a a a a
v
oft fl ü
m
i 8
n
İç y u
S Ü L E Y M A N KÂNİ İRTEM
— Tercüme iktibas hakkı mahfuzdur —Tefrika No. 651
Bakkaldan yüz dirhem yıldız şehriyesi
isteyen bir adam sürgüne gönderilmiş
Beşinci sultan Muradı hatıra ge tirebilir diye umumiyetle (Murad) ismi yazılamazdı. 1904 de Bursa- da tamir edilen Muradiye camii- nin açılma töreni yapılacaktı. Ga zetelere verilen ilânda (Muradi ye) ismi zikredilmiyerek (Fatih sultan Mehmed han hazretlerinin pederi cennetmakarleri) denil mişti!
(Kardeş) tabiri de bundan do layı mahzurlu idi! (Hasta) sözü
(hasta adama) delâlet edebilirdi! Telâffuzları bir, fakat arap harf lerde imlâları başka olan hâl keli mesi hâl’e, tahta kelimesi tahte benzediği için gazetelere yazıla mazdı. (hal ve tesviye) denile mezdi; (fasıl ve tesviye) yazılma lıydı. (Saye) kelimesinin padişah tan başkası için kullanılmasına ce vaz verilmezdi.
Coğrafya isimleri hakkmdaki yasak sonraları Giride, Makedon- yaya da teşmil olunmuştu. Hatta arapça harfleri ile geride kelimesi Giridi andırdığı için gazeteye ge çemezdi!
(Tahtı korusun!) gibi söylene bilir diye tahtakurusu bile kalem ucuna gelmemeli idi!
(Y ıldız) kelimesine gazeteler de yer yoktu! Bunun dile alınma sı bile insanı belâya uğratabilirdi. (Yıldız uçtu; yıldız düştü) de nilemezdi. Bu makamda (Şehabı sâkıb) gibi kelimeler kullanılma lıydı.
Bir ramazan arifesinde Beşik-t taşta bir bakkala:
— Yüz dirhem yıldız şehriyesi ver!
Diyen bir müşteri o akşam sür güne gitmişti!
Maarif nezaretinde teftiş ve» muayene encümeni azasından ... efendinin bir hesap kitabında za- id (+ ) işaretini şeklen yıldızı an dırdığı için çizdiği meşhurdur!
Gazetelerde olimpiyad oyunla rından bahsolunamazdı.
Serveti fünun bir nüshasında bir çeşme başında dua eden bir ihtiyar adamın resmini basmak is temişti. Matbuat müdürü Ebul- mukbil Kemal bey:
— Bedendişler bu resim için zımnen (işimiz duaya kaldı, de mektir) manasını verirler!
Diyerek dercine müsaade etme mişti. (1)
Gazeteler Rusyada bir Doma meclisi teşkil edildiğini, İranda kanunu esasi ilân olunduğunu bil mezlerdi !
Ecnebi hükümdarlar ve cumhur reisleri aleyhindeki suikastleri de duymazlardı! İstanbul gazeteleri ne göre suikastlere kurban olan Fransa cumhur reisi Karno kalb sektesinden, Avusturya imparato- riçesi göğüs darlığından, Amerika cumhur reisi Mak Kinley şirpençe den, Sırbistan kralı Aleksandr ve kraliçe Draga suihazimden ölmüş lerdi!
Avrupada siyasî ricalden birine suikast edilmiş olsa bu hâdise ga zetelere (fü c’eten öldü) şeklin de geçerdi! Değil dahildeki, ha riçteki ihtilâllerden, iğtişaşiardan bile bahsolunamazdı. Nihilistle re, anarşistlere, sosyalistlere ait hareketlere ima bile edilemezdi.
( I ) Ahm ed İhsan: Mıatbuat
hatıra-ı.
Dinamit kelimesini kaleme değil, ağıza almak bile tehlikeli idi.
Mısır, Sudan, Kızıldeniz, Trab- lusgarp, Girid, Yemen, Ermenis tan gibi Osmanlı memleketlerine ait meselelerden, Bulgaristan işle rinden bahsetmek (Babıâlinin si yasetine dokunur) diye yasaktı.
Abdülhamid elektrik, telefon gibi son zamanlarda o kadar ta- ammüm eden keşif ve icatların memleket dahilinde teessüs ve is timaline müsaade etmezdi; balon dan korkardı; tayyarenin adını an- dırmazdı!
Mahmud Sadık bey (Takvim den yapraklarında) musavver ga zetelerden birinin balonculuk hak kında getirtmiş olduğu resim ka lıplarını senelerce dolabında sak ladığını, ara sıra:
— Acaba bunları burada gö rürlerse hainane evrak yahut di namit gibi muzır maddeler kabi linden bir şey sayarlar mı?
Diye ürktüğünü kaydediyor. Balon ve tayyare hakkında iza hata kalkışmak yazanı da, gazete ve risale sahibini de, en hafifi, şiddetli sorulara maruz bırakırdı. Hususile tayyare Abdülhamidde umacı tesirini yapardı.
Ali Reşad beyin İkdam gazete sinde (şundan, bundan) sütunun da nasılsa tayyareden bahsetmiş olması az kalsın başına büyük dert olacaktı!
Fakat bütün tazyiklere, şiddet lere, kapanma cezalarına rağ men sansür işlerile uğraş.a, uğraşa ustalaşan gazete muharrirleri b. rer türlü düzen ile bahsetmek iste dikleri bir fikri, bir hâdiseyi ke limeleri, tabirleri evirerek, çevire rek nekletmeğe, «sansürü atlatma ğa» ve «sansöre yutturmağa» mu vaffak olurlardı. Bazı muharrirler
için bu bir zevk olmuştu!
Gazetenin en yüksek siyaset işi saray ile olan münasebeti idi. Bu nunla imtiyaz sahibi bizzat meş gul olurdu. Bu da ip üzerinde can- bazlıktan zor bir işti.
İmtiyaz sahipleri ne kadar dip lomat olsalar, padişaha sadakat lerini teyidde ne kadar meharet gösterseler arada, sırada tedip edilmekten kendilerini, zarardan keselerini kurtaramazlardı. Ufak bir yanlış, bir jurnal' saray naza rında en muteber bir gazete imti yaz sahibinin hemen sorgu altına alınması için kâfi idi. Buna karşı saray gazeteyi ve gazetecileri tal tiften hali kalmazdı.
Sansür usulünün şiddetli günle rinde gazete imtiyaz sahiplerin den saraya hususiyet ve intisap peyda eylemiş bulunanlar kiler ci başı beyin odasına sokularak ne yazmışlar ise hususî surette takdimi için teslim ederler, kâh atiye ve ihsanlarla, kâh rütbe ve nişanlarla taltif olunurlardı. Mat baalarında müstahdem olanlar için de bayram, kandil, cülus, velâdet gibi «eyyamı mesude) denilen günler gelince bir liste arzile rüt be ,nişan koparırlardı.
Her sene Abdülhamidin tahta cülûsu günü olan rumî 19 ağus tosta - 31 ağustos - gündelik gaze teler pek parlak! çıkarlardı. A b dülhamidin methiyelerile dolar lardı. Bu methiyeleri yazabilmek her gazetecinin kârı değildi. Bu nun için gazete imtiyaz sahipleri
o güne mahsus tumtıraklı yazıları böyle şeylerde mahir kâtiplere, yüksek kalem sahiplerine «fevka lâde ücretlerle» yazdırırlardı!
Fakat bu zahmetin mükâfatını da görürlerdi.
O gün büyüklerin konaklarını donatmaları sadakat icabmdandı. Donatmıyanlar için jurnal hazır dı! Bundan çekinen, yahut saraya padişaha yaranmak için hiç bir fırsatı kaçırmak istemiyen yüksek tabaka memurlar ve rical kendi donanmalarının parlak bir suret te tasvir edilmesi için gazetelere para verirlerdi. Gazetelere yazı yazan belli, başlı muharrirler dev let hizmetinde bulunan memur lardan ziyade saraya çağırılırlar dı. Ramazanlarda saraya iftara giden gazetecilere ehemmiyetleri ne göre (diş kirası) da verilirdi!
Hiç yoktan meseleler uydur maktan, kılı kırk yararak bire bin katmaktan çekinmiyen hafiyeler işlerine yarıyabilecek bir koku alabilmek ümidile burunlarını ga zete sahifeleri arasına da sokar lardı.
Bir çoklarının sabahleyin ilk iş leri İstanbulun gazetelerini dik katle mütalea ederek:
«Rizayi hümayuna ve sadakate muhalif »bir fıkra veya kelime araş tırıp bulmaktı.
(Arkası var)
n m i l l U M M I l I M I i m i l l l l l l f l I l l l l l l l H f l I l l l l l l l H l U I I M m i l l l l l l l l l l l l l l l l l l l f i m i n
AKŞAM m tavsiye ettiği günün mühim programı
8 Mart Pazar
İstanbul— 12,30: Muhtelif plâk neş riyatı, 18: Dans musikisi (p lâ k ), 19: Haberler, 1 9,1 5 : H afif musiki veya retransmission, 20: Sigan musikisi, (p lâ k ), 2 0 ,3 0 : Stüdyo orkestraları, 2 1 : Eminüiıü Halkevi gösterit kolu, 2 1 ,4 5 : Son haberler, Saat 22 den sonra A na dolu aiansmın gazetelere mahsus ha vadis servisi verilecektir.
A n k a r a — 19,30: Ankarapalastan nakil (orkestra), 20: Sporcu konuşu yor, 2 0 ,1 5 : Karışık plâk neşriyatı, 2 0 ,2 5 : Ajans haberleri, 2 0 ,3 5 : Kaıpiç Şehir lokantasından nakil (orkestra).
Bükreş (1 8 7 5 ve 364 m .) -— 1 8,1 5 : Brasov filârmonisi (Bach, M ozart), 21,45 Ameriken müziği (Chadwick, M acham ).
Budapeşte (5 5 0 m .) — 19,45: R a d yo salon orkestrası (O ffenbach, Ştra- uss vs.)
Varşova (1 3 3 9 m .) — 18: Askerî bando, 2 1 : Piyano solo (Leh eserleri), 2 3 : Karışık orkestra (Am broise, Griek v s.).
Prag (4 7 0 m .) -—- 2 1 ,5 0 : İsveç mu sikisi.
Lâypzig (3 8 2 m .) — 2 0 ,4 0 : Baus- ner in 5 inci senfonisi, 2 2 : BulferiaBi ve K. Thom as kendi eserlerini idare edi yorlar.
Berlin (35 7 m .) — 1 7: Sopran ve tenor şarkıları, 19,30: Akşam musikisi (Brahms, Max R eger), 2 1 : Bach mu sikisi.
Münih (405 m .) — 2 0 ,2 0 : Beetho
ven ve Staab'm eserlerinden sonatlar. Viyana — 2 0 ,1 0 : Viyana şarkıları, 2 3 ,2 0 : Keman, piyano, org şarkıları.
9 Mart Pazartesi
İstanbul — 1 7: İnkilâb dersi, Üniver siteden nakil, Esat Bozkurt. 18: Orkes tra musikisi (p lâ k ). 19: Haberler. 19.15: Operet (p lâ k ). 2 0 : Keman solo - piyano refakatile - stüdyo sanatkârları tarafın dan. 2 0 .3 0 : Stüdyo orkestraları. 2 1 .3 0 : Son haberler.
Saat 22 den sonra Anadolu ajansının gazetelere mahsus havadis servisi verile cektir.
Ankara — 19.30: Hukuk ilmi yayımı. 19.45: Karışık müzik plâk neşriyatı, 2 0 : Karpiç Şehir lokantasından nakil (orkes tra). 2 0 .3 0 : Ajans haberleri. 2 0 .4 0 : Kar piç Şehir lokantasından nakil (orkestra)
Taha Toros Arşivi