Devlet Konservafuvarı Meşrûtiyet İdâresi nin iadesiyle beraber, yâni otuziki, otuzüç yıl önce te'sis olunamaz mıydı ve bu yapıl mış olsaydı şimdi Devlet Merkezi'nde, hattâ birkaç büyük şehrimizde muntazam birer ti yatro kurulmuş bulunmaz mıydı? Bu "şâ- yedler,, le ve 'olsaydılar,, la zengin hayâl kasırları, İspanyol şatoları binâ etmeğe kalk madan hakıykate derhal avdet ederek bu son yılların bir eseri ve muvaffakiyeti olan Devlet Konservatuvarı'nın bu son günlerde verdiği temsilin intibâlarını hikâye edelim, ve bu intibâların âti için çok güzel ümidler verdiğini peşinen bildirelim. Temsil iki Ital yan eserinden, bütün bir komedi ile bir Fran sız piyesinin ilhâmıyle vücude getirilen Tosça operasının bir perdesinden mürekkebdi.
Komedi, Venedik'de 1707 senesinde dün yaya gelmiş olan bir tiyatro muharririnin, G o I d o n i'nin eserlerinden "Otelci Ka dın,, dı ve opera perdesinin oynanmasına imkân vermek üzere galibâ kısaltılmış ve hiç değilse uzun perde aralarına ihtiyaç
za-iki âşıkla eğlendikden ve kadınları istihfaf etmekle magrûr bir üçüncü müşteriyi de aynı safa koydukdan sonra nedense uşa ğıyla evlenen bir genç kızın, adetâ asrı de nebilecek bir genç kızın sözleri ve fettan- lıklarıyle dolub taşmakdadır. Mütercimi olan N ü z h e t H â ş i m S i n a n o ğ l u ’-nun geçenlerde vukua gelen ölümü münâse betiyle hâtırasına birkaç satır tahsis edeme miş olmakdan müteessirdim. Kendisini bu ve- siyleden istifâde edib rahmetle anarken, tercümesini de senâ edemeyişime üzülüyo rum. Bu tercümede asla sadâkat derecesini tâyin etmeğe tabiî muktedir değilsem de, bir hayli cümlede lisânın beni memnun et mediğini itirâf etmek mecburiyetindeyim.
Eserde oynayanlara geçersek, en mühim rol olan Otelci Kadın’ı M u a z z e z Y ü c e s o y’un muvaffakiyetle canlandırdığını teslim etmek iycab eder, fakat bâzı kelime sonlarını telâffuz edişinin çok kusurlu oldu ğunu hemen ilâve ederek. Hastalıklı, yaşlı, züğürd, öğüngen ve imkân oldukça dolan dırıcı asilzâde rolünde E r t u ğ r u I pek iyi idi ama, gençliği pek belliydi. O kadar ki, bir talebe temsilinde rol almış onuncu sı- nıfdan bir talebe hissini veriyordu. G o l - d o n i dram hududlarına hiçbir zaman girmeyerek herşeyi dudaklarında bir tebes sümle halletdiği halde kadın düşmanlığın dan pek çabuk istiğfâ eyleyerek otelciye gö nül kapdıran âşık rolünde C ü n e y d — belki rejisörün emriyle — M o I i e r e'in Alceste'inden çok haşin, çok muztarib, çok biçare bir adam ve tamâmıyle hâilevî bir insan olmuşdu. Ve keyfivet eserin hüviye tini değişdirmeyor değildi. Fakat temsilin en lâtif ve muvaffak çehresi bu muzlim âşı ğın ufacık ve yuvarlacık uşağı olan R a - g ı b isimli gençdi. Henüz ilk sınıfda tale be imiş. Komik rolleri için büyük, mühim bir istidâd müjdeleyor.
Tosca'nın oynanan ikinci perdesindeki en mühim vaziyfe muganniye rolündedir ve bu ağır rolün yükünü S e m i h a B e r k s o y sanıyorum ki zahmetsiz taşıdı. Sanıyorum ki deyişim ise bir operanın oynanışı hakkın da hüküm vermenin benim şahsen mâlik ol madığım birtakım evsâfı istilzam
etdirişinden-dir. Sevilen delikanlı rolünde N i h a d'ın güzel tenor sesini ilk defa, fakat maalesef pek az dinledik: vaziyfesi çok azdı. Günah larının cezasını S e m i h a ’nın hançeriyle ve pek zahmetli ve hareketli bir ihtizârı müteâkıb çeken polis müdürü rolünü ise N û r u l l a h Ş e v k e t iyfâ ediyor ve cidden kuvvetli bir aktör olduğunu mimikleri ve edâları ile anlatıyordu. Fakat bariton ses isteyen rolü için sesi biraz fazla kalın olduğundan bana şarkı söylerken zahmet çekiyor hissini verdi... Devlet Konservatuva- rı'nın yakında yine P u c c i n i'nin — ev velce ancak bir perdesi verilen — Madam Butterfly’ını tam olarak oynayacağını da bil diriyorlar. Bu münâsebetle, P u c c i n
i'-»
ye gösterilen bu itibârı evvelce de çoğum- samıs olanların bu vesiyle ile yine tenkıy- de koyulub ondan çok yüksek mûsıkişinas- lara âid listeler sunmaları beklenebilir. P u c c i n i Avrupa’nın en büyük operala rında dâimâ oynanmakla berâber, kendisi nin cidden mühim bir bestekâr olmadığın dan ve mûsikisinin kolay anlaşılır bir hüvi yeti bulunduğunda gerçi şübhe yok. Fakat sahnemizin bugünki imkânlarını da Garb mûsikisiyle muârefemizin nisbet ve derecesi ni de düşününce P u c c i n i'den ileriye henüz gitmemek iycab etdiğini, meselâ Par- sifal'i oynayabilmek için uzun seneler bek lemek ve çalışmak ve alışmak lâzım bulun duğunu kimse inkâr edemez.Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi