y a n a t l a dolu yıllar
Geçmiş olsun sayın hocamız!
İ
Ü. Basın Yayın'a bir haber gel-* mişti. Adnan Saygun Çapa'da. Ameliyat edilmiş. Safra kesesinde taş varmış. 4. Boyut I. Ü. Dergisi ya. Bengi su Barbol da I. Ü. öğrencilerinden ya, üstelik 1. Ü. çoksesli korosunda, üstelik
Yunus Emre Oratoryosu 'yla ilgili çalışmaları var... Bengisu Barbol foto ve ses aygıtı, kağıdı, kalemi ve engin sayısı ve derin sevgisiyle Çapa'ya gi der... Adnan Saygun hocanın sağlık durumunu öğrenecek, geçmiş olsun diyecek bir de 4.
Boyut için söyleşecektir ken disiyle... Çapa'da odasına dek girer Adnan Saygun'un. Söyleşi için izin istediğinde hocadan "daha değerli, önemli
sanatçılar var onlarla konuşun"
yanıtını alır. Oysa Bengisu
Adnan Saygun ne denli değer li, ne denli önemli sanatçıdır bilir! Daha değerli, daha önemli sanatçılar kimlerdir acaba, bir düşünür. "Türk
B eşle rin in en tanınmış iki üyesi Cemal Reşit Rey'le Ad nan Saygun'dur... Sonra çok seslilik alanında öyle yüzlerce
sanatçı yoktur ki! İki elin par mağı saymağayeter de artar bile! Adnan Saygun çoksesli Türk müziğinin öncülerin- dendir. Yalnız yurt-içi değil yurt-dışında da tanınır, örneğin Yunus Emre Orator
yosu' nun Paris'te büyük bir başarıyla yorumlandığını bilir Bengisu. Belki de bir sitem vardır Adnan Saygun”un tümcesinde. Sanatçı, önemli - değerli sanatçı şu "renkli gazete "lerin baş say falarında boy gösteren “renkli yaşamlı" konserlerine en önemli hazırlıkları "on
yüz milyona" diktirdikleri bilmem kaç kat iyisi olan sanatçıdır belki de... "Bir
yorum bu! Gazetecilere küs herhalde" di
yor Bengisu. "Bir daha gideyim kabul ede
bilir" diyor. Önce 4. Boyut sayfaları ndan bir kez "Geçmiş olsun sayın ho
cam ız" diyelim de, bir kez Türk Müziği'ne, Türk müzik eğitimine ge tirdikleri için gönül borcumuzu bu sayfalardan bildirelim de sonra gider sin Bengisu!
1985 yılında profesörlük ünvanı verilen Ahmet Adnan Saygun bu
ünvanı zaten çoktandır taşıyordu. Doğum yeri olan İzmir'de ilkokullar da müzik öğrenmenliğiyle adım attığı eğitim alınında 1926'da İzmir Lise- sı'nde müzik öğretmenliğiyle 1931'de
Musiki Muallim Mektebi'ndc armoni ve kontrapunte öğretmenliğiyle 1936'da
İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda
ders vererek 1946'da Ankara Devlet
Konservaluvarı'nın Kompozisyon ve
Model Müzik Bölümlerinin başına ge tirilerek, 1973 yılında da İstanbul Dev let Konservatuvarı'na girmiş ve önem li bir yer tutmuştur. İşte ilkokuldan başlayıp yükseköğretimi kapsayan ge niş bir öğretim süreci. Bu süreç tek bo yutlu bir süreç değil, yarım yüzyılı aşkın bu dönemde "Riyaseticumhur Fi
larmoni Orkestrası" yönetmenliği, Hal kevleri müfettişliği, International Folk
Music Council’da üyelik, Bela
Bartok'la birlikte Anadolu'da inceleme gezileri, Ses ve Tel
Birliği"nin kuruculuğu, halk müziği üzerine araştırmalar ve besteler ve vokal yapıtları var. Taşıdığı Devlet Sanatçısı (1971) ünvanını tanımına en uygun sanatçılardan olan Profesör Ahmet Adnan Say gun geleneksel müziğimizin çoksesli Türk Sanat Müziğine dönüştürülmesinde yaptığı çalışmalarla Atatürk'ün "Mil li musikimizi modern teknik içinde yükseltme çalışmaları na daha çok emek verilecek tir" düşüncesini doğrulamış,
"Atatürk ve Anadolu'ya Des tan" adlı yapıtıyla da çoksesli Türk sanat müziğinin en üstün örneklerinden birini vermiştir. "Atatürk ve Anado
lu'ya Destan" aynı zamanda g erçek m ü z ik se v e rle re büyük bir armağandır. Yalnı zca uygulayım (teknoloji) alanında değil ekin ve sanat alınında ilerlemeyi, sürekli ilirlemeyi öngören Atatürkçü anlayışın özgün bir örneğidir bu yapıt. Tüm çalışmaları, besteleri, yapıtları için gönül borcumuzu nasıl ödeye ceğimizi bilemediğimiz hocamıza geç miş olsun dileklerimizi yineliyoruz.
Saygılarımızla 4. Boyut adına Simten Gündeş
18/4. BOYUT
Taha Toros Arşivi