• Sonuç bulunamadı

Aktörlük hakkında sözler...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Aktörlük hakkında sözler..."

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Aktörlük hakkında

Bir gazete koleksiyonunu dün i karıştırırken, Sultan Hamit dev-,

rinin Manakyan trupundan ikin- *

ci meşrutiyete ve Darülbedayie kadar gelmiş bir kadrn sanatkâ­ rın bir muhabire beyanatım oku­ dum. Sahneye ait hatıralardan

bahsederken, bir münasebetle

Çünkü ben çirkin bir kadın­

dım,, diyor. T ü rk çe ok uyu p yaz­

ma bilmediği halde, hafızasının harikulade kudreti kadar sanatı­ na olan essiz bağlılığı sayesinde, meselâ Halit Ziyanın (Kâbus) isimli piyesini oynarken rolünün zincirli ve en ağır arap ve fars kelimelerde yüklü cümlelerini hiç sürçmeden okuyan ve sahnede ha kikaten gülüp ağlıyarak yaşıyan bu sanatkâr, ismile söyliyelim, Kınar hanım, hakikaten çirkin miydi? Zayıf, kemikli, fakat ma­ nalı ve bilhassa İstırabı kudretle yaşamakla beraber en taşkın neş eleri de aksettiren çehresi uzun seneler ardından hamilimde can­ lanıyor. Doğru söylemek için ilâ­ ve edeyim ki, kendisinin çirkinli­ ğinden bahsedilişini duymamış değildim. Hattâ, 10 Temmuzu ta­ kip eden ilk zamanlarda, Namık Kemalin (Zavallı çocuk) piyesin- ! deki sevdalı genç kız rolünü oy­ narken, kendisine kavuşamıyan delikanlı bu uğurda ölüme koştu­ ğu için, seyirciler arasında bulu­ nup her kimse bu delikanlıyı zi­ yadece beğenmiş bir hanımın:

i

“— Ah yavrum, sana yazık değil mi ki, bu sıska kan için kendini feda ediyorsun? Sana neler bulun maz!„ diye bağırmış olduğunu e- vimizin temsili seyire gitmiş ka­ dınlarından dinlediğimi hâlâ ha­ tırlarım. Gerek Kmar’m ve gerek herhangi bir aktrisin rolünde mu vaffak olması için güzelliğe mut­ lak ihtiyacını kat’î fcir düstur şek , linde kabul etmek, sanırım ki, bi- j

raz basit, hemen hemen o sahne­ ye hitap edip "yazık değil mi

sa-f 'o

Aa

V

ti

(2)

t-na yavrum!,, diye bağırmış olan eski saman kadım gibi düşün­ mek olur. Hattâ, denebilir ki, gü­ zel bir kadın rolünde hakikaten güzel bir kadının kazanacağı mu vaffaldyette sanat dıgı unsurların yardımı tehlikeli bir derecede bü­ yüktür, şaşırtıcı nisbetlere varır. Bir heykele hakikat namına bo­ ya sürmek gibi, hemen hemen o- na benzer bir §ey. Bayağı ve ha­ kir bir mahiyet arzeden çirkinlik leri, paytak bacaklı vücudü, yam- yassı burnun üzerinde yuvarlak j ve fersiz gözleri, siyah dişli ve ya yık dudaklı ağzı sanatkâr için ka­ bul edememekle beraber, manalı çirkinlik denen şekilde çirkin o- lan kadın, muhteşem kraliçeden ayakları altında âşıklarını ezen âfete kadar, her rolde muzaffer olabilir.

Parisin en pahalı alüftesi ro­ lünü, yani (La dame aux camé­ lias) yı büyük Italyan aktrisi Duse’nin pek solgun yüzünü bo­ yamağa ve saçlarına gelmeğe baş lamış akları gizlemeğe bile tenez­ zül etmeksizin oynadığını, zama­ nının münekkitlerinden Jules Le- maître’in bir yazısında okumuş­ tum. Geçmiş asrın en büyük haile aktrisi sayılan Rachel, çirkin ol­ duğu halde hayatta da, sahnede de güzel bir kadının bütün zafer­ lerini tatmadı mı? Edasında öyle bir azamet varmış ve sahnede ya şattığı kraliçelerin tavırlarında o derecede fevkalâdelik görülürmüş ki, III. Napoléon’un âşık olarak Fransa tahtına yükselttiği mad- mazel de Montijo’nun, yani impa- ratoriçe Eugénie’nin kendisinden bir müddet tavır ve eda, ihtişamla yürümek, oturup kalkmak, gelip gitmek hususunda ders aldığı id­ dia edilir. Artık hiç bir sahne sa­ natkârına nasip olmamış bir şöh­ ret tacını hemen hemen ölümüne kadar başında taşıyan Sara Bem- hardt da, geçen gün demiş oldu­ ğum gibi, güzel değildi, ve Abdül- hak Hâmid’in demiş olduğu veç­ hile ancak istediği zaman güzel olurdu. Kendisini tam yetmiş do­ kuz yaşında bulunduğu sırada ilk ve son defa olarak Maurice Ros- tand’ın bir manzum piyesinde, Za fer Perisini temsil ettiği sırada

(3)

gördüm. Bir tül perde gerisinde birden ijşıklar yanıyor ve bir ba­ cağı kesik olan sanatkâr oradan bir koltuğa oturmuş bulunduğu halde genç bir ressama hitap edi­ yordu. Uzaklık ve tül perde ihti­ yar kadının yüzündeki haraplığı belli etmemekle ber aber, inşat tar su hâlâ o kadar fevkalâde ve yer yer çatlamasına rağmen uzun yıl­ lar ancak altına benzetilmiş ses hâlâ öyle benzeri bulunmaz bir esrarlı madde idi ki, Sara Bern­ hardt uzakla.'».i&n ve âdeta Mave­ radan hitap etim se de bunun bü­ yük bir ehemmiyeti olmıyabılr.dı. Kınar hanımı belki asıl mağlup etmiş olan şey, sanatı saye;ünde güzellik payesine erişmektin ay­ rıca bize lisanını da güzel olarak kabul eltırmek zorunda kalmış bulunması, iki fedakârlığı temin etmek zorunda kalmış olmasıydı. (Burada bir istitrat açıp söyliye- yim ki, bazı büyük sanatkârlarda şivelerinin bozukluğunu sanatları­ nın yüksekliği ile kapatmağa, his- settirmemeğe muvaffak olmuşlar­ dır.

Büyük şöhretini duymuş olacağı­ nız ve İkinci Cihan Harbi esna­ sında buraya ve Ankaraya gelen Yonnel’yi yetiştiren de Max, Fran sanın pek büyük bir dram sanat­ kârı sayıldığı halde fransızcayı ancak Rumanyaiı şivesile konu­ şurmuş) .

Bir güzel kadım temsil etme­ si icabeden rolünde seyirciler*« karşısına çirkin, fakat manalı ve müessir bir çehre ile çıkan kadın onları şaşırtıp hattâ birden isya­ na büe sevk edebilir. Bununla be­ raber, eğer cidden büyük bir sa­ natkârsa, bu isyan etmek istiyen seyircileri avucunda bir hamur gibi yoğurup kendine hemen ram edecektir. Bu sözleri yazarken, yirmi yıh aşmış bir zaman önce Italyada seyrettiğim ve yatım la­ flanın o tarihte galiba en meşhur aktrisi bulnuan Emma Gramatica gözümün önüne geliyor. Fransız muharriri Henrry Bataille’in (La Phalene) isimli piyesini oynuyor­ du. Pariste yaşıyan zengin bir Rus kızı, evinden kaybolmuş, he­ yecanla bekleniyor.; annesi ve bir İtalyan prensi olan nişanlısı me­ raktan çıldırıyorlar. Sonra öğre­ neceğiz ki, kendir***» ağır hasta hisseden bu genç kız oda hizmet­ çisinin kıyafetine girip bir dokto ra muayene edilmeğe gitmiştir. Bu kıyafetle gidince, adamın kendi­ sinden hakikati gizlemeği külfet

(4)

sayacağına hükmetmiş. Bu hük­ münde hakikaten de isabetli çıka­ rak, ancak büyük ihtiyatlarla ya­ şadığı takdirde beş yıllık ömrü kaldığım öğrenmiş. Korkunç ha­ beri aldıktan sonra saatlerce, so­ kaklarda serseri, iztıraptan bit­ kin dolaşmış, bir türlü döneme- miş. Nihayet, yine harap ve bitkiı bir halde dönüp geliyor. Ve oda hizmetçisinin kendisine biraz da ufak gelen elbisesi içinde öyle çir kin, zavallı ve biçare ki, halk ara­ sında âdeta isyan eden bir hava esti, (Zavallı çocuk) piyesini sey­ rederken (— Yavrum, bu sıska kız için kendini ne diye helâk e* diyorsun?) diye bağıran hanım teyze olsa heyecan ve meraktan kendini helâk etmiş olan nişan­ lıyı mutlaka ikaza çalışırdı. Bu yapılmadı ama, (— Yarabbi! Ne kadar da çirkin kadın!) diye bağ rışanlar oldu.

Hâttâ en ön sıralardan böy le bağıranlar oldu. Gramatica’nm bu sesleri duymaması imkânsızdı. En küçük bir ehemmiyet vermeğe tenezzül etmeden konuşmağa baş ladı ve kendisine büyük ihtiyatlar bahasına ancak beş yıl olarak takdir edilen bu ömür karşısında isyanlarını ve hayat nimetlerine aşkını öyle bir ihtişamla bildirme ; ğe koyuldu ki, birden esir ve mef tun, tiradım âdeta nefes almak­ tan çekinerek dinliyen halk o su­ sunca meftunluklarını ve tazim­ lerini uzun, sonu gelmez alkışlar­ la arzettiler. Bu alkşılarm sesini hâlâ duyar gibi oluyorum...

Evet, sanatkâr güzel olmağa da, genç olmağa da mutlak şekil­ de muhtaç değildir. Yeter ki, sa­ natının bütün imkânlarını kullan­ mağa iktidarı bulunsun; bu ikti­ darı devam etsin.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Ancak arazi fiyatlar ı son dönemde artmış.İstanbul ’a yapılacak yeni havalimanının yakınlarında yaşayan köylüler tedirgin.. Maden ocaklar ında işçi olarak

Elde edilen sonuçlardan incelenen agrega ocaklarına ilişkin agregaların granülometrik dağılımının uygun olmadığı, diğer özelliklerinin ise beton üretimi

By using the new Wired-AND Current-Mode Logic (WCML) circuit technique in CMOS technology, low- noise digital circuits can be designed, and they can be mixed with the high

Physical Layer: WATA does not specify the wireless physical layer (air interface) to be used to transport the data.. Hence, it is possible to use any type of wireless physical layer

During the 1905 revolution, a nationalist-revolutionary movement emerged among the Crimean Tatar intelligentsia, whose members were called the "Young Tatars."

Şekil 3.1 Taguchi kalite kontrol sistemi. Tibial komponent için tasarım parametreleri. Ansys mühendislik gerilmeleri analizi montaj tasarımı [62]... Polietilen insert

Tablo Tde de gi\rlildiigii gibi IiI' oram arttlk<;a borulardaki su kaybulda azalma olmaktadlL $ekil 2'de IiI' oranlanna bagh olarak beton borularda meydana gelen su

Hem Osmanlı Hükümeti’nin hem de İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin eğitim konusunda gerçekleştirmeyi düşündüğü yeniliklerden birisi de cemaat okullarında görev