İlköğretim ı.kademe 5. sınıf türkçe ders kitabının sözcük türleri bakımından incelenmesi

Tam metin

(1)

x

GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ EĞĠTĠM BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

ĠLKÖĞRETĠM ANABĠLĠM DALI SINIF ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALI

ĠLKÖĞRETĠM I.KADEME 5. SINIF TÜRKÇE DERS KĠTABININ SÖZCÜK TÜRLERĠ BAKIMINDAN ĠNCELENMESĠ

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Hazırlayan

Sümeyra DEMİRBÜKEN

Ankara Nisan, 2011

(2)

xi

GAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ EĞĠTĠM BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

ĠLKÖĞRETĠM ANABĠLĠM DALI SINIF ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALI

ĠLKÖĞRETĠM I.KADEME 5. SINIF TÜRKÇE DERS KĠTABININ SÖZCÜK TÜRLERĠ BAKIMINDAN ĠNCELENMESĠ

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Sümeyra DEMİRBÜKEN

Danışman: Yrd. Doç. Dr. Kemal KÖKSAL

Ankara Nisan, 2011

(3)

i

JÜRİ ÜYELERİNİN İMZA SAYFASI

Sümeyra DEMĠRBÜKEN’in “Ġlköğretim I.Kademe 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabının Sözcük Türleri Bakımından Ġncelenmesi” baĢlıklı tezi …..……….. tarihinde, jürimiz tarafından Sınıf Öğretmenliği Bilim Dalı’nda Yüksek Lisans Tezi olarak kabul edilmiĢtir.

Adı Soyadı İmza

Üye (Tez DanıĢmanı) Yrd. Doç. Dr. Kemal KÖKSAL ………... Üye Yrd. Doç. Dr. AyĢe KORKMAZ ………... Üye Yrd. Doç. Dr. Erol GÜNGÖRDÜ ………...

(4)

ii ÖN SÖZ

AraĢtırmanın gerçekleĢtirilmesinde bana destek olan Prof. Dr. Halis AYHAN, Prof. Dr. Yavuz ATAR, Prof. Dr. DurmuĢ GÜNAY, Prof. Dr. Yekta SARAÇ, Prof. Dr. Muhittin ġĠMġEK ve YÖK üyesi hocalarıma, Prof. Dr. Hayati AKYOL, tez danıĢmanım Yrd. Doç. Dr. Kemal KÖKSAL, Yrd. Doç. Dr. Turan TEMUR ile tüm hocalarıma, aileme ve değerli arkadaĢlarım Yakup YILMAZ, Mustafa IġIK, Nilgün DAĞ, Akın KAYALI ve Müfit AYDIN’a içten teĢekkür ederim.

Sümeyra DEMĠRBÜKEN Ankara, 2011

(5)

iii ÖZET

İLKÖĞRETİM I.KADEME 5. SINIF TÜRKÇE DERS KİTABININ SÖZCÜK TÜRLERİ BAKIMINDAN İNCELENMESİ

DEMĠRBÜKEN, Sümeyra

Yüksek Lisans, Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Tez DanıĢmanı: Yrd. Doç. Dr. Kemal KÖKSAL

Nisan-2011, 62 sayfa

Son zamanlarda ana dili öğretimine verilen önem artmıĢtır. Dil ve edebiyat çevrelerinde “Ana dili eğitiminde nasıl etkili ve baĢarılı öğretim yaparız?” sorusu sorulmaya ve yanıtları aranmaya baĢlanmıĢtır. Yurt içi araĢtırmalara bakıldığında bu alanda çalıĢmaların az olduğu görülmektedir. Bu çalıĢma ile alandaki eksikliklere bir öneri getirilmeye çalıĢılmıĢtır.

AraĢtırma ilköğretim 5. sınıf Türkçe ders kitabındaki sözcük türlerinin metin türlerine göre dağılımını tespit etmek amacıyla yapılmıĢtır. Tarama modelinde betimsel bir çalıĢmadır. Yapılan bu çalıĢmada ilköğretim 5. sınıf 2009-2010 eğitim öğretim yılında okutulan Türkçe ders kitabı incelenmiĢtir. Toplam 8 temadan ve 16 metinden oluĢan ders kitabının içeriğinde sözcük türlerinin metin türlerine göre dağılımı ve oranları incelenmiĢ, metinlerin içerik çözümleri frekans analizi ile yapılmıĢtır. Kelime türlerinin temalara göre farklılaĢtığı ancak genel olarak sırasıyla isim, fiil, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç ve ünlem Ģeklinde sıralandığı sonucuna ulaĢılmıĢtır.

(6)

iv ABSTRACT

“EXAMINING THE PRIMARY SCHOOL 1ST STEP 5TH CLASS TURKISH TEXTBOOK IN TERMS OF WORD TYPES

DEMĠRBÜKEN, Sümeyra

Post Graduate, Department of Classroom Teaching Thesis Advisor: Assistant Professor Doctor Kemal KÖKSAL

April-2011, 62 pages

Recently the attention paid to mother tongue learning has increased. In language and literature field, the question “How can we provide efficient and qualified education in mother tongue training?” arises and the answers for this question are tried to be found. When domestic and foreign studies are analyzed, it can be considered that studies in this field are limited. In this study, the purpose is to be able to offer solutions to the deficiencies in this field.

The aim of this research is to identify the distribution of the word types in the 5th Grade Textbook to text types. It is a descriptional study in the scanning model. In this study, the Turkish Textbook is used for the 5th Grade students in the years of 2009-2010. On the content of the textbook consisting of totally 8 themes and 16 texts, distribution and rates of the word types in accordance with text types have been analyzed and content analysis of the texts has been carried out via frequency analysis. It has been concluded that word types differentiate in accordance with the themes but they are arranged generally as respectively nouns, verbs, adjectives, pronouns, adverbs, prepositions, conjunctions and exclamations.

(7)

v

İÇİNDEKİLER

Sayfa

JÜRĠ ÜYELERĠNĠN ĠMZA SAYFASI……… i

ÖNSÖZ………... ii

ÖZET……...………... iii

ABSTRACT………... iv

ĠÇĠNDEKĠLER………... v

TABLOLAR LĠSTESĠ………... viii

KISALTMALAR LĠSTESĠ………... ix I. BÖLÜM GİRİŞ……… 1 1.1. Problem Durumu………... 1 1.2. Problem Cümlesi………... 2 1.3. AraĢtırmanın Önemi……….. 3 1.4. Varsayımlar………... 4 1.5. Sınırlılıklar………... 4 II. BÖLÜM KURAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR……… 5

2.1. KURAMSAL ÇERÇEVE……….. 5

2.1.1. ADLAR (ĠSĠMLER) ………..……….. 5

2.1.1.1. Adların Ana Nitelikleri Bakımından Sınıflandırılmaları……….………. 6

1.1. Somut ve Soyut Adlar………... 6

1.2. Özel Adlar, Cins Adlar (Tür Adları) ………. 7

1.3. OluĢ ve KılıĢ (Hareket) Adları………... 9

2.1.1.2. Adların Yapıları Bakımından Sınıflandırılmaları………..……… 9

2.1. Basit (Yalın) Adlar………... 9

2.2. TüremiĢ Adlar………... 10

2.3. BirleĢik Adlar………... 10

2.1.2. SIFATLAR (ÖN ADLAR) ……….…………. 10

(8)

vi

1.1. KarĢılaĢtırma Sıfatları………..… 11

1.2. PekiĢtirme Sıfatları……….…………. 11

1.3. Küçültme Sıfatları………..………….. 12

1.4. Unvan (San) Sıfatları………..………….. 12

2.1.2.2. Belirtme Sıfatları……….. 13

2.1. ĠĢaret Sıfatları………..………… 13

2.2. Soru Sıfatları………..……….. 13

2.3. Belgisiz (Belirsizlik) Sıfatlar………..……….. 13

2.4. Sayı Sıfatları………..……... 14

2.4.1. Asıl Sayı Sıfatları……… 14

2.4.2. Sıra Sayı Sıfatları……… 14

2.4.3. ÜleĢtirme Sıfatları………... 14

2.4.4. Kesir Sayı Sıfatları……….. 15

2.4.5. Topluluk Sayı Sıfatları……… 15

2.1.3. ZARFLAR……….. 15

2.1.3.1. Zaman Zarfları……….. 16

2.1.3.2. Yer ve Yön Zarfları……….. 16

2.1.3.3. Durum Bildirme Zarfları……….. 17

2.1.3.4. Azlık - Çokluk (Miktar) Zarfları……….. 19

2.1.3.5. Soru Zarfları………. 19 2.1.4. ZAMĠRLER (ADILLAR)………... 20 2.1.4.1. ġahıs Zamirleri………. 21 2.1.4.2. DönüĢlülük Zamirleri………... 21 2.1.4.3. ĠĢaret Zamirleri………. 21 2.1.4.4. Soru Zamirleri……….. 22 2.1.4.5. Belirsizlik Zamirleri………. 23 2.1.5. FĠĠLLER (EYLEMLER)……….……….…. 23 2.1.5.1. Fiil Kipleri………...… 25 2.1.5.2. Fiil Çekimi………...… 26 2.1.6. EDATLAR (ĠLGEÇLER)……….……….... 36

(9)

vii 2.1.7. BAĞLAÇLAR………..… 37 2.1.7.1. Yalın Bağlaçlar………. 38 2.1.7.2. TüremiĢ Bağlaçlar………..……….…. 38 2.1.7.3. BirleĢik Bağlaçlar………..………..…. 38 2.1.7.4. ÖbekleĢmiĢ Bağlaçlar……….…… 38

4.1. ki bağlacı ile kurulan bağlaçlar……….……... 39

4.2. Tamlama biçiminde kullanılan bağlaçlar………... 39

4.3. Yinelenen bağlaçlar………..… 39

2.1.8. ÜNLEMLER………..……... 39

2.1.8.1. Ünlem Olan Sözcükler (Ünlem Soylu Sözcükler)………... 39

2.1.8.2. Yansıma Ünlemleri……….. 40

2.1.8.3. Ünlem Öbekleri……… 40

2.1.9. METĠN TÜRLERĠ VE METĠN KAVRAMI……….……….. 40

2.2. ĠLGĠLĠ ARAġTIRMALAR……….…… 43

III. BÖLÜM YÖNTEM………. 45

3.1. AraĢtırmanın Modeli……….. 45

3.2. Veri Toplama Aracının GeliĢtirilmesi ve Uygulama………. 45

3.3. Verilerin Analizi………. 46 IV. BÖLÜM BULGULAR VE YORUMLAR………. 47 V. BÖLÜM SONUÇ ve ÖNERİLER……….. 56 5.1. Sonuçlar……….. 56 5.2. Öneriler………... 58 KAYNAKLAR 59

(10)

viii

TABLOLAR LİSTESİ

Sayfa Tablo 4.1.Birey ve Toplum Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde

Kelime Türlerinin Dağılımı 51

Tablo 4.2. Atatürk Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde Kelime

Türlerinin Dağılımı 52

Tablo 4.3. Sağlık ve Çevre Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde

Kelime Türlerinin Dağılımı 53

Tablo 4.4. Değerlerimiz Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde

Kelime Türlerinin Dağılımı 54

Tablo 4.5. Yenilikler ve GeliĢmeler Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici

Metinlerde Kelime Türlerinin Dağılımı 55

Tablo 4.6. Güzel Sanatlar Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde

Kelime Türlerinin Dağılımı 56

Tablo 4.7. Doğal Afetler Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde

Kelime Türlerinin Dağılımı 57

Tablo 4.8. Oyun ve Spor Temasında Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde

Kelime Türlerinin Dağılımı 58

Tablo 4.9. Zorunlu Temalarda Bulunan Bilgilendirici ve Öyküleyici Metinlerde Kelime

(11)

ix

KISALTMALAR LİSTESİ

bkz : bakınız f : Frekans

MEB : Milli Eğitim Bakanlığı S. : sayı sf. : sayfa TDK : Türk Dil Kurumu vb. : ve benzeri B.M. : Bilgilendirici metin Ö.M. : Öyküleyici metin

(12)

I. BÖLÜM GĠRĠġ

Bu bölümde, araĢtırmanın problem durumu, problem cümlesi, alt problemleri, amacı, önemi, varsayımları, kapsam ve sınırlılıkları ile araĢtırmada kullanılan kavramların tanımları verilmiĢtir.

1.1. Problem Durumu

Öğretmenlerin ve öğrencilerin en çok baĢvurduğu temel kaynak ders kitaplarıdır. Öğretmenlerin dersleri ve sınıf içi tartıĢmaları, büyük ölçüde ders kitaplarındaki metinler üzerinden gerçekleĢtirdiklerini yapılan araĢtırmalar doğrulamaktadır (Özbay, 2003: 27). Bir öğrenme aracı olarak kabul edilen ders kitapları, bir dersin öğrenme etkinliklerinin tamamlayıcısıdırlar. Sözlü öğretimde mümkün olmayan bazı gözden geçirmelere de olanak tanımaktadır. Bilhassa, mevcut programın temel aldığı ilkeler doğrultusunda hazırlanmıĢ, öğrencilerin yaĢ ve bilgi düzeyine uygun becerilerle donatılmıĢ zengin metinlerden oluĢan ders kitapları, öğrencilerin Türkçeyi doğru, güzel ve etkili bir Ģekilde kullanmaları, kelime dağarcıklarını zenginleĢtirmeleri, duygu ve hayal dünyalarını geniĢletmeleri gibi pek çok açıdan önemli etkileri olan materyallerdir. Örneğin ders kitaplarından faydalanan Amerikan öğrencilerinin Avrupa ülkelerindeki öğrencilere kıyasla daha az öğretmen yardımına ihtiyaç duydukları analiz edilmiĢtir (Reeder, 1964: 151-2).

Ġsviçreli dilbilimci F. De Saussure, kuramında sözcüğün gerek biçim, gerek ses, gerekse anlam bakımından farklı çağrıĢımlara yol açtığını ifade etmiĢtir. Onun ortaya koyduğu en önemli ilkelerden biri, dilin bir dizge olduğu ve sözcüğün de bu dizge içerisinde yer aldığıdır (Saussure, 1985: 71). Bugünkü dil bilgisi çalıĢmalarında, sözcüğün dil içindeki yeri, görevi ve anlamı cümle içinde birlikte bulunduğu öteki öğelerle

(13)

belirlenmiĢtir. Bu da sözcüğün hem basit hem de geniĢ tanımını doğurmuĢtur. Basit anlamıyla sözcük, ―iki ucuna birer boĢluk verilerek yazılan bir dil birimi‖ olduğudur. GeniĢ tanımıyla ―her dilin kaynaĢmıĢ bir düĢünce ve ses birleĢimi ve dildeki öteki öğelerle yakından iliĢkili bir anlama ve anlatma birimi‖ olduğudur (Uzun, 1998: 29).

Sözcüğün cümle içerisinde aldığı görev veya sahip olduğu anlam geleneksel dil bilgisinde sözcüğün çeĢitli türler adı altında sınıflandırılmasını sağlamıĢtır. Ġlk olarak Aristo ad, eylem gibi türleri belirlemiĢ, bunların anlam taĢıyan öğeler olduğunu ileri sürmüĢtür. 19. yy‘da dilci Nesfield tarafından sözcük türleri saptanmıĢ ve net bir Ģekilde tanımlanmıĢtır. Zamanla biçimsel dilbilgisi kitapları aracılığıyla ad, sıfat, belirteç, adıl, ilgeç, ünlem, eylem gibi sözcük türleri yerleĢmiĢ ve kesinleĢtirmiĢtir (Atabay, Kutluk & Özlek, 1983). Günümüzdeki dil bilgisi ve dil bilim çalıĢmalarında bütün bu sözcük türleri değiĢik yöntemlerle ve değiĢik açılardan ele alınmıĢ yazardan yazara ve dilden dile ayrım göstermektedir.

Bu tez çalıĢması, ilköğretim beĢinci sınıf Türkçe ders kitabının sözcük türleri açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalıĢma, konunun bir bütün hâlinde incelenmesi ve sözcük türlerinin tamamının ilk kez bir arada değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

1.2. Problem Cümlesi

Bu araĢtırmanın temel problemi, ―Ġlköğretim 5. Sınıf Türkçe ders kitabında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerdeki sözcük türlerinin dağılımı nedir?‖ sorusu üzerine kuruludur.

Bu temel amacın yanında aĢağıdaki sorulara da cevap aranmıĢtır.

1. Birey ve toplum temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

2. Atatürk temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

3. Sağlık ve çevre temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

(14)

4. Değerlerimiz temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

5. Yenilikler ve geliĢmeler temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

6. Güzel sanatlar temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

7. Doğal afetler temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

8. Oyun ve spor temasında bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

9. Zorunlu temalarda bulunan bilgilendirici ve öyküleyici metinlerde kelime türlerinin dağılımı nasıldır?

1.3. Araştırmanın Önemi

KarĢılaĢtığımız her olay, içinde bulunduğumuz her durum gerçekleĢtirdiğimiz her yaĢantı; kiĢisel kelime hazinemize, az veya çok katkı sağlamaktadır. Hiçbir özel gayreti olmayan insanlar da yaĢantı yoluyla bir kelime hazinesine sahip olmaktadırlar. Ama hiçbir millet, dilinin öğretilmesini rastlantılara bırakmaz. "Türkçe milletimizin her ferdi tarafından en iyi Ģekilde konuĢulmalı ve yazılmalıdır. Bu, millî varlığımızın birinci Ģartıdır." (Özbay, 2004: 2806-2810).

Ġlköğretim programı, öğrencileri sekiz temel alanda geliĢtirmeyi hedef almaktadır. Bunlar programdaki ortak becerilerdir. Bu becerilerden biri ve en önemlisi, "okuduğunu, dinlediğini, gördüğünü doğru, tam ve hızlı anlayabilme; duygu, düĢünce, hayal ve isteklerini açık ve anlaĢılır bir Ģekilde eksiksiz ifade edebilme; Türkçenin kurallarına uygun cümleler kurma, zengin bir söz varlığına sahip olma ve estetik bir bakıĢ açısı kazanma" dır. Ġlköğretim birinci kademedeki 5. sınıfta okutulan Türkçe ders kitaplarındaki sözcük türlerinin metin türlerine göre dağılımını ortaya koymayı amaçlayan bu araĢtırma, programdaki bu hedefin ne ölçüde gerçekleĢtirilebildiğini ortaya koyma açısından önem taĢımaktadır.

(15)

Yapılan kaynak taramasında, araĢtırma konusunun ülkemizde fazla irdelenmediği görülmüĢtür. Bu nedenle, araĢtırma sonuçlarının ve getireceği önerilerin bu alandaki boĢluğu dolduracağı ve önemli bulgular sağlayacağı düĢünülmektedir. Ayrıca bu araĢtırmayla araĢtırmacılara yeni araĢtırma problemleri sunabileceği, yeni araĢtırmalara ön fikir oluĢturabileceği ve konuyla ilgili mevcut bilgilere yeni bilgiler katabileceği umulmaktadır. Dolayısıyla araĢtırmanın sonunda elde edilen bulguların, konuyla ilgili kiĢi ve kurumlara katkı sağlaması beklenmektedir.

1.4. Varsayımlar

Ġlköğretim 5. sınıf Türkçe ders kitabında bulunan metinlerdeki sözcük türleri metin türlerine göre düzenli bir dağılım göstermektedir.

1.5. Sınırlılıklar

Bu çalıĢma, Türkçe ders kitabında yer alan 8 temanın tamamı incelenmiĢ ancak her bir temadan bir bilgilendirici ve bir öyküleyici metin ile sınırlandırılmıĢtır.

(16)

II. BÖLÜM

KURAMSAL ÇERÇEVE VE ĠLGĠLĠ ARAġTIRMALAR

Bu bölümde, sözcük türleri üzerine yapılan çalıĢmaların iki ana baĢlık altında toplanmaktadır.Bunlardan birincisi, yurt içi araĢtırmaları diğeri de yurt dıĢı araĢtırmalarıdır.

2.1. KURAMSAL ÇERÇEVE 2.1.1. ADLAR (ĠSĠMLER)

TDK (1998) Türkçe Sözlük‘te adın tanımı ―Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düĢünceleri, çeĢitli durumları bildiren kelime‖ Ģeklinde yapılmıĢtır. Adlar, varlıkları bütün yönleriyle, sahip oldukları bütün özellikleriyle karĢılayan sözcük türüdür.

Ġsimler, canlı, cansız bütün varlıkları ve mefhumları tek tek veya cins cins karĢılayan varlıkların ve mefhumların adları olan kelimelerdir. Ağaç, su, taĢ, çocuk, oda, yolcu, yıldız, deniz, köprü, Orhan, Ġstanbul, Anadolu, Karadeniz, Atatürk, Yavuz, Gönül, IĢık, Korkut, Çağlayan, Yüksel kelimeleri örnek olarak verilebilir (Ergin, 1993:207).

Varlıkların sayılarına göre adlar; tekil adlar, çoğul adlar ve topluluk adları Ģeklinde gruplandırılır. Yalnızca bir varlığı ya da kavramı karĢılayan sözcükler tekil adlardır: elma, kaĢık, at, çiçek… Çoğul adlar; aynı türden birden fazla varlığı karĢılayan ve ―-ler, -lar‖ çoğul eki alan sözcüklerdir: ağaçlar, kuĢlar, evler, kalemler, kitaplar… Topluluk adları ise; çoğul eki almadıkları halde birçok bireyden oluĢan toplulukları gösterir (Hengirmen, 1997: 117). Tabur, toplum, sürü vb. kelimeler örnek olarak verilebilir.

Varlıkların durumlarına göre adlar, somut ve soyut adlar olmak üzere iki kısımda inceleyebiliriz. Somut adlar, duyu organlarımızın herhangi biriyle algılayabildiğimiz varlıkların ya da kavramların adlarına denilmektedir: masa, toprak, parfüm, vb. gibi…

(17)

Soyut adlar, beĢ duyu organlarımızın herhangi biriyle algılayamadığımız varlıkların ya da kavramların adlarına denilmektedir: elektrik, mantık, güç, umut vb. gibi…

Varlıklara veriliĢlerine göre adlar, ―özel adlar‖ ve ―tür adları‖ olarak sınıflandırılır. Özel adlar ―Dünyada tek olan, eĢi ve benzeri olmayan varlıkları bildiren sözcüklerdir: Mehmet, Tekir, Ankara, Almanya, GüneĢ, Merih vb. (Hengirmen, 1997: 116). Tür adları, aynı cins varlıkların tamamına verilen adlardır: Köpek, ağaç, kuĢ vb. kelimeler örnek olarak verilebilir.

Toparlı (2000: 87), ―iki veya daha çok ismin meydana getirdiği kelime grubuna isim tamlaması adı verilmektedir. Bir nesnenin diğer bir nesneye ait olduğunu, bu nesnenin baĢka bir nesnenin parçası olduğunu belirtmek için kurulan isim tamlamalarında iki öğe bulunmaktadır: tamlayan ve tamlanan‖ Ģeklinde ifade ederken; Banguoğlu (1995: 281), ―gerçekte veya tasavvurda bir varlığa ad olan kelimelere ad deriz.‖ Ģeklinde tanımlamaktadır.

Koç (1990: 108), ―canlı varlıkları, cansız varlıkları, olguları, kavramları, nitelikleri, duyguları vb. belirten sözcüklere‖; Gencan (1992: 83) ise, ―varlıkları tanıtmaya yarayan sözcüklere‖ ad deneceğini ifade etmiĢtir. Kedi, tavĢan, okyanus, toprak, taĢ, dağ, bulut, gökyüzü, balık, bitki, böcek, insan, öğrenci, Akın, Melek, Mustafa, rüya, hayal, sevgi, aĢk vb. kelimeler örnek olarak verilebilir.

2.1.1.1. Adların Ana Nitelikleri Bakımından Sınıflandırılmaları 1.1. Somut ve Soyut Adlar

Duyularımızla kavranır bir gerçekliği olan varlıkların, nesnelerin adlarına yoğun adlar denir (Banguoğlu, 1995: 281). Duyu organlarımızla görüp kavrayabildiğimiz ve tabiatta madde olarak var olan gerçek nesne ve varlıklara somut adlar denilmektedir. TaĢ, masa, toprak, kalem, saç, televizyon, göz, mikrofon, elbise vb. kelimeler, somut adlara örnek teĢkil eder.

Birtakım isimler maddî varlıklara ve nesnelere değil, vasıflara, manevî kavramlara ad olurlar. Bunlara yalın adlar deriz (Banguoğlu, 1995: 281). Görünürde madde olarak var

(18)

olmayan, duyu organlarımızla kavranamayan; ancak zihnimizde ve tasavvurumuzda var olan kavramlara ve niteliklere karĢılık olan adlara soyut adlar denir. Sevgi, rüya, hayal, inanç, akıl, iyilik, kötülük, üzüntü, doğruluk, sevinç, mutluluk, huzur, saygı, zekâ vb. kelimeler soyut adlara örnek teĢkil eder.

Somut adlar ile soyut adlar arasındaki en önemli fark, doğada var olan duyu organlarımızla algılanabilen nesne ve varlıklara verilen adlar olmasından dolayı, varlıkların ve nesnelerin zihinde ĢekillenmiĢ belirli tasavvurlarının bulunmasıdır. Nitekim kedi, el, kalem, deniz, telefon, uçak, kürdan, tablo sözlerini söylediğimizde, zihnimizde hemen bu varlıkların Ģekillendiğini görürüz. Ruh, zekâ, hayal, hava gibi soyut adlarda ise bu adların karĢılığı olan kavramları zihnimizde Ģekil olarak canlandıramayız. Bundan dolayı soyut kavramlar, kendilerine karĢılık olan kelimelere sıkı sıkıya bağlantılı durumdadırlar.

Dil bilimcilerin görüĢlerine göre dillerin oluĢum ve biçimlenmesinde ilk sırayı somut adlar alır; çünkü insanoğlu ihtimaldir ki önce çevresindeki canlı ve cansız varlıklar ile nesneleri adlandırmıĢtır. Soyut adlandırmalar ise insanın duygu ve düĢüncelerindeki geliĢmelere eĢ olarak daha sonraki sürece girer. Bu bakımdan dillerin geliĢme süreçlerinde soyut adlandırmaların somut adlandırmalardan daha sonra yer aldıkları görüĢüne varılmıĢtır.

1.2. Özel Adlar, Cins Adlar (Tür Adları)

Adlar, varlık ve nesnelere veriliĢlerine, yani dilde yüklendikleri görevlere göre de özel adlar ve cins adlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Ergin‘e göre (1993: 346), has isimler ―tek olan, diğer varlıklar içinde tam bir benzeri olmayan varlıkların hususî adlarıdır‖. Banguoğlu ise (1995: 282), ―yoğun adlardan birtakımı ancak bir tek varlığı veya belli bir topluluğu göstermeye yararlar. Turgut, Sarman (kedi), Adana, Norveç, Türkler gibi. Bunlara özlük adlar denir.‖ Özel adlar, aslında somut adlar içinde özel bir yer tutar. Eğer somut adlardan bir kısmı birer varlığa ad olmuĢlarsa, bunlara özel ad denir. Özel adlar, benzerleri bulunmayan, yaratılıĢta tek olan varlıklara verilen adlardır. BaĢlıca türleri Ģunlardır:

(19)

1. KiĢi adları: Atatürk, Fatih, Nihat, Sultan, Gül, Mehmet, Aslan, Kıymet, Abdülkadir, Pınar, Ramazan gibi.

2. Hayvan adları: ġirine, Kermit, KarabaĢ, MaviĢ, Pamuk, Sarıkız, Kankurt gibi. 3. Millet, Devlet, Topluluk, Boy ve AĢiret Adları: Türkler, Türk milleti, Türkiye

Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti, Osmanlı Ġmparatorluğu, Ġngilizler, Ġngiltere, Kıpçaklar, Oğuzlar, Özbekler, Özbekistan, Selçuklu Devleti, Türkmenler vb. 4. Dil, din, mezhep, tarikat adları: Türkçe, Müslümanlık, Musevilik, Nesturilik,

BektaĢilik, Mevlevilik Almanca, Hintçe, NakĢibendîlik gibi.

5. Kıt'a, Ülke, Yer, ġehir, Irmak vb. Adları: Asya, Türkiye, Ġzmir, Kızılırmak, Erciyes Dağı, Alp Dağları, Londra, Türkmenistan, Avrupa, Ankara, Atlas Okyanusu, Karadeniz gibi.

6. Kurum, KuruluĢ, Devlet, Okul, Makam vb. Adları: Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Yükseköğretim Kurulu, Millî Eğitim Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türk Dil Kurumu (TDK), Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Türkiye Bilimsel ve Teknik AraĢtırma Kurumu (TÜBĠTAK) gibi.

7. Saray, KöĢk, Villâ, Apartman, Otel, Cami, Gemi, Uçak, Sandal gibi Bina Araç ve Benzerlerine Cins Adlarından Tarihî ve Coğrafî Adlardan veya KiĢi Adlarından Alınarak Verilen Adlar: Topkapı Sarayı, Çankaya KöĢkü, Dolmabahçe Sarayı, Dedeman Oteli, Pınar Apartmanı, Kocatepe Camii, Ayasofya Müzesi, Anadolu Jet, Sultan Ahmet Camii gibi.

8. Gazete, Dergi, Ansiklopedi, Kitap, Roman vb. Adları: Milliyet gazetesi, Newsweek gazetesi, Türk Dili Dergisi, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Lehçe-i Osmanî, Türk Dili AraĢtırmaları Yıllığı, Ġslâm Ansiklopedisi, Türk Ansiklopedisi, Kutadgu Bilig, Türkçe Sözlük gibi.

Ergin (1993: 347) cins adları, ―Ortak isimler aynı cinsten birçok varlıkların ortak adlarıdır.‖ Ģeklinde tanımlamaktadır. Yalın kavramlara, ya da bir cinsin her bir tekine ad olabilen kelimeleri ise cins adlar olarak anılır. Çocuk, tavsan, söğüt, çayır, güçlük, sevinç

(20)

gibi kelimeler cins adlara örnek teĢkil eder (Banguoğlu, 1995: 282). Aynı türden olan canlı cansız bütün varlık ve kavramlara verilen ortak adlara cins adları denir. Anne, baba, balık, otel, hamam, saray, müze, silah, ağaç vb. adlar örnek olarak verilebilir.

1.3. OluĢ ve KılıĢ (Hareket) Adları

Ergin (1993: 264), bu eklerin fiilden isim yapım eki olduğunu ve öyle kabul etmek gerektiğini söyler. ―Fiil kök ve gövdelerinin karĢıladıkları mücerret hareketleri hiçbir Ģeye bağlamadan ifade etmek için sonlarına –mak, -mek eki getirmek suretiyle fiil isimleri yapılır: Aç-mak, ara-mak, basla-mak, gel-mek, bildir-mek, düĢünmek gibi. Bu fiil isimlerine öteden beri masdar, -mak, -mek ekine de masdar eki denilir. Türkçede masdar diye ayrı bir kelime çeĢidi kabul etmeğe lüzum yoktur‖.

Adfiil, fiilin ad Ģekli, yani bir kılıĢ, bir durum veya oluĢun adıdır. Bunun için fiilleri adfiillerden biri ile anarız. Adfiilin bu çeĢidine mastar adını veririz. Türkçede mek, me, -iĢ ekleriyle yapılan üç türlü adfiil vardır: Satmak, çalıĢma, duruĢ… (Banguoğlu, 1995: 360).

Herhangi bir varlık veya nesneyi gösterme yerine, bir oluĢ ve kılıĢın veya bir durumun adıdırlar. Yürümek, gülmek, dinlemek, okumak, yazmak vb. kelimeler örnek olarak verilebilir.

2.1.1.2. Adların Yapıları Bakımından Sınıflandırılmaları

Banguoğlu‘na göre (1995: 125), kelime yapımı dilde mevcut köklere dayanır ve baĢlıca iki türlü olur: 1. üretim, 2. birleĢim olduğunu ifade eder. Adları dildeki anlam ve görevleri dıĢında, kelime yapıları yani Ģekil bilgisi açısından taĢıdıkları ayrılıklara göre de bir sınıflandırmadan geçirerek üç gruba ayırmak mümkündür.

2.1. Basit (Yalın) Adlar

Basit adlar, kök durumunda olan herhangi bir türetme ekiyle geniĢletilmemiĢ tek kelimeden ibaret adlardır. Örnek olarak ―Kemal, Selma, beĢ, keman, koyun, ayak, kitap vb.‖ verilebilir.

(21)

2.2. TüremiĢ Adlar

Üretim yoluyla kelime yapmak demek, bir taban ile bir üretim ekini belli Ģartlar içinde bir kavramı bitiĢtirmek demektir (Banguoğlu, 1995: 126). Ad kök ve gövdelerine türetme ekleri getirilerek kurulan ve yeni kavrama karĢılık olan adlardır. Bunlara ―köken‖ diyen gramer yazarları da vardır. TüremiĢ adlar ya ad ya da ad soylu sözlerden yahut da fiillerden ad türeten eklerle kurulur. Türkiye Türkçesinde bu yolla kurulmuĢ pek çok ad ve bu yolla türetilen birçok ek vardır.

2.3. BirleĢik Adlar

Banguoğlu (1995: 260) birleĢik adları, ―ayrı anlamlar taĢıyan iki kelimenin tek kelime gibi ayrılmaz bir tek kavramı karĢılayacak Ģekilde kaynaĢması birleĢik kelimeyi meydana getirir.‖ Ģeklinde ifade etmektedir. Ergin‘e göre ise (1993: 664), ―birleĢik isim bir nesnenin ismi olmak üzere yan yana gelen birden fazla ismin meydana getirdiği kelime grubudur‖.

Türkçede kelime oluĢturma yollarından biri de birleĢtirmedir. BirleĢtirme yoluyla kurulan sözler içinde birleĢik adlar önemli yer tutar. Türkiye Türkçesinde kiĢi ve yer gösteren özel adların bir kısmı bu yolla oluĢmuĢtur. Bu yolla oluĢturulan özel adlardan bazıları Ģunlardır: pazartesi, anneanne, karnıyarık, kardeĢ, Çanakkale, devetabanı, gecekondu, Topkapı.

2.1.2. SIFATLAR (ÖN ADLAR)

Sıfatlar TDK (1998) Türkçe Sözlük‘te, bir ismi, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime olarak yer almaktadır. Türkiye Türkçesinde çok geniĢ bir yeri olan sıfatlar, adlardan önce gelerek onları niteleyen, nasıl olduklarını gösteren veya çeĢitli yönlerden belirten sözlerdir. Açık kapı, boĢ oda, geniĢ yer, uzun yol, yaĢlı adam, beĢ kiĢi, üçer ay, her insan, beĢinci sınıf, bu sözler, hangi baĢarı, yanan ateĢ, sararmıĢ yaprak vb. örnek olarak verilebilir (Korkmaz, 2003: 333).

Banguoğlu (1995: 297), ―sıfatları (ön ad), bir varlığı vasıflayan, belirleyen sözcükler‖ olarak ifade etmektedir. Ergin ise (1993: 362), ―Sıfatlar niteleme ve belirtme

(22)

adlarıdır. Asıl isimleri baĢka olan nesnelerin bir vasfını belirttikleri zaman sıfat, tek vasıftan ibaret olan nesneleri karĢıladıkları zaman isimdirler.‖ demektedir. Önadlar, adlardan (varlıklardan) önce gelerek onların nasıl ve ne durumda olduklarını, yerlerini, sayısını, renklerini belirten sözcüklerdir (Koç, 1990: 129). Bir veya daha fazla sıfatla bir isimden meydana gelen tamlamalara sıfat tamlaması denir. Bu tür tamlamalarda sıfatlar önce, isimler ise daha sonra gelir (Toparlı, 2000: 92)

Yani sıfatlar, vasıf ve belirtme isimleridir. Nesnelerin çeĢitli vasıfları, çeĢitli belirtileri vardır. Sıfatlar, bu vasıfların ve belirtilerin isimleridir. Tanımlarda da belirttiğimiz gibi görevlerini yerine getirebilmeleri için bir adla birlikte söylenmeleri gereklidir; böylelikle adları tamamlar ve sıfat olurlar. YeĢil kalem, uzun kapı, yarım ekmek vb. kelimeler örnek olarak verilebilir.

2.1.2.1. Niteleme (Vasıflandırma) Sıfatları

Ergin (1993: 363) niteleme sıfatlarını, ―vasıflandırma sıfatları nesnelerin vasıflarını bildiren sıfatlardır‖ Ģeklinde ifade eder. Vasıflandırma sıfatları bir varlığa ilindiklerinde onun bir vasfını gösterirler (Banguoğlu, 1995: 297). Belirtildiği gibi adları niteleyen sıfatlara niteleme sıfatları denir. Niteleme sıfatları genellikle varlıkların iyi, kötü, az, çok, renk gibi özelliklerini belirtir. Kırmızı perde, dolu mürekkep, uzun kibrit, çok para vb. gibi. Niteleme sıfatları dörde ayrılır:

1.1. KarĢılaĢtırma Sıfatları

Varlıkları karĢılaĢtırarak niteleyen sıfatlara karĢılaĢtırma sıfatları denir. KarĢılaĢtırma sıfatları, adları üç derecede niteler; büyük havuz, daha büyük havuz, en büyük havuz gibi. Varlıkları karĢılaĢtırmak istediğimiz zaman niteleme sıfatlarının önüne daha, en sözcüklerini getiririz. Bu durumda daha ve en sözcükleri belirteç görevini üstlenir.

1.2. PekiĢtirme Sıfatları

Bir varlığın niteliklerinin üstünlüğü ve en yüksek derecesi pekiĢtirme sıfatları ile gösterilir. Kırmızı – kıpkırmızı; en kırmızı, çok kırmızı kelimeleri bu durumu örneklendirmektedir.

(23)

1.3. Küçültme Sıfatları

Bir kavramı küçülten sıfatlara küçültme sıfatları denir. Küçültme ekleri, sıfatlardan sonra gelerek sıfatın gösterdiği anlama yakın ya da benzer yeni bir anlam verir. Küçültme sıfatları ekleri; ca (ce), cık (cik, cuk, cük), ımsı (imsi, umsu), ımtırak (imtrak, -umtırak) dır. Sarımtırak, küçücük, fazlaca, beyazımsı vb. örneklerde küçültme ekleri kullanılmıĢtır.

1.4. Unvan (San) Sıfatları

Özel adlardan önce ya da sonra kullanılan rütbe, meslek, saygı gibi durumları belirtilen sözcüklere unvan sıfatları denir. Unvan sıfatları, bazı yönlerden diğer sıfatlara benzemez. Bir sözcüğün sıfat olabilmesi için adlardan önce gelmesi gerekir. Halbuki bazı unvan sıfatları, adlardan sonra da gelmektedir. Adlardan sonra gelen sıfatlar ise genellikle yüklem görevini üstlenmektedir. Örneğin bey, paĢa sözcükleri yalnızca adlardan sonra kullanılabilmektedir. Oysa bir sözcüğün sıfat olabilmesi için mutlaka adlardan önce gelmesi gerekir. Bu durumda yapılacak tek Ģey, bazı unvan sıfatlarını kural dıĢı bir durum olarak değerlendirmektedir. Unvan sıfatları üç grupta sınıflandırılabilir.

i. Adlardan önce gelen unvan sıfatları:

Prof. Dr. Nihat Gül, Kraliçe Elizabeth, Genel Müdür Turgay Candur vb. örneklerinde görüldüğü gibi, unvan sıfatları adlardan önce gelmektedir.

ii. Adlardan sonra gelen unvan sıfatları

Mihriban Hatun, Tolga Bey, Osman Han, Pınar Hanım vb. örneklerinde, unvan sıfatları adlardan sonra gelmektedir.

iii. Hem adlardan önce hem de sonra gelen unvan sıfatları:

Osman Gazi, Gazi Kemal, Hoca Ahmet, Murat Hoca vb. örneklerinde unvan sıfatları hem adlardan önce hem de sonra gelmektedir.

(24)

2.1.2.2. Belirtme Sıfatları

Belirtme sıfatları nesneleri belirten sıfatlardır. Nesnenin ya yerine iĢaret edilir ya sayısı gösterilir ya nesne soru seklinde belirtilir veya belirsiz Ģekilde ifade edilir (Ergin, 1993: 364). Banguoğlu ise (1995: 297), ―belirtme sıfatları, bir nesneye ilindiklerinde onu bir yönünden belirlerler.‖ Ģeklinde ifade etmektedir. Yani adları sayı belirterek, göstererek, soru sorarak ya da belgisiz olarak belirten sıfatlara belirtme sıfatları denir. Belirtme sıfatları dört çeĢittir.

2.1. ĠĢaret Sıfatları

Gösterme sıfatları, sıfat olarak kullanılan gösterme zamirleridir. Adlara geldiklerinde nesneyi göstererek belirtirler ve ona mekânda, zamanda veya tasavvurda uzaklığına göre bir yer tayin ederler (Banguoğlu, 1995: 305). ĠĢaret sıfatları nesneleri yerlerine iĢaret etmek suretiyle belirten kelimelerdir (Ergin, 1993: 365). Belirtildiği gibi nesneleri göstererek belirten sıfatlara iĢaret sıfatları denir. ĠĢaret sıfatları, ―bu, Ģu, o‖ sözcüklerinden oluĢur. ―Bu meyve güzeldir.‖, ―ġu çocuk kim?‖, ―O denize gidelim.‖ cümlelerindeki ―bu, Ģu, o‖ kelimeleri iĢaret sıfatı görevi görmektedir.

2.2. Soru Sıfatları

Soru sıfatları, nesneleri soru halinde belirten sıfatlardır (Ergin, 1993: 372). Banguoğlu (1995: 305), ―adları soru yoluyla belirten sıfatlara soru sıfatları adını veririz.‖ demektedir. Soru sıfatları, adları soru yönünden belirtir. Soru sıfatları genellikle ―ne, ne kadar, nasıl, nice, ne gibi, ne biçim, kaç, kaçıncı, kaçar, hangi, ne türlü gibi‖ sözcüklerden oluĢur. ―Ne yemek yersiniz?‖, ―Nasıl günler geçirdiniz?‖, ―Nice mutlu yıllar yaĢamanız ümidiyle!‖., ―Ne gibi sıkıntılar yaĢadınız?‖, ―Kaç çocuk sahibisiniz?‖, ―Sınavda hangi sorular çıktı?‖ cümlelerindeki ―ne, nasıl, ne gibi, kaç‖ kelimeleri soru sıfatı görevi görmektedir.

2.3. Belgisiz (Belirsizlik) Sıfatlar

Banguoğlu (1995: 306) belgisiz sıfatları, ―adları kabataslak, yetersizce belirten sıfatlara belirsiz sıfatlar diyoruz.‖ Ģeklinde ifade ederken; Ergin (1993: 373), ―belirsizlik

(25)

sıfatları nesneleri belirsiz olarak bildiren sıfatlardır.‖ Ģeklinde ifade etmektedir. Yani nesneleri belirsiz olarak bildiren sıfatlara belgisiz sıfatlar denir. Bu sıfatlar nesnelerin dıĢ vasıflarını, sayılarını, miktarlarını belirsiz olarak ifade ederler. ―Bir, bütün, baĢka, bazı, her, kimi, çoğu, çok, hiç, falan‖ gibi sözcüklerden oluĢur. Bir sabah, bütün insanlar, baĢka ansiklopedi, bazı bankalar, her söz, çoğu zaman, çok güzel, falan market, hiç kimse vb. örnek olarak verilebilir.

2.4. Sayı Sıfatları

Varlıkları sayı, sıra, topluluk ve benzeri yönlerden belirten sıfatlara sayı sıfatları diyoruz (Banguoğlu, 1995: 306). Sayı sıfatları, nesnelerin sayılarını bildirmek suretiyle belirten kelimelerdir (Ergin, 1993: 366). Yani adları sayı yönünden belirten sözcüklere sayı sıfatları denir. Sayı sıfatlarının beĢ türü vardır.

2.4.1. Asıl Sayı Sıfatları

Asıl sayı sıfatları nesnelerin sayısını gösteren sıfatlardır (Ergin, 1993: 367). Banguoğlu (1995: 307), ―nesneleri miktarca belirtmek iĢleyiĢleri sebebiyle onları asıl sayı sıfatları adıyla anarız.‖demektedir. Ġfade edildiği gibi sayı adları, adların kesin sayılarını belirtmek için asıl sayı sıfatlarını oluĢturur. BeĢ yıl, elli kilo vb. örnek olarak verilebilir.

2.4.2. Sıra Sayı Sıfatları

Banguoğlu (1995: 307) sıra sayı sıfatlarını, ―asıl sayı sıfatlarına -inci eki getirilerek sıra sayı sıfatları yapılır.‖Ģeklinde ifade ederken; Ergin (1993: 368), ―sıra sayı sıfatları nesnelerin derecelerinin sayısını gösteren sıfatlardır.‖ Ģeklinde ifade eder. Sayı sıfatlarının sonuna -ıncı eki getirilerek sıra sayı sıfatlarını oluĢturulur. Birinci koĢucu, sekizinci kız vb. örnek olarak verilebilir.

2.4.3. ÜleĢtirme Sıfatları

Asıl sayılardan -er eki ile üleme sayı sıfatları yaparız (Banguoğlu, 1995: 308). ÜleĢtirme sayı sıfatları bir bölme, bir ayırma, bir paylaĢtırma, bir dağıtma ifade eden, nesnelerin sayısını bölük bölük gösteren sayı sıfatlarıdır (Ergin, 1993: 369). Yani pay ve parça gösteren sıfatlara üleĢtirme sıfatları denir. ÜleĢtirme sıfatları, sayılara -ar (-er) ekleri

(26)

getirilerek oluĢturulur. YediĢer tahta, dörder sandalye vb. örnek olarak verilebilir. 2.4.4. Kesir Sayı Sıfatları

Ergin (1993: 370) kesir sayı sıfatlarını, ―kesir sayı sıfatları nesnelerin parçalarını belirten sayı sıfatlarıdır.‖ Ģeklinde ifade etmiĢtir. Banguoğlu ise (1995: 308), ―tam sayıların bir parçasını, kesirli sayıları gösteren sayı sıfatlarına kesirli sayı sıfatları adını veririz.‖ demektedir. Adların sayılarını kesirli olarak belirten sıfatlara kesir sayı sıfatları denir. Yüzde doksan baĢarı, beĢte bir pay vb. örnek olarak verilebilir.

2.4.5. Topluluk Sayı Sıfatları

Banguoğlu (1995: 308) ve Ergin (1993: 371) topluluk sayı sıfatlarını ayrı bir sayı sıfatı olarak ele alır. Banguoğlu burada ―beĢli tabanca‖ gibi sayı adlarına -li eki getirerek de topluluk sayı sıfatı yapılacağını söyler. ―çift‖ kelimesinin de topluluk sayı sıfatı olarak kullanılabileceğini ifade eder. Yani belirttikleri nesneler arasında bir yakınlık, bir birlik olduğunu gösteren, bir nesne topluluğu ifade eden sayı sıfatlarına topluluk sayı sıfatları denir. Üçüz çocuklar, ikiz kardeĢler vb. örnek olarak verilebilir.

2.1.3. ZARFLAR

TDK (1998) Türkçe Sözlüğe göre zarflar ―bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelimedir‖. Koç (1990: 147) zarfları, ―Bir eylemin, bir eylemsinin, bir sıfatın ya da baĢka bir belirtecin anlamını zaman, yer, gösterme, ölçü, nitelik, soru kavramlarıyla etkileyen sözcüklere belirteç denir.‖ Ģeklinde ifade ederken; Banguoğlu (1995: 322), ―Fiillerin ve sıfatların önüne gelerek anlattıkları kılıĢ, oluĢ veya vasıfları açıklayan ya da değiĢtiren kelimelere zarf denir.‖ Ģeklinde tanımlamaktadır.

Sıfatların, eylemlerin ve görevce kendine benzeyen sözcüklerin anlamlarını belirten ya da kısıp sınırlayan sözcüklere belirteç denir (Gencan, 1992: 208). Korkmaz (2003: 451) ise, ―Türkiye Türkçesinde zarf olan sözcükler sayılabilecek kadar azdır. Zarflar genellikle ad, sıfat, zamir gibi diğer kelime sınıflarından alınan sözlerle kurulmuĢtur. Bu açıdan, zarflar yalın durumları ile aslında birer addır. Bir ada, bir sıfata zarf niteliği kazandıran,

(27)

onların dildeki kullanılıĢ biçimleri ve yüklendikleri görevlerdir. Zaman, yer, yön gösteren adlar ile durum, azlık, çokluk, pekiĢtirme, sorma gibi nitelikler taĢıyan adlar zarf olabilirler.‖ Ģeklinde tanım getirir.

Arapça kökenli kelime olan ―zarf‖, dil terimi olarak bir kelime sınıfını karĢılar. Sıfatlardan, fiillerden, sıfat-fiillerden ve zarf niteliğindeki sözlerden önce gelerek onları nitelik, azlık - çokluk bildirme, zaman, durum, yer, pekiĢtirme, yön ve sorma gibi çeĢitli yönlerden etkileyip değiĢtirerek anlamlarını daha belirgin duruma getiren kelimelere zarf denilmektedir. Yarın gelecek; aĢağı indi; çok sevimli; yalan söyledi; neden gitmedi? vb. örnek olarak verilebilir.

Ergin (1998: 259) zarfları; ―zarflar yer zarfları, zaman zarfları, nasıllık-nicelik zarfları, azlık – çokluk zarfları olmak üzere dört çeĢittir.‖ Ģeklinde sınıflandırır.

2.1.3.1. Zaman Zarfları

Zaman zarfları, zarf olarak kullanılan çeĢitli zaman isimleridir (Ergin, 1993: 376). Bir oluĢ ve kılıĢın zaman içinde yerini göstermeye yarayan zarflara denir (Banguoğlu, 1995: 324). Belirtildiği gibi zaman zarfları bir oluĢ ve kılıĢın zaman içindeki yerini bildiren, daha açık bir anlatımla fiillerin, sıfat - fiillerin ve zarf - fiillerin anlamlarını zaman açısından belirleyen, sınırlandıran veya kesinleĢtiren sözlerdir.

Bu zarflar ―Ne zaman?‖ sorularına karĢılık gelir: akĢamüstü, artık, ara sıra, baĢtan, bazen, birdenbire, birazdan, bu ay, bu gece, bu gün, bu yıl, bu sefer, çoktan, demin, dün, dün gece, dünden beri, düne kadar, erken, erkenden, gece, geceleri, geçen ay, geçenlerde, geçen yıl, gelecek ay, haftaya, hâlâ, ikindi vakti, ilkin, ilk önce, öğleye, öğleyin, önce, önceden, saatlerce, sabahleyin, sonra, sonradan, Ģimdi, Ģimdiye kadar, Ģimdilik, Ģu anda, yaza doğru, yazın, yıllardır, yıllar yılı vb. örnek olarak verilebilir.

2.1.3.2. Yer ve Yön Zarfları

Bir oluĢ veya kılıĢın mekân içinde yerini ve yönünü belirten zarflardır (Banguoğlu, 1995: 324). Yer zarfları, boĢlukta bir yer ifade eden yer isimleridir (Ergin, 1993: 375). Yani yer ve yön zarfları, fiildeki oluĢ ve kılıĢın yerini ve yönünü belirleyen zarflardır. Genellikle

(28)

ileri, geri, aĢağı, yukarı, içeri, dıĢarı, öte, beri sözcükleri en çok kullanılan zarflardır. Bura, Ģura, ora gibi yer isimleri Azeri sahasında zarf olarak kullanılabilmektedir. Bura gel, ora git misallerinde olduğu gibi. Fakat Osmanlı sahasında bu yer isimleri zarf olarak kullanılmamaktadır.

2.1.3.3. Durum Bildirme Zarfları

Ergin (1993: 377), ―Hal ve tavır ifade eden zarflara hal zarfları denir.‖ demektedir. Banguoğlu ise (1995: 323) durum bildirme zarflarını, fiilde oluĢ veya kılıĢın, sıfatta vasfın bir niteliğini belirten zarflara nitelik zarfları; oluĢ ve kılıĢın oluĢma biçimini belirten zarflara tarz zarfları denir.‖ Ģeklinde tanımlamaktadır. Fiildeki oluĢ ve kılıĢın durumunu belirten zarflar durum zarflardır. Bir oluĢ ve kılıĢın durumu, kendisine eklenen zarfın anlamı ile bağlantılı olduğundan, bu grupta yer alan zarflar, iĢlev bakımından oldukça çeĢitlidir. Durumda benzerlik, beraberlik, dilek, hatırlatma, karĢılaĢtırma, kesinlik, pekiĢtirme, tahmin, tekrarlama, sebep, sınırlama, süreklilik gösterme, Ģüphe bildirme, yanıt verme gibi çeĢitli iĢlevleri vardır.

i. Benzerlik, tıpkılık bildirenler Yaz gelince, ayçiçeği gibi açılıyor.

ii. Birliktelik bildirenler Maça beraber gittiler. iii. Dilek bildirenler

Allah vere de tipiye yakalanmamıĢ olsun.

iv. Görecelik bakımından hatırlatma, öyle sanma (farz etme), zıtlık bildirenler Hani bugün sinemaya gidecektik? YaĢına rağmen çok genç duruyor. v. KarĢılaĢtırma bildirenler

(29)

vi. Kesinlik bildirenler

Hâlbuki onlar, bunca sıkıntıyı yaĢarken hakikaten güçlüydüler. vii. PekiĢtirme bildirenler

ArkadaĢlarını onu bırakınca yapayalnız kaldı.

viii.Olasılık (Ġhtimal), Duraklama (Tereddüt), ġüphe ve ġaĢırma bildirenler Geçtiğimiz yarıĢta sakatlığı oldu, bu yarıĢta belki kaybeder.

ix. Sebep bildirenler

O kitabı okumazsa kesin dersten kalırdı. x. Sınırlama bildirenler

Ona bunu sadece almak istedim. xi. Tekrarlama bildirenler

Küçük kedi biraz biraz büyüdü. xii. ÜleĢtirme bildirenler

Bugün marketleri teker teker gezdi.

xiii.Vasıta bildirenler

Mezuniyet balosuna büyük bir neĢeyle gitti. xiv.YaklaĢıklık bildirenler

(30)

2.1.3.4. Azlık - Çokluk (Miktar) Zarfları

Ergin‘e göre (1993: 378); azlık çokluk zarfları azlık çokluk ifade eden, miktar, derece bildiren zarflardır. Bu zarfların fiillerin zarfı olamayacağını, sıfat ve zarfların önünde kullanılabileceğini, fiillerin önüne geldiğinde zaman zarfı olacağını belirtir. Banguoğlu ise (1995: 323), ―miktar zarflarını bir kılıĢ ve oluĢun veya bir vasfın miktarını, derecesini belirtmeye yarayan zarflardır.‖ demektedir. Yani bir sıfatın, bir zarfın veya fiildeki oluĢ ve kılıĢın miktarını, ölçüsünü ve derecesini belirleyen zarflara miktar zarfları denir. ―Ne kadar?, Ne derece?‖ gibi sorulara cevap verirler. Miktar zarfları, karĢılaĢtırmaya dayanan bir ölçü, miktar ve derece gösterirler. Bundan dolayı bunlar anlam ve iĢlevleri bakımından dört gruba ayrılmakta ve aĢağıda açıklanmaktadır.

i. EĢitlik Derecesi Gösterenler

Çok nadir kıyafet bu kadar sade ve Ģık olabilir. ii. Üstünlük Derecesi Gösterenler

Bu pasta daha çok yendi. iii. En Üstünlük Derecesi

Girdiği sınavında en küçük olmasına rağmen en baĢarılı oldu. iv. AĢırılık Derecesi Gösterenler

Doğum günü pastasından çokça yedi. 2.1.3.5. Soru Zarfları

Banguoğlu (1995: 331), zamirsi zarflar konusunda nereye, nerede, nereden nasıl, ne kadar, neyle, nice gibi kelimeleri soru zarfı olarak kabul etmektedir. Fiildeki oluĢ ve kılıĢı çeĢitli yönlerden soru yoluyla belirleyen zarflara soru zarfları denir. Hani, nasıl, ne, ne denli, ne biçim, neden, nerede, nereden, ne kadar nice, niçin gibi soru sözcükleridir. ―Hani bugün kitabı bitirecektin?‖, ―Bu soruyu nasıl çözebilirim?‖, ―Ahmet‘e ne alabiliriz?‖, ―EskiĢehir‘e nereden gittiniz?‖, ―Bunu bana niçin sormuyorsun?‖, örnek olarak verilebilir.

(31)

2.1.4. ZAMĠRLER (ADILLAR)

TDK (1998) Türkçe Sözlük‘te, kiĢi, özlük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek, varlıkların yerini tutan kelime, adıl olarak geçmektedir.

Bir takım yinelemelerden kaçınmak için adların ya da ad öbeklerinin yerine kullandığımız sözcüklere adıl denir (Koç, 1990: 116).

Ergin‘e göre ise zamirler (1993: 379), nesnelerin yerine geçerek ya da göstererek karĢılayan sözcüklerdir. Zamirler nesnelerin dildeki gerçek karĢılıkları olmayan, fakat gerekince onları ifade edebilen kelimelerdir. Bu isi zamirler nesneleri temsil etmek veya göstermek suretiyle yaparlar. Zamirlerin tek baslarına kelime olarak anlamları yoktur. Bir zamir tek basına hiçbir nesneyi karĢılamaz, hiçbir Ģeyin adı değildir. Ancak nesne biliniyor ve bir zamirle ifade ediliyorsa o nesne ile zamir arasında bir bağ kurulur, zamir o nesneyi karsılar. Zamirler umumiyetle, ismin yerini tutan kelimeler diye tarif edilir.

Gencan (1992: 128) zamirleri, ―tümcede adların yerini tutan ve söyleyenle kendisine söylenen kimseleri anımsatan sözcüklere adıl denir.‖ Ģeklinde ifade etmiĢtir. Bir kiĢi ve nesne kavramı taĢıyarak adın yerini tutan sözcüklerdir. Zamirler her halleriyle adlara benzerler. Onlar gibi çoklulanırlar, isim çekimine uğrarlar ve ad takımlarına girerler (Banguoğlu, 1995: 309). Ġfade edildiği gibi nesneleri temsil veya iĢaret suretiyle karĢılayan kelimelere zamir denir. Ġsim cinsinden kelimeler; nesnelerin doğrudan anlamını karĢılayan kelimelerdir. Zamirler ise nesnelerin dildeki anlamının doğrudan karĢılıkları olmayan; fakat gerekince onları ifade edebilen kelimelerdir. Bu bakımdan isim cinsinden diğer kelimelerle zamirler arasında büyük bir fark vardır. Zamir tek baĢına hiçbir nesneyi karĢılamaz, hiçbir sözcüğün adı değildir; ancak nesne biliniyor ve bir zamirle ifade ediliyorsa o nesne ile zamir arasında bağ kurulur, zamir o nesneyi karĢılar duruma gelir. Meselâ Ģu, bu, o zamirleri herhangi bir nesneye iĢaret edilmeden söylenirse neyi karĢıladığı anlaĢılmaz ve hiçbir anlam ifade etmez. Yani zamirlerin anlamları nesnelerin bilinmesi ile iliĢkilidir. Bundan dolayı zamirlere ismin yerini tutan kelimeler denilmektedir. Zamirlerin çeĢitleri ise aĢağıda sıralanmıĢtır;

(32)

2.1.4.1. ġahıs Zamirleri

Bunlar varlıkları Ģahıslar halinde ve temsil suretiyle karĢılayan kelimelerdir (Ergin, 1993: 380). Banguoğlu ise (1995: 309) Ģahıs zamirlerini, ―Eyden ve ya eydilen kiĢilerin ve sözü geçen kiĢi ve nesnelerin adlarının doğrudan doğruya yerlerini tutan zamirlere kiĢi zamirleri deriz.‖ Ģeklinde ifade etmiĢtir. Yani varlıkları temsil suretiyle Ģahıslar halinde karĢılayan kelimelere Ģahıs zamirleri denilmektedir. Varlıkların tamamı üç Ģahıs çatısı altında toplanır. Birincisi konuĢan, ikincisi dinleyen, üçüncüsü ise adı geçendir. Teklik ve çokluk olmak üzere iki tür birinci Ģahıs, iki tür ikinci Ģahıs, iki tür üçüncü Ģahıs vardır. ġahıs zamirlerinde teklikte birinci Ģahıs ben, ikinci Ģahıs sen, üçüncü Ģahıs o; çoklukta birinci Ģahıs biz, ikinci Ģahıs siz, üçüncü Ģahıs onlardır.

―Bunlar hayal ama mahallemi ben böyle seviyorum iĢte!‖, ―Ya Rabb! ĠĢimizi kolaylaĢtır; bizi baĢarılı eyle!‖, ―GüneĢli, pırıl pırıl bir nisan günü onu birdenbire karĢımda buldum.‖, ―Bize onlar ilham ettiler.‖, ―Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs de o kadar bizim değildi.‖, ―Ben sadece sizden bahsettim.‖ örnek olarak verilebilir (Korkmaz, 2003: 407)

2.1.4.2. Dönüşlülük Zamirleri

DönüĢlü zamir olan kendi sözcüğü de kiĢi zamirleri gibidir. Kimi yapıtlarda zamirler bölümlendirirken ―dönüĢlü zamirler‖ adı altında bu sözcüğü kapsayan ayrımlar yapılmıĢtır (Ergin 1993: 404; Banguoğlu 1995: 315). DönüĢlülük zamirleri asıl Ģahıs zamirlerinden daha güçlü bir ifadeye sahip olan, anlam bakımından daha güçlü Ģahıs zamirleridir. Bu zamirler "asıl, öz" anlamlarına gelen isimlerin iyelik eki almıĢ hallerindendir. DönüĢlülük zamiri ―kendi‖ sözcüğüdür. Kendi sözcüğü iyelik eklerini aldığı zaman kendim, kendin, kendisi, kendimiz, kendiniz, kendileri olarak bütün Ģahısları karĢılar hale gelir. ―Kendim baĢardım., Kendisine verilen değeri biliyor‖.

2.1.4.3. ĠĢaret Zamirleri

Sözü edilen nesneleri mekânda, zamanda ve tasavvurdaki yerlerinde adlarını anmadan göstermeye yarayan zamirlere gösterme zamirleri deriz (Banguoğlu, 1995: 312). Bunlar iĢaret etmek, göstermek suretiyle nesneleri karĢılayan kelimelerdir (Ergin, 1993:

(33)

409). Yani göstermek ve iĢaret etmek suretiyle nesneleri karĢılayan kelimelere iĢaret zamirleri denir. Bu zamirler nesneleri bir yer içinde gösterir ve yerlerini iĢaret ederler. ĠĢaret zamirleri ile gösterilen varlıklar Ģu ya da bu vasıflarıyla değil, yerleriyle ifade edilmiĢ olurlar. ĠĢaret zamirlerinin tekilleri bu, Ģu, o ve çoğulları bunlar, Ģunlar, onlar Ģeklindedir. Bu ya da bunlar yakındaki nesneler için, Ģu ya da Ģunlar biraz uzakta ki nesneler için, o ya da onlar ise diğerlerine göre en uzakta bulunan nesneler için kullanılan zamirlerdir. ―Bu çok kolay kırılan bir üründür‖. ―Bunların hepsini almalısın‖. ―ġunların üstlerini örtmelisin‖. ―Dağların üstünde kar var, onlar çok geçmeden erirler‖.

Bunların çoklukları olan bunlar, Ģunlar, onlar en yakın, yakın ve uzakta bulunan çok nesneleri karĢılarlar. Bu çokluk Ģekilleri, teklik Ģekillere çokluk eki getirilerek yapılmıĢtır. Bu birleĢme sırasında ise zamir çekiminin icabı olarak araya bir n sesi girmiĢtir (Ergin, 1993: 273). ―Bahçeye rengârenk çiçekler diker; sonra da balkona oturup onları zevkle seyrederdi.‖ cümlesi örnek olarak verilebilir (Korkmaz, 2003: 423).

2.1.4.4. Soru Zamirleri

Yerini tuttukları adı soru yoluyla temsil eden zamirlere soru zamirleri adını veriyoruz (Banguoğlu, 1995: 318). Bunlar nesneleri soru Ģeklinde temsil eden, onların soru Ģeklindeki karĢılıkları olan, onları soru hâlinde ifade eden, onları sormak için kullanılan zamirlerdir (Ergin, 1998: 276).

Altı çeĢit soru zamiri vardır. Kim zamiri, yalnız insanlar için kullanılan ve insanları soru yoluyla temsil eden zamirlerdir ―Adamcağız yere düĢtü, kim umursadı ki?‖. Ne zamiri, insan haricindeki canlı ve cansız varlıklar için kullanılan soru zamirleridir ―Mağazadaki çoğu eĢyalar satıldı, geriye ne kaldı?‖. Nere zamiri, birleĢik yapıdaki nere (ne ara) zamiri de bir oluĢ ve kılıĢın yerini soru olarak temsil eden zamirlerdir ―Duvarın tamamını boyadı, neresi olmamıĢ?‖. Hangisi zamiri, Eski Türkçe ―kanı‖ Ģeklinden geliĢmiĢ bir zamirdir. Ġki veya daha çok kiĢi ya da nesne arasındaki belirsizliği soru yoluyla giderme amacıyla kullanılan bir zamirdir. ―Çekime girerek ve çoğul eki alarak çeĢitlenmektedir: Derdim çoktur hangisine yanayım? Yine paralandı yürek yarası‖. Hani zamiri, yine ―kangu‖ Ģeklinden ses değiĢmeleri ile oluĢmuĢ bulunmaktadır ―hani, ne oldu?, nerede?, nerede kaldı?‖ anlamlarında bir soru yöneltmek için kullanılmaktadır. Çok kez yanına baĢka soru

(34)

kelimeleri de alabilir: ―Hani bana paket gelecekti? Hani gelmedi hâlâ?‖. Kaçı - kaçıncısı zamiri, soru yoluyla sayıları öğrenmek, belirlemek için kullanılan soru zamirleridir. Bunlar da çekim yoluyla çeĢitlendirilir: Gelenlerin kaçı bayan imiĢ? Kaçıncı olmuĢtunuz geçen yarıĢta? (Korkmaz, 2003: 449).

2.1.4.5. Belirsizlik Zamirleri

Ergin (1993:428) bu zamirleri, ―nesneleri belirsiz biçimde gösteren kelimeler‖ Ģeklinde ifade ederken; Banguoğlu (1995:319) ardında belirsiz bir kimse veya nesne kavramı olan zamirler olarak tanımlamıĢtır. Söylendiği gibi belirsizlik zamirleri nesneleri belirsiz bir Ģekilde temsil ederler. Sayıları az olmakla birlikte bunlar kimse (kim ise), Eski Anadolu Türkçesinde ve Osmanlıcadaki kimsene, kimesne (kim ise ne), özge "baĢkası", ayruk "baĢkası", kamu "herkes" gibi kelimelerdir. Bunların bazıları da birden çok kelimeden gelmektedir. Bununla birlikte bazı soru zamiri ve zarfların iyelik Ģekilleri belirsizlik zamiri gibi kullanılırlar: biri, bazısı, baĢkası, hepsi (hepisi), kimi, kimisi, birisi, hepimiz, biriniz; kelime gruplarından birkaçı, birçoğu, her biri, hiçbir, birçoğumuz, hiçbiriniz gibi.

Türkçede yabancı asıllı falan, filan kelimeleri ve bunların falanca, filanca Ģekilleri belirsizlik sıfatı oldukları gibi tek baĢlarına tam bir belirsizlik zamiri olarak da kullanılırlar. Yine Arapçadan gelen ve belirsizlik sıfatı olarak da kullanılan Ģey kelimesi de tam bir belirsizlik zamiri olarak kullanılır (Ergin, 1998:279).

2.1.5. FĠĠLLER (EYLEMLER)

TDK (1998) Türkçe Sözlük‘te, olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taĢıyan veya zaman kavramı ile birlikte Ģahıs kavramı veren kelime olarak yer almaktadır. Ergin (1993: 273), ―Nesnelerin yaptıkları hareketler iki çeĢittir: ortaya çıkan veya çıkacak olan hareket, ortaya çıkması tasarlanan hareket (açtı ve açsa gibi). Bu iki hareket Ģeklini karĢılamak için fiil kök veya gövdesi ayrı ayrı Ģekillerle girer. ġu halde bir kısım fiil Ģekilleri ortaya çıkan veya çıkacak olan bir hareketi bildirirler. Bu fiil Ģekillerine bildirme kipleri adını veriyoruz. Fiil Ģekillerinin diğer bir kısmı ise tasarlanan bir hareketi ifade ederler bunlara da tasarlama kipleri adını veriyoruz‖ Ģeklinde tanımlamıĢtır. Ergin‘de

(35)

fiil konusu, ―Ģahıs ekleri (1993: 437), Ģekil ve zaman ekleri (1993: 442), isim fiili (1993: 501), fiillerin birleĢik çekimleri (1993: 510), soru eki (1993: 568), partisipler (1993: 570), gerundiumlar (1993: 582)‖ Ģeklinde iĢlenmiĢtir.

Banguoğlu ise fiilleri (1995: 350), ―Bir kılıĢ, bir durum veya olusu, toplu bir deyimle olup biteni anlatan kelimeye fiil adını veririz‖ Ģeklinde ifade etmiĢtir. Banguoğlu, fiili sekiz bölümde islemektedir. KılıĢ, durum ve oluĢ fiillerine değindikten sonra anlam ve kullanılıĢlarına göre bölümlendirmiĢtir: ―Yatık Fiiller‖ (1995: 359), baĢlığı altında ―adfiilleri‖ ―sıfatfiilleri‖, ―zarffiilleri‖ incelenmiĢtir.

Eylem, devinme bildiren; yani varlıkların yaptıkları isleri, kılıĢları ya da onlarla ilgili oluĢları zamana ve kiĢiye bağlayarak anlatan sözcüktür (Gencan, 1992: 141). Eylem, tümce içinde ya bir eylem (devinim, is) ya da durum (oluĢ, kılıĢ, yargı)belirtir (Koç, 1990: 232). Fiil kök ve gövdeleri, çeĢitli ekler ile geniĢletilerek cümle içinde ad, sıfat ve zarf görevi de yüklenirler (Korkmaz, 2003: 527).

Bir iĢ, oluĢ, hareket, durum bildiren, kiĢi ve zaman kavramı veren sözcüklere eylem denir. Sözcük türleri içerisinde en önemli öğe eylemlerdir. Çünkü eylemler, tanımdan da anlaĢılacağı gibi bulundukları durumları bildirirken, kiĢi, zaman ve yargı kavramları verir (Hengirmen, 1997: 200).

ġekil bilgisinin isimden sonra gelen en önemli unsur fiillerdir. Bunlar iĢ ve hareket bildiren önemli sözlerdir. KarĢıladıkları hareketler ile zaman ve mekân kapsamı içinde, somut ve soyut nesne ve kavramlarla ilgili her türlü oluĢ, kılıĢ, kılınıĢ ve durumları bildirme görevini üstlenmektedirler: ver-, al-, git-, gel-, ol-, bit-, sev-, bil-, gül-, ser- vb. gibi.

Fiiller dilin temeli ve vazgeçilmez bir unsurudur. Çünkü her türlü gramer sınıflamaları içerisinde fiiller bulunmaktadır. Adlar, gramer açısından kendi baĢlarına birer bağımsız nitelik taĢıyan canlı, cansız, somut, soyut varlık ve nesneler ile kavramları karĢılayan sözler oldukları hâlde, fiiller bağımsız değil, bağımlı söz türleridir; çünkü bunlar tek baĢlarına kullanılmazlar. KarĢıladıkları iĢ ve hareketler ancak adlarla alan iliĢkileri ile ortaya çıkar. Bunu daha açık bir anlatımla dile getirmek gerekirse, adlar canlı ve cansız varlıkların, somut ve soyut nesne ve kavramların adları; fiiller ise bunların hareketlerine

(36)

bağlı oluĢ, kılıĢ ve durumlardır diyebiliriz. Bu bakımdan fiiller, dilde adlardan ayrı ve farklı bir grup oluĢturmuĢtur. Fiiller kök ve gövde durumunda iken adlarla herhangi bir bağları olmaz. Bu karĢılıklı iliĢki fiillerin çekime girmeleri ile sağlanır ve fiiller böyle Ģekillenebilir. Çekime giren fiillerde, ileride üzerinde durulacak olan kip, zaman, kiĢi ve görünüĢ kavramları yer alır. Fiiller farklı kavramlar bildirirler: yazmak, gezmek, çizmek gibi eylemler iĢ; kızarmak, yeĢermek, büyümek, yaĢlanmak gibi eylemler oluĢ; gelmek, gitmek, koĢmak gibi eylemler hareket; bulunmak, durmak, sevmek gibi eylemler durum bildirirler.

Eylemler yapı bakımından üç gruba ayrılmaktadır:

1. Basit eylemler, hiçbir yapım eki almayan ve kök durumunda bulunan eylemlerdir: gel-, gör-, yürü-…

2. TüremiĢ eylemler, eylem ya da ad köklerine yapım eki getirilerek oluĢturulan eylemlerdir: sarar-, sula-, görün-, sevil-…

3. BirleĢik eylemler, en az iki kelimeden oluĢan eylemlerdir. BirleĢik eylemler, (ad + eylem) ya da (eylem + eylem) Ģeklinde oluĢurlar: yardım et-, hissetmek-, kahrol-, geliver-, donakal- …

2.1.5.1. Fiil Kipleri

Bildirme Kipleri beĢe; tasarlama kipleri ise dörde ayrılmaktadır:

Bildirme Kipleri Tasarlama Kipleri

1. Görülen geçmiĢ zaman(gördü), 1.Dilek-ġart kipi (görsen),

2. Duyulan geçmiĢ zaman (görmüĢ), 2.Ġstek kipi (göresin),

3. ġimdiki zaman (görüyor), 3.Gereklilik kipi (görmelisin),

4. Gelecek zaman (görecek), 4.Emir kipi (gör).

5. GeniĢ zaman (görür).

Bu Ģekilde çekimlenen eylemlere basit çekimli eylemler denir. Basit çekimli eylemler, ―–idi, -imiĢ, -ise‖ ek eylemlerinden birini alarak birleĢik çekime girerler.

(37)

Türkçe‘de birleĢik çekimde basit zamanlı eylem önce ek eylem sonra gelir. BirleĢik çekimli eylemler adlandırılırken önce basit zamanlı eylemin kipini daha sonra da ek eylemin kipini söyleriz: Ģimdiki zamanın hikâyesi (geliyordu), gelecek zamanın rivayeti (gelecekmiĢ), geniĢ zamanın Ģartı (gelirse) gibi (Ergin, 1993: 303)

2.1.5.2. Fiil Çekimi

Ergin (1993: 437) fiil çekimi ile ilgili olarak, ―Fiil çekiminde Ģahıs eklerini anlatırken bunlar ―çekimli fiillerde hareketi yapan veya sahsı ifade eden eklerdir‖ der ve üç tip kiĢi olduğunu söyler. Banguoğlu (1995: 378), ―Türkçede kiĢiyi fiil kiĢi ekleriyle belirtiriz, çoğu aslında ek halinde zamirlerdir‖ diyerek bu eklerin hangi ekler olduğunu ve niteliklerini açıklar‖ Ģeklinde ifade etmektedir. Yani Ģahıs ekleri, çekimli fiillerde hareketi yapan veya olan Ģahsı ifade eden eklerdir. Fiil kök ve gövdeleri çekimli hâle girerek kullanılırken önce Ģekil ve zaman eklerini almaktadırlar. Türkçede üç tip Ģahıs eki olduğunu görmekteyiz.

Birinci tipteki Ģahıs ekleri, Ģahıs zamiri kökenli olup bugün, görülen geçmiĢ zaman, Ģart ve emir dıĢındaki çekimlerde, yani Ģimdiki zaman, geniĢ zaman, gelecek zaman, öğrenilen geçmiĢ zaman, istek, gereklilik çekimlerinde kullanılan eklere denilmektedir.

Teklik Çokluk

1. Ģahıs: -ım, -im, -um, -üm 2. Ģahıs: -sın, -sin, -sun, -sün 3. Ģahıs: —

1. Ģahıs: -ız, -iz, -uz, -üz

2. Ģahıs: -sınız, -siniz, -sunuz, -sünüz 3. Ģahıs: -lar, -ler

Ġkinci tipteki Ģahıs ekleri, iyelik kökenli olup bugün, görülen geçmiĢ zaman ve Ģart çekimlerinde kullanılan eklere denilmektedir.

Teklik Çokluk

1. Ģahıs: -m 2. Ģahıs: -ın 3. Ģahıs: —

1. Ģahıs: -k, -k

2. Ģahıs: -nız, -niz, -nuz, -nüz 3. Ģahıs: -lar, -ler

(38)

Türkçede üçüncü tipteki Ģahıs ekleri olarak da emir eklerini gösterebiliriz; fakat emir ekleri aslında Ģekil ekleridir. Yalnız emirde her Ģahsın ayrı bir Ģekil eki olduğundan dolayı o Ģekil ekleri aynı zamanda Ģahıs da ifade etmektedir. Bu açıdan burada Ģahıs eklerinden bahsederken emir eklerinin Ģahıs fonksiyonundan bahsedilmektedir. ġahıs da ifade eden bu emir eklerine diğer çekimlerin Ģahıs eki olmayan; fakat Ģahıs ifade eden üçüncü Ģahıslarındaki Ģekil ve zaman eklerini de ekleyebiliriz.

Ergin (1993: 422), ―Ģekil ve zaman ekleri‖ adı altında fiilde bu eklerin, fiildeki hareketi ―Ģekle ve zamana bağlayan ekler‖ olduğunu belirtir. ―Bu eklerin bir bölüğü yalnız Ģekil bir bölüğü ise iki kavramı birden taĢırlar‖, diyerek zaman eklerini tek tek ele almıĢtır. Ayrıca ―Ģekil ekleri‖nin aynı zamanda zaman ekleri görevi yaptığını belirterek kip ve zamanı birlikte incelemiĢtir.

Banguoğlu (1995: 376), çekimli fiili oluĢturan bir özellik olarak fiilde zaman kavramını ayrıca incelemiĢtir. Yani Ģekil ve zaman ekleri, fiil kök veya gövdesinin karĢıladığı hareketi zamana ve Ģekle bağlayan eklerdir. Bu ekler bir zaman, bir de Ģekil ifade ederler. ġekil ifadesi hepsinde, zaman ifadesi ise yalnız bir kısmında vardır. Yani Ģekil ve zaman eklerinin bir kısmı sadece Ģekil, bir kısmı ise hem Ģekil hem de zaman ifade etmektedirler.

Ergin (1993: 443), kipleri bildirme ve tasarlama kipleri olarak iki bölümde incelemiĢtir. Banguoğlu ise (1995: 375), çekimdeki fiillerin, fiil kökündeki anlamdan baĢka dört türlü kavram taĢıdıklarını ve bunların zaman, tarz, kiĢi, tekillik ya da çoğulluk yani sayı olduğunu söylemektedir. Zaman eki almıĢ fiilin kiĢi ekini de almasıyla kip ortaya çıkmaktadır. Böylece kipleri, Banguoğlu, ―asıl zaman kipleri ve uyarı kipleri‖ olarak bölümlendirmektedir.

Bir kısım fiil Ģekilleri ortaya çıkan veya çıkacak olan bir hareketi bildirirler, bu fiil Ģekillerine bildirme kipleri denilmektedir. Fiil Ģekillerinin diğer bir kısmı ise tasarlanan bir hareketi ifade ederler. Bunlara da tasarlama kipleri denilmektedir.

Bildirme kipleri, ortaya çıkan veya çıkacak olan bir hareketi bildiren fiil Ģekilleridir (Ergin, 1993: 443). Gencan (1992: 145), ―fiiller zaman ve anlam özelliklerine göre çeĢitli

(39)

Ģekillere girmektedirler. Bu Ģekillerin her birine ise kip denilmektedir. Türkçe’de dokuz fiil kipi vardır‖ demektedir. Bu fiillerin zaman bildiren tüm çekimleri Ģekil açısından bildirme kiplerinde toplanmaktadırlar.

Fiil çekimlerinde ikisi geçmiĢ zaman olmak üzere toplam beĢ zaman bulunmaktadır: geniĢ zaman, Ģimdiki zaman, görülen geçmiĢ zaman, öğrenilen geçmiĢ zaman, gelecek zaman.

GeniĢ zaman ekleri; her zamanı içine alan, fiilin her zaman ortaya çıktığını ve çıkacağını ifade eden zamandır (Ergin, 1993: 449). Bu kipin zaman içinde kendiliğinden pek belirli bir yeri olmayıp kullanıĢa göre değiĢebilir (Banguoğlu, 1995: 391). GeniĢ zaman ekleri hem zaman hem Ģekil ifade eden eklerdir. ġekil eki olarak bildirme, zaman eki olarak da geniĢ zaman olarak ifade edilmektedir.

GeniĢ zaman, her zamanı kapsayan, fiilin her zaman ortaya çıktığını ve çıkacağını ifade eden zamanlara denilmektedir. GeniĢ zaman eklerinin asli görevi "her zaman"ı ifade etmeleridir. GeçmiĢ zamanda baĢlayıp Ģimdiki zamanda devam eder ve bu Ģekilde süreklilik vasfını kazanmıĢ olan hareketler için bu fiil zamanı kullanıldığı gibi, gelecek zamanda olacak veya yapılacak hareketler için de bu çekim kullanılmaktadır.

Türkçe‘de bugün iki türlü geniĢ zaman eki vardır: -r ile -ar, -er

1. -r ile: 2. -ar, -er ile:

yürü-r-üm yürü-r-sün yürü-r yürü-r-üz yürür-r-sünüz yürü-r-ler bak-ar-ım bak-ar-sın bak-ar bak-ar-ız bak-ar-sınız bak-ar-lar

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :
Outline : Verilerin Analizi