlýnda %7.5 olarak bildirilmiþ olup bu oranýn 2023 yýlýnda %10.2'ye yükseleceði tahmin edilmiþtir. Bu durum, Türkiye'nin yakýn bir gelecekte yaþlý nüfus yapýsýna sahip ülkeler arasýnda yer alacaðý anlamýna gelmektedir (TÜÝK 2012).

Yaþlý popülasyonda iþlevselliði bozan ve yaþam kalitesini düþüren en önemli sebeplerden ikisi depresyon ve anksiyete bozukluklarý olup bunlarýn mortalite artýþýndan da sorumlu olduklarý bildirilmiþtir (Beekman ve ark. 2000, Molloy ve Standish 1997). Yapýlan çok sayýdaki çalýþmada deðiþik oranlardan bahsedilmekle birlikte; 65 yaþ ve üzeri bireylerde depresyon yaygýnlýðý hastane ve bakým evinde kalanlar için %40'a kadar yükselmek-te, toplumda ise %8-15 seviyesinde seyretmektedir (Leon ve ark. 2003). Dünyanýn deðiþik böl-gelerindeki geriatrik popülasyonlar üzerinde yapýlan 74 araþtýrmanýn dahil edildiði bir gözden geçirme araþtýrmasýna göre depresif bozukluklarýn dünya çapýndaki yaygýnlýðý %4.7-16 arasýnda deðiþmekte olup, yalnýz yaþamanýn yaþlýlýk depres-yonu ve intihar için önemli bir risk faktörü olduðu belirtilmiþtir (Barua ve ark. 2010, Barua ve ark. 2011). Dünyanýn en yüksek yaþlý nüfus oranýna sahip ülkesi olan Japonya'da 65 yaþ üzeri 964 kiþide Geriatrik Depresyon Ölçeði kullanýlarak yapýlan

bir baþka araþtýrmada; katýlýmcýlarýn %20.5'inde depresyon olduðu, yalnýz yaþamanýn depresyonla anlamlý iliþkisi olduðu bildirilmiþ ve yalnýz yaþa-manýn bu etkisinin iyi bir sosyal destek sistemi ile giderilebileceði ileri sürülmüþtür (Fukunaga ve ark. 2012).

Diðer taraftan yaþlýlýkta görülen anksiyete bozuk-luklarýnýn yaygýnlýðýnýn %3.21-14.2 arasýnda olduðu bildirilmektedir (Ritchie ve ark. 2004); ancak eþlik eden hastalýklarýn ve biliþsel bozukluklarýn varlýðý anksiyete bozukluklarýnýn tanýnmasýný zorlaþtýr-maktadýr (Wolitzky-Taylor ve ark. 2010). Yapýlan çalýþmalarda kadýn olmanýn (Beekman ve ark. 1998), bekar olmanýn, düþük eðitim seviyesinin (Beekman ve ark. 1998, Gum ve ark. 2009), olum-suz yaþam olaylarýnýn (Vink ve ark. 2009), fiziksel sýnýrlýlýklarýn (Corna ve ark. 2007), eþlik eden hastalýk varlýðýnýn (Gum ve ark. 2009) ve çocukluk çaðý travmalarýnýn (Van Zelst ve ark. 2003) yaþlýlýk döneminde görülen anksiyete bozukluklarý ile iliþ-kili risk etkenleri olduðu bildirilmiþtir. Yine yaþlýlarda depresyon ve anksiyetenin birlikteliði sýk görülen bir durum olup ikisinin de iþlevselliði ve yaþam kalitesini bozduðu bilinmektedir (Van der Weele ve ark. 2009).

Yaþlýlýkta yaþamý olumsuzlaþtýran bu iki ruhsal bozukluk için önemi olan sosyal desteðin aile tarafýndan saðlanamadýðý durumlarda bakým saðlayan huzurevleri, yaþlý popülasyonun saðlýðý açýsýndan kritik bir rol üstlenmektedir. Burada saðlanan birlikte yaþam, hobi edinilmesi ve sosyal etkinlikler sayesinde yaþam kalitesinin arttýðý, depresif belirtilerin azaldýðý bildirilmiþtir (Fessman ve Lester 2000, Kýlýçoðlu ve Yenilmez 2005, Subasi ve Hayran 2005). Diðer taraftan huzurevinde ve evde yaþayan yaþlýlarýn karþýlaþtýrýldýðý bazý çalýþ-malarda, huzurevinde yaþamanýn depresyon için bir risk etkeni olduðu da belirtilmiþtir (Karakaya ve ark. 2009, Maral ve ark. 2001, Molloy ve Standish 1997). Bakým evlerinde kalan yaþlýlarýn geliþmiþ ülkelerde bile yeterli ruh saðlýðý hizmeti alamadýðý düþünülmektedir (Purandare ve ark. 2004). Yaþlýlarda ruhsal bozukluklara olan artmýþ has-sasiyetin varlýðý ýþýðýnda; sýk görülen depresyon ve anksiyete bozukluklarýnýn çok etkenli yapýsý düþünüldüðünde, sosyal destek sistemlerinden olan aile ve yaþlý bakým evlerinin rolünün daha ayrýntýlý

(3)

incelenmesi gerekliliði anlaþýlabilir. Bu görüþten yola çýkýlarak bu çalýþmada, huzurevinde kalan ve evde yakýnlarý ile birlikte yaþayan yaþlýlar arasýnda depresyon ve anksiyete düzeylerinin karþýlaþtýrýl-masý ve özelliklerinin tartýþýlkarþýlaþtýrýl-masý amaçlanmýþtýr. Huzurevinde kalan yaþlýlarýn depresyon ve anksiyete düzeylerinin yakýnlarý ile birlikte yaþayan yaþlýlara göre daha yüksek olacaðý, yaþlýlarýn cin-siyet, eðitim durumu ve kronik fiziksel hastalýk gibi bazý demografik ve týbbi özelliklerinin depresyon ve anksiyete düzeylerini etkileyeceði düþünülmekte-dir. Her iki hasta grubu arasýnda, ölçekle belir-lenebilecek anksiyete alt bileþenleri açýsýndan fark-lýlýklar olacaðý varsayýlmaktadýr.

GEREÇ VE YÖNTEM

Çalýþma Ocak 2008-Ocak 2009 tarihleri arasýnda yapýlmýþ kesitsel bir araþtýrmadýr. Çalýþmaya bir devlet hastanesi psikiyatri polikliniðine çeþitli yakýnmalarla baþvuran, 65 yaþýn üzerinde toplam 117 hasta dahil edilmiþtir. Bunlardan 55'i huzurevinde kalmakta, 62'si ise aileleri ile birlikte yaþamaktadýr. Ýletiþim kurmayý engelleyecek düzeyde fiziksel ve nörolojik hastalýðý olan, Eðitimsizler Ýçin Standardize Mini Mental Test (SMMT) puaný 24'ün altýnda olan ve herhangi bir psikiyatrik ilaç kullanmakta olan hastalar çalýþma dýþý býrakýlmýþtýr.

Bilgilendirilmiþ onam alýnan hastalara týbbi ve sosyodemografik veri formu (SVF), SMMT, Geriyatrik Depresyon Ölçeði (GDÖ), Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði (HDDÖ) ve Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði (HADÖ) uygulanmýþtýr. Ölçekler açýklanarak öz-bildirim ölçeklerini yaþlýlarýn kendilerinin doldur-malarý saðlanmýþ, ancak görme, anlama sorunu olanlar veya okuma yazmasý olmayanlara sorular görüþmeci tarafýndan tek tek okunarak ölçekler tamamlanmýþtýr.

Sosyodemografik Veri Formu: Bu form çalýþmacýlar tarafýndan hazýrlanmýþ olup katýlýmcýlarýn yaþý, cin-siyeti, eðitim durumu, medeni hali, sosyal güvence-si, kronik fiziksel hastalýk varlýðý, huzurevinde kalýyorsa yakýnlarýnýn ziyaret sýklýðý ve son üç ay içinde yaþanmýþ olumsuz yaþam olayý varlýðý (kiþi için önemli bir yakýný kaybetme, maddi kayýp, üzün-tü/kaygý yaratan bir tartýþma yaþanmasý, kiþi için

önemli bir saðlýk sorununun ortaya çýkmasý, önceki belirtilenlerden farklý kötü bir haber alma) sorgu-lanmaktadýr.

Standardize Mini Mental Test: Ýlk kez 1975 yýlýnda geliþtirilen test, 1997 yýlýnda Molloy ve Standish tarafýndan standardize edilmiþ olup; yönelim, uzun ve kýsa dönemli bellek, dikkat, hesap yapma, motor fonksiyon ve algýlama, hatýrlama, dil, vizyospasiyal yetenekler gibi farklý biliþsel alanlarý deðerlendiren 11 maddeden oluþmakta ve 30 puan üzerinden deðerlendirilmektedir. 24-30 puan arasý normal, 18-23 puan arasý hafif demans, 17 puan ve altý ciddi demans ile uyumludur. Kýsa sürede yapýlabilen, pratik, güvenirliði yüksek bir test olarak tarama ve klinik takipte kullanýlmaktadýr. Testin Türk toplumunda hafif demans tanýsýnda geçerli ve güve-nilir olduðu Güngen ve ark. (2002) tarafýndan gös-terilmiþ ve demans için eþik deðeri 23/24 puan olarak bildirilmiþtir.

Geriyatrik Depresyon Ölçeði: Ölçek 1983 yýlýnda geliþtirilmiþ (Yesavage ve ark. 1983) olup Türkçe geçerlik ve güvenirliði Ertan ve ark. (1997) ve Saðduyu (1997) tarafýndan yapýlmýþtýr. Otuz maddeden (10'u olumsuz, 20'si olumlu) oluþan ölçekte yanýtlar evet-hayýr þeklinde öz-bildirim olarak verilmektedir ve kesme puaný 13/14'tür. 0-11 arasý puanlar "depresyon yok"; 11-14 arasý puanlar "olasý depresyon"; 14 ve üzeri puanlar "kesin depresyon" olarak kabul edilmektedir. Ölçekteki maddeler duygulanýmda azalma, benlik algýsýnda zayýflama, motivasyon azlýðý, gelecek yerine geçmiþe ilgi, biliþsel sorunlar, obsesif özellikler ve ajitasyon gibi baþlýklar altýnda nitelendirilebilir. Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði: Max Hamilton tarafýndan 1960'ta geliþtirilmiþtir, son 1 haftada kiþide bulunan depresyon belirtilerinin þid-detini deðerlendirmek amacýyla klinisyenler tarafýndan kullanýlan bir ölçektir. On yedi madde-den (depresif ruh hali, çalýþma ve etkinlikler, geni-tal belirtiler, somatik gastrointestinal belirtiler, kilo kaybý, uykuya dalma, uykuyu sürdürme, erken uyanma, somatik belirtiler, suçluluk duygularý, inti-har, psiþik kaygý, somatik kaygý, hipokondri, içgörü, yavaþlama, ajitasyon) oluþur. Deðerlendirmede en fazla alýnacak toplam puan 53 olup 0-7 puan arasý "depresyon yok", 8-15 puan arasý "hafif derecede depresyon var", 16-28 puan arasý "orta derecede

(4)

depresyon var", 29 ve üzeri puanlar "aðýr derecede depresyon var" anlamýna gelmektedir. Ölçeðin Türkçe geçerlik ve güvenirliði Akdemir ve ark. (1996) tarafýndan yapýlmýþtýr.

Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði: Hamilton tarafýndan 1959 yýlýnda geliþtirilmiþ olan bu ölçek, son 72 saat içinde kiþide bulunan anksiyete seviyesi-ni deðerlendiren 14 maddeden (anksiyeteli mizaç, gerilim, korkular, uykusuzluk, entelektüel, depresif mizaç, muskuler belirtiler, duyusal belirtiler, kardiyovasküler belirtiler, solunum belirtileri, gast-rointestinal belirtiler, genitoüriner belirtiler, otonomik belirtiler, görüþme sýrasýndaki davranýþ) oluþur. Deðerlendirme klinisyen tarafýndan her bir maddeye 0-4 arasýnda puan verilerek yapýlýr ve alý-nan toplam puan 0-56 arasýnda deðiþir. 0-17 arasý puanlar "hafif derecede anksiyete", 18-25 arasý puanlar "orta derecede anksiyete", 26-30 arasý puanlar "ciddi derecede anksiyete"yi gösterir. Ölçeðin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalýþmasý 1998 yýlýnda Yazýcý ve ark. tarafýndan yapýlmýþtýr.

Ýstatistiksel Analizler:

Ýstatistiksel analizler için bilgisayarda Windows için SPSS 15.0 istatistik programý kullanýlmýþtýr. Verilerin analizinde frekans, ortalama ve standart sapma puanlarýna betimsel istatistik yöntemleri kullanýlarak bakýlmýþtýr. Gruplara ait kategorik deðiþkenlerin karþýlaþtýrýlmasýnda ki-kare testi kul-lanýlmýþ; sayýsal deðerlerin karþýlaþtýrýlmasýnda Kruskal Wallis normal daðýlým analizi sonuçlarýna göre, Mann Whitney U testi ya da baðýmsýz örnek-lemde t testi kullanýlmýþtýr. Huzurevinde kalan yaþlýlarda yakýnlarýnýn ziyaret sýklýðý ile ölçek puan-larý arasýndaki iliþki ise tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) ile deðerlendirilmiþtir. Yapýlan analizlerde p<0.05 anlamlýlýk düzeyi esas alýn-mýþtýr.

BULGULAR

Çalýþmaya huzurevinde kalan 55 (%46.2), evde yakýnlarý ile birlikte kalan 62 (%52.1) olmak üzere 65 yaþ ve üzeri toplam 117 kiþi dahil edilmiþtir. Huzurevinde kalan kiþilerin yaþ ortalamasý 67.34±5.69, evde yakýnlarý ile birlikte yaþayanlarýn ise 68.16±6.01 yýl olarak hesaplanmýþtýr. Yaþ orta-lamalarý arasýnda istatistiksel olarak anlamlý bir

fark bulunmamaktadýr (t=0.751, p=0.454). Huzurevinde kalan ve evde yakýnlarý ile birlikte yaþayan yaþlýlarýn sosyodemografik verilerinin karþýlaþtýrmasý Tablo 1'de verilmektedir. Her iki grup arasýnda cinsiyet daðýlýmý (X2=18.74 p=0.00), eðitim durumu (X2=6.84 p=0.00) ve son üç ay içinde yaþanmýþ olumsuz yaþam olayý (X2=17.63 p=0.00) açýsýndan istatistiksel olarak anlamlý fark bulunmaktadýr. Erkek cinsiyeti ve ilkokul mezunu olmayanlarýn oranlarý huzurevinde yaþayanlarda fazla iken, evde yakýnlarý ile kalan yaþlýlarda son üç ay içinde olumsuz yaþam olayý varlýðý daha sýk bildirilmiþtir.

Huzurevinde kalan yaþlýlarýn yakýnlarý ile görüþme sýklýðýna bakýldýðýnda, üç kiþi (%5.5) haftada bir kez, on kiþi (%18.2) iki haftada bir kez, 23 kiþi (%41.8) ayda bir, 14 kiþi (%25.5) iki ayda bir kez görüþmektedir, beþ kiþinin (%9.1) ise yýlda dört kez ya da daha az sýklýkla görüþtüðü belirlenmiþtir. Huzurevinde kalan ve evde yakýnlarý ile yaþayan yaþlýlarýn çalýþmada kullanýlan ölçeklerden aldýklarý puanlarýn karþýlaþtýrmasý Tablo 2'de verilmektedir. Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði mad-delerinden anksiyeteli mizaç (t=4.31 p=0.00), geri-lim (t=4.33 p=0.00), korkular (t=2.16 p=0.04), depresif mizaç (t=3.58 p=0.00), somatik belirtiler (t=9.01 p=0.00), solunum belirtileri (t=6.05 p=0.00), toplam somatik belirti puaný (t=2.84 p=0.00) ve toplam puan (t=3.24 p=0.00) açýsýndan her iki grup arasýnda anlamlý fark bulunmaktadýr. Korkular ve depresif mizaç puanlarý evde yakýnlarý ile birlikte yaþayan yaþlýlarda, diðer maddelerin puanlarý ve toplam puan ise huzurevinde kalan yaþlýlarda daha yüksek bulunmuþtur. Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði ve GDÖ toplam puanlarý da huzurevinde kalan yaþlýlarda evde yakýnlarý ile birlikte yaþayanlara göre anlamlý derecede yüksektir.

Huzurevinde kalan yaþlýlarýn yakýnlarý ile görüþme sýklýklarý ile HADÖ (F=2.11 p=0.09), HDDÖ (F=0.76 p=0.55) ve GDÖ (F=0.42 p=0.79) puan-larý arasýnda anlamlý bir iliþki bulunamamýþtýr. Her iki grupta da medeni durum, kronik fiziksel hastalýk ve sosyal güvence varlýðýna göre HDDÖ, HADÖ ve GDÖ puanlarý arasýndaki fark Mann Whitney U testi ile deðerlendirilmiþ ve anlamlý bir fark bulunamamýþtýr. Huzurevinde kalan yaþlýlarýn

(5)

analiz sonuçlarý Tablo 3'te, evde yakýnlarý ile birlik-te yaþayan yaþlýlarýn analiz sonuçlarý Tablo 4'birlik-te verilmektedir.

TARTIÞMA

Sonuçlara bakýldýðýnda çalýþmaya alýnan bu örnek-lemde huzurevinde kalan yaþlýlar içerisindeki erkek oranýnýn, yakýnlarý ile birlikte kalan yaþlýlara göre yüksek olduðu görülmektedir. Bu bulgu daha önce Türkiye'de yapýlmýþ olan çalýþmalarla da uyum-ludur (Bahar ve ark. 2005, Bölükbaþ ve ark. 2003, Demet ve ark. 2002, Kýlýçoðlu ve Yenilmez 2005, Varma ve ark. 2008). Ancak yedi Avrupa Birliði ülkesi ve Ýsrail'i kapsayan bir çalýþmada, bakým evlerinde kalanlarýn çoðunluðunun kadýn olduðu bildirilmiþtir (Onder ve ark. 2012). Türkiye'de huzurevinde kalan erkek yaþlýlarýn, yurtdýþýnda ise kadýn yaþlýlarýn sayýsýnýn yüksek oluþunu yorumla-mak için bazý verilere bakyorumla-mak gerekebilir. Dünyada 2009 yýlý itibariyle 60 yaþ üzeri popülasyonda kadýn sayýsýnýn erkek sayýsýndan

fazla olduðu, yaþlýlarýn %63'ünün evli olduðu, ancak kadýnda beklenen yaþam süresinin daha uzun olmasý nedeniyle de kadýn yaþlýlarýn daha azýnýn evli olduðu görülmektedir (World Population Ageing 2009). Yaþlý kadýnlarýn eþ kaybý nedeniyle yalnýz kaldýðý ve bu nedenle erkeklere göre daha fazla oranda bakým evlerine baþvurduklarý düþünülebilir. Diðer yandan ülkemizde TÜÝK 2012 ve 2013 yýlý nüfus projeksiyonlarýna bakýldýðýnda; 65 yaþ üzeri nüfusta kadýn sayýsýnýn yurtdýþýndakine benzer þekilde erkek sayýsýndan fazla olduðu, kadýnlarýn %52.4'ünün erkeklerin ise %13.7'sinin eþlerinin öldüðü (TÜÝK 2013), çalýþmanýn yapýldýðý 2008 yýlýnda 65 yaþ üzeri bireylerin toplam nüfusta-ki oranýnýn %6.8 ve bunlarýn %55'inin kadýn, %45'inin ise erkek olduðu görülmektedir (Koç ve ark. 2008). Bu veriler ýþýðýnda ülkemizde kadýnlarýn diðer ülkelerdeki gibi erken eþ kaybý yaþadýðý, ancak sonrasýnda tek veya çocuklar ile yaþamayý tercih ettikleri; erkeklerin ise bakým evlerine baþvurduklarý anlaþýlmaktadýr. Yurtdýþýnda kadýn-larýn, ülkemizde ise erkeklerin huzurevine daha

Tablo 1. Huzurevinde kalan ve evde yakýnlarý ile yaþayan yaþlýlarda sosyodemografik özelliklerin karþýlaþtýrýl-masý

Huzurevinde kalanlar Evde yaþayanlar X2 p

n=55 n=62 Cinsiyet Kadýn 17 (%30.9) 44 (%71) 18.74 0.00 Erkek 38 (%69.1) 18 (%29) Eðitim durumu En az ilkokul mezunu 25 (%45.5) 43 (%69.4) 6.84 0.00

Ýlkokul mezunu deðil 30 (%54.5) 19 (%30.6)

Medeni durum Evli 28 (%50.9) 29 (%46.8) 0.19 0.65 Dul/bekar 27 (%49.1) 33 (%53.2) Sosyal güvence Var 27 (%49.1) 29 (%46.89 0.06 0.80 Yok 28 (%50.9) 33 (%53.2)

Kronik fiziksel hastalýk

Var 39 (%70.9) 35 (%56.5) 2.62 0.10

Yok 16 (%29.1) 27 (%43.5)

Olumsuz yaþam olayý

Var 15 (%27.3) 41 (%66.1) 17.63 0.00

Yok 40 (%72.7) 21 (%33.9)

(6)

Tablo 3. Huzurevinde kalan yaþlýlarda ölçek puanlarý ile çeþitli özellikler arasýndaki iliþki

HDDÖ HADÖ GDÖ

x p x p x p

Medeni durum 320 0.33 341 0.53 300 0.18

Kronik fiziksel hastalýk 273 0.46 212 0.06 257 0.30

Sosyal güvence 323 0.35 330 0.41 284 0.11

Mann Whitney U testi, (HADÖ: Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði, HDDÖ: Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði, GDÖ: Geriyatrik Depresyon Ölçeði

Tablo 4. Evde yakýnlarý ile yaþayan yaþlýlarda ölçek puanlarý ile çeþitli özellikler arasýndaki iliþki

HDDÖ HADÖ GDÖ

x p x p x p

Medeni durum 445 0.63 428 0.47 475 0.96

Kronik fiziksel hastalýk 416 0.42 384 0.20 472 0.99

Sosyal güvence 447 0.66 448 0.66 457 0.76

Mann Whitney U testi, (HADÖ: Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði, HDDÖ: Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði, GDÖ: Geriyatrik Depresyon Ölçeði

Tablo 2. Huzurevinde kalan ve evde yakýnlarý ile yaþayan yaþlýlarda ölçek puanlarýnýn karþýlaþtýrýlmasý

Ölçek Huzurevinde Evde

kalanlar (n=55) yaþayanlar (n=62) X/t p SMMT 30.43±29.50 26.46±1.31 0.95* HADÖ Anksiyeteli mizaç 3.98±0.99 3.16±1.05 X=4.31 0.00* Gerilim 3.47±1.08 2.66±0.93 X=4.33 0.00* Korkular 2.80±1.00 3.22±1.10 X=2.16 0.04* Uykusuzluk 3.94±0.84 3.80±1.08 X=0.76 0.44* Entellektüel 3.34±0.92 3.27±0.77 X=0.45 0.65* Depresif mizaç 3.40±0.80 3.93±0.80 X=3.58 0.00* Somatik 4.43±0.83 3.12±0.73 X=9.01 0.00* Kardiyovasküler belirtiler 2.50±1.01 2.85±1.08 X=1.77 0.07* Solunum belirtileri 4.16±1.03 2.95±1.12 X=6.05 0.00* Gastrointestinal belirtiler 2.96±1.10 3.27±1.28 X=1.39 0.16* Genitoüriner belirtiler 1.81±0.88 2.04±0.93 X=1.36 0.17* Otonomik belirtiler 1.87±0.96 2.16±1.01 X=1.57 0.11* Görüþmedeki davranýþ 2.27±1.06 2.12±1.12 X=0.70 0.48*

Toplam psiþik belirti puaný 17.01±2.53 16.30±2.62 t=1.48 0.14**

Toplam somatik belirti puaný 23.87±2.86 22.35±2.90 t=2.84 0.00**

Toplam puan 40.89±3.48 38.66±3.89 t=3.24 0.00**

HDDÖ 46.49±6.57 35.82±10.20 t=6.62 0.00**

GDÖ 22.23±4.33 15.95±6.09 t=6.35 0.00**

p<.05 *Mann Whitney U testi, **Baðýmsýz örneklemde t testi, (SMMT: Standardize Mini Mental Test, HADÖ: Hamilton Anksiyete Deðerlendirme Ölçeði, HDDÖ: Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeði, GDÖ: Geriyatrik Depresyon Ölçeði

(7)

çok baþvurmalarý ülkeler arasýndaki kültürel ve sosyolojik farklýlýklar ile açýklanabilir.

Çalýþmanýn bir diðer sonucu olarak yine bu örnek-lemde, huzurevindeki yaþlýlarda ilkokul mezunu olmayanlarýn oranýnýn, evde aileleri ile kalan yaþlýlardan yüksek olduðu saptanmýþtýr. Bu durum, eðitim düzeyi daha iyi olan yaþlýlarýn kendi bakým-larýný ve ihtiyaçbakým-larýný saðlamada daha baþarýlý olduklarý anlamýna gelebilir. Eðitim seviyesi art-týkça kiþinin saðlýk hizmeti alma, kendi saðlýðýna dikkat etme, hastane kontrollerine gitme ve ilaçlarýný bilinçli kullanma gibi becerileri artmak-tadýr. Tüm bunlar, dýþarýdan bakým alma ihtiyacýný azaltýyor olabildiði için huzurevinde kalan kiþilerin daha eðitimsiz olmasý da olasýdýr. Bu durumu doðrulayacak þekilde 2008 yýlýnda Türkiye'de huzurevi dýþýnda yani hanelerde yaþayan yaþlý popülasyon üzerinde yapýlan geniþ ölçekli bir araþtýrmada; okur yazarlýða göre deðer-lendirildiðinde %43'ünün okur yazar olmadýðý, eðitim durumuna göre deðerlendirildiðinde ise %50'sinin eðitiminin olmadýðý ve eðitimli yaþlýlarýn eðitimsiz yaþlýlara göre yaþam kalitesi açýsýndan büyük bir avantajý olduðu görülmüþtür (Koç ve ark. 2008). Eðitim yalnýzca kendine bakým becerisini artýrmamakta, diðer yandan emekli olmayý baþar-mak anlamýna da geldiði için maddi gelirde iyileþmeyi de beraberinde getirmektedir. Yani daha eðitimsiz olan yaþlýlarýn maddi gelirleri ve yaþam kaliteleri düþmekte, huzurevlerine baþvurma olasýlýklarý artmaktadýr.

Yakýn zamanda yaþanmýþ olumsuz yaþam olayý sorulduðunda çalýþýlan örneklemde, evde yakýnlarý ile kalan yaþlýlarda huzurevinde kalan yaþlýlara göre bu oranýn daha yüksek olduðunu ve bu farkýn anlamlý olduðunu tespit ettik. Huzurevlerinde kalan yaþlýlarýn yaþadýklarý ortamýn evde yakýnlarý ile kalan yaþlýlara göre daha dengeli bir ortam olmasý ve aile sorunlarýndan kýsmen uzak olmalarý, ev ortamýnda ise aile içi sorunlarýn daha kolay þekilde yaþlýlara yansýmasý nedeniyle böyle bir fark oluþmuþ olabilir.

Çalýþmamýzda uygulanan ölçeklerin puanlarýna bakýldýðýnda, her iki grup arasýnda anlamlý farklar olduðu görülmüþtür. Buna göre HDDÖ ve GDÖ'den alýnan puanlar huzurevinde kalan yaþlýlarda, evde yakýnlarý ile birlikte kalan yaþlýlara

göre daha yüksektir. Bu bulgu daha önce yapýlmýþ bazý çalýþmalarla benzerlik göstermektedir. Yapýlan çalýþmalarda huzurevlerindeki yaþlýlarda depresif belirtilerin fazla olduðu (Bahar ve ark. 2005, Demet ve ark. 2002, Varma ve ark. 2008) ve huzurevinde kalmanýn depresyon için bir risk fak-törü olduðu belirtilmiþtir (Gül ve ark. 2012, Karakaya ve ark. 2009, Maral ve ark. 2001, Molloy ve Standish 1997). Amerika Birleþik Devletleri'nde yapýlan bir çalýþmada bakýmevinde yaþayanlarda majör depresyon varlýðý %14, taný ölçütlerini karþýlamasa da depresyon belirtilerinin varlýðý %44 bulunmuþtur. Ayný gözden geçirmede depresif bozukluk ve depresif belirtilerin; kadýn cinsiyet, bedensel hastalýk, biliþsel bozukluk, iþlevsel bozuk-luk, sosyal iletiþim azlýðý/yokluðu ve depresyon öyküsü ile baðlantýlý olduðu da belirtilmiþtir (Djernes 2006). Bizim çalýþmamýz da huzurevinde yaþamayý, depresif bozukluk için bir risk faktörü olarak saptamýþtýr.

Çalýþmaya alýnan örneklemde HADÖ toplam puanlarý huzurevinde kalan yaþlýlarda evde yakýn-larý ile birlikte kalan yaþlýlara göre anlamlý dere-cede yüksektir. Ayný þekilde ölçekte yer alan mad-deler somatik ve psiþik olarak ayrýldýðýnda, huzurevinde yaþayanlarda somatik puanlarýn daha yüksek olduðu görülmektedir. HADÖ alt ölçekle-rine bakýldýðýnda ise bazý farklýlýklar dikkati çek-mektedir. Buna göre ölçeðin korku ve depresif mizaç belirtileri (psiþik maddeler) ile ilgili puanlarý evde yakýnlarý ile birlikte kalan yaþlýlarda huzurevinde kalan yaþlýlara göre daha yüksektir. Diðer maddelerden anksiyeteli mizaç, gerilim, musküler ve duyusal belirtiler, solunum belirtileri ise huzurevinde kalanlarda yüksektir. Bu sonuçlar genel bir bakýþ ile deðerlendirildiðinde, huzurevin-de kalan yaþlýlarda evhuzurevin-de yakýnlarý ile kalan yaþlýlara göre anksiyete belirtilerinin daha fazla olduðu, alt ölçeklere bakýldýðýnda ise özgün olarak somatik anksiyete belirtilerinin daha fazla olduðu görülmektedir. Ancak her iki grup arasýnda kronik fiziksel hastalýða sahip olma açýsýndan fark bulun-madýðý için bu durumun fiziksel bir hastalýða sahip olmak ile açýklanamayacaðý düþünülmektedir. Huzurevinde kalan yaþlýlarda algýlanan aile desteði ile iliþkili bir "tedavi/bakým alamama korkusu" ve "ilgi görme isteði"nin neden olduðu somatik kaygý belirtilerinin üretimi söz konusu olabilir. Benzer

(8)

þekilde yaþadýklarý ortam ve bakým verenlerin özel-likleri nedeniyle kendilerini ifade etme zorluðu yaþayan yaþlýlarýn sýkýntýlarýný bedenselleþtirerek yansýtýyor olmalarý da olasý görünmektedir. Bununla birlikte, bedensel yakýnmalarýn fazlalýðýnýn örneklemdeki bireylerin kiþilik özellik-leri, kronik fiziksel hastalýklarýnýn þiddeti gibi bu çalýþmada deðerlendirilmemiþ olan baþka özellik-lerle de iliþkili olabileceði akýlda tutulmalýdýr. Yaþlýlarýn fiziksel saðlýklarý ile ilgili yakýnmalarý art-týkça, bakým verenlerde bir býkkýnlýk ve öfke oluþa-bileceði, bu durumun yaþlýya verilen bakýmý olum-suz etkileyerek bir kýsýr döngüye neden olabileceði düþünülebilir. Bu noktada huzurevi çalýþanlarýnýn, yaþlýlardaki bedensel belirtilerin altta yatan bir kaygý bozukluðuna iþaret edebileceðini bilerek bu kiþileri ruh saðlýðý profesyonellerine yön-lendirmelerinin önemi açýða çýkmaktadýr.

Çalýþmamýzda her iki grup için de; kronik fiziksel hastalýk varlýðý, medeni durum, sosyal güvence var-lýðý, son üç ay içinde yaþanmýþ olumsuz yaþam olayý varlýðý ile iliþkili olarak ölçek puanlarý arasýnda anlamlý bir fark olmadýðý görülmüþtür. Ayný zaman-da huzurevinde kalanlarzaman-da yakýnlarýnýn ziyaret sýk-lýðý ile ölçek puanlarý arasýnda anlamlý bir iliþki yok-tur. Bazý çalýþmalar kronik hastalýðý olan kiþilerde depresyon riskinin daha yüksek olduðunu bildirmiþ olmakla birlikte (Blay ve ark. 2007, Chang-Quan ve ark. 2010, Maral ve ark. 2001) baþka çalýþmalar saðlýk durumunun yaþlýda görülen depresyonla iliþkisi olmadýðýný bildirmiþtir (Cho ve ark. 2008, Cole ve Dendukuri 2003). Bu konu çeliþkili olmak-la birlikte bizim sonuçolmak-larýmýz, kronik hastalýk var-lýðýnýn ölçek puanlarýný etkilemediðini göstermek-tedir. Benzer þekilde medeni durumun da ölçek puanlarý ile iliþkisiz olduðu belirlenmiþse de bazý çalýþmalarda bekar olmak yaþlýda görülen anksiyete bozukluklarý ile iliþkili bulunmuþtur (Beekman 1998, Gum ve ark. 2009). Yine 65 yaþ üzeri erkek-lerde yapýlan bir araþtýrmada sosyal destek deðiþkenleri depresyonla iliþkisiz, yalnýz olma ise iliþkili bulunmuþtur (Alpass ve Neville 2003). Koç ve ark.’nýn (2008) yaptýklarý çalýþmada dul yaþlýlarýn evli yaþlýlara göre daha düþük bir yaþam kalitesi olduðu bildirilmiþtir. Ayrýca araþtýrmamýzda son üç ay içinde yaþanmýþ olumsuz yaþam olayý sýklýðýnýn

evde yakýnlarý ile birlikte kalan yaþlýlarda daha fazla olmasýna raðmen anksiyete ve depresyon düzeylerinin huzurevinde kalan yaþlýlarda daha yüksek bulunmasý, olumsuz yaþam olaylarýný anksiyete ve depresyonla iliþkilendiren çalýþmalarla çeliþkili gibi görünmektedir (Cole ve Dendukuri 2003; Herbert 1997). Bu farklýlýðýn olumsuz yaþam olaylarýnýn içeriðinden ve örneklemin küçük oluþundan kaynaklandýðý düþünülmektedir. Çalýþmamýzýn bazý kýsýtlýlýklarý vardýr. Öncelikle çalýþmaya alýnan örneklem psikiyatri polikliniðine gelen yaþlýlar üzerinde yapýldýðý için bulgular tüm yaþlý popülasyona genellenemez. Daha genel-lenebilir sonuçlar için polikliniðe baþvurmamýþ, huzurevinde ya da evde yakýnlarý ile yaþayan yaþlý örnekleme ulaþýlmasý uygun olacaktýr. Diðer bir kýsýtlýlýk, her ne kadar katýlýmcýlarýn ölçekleri en doðru þekilde doldurmasý için gerekli önlemler alýndýysa da örneklemin yaþlý olmasýnýn doðal þe-kilde ölçeklerin doldurulmasýnda eksikliklere yol açmýþ olabileceðidir. Üçüncü olarak alýnan örnek-lemin psikiyatrik tanýlarýnýn belirtilmemiþ olmasý da çalýþmanýn kýsýtlýlýklarý arasýndadýr.

SONUÇ

Tüm bu sonuçlar birlikte deðerlendirildiðinde özet-le, bu örneklemde, huzurevinde kalan yaþlýlarýn evde yakýnlarý ile birlikte kalan yaþlýlara göre; sayý-ca daha çok erkek ve düþük eðitimli olduðu, genel olarak daha yüksek depresyon ve kaygý belirtilerine sahip olmakla birlikte özellikle daha çok bedensel anksiyete belirtisi gösterdiði, kronik fiziksel hastalýk varlýðý, medeni durum, sosyal güvence var-lýðý ve yakýnlarýn ziyaret sýkvar-lýðý gibi bireysel özellik-lerin ruh saðlýklarý üzerine önemli bir etkisinin olmadýðý görülmektedir. Bu durum huzurevinde kalan yaþlýlarýn ruhsal açýdan düzenli bir þekilde deðerlendirilerek yeterli ruhsal desteðin saðlan-masýnýn gerekli ve önemli olduðunu göstermekte ve bu sayede yaþlýlarýn fiziksel ve ruh saðlýðý üzerine belirgin iyileþmeler saðlanacaðý öngörülmektedir. Yazýþma adresi: Dr.Serap Erdoðan Taycan, Gaziosmanpaþa Üniversitesi, Týp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalý, Tokat, [email protected]

(9)

KAYNAKLAR Akdemir A, Örsel S, Dað Ý (1996) Hamilton Depresyon

Derecelendirme Ölçeði'nin geçerliði, güvenilirliði ve klinikte kullanýmý. Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi, 4:251-259.

Alpass FM, Neville S (2003) Loneliness, health and depression in older males. Aging Ment Health, 7: 212-216.

Bahar A, Tutkun H, Sertbaþ G (2005) Huzurevinde yaþayan yaþlýlarýn anksiyete ve depresyon düzeylerinin belirlenmesi. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 6:227-239.

Barua A, Ghosh MK, Kar N (2010). Socio-demographic factors of geriatric depression. Indian J Psychol Med, 32:87-92. Barua A, Ghosh MK, Kar N ve ark. (2011) Prevalence of depressive disorders in the elderly. Ann Saudi Med, 31:620-624. Beekman AT, de Beurs E, van Balkom AJ ve ark. (2000) Anxiety and depression in later life: Co-occurrence and communality of risk factors. Am J Psychiatry, 157:89-95.

Beekman AT, Bremmer MA, Deeg DJ ve ark. (1998) Anxiety disorders in later life: a report from the Longitudinal Aging Study Amsterdam. Int J Geriatr Psychiatry, 13:717-726. Blay SL, Andreoli SB, Fillenbaum GG ve ark. (2007) Depression morbidity in later life: prevalence and correlates in a developing country. Am J Geriatr Psychiatry, 15:790-799. Bölükbaþ N, Arslan H (2003) Huzur evinde kalan yaþlýlarýn psikososyal yönlerinin incelenmesi. Düþünen Adam, 16:235-239. Chang-Quan H, Xue-Mei Z, Bi-Rong D ve ark. (2010) Health status and risk for depression among the elderly: a meta-analy-sis of published literature. Age Ageing, 39: 23-30.

Cho HJ, Helen L, Richard O ve ark. (2008) Sleep disturbance and depression recurrence in community- dwelling older adults: a prospective study. Am J Psychiatry, 165: 1543-1550.

Cole MG, Dendukuri N (2003) Risk factors for depression among elderly community subjects: a systematic review and metaanalysis. Am J Psychiatry, 160: 1147-1156.

Corna LM, Cairney J, Herrmann N ve ark. (2007) Panic disor-der in later life: results from a national survey of Canadians. Int Psychogeriatry, 19:1084-1096.

Demet MM, Taþkýn EO, Deniz F ve ark. (2002) Manisa huzurev-lerinde kalan yaþlýlarda depresyon belirtilerinin yaygýnlýðý ve iliþkili risk etkenleri. Türk Psikiyatri Dergisi, 13:290-299. Djernes JK (2006) Prevalence and predictors of depression in populations of elderly: a review. Acta Psychiatr Scand, 113:372-387.

Ertan T, Eker E, Þar V (1997) Geriatrik depresyon ölçeðinin Türk yaþlý nüfusunda geçerlilik ve güvenilirliði. Nöropsikiyatri Arþivi, 34:62-71.

Fessman N, Lester D. (2000) Loneliness and depression among elderly nursing home patients. Int J Aging Hum Dev, 51:137-141.

Fukunaga R, Abe Y, Nakagawa Y ve ark. (2012) Living alone is associated with depression among the elderly in a rural commu-nity in Japan. Psychogeriatrics, 12:179-85.

Goldberg, TH, Chavin SI (1997) Preventive medicine and

screening in older adults. J Am Geriatr Soc, 45: 344-354. Gum AM, King-Kallimanis B, Kohn R (2009) Prevalence of mood, anxiety, and substance-abuse disorders for older Americans in the National Comorbidity Survey Replication. Am J Geriatr Psychiatry, 17:769-781.

Gül HL, Evcili G, Karadaþ Ö ve ark. (2012) Geriatrik depresyon ve iliþkili risk etkenleri: huzurevinde kalan yaþlýlarda depresif belirti düzeyi. J Clin Anal Med, 3: 308-310.

Güngen C, Ertan T, Eker E ve ark. (2002) Standardize Mini Mental Test'in Türk toplumunda hafif demans tanýsýnda geçerlik ve güvenilirliði. Türk Psikiyatri Dergisi, 13:273-281.

Hamilton M (1960) A rating scale for depression. J Neurol Neurosurg Psychiatry, 23:56-62.

Hamilton M (1959) The assessment of anxiety states by rating. Br J Med Psychol, 32:50-55.

Herbert J (1997) Fortnighly review. Stress, the brain, and men-tal illness. BMJ: British Medical Journal, 315(7107), 530. Ýstatistiklerle Yaþlýlar (2012) Türkiye Ýstatistik Kurumu Haber Bülteni, sayý: 13466. http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenle-ri.do?id=13466

Ýstatistiklerle Yaþlýlar (2012) Türkiye Ýstatistik Kurumu. Mart 2013. http://www.tuik.gov.tr/Kitap.do?metod=KitapDetay&-KT_ID=11&KITAP_ID=265

Karakaya MG, Bilgin SC, Ekici G ve ark. (2009) Functional mobility, depressive symptoms, level of independence, and qual-ity of life of the elderly living at home and in the nursing home. J Am Med Dir Assoc, 10:662-666.

Kýlýçoðlu A, Yenilmez Ç (2005) Huzurevindeki yaþlý bireylerde yaþam kalitesi ve bireye özgü etkenler ile iliþkisi. Düþünen Adam, 18:187-195.

Koç Ý, Özgören A, Þirin H (2008) Türkiye'de yaþlýlarýn yaþam kalitesi ve aile yapýsýnýn yaþlýlarýn yaþam kalitesine etkisi. Türkiye Nüfus ve Saðlýk Araþtýrmasý, Ýleri Analiz Çalýþmasý. Leon FG, Ashton AK, DMello DA ve ark. (2003) Depression and comorbid medical illness: therapeutic and diagnostic chal-lenges. J Fam Pract, 20 (Suppl S):19-23.

Maral I, Aslan S, Ýlhan MN ve ark. (2001) Depresyon yaygýnlýðý ve risk etkenleri: huzurevinde ve evde yaþayan yaþlýlarda karþýlaþtýrmalý bir çalýþma. Türk Psikiyatri Dergisi, 12:251-259. Molloy DW, Standish TIM (1997) Mental Status and Neuro psy-chological Assessment A Guide to the Standardized Mini-Mental State Examination. Int Psychogeriatr, 9(Suppl 1):87-94. Onder G, Carpenter I, Finne-Soveri H ve ark. (2012) SHEL-TER project. Collaborators (32). Assessment of nursing home residents in Europe: the Services and Health for Elderly in Long TERm care (SHELTER) study. BMC Health Services Research, 12:5.

Purandare N, Burns A, Challis D ve ark. (2004) Perceived men-tal health needs and adequacy of service provision to older peo-ple in care homes in the U.K.: a national survey. Int J Geriatr Psychiatry, 19:549-553.

(10)

psychiatric disorder in the French elderly population. Br J Psychiatry, 184:147-152.

Saðduyu A (1997) Yaþlýlar için depresyon ölçeði: Hamilton depresyon ölçeði ile karþýlaþtýrmalý güvenilirlik ve geçerlilik çalýþmasý. Türk Psikiyatri Dergisi, 8: 3-8.

Subasi F, Hayran O (2005) Evaluation of life satisfaction index of the elderly people living in nursing homes. Arch Gerontol Geriatr, 41:23-29.

Teresi J, Abrams R, Holmes D ve ark. (2001) Prevalence of depression and depression recognition in nursing homes. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol, 36:613-620.

Van der Weele GM, Gussekloo J, De Waal MW ve ark. (2009) Co-occurrence of depression and anxiety in elderly subjects aged 90 years and its relationship with functional status, quality of life and mortality. Int J Geriatr Psychiatry, 24: 595-601. Van Zelst WH, de Beurs E, Beekman ATF ve ark. (2003) Prevalence and risk factors of posttraumatic stress disorder in older adults. Psychother Psychosom, 72:333-342.

Varma GS, Oðuzhanoðlu NK, Amuk T ve ark. (2008)

Huzurevindeki yaþlýlarda depresyon sýklýðý ve iliþkili risk etmen-leri. Klinik Psikiyatri,11:25-32.

Vink D, Aartsen MJ, Comijs HC ve ark. (2009) Onset of anxiety and depression in the aging population: comparison of risk fac-tors in a 9-year prospective study. Am J Geriatr Psychiatry, 17:642-652.

Wolitzky-Taylor KB, Castriotta N, Lenze EJ ve ark. (2010) Anxiety disorders in older adults: a comprehensive review. Depress Anxiety, 27:190-211.

World Population Ageing 2009. United Nations New York, 2009. http://www.un.org/esa/population/publications/WPA2009-/WPA2009_WorkingPaper.pdf

Yazýcý MK, Demir B, Tanrýverdi N ve ark. (1998) Anksiyete deðerlendirme ölçeði, deðerlendiriciler arasý güvenilirlik ve geçerlilik çalýþmasý. Türk Psikiyatri Dergisi, 9:114-120. Yesavage JA, Brink TL, Rose TL ve ark. (1983) Development and validation of a geriatric depression screening scale: a pre-liminary report. J Psychiatr Res, 17:37-49.

Referanslar

Benzer Belgeler

Araflt›rmam›zda YBÜ’nin di¤er önemli bir maliyet kalemi ise; ilaç maliyetleri olup, toplam YBÜ maliyeti içindeki oran› %21,41 hastane toplam ilaç maliyeti içindeki

Dergimizle ilgili öncelikle bizlere destek olan adli bilimler alanında çalışan bilim insanlarına çok teşekkür ediyoruz.. Kısa sürede gerek yazarlarımızın gerekse

† referans kategoriler; a: haftalık çalışma saati az olanlar, b: haftalık dinlenme saati fazla olanlar, c: algılanan stresi düşük olan, d: tıp öğrencisi olmaktan mutlu

Artık yaşamını bir kız olarak, üstelik de çok sevdiği Ymma’nın yanında geçirecek olan Silence, erkekken sahip olduğu herşeyden vazgeçmiş, ama kadın olarak

Atalay Gündüz (Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir, Türkiye) Doç. Bahar Dervişcemaloğlu (Ege Üniversitesi,

Amanda Miller bu doğaçlama pratiğini kendi atölyelerinde, performansta hareketin araştırılması ve dansçılara mekân içerisinde net ve belirli bir hareket kurmak

DOI: 10.21612/yader.2015.006 Her sanat dalı kendine has nitelikleriyle seyircisine diğer sanat dallarından farklı bir estetik deneyim vaat eder. Bu çalışmanın asıl

Sonda: Konuştuğunuzda karşınızdaki kadınlar tarafından en çok dinlenildiğinizi hissettiğiniz ve diğer kadınlar konuştuğunda en çok ilgiyle dinlediğiniz konular