• Sonuç bulunamadı

İlkçağ'da Nevşehir ve çevresi yerleşimleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İlkçağ'da Nevşehir ve çevresi yerleşimleri"

Copied!
170
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ

SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

TARĠH ANA BĠLĠM DALI

ESKĠÇAĞ TARĠHĠ BĠLĠM DALI

ĠLKÇAĞ’DA NEVġEHĠR VE ÇEVRESĠ

YERLEġĠMLERĠ

Esra BULUT

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

DanıĢman

Prof. Dr. Hasan BAHAR

(2)

T.C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ

SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

TARĠH ANA BĠLĠM DALI

ESKĠÇAĞ TARĠHĠ BĠLĠM DALI

ĠLKÇAĞ’DA NEVġEHĠR VE ÇEVRESĠ

YERLEġĠMLERĠ

Esra BULUT

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

DanıĢman

Prof. Dr. Hasan BAHAR

Bu çalıĢma Selçuk Üniversitesi Bilimsel AraĢtırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından 14203001 no’lu Yüksek Lisans Tez Projesi olarak desteklenmiĢtir.

(3)

T.C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Bilimsel Etik Sayfası

öğr

encin

in

Adı Soyadı: Esra BULUT Numarası: 144202011012

Ana Bilim / Bilim Dalı: Tarih/Eskiçağ Tarihi

Programı: Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı: İlkçağ’da Nevşehir ve Çevresi Yerleşimleri

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranıĢ ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalıĢmada baĢkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

(4)

T. C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Yüksek Lisans Tezi Kabul Formu

öğr

en

cin

in

Adı Soyadı: Esra BULUT Numarası: 144202011012

Ana Bilim / Bilim Dalı: Tarih/Eskiçağ Tarihi

Programı: Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı: İlkçağ’da Nevşehir ve Çevresi Yerleşimleri

Yukarıda adı geçen öğrenci tarafından hazırlanan Ġlkçağ’da NevĢehir ve Çevresi YerleĢimleri baĢlıklı bu çalıĢma 24/04/2015 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği ile baĢarılı bulunarak, jürimiz tarafından yüksek lisans tezi olarak kabul edilmiĢtir.

(5)

ÖNSÖZ

Binlerce yıllık tarihe sahip olan NevĢehir, geçmiĢten günümüze kadar bulunduğu konum bakımından önemini muhafaza etmiĢtir. Bütün tarihi dönemler içinde kayda değer bir yere sahip olan NevĢehir ili önemli ticaret yolları üzerinde yer alması ve bunların kesiĢme noktasında bulunması nedeni ile oldukça önemli konuma sahiptir. Yapılan çalıĢmada baĢlangıcından Roma dönemine kadar NevĢehir ili ve çevresinde bulunan yerleĢim yerleri ile bölgenin tarihsel dönemler içinde siyasi, kültürel, ekonomik yapısı bir bütün halinde ortaya konulmaya çalıĢılmıĢtır.

Bölgede bugüne kadar yapılan yüzey araĢtırmaları ve kazı çalıĢmalarına dair kapsamlı bir literatür incelemesi yapılmıĢ ve bunun sonucunda NevĢehir ili ve ilçelerinde 47 adet prehistorik dönem yerleĢmesi, 30 adet M.Ö. II. bin yerleĢimi, 33 adet Demir Çağı yerleĢimi ile 38 merkezde Hellenistik-Roma dönemine ait yerleĢim bulunduğu bilgisine ulaĢılmıĢtır. Bu merkezlerin pek çoğu fotoğraflanmıĢ, çizimler ve haritalar ile görsellik daha da zenginleĢtirilmeye çalıĢılmıĢtır.

Bir NevĢehirli olmam nedeni ile NevĢehir ile ilgili çalıĢma isteğimi geri çevirmeyen ve çalıĢma esnasında bilimsel desteklerini esirgemeyen, kıymetli görüĢleri ile çalıĢmalarıma yön veren danıĢman hocam sayın Prof. Dr. Hasan BAHAR’a; ayrıca bilimsel desteğin yanı sıra kaynak temini ve tezin hazırlanma aĢamasında yardımlarından dolayı değerli hocam Prof. Dr. Özdemir KOÇAK’a; NevĢehir’de yaptığı yüzey araĢtırmaları ve kazılar sayesinde il tarihinin aydınlanmasındaki kıymetli çalıĢmaları ve bu çalıĢmalardan edinilen bilgilerin aktarıldığı kaynaklara ulaĢmamda yardımcı olan Prof. Dr. S. Yücel ġENYURT’ a, katkılarından dolayı Dr. Atakan AKÇAY’a teĢekkür ederim. Her türlü yardım ve manevi desteklerinden dolayı Arkeolog Mehmet AKALIN’a Ģükranlarımı sunuyorum. NevĢehir Arkeoloji Müzesi’nin izni ile müzede yaptığım çalıĢmalardaki yardımlarından ötürü Müze Müdürü Murat E. GÜLYAZ ile müze arkeologlarına teĢekkürü bir vazife bilirim.

Esra BULUT

(6)

Öğrancin

in

Adı Soyadı Esra BULUT

Numarası 144202011012

Ana Bilim/Bilim Dalı

Tarih /Eskiçağ Tarihi

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez DanıĢmanı Prof. Dr. Hasan BAHAR

Tazin Adı Ġlkçağ’da NevĢehir ve Çevresi YerleĢimleri

ÖZET

Tez, baĢlangıcından Roma egemenliğine kadar NevĢehir ili ve çevresinde bulunan höyüklerdeki buluntular doğrultusunda, tarihsel süreç içinde bölgede var olan kültürleri kronolojik bir sıra içinde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Paleolitik, Mezolitik/Epipaleolitik ve insanlığın üretici yaĢama geçmeye baĢladığı Neolitik Çağ’dan itibaren bölge iskan edilmiĢtir. Kalkolitik ve Erken Tunç Çağları’nda nüfusun da artması ile birlikte NevĢehir ili ve çevresinde bu dönemlere ait yerleĢim sayıları da artıĢ göstermiĢtir. Stratejik konumu ve doğu-batı ile kuzey ve güneyden gelen yolların kesiĢme noktasında yer alması nedeni ile bölgenin Asur Ticaret Kolonileri Çağı ve Hitit Dönemindeki önemi ortaya konulmaya çalıĢılmıĢtır. Demir Çağı’nda özellikle Tabal hakimiyeti altında bulunan alan, Tabal-Asur mücadelelerinde önemli bir rol oynamıĢtır. Bu bakımdan Tabal’in egemenlik sahası içinde bulunması nedeni ile krallığın NevĢehir ili ve çevresine olan siyasi, kültürel etkileri incelenmeye çalıĢılmıĢtır. Med ve Pers egemenliği altında da bulunan bölgede, Pers hakimiyetini yansıtan gösterge ise NevĢehir’de bulunan apadana sütunlarıdır. Büyük Ġskender’in doğu seferi sırasında tıpkı Pers Dönemindeki gibi satraplık Ģeklinde idare olunan Kappadokia bölgesi üzerinde Hellenizm etkili olmaya baĢlamıĢtır. Böylece önemli bir siyasi güç olan Kappadokia Krallığı’nın oluĢumu için gerekli alt yapı sağlanmıĢtır. Roma’nın bir eyaleti olması ile krallık sona ermiĢ ve bölge üzerinde yönetici güç Roma olmuĢtur. Orta Anadolu’nun merkezi coğrafyasında yer alan bu bölge Romalılar ve Parthlar arasında stratejik bir önem taĢımıĢtır.

(7)

Öğrancin

in

Adı Soyadı Esra BULUT

Numarası 144202011012

Ana Bilim/Bilim Dalı

Tarih /Eskiçağ Tarihi

Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora Tez DanıĢmanı Prof. Dr. Hasan BAHAR

Tazin Adı Settlements in Antiquity and Around NevĢehir

ABSTRACT

The Thesis is aimed to bring up existing cultures in the region in a chronological order from the beginning to Roman Empire, regarding the findings from archaeological sites where in the city of NevĢehir and its surrounding. The district has been settled since Paleolithic, Mesolithic and Neolithic age when human kind began productive life. Number of settlements has increased in NevĢehir and around the city along with increasing on number of population in Chalcolithic and Early Bronz Ages. As a result of its geological location and being a cross roads of all the directions (east-west-north-south), it has been studied put forward the importance of the district in Age of Assyrian Trade Colonies and Hittite periods. The district, especially that Tabal dominance in the Iron Age has played important role in

Tabal-Assur struggles. It has been examined the political and cultural effects of the

Tabalian Kingdom especially in the area NevĢehir and surroundings because of that where in the sovereignty of Tabalians. The indicator of the Persian domination is Apadana column in NevĢehir under the sovereignty of Medes and Persians. During Alexander the Great's eastern expedition, Hellenism had become effective on the Cappadocia region just like the Persian Period Satrapy management. So that for the formation of Cappadocia Kingdom which is an important political power was provided necessary background. The Kingdom came to an end with becoming a provenance of Roman Empire. Afterward the executive power on the region was Rome located in the heart of Central Anatolia this region had a strategic importance between Parthians and Romans.

(8)

ĠÇĠNDEKĠLER Sayfa ÖNSÖZ ... iii ÖZET ...iv ABSTRACT ... v ĠÇĠNDEKĠLER ...ix KISALTMALAR ...vi

HARĠTALAR- TABLOLAR ...ix

RESĠMLER ... x

GĠRĠġ ... 1

BĠRĠNCĠ BÖLÜM NEVġEHĠR’ ĠN COĞRAFYASI 1.1. NevĢehir’in Coğrafi Konumu ... 5

1.2. Tarihi Coğrafya ... 6

ĠKĠNCĠ BÖLÜM NEVġEHĠR’DE TARĠH ÖNCESĠ VE TARĠHSEL DÖNEMLER 2.1. Tarih Öncesi Dönem ... 14

2.2. Paleolitik Dönem ... 14

2.3. Mezolitik/ Epipaleolitik Dönem ... 16

2.4. Neolitik Dönem ... 18

2.5. Kalkolitik Dönem ... 20

2.6. Erken Tunç Çağı ... 23

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM M.Ö. II. BĠNDE BÖLGENĠN TARĠHĠ 3.1. Asur Ticaret Kolonileri Çağı ... 26

3.2. Hitit Dönemi ... 33

3.2.1. Eski Hitit Dönemi ... 34

(9)

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM M.Ö. I. BĠNDE NEVġEHĠR

4.1. Erken Demir Çağın’da Kappadokia Bölgesi ... 44

4.2. Orta Demir Çağı ... 49

4.2.1. Geç Hititler Dönemi ... 49

4.2.2. Tabal Krallığı ... 51

BEġĠNCĠ BÖLÜM GEÇ DEMĠR ÇAĞI’NDA KAPADOKYA BÖLGESĠ 5.1.Pers Yönetimi ve Bölgedeki Pers Satraplığı ... 67

ALTINCI BÖLÜM HELLENĠSTĠK DÖNEM 6.1. Kappadokia Krallığı ... 79 YEDĠNCĠ BÖLÜM ROMA DÖNEMĠ SONUÇ ... 105 KAYNAKÇA ... 108 EKLER ... 128 EK – 1. HARĠTALAR ... 128 EK – 2. TABLOLAR ... 136 EK – 3. RESĠMLER ... 143

(10)

KISALTMALAR

AA: Archivum Anatolicum

AJA: American Journal of Archaelogy AS: Anatolian Studies

AÜDTCFD: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi CA: Colloquium Anatolicum

E.A.: Eski Ahit HS: History Studies

JASSS: The Journal of Academic Social Science Studies SAAB: State Archives of Assyria Bulletin

TTK: Türk Tarih Kurumu Y.A.: Yeni Ahit

(11)

HARĠTALAR- TABLOLAR LĠSTESĠ

Harita-1: NevĢehir Ġli ve Çevresi Erken Dönem YerleĢimleri Harita-2: M.Ö. II. Bin’de NevĢehir Ġli ve Çevresi

Harita-3: NevĢehir Ġli ve Çevresi M.Ö. II. Bin YerleĢimleri Harita-4: III. Tuthalia Dönemi’nde Bölgeye Yapılan Saldırılar Harita-5: NevĢehir Ġli ve Çevresi Demir Çağı YerleĢimleri Harita-6: Tabal Ülkesinin Sınırları

Harita-7: Tabal Ülkesinin KomĢuları

Harita-8: NevĢehir Ġli ve Çevresi Hellenistik-Roma Dönemleri YerleĢim Yerleri Tablo-1: NevĢehir Ġli ve Çevresi Erken Dönem YerleĢimleri Listesi

Tablo-2: NevĢehir Ġli ve Çevresi M.Ö. II. Bin YerleĢimleri Listesi Tablo-3: NevĢehir Ġli ve Çevresi Demir Çağı YerleĢimleri Listesi

(12)

RESĠMLER LĠSTESĠ

Resim-1: Avla Dağ

Resim-2: Damsa Çayı Vadisi Resim-3: Civelek Mağarası

Resim-4: NevĢehir Müzesin’nde Sergilenen Civelek Mağarası Buluntuları Resim-5: YeĢilöz Höyük

Resim-6: Yazıhöyük Resim-7: Yanık Değirmen Resim-8:AĢağı Ġlicek Höyüğü Resim-9: Camihöyük

Resim-10: Kayaaltı Höyüğü Resim-11: KaracaĢar Höyüğü Resim-12: Topaklı Höyük Resim-13: Sulucakarahöyük Resim-14: Zank Höyük

Resim-15: NevĢehir Müzesin’nde Sergilenen Topaklı Höyük Demir Çağı Buluntu Çizimleri

Resim-16: NevĢehir Müzesin’nde Sergilenen Topaklı Höyük Demir Çağı Buluntuları Resim-17: Topada Yazıtı

Resim-18: Suvasa Yazıtı Resim-19: Bohça Yazıtı Resim-20: Karaburna Yazıtı

Resim-21: Çeç Tümülüsü’nün Çizimi

Resim-22: NevĢehir Müzesin’nde Sergilenen Topaklı Höyük Hellenistik Dönem Buluntuları

Resim-23: NevĢehir Müzesin’nde Sergilenen Özkonak Steli

Resim-24: NevĢehir Müzesin’nde Sergilenen Topaklı Höyük Roma Dönemi Buluntuları

(13)

GĠRĠġ

NevĢehir ve çevresinin antik dönem tarihini konu alan bu çalıĢmamızda bölgenin coğrafyası, tarihi coğrafyası ele alınmıĢtır. Bölge, tarih öncesi devirlerden itibaren Anadolu tarihi açısından oldukça önemli bir konuma sahiptir. Damsa Çayı Vadisi, Suvermez, Karain, Avladağ, Ġlfat Kayalığı, YeĢilöz Höyük, Değirmenönü ve Ağıl Höyük gibi yerleĢim yerleri ele alınarak Paleolitik Dönem’den Neolitik Dönem’e kadar avcı ve toplayıcı kültürden zirai üretimin baĢladığı kültürlere geçiĢ safhalarına kabaca değinilmiĢtir. Bu yerleĢimler Anadolu tarihi açısından kayda değer bir öneme sahiptir.

TaĢ aletlerin giderek önemini yitirmeye baĢladığı ve madenlerin üretici yaĢamda etkin olduğu Kalkolitik Dönem’de toplum yapısında da çeĢitli değiĢmeler ve geliĢmeler meydana gelmiĢtir. NevĢehir ve çevresinde 15 merkezde rastlanılan Kalkolitik dönem kültüründen en önemlisini kazısı yapılması nedeni ile Civelek Mağarası temsil etmektedir. Burada ele geçen buluntular sayesinde Orta Anadolu Bölgesi’ndeki Can Hasan, Batı Çatalhöyük ve kısmen de Demirci Höyük gibi yerleĢimler arasındaki kültür bağlantıları ortaya çıkmıĢtır. Bu bakımdan NevĢehir doğu ve batı kültürleri arasında bir köprü niteliği taĢımaktadır.

Kalkolitik dönemde artan ekonomik faaliyetlere bağlı olarak toplum hayatının da geliĢmesi ve değiĢmesi ile Erken Tunç Çağı’nda kentler ve sınıflı toplum yapısının temeli oluĢturulmuĢtur. Bu dönemde nüfusun çoğalması ile birlikte yerleĢim sayılarında da artıĢ meydana gelmiĢtir. NevĢehir ili ve çevresinde gerçekleĢtirilen yüzey araĢtırmaları ve kazılar sonucunda 37 merkezin bu dönemi temsil ettiği bilgisine ulaĢılmıĢtır.

Tarihi çağlara geçerken bu zengin alt yapıdan bahsederek bölgedeki tarihi zeminin oluĢumuna dikkat çekmeye çalıĢılmıĢtır. Bu nedenle Paleolitik, Mezolitik/Epipaleolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Erken Tunç Çağı’a ait yerleĢimlerin kısaca üzerinde durularak bölgenin tarih öncesi dönemi hakkında genel bir çerçeve sunulmuĢtur.

(14)

Yukarıda anlatılan insanlık tarihinin baĢlangıç kültürlerinden sonra bölgenin Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit Dönemi, Erken, Orta ve Geç Demir Çağı’nda etkili olan kültürler ve siyasi yapılar ayrıntılı olarak incelenmiĢtir. Bölge, bulunduğu coğrafi konum itibari ile bahsedilen dönemlerin doğrudan merkezini oluĢturmaktadır. Asur Ticaret Kolonileri dönemi ile ilgili olarak bölgede yapılan tüm araĢtırmalar detaylı bir Ģekilde incelenmiĢ, 30 merkezde, M.Ö. II. Bin yerleĢimi olduğu tespit edilmiĢtir. Ancak NevĢehir’in bulunduğu coğrafi konumdan dolayı Kaniš’ten gelen ve bölgeden geçerek Batı Anadolu’ya ulaĢan ticaret yolları ve bunların güzergahları üzerinde ayrıntılı bir Ģekilde durulmuĢtur.

NevĢehir, doğudan batıya, kuzeyden güneye uzanan yollar üzerinde önemli bir kesiĢme noktasına sahiptir. Koloni döneminin önemli Ģehirlerinden olan Nenešša, Athurušna, Harkiwuna, Malitta gibi yerleĢimlerin bölge ile lokalizasyonu olduğu düĢünülmektedir. Ayrıca Wašhania Krallığı’nın da bölge ile ilgili siyasi bir yapılanma olduğu ileri sürülmektedir.

Elde bulunan kısıtlı veriler nedeni ile bölgedeki Hitit varlığı konusunda ayrıntılı bilgi aktarılamamıĢtır. Ancak Hititlerin bölgede önemli bir nüfuzu söz konusudur. Çünkü bölge bulunduğu konum itibari ile merkezi bir yapıya sahiptir.

Hitit siyasi varlığının ortadan kalkmasının ardından bölgede Muški egemenliği ile birlikte coğrafyanın tamamına Tabal hakim olmuĢtur. Balkanlar üzerinden Anadolu’ya doğru olan Frig göçleri sonucunda özellikle NevĢehir ili ve çevresinde bu etkinin arkeolojik veriler ile desteklenmemesi nedeni ile bölgedeki Frig egemenliği konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Nitekim, Büyük Frigya’nın sınırlarını bu bölgede Kızılırmak ve Tuz Gölü oluĢturmaktadır. Dolayısı ile NevĢehir ili Frig çekirdek bölgesi içinde yer almamaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü bölgede bulunan ve önemli bir unsur olan Tabal, daha ayrıntılı bir Ģekilde incelenmiĢtir. Ġlin tamamı Tabal hakimiyeti altında bulunmaktadır. Nitekim Tabal’in bölgedeki varlığı Karaburna, Göstesin, Suvasa ve Topada Geç Hitit Dönemi hiyeroglif yazıtları ile desteklenerek, dönem içinde buradaki siyasi yapılanma ile kültürel etkiler açıklanmaya çalıĢılmıĢtır. Bir konfederasyon Ģeklinde örgütlenen ve 24 krallıktan oluĢtuğu düĢünülen Tabal

(15)

Krallığının, bütün Geç Hitit Ģehir devletleri arasında siyasi bakımdan oldukça nüfuzlu olduğu düĢünülmektedir. Ancak Asur’un bölgeye olan baskıları ve konferasyonun kırılgan yapısı sonucunda Tabal, Asur hakimiyeti altına girmiĢtir.

Geç Demir Çağı’nda Anadolu’nun doğusu Med egemenliği altında iken, NevĢehir ve çevresinin bu dönemdeki durumu ile ilgili bilgiye sahip değiliz. Fakat Herodotos bölgede Med hakimiyetinin varlığına dair bilgi vermektedir. Perslerin, Med hakimiyetine son vermesi ile bölge satraplığa ayrılarak babadan oğula geçen satraplar silsilesi tarafından yönetilmiĢtir. Ancak NevĢehir’in satraplık dönemindeki konumu ile ilgili herhangi bir veriye sahip değiliz. Bu nedenle NevĢehir’in Kappadokia Bölgesi içinde yer alması dolayısı ile dönem hakkındaki bilgiler genel Kappadokia Bölgesi üzerinden verilmiĢtir. Ancak NevĢehir’deki Akhamenid varlığını kanıtlayan en önemli unsur Kadirak’ta bulunan apadana sütunlarıdır.

Klasik Çağ’da ise bölge doğu-batı kültürlerinin kaynaĢtığı bir mekan olmuĢtur. Bunun en güzel örneğini ise mithra kültü oluĢturmaktadır.

Büyük Ġskender’in doğuya yaptığı sefer sonucunda Hellenizm etkileri bölgede de hissedilmeye baĢlamıĢtır. Makedonialılar da tıpkı Persler gibi Kappadokia’yı satraplığa ayırarak yönetmiĢlerdir. Ardından yönetim Seleukos’ların eline geçmiĢtir. Bu süreçte Kappadokia’nın kendi içinde güçlenerek siyasi yönden örgütlenip bağımsız bir krallık haline gelmesi konusunda zemin hazırlamıĢtır.

Tarih boyunca yerel kültürler ile doğu-batı kültürlerinin sentez oluĢturduğu bu alan, önceki dönemlerde olduğu gibi Roma Dönemi’nde de bu zengin yapıyı sürdürmüĢtür. NevĢehir ili ve ilçelerinde 31 yerleĢim yerinde Roma dönemine ait çeĢitli buluntular ele geçmiĢtir. Bu denli çok sayıda merkezde döneme ait eserlere rastlanması bölgedeki Roma varlığının yoğunluğunu kanıtlaması açısından kayda değerdir. Özellikle Kappadokia Krallığı’nın bir Roma Eyaleti olması ile birlikte ekonomik yaĢamdan, siyasi yapıya kadar çok sayıda köklü değiĢiklikler meydana gelmiĢtir. Romalılar tarafından önemi anlaĢılan bölge, doğudan gelebilecek tehlikelere karĢı bir tampon olarak kullanılmıĢtır.

Erken Hıristiyanlık Dönemi’nde de bölge zengin bir geçmiĢe sahiptir. Havariler tarafından kilise faaliyetleri için uygun bir yer olarak görülen Göreme

(16)

Vadisi’nde bu dinin temelleri atılmaya baĢlanmıĢtır. Roma baskıları ile kayalara oydukları yerlerde manastır hayatı yaĢamaya baĢlayan halk Hıristiyanlığın resmi din ilan edilmesine kadar yeraltı Ģehirlerinde yaĢamlarını sürdürmüĢlerdir. Tüm NevĢehir ili ve çevresinde çok sayıda yeraltı Ģehri bulunmaktadır.

(17)

BĠRĠNCĠ BÖLÜM

NEVġEHĠR’ ĠN COĞRAFYASI 1.1.NevĢehir’in Coğrafi Konumu

NevĢehir ili 38° 12'-39° 20' kuzey enlemleri ile 34° 11'-35° 06' doğu boylamları arasında bulunmaktadır. Konya kapalı havzası içinde kalan Derinkuyu ilçesi hariç, Orta Kızılırmak Bölümü içinde yer almakta olup1

5.467 km² yüz ölçümüne sahiptir. Denizden ortalama yüksekliği 1150 m’dir. Ġlin doğusunda Kayseri’nin YeĢilhisar ve Ġncesu ilçeleri, kuzeydoğusunda Yozgat ilinin Boğazlıyan ve ġefaatli ilçeleri ile güney, güneybatı ve batısında Aksaray ili ve Ortaköy ilçesi ile Niğde ili yer almaktadır. Doğuda Hodul Dağı2

, kuzeyde Delice Irmak vadisi, güney ve güneybatıda bulunan ErdaĢ Dağı silsilesi ilin en önemli yüzey Ģekillerini oluĢturmaktadır3

. Bölgenin % 56,6’sını platolar, % 24,9’unu ovalar, % 18,5’ini dağlar oluĢturmaktadır ve bu dağlar Kızılırmak vadisinin kuzey ve güney yamaçlarında varlık göstermiĢtir4

.

Bölgede Miyosen ve Kuvaterner volkanitlerin varlığına karĢın yapılan incelemelerde 29.47 milyon yıllık bir yaĢ tespiti ortaya çıkmıĢtır (Üst Oligosen). Yörede 3’ten fazla alanda volkanik merkez faal durumdadır. Aksaray, NevĢehir, Niğde ve Kayseri illerinin içinde bulunduğu “Kapadokya Volkanik Bölgesi” coğrafyacılar tarafından “Çekirdek Bölge” olarak isimlendirilmektedir5

. Bölgedeki yeryüzü Ģekilleri Neojen dönemde günümüzden yaklaĢık 25 milyon yıl önce (jeolojinin üçüncü zamanının ikinci yarısında) oluĢmuĢtur6

. OluĢumlar IV. zamanda devam etmiĢtir7

.

Orta Anadolu Bölgesi Neojen dönemde Ģekillenmeye baĢlamıĢ Kuvaterner dönemde bugünkü Ģeklini almıĢtır8

. Volkanik faaliyetlerin sona ermesi Kuvaterner

1

NevĢehir Ġli Çevre Durum Raporu, 2007:1. 2 Gökkoyun, 2011: 2. 3 Omura, 1990: 72. 4 Emre, 2012: 4. 5 Esin, 1998: 67. 6 Tuncel, 1996: 34. 7 Esin, 1998: 67. 8 Ġrkeç, 2007: 3.

(18)

dönemin baĢlarına rastlamaktadır. Kappadokia volkanik bölgesinin volkanolojik evrimi ise Miyosen dönemde baĢlamıĢtır. Bölge bir taraftan volkanik akıntılar ve tüfler tarafından örtülürken diğer taraftan Arabistan yarımadasının sıkıĢtırmaları sonucunda sözü edilen coğrafyada dağlar oluĢmuĢtur. Bölgedeki en önemli andezit bileĢimli lavlar Damsa, Derinkuyu, ErdaĢ, Hodul Dağı, Karaketir Tepeleri, NevĢehir ve Topuzdağ’dır9

.

NevĢehir ili Ġç Anadolu Bölgesi içinde Erciyes, Hasan ve Melendiz Dağları gibi volkanik kütlelerin patlamaları sonucunda oluĢmuĢ geniĢ bir plato üzerinde yer almaktadır. Ġl sınırları içinden geçen Kızılırmak nehri bu geniĢ platoyu doğu-batı yönünde derin vadilerle parçalamıĢtır. Antik dönemdeki adı Halys olan Kızılırmak, bölgenin en önemli akarsuyunu oluĢturmaktadır10

.

NevĢehir, bulunduğu coğrafi konum itibari ile önemli yolların birleĢtiği yerde kavĢak noktası olma özelliğine sahiptir11

.

1.2.Tarihi Coğrafya

Antik çağda Kilikia Torosları, doğuda Armenia ve Kolkhis, kuzeyde Eukseinos (Karadeniz), batıda Paphlogonia, Phrygia, Galatia ve Kilikia Trakheia tarafından sınırlandırılan bölge Kappadokia olarak adlandırılmıĢtır12

.

Yunanlılar, Asur ya da Suriye adını ilk kez M.Ö. VII. yüzyılın baĢlarında kullanmıĢlardır. Bu dönemde antikçağ yazarlarının “Leukosyrialılar (Beyaz

Suriyeliler)”olarak adlandırdıkları Kappadokia’nın Kilikya halkı ile iliĢkiler

kurdukları bilinmektedir13

. Yunanlıların Kappadokialılara Suriyeli demelerinin nedeni olarak da burada yaĢayan insanların Suriye ve Mezopotamya’da bulunan halk ile aynı dili kullanmaları gösterilmektedir14. Bu halkı güneydeki esmer Suriye

9 Kabadayı, 2011: 20. 10 Strabon, XII: 1. 11 Güney, 2008: 4. 12 Strabon, XII: 1. 13Frye, 2012: 196. 14 Frye, 2012: 196.

(19)

halkından ayırmak için “Beyaz” kelimesi kullanılmıĢtır15. Yeni Ahit’te Kappadokialıların kendilerine özgü bir dil konuĢtukları ifade edilmektedir16.

Kappadokia ismine ilk kez M.Ö. VI. yüzyılda rastlanmaktadır17. Ancak bu dönemde Orta Anadolu coğrafyasının büyük bir kısmını kaplayan Kappadokia’nın sınırları kesin olarak belli değildir18

. Kappadokia ismi Persçe’de Katpatuka19olarak geçmekte olup “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelmektedir ve bu ismi ilk kullananlar da Perslerdir20. Plinius’a göre Kappadokia adı Kızılırmak’ın kollarından biri olan Kappadoks (Delice) deresiyle iliĢkilidir21

. Kappadokia kelimesi Pers kralı I. Darius’a ait olduğu belirtilen Behistan kayalıklarında bulunan yazıtta yer almaktadır. Kappadokia kelimesinin herhangi bir kavime ait anlamının söz konusu olmadığı belirtilmektedir22.

Persler devletlerini satraplıklara ayırdıktan sonra Kappadokia’da yaĢayan halkı da yaĢadıkları bölgeye göre isimlendirmiĢlerdir. Antik dönemde oldukça büyük bir üne sahip olan Kappadokia atları Asur ve Pers Devletlerine ödenen vergiler içinde yer almıĢtır23

.

Kappadokia bölgesi kuzeyde Karadeniz civarında Kappadokia Pontika ve güneyde Toros dolaylarında Megale Kappadokia (Büyük Kappadokia) ya da Esas Kappadokia24 olmak üzere iki bölüme ayrılmaktadır25. Bölünmenin M.Ö. 360 yılından sonra olduğu tahmin edilmektedir26

. Esas Kappadokia olarak adlandırılan kısmın yaklaĢık 80.000 km²lik bir alanı kapladığı tahmin edilmektedir.27

.

Antik dönemdeki adı Halys olan Kızılırmak’a Strabon nehre, Halai’de bulunan tuzlaların yakınından geçmesi nedeni ile bu ismin verildiğini ifade etmektedir28

.

15 Herodotos, I: 6.

16 Y.A.,Habercilerin İşleri II: 8-9. 17

Sevin, 1998a: 47. 18 Esin, 1998: 65. 19 Walser, 1968: 101. 20

Herodotos, VII: 27. Ayrıca bkz. Pullu, 2006: 15. 21

Pliny the Elder, VI: 3; Ayrıca bknz. Sevin, 1998a: 47; Esin, 1998: 65. 22 Sevin, 1998b: 47. 23 Sevin, 1998b: 61. 24 Esin, 1998: 65. 25 Sevin, 1998b: 47. 26Sevin, 1998a: 48. 27 Esin, 1998: 65.

(20)

Ksenophon Halys’in (Kızılırmak) geniĢliğinin 2 stadion29

geniĢliğinde olup, karĢı kıyıya geçmenin ancak teknelerle mümkün olduğu bilgisini vermektedir30

. Buna ek olarak Herodotos ise “nehri geçebilmek için ırmağa hakim olan sıradağlar ve

burada bulunan, oldukça önemli konuma sahip bir kaleyi aşmak gerektiğini”

belirtmektedir31.

Asur Ticaret Kolonileri döneminde Orta Anadolu bölgesinde tacirlerin ticaret yaptıkları merkezler içinde Nenašša ismi de bulunmaktadır. Kültepe metinleri içinde yapılan yol güzergahı sıralamasında Nenašša batıda yer almaktadır32

. Nenašša, Aksaray’ın doğusunda yer alan klasik Nanassos ile aynı tutulmaktadır33

. Remzi Kuzuoğlu’na göre Koloni Çağı içinde Kaniš’den (Kültepe) Purušhattum’a giden yolun güneybatı istikametinde yer alan ve önemli krallıklardan biri olan Nenašša NevĢehir dolaylarında aranmalıdır34

. Nenašša Acıgöl ilçesine bağlı Ağıllı köyünün bulunduğu alanla da bir tutulmaktadır35

.

Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda Kaniš’ten gelen yol üzerinde bulunan Wašhania Krallığı ve Aksaray civarında olduğu kabul edilen Nenašša arasında Athurušna’nın olabileceği düĢünülmektedir. Remzi Kuzuoğlu Athurušna’yı Ürgüp ilçesine lokalize etmektedir36

.

Aynı dönemde Nenašša’nın kuzeyinde Wašhania’dan sonra gelen Malitta önemli bir ticaret merkezidir. Wašhania wabartumunun Ġncesu ve Wahšušana’nın ise Kalehöyük’e lokalize olması varsayımından yola çıkılarak HacıbektaĢ Höyük’ün (Suluca Karahöyük) Malitta olma ihtimalinin bulunduğu ifade edilmektedir37

. Ancak Wašhania’dan sonra ikiye ayrılan ve Wahšušana’ya giden yolun kuzeye değil güneybatı yönüne sapmıĢ olduğu görüĢünden hareketle Malitta’nın Niğde-Ürgüp arasındaki bölgede olabileceği de düĢünülmektedir38

.

29 Uzunluk ölçü birimi, 177,6 m’ye tekâmül etmektedir. Bknz. Herodotos, 2011: 813 30

Ksenophon, V:VI.10. 31

Herodotos, V: 52. 32Ertem, 1995: 80.

33 ġahin, 2010: 308; Bilgiç, 1946: 387-388; Bilgiç, 1948: 502; Lewy, 1947: 14. 34 Kuzuoğlu, 2007: 116. 35 Forlanini, 1979:174. 36 Kuzuoğlu, 2007: 39. 37 Kuzuoğlu, 2007:104. 38 Bilgiç, 1946: 401.

(21)

Harziuna ile eĢit tutulan Harkiwuna Ģehri Anitta metinlerinden elde edilen bilgiler doğrultusunda Marasantia (Kızılırmak) nehrinin güneyinde aranmaktadır. Fonetik açıdan benzemesi nedeniyle bu Ģehir B. Hrozny tarafından Ürgüp’e lokalize edilmektedir. “Beyaz” anlamına gelen Harki kelimesinden yola çıkılarak Ģehrin, tuzun beyaz görüntüsünden ötürü Tuz Gölü çevresinde aranabileceği ifade edilmektedir39.

N. Therry Nenašša kelimesinin Asur dilinde, Zu-Winassa40 ya da Vananda Ģeklinde geçen Ouenesa’nın Hitit dilindeki isimler olduğunu belirtmiĢtir. Adı geçen yer bugünkü Avanos’a lokalize olunmaktadır41

. Avanos ve Ouenesa isimleri arasındaki benzerlikten yola çıkılarak bu ismin kesin olmamakla birlikte Avanos’a ait olabileceği düĢünülmüĢtür. Forlanini ise Hitit metinlerinde yer alan Paniša ya da Paniššayer adının Banis(s)a Ģeklinde okunması halinde ismi geçen bu yerin Ouenesa dolayısı ile Avanos ile bir tutulabileceğini belirtmektedir42

. Ancak Ouenesa’nın eski Sivasa (Suvasa), günümüz adı ile GülĢehir ilçesine bağlı Gökçetoprak köyüne yerleĢtirilebileceği de ileri sürülmektedir43

.

Avanos’un M.Ö. 322’de Ġskender’in komutanlarından olan Eumenes tarafından kurulduğu düĢünülmektedir44

.

Roma döneminde Melegob Ovası içinde yer aldığı belirtilen Venessa günümüzde Avanos ile bir tutulmaktadır45

. Avanos kelimesinin Venessa’dan türetildiği ve ismin kaynağının burada yer alan Roma dönemine ait bir Zeus tapınağının olmasından46

ileri geldiği belirtilmektedir47. Venessa kelimesi Latince’de

“nehir kenarı” anlamına gelmektedir48 .

Venessa’nın bulunduğu coğrafi alanı Ramsay Ģu Ģekilde tarif etmektedir:

“Venesa Malakopaia yahut Suvermez havalisinde, Caesareia Piskoposluğunun

39 Ertem, 1995: 83.

40 Ancak bu ismin yakın dönemdeki çalıĢmalarda kabul edilmediği ifade edilmektedir. Bknz. Türker, 2014: 116.

41

AteĢ, 1996: 65; Sevin, 1998b: 52; Hakman, 2013: 11. 42 Forlanini, 2009: 46.

43 Strabon, XII: 2.6. Ayrıntılı bilgi için bkz. Sevin, 1998b: 52. 44 AteĢ, 1996: 69.

45

Ramsay, 1960: 317; AteĢ, 1996: 69; EravĢar, 1996: 27. 46 Sevin, 1998b: 52.

47 EravĢar, 1996:27.

(22)

hududuna yakın bir noktada, Nazianzos Piskoposluğunun tam yakınında idi. Caesareia’dan uzak olduğu için elli piskopos muavininden biri tarafından idare edilmekte idi.”49

M.S. 334-394’te yaĢayan Nyssalı Gregory, arkadaĢı Adelphius’a yazdığı mektuplarda Venessa (Avanos) hakkında övgü ile bahsetmektedir: “Sana bu mektubu

kutsal Vanoto’dan50

yazıyorum, eğer yerel lehçesinde adlandırarak yere haksızlık yapmıyorsam-haksızlık yapmak, şunu demek istiyorum, çünkü isim zarafetten yoksun. Aslında bu Galatlı isim bu yerin hoşluğunu hissettirmiyor. Hoşluğunu takdir etmeniz için görmeniz gerek. Şimdiye kadar pek çok şey görmeme rağmen-evet birçok yerde, ve de antik yazarların tarif ettikleri vasıtasıyla birçok şey anladım, bu güzel yerle karşılaştırıldığında bütün gördüklerim ve duyduklarımın değersiz olduğunu düşünüyorum. Senin Helicon hiç, Kutsal Adalar efsane, Sicyonian ovası değersiz bir şey. Peneius bir başka şiirsel abartıdır… Yerin doğal lütufları olan hediyeleri, memleketi doğal güzellikleri ile süslemektedir bunlar: altında, Halys nehrinin toprakla kızarması, mor bir elbise üzerindeki altın bir kurdele gibi pırıl pırıl, yeri güzelleştiriyor.”51

Avanos’ta Nyssa’lı Gregory’nin tarif ettiği bu kentin özelliklerini taĢıyan herhangi bir yer saptanamamıĢtır; ancak Avanos’un kuzeyinde bulunan bir ören yerinin Venessa olabileceği ileri sürülmektedir52.

Acıgöl ilçesi içinde yer alan Topada Yazıtı’nda adı geçen kral Wasusarmas Parzuta Ģehrine savaĢ açmıĢ ve bu Ģehrin surlarına saldırmıĢtır53

. Yücel ġenyurt Topada Yazıtı’nda geçen bilgilere ve bölgede yaptığı arkeolojik çalıĢmalara dayanarak GülĢehir’e bağlı Ovaören kasabasının bulunduğu bölgeyi Tabal Krallığı içinde yer alan Parzuta Ģehri olma konusunda desteklemektedir54

.

49 Ramsay, 1960: 324.

50 Thierry, bu ismi Avanos-Venessa ile bir tutmaktadır. Bknz Thierry, 1981: 119-129 51

Gregory of Nyssa, The Letters, 1-5 52 Türker, 2014: 119.

53 Hawkins, 2000:431. 54 ġenyurt, 2010:263.

(23)

NevĢehir’in adının Hitit metinlerinden anlaĢıldığı kadarı ile Nissa olduğu iddia edilmektedir55.

NevĢehir’in antik dönemdeki ismi Soandos’tur56

. Soanda ya da Soandos kentinin bugünkü NevĢehir’in yakınlarında bulunduğu düĢünülmektedir (Nar?). Soanda kelimesinin Swa_(wa)nda kelimesinden türetildiği ve bu kelimenin Luwilere kadar uzandığı ya da bu dilin ardılı olan Kappadokia dilinden geldiği öngörülmektedir57

. Ancak Soandos, Soğanlı vadisine de lokalize edilmektedir58. Roma egemenliği sırasında köy, kasaba ve Ģehirler piskoposluklara bağlanmıĢtır. Ġmparator Valens Caesereia Piskoposu Basil’e ait olan araziyi küçültmek amacıyla öncelikle Kappadokia’yı ikiye bölmüĢtür. Daha sonra Ġmparator Justinian Ġkinci Kappadokia’yı ikiye bölerek Mokisos’u (KırĢehir) Üçüncü Kappadokia’nın merkezi yapmıĢ ve Justinianapolis adını vermiĢtir. Dogra ya da Doara baĢlangıçta Ġkinci Kappadokia Tyana daha sonra Üçüncü Kappadokia içinde yer alan Mokissos’a bağlanmıĢtır ve Doara’nın günümüzdeki adının HacıbektaĢ olduğu belirtilmektedir59

.

Dogra Koloneia’dan Tyana’ya giden yol üzerinde bulunan ve Koloneia’ya 42 km uzaklıkta yer alan, Orta Melendiz ovası içinde değerlendirilen Duvarlı’ya da lokalize edilmektedir60.

Nyssa Piskoposu Gregory’nin Caiseria’da Nyssa’ya doğru yaptığı seyahat sırasında Soanda’dan sonra Earsos ve Vestene’ye geldiğini ve yolun nehir boyunca uzandığını ifade etmiĢtir. Ramsay, piskoposun verdiği bilgiler doğrultusunda Vestene’nin Tuz Köy civarında olması gerektiğini belirtmektedir61

.

C. Texier Nyssa adının Ortaçağ’da da kullanıldığını ileri sürmektedir. NevĢehir merkeze 1 km uzaklıkta bulunan Nar kasabası ve NevĢehir’den hangisinin Nyssa olabileceği konusunun açık olmadığını belirtmektedir62

. Ancak Ramsay Nyssa’nın 55 Okuyucu, 2007: 17. 56 Ramsay, 1960: 317-318; AteĢ, 1996: 75. 57 Umar, 1993: 740. 58 Hild ve Restle, 1981: 282. 59 Ramsay, 1960: 296-297-312. 60 Hild ve Restle, 1981:171. 61 Ramsay, 1960: 317-318. 62 Texier, 2002: 95.

(24)

Galatia sınırından çok uzakta olmadığını, Halys’in (Kızılırmak) güney kıyısında yer aldığını ve Caesaria’dan Parnassos’a (Parsalan) giden yolun üzerinde bulunduğunu ifade etmektedir63.

Ürgüp’ün eski adının Osiana olduğu belirtilmektedir64

. Ancak Ramsay, Osiana kelimesinin Soanda’nın bozulmuĢ bir hali olduğunu ve bu ismin Soanda olarak tespit ettiği NevĢehir’de bulunduğunu ifade etmektedir65. Hild ve Restle göre Osiana Göstesin (Ovaören) civarındadır ve buranın Nyssa’ya 48 km uzaklıkta olması da bu görüĢü desteklemektedir. Ürgüp’ün adının ise Hagios Prokopios olduğu iddia edilmektedir66.

Ürgüp’e bağlı ġahinefendi köyü içinde yer alan Roma ve Bizans dönemine ait yerleĢim yerinin adının Sobesos olduğu ileri sürülmektedir67

ve bu isim Somesos’un değiĢik bir versiyonudur. Ġsmin Luwilere kadar uzandığı ve kentin asıl adının ise “Swassa” olması gerektiği düĢünülmektedir68

.

Mataza olarak isimlendirilen Ürgüp’e bağlı Mazı Köyü69 Melendiz ovası içinde yer almaktadır70

. Mataza Garsaouria’nın (Aksaray) köy ve kentleri içinde değerlendirilmektedir71

.

Sinasos kenti Ürgüp’deki MustafapaĢa Köyü’ne lokalize olunur72.

Antik dönemde adı Yarapsun ya da Arapsun olarak kullanılan ve Halys (Kızılırmak) nehrinin güney sahilinde olduğu belirtilen Zoropassos isminin GülĢehir ilçesine ait olduğu belirtilmektedir73

. Ġlçe Hıristiyanlık dönemine ait belgelerde kasaba niteliği taĢımaktadır74

. Ancak Yücel ġenyurt antik Arapsun’un, Araplı Höyük’ün bulunduğu alan olarak ileri sürülmesine karĢın, 1998 yılında yürüttüğü

63 Ramsay, 1960: 317. 64 EravĢar, 1996: 26. 65 Ramsay, 1960: 298. 66 Hild ve Restle, 1981: 252-285. 67

Hild ve Restle, 1981: 285; Yenipınar vd., 2006: 122; Umar, 1993: 740. 68 Yenipınar vd., 2006: 122; Umar, 1993: 740.

69 Hild ve Restle, 1981: 230; Ramsay, 1960: 316. 70Hild ve Restle, 1981: 230.

71

Ramsay, 1960: 316.

72 YurttaĢ t.y.: 49; Hild ve Restle, 1981: 279; Umar, 1993: 729. 73 Ramsay, 1960: 318.

(25)

yüzey araĢtırması sırasında höyükte Demir Çağı ve Bizans dönemi seramiklerine az rastladığını ifade etmektedir75

.

Matiane ismi, eski adı Maçan olan günümüzde modern Göreme’nin antik dönemdeki adıdır. Matiane ve Soanda’nın bir Piskoposluk gibi olduğu anlatılmaktadır. Ramsay Göreme’yi “Anadolu’nun kayadan oyulmuş en şayanı

dikkat evleri, kiliseleri ve mezarları bulunmaktadır.” Ģeklinde tarif etmektedir76 . Malakopia (eski Melegübü) günümüz adıyla Derinkuyu özellikle bölgede bulunan yeraltı Ģehri ve bir kısım kitabelerin de varlığı sayesinde Erken Hıristiyanlık dönemi hakkında bilgiler bulundurması ve bu döneme ait kanıt niteliği taĢıması açısından oldukça önemlidir77

.

75 ġenyurt, 1999: 368. 76Ramsay, 1960: 326. 77 Hild ve Restle, 1981:227.

(26)

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

NEVġEHĠR’DE TARĠH ÖNCESĠ VE TARĠHSEL DÖNEMLER 2.1. Tarih Öncesi Dönem

Ġnsanlık tarihinin en uzun dönemini oluĢturmaktadır78. Döneme ait verilere insan tarafından ahĢap ve taĢtan yapılmıĢ, günümüze kadar varlığını korumuĢ çeĢitli nesneler yoluyla ulaĢılabilmektedir79

.

NevĢehir ili ve çevresinde yapılan incelemeler sonucunda bölgede canlı varlığına dair ilk kalıntılar yaklaĢık 12 milyon yıl (Geç Miyosen dönem) öncesine aittir. Ürgüp Karain, GülĢehir Yeni Yaylacık Devkemiği Mevkii, GülĢehir Yüksekli Mahmut’un Deresi Mevkii, GülĢehir Emmiler Köyü YeĢilli Mevkii ve Acıgöl Marn Gölü Mevkiinde Geç Miyosen döneme ait çene fosil parçaları, hayvan kemikleri, femur ve uzun kemikler ele geçirilmiĢtir80

.

“Çekirdek Kappadokia (Aksaray-Nevşehir-Niğde-Kayseri)” içinde insan

izlerine Pleistosen (Buzul Çağı) dönemden itibaren rastlanmaktadır81 .

2.2. Paleolitik Dönem (M.Ö. 1 Milyon-15.000)

Günümüzden yaklaĢık 2 milyon yıl önce baĢlayan ve 10.000 yıl önce sona eren Paleolitik Çağ insanlık tarihi için uzun bir süreçtir. Çağ jeolojik olarak buzul döneme rastlamaktadır ve insanın genel anlamda doğanın verdikleriyle yetinmesi ve dolayısı ile ona bağımlı olması nedeni ile “avcı toplayıcı dönem” olarak da adlandırılmaktadır82. Dönem içinde insanlar daha çok kaya ve mağara sığınaklarında barınmıĢlar, bu tip doğal sığınakların olmadığı yerlerde ise açık alanlarda kendilerine barınak inĢa etmiĢlerdir83. Besin için gerekli ihtiyaçlarını ise yabani bitki, bitki kökleri ve meyveler ile avladıkları yaban hayvanları sayesinde karĢılamıĢlardır84

. 78 Aydın, 2013:7. 79 Çambel ve Braidwood, 1980: 2. 80 BaĢoğlu, 2011:369 vd. 81 Esin, 1998: 69. 82 Bahar, 2009:152. 83 Naumann, 1985: 494. 84Bahar, 2009:152; Akurgal, 1987: 21.

(27)

Çağ içerisinde insanlar alet yapma becerisine sahip oldukları için basit yongalama tekniği ile günlük iĢlerini kolaylaĢtırmak amacı ile taĢtan aletler yapmıĢlardır85. Bilim insanları tarafından çağ, Alt, Orta ve Üst Paleolitik olmak üzere üç döneme ayrılarak incelenmektedir86

.

Ürgüp’ün 8 km güneydoğunda yer alan Damsa Çayı vadisinde basamaklı teraslar üzerinde bulunan Avla Dağ NevĢehir’in en erken dönem yerleĢim yerlerinden biridir. Bölgede ilk araĢtırmalar 1963-64 yılları arasında Ian Todd ve G. Pasquare tarafından gerçekleĢtirilmiĢtir. Todd ve Pasquare araĢtırmalar sırasında ele geçen baltaların Üst Acheulean tekniği ile yapıldığını belirtmektedirler87

. Bu nedenle adı geçen merkezin Alt Paleolitik döneme ait bir yerleĢim yeri olduğu ifade edilmektedir88. Ancak yine de bölgenin Paleolitik döneme ait bir yerleĢim yeri olması konusunda kesin bir açıklama yapılmamaktadır. Ele geçen çakmaktaĢı, obsidyen ve diğer taĢ aletler ile Beldibi, BelbaĢı gibi yerleĢimlerde Geç Paleolitik Döneme tarihlendirilen buluntular arasında paralellikler bulunduğu belirtilmektedir89

. J. Yakar ise, burada bulunan birkaç Levalloisen tekniği ile yapılmıĢ alet haricinde Paleolitik döneme ait somut maddi kültür kalıntısının bulunmadığını belirterek bölgeyi Epipaleolitik döneme tarihlendirmektedir90

.

Ürgüp ilçe sınırları içinde bulunan Karain NevĢehir’in tarih öncesini aydınlatan ve Orta Paleolitik Dönem’e tarihlendirilen önemli bir yerleĢim merkezidir. Bölgede 1946 yılında Afet Ġnan baĢkanlığında bir araĢtırma gerçekleĢtirilmiĢ ve köyün adından dolayı bölgeye Karain adı verilmiĢtir. Yapılan incelemeler sırasında mağarada yontma taĢ aletlere rastlanmıĢtır. Ayrıca yerleĢme yakınlarında bulunan bir dere yatağında ise çok sayıda mikrolit ve yonga ele geçmiĢtir. Buluntular Afet Ġnan tarafından Orta Paleolitik döneme tarihlendirilmiĢtir. Ancak bu bölge Kökten, ġenyürek, Bostancı gibi bilim adamları tarafından Paleolitik Çağ içinde sayılmadığından buluntular Ģüpheyle karĢılanmaktadır91.

85Akurgal, 1987: 21. 86 Kökten, 1959: 14.

87Todd ve Pasquare, 1965: 111-112. 88

Türker, 2011: 313; Todd ve Pasquare, 1965: 111-112. 89Todd ve Pasquare, 1965: 111-112.

90 Yakar, 1991:189.

(28)

Suvermez, Derinkuyu ilçe sınırları içinde yer almaktadır ve NevĢehir ili için Paleolitik döneme tarihlendirilen bir diğer önemli yerleĢim merkezidir. Bu bölgede ilk araĢtırma AÜDTCF öğrencilerinden Halil Hasdemir tarafından 1944 yılında yapılmıĢtır. Burada ele geçen buluntular ġ. Aziz Kansu tarafından değerlendirilerek buluntuların Levallois tekniğinde yapıldığı ifade edilmiĢtir92

.

NevĢehir’in 18 km güneydoğusu ve Göllüdağ’ın kuzeybatısında Acıgöl civarında ġ. Aziz Kansu ve Güner Soylu tarafından yapılan incelemelerde Mousterien döneme tarihlendirilen ve Levallois tekniği ile yapılmıĢ aletler ele geçmiĢtir93

.

Avla Dağ’ın özellikle Alt Paleolitik dönemden itibaren Neolitik Çağa değin geniĢ bir zaman dilimi içinde değerlendirilmesi gerektiği konusu tartıĢılmaktadır94

.

2.3. Mezolitik/ Epipaleolitik Dönem (M.Ö. 15.000-8000)

Anadolu yarımadası günümüzde olduğu gibi bundan binlerce yıl öncesinde de jeopolitik açıdan önemli konuma sahiptir. Özellikle tarihsel süreçler içinde kültür aktarımı bakımından önemli bir köprü niteliği taĢımıĢ ve Avrupa ile Orta Doğu’da bulunan kültürlerin kültür aktarımından etkilenmiĢtir.

Mezolitik dönem Üst Paleolitik Dönemden geç, Avrupa Mezolitik Döneminden erken olan bir aralığa tarihlendirilmektedir95

. Pleistosen buzulları giderek çekilmiĢ, orta enlemler insanlık için daha elveriĢli bir hale gelmiĢtir. Bu dönem jeolojik devirler içinde Holosen döneme karĢılık gelmektedir96

.

TaĢ alet endüstrisinin en önemlisini mikrolitler oluĢturmaktadır97. Ancak küçük aletlerin kullanılmasının yanı sıra özellikle öğütücü niteliği taĢıyan büyük taĢ aletlerin de bulunması yarı göçebe yapıya sahip bir toplumun varlığı konusunu düĢündürmektedir98 . 92 Kansu, 1971: 217. 93 Esin, 1998: 79. 94 Türker, 2011: 312. 95 Kartal, 2003: 41. 96 Özdemir, 2004: 177. 97 Bahar, 2009: 153; Kartal, 2003: 41. 98 Kartal, 2003: 42.

(29)

Acıgöl polenleri üzerinde yapılan analizlerde Holosen dönemde iklimde meydana gelen değiĢimler ile birlikte insanların geçimlerini yine avcılık ve toplayıcılık ile sürdürdükleri sonucu ortaya çıkmıĢtır. Analizlerden elde edilen bilgilere göre, insanlar avcı toplayıcı yaĢam nedeni ile gittikleri bölgelerde önceki dönemlere nazaran daha uzun süre kalmıĢlardır. Böylece yarı-göçebe bir yaĢam sürmeye baĢlamıĢlardır99

.

Polenler üzerinde yapılan analizlerden elde edilen bir baĢka bilgi ise G.Ö. 14.500 yıllarının iklimi ve bitki örtüsü hakkındadır. Analize göre bu dönemde yörede step bitkileri ile birlikte, meĢe geniĢ yapraklı ağaçlar, ıspanak ve buğdaygiller bulunmaktadır. G.Ö. 13.600 yılları civarında ise özellikle buğdaygillerin yayılım alanları geniĢlemiĢtir. Bu durum bahar mevsiminin yağıĢlı geçmesine bağlanmaktadır. G.Ö. 11.000 dolaylarında ise iklimin soğuması ve kuraklaĢmayla beraber sık ormanlar seyrekleĢmeye baĢlamıĢ ve bu durum G.Ö. 10.000 yıllarına kadar devam etmiĢtir100

.

Avla Dağ yerleĢiminin (Resim-1) de bu tip bir konar-göçer yapıya sahip olduğu ifade edilmektedir. Özellikle çevresinde hiçbir obsidyen yatağının bulunmaması ve araĢtırmalar sırasında ele geçen taĢ aletler üzerinde yapılan tipolojik analizler sonucunda adı geçen bölgede düzenli bir yerleĢimin olmadığı belirtilmektedir. Alet yapımında kuvars, bazalt, akik, opal ve obsidyen kullanılmıĢtır. YerleĢimin, bulunan taĢ aletlerin incelenmesi sonucunda Epipaleolitik dönemde ziyaret edildiği belirtilmektedir. 101

.

Ancak Avla Dağ için belirtilen bir baĢka görüĢe göre bu alan, Paleolitik dönemden Neolitik döneme kadarki zaman aralığına tarihlendirilmelidir. Ayrıca dağın bulunduğu alanda yapılan incelemelerde mikrolit alete rastlanılmaması nedeni ile bu sonucun mevcut merkezin Epipaleolitik döneme ait olduğu savını çürüttüğü ifade edilmektedir102. 99 Esin, 1998: 80. 100 Esin, 1998: 74. 101 Yakar, 1991: 189-190. 102 Todd ve Pasquare, 1965: 111.

(30)

2.4. Neolitik Dönem (M.Ö. 8000-5500)

Pleistosen’den Holosen döneme geçiĢte iklim üzerinde meydana gelen olumlu değiĢimler Neolitik Çağ içinde yaĢayan insanlar üzerinde çeĢitli geliĢmeler meydana getirmiĢtir. Özellikle iklimin giderek ılımanlaĢması ile insan üretici yaĢama geçmiĢ, pek çok bitkiyi kültüre almıĢ ve hayvanları evcilleĢtirmiĢtir.

Ġklimin ılımanlaĢmasıyla birlikte doğanın insana sunduğu besinlerde artıĢ meydana gelmiĢ bunun sonucunda mevsimsel konaklama süreleri uzamıĢtır. Bu tip değiĢim ve geliĢimler beraberinde yerleĢik hayatı getirmiĢtir103. Ġnsanlar geçici barınaklardan çıkarak köy yaĢamına geçmiĢler ve bunun doğal bir sonucu olarak da avcı toplayıcı yaĢam yerini bitki üretimi ile besiciliğe bırakmıĢtır104

.

Geçim kaynağında meydana gelen değiĢme toplum içinde pek çok yeni faaliyetlerin de (dini ikonografi, düĢünce yapısı, günlük yaĢam uğraĢları, mesleki iĢ bölümü, geliĢkin ticaret ağlarının oluĢması) ortaya çıkmasını sağlamıĢtır105

.

NevĢehir-Aksaray yolu üzerinde, Acıgöl ilçesine bağlı Karacaören Köyü sınırları içinde bulunan Ġlfat Kayalığı Akeramik Neolitik döneme tarihlendirilmektedir. Ayrıca yerleĢim üzerinde bol miktarda obsidyen parçaları elde edilmiĢtir. Ġlfat Kayalığı’nın bir “açık hava atölyesi özelliği taşıdığı” ifade edilmektedir106.

Samsun Höyük (HacıbektaĢ) yakınında yer alan su kaynağı ile Neolitik insanı için yerleĢim konusunda tercih nedeni olmuĢtur. Değirmenönü yerleĢmesi de tıpkı Samsun Höyük gibi su kaynağı yakınlarında yer almaktadır ve bir teras üzerinde bulunmakta olup düz yerleĢimdir. Değirmenönü yerleĢimi, ele geçen kaba nitelikli çanak çömlek ve çok sayıda çakmaktaĢı buluntusu incelenerek Neolitik döneme tarihlendirilmiĢtir.

YeĢilöz (GülĢehir) ve Çakılarası Öreni (Acıgöl) yerleĢimlerinde de kaba nitelikli, el yapımı gri astarlı seramikler ile obsidyen aletler ele geçmiĢ ve bu merkezler de Neolitik döneme tarihlendirilmiĢtir. Çakılarası Öreni bazalt bir kayalık 103 Özdoğan, t.y: 56. 104 Bahar, 2009: 153; Schmidt, 2007: 38 vd. 105 Sevin, 2003a:42. 106 ġenyurt, 1998: 456.

(31)

üzerinde yer almaktadır ve “atölye niteliğinde düz yerleşme” olduğu belirtilmektedir107.

Obsidyen yatağı olduğu belirtilen Eski Odunluk ve TamıĢ mevkilerinde bol miktarda yumru, iri parça ve bloklar halinde olan; siyah gri tanecikli obsidyen kalıntılarına rastlanmıĢtır. Ayrıca kırmızı-kahverengi renklerinde obsidyen parçaları da ele geçmiĢtir108

. Ancak bunların içinde hiçbir iĢlenmiĢ parça bulunmadığı ifade edilmektedir109.

Avla Dağ Neolitik yerleĢiminde herhangi bir mimari kalıntı bulunmamaktadır. Ayrıca bu merkez tarımsal faaliyetler için kısıtlı imkanlara sahiptir. Bu nedenlerden ötürü bölgenin mevsimsel bir merkez olduğu düĢünülmektedir110

. YerleĢimin bulunduğu coğrafya tarımsal faaliyetler için yeterli büyüklüğe sahip değildir.

Damsa Çayı vadisinin (Resim-2) arazisi oldukça verimli bir yapıya sahiptir. Fakat bu verimliliğe karĢın sık sık sel baskınlarına uğraması düzenli ya da belli bir dönemde burada yerleĢimin bulunmadığının göstergesi olarak kabul edilmektedir111

. YerleĢimde, küçük bir köyün varsayımından yola çıkıldığında nüfusun geçim kaynağının sınırlı tarımsal uğraĢlar ile avcılık ve toplayıcılık olabileceği düĢünülmektedir. Ele geçen buluntuların değerlendirilmesi sonucunda buranın bir iĢlik niteliği taĢıdığı ifade edilmektedir. Bölgede herhangi bir obsidyen yatağının bulunmamasına karĢılık alanda yapılan araĢtırmalarda obsidyen kalıntılarına rastlanmıĢtır. Bunların çobanlar tarafından ya da ticari faaliyetler sonucunda Acıgöl ve çevresinden getirilmiĢ olabileceği tahmin edilmektedir112

.

Damsa Barajı kıyısında yapılan araĢtırmada obsidyen buluntular elde edilerek bunlar üzerinde tipolojik analizler yapılmıĢ ve bölge Çanak Çömlekli Neolitik evrenin sonuna tarihlendirilmiĢtir113

.

Hasanlar Höyüğü 1989 yılında S. Omura tarafından yapılan bir yüzey araĢtırmasında Neolitik döneme tarihlendirilmiĢtir114. Höyük, 1996 yılında S. Omura 107 ġenyurt, 1999: 367 vd.- 456. 108 Payne, 1974: 6. 109 Gülçur, 1999: 153-154. 110 Yakar, 1991: 189-190. 111 Todd ve Pasquare, 1965: 98. 112Yakar, 1991: 189-190. 113 Gülçur ve Cauvin, 1997: 222-223.

(32)

tarafından tekrar araĢtırılarak “Kızılırmak kavsi içinde yer alan höyüklerden

Hasanlar’dan başka hiçbir höyükte” Neolitik Çağa ait buluntu tespit edilmediği

ifade edilmiĢtir115

. Ancak S. Omura tarafından araĢtırmada ele geçen buluntular tekrar incelenmiĢ ve höyüğün Neolitik döneme tarihlendirilmesinin Ģüpheli olduğu belirtilmiĢtir116. S. Yücel ġenyurt tarafından 1998 yılında yapılan yüzey araĢtırmasında Hasanlar Höyüğü de incelenmiĢ ve merkez Erken Tunç Çağı’na tarihlendirilmiĢtir117

.

Ġğdeli ÇeĢme olarak adlandırılan ve Acıgöl ilçesi içinde yer alan merkez de Neolitik döneme tarihlendirilen bir baĢka önemli yerleĢim yeridir118

.

NevĢehir içinde obsidyen yatağı ile iĢliklere Karnıyarık Kepez, Kulaklı Kepez, Güneydağı, Korudağ ve Acıgöl Kaleiçi gibi merkezlerde rastlanmıĢtır119

.

2.5. Kalkolitik Dönem (M.Ö. 5500-3000)

Ġnsanlık tarihinde önemli geliĢmelerin yaĢandığı dönemlerden biri olan bu çağda taĢ aletler giderek önemini yitirmeye baĢlamıĢ ve bunların yanı sıra madenler üretici yaĢama girmiĢtir. Tarım ve madencilik, sosyal yapıda çeĢitli geliĢmeler sağlamıĢ ve farklı meslek alanları ile bu alanlar içinde iĢ bölümü meydana gelmiĢtir120

.

Bu dönemin “ileri üretici dönem” veya “gelişkin köy dönemi” Ģeklinde adlandırılmasının uygun olacağı belirtilmektedir121. Bakır madeninin kullanılmaya baĢlanması ile birlikte, bu madene ait yatakları ellerinde bulunduran güçler baĢlangıç aĢamasında değiĢ-tokuĢ esasına dayanan ticaret yapmıĢlar ve zamanla güçlenmiĢlerdir122

.

NevĢehir ve çevresinde yapılan çeĢitli araĢtırma ve incelemeler sonucunda 15 merkezde Kalkolitik döneme ait buluntulara rastlanmıĢtır.

114 Omura, 1990: 71. 115 Omura, 1998: 42. 116 Türker, 2011: 314. 117 ġenyurt, 1999: 367. 118 Esin,1998: 83. 119 Esin, 1998: 68.

120 Türkcan, 2012: 34; Sevin, 2003: 78; Bahar, 2009: 162; Akurgal, 1988: 24-25. 121Sevin, 2003a: 78.

(33)

GülĢehir ilçesinin 8 km kuzeydoğusunda bir sırt ya da tepe olarak adlandırılabilecek bir yamaç üzerinde bulunan Civelek Mağarası (Resim-3) NevĢehir’in önemli Kalkolitik merkezlerinden biridir. Mağara, ilk kez 1974 yılında bölgede yaĢayan çiftçilerin buldukları seramikleri müzeye getirmeleri ile ilgi çekmiĢ ve 1992 yılında dönemin Müze Müdürü Halis Yenipınar ve Arkeolog Murat E. Gülyaz ile Ġtalyan ekibinin ortak çalıĢması ile mağarada oldukça kapsamlı bir araĢtırma gerçekleĢtirilmiĢtir. Mağara içinde bulunan odaya 14 m uzunluğa sahip dar bir geçitten geçilerek ulaĢılmıĢtır.

ÇalıĢmalar sırasında ele geçen seramik buluntuların (Resim-4)“Orta

Anadolu’da bilinmeyen bir geleneği yansıttığı” belirtilmektedir. Buradaki

seramiklerde tespit edilen bireysellik, özellikle Orta Anadolu kültüründe yoğun bir bölgeselleĢme hareketinin var olduğu görüĢü ile ifade edilmektedir.

Seramikler üzerinde yapılan tipolojik değerlendirmelerde kültür bağlantıları saptanmıĢtır. Buna göre Civelek Mağarasında ele geçen seramikler Hacılar I-II, Kuruçay 6-7 ve Demircihöyük’ün Kalkolitik döneme ait olan buluntuları ile karĢılaĢtırılmıĢ bu bölgeler arasında güçlü bir iliĢki olduğu belirlenmiĢtir. Boyalı mal grupları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda ise Can Hasan ve Batı Çatalhöyük ile zayıf bir bağlantının varlığı tespit edilmiĢtir. Güneydoğu Anadolu ve Ubeyd geleneği içinde yer alan geometrik bezeme ise Civelek seramikleri arasında yer almamaktadır. Ele geçen buluntular üzerinde yapılan detaylı incelemeler ve tipolojik analizler neticesinde mağara Erken-Orta Kalkolitik döneme tarihlendirilmektedir123.

A. Schachner, Kızılırmak kavsi içinde yer alan Civelek Mağarasında ele geçen seramik buluntular ile Can Hasan seramikler arasında zayıf bir bağlantı olduğunu ifade etmektedir124. S. Omura, bu tip seramiklere yaptığı yüzey araĢtırmaları sırasında Kızılırmak kavsi içinde hiç rastlanmadığını belirterek, Kızılırmak kavsi ile Kızılırmak’ın güney bölgesi arasında Kalkolitik dönemde seramikler açısından büyük bir farklılık olduğunu tahmin etmektedir125

.

123 Schachner vd., 1997: 9 vd. 124 Schachner ve vd., 1997: 19. 125 Omura, 1998: 43.

(34)

Mağaranın karĢı tarafında ise bir diğer Kalkolitik yerleĢim yeri olan YeĢilöz Höyüğü (Resim-5) ile derin bir vadi ve dere yer almaktadır126

.

Terlemez Höyüğü, Aptal Höyük ve Topak höyük yerleĢmelerinde de araĢtırmalar sonucunda Kalkolitik dönem buluntularına rastlanmıĢtır. Bunlardan Topak Höyük’ün orta büyüklükte olan höyükler sınıfında yer aldığı belirtilmektedir127.

Çakılarası Öreni ve Değirmenönü’nde Kalkolitik döneme ait buluntulara rastlanmıĢ olup, bunlar düz yerleĢim niteliği göstermektedirler. Çakılarası Öreni bir iĢlik özelliğine sahiptir128. Değirmenönü, yakınında bir derenin yer alması ve etrafında su kaynaklarının varlığı nedeni ile yaĢam için elveriĢli Ģartlara sahip olduğundan bir yerleĢim yeri niteliği göstermektedir129

.

Yazıhöyük (Resim-6) yerleĢmesi ova içinde yer alan Kalkolitik döneme tarihlendirilen önemli bir yerleĢim merkezidir. Höyük üzerinde yapılan incelemelerde iĢlenmiĢ ya da çekirdek halde çok sayıda obsidyen parçalarına rastlanmıĢtır130

.

Göynük kasabasının güneydoğusunda yer alan Camihöyük yerleĢmesinde 2009-2010 yıllarında iki sezon S. Yücel ġenyurt’un bilimsel sorumluğu altında kazı çalıĢması gerçekleĢtirilmiĢtir131. Kazı sırasında mezarlık alanı içinde yapılan çalıĢmalarda Kalkolitik döneme ait olduğu tahmin edilen seramik parçalarının ele geçtiği belirtilmektedir. Ancak mezarlığın bulunduğu alan üzerinde aĢırı tahribat durumu söz konusu olduğu için döneme ait mimari kalıntılara rastlanmamıĢtır132

. PaĢalı Höyük, Kocadere, TaĢlıburun, Külüntepe, Yanık Değirmen (Resim-7) höyüklerinde de Kalkolitik döneme tarihlendirilen buluntular ele geçmiĢtir133

. 126 Schachner ve vd., 1997: 19. 127 ġenyurt, 1997: 454. 128 ġenyurt, 1998:455. 129 ġenyurt, 1999: 371. 130ġenyurt, 1999: 372; Sever, 1992: 525. 131 Emre, 2012: 8. 132 Gökkoyun, 2011:5.

(35)

2.6. Erken Tunç Çağı (M.Ö. 3000-1200)

Bu dönemde kültürel, siyasi ve ekonomik anlamda meydana gelen büyük geliĢmeler, insanlık tarihi bakımından bir “devrim” özelliği taĢımaktadır134. Dönem içinde ilk kentler ile birlikte ilk sınıflı toplum yapısı da ortaya çıkmıĢtır135

.

Bu çağ genel olarak kendine özgü tapınak mimarisi, bağımsız beylikleri ve idari binaları ile özgün bir dönemi ifade etmektedir. Ancak bu mimari merkezi ekonomisi daha çok üretim ve ticarete dayalı olan odakların güçlerini kaybetmeleri sonucunda gerilemiĢtir136

.

Günümüze kadar yapılan yüzey araĢtırmaları ve kazı çalıĢmaları sonucunda AĢağı Ġlicek Höyüğün de (Resim-8) dahil olduğu 37 merkezde Erken Tunç Çağı’na ait yerleĢim yerlerine ve buluntulara rastlanmıĢtır (Harita-1)

NevĢehir’e 45 km uzaklıkta bulunan HacıbektaĢ ilçesi Savat Mahallesi içinde yer alan Suluca Karahöyük yerleĢmesini ilk kez W. Ainsworth bildirmiĢtir137

. YerleĢim Etem Deresi olarak adlandırılan bir derenin kenarında yer almaktadır138

. Höyükte kapsamlı olarak ilk kazı çalıĢmalarına 1967 yılında Kemal Balkan ve Osman Sümer baĢkanlığında baĢlanmıĢtır139

. Kazılar 1978 yılı haricinde 1967 yılından 1979 yılına kadar kesintisiz bir Ģekilde devam etmiĢtir140. 1991 yılında HacıbektaĢ Müze Müdürü Abdullah TaĢdelen baĢkanlığında höyükte bir kurtarma kazısı yapılmıĢtır141. Yapılan çalıĢmalarda IV ve VI. yapı katlarında ele geçen seramik buluntuların AliĢar III türünden olduğu belirtilmiĢtir142

.

Ana tanrıçaya tapınma önceki dönemlerde olduğu gibi Erken Tunç Çağı’nda da devam etmiĢ, kadın doğadaki canlılığın, üretimin ve doğurganlığın bir sembolü olarak görülmüĢtür143. Önceki dönemlerde gerçekçi bir yapıya sahip olan figürünler yerini bu dönemde daha soyut olanlarına bırakmıĢtır. Bunun kültür etkileĢimi ve bilgi 134 Dolukhanov, 1998: 355. 135 Dolukhanov, 1998: 355; Sevin, 2003b: 116. 136 Bahar, 2009: 172. 137Türker, 2012:403. 138 Mercan, 1992: 69.

139 Balkan ve Sümer, 1969: 37; Mercan, 1992: 69. 140

Türker, 2011:317; Mercan, 1992: 69. 141Mercan, 1992: 69.

142Türker, 2011:318; Mercan, 1992: 69. 143 Türker, 2012: 408.

(36)

birikiminin artmasına bağlı olarak gerçekleĢtiği düĢünülmektedir. Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde abartılı bir Ģekilde anlatılan vücut hatları bu dönemde daha soyut olan keman biçimli idoller ile tasvir edilmiĢtir. Bu idollerin ana tanrıçaya birer adak olarak sunuldukları tahmin edilmektedir144. Bunların kullanımı Erken Kalkolitik dönemin sonlarında (Kuruçay VII) görülmeye baĢlamıĢ ve Erken Tunç Çağı içinde yaygınlık kazanmıĢtır145

.

Suluca Karahöyük’te 1972 yılı kazı sezonunda yapılan çalıĢmalar sırasında biri mermer diğeri piĢmiĢ topraktan iki adet idol, höyüğün Erken Tunç Çağı’na denk gelen VI. tabakasında ele geçmiĢtir. PiĢmiĢ topraktan olan idol, kabın gövde kırığından ĢekillendirilmiĢtir. Ġdoller üzerinde yapılan incelemelerde bunların Kültepe tipolojisine uygun oldukları belirtilmektedir. Bu idoller aynı yerde bulunmaları ve yapılan tipolojik analiz sonucunda Erken Tunç Çağı II sonu, Erken Tunç Çağı III evrelerine tarihlendirilmektedirler146

.

Suluca Karahöyük kazısı sırasında ele geçen idoller ile ilgili olarak, bunların

“ev-aile kültüründe ile kişiyi nazardan, büyüden esirgeyen ve hastalıkta şifa veren koruyucu anlam taşıyor olabileceği” belirtilmektedir147

.

Kazı yapılan ve bunun sonucunda Erken Tunç Çağı’na ait önemli buluntular elde edilen NevĢehir ili içindeki bir baĢka yerleĢim merkezi de Camihöyük’tür (Resim-9). Camihöyük’te yapılan kazılar sırasında ele geçen buluntular bu yerleĢim merkezinde AliĢar III (Kappadokia Boyalıları) seramiğinin varlığını kanıtlamaktadır148

. Höyükte BP-29 ve BP-30’da tespit edilen duvarın arasındaki bölümde iĢlikler ile birlikte 2 adet öğütme taĢı ve 6 adet de ezgi taĢına rastlanmıĢtır. Ele geçen bu arkeolojik veriler sonucunda sözü edilen alanın besin malzemelerinin hazırlandığı, üst kısmı açık veya sundurma ile kapatılmıĢ bir iĢlik olduğu ifade edilmektedir. ĠĢliklerin olduğu kısımda ele geçen seramiklerin ise, Ġç Anadolu Bölgesinde Erken Tunç Çağı’nın sonunda rastlanan, çoğunlukla kırmızı olmakla

144 Sevin, 2003b: 104. 145 Duru, 1994: 69. 146 Türker, 2012:404 vd. 147 Türker, 2012:408. 148 Emre, 2012: 16; Gökkoyun, 2011:4.

(37)

birlikte devetüyü ile krem rengi astarlı ve el yapımı, boyasız olduğu belirtilerek bunlar, Erken Tunç Çağı’na tarihlendirilmektedir 149.

S. Omura tarafından 1986-88 yılları arasında yapılan yüzey araĢtırmalarında AliĢar III seramiklerine Hacımusa, Samsun Höyük, Yanık Değirmen ve Pazarcı höyüklerinde rastlanmıĢtır150

. Bunların dıĢında Kayaaltı151 (Resim-10) ve KaracaĢar152

(Resim-11) höyükleri de önemli ETÇ dönemi yerleĢimleri arasında yer almaktadır.

Sarılar köyünün 4 km kuzeyinde bulunan Zank Höyük yerleĢmesinde 1990 yılında S. Omura ve Hüseyin Sever tarafından yüzey araĢtırmaları gerçekleĢtirilmiĢtir153. Kazı baĢkanlığını Hüseyin Sever’in üstlendiği höyükte çalıĢmalara 1991 yılında baĢlanmıĢ ve bu çalıĢmalar 1991-92-93 ve 1996 olmak üzere toplamda 4 sezon devam etmiĢtir. Höyüğün en erken tabakası olan ETÇ tabakasına O/P 15-16’ncı plan karelerin yer aldığı doğu eteğindeki açmada rastlanmıĢtır154. Bu döneme ait seramik buluntuların çoğu höyüğün IV. yapı katında ele geçmiĢtir ve bu seramiklerin boyalı olanlarının AliĢar III türüne ait oldukları belirtilmektedir155.

Topaklı Höyük’te (Resim-12) ilk kazı çalıĢmalarına 1967 yılında Ġtalyan Padova Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü tarafından Luigi Polacco baĢkanlığında baĢlanmıĢtır156. Kazılarda toplam XXIV mimari katı bulunmuĢtur157

. Z ve ZZ olarak isimlendirilen seviye ETÇ dönemini temsil etmektedir158. Bu döneme ait olan seviyede ele geçen seramikler AliĢar III türü içinde değerlendirilmiĢtir159

. 149 Emre, 2012: 20. 150 Omura, 1990: 72. 151 ġenyurt, 1999:367 152 ġenyurt, 1998: 453 153 Omura, 1991:547; Sever, 1991:524. 154 Sever, 1992: 248. 155 Türker, 2011: 316-317. 156 Polacco, 1975: 85; AteĢ, 1996: 65. 157 Türker, 2011: 316; Güleç, 1987: 348. 158 Polacco, 1975: 90. 159Türker, 2011: 316.

(38)

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

M.Ö. II. BĠNDE BÖLGENĠN TARĠHĠ 3.1. Asur Ticaret Kolonileri Çağı (M.Ö. 1950-1725)

Anadolu toprakları günümüzde olduğu gibi, bundan binlerce yıl öncesinde de yaĢamaya elveriĢli olan iklim yapısı, Kızılırmak, YeĢilırmak ve Kelkit gibi akarsuları ile zengin maden yatakları, bunların ticaretinin yapılabilmesi için gerekli olan organize yolların varlığı gibi nedenler dolayısı ile oldukça önemli bir konuma sahiptir160.

M.Ö. II. bin yılda Anadolu coğrafyasının neredeyse tamamı iskan edilmiĢtir. Giderek artan nüfusa bağlı olarak toplumsal örgütlenmeler daha sistemli bir hale getirilerek, toplumsal yapıda hiyerarĢik bir düzen meydana gelmiĢtir. Kendinden önceki dönemlerin etkisi sonucunda oluĢan birikim ile ekonomik ve toplumsal konularda pek çok değiĢim ve geliĢim gerçekleĢmiĢtir. Saraylarda oturan yönetici kesim oldukça zengin bir yaĢam sürmeye baĢlamıĢtır161

.

Dönem içinde Mezopotamya ve Anadolu arasında ticari, iktisadi ve kültürel açıdan etkin bir iletiĢim gerçekleĢmiĢtir162

. Asurlu tüccarlar Anadolu’da her türlü iĢlerini devam ettirebilmek ve yerli halkın altın ve gümüĢünden yararlanabilmek adına mevcut bağlantıları sıkı tutmuĢlardır163

. Erken dönemlerden itibaren Anadolu, Mezopotamya ve Kuzey Suriye arasında ticari iliĢkiler kurulmuĢtur. Bu iliĢkiler obsidyen ticareti ile baĢlamıĢ, ardından bir kısım madenlerin ticareti ile devam etmiĢ ve Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda bu ticaret daha organize hale getirilmiĢtir164

. Bu dönemde Anadolu’da bulunan idareci kesim ve halk yazı gibi çok sayıda bilgi birikimi gerektiren veriyi kullanmak için yeterli yapıya sahip değildir. Mezopotamya topraklarında bulunan yüksek kültür ilk defa bu dönemde geniĢ çapta

160 Ünal, 1989: 17. 161 Macqueen, 2011: 19. 162 Gökçek, 2004: 151; Özgüç, 1986: XVI. 163 Özgüç, 1986:XVI. 164 Sevin, 2003b: 124.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu çalışmada tri(hegzil)tetradesilfosfonyum klorür (Cyphos® IL 101, P 66614 Cl) iyonik sıvısının cevher çözündürme işleminde kullanımında; süre, sıcaklık,

Bu araştırmanın amacı, 11–12 yaş çocuklarının güvenli bağlanma düzeyleri, annelerin çocuk yetiştirme tutumu olarak ev kadınlığı rolünü reddetme tutumu,

Yukarıda değinilen şiddet içerikli ve barışçıl olmaktan uzak olayların ortaya çıkış sebebi ile ilgili birçok fikir ortaya atılabilir. Kesin olan şey ise

偏頭痛又可依據有無前兆, 區分成典型偏頭痛及一般偏頭

Yapılan mülakatta 6.soru olarak düzenlenmiş olan “İşletmelerin ödül ve ceza politikaları aile fertleri içinde geçerlidir” ifadesi işletmeniz için ne derecede geçerlidir

• 須長期服用藥物及飲食控制,例如:高血 壓、糖尿病為慢性病,不可自行隨便停藥

頒贈儀式在弦樂團演奏下展開序幕,由本校蘇慶華代理校長、董事會張文昌董事分

Cemi/ thça (odada) bir Mıcır yolculuğunda, arkadaşlarıyla Piramitler'in