• Sonuç bulunamadı

Paydos!.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Paydos!."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

P A Y D O S ! .

Yıl 1905 - 1321.

Doğum yeri: Edirne.. Mesleği:

Gazetecilik!

İşte, 1905 Edirne doğumlu Cevat Fehmi ile 1915-1331 doğumlu Nus- ret Safâ, 1933 yılında, Cağaloğlu’n- daki Çatalçeşme sokağında, o dev­ re göre modern sayılan bir binada karşılayorlar, Cevat Fehmi gazete-

Yazı İşleri Müdürüdür. Gazeteye

yeni intisab eden Nusret Safâ ise röportaj yazarı, derken tiyatro mü­ nekkidi ve derken romancı...

★ * *

Bu hikâye nasıl başlıyor? Anlat­ mağa değer. Nusret Safa, rahmet­ li Ethem izzet’in çıkardığı gazetede, fıkradan hikâyeye, hikâyeden roma­ na kadar her telden çakmaktadır. Fa­ kat, gazetenin maddî durumu pek de iyi değildir. Personel aylık gün­ leri rahmetli idare Memulu »Kâzım Özal» ın kapısında kuyruk yapmak­ ta ve ellerine geçen de asıl istih­ kaklarının dörtte birini ancak bul­ maktadır. Fakat ne gam? İsterler­ se metelik vermesinler. 18 yaşının meslek heyecanı içinde, günde bir

kaç yazı kalem aldığımız halde

«— Yahû insaf edin. Hiç değilse

alacağımızın yarısını verin!» De­

mek aklımızın köşesinden geçmi­

yor.

* ★

Bir gün Nuruosmaniye cadde­

sinde rahmetli Bozacı, Şıracı Si­

nan’ın kapısında Naci Sadullâh ile karşılaşıyoruz. «— Yahû günlerdir seni arıyorum. Nerelerdesin?»

«— Meslek meşguliyeti diyo­

rum. Siz de (o zaman resmî idik) 16 sayfalık gazete ile mücadele e. diyorsunuz.

Naci, o sıralarda «Son Posta» da çalışıyordu. «Son Posta» da, diye­ lim, bugünün «Hürriyet» i idi.

Elimden tuttuğu gibi Bozacıya

soktu.

«— Nusret Safâ, dedi, ben «Son Posta» dan ayrılıyorum. Halil Lût- fi, «Zekeriya Sertel» «TAN» ı kuru­

yoruz. «Son Posta» cılar, yerine

Merhum Cevat Fehmi Başkut seni aratmıyacak birini bize bul. Dediler.»

Kıpkırmızı olduğumu hatırlıyo­

rum. Çünkü o zamanlar Naci Sadul- lâh'ın en parlak günleriydi.

— Acaba isterler mi? Diye kekeledim.

— Sen bana bırak o işi dedi. Son Telgraf» dan ne alıyorsun?

Ben yarım misli fazlasıyla attı­ ğım halde, Naci Sadullâh şaştı ve:

— Pek de az yahû.

Diye söylendi. Hiç unutmam, iki­ si de rahmetli olan «Ekrem Uşaklı- gil» ile «Selim Ragıp Emeç» bey­ lerin huzurlarına çıktık, masaya da­ yanmış bir de yakışıklı bir adam, dikkatle beni süzüyordu. Sonradan öğrendim meğer Cevat Fehmi imiş.

* İ

Aylar geçti. Ben cevad'ın Mua­ vini oldum. Bugün «Gazeteciler Ce­

miyeti Genel Sekreteri bulunan

sevgili dostum «Mustafa Yücel» is­ tihbarat şefi idi. Şimdi «Yeni Ga­

zete» nin Genel Yayın Müdürü

«Ecvet Güreşin» İktisadî muhafil'e, halen Vilâyet Basın Bürosu Müdü­ rü Hüsnü Söylemezoğlu Vilâyet ve Maarife, rahmetli «Gavsi Ozansoy» Polise, Münif Fehim Üstadımız re­ simli makalelere, «Haşan Âli Ediz», «İbrahim Hoyi» tercemelere, mer­

hum «Hâfit Fahri Ozansoy» edebî

sohbetler, «Ercüment Ekrem Talû» fıkralara, rahmetli «Ragıp Şevki

Ye-Yazan : Nusret Safâ COŞKUN şim» ile «Rahmi Karaca» da şiirli

fıkralar ihdas ederek bunlara ba­

kan arkadaşlarımdı. «Tanin» in «Hü­ seyin Cahit Yalçın» Üstadımızdan sonra Başyazarlığını yapan «Muhid-

din Birgen» de başyazı yazardı.

Yıllarca «Cevat» la beraber çalış­ tık. Patronlardan birinin akrabası ile çatışınca ayrıldı. O yeni mace­ ralar aramağa çıktı, ben de askere alındım.

★ * ★

«Muhalin Elituğrul» ; çıkardığa «Perde ve Sahne» Mecmuasını «Ce- vad» a devrederek bizim meslek­

ten ayrıldı. «Cevat Fehmi» de

«Cumhuriyet» e Yazi İşleri Müdürü,

sonra da «Genel Yayın Müdürü»

oldu.

Yanılmıyorsam, evvelâ «Ecvet

Güreşin» ile çatıştılar. Sonra rah­ metli «Doğan Nâdi» ile «Nadir Nâ- di» bir birlerine girdiler. «Cevat» şapkasını giyip çıkıp gitti. Gidiş o gidiş....

Beraber çalıştığımız sıralarda bir

kaç roman denemesi yaptı. Bunu

tiyatro eserleri takip etti ki, bun­ lar da başarı kazanmış sayılabilir.

Bu arada «Hacı Kaptan», «Küçük

Şehir», »Büyük Şehir», «Paydos»,

«Sana oy vermiyorum» şöhretini

yücelten eserlerdir.

Vakıa pek genç sayılmazdı. Fa­ kat diri, yaşından çok genç göste­ ren bir adamdı. Ölümü, gazetecilik

ve tiyatro âlemi için cidden bü­

yük kayıptır. Onun tiyatromuza ya­ digâr bıraktığı asıl eserler çocuk­ ları «Yaman» ve «Acar» dır. İkisi de san'at sahasında ilerlemiş, ün yapmış gençlerdir.

Düşünüyorum ve üzülüyorum: Bu yıl Azrail, Bab-ı Â li’ye musal­ lat oldu.

Bu kaçıncı kayıptır.

İnşaallâh bu yıl sonuncu kıyme­ ti yitirdik diyecektim... Diyecektim amma, ya «Falih Rıfkı Atay» a ne buyrulur?

Her ikisi de içler acısı, doğru­ su...

11

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

BM’nin İklim Değişimi Hükümetler Arası Kurulu’ndan (IPCC) Martin Parry, en kötü ihtimalle 4 derecelik bir ısınmanın bölgedeki ağaç türlerinin yarısını yok

Devletimizin Cartagena Biyogüvenlik Protokolüne att ığı imza ile onurumuzu, Arjantin’den ithal edilen ve GDO’lu oldu ğu anlaşılan mısırların insan sağlığı için

Taşocaklarına Hayır Komitesi Genel Koordinatörü Hediye Gündüz, ruhsat alan 1627 firmanın şu anda 15-20'sinin faaliyetine başladığını belirterek kaygılarını

‹ç kula¤a ba¤l› en s›k görülen bafl dönme- si sebebiyse “pozisyonel vertigo”, yani hareke- te ba¤l› oluflan bafl dönmesi olarak biliniyor.. ‹lk olarak

(d) Bir müşterinin sistemde harcadığı toplam ortalama zaman (dakika) (e) Kuyrukta bekleyen ortalama müşteri sayısı (saatte).. (f) Arabasını yıkatmaya gelen Büşra Hanımın o

[r]

Her ne kadar Tevhidi Efkâr gazetesi Hüseyin Rahmi ’ nin adada tek başına yaşadığım söylese de o bu güzel ve zarif köşkte, sevgili dostu Miralay Hulusi bey ile

efsanelerinde Meleklerin ‘Allahın kızları’ olduklarına inanılır. Arnavutluk, Hıristi- yanların iddia ettiği gibi Hz. İsa’nın vefatından hemen sonra Hıristiyanlaşmadı,