• Sonuç bulunamadı

Taha Toros, Nazım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Taha Toros, Nazım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Taha Toros,

Nâzım Hikmet'i,

geçmiş yılları

anlatıyor

Vf

YILMAZ ÇETİNER

Faks: (0216) 465 20 50

T

aha Toros üstadımız bilgile­ riyle, belgeleriyle, Nâzım H ik m et’i ön ce Cumhuri­ yet’te yayımlanan ve sonra çıkan kitabında öyle tatlı, öyle akıcı bir üslup ile anlatıyor ki... yakın tari­ himizin merak edilen ünlüleriyle beraber yaşamış gibi oluyorsunuz.

Kendi anlatışına göre, Taha Toros 1912 doğumlu.

P ek çok hastalık g e ­ çirmiş, o devrin rönt­ gen tekniğine göre, kalbi büyük olduğu için jimnastik dersle­ rine katılmamış, ip atlayamamış, koşa- mamış! A yrıca “Ben dört böb- rekliyim. Hem de dört böbreğimin ayn ayrı olmak üze­ re 4 yolu var” diyor...

Taha, “ Kuranıke­ rim’in ortasına rastlayan surenin adıymış.

Taha Toros, kitaplannda 1 9 3 0 ’lar ile günümüz arasında adeta köprü kuruyor. Daha çağ­ daş deyimle D V D ’ye çekmiş de şimdi bizlere, renkli, canlı ve de ruhuyla geçmişi tanışünyor.

Geçmişi bilmeyen bugünü na­ sıl değerlendirebilir ki?..

Yakın tarih hâzinesi

Bir kez daha hatırlatayım. T o ­ ros üstadımız “arşiv hastası”.

Biyografi için sistematik şekilde uzun yıllardır malzeme topluyor. Paris’e iki yıllığına görevli olarak gidiyor, otomobil filan getireceği­ ne 7 bavul belge ile dönüyor Tür­ kiye’ye. Zengin arşivi bir müze gi­ bi. Topladığı bilgi ve belgeleri za­ manı gelince yazıyor.

Bakınız hocam Burfan Felek ne diyor:

- Taha’nın yaptığını bir he­ yet yapamaz.

Cihat Baban ise:

- Bizi bize tanı­ tan adam, diye ta­ nımlıyor.

R e f’i Cevat Ulu- nay’ın övgüsü şöyle:

- Yakın tarihi­ mizin bir hâzine­ si.

Şimdi tekrar N â­ zım H ik m e te döne­ lim.

Büyük şair Yahya K e m a l’in N âzım Hikm ettin annesi Celile H anım ’a âşık olduğunu bilmeyen yok. A m a bir de olayın ilginç detaylan var.

Celile Hanım eşinden yıllar önce aynlmıştır. Genç ve çok gü­ zel bir kadındır, birkaç dil bilir. N â­ zım, Deniz H arp Okuluna git­ mektedir. (1917-18) Yahya K e­ mal, N â zım a edebiyat dersi ver­ mek için hafta sonra Celile Ha-

nım ’ın köşküne gelir. Ders bit­ tikten sonra Nâzım bahçeye

çıkar, annesi de şairle bera­ ber salonda oturur çay içer, ikisi de birbirine âşıktır, şa­ ir evleneceği havasını ver­

mektedir.

Genç bahriyeli kızar bu ilişkiye. Yine de ders­ ler devam eder, Yahya Kem al N âzım ’ın şiirlerini beğenir, ona yol gösterir, hatta bazılannı dergide ya­ yımlatır. H er şeye rağmen

Nâzım içerlemektedir şa­ ire ki, bu uzun yıllar de­ vam etmişti!

'Babam olamazsınız'

Bir hafta yine aynı şekilde dersten sonra çaylar içilir, sohbet edilir, şair kapıdan çıkarken Celile H anım ’ı öper. Nâzım bu sahneyi de görmüştür. Sonraki hafta ise pardösüsünü giyip kapıdan çıkar­ ken Yahya Kem al bir pusula bulur cebinde.

- Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak gire­ mezsiniz!

Fena halde bozulur büyük şair. Ailede bir mesele haline gelir N â­ zım tin pusulası! Evlenmeleri hatır­ latılır ama Yahya Kem al verdiği sözü tutmaz! Sonra Celile Hanım ne der, şair ne der? Neler olur bi­ linmez ancak bir daha buluşamaz- lar! Fakat şair, Celile H anım ’ı unu­ tamaz şiirler yazar onun için.

S in ize sağlık üstat. Allah sıh­ hat afiyet versin.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

A number of independent practice tasks can be suggested for the client following the first consultation, for example, collection of stuttering severity scores during everyday talking

birlerini pencereden, kapıdan göre göre birbirlerine gönül verdikten son ra mektuplaşmağa girişmiş, bundan bir müddet sonra daha ötelere gittik leri halde

Tablo 8: "Türk iĢletmeleri yabancı sözcük içeren marka adını dıĢ pazara açılırken tercih etmemelidir." Fikrine Katılma Düzeyi Türk işletmeleri yabancı sözcük içeren

Kassing ve Avtgis [11], içsel kontrol odağına sahip çalışanların orta derece ya da dışsal kontrol odağına sahip çalışanlardan daha fazla açık muhalefet

İnsanlığın başlangıcından bugüne değişime uğrayan doğada görülen farklılıklar, değişen toplumsal değerler ve doğa insan ilişkisi ve sanat- sal

Sabık serasker ve Tophanei âmire müşiri Ali Saip paşanın hafidi ve Sa­ di paşanın ikinci oğlu Osman bey, etrafa bambaşkalık, yepyenilik olsun diye

Hatırlayamayanlar için birkaç kelime ile -ki ne mümkün!- bu büyük İstanbul âşığını bir kere daha analım.. Sermet Muhtar 1887’de

Nine apansızın ölüp varı yo ğu ka­ panım elinde kalınca baskısız kalan Sadi, K avuklu H am dinin orta oyun­ larında, Şevkinin tiyatrosunda aktör lüğe