T.C.
SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ
SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ
KAMU YÖNETĠMĠ ANABĠLĠM DALI
TÜRK SEÇMEN DAVRANIġI
VE
AKP, CHP, MHP’NĠN SEÇMEN TABANLARI
Handan GÜMÜġ
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ
DanıĢman
Doç. Dr. Gülise GÖKÇE
Konya 2009
ĠÇĠNDEKĠLER
Sayfa No BĠLĠMSEL ETĠK SAYFASI ... V TEZ KABUL FORMU ... VĠ ÖZET ... VĠĠ ABSTRACT ... VĠĠĠ KISALTMALAR ... ĠX TABLOLAR ...10 GĠRĠġ ...11 BĠRĠNCĠ BÖLÜM I.SEÇMEN DAVRANIġI VE SEÇMEN DAVRANIġINI ETKĠLEYEN UNSURLAR ... 14
1.1. Seçmen DavranıĢları Ġle Ġlgili Teorik YaklaĢımlar ... 21
1.1.1. Rasyonel Seçim Ekolü (Ekonomik YaklaĢım) ... 22
1.1.2. Columbia Ekolü (Sosyolojik YaklaĢım) ... 24
1.1.3. Michigan Ekolü (Psikolojik YaklaĢım) ... 26
1.2. Seçmen DavranıĢlarını Etkileyen Faktörler ... 27
1.2.1.Sosyo-Ekonomik Faktörler ... 27
1.2.1.1 Ekonomik Durum ve Gelir ... 28
1.2.1.2. Meslek ... 30 1.2.1.3. Eğitim ... 32 1.2.1.4. Cinsiyet ... 35 1.2.1.5. yaĢ ... 40 1.2.1.6. Aile ... 42 1.2.1.7. YerleĢme ... 43
1.2.1.8. Kitle ĠletiĢim Araçları ... 45
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
II. TÜRKĠYE’DE SEÇMEN DAVRANIġLARINI ETKĠLEYEN
ETMENLER………..50
2.1. Sosyolojik Taban ... 50
2.1.1.AKP ve sosyolojik Tabanı ... 52
2.1.2 CHP ve sosyolojik Tabanı ... 57
2.1.3.MHP ve sosyolojik Tabanı ... 61
2.2.Cinsiyet ... 63
2.3.YaĢ……… ... 68
2.4.Eğitim…. ... 70
2.5.Gelir Seviyesi ve Ekonomik Durum ... 72
2.6.Ġdeoloji ve Değerlerin Etkisi ... 75
2.7.Diğer Etmenler ... 79
2.7.1. Çevrenin Etkisi ... 79
2.7.2. KentleĢme ... 80
2.7.3. Liderin Etkisi ... 81
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM III. 3 KASIM 2002 VE 22 TEMMUZ 2007 GENEL SEÇĠMLERĠ ... 84
3.1.3 Kasım 2002 Genel Seçimi ... 84
3.1.1. Seçim Öncesi Ortam ... 84
3.1.2. Seçim Sonrası Tablo ... 87
3.1.3. 2002 Genel Seçimi ve AKP ... 95
3.1.4. 2002 Genel Seçimi ve CHP ... 98
3.1.5. 2002 Genel Seçimi ve MHP ... 100
3.2 .22 Temmuz 2007 Genel Seçimi ... 102
3.2.1. Seçim Öncesi Ortam ... 102
3.2.2.. Seçim Sonrası Ortam ... 104
3.2.4 2007 Genel Seçimi ve CHP ... 110
3.2.5 2007 Genel Seçimi ve MHP ...112
SONUÇ…………... 115
KAYNAKÇA…. ... 117
T.C.
SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ
Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
BĠLĠMSEL ETĠK SAYFASI
Öğrenci
ni
n
Adı Soyadı HANDAN GÜMÜġ Numarası 064228001007
Ana Bilim / Bilim Dalı KAMU YÖNETİMİ/KAMU YÖNETİMİ Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora
Tezin Adı : TÜRK SEÇMEN DAVRANIŞI VE AKP, CHP, MHP’NİN SEÇMEN TABANLARI
Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranıĢ ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalıĢmada baĢkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.
T.C.
SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ
Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ KABUL FORMU
Handan GÜMÜġ tarafından hazırlanan Türk Seçmen DavranıĢı ve AKP, CHP, MHP’nin Seçmen Tabanları baĢlıklı bu çalıĢma 17/12/2009 tarihinde yapılan
savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile baĢarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiĢtir.
Doç.Dr. Gülise GÖKÇE
ÖZET
Demokratik ülkelerde siyasal iktidarın belirlenmesinde seçmen davranıĢları her zaman önemli bir yer tutmuĢtur. Seçmenler siyasal iktidarı belirlerken kendine en çok faydayı sağlayacak partiye oy verdikleri her seçim döneminde görülmüĢtür. Fakat seçmen tabanındaki ve davranıĢlarındaki değiĢikliğin en belirgin örneği özellikle 2002 seçimlerinde görülmüĢtür.
Bu çalıĢmada seçmen davranıĢlarını etkileyen etmenler, değiĢen siyasi yelpazenin seçmen davranıĢlarında ne gibi etkiler yarattığı ve siyasete 2002 genel seçimleriyle katılan iktidar partisinin Türkiye‟deki seçmen tabanını nasıl etkilediği ayrıntılı olarak incelenecektir. Aynı zamanda 2002 ve 2007 genel seçimleriyle değiĢen siyasi dengelerin hangi partilere yaradığı seçmen tabanındaki bu oynamanın sebepleri ve en önemlisi parti tabanı hemen hemen tahmin edilen CHP ve MHP yanı sıra Türk siyasi hayatına yeni giren ve parti tabanı tam olarak bilinemeyen AKP‟nin bu oy oranına nasıl ulaĢtığı, bu süreçte hangi partilerin seçmeninden oy alarak o partinin siyaset arenasından uzaklaĢmasına yok açtığı ve değiĢen siyasi dengeler de ayrıntılarıyla ele alınacaktır.
ABSTRACT
In democratic countries the voters behaviour has always played an important role in determining the political power. At every election period the voters vote for the political party that they believe to provide the maximum benefit. The most distinct change on voting behaviour and the voters base has been realized on 2002 elections.
This is a study focused on the causes effecting the voting behaviour, the effects of the change in political spectrum on voting behaviour and also it is an analysis of the effects of the political party in power on the public voting behaviour since in 2002 and 2007 elections. The reasons of the change on the voting base , the benefits of the changes on the political balance to certain political parties and most importantly how a new political party which does not have a certain voters base like AKP has reached this kind of high support and political base known parties like CHP and MHP is investigated in detail. Also how the political balance is effected as a result of AKP‟s captured votes from other political parties resulting in total disappearence of some parties from the political arena.
KISALTMALAR
ABD : Amerika BirleĢik Devletleri a.g.e. : Adı geçen eser
a.g.m. : Adı geçen makale a.g.d. : Adı geçen dergi a.g.t. : Adı geçen tez
AKP : Adalet ve Kalkınma Partisi ANAP : Anavatan Partisi
AP : Adalet Partisi
C : Cilt
CGP : Cumhuriyetçi Güven Partisi CHP : Cumhuriyet Halk Partisi
CKMP : Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi
DB : Dünya Bankası
DP : Demokrat Parti
DSP : Demokratik Sol Parti DYP : Doğru Yol Partisi
Ed : Editör
FP : Fazilet Parti
HF : Halk Fırkası
HP : Hürriyet Partisi
MC : Milliyetçi Cephe
MDP : Milliyetçi Demokrasi Partisi MGK : Milli Güvenlik Konseyi MHP : Milliyetçi Hareket Partisi MKP : Milli Kalkınma Partisi MSP : Milli Selamet Partisi
RP : Refah Parti
S : Sayfa
TABLOLAR:
TABLO 1.:CĠNSĠYETE GÖRE MĠLLETVEKĠLĠ SAYISI 2007-1935 TABLO 2: 3 KASIM 2002 SEÇĠM SONUÇLARI
TABLO 3: 22 TEMMUZ 2007 GENEL SEÇĠM SONUÇLARI
TABLO 4: PARTĠLERĠN MĠLLETVEKĠLĠ SAYILARINDAKĠ DEĞĠġĠM
GĠRĠġ
Günümüzün karmaĢık dünya düzeninde seçmen davranıĢını etkileyen birçok neden bulunmaktadır. Sosyo-ekonomik nedenler, eğitim, sağlık, din, istihdam, iĢ güvencesi, üretim, iletiĢim, ulaĢım gibi temel bir çok etken seçmen davranıĢlarını bir Ģeklide etkilemektedir. Bu davranıĢlar aynı zamanda siyasi partilerin politikalarını da belirleyen temel etken olmaktadırlar.
Seçmen davranıĢlarını en iyi inceleyebileceğimiz demokratik yöntem hiç kuĢku yok ki seçimlerdir. Seçim, sadece bir araç değildir. Aynı zamanda onun siyasal sisteminin meĢruluk temelini oluĢturma ve bir ülkedeki siyasal rejimin niteliğini belirleme gibi daha derin siyasal anlamları da vardır. Seçimler, yönetimin meĢruluk kazanması için olmazsa olmazdır.
Seçim, bir çeĢit hesap sorma, sorumlu tutma iĢlevi gören bir yöntemdir. çünkü seçim, siyasal iktidarı halkın kontrolüne tabi kılan ve dolayısıyla idare edenleri idare edilenlere karĢı uyanık ve dikkatli olmaya sevk eden bir usuldür. Demokrasiyi en iyi kullanma yöntemidir. Abraham Lincoln‟ un deyisiyle, “demokrasi halkın, halk için, halk tarafından yönetimidir.” Lincoln‟ un bu tanımına göre, bir ülkede uygulama da demokrasi olabilmesi için halkın aynı zamanda yönetilen ve yöneten olması veya en azından yönetilenlerin yani halkın büyük bölümünün iktidarın kullanılmasına katılması gerekmektedir.
Her Ģeyden önce; seçimlerde ortaya çıkan halk görüĢünün hür ve serbest olması gerekir. Eğer, bir toplumda insanlar hür düĢünemiyor, hür toplanamıyor ve hür muhalefet edemiyorlarsa, o toplumda bilimsel seçim müessesesinin veya oy sandığının hiçbir değeri yoktur. Böyle toplumlarda seçimin, hür halk iradesini yansıttığı söylenemez. BaĢka deyiĢle, nerede ki kamu hak ve hürriyetleri yoktur, ora-da siyasal hürriyet ve siyasal eĢitlik de yoktur1. Çünkü siyasal haklar kiĢilerin siyasal düĢünce ve tercihlerini açıklamaya yarayan haklardır ve bu düĢünce ve tercihlerin korunması ve güven altında tutulması demokrasi için en önemli faktördür. ĠĢte, demokrasi kavramındaki «hür seçim» ilkesini, bu açıdan değerlendirmek gerekir.
1
HOOK, Sidney, political Power and Personel Freedom, New York, 1959, s.31. aktaran
KARAMUSTAFAOĞLU Tuncer, Seçme Hakkının Demokratik Ġlkeleri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No:262, Sevinç Matbaası, Ankara, 1970, s.14
Ancak, bu klâsik değer yargısına varırken uyanık olmak zorunlu görülüyor. Çünkü seçme hakkının kuram (teori) açısından siyasal eĢitliği ile seçme eylemini yerine getiren seçmenin toplum içersindeki sosyo - ekonomik durumu birbiriyle uyuĢmayabilir. Bu uyuĢmazlığın doğurduğu sorunların özenle izlenmesinde genel oya dayanan demokratik rejimlerin gerçek kimliklerini tanımak bakımından büyük yarar vardır. Siyasal partilerin, öncelikle oylarına talip oldukları seçmeni çok iyi tanımaları, onların, oy verirken hangi davranıĢları gösterdiklerini ve hangi etkenlerin oy verme davranıĢını etkilediklerini çok iyi bilmeleri gerekmektedir. Seçmen davranıĢını iyi analiz edemeyen siyasal partinin, seçim yarıĢında baĢarılı olamayacağız aĢikardır.
Türkiye‟de Seçmen DavranıĢları ve AKP, CHP, MHP‟nin Seçmen Tabanları baĢlıklı bu çalıĢmanın amacı; Türkiye‟de seçmenlerin davranıĢlarını etkileyen etmenleri ayrıntılı olarak iĢleyerek seçmenlerin oy verirken hangi değerlere daha fazla önem verdiğini ve ülkenin içinde bulunduğu konjonktürel durumun seçmen davranıĢlarına ne ölçüde etki ettiğini özellikle 2002 ve 2007 Genel Seçimleri çerçevesinde incelemektir.
Seçmen, 2002 genel seçimleri öncesinde kurulmuĢ olan AKP‟ye oy vererek siyasete yeni bir soluk getirmek istemiĢtir. Bu seçimler sonunda Türkiye uzun bir aradan sonra tekrar iki partili bir meclise kavuĢmuĢtur. 2007 genel seçimlerinde ise AKP‟nin yanı sıra 2002 seçimlerinde Ana Muhalefet Partisi olan CHP ile 2002 Genel Seçimlerinde meclis dıĢında kalan fakat 2007 genel seçimlerinde büyük baĢarı elde eden ve güçlü bir seçmen tabanına sahip olan MHP ile Türk siyasi hayatında 3 temel parti gerçeği kendini göstermiĢtir.
Bu çalıĢma‟nın birinci bölümünde genel olarak seçmen davranıĢlarının ne olduğu, genel olarak seçmenlerin hangi faktörlerden etkilendikleri incelenecektir. ÇalıĢmanın ikinci bölümde ise Türkiye özeline inilerek seçmen davranıĢları incelenecektir. Bölümün baĢında Türk seçmen davranıĢlarının Ģekillenmesinde büyük rol oynayan parti kimlikleri/kökenleri incelenerek özellikle AKP, CHP ve MHP‟nin sosyolojik tabanlarının seçmen davranıĢlarını ne derece etkilediği aktarılmaya çalıĢılacaktır. Son bölümde ise Türk siyasetinin en kritik seçimlerinden olan ve çalıĢmamızın temelini oluĢturan bu üç partiyi daha iyi anlamamızı
sağlayacak olan ve oy oranındaki oynaklığı ve değiĢen siyasi dengeleri gözler önüne seren 2002 ve 2007 seçimleri incelenecektir.
BĠRĠNCĠ BÖLÜM
1. SEÇMEN DAVRANIġI VE SEÇMEN DAVRANIġINI ETKĠLEYEN UNSURLAR
Seçim, bir olgu olarak evrensel bir nitelik kazanmıĢ olmakla birlikte niteliği farklı siyasal sistemlerde farklı boyutlar kazanmıĢtır. Örneğin demokratik siyasal sistemlerde seçim, siyasal sistem içinde hükümet edecek kadroyu çok seçenekli bir ortamda belirlemenin aracı olurken, otoriter ve totaliter siyasal sistemlerde düzene meĢruluk kazandırmak ve siyasal sosyalleĢme aracı olmaktan ileri gidememektedir2
. Dolayısıyla seçim demokratik siyasal sistemlerde daha anlamlı görülmektedir. Seçimlerin iki türlü iĢlevi vardır. Birincisi siyasal sistemle ilgili iĢlevleri, ikincisi ise vatandaĢlar açısından seçimin iĢlevleridir. Öz, siyasal sistemle ilgili iĢlevleri üç baslık altında toplamıĢtır; liderlik pozisyonuna geçiĢte ve bu pozisyonu kabul ettirmede rol oynamak, hükümet politikalarını az çok denetleme ve etkileme olanağı sağlamak, bir siyasal sistemin meĢruluğunu korumada ve gerçekleĢtirmede rol oynamak3. Seçimlerin vatandaĢlar açısından iĢlevlerini ise liderlere seçmenin tercihleri hakkında bilgi vermek, oy kullanarak kiĢinin siyasal rejime olan bağlılığını arttırmak, halkın siyasal eğitimini arttırmak, seçmen tercihini ülke yönetimine yansıtmak vb. olarak sıralayabiliriz.
Seçim olayının en önemli aktörü durumundaki seçmen, varolan karmaĢık siyasal yapının bir getirisi olarak ortaya çıkan temsili demokrasinin gereği olarak, kendi adına ve hazır bulunmadığı zaman yasama organında karar verme ve davranma yetkisini anayasal ve yasal çerçevede belirtilmiĢ olan temsilciye meĢru olarak seçim yoluyla devreden kiĢidir4
. BaĢka bir anlatımla, seçim mekanizması içinde bu fonksiyonları yerine getiren veya bunları yerine getirmeye yeterli sayılan kiĢilere seçen kimse anlamına gelen seçmen yada oy veren anlamına gelen” voter” denilmektedir.
2
ALTAN, Cemal, Siyasal DüĢünceler Tarihi Ders Notları, Mersin Üniversitesi, 2002, s.21 3
ÖZ, Esat, Tek Parti Yönetimi ve Siyasal Katılma, Gündoğan Yayınları, Ankara, 1992, s.47 4
YILDIRIM, Erdoğan, Türkiye’de Siyaset Süreci ve Profesyonel Siyasette Benliğin
Seçmen olabilmek, yani seçme yeterliliğine sahip olabilmek için birtakım Ģartları yerine getirmek gerekir. Seçme hakkını kullanabilmek için o ülkenin vatandaĢı olmak, seçmen kütüğüne yazılı olmak ve küçük olmamak gereklidir. Küçük olmamak, belli bir yaĢta olmaktır. Seçmen yaĢı Ģartına “siyasi rüĢt” de denmektedir. Seçmen olabilme yaĢı, ülkelere ve zamana göre değiĢiklikler göstermekle birlikte, günümüzdeki genel eğilim, medeni rüĢt yaĢı ile siyasi rüĢt yaĢının aynı olması yolundadır5
.
Tanım yapmak gerekirse davranıĢ: Ġnsanların ve insanların oluĢturdukları toplumların, toplumsal olaylar karĢısında gösterdikleri tepkiler ve bu tür olaylarla ilgili olarak aldıkları eylemsel tavırlardır. BaĢka bir deyiĢle davranıĢlar, organizmanın belli dürtüler karĢısında gösterdiği tepkilerdir. Çevreden gelen dürtüler, organizmanın algılama süzgecinden geçtikten sonra davranıĢı etkiler. Organizmanın kalıtıma, öğrenme ve sosyalleĢme yolu ile de çevreye bağlı iki kökü vardır. Organizmadaki inançlar tavırlar ve ihtiyaçlar ise bazı ön-yönelimler Ģeklinde onaya çıkarak, algılanmıĢ dürtülerle birlikte davranıĢa yol açar. GerçekleĢen davranıĢ ise bu defa geriye dönerek hem çevreyi değiĢtirebilir hem de organizmayı tatmin ederek ya da sıkıntıya sokarak etkileyebilir6
.
Siyasal davranıĢ ise; insanlar ve örgütlerin siyasal olaylar karĢısında aldıkları tavırlar, gösterdikleri eylemsel siyasal katılmadır7
. Bir ülke vatandaĢı olmasının kendisine sağladığı bir hak ve ödev olarak seçmenin, o ülkede görev yapacak yönetici kadrosunun belirlenmesi ile ilgili olarak seçimlere katılmayla ortaya çıkan davranıĢı, seçmen davranıĢını oluĢturmaktadır8
DavranıĢ bilimciler olayları olması gereken olarak değil, olan olaylar olarak mevcudu araĢtırır. Bir baĢka söyleyiĢle; toplumu oluĢturan insanlar, siyasal olaylar karĢısında ne düĢünürler? Mevcut olaylar karĢısında toplumun yaklaĢımları, düĢünceleri, eğilimleri nelerdir? Onları ortaya çıkarmaya çalıĢırlar. Bu anlamda, mevcut hukuksal kurum ve kuruluĢlardan çok, gayri resmi liderleri (doğal liderleri) biçimsel örgütlerin yanında doğal örgütleri, elitleri, kitleleri baskı ve çıkar gruplarını,
5
KAPUSIZOĞLU, Mehmet, Gelir Durumu ve Siyasal Eğilim ĠliĢkisi, Yüksek Lisans Tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı, Mersin 2008, s.23
6
BAYKAL, Deniz, Siyasal Katılma: Bir DavranıĢ Ġncelemesi, AÜSBF, Ankara,1970, S.30 7
ÖZTEKĠN, Ali, Siyaset Bilimine GiriĢ, Siyasal Kitabevi, 2001, s.217 8
GÜLMEN, Yüksel, Türk Seçmen DavranıĢı, Ġstanbul Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Yayınları, Ġstanbul, 1979, s.18
siyasi partileri ve bu toplumsal ve siyasal örgütleri dolaylı olarak etkileyen kiĢi ve örgütleri inceleme ve araĢtırma konusu yaparlar9
.
Bireyin genel olarak davranıĢlarının taĢıdığı özellikler siyasal davranıĢları için de söz konudur. Siyasal davranıĢların ayrı bir tetkik konusu olarak ele alınıĢı, bu davranıĢların analitik yapılan bakımından farklılık göstermelerinden değil, pratik ihtiyaçlardan gelmektedir. Ampirik araĢtırmalarda, toplumsal hayatın siyasal olmayan yönlerine aktif bir Ģekilde katılan kimselerin, oldukça yüksek bir siyasal katılma seviyesi de gösterdikleri anlaĢılmakladır. Dernek üyesi olan kimselerin çe-Ģitli alanlarda ayni zamanda aktif bir rol oynadıkları, daha çok siyasal toplantılara katıldıkları, daha çok kitap okudukları ve daha geniĢ bir arkadaĢ çevresine sahip oldukları görülmektedir10
.
Bu açıklamalar çerçevesinde çözümlenebilecek bir siyasal davranıĢ olan siyasal katılma kendisini değiĢik yoğunluk seviyelerinde gösterebilir. Bu seviyelerin alelade bir meraktan oldukça yoğun bir eyleme kadar uzanması mümkündür. Roben A. Dahl siyasal katılmanın boyutlarını 1 - Merak, 2-Ġlgi, 3-Bilgi, 4 -Eylem olarak sıralamaktadır11
.
Seçmenlerin siyasi kanaatlerini ortaya koyan en belirgin yöntem kullandıkları “oy”dur ve oy verme, ilgi ve katılmanın temel unsurunu meydana getirir. Demokratik yönetimlerde seçmenlerin büyük bir çoğunluğu bu oylarını, kendilerine hizmet ettiklerine ya da edeceğine inandıkları siyasal partilere verirler. Bu durumda siyasal partilerin seçim olayında aracı kurum niteliğinde olduğunu ifade edebiliriz. Alkan‟ın belirttiği gibi; “bir toplum, kitlesel bir nitelik kazanmaya baĢlayınca ve kitleler siyasal katılıma yönelince kitlesel katılımın en pratik yolu olarak siyasal partiler ortaya çıkar12
. Oy vermekten bile bile kaçınmak demek, hür toplumun nimetlerinden yararlanan insanın, siyasal sorumluluktan kaçması ve bu sorumluluğu üstlenmemesi demektir. Oy vermenin baĢlıca aktörü konumundaki
9
DAVER, Bülent, Siyaset Bilimine GiriĢ, Sevinç Matbaası, Ankara, 1972, s.172 10
BAYKAL, Deniz, a.g.e S.31 11
DAHL, Robert A, Modern Political Analiysis, New Jersey: Prentice-Hall, 1963, S.56 12
seçmenler, bilinçli veya bilinçsiz olarak çoğu zaman belirli koĢulların etkisiyle tercihlerini belirlemektedirler13
Seçmen tercihini etkileyecek değiĢkenlerin bir kısmı siyasal nitelik taĢıyanlar olacaktır. Bu gurupla yer alan değiĢkenlerde en önemlisi hiç Ģüphesi siyasal partilerdir. Partilerin bireyin siyasal katılması üzerindeki etkisi iki yolla iĢler. Bir yandan partiler, bireyler için bir özdeĢleĢme aracı ve referans gurubu olarak onların siyasal davranıĢlarını etkiler. Diğer yandan birer mobilizasyon aracı olarak, bireylerin siyasal davranıĢını harekete geçirici bir rol oynar. Bireyin siyasal davranıĢının partiler tarafından Ģekillendirilme olasılığı, birey ile siyasal parti arasındaki bağın yoğunluğuna bağlı olarak azalıp artacaktır. Bu bağın en belirgin hali parti üyeliği Ģeklinde kendisini gösterenidir.
Siyasal partilerin sadece hareketsiz birer özdeĢme sembolü olarak değil aynı zamanda seçmenleri harekete geçiren birer mobilizasyon aracı olarak da siyasal davranıĢları etkilemektedir. Bu açıdan bakılınca partiler bir yandan seçmenleri, özellikle kendi üyelerini bir siyasal sosyalizasyona tabi tutmaya çalıĢırlar, diğer yandan da mümkün olduğu kadar geniĢ bir seçmen kitlesini teklif ettikleri alternatiflerin etrafında harekete geçirmeye çalıĢırlar.
Hiç Ģüphesiz, seçim veya oy verme usulleri demokratik kamu yönetimi için
zorunlu usullerdir. Ama bunlar, demokratik yönetimin varlığı için yeterli değildirler. Seçim davranıĢları ya da seçimlere katılma, siyasal katılmanın en demokratik, en kapsamlı biçimi olarak oy vermenin ötesinde her türlü siyasal olaylar ve siyasal kararlar karĢısında vatandaĢların basit bir merakından baĢlayıp yoğun kitlesel protesto eylemlerine kadar uzanan davranıĢ biçimleridir.
Özellikle Ġkinci Dünya SavaĢından sonra seçme ve seçilme hakkının tüm vatandaĢlara tanınması ile çoğulcu ve katılımcı demokrasi iĢlerlik kazanmıĢ, böylece de geniĢ halk kitleleri politika (siyaset) sahnesine çıkmıĢtır. Bu anlamda politikayı, ülke, devlet, toplum yönetimi ile ilgili eylem ve iĢlemler olarak düĢünürsek, geniĢ halk yığınları ve toplumsal katmanlar, siyasetle doğrudan ya da örgütleri aracılığı ile
13
HÜLÜR, Himmet ve KALENDER Ahmet. Sosyo- Politik Tutumlar ve Din (Konya AraĢtırması), Çizgi Kitabevi Yayınları, Konya, 2003, s. 165
dolaylı olarak ilgilenerek çeĢitli düzeylerde, ölçülerde ve yoğunluklarda siyasete katılmaya baĢlamıĢlardır14
.
Siyasal katılma, bireyin sosyo-ekonomik statüsünün, psikolojik niteliklerinin ve kiĢilik yapısının etkisi altında gerçekleĢen bir davranıĢtır. Bunlara, siyasal etmenleri de eklemek gerekir. YurttaĢların, kendi yaĢamlarıyla ilgili kararlarda belirleyici olabilmeleri için, politize olmaları ya da siyasal olarak sosyalleĢmeleri zorunludur.
Gülmen‟e göre seçmen davranıĢının incelenmesi son zamanlarda önem kazanmıĢtır ve seçmen davranıĢının önemi su noktalardan kaynaklanmaktadır : 1. Demokratik sistemlerde vatandaĢların çoğunluğunun katıldığı ve kendi düĢüncesini ortaya koyduğu en önemli siyasal eylem oy vermedir.
2. Demokratik düzenlerde herkesin üstlendiği toplumsal rolleri, siyasal görevleri ve ne olursa olsun seçimlere katılma hakları vardır ve bu haklar bütün bireylere eĢit olarak dağıtılmıĢtır.
3. Ulusal seçimler vesilesiyle herkese eĢit etki olanağı sağlanmıĢ, her oy eĢit değere sahip olduğu gibi oy kullanma ile kullanmama davranıĢları etki açısından da birbirine eĢit düzeyde bir ağırlığa oturtulmuĢtur.
4. Seçmen davranıĢı, hemen hemen tüm toplumlarda gözlenebilen bir olgu niteliği taĢıdığından, karsılaĢtırmalı siyasal çalıĢmalarda baĢvurulan bir araç niteliği taĢımaktadır.
5. Seçmen davranıĢını diğer siyasal davranıĢlardan ayıdan önemli bir yönü nitel ve nicel değerlerle ifade edilebilme özelliğinin olmasıdır.
6. Seçmen davranıĢının gerçek bir anlam kazandığı seçimler, siyasal sistem açısından belirli fonksiyonlara sahiptir15 .
DavranıĢları ele alan bütün incelemeler bir noktada bir soru ile karĢılaĢmak zorundadırlar. Bireyin davranıĢlarının, bireyin dıĢındaki toplumsal, siyasal veya eko-nomik yapılarla nasıl bir iliĢkisi vardır ve bunlardan birisine ait bilgilerle diğeri hakkında genellemelere gitmeye imkân var mıdır? Bu sorular önemlidir. Çünkü kuĢku yok ki davranıĢ, sadece organizmanın kapalı bir birim halinde kendi içinde
14
ÖZTEKĠN, Ali, a.g.e s.223 15
iĢleyiĢinin bir sonucu değil, organizma ile çevre arasındaki karĢılıklı etkileĢme münasebetinin ortaya çıkardığı bir üründür. Bu çalıĢmanın temel amacını da bu sorular oluĢturmaktadır.
Siyasal davranıĢ ile diğer davranıĢ çeĢitleri arasındaki temel ortaklığına ilâve olarak, siyasal katılmanın ve diğer davranıĢlar arasında bunların ortak bir köke dayandıkları intibaını verecek Ģekilde bir sıkı bağlantı vardır. Bütün bunlar, siyasal davranıĢın ve dolayısı ile siyasal katılmanın, diğer davranıĢ Ģekillerinden farklı bir yapıya sahip olmadığını sadece onların siyasal dediğimiz belli bir alandaki tezahür Ģeklinden ibaret bulunduğunu destekleyici mahiyetledir.
Bireyin siyasal nitelikleri, birbirinden bağımsız değiĢkenler değildir. Bir topluluğa ait olma, çevreyle iliĢkilerin niteliği, çocukluk ve yetiĢkinlikteki sosyalleĢme deneyimleri, bireyin siyasal tutum ve davranıĢlarını belirlemede önemli rol oynarlar16.
Bununla beraber Milbrath‟ın sınıflamasına göre bütün ülkelerde oy vermenin üzerindeki siyasal katılma Ģu Ģekilde tasnif edilebilir17
:
1. Ġzleyici faaliyetleri (Siyasal olayları izleme)
2. GeçiĢ faaliyetleri (Siyasal olaylar hakkında tavır takınma) 3. Gladyatör faaliyetler (Siyasal olayların içine karıĢma)
Kayıtsız ya da hareketsiz olarak isimlendirilen bireyler siyasal katılma davranıĢında hiç bulunmamaktadır.
Ġzleme faaliyetleri, dergi, gazete, radyo, açık olurum yolu ile siyasal olayları takip etmeyi, dinleyici sıfatı ile parti kongrelerine ve mitinglere katılmayı, seçimlere katılma, oy kullanma, siyasal süreci takip etme, amblem, poster, rozet, Ģarkı gibi araçlarla bir görüĢe, partiye ya da adaya desteğini açık etme, özel temaslarda siyasal konularla ilgilenmeyi içine alır. Bu faaliyetlerin ortak niteliği, ağırlığın siyasal
16
ÇUKURÇAYIR, Mehmet Akif, Siyasal Katılma ve Yerel Demokrasi, Çizgi Kitabevi Yayınları, Konya, Ocak, 2002, s:63
17
LESTER W.Milbrath, Political Participation, Chicago: Rand McNally and Company, 1965, s:16-22 aktaran NEGĠZ Nilüfer, “Yerel DemokratikleĢmede Katılım Sorunu Isparta Alan AraĢtırması”,
hayattan haberdar olmaya yönelmiĢ olmasıdır. Bu kategoride siyasete katılan kimse, bu faaliyetleri, siyasal tercihini yaymak amacı ile yürütmez.
Siyasal olaylar hakkında tavır takınarak siyasete katılma, izlemeden daha yoğun bir siyasal faaliyet ifade eder. Bu kitle haberleĢme vasıtaları yolu ile yapılabileceği gibi özel temaslar çerçevesinde de yapılabilir. Bu kategoride yer alan kimselerin özelliği, siyasal olayları izlemekle yetinmeyip, onlar hakkında tavır takınarak bunu açıklamak Ġhtiyacını hissetmelerinde fakat siyasal olaylar yaratmaya kalkıĢmamalarındadır. GeçiĢ faaliyetlerine örnek olarak siyasal toplantı, miting, konser gibi gösterilere katılma, bağıĢta bulunma, siyasal lider ya da bürokratlarla temasa geçme verilebilir.
Gladyatör faaliyetleri siyasal katılmanın en ileri Ģekli olayların içine karıĢarak yapılanıdır. Bu gruplandırma içinde Siyasal partilere ya da siyasal demeklere üye olarak girmek, siyasal görevlerde bulunmak ya da buralara aday olmak yürüyüĢ, gösteri ve mitinglerde aktif bir Ģekilde yer almak, siyasal bir partiye katılma, aktif görevlere talip olma gibi faaliyetler bu kategori içinde sayılabilir18
. Gülmen de benzer bir bakıĢ açısıyla siyasal davranıĢ kalıplarını en yoğunundan baĢlayarak Ģöyle sıralamaktadır:
1-Siyasal örgütlerde çalıĢma, 2- Siyasal örgütlere üye olma, 3- Siyasal örgütleri destekleme, 4- Siyasal görüĢ sahibi olma, 5- Oy verme.
Siyasal örgütlerde çalıĢmak, bu örgütlere üye olmak, onları faal bir Ģekilde destelemek yoğun bir çabayı gerektirecek faaliyetlerdir. Siyasal örgütleri faal olarak nitelenemeyecek Ģekillerde desteklemek, siyasal bir görüĢe sahip olmak ve oy kullanmak yoğun bir çaba gerektirmeyecek faaliyetler olarak sınıflandırılabilir.
18
LESTER W.Milbrath, political participation :How and Why do people , get involved in politics, Chicago, Rand MC Nally , 1965 s.18 aktaran NEGĠZ Nilüfer, a.g.e.s.18
Siyasal katılmanın yoğunluğu, toplumdan topluma, belirli bir gruptan diğerine veya bireyden bireye değiĢebilmektedir. Siyasal katılmanın koĢullarındaki bileĢenlerin değiĢikliği böyle bir sonucu ortaya çıkarmaktadır. DeğiĢik siyasal sistemlerde ya da aynı siyasal sistemin farklı toplumlardaki uygulamalarında siyasal katılma düzeyinin değiĢik olması beklenebilir19
.
1.1 Seçmen DavranıĢları Ġle Ġlgili Teorik YaklaĢımlar
VatandaĢlar belli bir partiye yakınlık ya da kendi ideolojik yönelimleri doğrultusunda mı oy verirler, yoksa, ekonomik yapıdaki iĢsizlik, enflasyon gibi toplumun maddi refahını doğrudan etkileyen nesnel olaylar da oy vermenin yönünü önemli ölçüde etkilemektedir midir? Ve nihayet seçmenler, klasik demokrasi kuramcılarının öne sürdüğü gibi “faydacı düĢünerek” rasyonel tercih mi yaparlar?, yoksa, bazılarının iddia ettiği gibi, siyasal kampanya faaliyetleri ve medyanın yönlendirmesine açık, kandırılmaya hazır bireyler olarak mı görülmelidirler20
.
Bu tür sorulara cevap arayan araĢtırmacılar, öncelikle seçmenin karar verme sürecine eğilmekte, bunu açıklamaya çalıĢırken de mevcut teorik ve amprik yaklaĢımlarla iĢe baĢlamaktadırlar. Özellikle batılı ülkelerde seçim süreçlerinin analiziyle ilgili, Ġkinci Dünya SavaĢı sonrasında hız kazanan söz konusu araĢtırmalar, tarihsel geliĢim itibariyle temelde üç kuramsal çerçeve içerisinde geliĢim göstermiĢtir. Bunlar: Ekonomik YaklaĢım (Rasyonel Tercih Ekolü), Sosyolojik YaklaĢım (Colombia Ekolü), Psikolojik YaklaĢım ya da Partiyle ÖzdeĢleĢme Modeli (Michigan Ekolü) dür21
.
19 NEGĠZ Nilüfer, KĠRĠġ Hakan M, Yerel DemokratikleĢmede Katılım Sorunu Isparta Alan
AraĢtırması, www.yerelsiyaset.com/v2/arama.php, Kasım, 2007 20
GÖKÇE, Orhan, AKGÜN, Birol, KARAÇOR, Süleyman, “3 Kasım Seçimlerinin Anatomisi:Türk Siyasetinde Süreklilik ve DeğiĢim”, Sosyal ve Ekonomik AraĢtırmalar Dergisi, Selçuk Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Yay., Yıl:2, Sayı:4, Konya, 2002, s:6-7
21
DAMLAPINAR, Zülfikar, BALCI ġükrü, “Seçmenin Zihnindeki Aday Ġmajını Belirleyen Etkenler: 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri Alan AraĢtırması” , Selçuk ĠletiĢim Dergisi, 2005, sayı 4, s.59
Bütün bu modeller birbirlerini dıĢlayıcı değil, birbirini tamamlayıcı nitelik taĢımaktadır. Seçmenler aynı partiye karĢılıklı çıkarları için ve birbirlerini etkiledikleri (veya etkilendikleri) için oy verebilmektedirler22
1.1.1.Rasyonel Seçim Ekolü (Ekonomik YaklaĢım)
Teorik olarak ekonomik değiĢkenleri göz önünde bulunduran model “ekonomik oy verme modeli” olarak adlandırılmaktadır . Bu teoriye göre vatandaĢlar her seçimde kendi amaçlarını gerçekleĢtirme bakımından en uygun gördükleri partiye oy verirler. Bu teori, seçmenlerin tek amaçlarının "maddi çıkar" olarak tanımlanan fayda maksimizasyonu olduğunu varsayar. Bu görüĢü savunanlara göre seçmenin kendisinin belli bir amacı vardır ve eğer oy verdiği parti amacını gerçekleĢtirmede yetersiz kalırsa, seçmen bir sonraki dönemde oyunu kolayca değiĢtirir23
.
Bu hipotezin savunucularına göre, büyüme ve özellikle ılımlı düzeylerde seyreden enflasyon oranları, seçmenlerin cari iktidara iliĢkin desteklerini belirlerken ilk planda düĢündükleri en önemli değiĢkendir. Mevcut iktidara ait desteğin azalmaması, ekonomideki büyüme artıĢının enflasyona yol açmadan gerçekleĢmesine bağlıdır. Enflasyonist eğilimleri tetikleyen hasıla artıĢı muhalefet partilerinin etkinliğini ve Ģansını artırır. Doğal olarak söylenebilir ki, seçmenler, iktidar partisinin baĢarılı olup olmadığı konusunda enflasyon konusunda gösterdikleri performans ile değerlendirirler24
.
Ekonomik seçim modelinin ana belirleyici unsuru, seçmenlerin, ekonomik geliĢim ve değiĢimler konusunda hükümeti yükümlü görmeleridir25. Yani hükümet
22
ÖZCAN, Y Ziya, Siyasi Parti Tercihlerini Belirleyen Etmenler: Ġstanbul Örneği, Toplum ve Bilim, no:76, 1998, s.195.
23 AKGÜN, Birol, Türkiye‟de Seçmen DavranıĢı, Partiler Sistemi ve Siyasal Güven, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2007, s.30
24
ÇĠNKO, Levent, “Seçmen DavranıĢları ile Ekonomik Performans Arasındaki iliĢkilerin Teorik Temelleri ve Türkiye Üzerine Genel Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, no:-61-1, s.101
25
GOMEZ, Brad T.and J. Matthew WILSON, “Political Sophistication and Economic Voting in
the American Electorate: A Theory of Heterogeneous Attribution”, American Journal of Political
Science, Vol. 45, No. 4, Oct., 2001.s.899-903 aktaran ERCĠNS Gülay, “Türkiye‟de Sosyo-Ekonomik Faktörlere Bağlı Olarak DeğiĢen Seçmen DavranıĢı”, C.Ü. Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi, Cilt 8, Sayı 2, 2007 s. 25
ekonomik politikalardan sorumludur ve bu sorumluluğun hesabını vermelidir. Dolayısıyla ekonomik problemleri çözmekle yükümlü partilerin, ekonomi politikası konusundaki performansları önem arz etmektedir. Gelecek hakkındaki belirsizlikler ve ilgili partinin samimiyeti neticesinde ilgili partilerin geçmiĢteki ekonomik performansları, aynı partilerin gelecekte olması muhtemel performanslarını değerlendirme açısından seçmenler nezdinde bir rehber niteliği taĢımaktadır.
Ekonomik oy verme, temelde iki modelden "retrospective-prospective voting" ve "sociotropic-egotropic voting" oluĢmaktadır. Her modelin kendine ait iki alt modeli mevcut olduğundan 4 farklı kombinasyon kurulabilmektedir. Birinci ana model, ekonomik faaliyetlerin süreçlerini ve bu süreçlerden geçmiĢteki dönemin mi yoksa gelecekteki olması muhtemel- dönemin mi göz önünde bulundurulacağı bakımından iki alt modele ayrılır. Birinci alt model, parti tercihinin belirlenmesinde bireylerin ilgili partinin geçmiĢteki ekonomik faaliyetlerini değerlendirmeleri olarak adlandırılan geçmiĢi göz önünde bulundurarak oy verme modelini (retrospective voting) ifade etmektedir26. Diğer alt model ise parti tercihi ilgili partinin gelecekte olmasını vaat ettiği ve programına dahil ettiği faaliyetlerin değerlendirilmesinin sonucu olarak (prospective voting) Ģekillenmektedir27
Ekonomik seçim modelinin ikinci ana modeli ise, kiĢilerin ekonomik koĢulları göz önünde bulundurmaları ile ortaya çıkmaktadır. Eğer kiĢiler parti tercihlerini belirlerken kendi ekonomik durumlarını öncelikli olarak göz önünde bulundurarak seçim tercihlerini belirlerseler ego-tropic seçim modeli ortaya çıkar. Eğer bireyler oy verecekleri zaman ulusal ekonominin durumunu göz önünde bulundururlarsa sosyo-tropik seçim modeli söz konusu olmaktadır.
Bu görüĢe göre, vatandaĢlar her bir seçimde kendi amaçlarım gerçekleĢtirme bakımından en uygun gördükleri partiye oy verirler. Bu teori, seçmenlerin tek amaçlarının "maddi çıkar" olarak tanımlanan fayda maksimizasyonu olduğunu
26 ERCĠNS, Gülay, “Türkiye‟de Sosyo-Ekonomik Faktörlere Bağlı Olarak DeğiĢen Seçmen
DavranıĢı”,C.Ü. Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Dergisi, Cilt 8, Sayı 2, 2007 s. 27 27
ROSEMA, Martin, Partisanship, Candidate Evaluations,and Prospective Voting, Department of Political Science, University of Twente, The Netherlands, 2006. s.471-473 aktaran ERCĠNS Gülay, a.g.m. s. 27
varsayar. Her bir vatandaĢ oyunu, kendisine diğer bütün partilerden daha fazla fayda sağlayacağına inandığı partiye verir.
Ekonomik kaynaklı motivasyonların oy verme üzerindeki etkileri genel kabul görmekle birlikte, bu model de fayda ve amaç tanımını maddi çıkarla sınırlaması ve ekonomi dıĢındaki etkenleri ve politikada önemli olan sembolik değerleri göz ardı etmesi nedeniyle eleĢtiriye uğramaktadır.
Seçmen davranıĢlarının belirlenmesinde ekonomik faktörlerin önemi her ne kadar son derece önemli olsa da, ABD'de ekonomik değiĢkenlerin kongre seçimleri üzerindeki etkilerini araĢtıran Arcelus ve Meltzere göre, ekonomik değiĢkenler, ne seçime katılma oranını ne de siyasal partilerin göreli gücünü etkilemez. Öte yandan çalıĢmadan elde edilen bulgulara göre, seçmenlerin iktidar partisi lehinde ya da aleyhinde kullanacağı oyu istihdam ve reel gelirde kısa vadeli değiĢikliklere karĢı duyarlı değildir28. Ġktisadi olmayan bir çok faktörün varlığından da söz edilebilir. Literatürde seçmen davranıĢlarının yöneliminde sosyolojik ve psikolojik faktörlerin önemini vurgulayan yaklaĢımlar da vardır. Bu anlamda iki temel yaklaĢımdan söz edilebilir. Bunlar Columbia Okulu ve Michigan Okuludur.
1.1.2. Columbia Ekolü (Sosyolojik YaklaĢım)
Columbia okulu, 1940„lı ve 1950‟li yıllarda etkin olarak yaklaĢımını ortaya koymuĢtur. Columbia Üniversitesindeki Lazarsfeld, Berelson ve Gaudet gibi bir grup sosyal araĢtırmacı tarafından baĢlatıldığı için Columbia Ekolü olarak da bilinen bu yaklaĢımda, seçmenlerin parti tercihleri sanki dini bir aidiyet ve vazgeçilmez alıĢkanlıklar olarak tanımlanır ve seçmenlerin her bir seçimde kullandığı oy da bu değiĢmez kimliğin teyidinden baĢka bir Ģey değildir.
Columbia okulu‟na göre, seçmenlerin tercihlerinin oluĢmasında sosyal bölünmeler önemli rol oynamaktadır. Yani seçmen davranıĢının temelde toplumdaki sosyal bölünmüĢlük tarafından belirlendiğini iddia eder. Sosyal bölünmenin temel
28
ARCELUS, Francisco/MEL TZER, Allan H., "The Effect of Aggregate Variables on
Congressional Elections," The American Political Sdence Review, 1975, s.1233. aktaran ÇĠNKO
Levent, “Seçmen DavranıĢları ile Ekonomik Performans Arasındaki iliĢkilerin Teorik Temelleri ve Türkiye Üzerine Genel Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, no:-61-1, s.109
kaynakları etnik, mesleki ve dinsel farklılıklardır. Bu anlamda Columbia okulu‟na göre, seçim kampanyalarının seçmenlerin tercihlerini etkileme gücü zayıftır. Seçimlerde kullanılan oy da aslında bireylerin ait olduğu sosyal kimliklerin siyasal tercihlere yansımasından ibarettir29.
Columbia Okuluna göre, politik tercihlerin belirlenmesinde sosyal özellikler, (bölünmeler) belirleyici rol oynar. Seçmenlerin dinsel, etnik ve mesleki farklılıkları, sosyal bölünmelerin temel kaynağıdır. Seçim kampanyalarının politik tercihler üzerindeki etkisinin ciddi etkisinin olmadığı açıktır. YaklaĢımda, seçmenlerin parti tercihleri sanki dini bir aidiyet ve vazgeçilmez alıĢkanlıklar olarak tanımlanır ve seçmenlerin her bir seçimde kullandığı oy da, bu değiĢmez kimliğin teyidinden baĢka bir Ģey değildir30
Modele göre, “bireyin tutum ve tercihleri iliĢkide olduğu insanlardan etkilenecektir. Lazarsfeld ve arkadaĢlarına göre aile, sosyo-ekonomik statü, ikamet, ait olunan grup, dini bağlılık ve seçimlere gösterilen ilgi düzeyi gibi değiĢkenler karar vermede etkili olabilmektedir. Yani seçmenler, aynı çatı altında yaĢadıkları eĢlerini, birlikte çalıĢtıkları, oynadıkları, tapındıkları vb. kiĢileri takip etme veya izleme eğilimindedirler. Bu nedenle bir kiĢinin demografik özellikleri, yapacağı seçimin tahmin edilmesinde sağlam veri kaynağı oluĢturmaktadır. AraĢtırmacılar, ayrıca bu bulguları, inanç, ikamet ve sosyo-ekonomik statü gibi demografik boyutlarda oluĢturdukları bir “partizan taraftarlık indeksi”nde birbiriyle iliĢkilendirmiĢtir. Yine Columbia yazarları, seçim davranıĢını adaylar arasında bir tercih yapma olarak değil, partiler arasında bir tercih yapma olarak tanımlamıĢlardır31
.
1940'lı ve 1950'li yıllarda etkili olan Columbia Okulu her ülkedeki parti sistemlerini veri olarak aldığı için, zamanla hem parti sistemlerindeki değiĢiklikleri
29
BARELSON, B. Paul Lazarsfeld ve W.N.Mchpee, 1954.Voting, Chicago:University of Chicago Pres aktaran AKGÜN Birol, Türkiye’de Seçmen DavranıĢı, Partiler Sistemi ve Siyasal Güven, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2007, s.26
30
GÖKÇE Orhan, “3 Kasım Seçimlerinin Anatomisi: Türk Siyasetinde Süreklilik ve DeğiĢim”, S.Ü
Ġ.Ġ.B.F Sosyal ve Ekonomik AraĢtırmalar Dergisi, no: 2 (4), 2002, s.7 31
LAZARSFELD P F ve ark. The People Choice: How The Voter Makes Up His Mind ina
Presidential Campaign, Columbia University Press, New York. 1968 aktaran DAMLAPINAR
Zülfikar, BALCI, ġükrü, “Seçmenin Zihnindeki Aday Ġmajını Belirleyen Etkenler: 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri Alan AraĢtırması” , Selçuk ĠletiĢim Dergisi, sayı 4, 2005, , s.59
hem de oy kaymalarını açıklayıcı teorik esneklikten yoksun olduğu gerekçeleriyle eleĢtiriye uğramıĢtır. Bu ekole dönük en önemli eleĢtiriler, Michigan ekolünden gelmiĢtir. Bu ekolün taraftarları sosyal psikolojiden etkilenmiĢ bilim adamlarıdır.
1.1.3.Michigan Ekolü (Psikolojik YaklaĢım)
Columbia okulu‟na yönelik en ciddi eleĢtiriler Michigan okulu tarafından yapılmıĢtır. Bu model ilk defa Michigan Üniversitesi‟nden Campbell, Converse, Miller ve Stokes tarafından geliĢtirilmiĢ ve yazarlar, seçmen tercihi araĢtırmalarına yeni bir boyut kazandırmıĢtır. Partiyle özdeĢleĢme modeli; 1948, 1952 ve 1956 BaĢkanlık Seçimleri arasında görüĢmelerin verileri doğrultusunda ortaya konulmuĢtur32
Michigan ekolü, seçmenlerin sosyal bir varlık olduğuna dikkat çeken Columbia Okulu'nun aksine, birey olarak seçmen fikrini vurgulamıĢtır. Michigan Okulu mensuplarına göre, çoğu seçmenin bir partiye yönelik yerleĢiklik kazanan (geçmiĢe dayalı) "psikolojik sevgi bağı" vardır. Bu bağın oluĢumu çocukluk yıllarına kadar uzanır. Parti kimliği Ģeklinde somut olarak ifade edilen bu bağlılığın, adeta dinsel bir bağlılığı andırdığı ileri sürülmüĢtür.
Bu model, gruplar yerine bireyler üzerinde odaklandı ve seçmenlerin küçük yaĢlarda ailelerinin ve çevrelerinin etkisi altında gerçekleĢen siyasal sosyalleĢme sürecinde kazandıkları siyasal tutumlar ve ideolojik yönelimlerin ileriki yaĢlarda onların parti tercihi üzerinde son derece etkili olduğunu vurgulamıĢtır.
Michigan okulu Seçmenlerin bir politik partiye yönelik geçmiĢe dayalı psikolojik bağı olduğunu ortaya koymuĢtur. Buna göre parti kimliği seklinde oluĢan bu bağ dinsel bir bağ gibi çocukluk yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu Ģekilde seçmen davranıĢları kalıcılık kazanmaktadır33
. Bireyler küçük yaĢlardan itibaren yakın çevresinin etkisiyle belli bir partiye yakınlık duymaya baĢlarlar ve bu psikolojik bağlılık zamanla güçlenerek hayat boyu devam eder. Seçmenler, farklı nedenlerle
32
DAMLAPINAR, Zülfikar, Balcı ġükrü, “Seçmenin Zihnindeki Aday Ġmajını Belirleyen Etkenler: 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri Alan AraĢtırması”, Selçuk ĠletiĢim Dergisi, 2005, sayı 4, s.60 33
ERDOĞAN, Seyfettin, Politik Konjonktür Hareketleri Teorisi Perspektifi ile Siyaset –Ekonomi
baĢka bir partiye oy verseler bile, daha sonraki dönemde yine eski partisine oy verirler34.
1.2. SEÇMEN DAVRANIġLARINI ETKĠLEYEN FAKTÖRLER
Seçmen davranıĢlarını etkileyen unsurları tespite çalıĢan araĢtırmaları baĢlıca iki grupta toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi siyasal katılmayı, bireylerin sosyo-ekonomik statüsünün bir fonksiyonu olarak görür. Ġkincisi bireyin psikolojik niteliklerinin ve Ģahsiyet yapısının ağırlığını kabul eder.
1.2.1. Sosyo-Ekonomik Faktörler
Belli bazı tavırlara ve ön yönelimlere sahip olan organizma, algıladığı dürtülere davranıĢlar halinde tepki gösterir ve sosyo-ekonomik faktörler, organizmanın ön yönelimlerini ve tavırlarını belli bir yönde etkileyince, ona bağlı olarak siyasal davranıĢlar da etkilenecektir.
Sosyo-psikolojik araĢtırmalar, politik tutumlarla, dünya görüĢleriyle, olup bitenlere iliĢkin nedensel atıflarla, oy verme davranıĢının her zaman bire bir örtüĢmediğini gösteriyor. Ne geleceğe iliĢkin korkular ve tehdide dayalı bir siyasi söylem ne bir duygu sömürüsünden ibaret olmasa da mağduriyet, tek baĢına oy verme davranıĢlarında büyük hareketlenmelere yol açmayabiliyor35
.
Sosyo-ekonomik statünün değiĢmesine paralel olarak, organizmanın tabi olduğu dürtüler de değiĢir. Siyasal davranıĢa yol açan ya da onu belli bir yönde etkileyen dürtülerin yoğunluğu artar veya azalır. Bunun bir sonucu olarak siyasal davranıĢın, dürtülerdeki değiĢme yönünde etkilenme olasılığı artar. Buna göre sosyo-ekonomik değiĢkenler, siyasal davranıĢların ilk ve doğrudan doğruya sebebi değillerdir, araya giren değiĢkenler aracılığı ile kendilerini hissettirebilirler.
34NORRĠS,
Pippa, Ed. Election and Voting Behavior:New Cahllenges, New
Perspectives.Dartmouth:Ashagate, 1998 :xv aktaran AKGÜN Birol, a.g.e s.29 35
GÖREGENLĠ, Melek, “Seçmen DavranıĢları ve Partilerin Siyasal ve Toplumsal Arka Planları Üzerine Gözlemler”, Birikim Dergisi, , Sayı 219, Temmuz 2007, s.28
Sosyo-ekonomik değiĢkenler genellikle sosyo-ekonomik statü olarak adlandırılan yaĢ, cinsiyet, gelir, meslek, eğitim ile yerleĢme birimi vb. olarak adlandırılır36
.
1.2.1.1. Ekonomik Durum ve Gelir
Demokratik politik sistemlerde seçimler, seçmen ile politik partiler arasında oluĢan bir süreçten ibaret değildir. Bu nedenle seçimleri sadece politika biliminin konusu olarak görmek yanlıĢtır. Ancak seçimler ekonomik, hukuksal, sosyolojik ve psikolojik bir sürecin ürünüdürler. Temsili demokrasilerde seçimlerin yapısı ve sonuçları ile ekonomi politikaları arasında doğrusal ve güçlü bir iliĢki mevcuttur. Herhangi bir politik seçim sistemine göre; oylama sonucunda elde edilen oy miktarı ya da oy oranı aracılığıyla hangi politik parti ya da partilerin parlamentoya gireceğini, hükümeti kuracak ve muhalefette kalacak politik partilerin belirlenmesini, iktidara gelen politik partilerin uyguladıkları ekonomi politikalarının ideolojik mi yoksa popülist mi olduğuna karar verilmesini ve bir sonraki seçimlerde iktidar partilerinin yeniden iktidara gelebilmesi muhalefet partilerinin ise iktidara gelebilmek için nasıl bir ekonomi politikası izlemesi gerektiği belirlenebilmektedir. Seçimler özünde politik karakterli olmasına rağmen etkileri ve etkilendiği unsurlar ekonomik niteliktedir. Çünkü seçimler politik karar alma sürecinde seçmenler, politikacılar, bürokratlar ve çıkar-baskı gruplarının bireysel çıkarlarının toplamıdır. Politik karar alma sürecinde tüm aktörlerin amacı çıkarlarının maksimum düzeyde belirlenmesini sağlamaktır37
.
Seçmenlerin ve politik iktidarların davranıĢlarının belirlenmesinde ekonomik koĢulların iyi (kötü ) olması belirleyici bir unsuru oluĢturmaktadır. Ġktidar partilerinin ekonomik durumun sorumlusu olduğu varsayıldığında ekonomik olanaklar ne kadar iyi (kötü) ise, seçmenler o miktarda fazla (az) fayda sağlayacaktır.
36
TURAN, Ġlter, Siyasal Sistem ve Siyasal DavranıĢı, Ġstanbul Der Yayınları, 1986, s.75 37
KALAYCI, Ġrfan, “ Seçim Ekonomisi ya da Siyasal Konjonktür : 18 Nisan Seçimleri Üzerine
Kurumsal karaktere sahip politik ekonomik sistemde seçmenler politik iktidarların ekonomik performanslarına göre yeniden oylama beklentisi içine girebilirler38
. Gelir ile siyasal davranıĢ arasında eskiden beri gözlenmiĢ bir iliĢki vardır. Yapılan araĢtırmalar, insanların gelirlerinin artıkça siyasal ilgilerinin de artacağını ortaya koymaktadır. Gelir ile siyasal katılım konusunda düĢünülebilecek noktalardan birisi de, ülke içindeki gelir dağılımı ile siyasal davranıĢlar arasında bir iliĢkinin bulunup bulunmadığıdır. Gelir dağılımındaki adaletin, bireyin siyasal davranıĢı üzerinde etki yaratıp yaratmadığının ortaya çıkarılması, siyasal davranıĢ üzerinde gelirin etkisini gösterecektir.
Ülkemizde olmasa bile gelir ile siyasal davranıĢ arasındaki iliĢkinin dolaylı olarak ortaya çıkarılmasına yardımcı olacak bazı çalıĢmalar yürütülmüĢtür. Almond ile Verba‟nın beĢ ülke üzerinde yaptıkları çalıĢma, gelir ile siyasal davranıĢ arasındaki iliĢkiyi ortaya çıkarmaya yöneliktir. çalıĢma sonucunda, eğitim sabit tutulunca ekonomik gruplar arasındaki farklılıkların (siyasal katılım ile ilgili) azaldığı, bununla birlikte ekonomik hiyerarĢinin üst seviyelerinde yer alan bir kimsenin, tıpkı daha iyi eğitim görmüĢ birisi gibi, siyasal bakımdan aktif ve kendine güvenen birisi olma ihtimalini yükselttiği ortaya konulmuĢtur39
.
Halk, ekonomik geliĢmelerden direkt olarak etkilenmekte, olumlu ya da olumsuz geliĢmelerden de doğrudan hükümeti sorumlu tutmaktadır. Goodhart‟ın Ġngiltere‟de, Kramer‟in de ABD‟de yaptığı araĢtırmalar, iktidar partilerinin oylarında görülen dalgalanmaların büyük ölçüde izlenen ekonomi politikalarının baĢarısına ya da baĢarısızlığına göre değiĢtiğini ortaya koymuĢtur40
. Yine, Kiwit ve Rivers da, ekonomik temelli oy verme davranıĢıyla "seçmenin geçmiĢe yönelik bir değerlendirme yaptığını" belirterek, seçmenlerin iktidar partisi merkezli bir
38AYDEMĠR, GökĢen, Türkiye’de Politik Konjonktür Dalgalanmaları Kapsamında Seçmen
DavranıĢlarının Analizi (1987-2004), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ġktisat
Anabilim Dalı, Ġktisat Politikası Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ġstanbul, 2007, s.12 39
KAPUSIZOĞLU, Mehmet, a.g.e. s.52 40
KRAMER, Gerald, "Shortterm Fluctautions Ġn US Voting Behavior: 1896/ 1964”, American Political Science Review,1971, s.65 aktaran ERCĠNS Gülay, a.g.m. s. 27
düĢünceyle hareket ettiklerini ve izlenen ekonomi politikalarının sonuçlarını değerlendirdiklerini ifade etmektedirler41
.
Seçmenin siyasi tercihte bulunurken ekonomik beklenti içinde olması normaldir. Çünkü o siyasi tercihte bulunurken zaten ülkeyi yönetecek kadroları seçmektedir ve elbette ki ülke yönetiminin en önemli konularından birisi de ekonomik geliĢmenin sağlanmasıdır. Ancak seçmenin parti tercihinde tek belirleyicinin ekonomik fayda olduğu tezi kabul edilemez. Gelir artıĢı ile birlikte, siyasal katılmayı etkilemesi muhtemel diğer unsurlar da değiĢmektedir. Sosyal statünün en belirgin göstergelerinden birisi Ģüphesiz bireyin sahip olduğu gelir düzeyidir. Ancak gelir düzeyi, sosyal statüyü belirlemede tek basına belirleyecek bir ölçütten ziyade; eğitim, yaĢ ve meslek gibi diğer değiĢkenlerle birlikte ele alındığında kullanılabilecek bir gösterge olmaktadır42. Bu unsurlardaki değiĢmenin gittikçe artan oranlarda olmayacağı da gayet akla yakındır. Bu durumda gelir artıĢı ile birlikte artan oy verme oranlarının, araya giren bir baĢka değiĢken dolayısı ile gerçekleĢtiği düĢünülebilir.
Son olarak seçmen negatif ekonomik göstergelere pozitif ekonomik geliĢmelerden daha güçlü biçimde duyarlılık gösterdiğini söyleyebiliriz. Ġktidardaki partinin/partilerin sorunlarını çözemeyeceğini, ekonomik olarak geliĢme ve rahatlama sağlayamayacağını gören seçmenlerin, bu partilerin alternatiflerini iktidara getirmesi ĢaĢırtıcı değildir43
.
1.2.1.2.Meslek
Meslek bir anlamda parayı kazanma biçimidir. Ne var ki, aynı gelir düzeyinde olanlar arasında bile, siyasal davranıĢ eğilimi mesleklere göre farklılıklar gösterebilmektedir44
.
Meslek, bireyin sosyal statüsünü gösteren bir ölçüttür. Bireyin yaĢadığı çevre ve almıĢ olduğu eğitim gibi değiĢkenler, bireyin elde edeceği mesleği belirlerler. Bireyin toplumsal statüsü yükseldikçe, kamusal politikalara ilgi düzeyi de artar. iliĢki
41
KIWIT, Roderic and Rivers DOUGLAS. "A Retrospective On Retrospective Voting. In
Economic Conditions And Electoral Outcomes", New York: Chap.11,1985.s.207 aktaran ERCĠNS
Gülay,a.g.m. s. 28 42
KAPUSIZOĞLU, Mehmet, a.g.t. s.60-64 43
ERCĠNS, Gülay, a.g.m. s. 25 44
kurma açısından daha zor siyasal davranıĢ türleri olarak görülen hükümet ve bürokrasi ile iliĢkiler, yüksek statülü meslek sahiplerince daha çok kullanılır. Bu gruptakiler, oy verme, siyasal ve toplumsal sorunları çevrelerindekilerle tartıĢma etkinlikleri, diğerlerine oranla daha kolay ve sık gerçekleĢtirirler. Birey kariyer yaptıkça örgüt üyeliği ve etkinliği artmakta, siyasal bilgisi ve ilgisi de siyasal etkinliklerle birlikte fazlalaĢmaktadır45
.
Mesleğin ait olduğu sektöre göre yapılacak tasnifler (tarım, sanayi ve hizmetler gibi) ve ye mavi yakalılar, beyaz yakalılar gibi ayrımlar, gerekli ayrıntıları sağlamak imkânına sahip değildir. Mesleğin, gelir gibi kantitatif bir değiĢken olmayıĢı bu güçlüğü yaratmaktadır. Bu durum karĢısında bir çare olarak, meslekleri taĢıdıkları prestije gore sıralamak düĢünülmüĢtür. Buradan hareket eden bazı araĢtırmalar yüksek prestij taĢıyan meslek mensuplarının siyasete katılma oranlarının daha yüksek olduğunu tespit etmiĢlerdir46
.
Kalaycıoğlu, eğitim ve meslek değiĢkenlerinin bileĢimini tanımlayan "sosyo-ekonomik statü" kavramıyla da katılım iliĢkisinin daha kolay açıklanacağını belirtmektedir. Bu belirlemeye göre, bireyin sosyo-ekonomik statüsü yükseldikçe, siyasal katılma isteği de artmakta ve daha çok katılmaktadır. Ġyi bir sosyo-ekonomik statüye sahip olanlar, bu statülerini korumak için siyasal alanla ilgili konularla daha çok ilgilenmekte, siyasal olayları etkilemeye ve yönlendirmeye çalıĢmaktadırlar47
. Meslek ile siyasal davranıĢ iliĢkisinin hemen fark edilmesini engelleyen etmenler de vardır. Bunlardan birisi mesleğin insan hayatının sınırlı bir parçasını kaplayıĢı ile ilgilidir. Ömür boyunca ayni meslekte kalmak zorunluluğu olmadığı gibi, insanın, günlük hayatının belli (ve gittikçe kısalan) bir süresini iĢine ayırdığını da dikkate almak icap eder. Bununla beraber Mesleğin insanın Ģahsiyetini Ģekil-lendiren bir yünü olduğunu unutmamalıdır. Bir mesleğe ait düĢünce kategorileri Ģahsiydin bir parçası haline gelebilir. Güçlük bu vekildeki etkilerin mevcut olmayıĢında değil, onları tecrit edebilmekledir.
45
ÇUKURÇAYIR, Mehmet Akif, “Siyasal Katılma ve Yerel Demokrasi”, Yargı Yayınevi, Ankara, 2000, s.84
46
BERNARD, Berelson, Paul F.Lazarsfeld, William N.McPhee, Voting,:The University Of Chicago Pres, Chicago,1954, s.54-59, aktaran BAYKAL Deniz, a.g.e S.45
47
KALAYCIOĞLU, Ersin, KarĢılaĢtırmalı Siyasal Katılma, Ġstanbul Üniversitesi Yayınları, No:3160, Ġstanbul, 1983, s:32
Mesleğin icra edilme koĢullarının da siyasal davranıĢ ile iliĢkisi vardır. Toplu halde çalıĢanların arasındaki etkileĢim, her konuda daha yoğundur. Toplu çalıĢanların kendi gruplarının çıkarlarını, daha iyi algılamaları, daha kolay haberleĢmeleri, siyasal bilgi edinmeleri, çevrelerinden etkilenme düzeyleri, ufak iĢyerlerinde ye da kendi basına çalıĢanlara göre daha yüksektir48
.
Diğer taraftan genel gözlem yolu ile de Türk siyasal hayatındaki meslek gurupları ile ilgili bazı geliĢmeleri tespit etmek mümkündür. Dikkati çeken ilk nokta meslek mensuplarının hızlı bir örgütleĢme süreci içinde oluĢlarıdır. Özellikle iĢçiler ve öğretmenler bu geliĢmenin önünde yer almaktadırlar. ĠĢçiler gibi öğretmenler de dikkati çeken bir sendikalaĢma ve dernekleĢme hareketi içindedirler. Bu geliĢmenin siyasal katılma bakımından büyük önemi vardır. Her ne kadar en büyük iĢçi sendikaları konfederasyonu, doğrudan siyasal örgütler içinde yer almak kararında değil ise de, pek çok siyasal konuda açık tavır takınmıĢ ve üyelerine kaçınılmaz Ģekilde siyasal sonuçlar yaratacak geniĢ bir eğitim vermeye çalıĢmıĢtır. ĠĢçilerin hızla sendikalaĢması ve sendikaların siyasal tavırlar takınmaya baĢlaması, onların bireysel hayatları bakımından da bir siyasallaĢma anlamını ister istemez taĢımaktadır49
.
1.2.1.3.Eğitim
Bilindiği gibi eğilim, sadece insanlığın ortak malı bilginin iletilme ve zihni yeteneklerin geliĢtirilme aracı değildir. Aynı zamanda her kültürün kendine özgü de-ğerlerinin, muteber davranıĢ biçimlerinin yeni kuĢaklara geçirilmesi kısaca toplumsal sosyalleĢme geniĢ ölçüde eğilim yolu ile sağlanır.
Eğitim, bireyin siyasal davranıĢını iki Ģekilde etkiler. Ġlk olarak eğitim siyasal, kültürel, duygusal ve biliĢsel öğelerinin bireye aktarımını sağlayarak bireyin siyasal tutumunu pekiĢtirebilir. Ġkinci olarak eğitim, bireyin bilgi seviyesini yükselterek siyasal olayları ve onları ortaya çıkaran sebepleri daha iyi analiz etmelerini sağlar50. Toplumdaki bireylere ulusal ideolojiyi, değerleri ve idealleri
48 KAPUSIZOĞLU, a.g.t. s.63 49 BAYKAL, a.g.e s.55 50
ESER, Bahadır H, “Üniversite Eğitiminin Siyasal Tutumlar Üzerindeki Etkisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Örnek Olayı”, SDÜ-SBE Dergisi, Güz 2005, s.12-13
kazandırarak onları mevcut siyasal düzene bağlı vatandaĢlar olarak yetiĢtirilmesini sağlar.
Eğitimin ve statünün artıĢı yabancılaĢmanın azalmasına yol açmaktadır. Yapılan araĢtırmalardan elde edilen sonuçlara göre eğitimli kimseler, siyasal konularda daha çok ilgili ve bilgili, siyasal olayları daha çok izlemekte, onları daha çok konuĢmakta, resmi organların birey üzerindeki etkisinden daha çok haberdar ve kendisinin onları etkileyebileceğine inanmaktadır51.
Seçmen davrananını belirleyen faktörlerden eğitim değiĢkeni, en güçlü sosyal değiĢkenlerden birisidir. Eğitim, bireylerin siyasal yaĢama katılmasını kolaylaĢtırır ve katılmanın ön koĢullarını hazırlar. Eğitim düzeyi, bireyin siyasal tercihlerini daha bilinçli olarak yapmasında önemli bir rol oynar ve diğer çevresel değiĢkenlerin belirleme gücünü azaltır; siyasal içeriklerin kavranmasını, yorumlanmasını ve iletil-mesini sağlar52. Eğitim, kiĢilerin siyasal olaylarla ilgili bilgi edinmelerini, o bilgileri yorumlamalarını, kendi toplumsal durum ve sorunlarıyla bağlantı kurmalarını kolaylaĢtırdığı ölçüde siyasal katılma eğilimlerini artırır53
.
Eğitim ile siyasal katılma iliĢkisinin araĢtırılması pek çok bakımdan önem taĢımaktadır. Önce bu ikisi arasında dikkati çekecek yükseklikle bir iliĢkinin bulunduğu anlaĢılmaktadır. Siyasete katılma açısından, bireylerin toplum içindeki konumu, öğrenim durumu, prestiji, mesleği ve statüsü karĢılıklı olarak birbirlerini etkileyen faktörlerdir. Ġnsanların bu özellikleri arttıkça siyasete katılmaları da artmaktadır. Daha geniĢ bir anlatımla, bireylerin eğitim seviyeleri yükseldikçe, toplumdaki konumları belirginleĢtikçe ve toplumda aranan meslekleri edindikçe, her düzeyde siyasete katılım ve ilgi çoğalmaktadır54
.
Eğitim ile siyasal katılma arasında olumlu bir bağlantının varlığı yani bir kimsenin eğitim seviyesinin artıĢı ile birlikte siyasal katılma seviyesinin de artacağı, değiĢik ülkelerde yapılmıĢ bir çok araĢtırma ile güvenilir bir Ģekilde belgelenmiĢtir. Birçok yazar eğitimin siyasal katılmayı belirleyen sosyo-ekonomik etkenlerin en
51
SĠSTEMBÖLÜKBAġI, ġaban, Parti Seçmenlerinin Siyasal Yönelimlerine Etki Eden
Sosyo-Ekonomik Faktörler, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2001, s.36 52
BAYKAL, Deniz, a.g.e S.61 53
KALAYCIOĞLU, Ersin, KarĢılaĢtırmalı Siyasal Katılma, Ġstanbul Üniversitesi Yayınları, No:3160, Ġstanbul, 1983, s:26-28
54
kuvvetlisi olduğu görüĢündedir. Almond ile Verba, genellikle araĢtırılan demografik değiĢkenlerin hiç birisinin, siyasal tavırları tayin etme bakımından eğilim değiĢkeni ile mukayese edilemeyeceğini öne sürüyor55
.
Eğitim seviyesinin yükselmesi ile birlikle ve bunun bir sonucu olarak siyasal katılma seviyesi de yükselme göstermektedir. Bu durumda akla gelen sorular Ģunlardır: Acaba eğitim ile siyasal davranıĢ arasındaki iliĢkinin mahiyeti nedir? Eğitimin anısı belli bir siyasal davranıĢı tipine doğru mu götürmektedir?
Eğitimin üstlendiği üç önemli görev vardır. Bunlardan biri bireyde davranıĢ, diğerleri ise bireyin davranıĢını geliĢtirme ve davranıĢını değiĢtirmedir. Hem davranıĢ oluĢturma, hem de davranıĢ geliĢtirme ve değiĢtirme, bir süreç içerisinde ve belli prensipler çerçevesinde belli amaç ve hedefe yönelik yapılardır56
. Eğitim düzeyi arttıkça, birey için katılma bir yurttaĢlık görevine dönüĢür, ikinci olarak eğitim, bireye çevresini değiĢtirme becerisi kazandırır; üçüncü olarak, bireye gelir ve sosyal statü sağlar; dördüncü olarak, bireyin soyut ve genel kavramlarla düĢünmesini kolaylaĢtırır; beĢinci olarak, eğitimli bireylerin çevreleriyle ve dıĢ dünyayla ilgili bilgileri, onlara kozmopolit yaĢam alanlarıyla daha kolay iletiĢim kurma olanağı sağlar ve son olarak, eğitimli birey bir grup içerisinde davranma alıĢkanlığı kazanır. Yalnız bir sınıfın ye da grubun üyeleriyle değil, birçok grubun üyeleriyle iletiĢime geçebilir.
Eğitim, bireylerin siyasal yasamda etkin olmalarını kolaylaĢtırır ve siyasal davranıĢın ön koĢullarını hazırlar. Eğitim düzeyinin yüksekliği, bireyin siyasal tercihlerini daha bilinçli olarak yapmasında önemli bir rol oynar ve diğer çevresel değiĢkenlerin belirleme gücünü azaltır, siyasal içeriklerin kavranmasını, yorumlanmasını ve iletilmesini sağlar57
. Yapılan araĢtırmalar okulda geçen süre ile siyasal sembollere iliĢkin önbilgi ve olumlu bakıĢ açısı kazanımı arasında doğrusal bir iliĢki olduğunu göstermiĢtir. Bu bağlamda okula giden ile gitmeyen bireyler arasında, uzun süre eğitim alan ile kısa süreli eğitime tabi olan bireyler arasında, kırsal alanda yaĢayıp kısıtlı bir eğitim alan ile kentlerde yaĢayıp yaygın bir eğitim
55
GABRĠEL, Almond, SĠDNEY, Verba, The Civic Culture, Boston:Little, Brown and Company, 1965, s.315-316
56
ASLANTÜRK, Zeki ve AMMAN, Tayfun, Sosyoloji, Marmara Üniversitesi Ġlahiyat Fakültesi Yayınları, Ġstanbul, 1999, s.136
57
ÇUKURÇAYIR, M. Akif, Siyasal Katılma Ve Yerel Demokrasi, Yargı Yayın Evi, Ankara 2000, s.83
alan bireyler arasında ülke yönetimine hâkim olan siyasal rejimin sembollerine karĢı besledikleri olumlu bakıĢ açısının düzeyi ve benimseme oranları farklı olmakta, eğitim düzeyi yükseldikçe bireylerin hâkim rejimi daha çok benimsedikleri görülmektedir58
.
Eğitim düzeyi düĢük kimseler soyut düĢüncelerle olan düĢük bağlantılarına karĢılık somut objelerle daha güçlü bağlantı kurabilmektedirler. Bunun tipik örneği, onların lideri nedeniyle siyasal partilere yöneliĢlerinin eğitim düzeyi yüksek kimselere göre daha fazla olmasıdır.
Sonuç olarak, eğitim düzeyinin siyasal katılımın yoğunlaĢması ile doğru orantılı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun nedeni, siyasal sürece daha etkin katılımı sağlayan siyasal sosyalleĢmenin daha çok eğitim kanalı ile gerçekleĢtiriliyor olmasıdır. Farklı toplumların değiĢik sosyal statü yapısına sahip olmalarına rağmen, sosyal itibarı yüksek grupların genellikle daha yüksek bir siyasal katılım eğilimi gösterdikleri söylenebilir59
.
1.2.1.4. Cinsiyet
Cinsiyetlerin siyasi tercihlerinde farklılıklar bulunur. Ancak bu farkın kadın ve erkeğin biyolojik özelliklerinden mi yoksa sosyo-kültürel Ģartlardan mı kaynaklandığının cevaplanmasındadır. Kimilerine göre farklılık kadın ve erkeğin biyolojisinden kaynaklanmaktadır, kimilerine göre farkın sebebi kadın ve erkeğin baĢta yetiĢtirilmeleri olmak üzere sosyo-kültürel çevreden kaynaklanmaktadır. Kimilerine göre ise insanın evrim süreci içerisinde bu farklılıklar oluĢmuĢtur.
Cinsiyet rolleri, sadece oy verme faaliyeti üzerinde değil, seçmen davranıĢlarını her dönemde etkileyen belirleyici etkiye sahiptir. Erkeğin kadına olan üstünlüğü, en eski toplum biçimlerinde dahi eski bir iĢ bölümüne dayansa da bugün de etkisini devam ettiren bir olgu olmuĢtur. Kadına biçilen bu rol günümüzde önemli ölçüde kırılmalar gösterse de, bu ayrımın sosyo-ekonomik açıdan geliĢme gösterebilmiĢ kadınlar açısından yaĢandığını söylemek de yanlıĢ olmayacaktır.
58
ESER, Bahadır H, Üniversite Eğitiminin Siyasal Tutumlar Üzerindeki Etkisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Örnek Olayı, SDÜ, SBE, Dergisi, Güz 2005, s.15
59