• Sonuç bulunamadı

2017 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Anayasa Yargısı ve Bireysel Başvuru

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "2017 Anayasa Değişiklikleri Çerçevesinde Anayasa Yargısı ve Bireysel Başvuru"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

GİRİŞ

Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu AİHS Ek Protokolleri ile güvence altına alınmış olan temel hak ve hürriyetlerinden herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edilmesi durumunda, ihlale maruz kala kişi, ihlalin giderilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan bireysel başvuru yapabilir. İhlale maruz kalan/hakkı ihlal edilen bireyin, kamu gücüne veya hukuken daha güçlü konumda olan idareye karşı hukuken korunabilmesi için, hakkı ihlal edilenin doğrudan anayasa yargısının kapsamına alınması yolu ile daha iyi korunabilmektedir. Bireysel başvuru kurumu Ülkemizde kabul edilene kadar, Anayasa Yargısı sistemimizde böyle bir hukuksal koruma mekanizma yoktu. Anayasa Yargısının bu eksikliği, bireylerin Anayasa Mahkemesinden doğrudan hukuki koruma talebinde bulunmalarına imkan veren bireysel başvuru kurumuyla giderilmiştir.

Bireysel başvuru yolu Almanya ve İspanya’da geniş bir biçimde uygulanmaktadır. Bu nedenle bireysel başvuru kurumunun uygulanmasına yönelik en iyi örnekler Almanya ve İspanya’da görülmekle beraber Avusturya, İsviçre, Meksika, Slovakya, Slovenya, Makedonya, Rusya, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre de farklı biçimlerde de olsa bu kurumu kabul etmiş ve değişik biçimlerde uygulamaktadırlar.1

Bütün ülkeler kendi iç hukuklarını nazara alarak, bireysel başvuru kurumunu farklı işlemlere karşı farklı biçimlerde kabul etmiş olmalarına rağmen, bu kurum ile temelde amaçlanan, bireylerin doğrudan etkilendikleri ve temel hak ve hürriyetlerini ihlal ettiğini düşündükleri kamu gücü işlemlerine karşı anayasa mahkemesine doğrudan bireysel olarak başvurmak suretiyle hukuki koruma talebinde bulunmalarına imkân sağlamaktır. Bireysel başvuru yolu ile temel hakların öznesi2 olan bireylere, Anayasa, AİHS ve Türkiye’nin taraf

olduğu ek protokollere aykırı hareketle meydana gelen temel hak ihlallerini bizzat engelleme hakkı tanınmaktadır. Bu doğrultuda Anayasa, AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerle güvence altına alınmış olan temel hak ve hürriyetler, etkili kılındığı, aktif olarak yaşama geçirildiği ölçüde önemli olacaktır. Diğer bir ifade ile bu kurum, etkili olarak uygulanması ile ehemmiyet kazanacak, anayasa yargısına katkı sağlayacak ve ülke vatandaşlarına hizmet etmiş olacak. Zira temel hak ve hürriyetler anayasa metinlerinde yer aldıklarında değil, ancak etkili bir biçimde uygulanarak, uygulamada gerçekleştirildiği ölçüde 1 Genaro David Gongora Pimentel, “Dünyada Anayasa Şikâyeti Uygulamaları”, Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru “Anayasa Şikâyeti”, (Ed. Musa Sağlam), Hukuk Adamları Birliği (HUKAB) Sempozyum Serisi, HUKAB Yayınları, Ankara 2011, s. 65-76.

2 Ece Göztepe, Anayasa Şikâyeti, AÜHF Yayınları No: 530, AÜHF Döner Sermaye Yayınları No: 45, Ankara 1998, s. 3.

(2)

anayasal düzende gerçek işlevini yerini getirmiş olur. Temel hak ve hürriyetler tam anlamıyla korunamadıkları takdirde etkisiz olacak ve hukuken de değerli olamayacaktır.3

Temel hak ve hürriyetlerin, etkili bir biçimde korunmasının ve uygulanmasının gerekliliği ve zorunluluğu, Türkiye'de de uzun bir süre tartışılmış ve nihayetinde bireysel başvuru kurumu ile daha da somutlaştırılmış ve anayasa yargısı ile gerekli korumaya kavuşturulmuştur. Bu doğrultuda bireysel başvuru kurumu, Anayasanın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesine, 07/05/2010 tarihli ve 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun’un 18. maddesi ile üçüncü fıkraya;

“(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve hürriyetlerinden, AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.

(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/18 md.) Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir” eklenen ek fıkralar ile Anayasamızdaki yerini almıştır.

Anayasa değişikliklerinde, bireysel başvuru kurumunun kabul edilmesinin gerekçelerinden biri olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Türkiye aleyhine yapılan çok sayıdaki başvuru gösterilmiştir.4 Ayrıca madde gerekçesinin devamında bireysel

başvuru yolu ile, bireylerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetlerin daha fazla korumasını sağlamak ve kamu organlarını, Anayasa ve kanunlara daha uygun davranması hususunda zorlayacağı belirtilmiştir.5 Doğrusu bireysel başvuru yolu ile AİHM’ye gidebilecek

başvuruların büyük bir kısmı Anayasa Mahkemesi tarafından iç hukuk yolu ile çözüme kavuşturulacağı umulmaktadır.6 Mezkûr Anayasal ve yasal düzenlemeler ile asıl ulaşılmak

3 Göztepe, Anayasa Şikâyeti, s. 3.

4 2010 yılı itibariyle Türkiye’ye karşı yapılmış bireysel başvuru sayısı 18543’tür. Bu rakam bir önceki yıla oranla % 37 artmıştır. Erdinç, AİHM’nin 50 yıllık yargılama hayatında aleyhine en çok ihlal kararı verilen ülke 2249 sayısı ile Türkiye olduğunu belirtmiştir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz.; Tahsin Erdinç, “Karşılaştırmalı Olarak Türk Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı (Anayasa Şikâyeti)”, TAAD, Y. 6, S. 20, Ocak 2015, s. 87-138.

5 Ece Göztepe, “Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru Hakkının (Anayasa Şikâyeti) 6216 sayılı Kanun Kapsamında Değerlendirilmesi”, TBB Dergisi, C. 95, Ankara 2011, s. 3.

6 Ülkelerin derdest başvuru sayılarına ilişkin resmi istatistikler, AİHM tarafından 31.12.2016 tarihi itibariyle yayınlanmıştır. Buna göre Türkiye aleyhine 31.12.2012 itibariyle 16.876, 31.12.2013 itibariyle 10.931, 31.12.2014 itibariyle 9.448, 31.12.2015 itibariyle 8.450, 31.12.2016 itibariyle 12.575 başvuru yapılmıştır. http://www.echr.coe.int/Documents/Annual_report_2016_ENG.pdf. (E.T. 19.01.2018) İstatistiklerden de anlaşılacağı, Ülkemiz aleyhine AİHM’e yapılan başvuru sayısında 2012 yılından itibaren 31.12.2015 yılına

(3)

istenilen, AİHM’e gidilecek başvuruları azaltmaktır.7 Diğer bir ifadeyle bireysel başvuru yolu

bir “ön filtre” aracı olarak da düşünülmüştür.8

Hukuk kurallarının genelde içerik bakımından tartışmalı soyut kavramlar olduğu bilinen bir gerçektir. Hukuk kurallarını anlaşılır hale getiren ise yargısal yorum9 ve içtihatlardır.

Anayasa Mahkemesi de aslında bireysel başvuruları inceleyerek soyut olan kavram ve kuralları açıklığa kavuşturmaktadır. Zira bireysel başvuruya ilişkin gerek anayasal hükümler gerekse kanuni düzenlemeler, soyut kavram ve kurallar olduğundan, Anayasa Mahkemesinin yargısal yorum ve içtihatlarına muhtaçtır. Anayasa Mahkemesi, soyut olan bu hükümleri yorumlayarak temel hak ve hürriyetlerin güvence alanının somutlaşmasına katkı sunmaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi 23/09/2012 tarihinden itibaren bireysel başvuruları inceleyip karara bağlayarak bu fonksiyonunu yerine getirdiği görülmektedir.

Anayasa, bir ülkedeki iç hukuk normlar kademelenmesinde (hiyerarşisinde) en üstte yer alır. Diğer normlar onun altındadır ve ona uygun olmak zorundadır. Alt kademede yer alan normların üst kademede yer alan normlara uygun olması gerekir. Buna göre kanunların anayasaya uygun olması bir zorunluluktur. 1982 Anayasasının 11. maddesine göre “kanunlar Anayasaya aykırı olamaz”. Burada belirtilen anayasanın üstünlüğünün sağlanabilmesi ve korunabilmesi için yazılı ve sert anayasalara ihtiyaç vardır. Bunun gerçekleşebilmesi için de anayasalara aykırı olan hukuki düzenlemelerin anayasaya uygunluğunu denetleyecek bir mekanizmanın hukuk sisteminde yer alması gerekir. Aksi takdirde, temel hak ve hürriyetleri ve anayasanın üstünlüğünü gereği gibi korumak mümkün olmayacaktır. İşte burada

kadar düzenli bir azalma olmuştur. Bu yıllardaki azalışta, bireysel başvuru yolunun kabul edilmesinin önemli bir etkisi vardır. 2016 yılında ise başvurularda artış gözlemlenmektedir. 2016 yılındaki artışta ise 15 Temmuz darbe girişimi sonucu yapılan başvurular etkili olmuştur.

7 Göztepe, “Türkiye’de Anayasa Mahkemesi”, s. 14-15.

8 Bireysel başvuru kurumunun kabul edilmesinden sonra Türkiye aleyhine AİHM’ye yapılan başvurularda düzenli bir azalış görülmektedir. Bu konuda güncel bilgileri/istatistikleri Strasbourg Mahkemesi 28.01.2016 tarihinde yayımladı. Bu verilere göre; Türkiye 2015 yılı sonu itibariyle AİHM'de hakkında en fazla başvuru yapılan 3. ülke konumunda. AİHM'nin önünde 28.01.2016 itibariyle toplamda 64 bin 850 bireysel başvuru bulunmaktadır. Ukrayna, 13 bin 850 başvuru ile ilk sırada. Bu ülkeyi sırasıyla Rusya (9 bin 200), Türkiye (8 bin 450), İtalya (7 bin 550), Macaristan (4 bin 600), Romanya (3 bin 550) ve Gürcistan (2 bin 150) izliyor. AİHM, 2015 yılında toplam 823 karar açıkladı. Hakkında en fazla karar açıklanan ülke Rusya (116) oldu. Rusya'yı Türkiye (87), Romanya (84), Yunanistan (47) ve Macaristan (44) oldu. Türkiye bu rakamla şu anda AİHM'nin iş yükünün yüzde 13'ünü oluşturuyor. Ankara, AİHM önünde 2014 yılını 9 bin 500 dava başvurusuyla kapatmıştı. AİHM, 7 Avrupa ülkesi hakkındaki davalarda hiçbir ihlal kararı vermedi. Bu ülkeler; Andora, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, İrlanda, Monako, Hollanda ve İsveç, http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyenin-aihm-karnesi-a %C3%A7%C4%B1kland%C4%B1/a-19008870, (E. T. 11.01.2017).

9 Anayasal yorum kavramı ve teorisi konusunda detaylı bilgi için bkz.; Ömer Gedik, Anayasa Mahkemesi Kararlarının Yorum Yöntemleri Açısından İncelenmesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi SBE Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, İstanbul, 2013, s. 11 vd.

(4)

bahsedilen hukuksal korumayı anayasa mahkemeleri, kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyerek sağlamaktadır.

Belirttiğimiz üzere anayasa yargısının temel fonksiyonu kanunların anayasaya uygunluğunu sağlamaktır. Ancak gelinen noktada bireysel başvuru kurumu ile temel hak ve hürriyetlerin korunması anayasa yargısının başka bir temel fonksiyonu olarak kabul edilmektedir. Zira bilhassa Kıta Avrupası ülkelerinde anayasa mahkemeleri, bireysel başvuruları inceleyip karara bağlayarak bu fonksiyonunun daha iyi bir şekilde yerine getirmektedir. Anayasa yargısının temel hak ve hürriyetleri koruma işlevi tarihte ikincil nitelikte görülse de, günümüzde temel hak ve hürriyetleri koruma işlevi özellikle Kıta Avrupası anayasa mahkemelerinin ve bu görevi yerine getiren yüksek mahkemelerin temel görevi haline gelmiştir. Anayasa yargısının temel hak ve hürriyetleri koruma konusunda geldiği seviyesinin son aşamasını ise bireysel başvuru kurumu teşkil etmektedir. Bireysel başvuru kurumu ile, uygulanma usulleri ülkeden ülkeye bazı farlılıklar gösterse de, devletlerin kamu gücü işlemleri ile temel hakları ihlal edilen kişilere, anayasa mahkemesine başvurarak hukuki korunma talep etme hakkı tanınmıştır.10

Bireysel başvuru yolu ülkemizde, 1960’lı yıllardan bu yana tartışılmaktadır. Bütün bu tartışmalara rağmen bireysel başvuru kurumu, hukuki korunma yolları içine, ancak 07/05/2010 tarihli anayasa değişikliği ile girmiştir. Anayasaya göre bireysel başvuru, yasama, yürütme ve yargı işlemlerinin tamamına karşı yapılabilecekmiş gibi düzenlendiğinden kapsamlı bir başvuru yöntemi olduğu söylenebilir. Zira 148. maddeye eklenen fıkrada;“(Ek fıkra: 05/07/2010-5982/18 md.) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve hürriyetlerinden, AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir” denilerek bireysel başvurunun kapsamı genel ifadelerle belirlenmiştir. Ancak 30/03/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun11 ile başvurunun kapsamı

somutlaştırılmıştır. Bireysel başvurunun kapsamı, 6216 sayılı Kanunun 45/3 maddesinde, “Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz” şeklinde belirlenmiştir.

10 Bahadır Kılınç, “Karşılaştırmalı Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru (Anayasa Şikâyeti) Kurumu ve Türkiye Açısından Uygulanabilirliği”, Anayasa Yargısı Dergisi, Sayı: 25, Ankara 2008, s. 20.

(5)

6216 sayılı Kanunun 42. maddesinde, Anayasaya aykırılığı ileri sürülemeyecek düzenlemeler tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Dolayısı ile 6216 sayılı Kanunun 42 ile 45/3 maddelerinde belirtilen düzenlemelerden dolayı bireysel başvuru yapılamaz. Ancak bu tür düzenlemelerin bireysel başvurunun ve Anayasaya uygunluk denetiminin kapsamının dışında bırakılmış olması temel hak ve hürriyetlerin ihlali bakımından tartışma konusu olmaya devam edileceği düşünülmektedir.12

Bu çalışmanın temel amacı, temel hak ve hürriyetlerin daha etkili bir biçimde korunması amacıyla öncelikli olarak genel anlamda anayasa yargısı ve 07/05/2010 tarihli Anayasa Değişlikleri ile 148. maddeye eklenen ek fıkralar, Anayasa ve Anayasadaki bu değişikliklere uygun olarak 6216 sayılı Kanunun 45 ila 51. maddeleri arasında düzenlenen bireysel başvuru kurumunun niteliklerini, işleyişini, şartlarını anayasa yargısı mekanizması çerçevesinde incelemektir.

Bu çalışmada, anayasa yargının genel teorisi, Türk Anayasa Mahkemesinin yapısı, 07/05/2010 tarihli anayasa değişlikleri ile Anayasa’nın 148. maddesine eklenen fıkralar ve 6216 sayılı Kanunun 45 ila 51. maddeleri beraber değerlendirilmiştir. Bireysel başvuru kurumu ile bireyin, devletin zorlayıcı işlemleri ve kamu gücü karşısında yargısal olarak nasıl korunabileceği tartışılmıştır.

Çalışmamızın birinci bölümünde, 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun ile yapılan Anayasa değişiklikleri de dikkate alınarak anayasa yargısının genel teorisi, Türk Anayasa Yargısı ve anayasa yargısının bireysel başvuru ile olan yakın alakası incelenmiş ve bu bağlamda anayasa yargısının tarihsel gelişimi ile Anayasa Mahkemesinin anayasaya uygunluk denetiminin bireysel başvuru ile olan bağlantısı saptanmaya çalışılmıştır.

İkinci bölümünde, bireysel başvurunun kavramı, nitelikleri ve işlevleri bakımından dünyadaki bazı örnekleri ile karşılaştırmalı olarak çalışılmıştır.

Üçüncü yani son bölümde ise, bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi, Anayasa ve 6216 sayılı Kanun çerçevesinde detaylandırılmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmada, 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun ile yapılan Anayasa değişiklikleri, 07/05/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun ile yapılan Anayasa değişikleri, 6216 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesinin yapısına ilişkin düzenlemeleri, AYM İçtüzük hükümleri ve AYM kararları birlikte değerlendirilmiştir. Bu çalışmanın özellikle uygulamaya ilişkin usul 12 Adnan Deynekli, “Yargıtay’ın Anayasa Şikâyetine Bakışı”, Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru “Anayasa Şikâyeti, (Ed. Musa Sağlam), Hukuk Adamları Birliği (HUKAB) Sempozyum Serisi, HUKAB Yayınları, Ankara 2011, s. 77-88.

(6)

kurallarını belirlemede, ilgilileri için yardımcı kaynak olacağı kanaatindeyiz. Çalışmamızın ilgili kısımlarında Anayasa Mahkemesinin kararlarından yararlanılmıştır. Dolayısı ile bu çalışmada bireysel başvuru kurumu, zorluk derecesine rağmen, anayasa yargısı bağlamında ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bireysel başvuru kurumunun temel yönleriyle aydınlığa kavuşacağı temenni edilmektedir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Yerel alan ağlarda (LAN-Local Area Network) kullanılan kablosuz olarak oluşturulan yerel ağlar için WLAN ismi kullanılmaktadır.. Ayrıca kullanılan kablosuz ağ

Buna göre; maddi bir hak ile bağlantılı olarak ele alınan ayrımcılık yasağı hakkın kendisi ihlal edilmemiş olsa bile mahkeme tarafından

Başvurucu hakkında “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturma ve kaçakçılık suçunu” işlediği iddiası ile kamu davası açılmış- tır. Yapılan

 Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer

• Norm, taşıdığı içerik yönünden Anayasa’nın herhangi bir hükmüne aykırı olmasa da, kanunlaşma veya ilgili norm haline gelme sürecindeki bazı usulî

 İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru

Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklere yönelik ihlalleri önlemek amacı ile tanınmış bir kanun yoludur (Sabuncu ve Arnwine, 2004: 230). maddesinde bireysel

maddesine göre, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç işledikleri iddiasıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt