• Sonuç bulunamadı

Sivil toplum kuruluşlarında halkla ilişkiler: Konya Ticaret Odası örneği

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sivil toplum kuruluşlarında halkla ilişkiler: Konya Ticaret Odası örneği"

Copied!
193
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM BİLİM DALI

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA HALKLA

İLİŞKİLER: KONYA TİCARET ODASI ÖRNEĞİ

Emre YILMAZ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Doç. Dr. Ahmet TARHAN

(2)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Bilimsel Etik Sayfası

Öğ

renci

ni

n

Adı Soyadı EMRE YILMAZ

Numarası 124221001002

Ana Bilim / Bilim Dalı HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM / HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tezin Adı SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA HALKLA İLİŞKİLER: KONYA TİCARET ODASI ÖRNEĞİ

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

(3)
(4)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

Öğr

encin

in

Adı Soyadı Emre Yılmaz Numarası 124221001002

Ana Bilim / Bilim Dalı Halkla İlişkiler ve Tanıtım / Halkla İlişkiler ve Tanıtım Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı Doç. Dr. Ahmet tarhan

Tezin Adı Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkiler: Konya Ticaret Odası Örneği

ÖZET

Sivil toplum kuruluşlarında halkla ilişkiler, iletişimin hayatın her alanı için vazgeçilmez hale geldiği günümüzde kamuoyu oluşturabilmek ve bunun sonuçlarını alabilmek adına büyük önem arz etmektedir. Çünkü sivil toplum kuruluşları üyelerini halkın içinden seçmekte ve onlarla büyüyüp onların iletişim kabiliyetleriyle nüfuzunu genişletebilmektedir. Bu açıdan, halkla ilişkilerin uygulama enstrümanlarını kullanan ve sonuçlarıyla ilgilenerek proaktif süreçler geliştiren sivil toplum kuruluşları, hedefledikleri amaçlara daha hızlı ve daha verimli ulaşabilmektedir. Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkiler: Konya Ticaret Odası Örneği isimli bu çalışma da bir sivil toplum kuruluşu olarak ticaret odalarının çalışma kapsamı ve pozisyonlarını analiz ederek, Konya Ticaret Odası odağında derinlemesine araştırmalar ortaya koymayı amaçlamıştır. Araştırmada örnek kuruluş olarak incelenen Konya Ticaret Odası için, 371 üye ile yüz yüze anket yöntemiyle kuruma dair görüşleri alınmış ve halkla ilişkiler çalışmalarının kurumu tanıma ve tanıtmadaki rolü incelenmiştir. Sonuç olarak, Konya Ticaret Odası’nın yapmış olduğu halkla ilişkiler çalışmalarının kurumun, aidiyeti artırma, hizmet ve faaliyet alanlarını genişletmek için kamuoyu oluşturma konusunda başarılı olduğu sonucuna varılmıştır.

Anahtar Kelimeler; Halkla İlişkiler, Sivil Toplum, Sivil Toplum Kuruluşlarında

(5)

T. C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

SUMMARY

We live in a world where communication became irrevocable. To mold public opinion and to get results, public relations in non-governmental organizations has become really significant. Inasmuch as the non-governmental organizations pick its members and share holders from the public population and grow together with them. Through their communication skills non-governmental organizations expand their influence with the help of its members’ communication skills. From this point of view, the NGOs which uses the execution instruments of public population and by dealing with the consequences developing proactive processes, achieve their goals in a faster and more efficient way. In this study, “Public Relations in NGOs: Konya Chamber of Commerce Example”, the intended goal is by analysing the positions and the working scope of the chamber of commerces as a NGO, put forward researches focused on Konya Chamber of Commerce. Opinions about Konya Chamber of Commerce of 371 members were received by face-to-face survey method and the studies of public relation’s role of presenting the institution. As a conclusion, the public relations studies of Konya Chamber of Commerce are very successful in molding public opinion to enhance institution loyalty and expand service and operation fields.

Keywords; Public Relations, Civil Society, Public Relations in Civil Society

Organizations, Chamber of Commerce, Konya Chamber of Commerce, Professional Organization

Öğ

renci

ni

n Adı Soyadı Numarası EMRE YILMAZ 124221001002 Ana Bilim / Bilim

Dalı HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM / HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM Programı Tezli Yüksek Lisans Doktora

Tez Danışmanı DOÇ. DR. AHMET TARHAN

Tezin İngilizce Adı PUBLIC RELATIONS OF NON-GOVERNMENTAL

(6)

ÖNSÖZ

“Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkiler: Konya Ticaret Odası” adlı yüksek lisans tez çalışması, Türkiye’nin en önemli STK’larından birisi olan Konya Ticaret Odası’nın yaptığı çalışmaların tüm oda borsa camiasına örnek olabilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada, STK’lar içerisinde oda ve borsaların bilinenden çok daha fazla önemli rollerinin olduğu ve bu role uygun hareket edildiği müddetçe, oda ve borsaların yerelde ve ulusalda kalkınmanın temel dinamiklerinden biri olacağı anlatılmaya çalışılmıştır.

Bu amaç doğrultusunda, Konya Ticaret Odası’nın tüm yönleriyle analiz edilmesine ve bu kurumun iyileştirilmesi gereken taraflarının da şeffaf bir şekilde ortaya çıkarılması için çalışmaya tüm yürekliliğiyle destek olan Sayın Selçuk Öztürk’e şükranlarımı sunarım.

Yüksek lisans sürecimde tüm iyi niyet ve destekleri; aynı zamanda tezin niteliğinin artması için devamlı itici güç olan danışmanım Doç. Dr. Ahmet Tarhan’a, tezimin uygulama kısmında verdiği destekle beni fazlasıyla rahatlatan sevgili Ufuk Ay’a, yine tezimin son haline eklemeleriyle nitelik katan hocalarım Prof. Dr. Ömer Bakan ve Doç. Dr. Murat Koçyiğit’e teşekkür ederim.

Bu yaşımda, bana 27 yıllık arkadaşlık sunan dosttan öte kardeş olan Ahmet Gündoğdu’ya, hayatımın her döneminde verdiği destekle beni ayakta tuttuğu için teşekkürü bir borç bilirim. Vicdan konusunda sorunları olan; fakat üniversite hayatımda kahrımı çektiği ve yüksek lisansa başvurmak için beni teşvik ettiği için Yunus Emre Baypınar’a teşekkür ederim.

Uhrevi ve dünyevi doğru bir istikamete girmeme vesile olan kıymetini yeni yeni anladığım canım annem, babam ve ablalarıma, son olarak; uzunca bir süre sonunda bitirdiğim bu çalışmanın; hızlanmasında ondan aldığım feyz ve sevginin büyük katkısı olan ve olmasaydı eksik olurdum dediğim, ciğerparem sevgili eşime sonsuz teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunarım.

Bir bilinmezlik, çok çalışmayla ortadan kaldırılabilir; ama tutumlar inançla değiştirilir.

KONYA 2019

(7)

İÇİNDEKİLER

BİLİMSEL ETİK SAYFASI ……….…...… i

YÜKSEK LİSANS TEZİ KABUL FORMU ……….…...… ii

ÖZET ………...… iii ABSTRACT ………...……...… iv ÖNSÖZ ………...… v KISALTMALAR LİSTESİ ………..……….……… ix TABLOLAR LİSTESİ ……….…... x GİRİŞ ………….………..………..….……….... 1

1.1. Halkla İlişkiler Kavramı ………..………..…...…... 3

1.2. Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişimi ……….………..…….……... 6

1.3. Cumhuriyet Öncesi Halkla İlişkiler Uygulamaları .……….……. 7

1.4. Cumhuriyet Sonrası Halkla İlişkiler Uygulamaları …….……….….. 13

1.4.1. Ulusal Haber Ajansımız: Anadolu Ajansı ………....……….…...…. 15

1.4.2. Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü ………..……….... 16

1.4.3. Devlet Planlama Teşkilatı………..….……...……… 16

1.4.4. MEHTAP ………...……... 17

1.4.5. İdare Reform Danışma Kurulu ………..……... 18

1.4.6. İdari Danışma Merkezi ………...……… 19

1.4.7. KAYA Projesi ……….……….. 19

1.4.8. Bilgi Edinme Yasası ……….……….….…... 20

1.4.9. BİMER ……….…..…..………. 21

1.4.10. E-Devlet ……….………..…..…... 21

1.5. Halkla İlişkiler İle İlişkili Alanlar …..………..………….. 22

1.5.1. Reklam ……….………..………... 23

1.5.2. Propaganda ………...………..………... 24

1.5.3. Pazarlama ve Tanıtım ...………..………... 25

1.5.4. İletişim …...…………..………..……… 26

İKİNCİ BÖLÜM

(8)

2.1 Sivil Toplumun Tarihsel Temelleri ………..…...… 29

2.2 Günümüz Dünyasında Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları ………...… 33

2.3 Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşları ……….... 35

2.4 Sivil Toplum Kuruluşlarının İşlevleri ve STK’ların Türleri ……….….. 37

2.4.1 Dernekler ..……… ……….………..…… 38

2.4.2 Vakıflar……….….……….………...….…..… 40

2.4.3 Sendikalar ve Konfederasyonlar………...…… 41

2.4.4 Meslek Kuruluşları……….………..…….….... 41

2.4.5 Ticaret Odaları……….……..………..…….. 42

2.4.5.1 Avrupa’da Ticaret Odaları ……..……….…. 43

2.4.5.2 Osmanlı Devleti’nde Ticaret Odaları ………...…….….... 44

2.4.5.3 Türkiye’de Ticaret Odaları ………...……... 45

2.4.5.4 Sivil Toplum Kuruluşları Ekseninde Oda ve Borsa Tartışması ….... 48

2.5 Sivil Toplum Kuruluşlarının Halkla İlişkilerle Tanışması .…… …….. ……... 51

2.6 Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkiler İlkeleri ………..……..………… 52

2.6.1 Dürüstlük İlkesi ....…………....………….………..………….. 53

2.6.2 Tarafsız ve Eşit Hizmet Kalitesi ……..….….…….……..…..…... 54

2.6.3 Üye Menfaati İlkesi ………..………..…….….………. 55

2.6.4 Tutarlılık İlkesi ………..………….…….…. …... 55

2.6.5 Süreklilik İlkesi ………..……….…..…….…………... 56

2.6.6 Kurumsal ve Bireysel Destek İlkesi..………..……… …..………...…. 57

2.6.7 Gönüllülük İlkesi ……….. 57

2.7 Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkilerin Amaçları …..……….... 58

2.8 Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkilerin Uygulama Alanları ………….. 59

2.8.1 Kurum İçerisine Dönük Halkla İlişkiler Araçları …..…..……….. 60

2.8.1.1 Kurum İçi İletişim Faaliyetleri …..………..………..…..…….. 61

2.8.1.2 Kamuoyu Araştırmaları (Üye Memnuniyet Anketi) ……..…….….. 62

2.8.1.3 Seminer, Konferans ve Paneller ………..………....…….. 63

2.8.1.4 Meslek Komitesi ve Meslek Komitesi İstişare Toplantıları ..……... 63

2.8.1.5 Dilek, Talep ve Şikâyet Mekanizması ………..……… 63

2.8.1.6 Kurum Gazetesi ……….………..….………..…….. 64

(9)

2.8.1.8 Kurumsal Bülten ……….….………... 65

2.8.2 Sivil Toplum Kuruluşlarının Kurum Dışına Dönük Halkla İlişkiler Uygulamaları ………...….. 66

2.8.2.1 Kurumsal Kimlik ve Kurumsal İmaj Çalışmaları ………....…. 67

2.8.2.2 Basınla İlişkiler ………..….…….………... 68

2.8.2.2.1 Basın Bildirisi ………... 68

2.8.2.2.2 Basın Bülteni ………..….…..…... 69

2.8.2.2.3 Basın Konferansı/Basın Toplantısı………...…….... 69

2.8.2.2.4 Basın Gezileri ………..……....….…...… 70 2.8.2.2.5 Basın Lansmanı ………... 70 2.8.2.3 Sergi ve Fuarlar ……….…… 71 2.8.2.4 Lobicilik ………..…... 71 2.8.2.5 Sponsorluk ………..………...…… 73 2.8.2.6 Sosyal Sorumluluk ……….... 74 2.8.2.7 Yıllık Raporlar ………... 74

2.8.2.8 Araştırma ve Bilgi Raporları ………..………..…. 75

2.8.2.9 Seminer, Konferans ve Paneller ……… 75

2.8.2.10 Mobil Telefon Teknolojileri ………..………...…. 75

2.8.2.11 Kurumsal WEB Sayfası ………...……. 76

2.8.2.12 Sosyal Medya ………..….…. 77

2.9 Literatürde Sivil Toplum Kuruluşlarının Halkla İlişkiler İle İlgili Araştırmalarına Yönelik Temel Bulgular ………... 79

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA HALKLA İLİŞKİLER UYGULAMALARI KONYA TİCARET ODASI ÖRNEĞİ 3.1 Yöntem ……….…. 83 3.1.1 Araştırmanın Konusu ………..….……….…... 83 3.1.2 Araştırmanın Amacı ……….………….……... 83 3.1.3 Araştırmanın Önemi ……….……….………..….... 83 3.1.4 Araştırmanın Sınırlılıkları ………...… 84 3.1.5 Araştırmanın Yöntemi ……….… 84

(10)

3.3 Yönetim Yapısı ve Organizasyon Yapısı ……….. 86

3.4 Konya Ticaret Odası Kuruluşları ………..…… 87

3.4.1 KTO Eğitim ve Sağlık Vakfı ………..……..………..……… 88

3.4.2 KTO Karatay Üniversitesi ……….….……..……..……… 89

3.4.3 KTO Mesleki Eğitim Merkezi ……….….…………..……… 90

3.4.4 KTO TÜYAP Fuar Merkezi ……….….…………..….…... 91

3.4.5 KTO Dış Ticaret Merkezi ………....… 92

3.5 KTO’da Halkla İlişkiler Uygulamaları ……….………..…... 93

3.5.1 Çalışanların Davranış ve Görüşlerini Belirlemeye Yönelik Halkla İlişkiler Uygulamaları ………... 93

3.5.1.1 Kamuoyu Araştırmaları (Kurum İçi Memnuniyet Anketi) ….. 93

3.5.1.2 Birim Odaklı İstişare Toplantıları ………...………. 96

3.5.1.3 Bireysel İstişare Görüşmeleri ………..………….……... 93

3.5.1.4 Sosyal ve Beşerî Etkinlikler ………...……. 97

3.5.2 Üyelerin Davranış ve Görüşlerini Belirlemeye Yönelik Halkla İlişkiler Uygulamaları ………..….….. 98

3.5.2.1 Kamuoyu Araştırmaları (Üye Memnuniyet Anketi)…...……. 98

3.5.2.2 Seminer, Konferans ve Paneller ………...…. 101

3.5.2.3 Meslek Komitesi Toplantısı ………….………….………… 102

3.5.2.4 Meslek Komitesi İstişare Toplantısı ………... 103

3.5.2.5 Dilek, Talep ve Şikâyet Mekanizması ……….…... 104

3.5.2.6 Medya ile İlişkiler ………..……….... 105

3.5.2.6.1 Basın Bültenleri ...………..………... 105

3.5.2.6.2 Basın Kahvaltıları ……..………..….…… 106

3.5.2.6.3 Basın ve Lansman Toplantıları ………....…. 107

3.5.3 Yapılan Hizmet ve Uygulamalardan Haberdar Etme: Tanıtma…. 109 3.5.3.1 Kuruluş Yayınları ………...……... 109

3.5.3.2 Yıllık Raporlar ……….…….. 112

3.5.3.3 Araştırma ve Bilgi Raporları ………. 113

3.5.3.4 Mobil Telefon Teknolojileri ………...…... 114

3.5.3.5 İnternet Teknolojileri ………. 115

(11)

3.6 KTO Üyelerinin Oda Çalışmalarına İlişkin Bulgular Ve Yorum ………….... 118

3.6.1 Katılımcıların Demografik Özelliklerine İlişkin Betimsel İstatikler . 118 3.6.2 KTO’nun Bilinirliğine ve Faaliyet Alanlarına Yönelik İstatistikler 120 3.6.3 KTO’nun Halkla İlişkiler Uyg. Yönelik Betimsel İstatistikler …. 126 3.6.4 Katılımcıların Demografik Özelliklere Göre KTO’dan Memnuniyet Durumu ... 133

3.6.5 Katılımcıların Demografik Özelliklerine Göre KTO’nun Tanınma Durumu ………. 135

SONUÇ ……….………... 142

KAYNAKLAR ……… 149

(12)

KISALTMALAR

ATO: Ankara Ticaret Odası KTO: Konya Ticaret Odası

TOBB: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği STK: Sivil Toplum Kuruluşu

TFF: Türkiye Futbol Federasyonu

TÜSF: Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu

(13)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1. Osmanlı Devletinde Halkla İlişkiler Uygulamaları ……… 12

Tablo 2. Türkiye’deki Derneklerin ille göre dağılımı ………... 39

Tablo 3. Avrupa’da Ticaret Odalarının Özellikleri, Avantajları ve Dezavantajları . 44 Tablo 4. Katılımcıların Firma Statü Dağılımları ………. 118

Tablo 5. Faaliyet Türü Dağılımları ……….. 118

Tablo 6. KTO Üyelik Süresi Dağılımları ………. 119

Tablo 7. Katılımcıların Yaş Grubuna Yönelik Dağılımlar ……….. 119

Tablo 8. Katılımcıların Eğitim Düzeyine Yönelik Dağılımlar ……… 120

Tablo 9. Katılımcıların KTO’nun Fiziki Şartlarına İlişkin Görüş Dağılımları …… 120

Tablo 10. KTO’nun Faaliyet Alanlarına Yönelik Bilinirlik Dağılımları ….……… 121

Tablo 11. Katılımcıların KTO’nun Faaliyetlerine Yönelik Dağılımları ………….. 121

Tablo 12. Katılımcıların KTO’nun Faaliyetlerini Yeterli Bulma Dağılımları ……. 122

Tablo 13. Katılımcıların KTO’nun Proje ve Yatırımlarına Güven Dağılımları …… 122

Tablo 14. Katılımcıların, KTO’nun Faaliyetlerini Hangi Kaynaktan Öğrendiğine Dair Dağılımlar ……… 123

Tablo 15. Katılımcıların, KTO’nun İmajına Dair Dağılımları ……….…… 123

Tablo 16. Katılımcıların, KTO Başkanını Tanımalarına İlişkin Dağılımlar ….….. 124

Tablo 17. Katılımcıların, KTO Başkanından Memnuniyet Dağılımları …………..124

Tablo 18. Katılımcıların, KTO Eğitim ve Sağlık Vakfına Dair Memnuniyet Dağılımları ………...…… 125

Tablo 19. Katılımcıların, KTO Karatay Üniversitesi’ne Dair Memnuniyet Dağılımları……….... 125

(14)

Tablo 20. Katılımcıların, KTO Uluslararası Fuar Merkezi’ne Dair Memnuniyet Dağılımları ………...……… 126 Tablo 21. KTO’nun Bilgilendirme Faaliyetlerine Yönelik Dağılımlar ………… 126 Tablo 22. KTO’nın Hizmet Birimlerine Yönelik Memnuniyet Dağılımları ……. 127 Tablo 23. Katılımcıların KTO’nun faaliyetlerinden haberdar olma Dağılımları …127 Tablo 24. KTO’nun Medyada Görünümüne Dair Dağılımlar ……… 128 Tablo 25. Katılımcıların, KTO Sosyal Medya Takip Etme Dağılımları …………128 Tablo 26. Katılımcıların, KTO’nun Sosyal Medya Hesapları Kullanımına Yönelik Dağılımlar ………..……. 129

Tablo 27. Katılımcıların, KTO’nun Bilgi ve Araştırma Raporlarını Takip

Etmelerine Dair Dağılımları ………...…… 129 Tablo 28. Katılımcıların, KTO’nun Yıllık Ekonomi Raporuna Dair Dağılımları .. 130 Tablo 29. Katılımcıların İpek Yolu Dergisine Dair Dağılımları ……… 130 Tablo 30. Katılımcıların, KTO Mobil Uygulamasına Dair Dağılımları ………… 131 Tablo 31. Katılımcıların, KTO’nun şikayet/istek/önerilere karşı Yaklaşım Dağılımları ………... 131 Tablo 32. Katılımcıların, KTO’nun Kurumsal İmaj Çalışmalarına Yönelik Dağılımları ………... 132 Tablo 33. Katılımcıların, KTO’nun Meslek Komitelerine Dair Dağılımları ……. 132 Tablo 34. Katılımcıların Şirket Türü ile KTO Başkanı Memnuniyet Durumlarına Dair Çapraz Tablo ……… 133 Tablo 35. Katılımcıların Yaş Grupları ile Yönetim Kurulu Başkanından Memnuniyet Dağılımlarını Gösteren Çapraz Tablo ……….. 134

(15)

Tablo 36. Katılımcıların Yaş Grupları ile Yönetim Kurulu Başkanını Tanıma Dağılımlarını Gösteren Çapraz Tablo ……….. 135 Tablo 37. Üyelerin Eğitim Düzeyi İle KTO’nun İmaj Yönetimi Algılarına Yönelik Çapraz Tablo ……….... 136 Tablo 38. Üyelerin Faaliyet Türü ile KTO’nun Faaliyetlerini Yeterli Bulmalarına Yönelik Çapraz Tablo ……….. 137

Tablo 39. Katılımcıların KTO Bilgilendirme Faaliyetlerini başarılı bulma ile Yönetim Kurulu Başkanından memnuniyet oranlarına dair Çapraz Tablo ………... 138 Tablo 40. Eğitim düzeyi ile KTO’nun Proje ve Yatırımlarına Güven İlişkisine Dair Çapraz Tablo ……… 140 Tablo 41. Başkan ve KTO Kuruluşlarının Memnuniyet Oranları ………. 147

(16)

GİRİŞ

Halkla ilişkiler ilk insandan bu yana, tarihin bütün dönemlerinde farklı şekillerde kendini göstermiştir. Kavramsal adının son birkaç yüzyıla kadar konulmamış olması, halkla ilişkilerin bütün formlarıyla tarihe etki ettiği ve yön verdiği gerçeğini değiştirmeyecektir. İlk insanın yaratılışından, Kavimler Göçü’ne, ilk savaşlardan İstanbul’un Fethi’ne, Fransız İhtilali’nden bugüne kadar bütün yönetim biçimlerinde, yöneten ve yönetilen kim olursa olsun insanla iletişimin halkla olan iletişime doğru evrildiğini göstermiştir.

Hayatın tabiatında, insanların birbirleriyle olan iletişimi ve ilişkisi yapısal değişiklikler gösterse de nihai olarak üreten-üretici ile yöneten-yönetilen kurumlarının birbirlerine bağımlı oluşu, bu organik bağın ayrı ayrı bilimlerde ve/veya yönetim fonksiyonları başlıklarında incelenmesini mecbur kılmıştır. Nitekim; halkla ilişkiler, insan kaynakları, müşteri ilişkileri, örgütsel İletişim gibi birçok kitlesel kuramlar üzerine önemli disiplinler oluşmuş ve bu disiplinler son yüzyılı şekillendiren unsurlar olmuştur. İşte bu unsurlar gelişen bilgi teknolojileriyle birlikte neredeyse her alanda kendini göstermekte ve halkla ilişkiler disiplininin başlıkları altında kendine yer bulmaktadır. Bu açıdan da halkla ilişkiler bütün fraksiyonlarıyla ister hizmet ister mal ister düşünce üretsin kendini kurum veya kuruluş gören her örgüt için hayati önemdedir.

Hayat standartlarının her geçen sene yükseldiği ülkemizde, üyelerin memnuniyet seviyeleri de yükselmektedir. Bütün kurum ve kuruluşların ihtiyacı olan “bireyi anlama” kavramının, sivil toplum kuruluşları için önemini anlatarak, üyelere daha nitelikli hizmet verebilmek, üyelerin kurum aidiyetlerini artırarak gönüllü çalışanlar kazanmak ve nihayetinde kurumuna ve ülkesine sahip çıkan bireylerden oluşan bir toplumun dinamiklerine katkı sağlamak da bir diğer amaçtır.

Sivil Toplum Kuruluşlarında Halkla İlişkiler, Konya Ticaret Odası Örneği adlı çalışma literatür taraması, alan araştırması, saha araştırması ve yapılandırılmamış görüşme yöntemiyle hazırlanarak üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde halkla ilişkiler disiplininin genel çerçevesi çizilecek ve kavramlarıyla birlikte halkla

(17)

ilişkilerin tarihsel gelişimi ve Cumhuriyet sonrası halkla ilişkiler faaliyetleriyle ilişkili olduğu alanlara da değinilip bölüm sonlandırılacaktır.

İkinci bölümde ise sivil toplum kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarındaki halkla ilişkiler faaliyetleri incelenecektir. Bu bölümde sivil toplum kuruluşları ve sivil toplumu oluşturan unsurlar (dernekler, vakıflar, meslek kuruluşları vd.) ele alınacak, aynı zamanda sivil toplum kuruluşu olarak ticaret odalarına ince bir bakış yapılacaktır. Osmanlı Devleti’nden günümüze ticaret odalarının fonksiyonları ve uzun vadede alacağı roller üzerine detaylı bir inceleme ele alınacaktır. Bu genel bir inceleme ile birlikte sivil toplum kuruluşlarının içe ve dışa dönük faaliyetleriyle üçüncü bölümde detaylıca incelemesi yapılacak Konya Ticaret Odası örneğine atıflarda bulunulmuştur.

Türkiye’de oda ve borsalar olarak tabir edilen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Üyesi olarak hizmet veren ticaret odaları, sanayi odaları, ticaret ve sanayi odaları ve ticaret borsaları geleneksel yapılarını koruması nedeniyle halkla ilişkiler gibi gönüllülük ve vizyon isteyen disiplinlere karşı aktif bir süreç geliştirememektedirler. Halbuki, yasa yapıcılara en kolay ve hızlı görüş gönderebilen, ülkelerin temel kalkınma unsuru olan ekonomik kanallara en çabuk ulaşabilen ve onları çok yakından gözlemleyebilen kurumlar oda ve borsalar olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirme ışığında, sivil toplum kuruluşlarının halkla ilişkiler açısından yaptıkları ve yapabilecekleri faaliyetleri, oda ve borsaların kurumsal kanaat önderi olarak tanımlanmasının sağlayacağı katkıları ele alması bakımından tez öne çıkmaktadır. Ticaret odalarının bu rolü de üçüncü bölümde kendisine yer bulacaktır. Bu bölümde çalışmanın ana sonuçlarını gösterebilmek amacıyla Türkiye’deki ticaret odaları için güncel ve önemli bir rol model olan Konya Ticaret Odası’nın, işleyişini, birimlerini, hizmetlerini, önemli katma değerler sağladığı alanlarını, üyelere yaklaşım ve hizmetlerini, üye kuruluşların görüşü alınmak suretiyle etraflıca analiz edip somut örneklerle de olması gereken ticaret odası profili ortaya konmuş olacaktır.

(18)

BİRİNCİ BÖLÜM HALKLA İLİŞKİLER 1.1. Halkla İlişkiler Kavramı

Halkla ilişkiler gibi, kamuoyu kurum ve kuruluşlarının ilişkilerini merkezine alan bir konuyu, çerçevesini çizmeden açıklamaya çalışmak olanaksızdır (Tortop ve Özer, 2013:2). Halkla ilişkiler (Public Relations) deyimini ilk kez Amerika Birleşik Devletleri başkanı Thomas Jefferson'un 1807 yılında Kongre'ye gönderdiği mesajda kullandığı bilinmektedir (Kazancı, 1980: 1).

Yabancı literatürde halkla ilişkiler sözcüğünün karşılığı olarak İngilizcede “Public Relations”, Fransızcada “Relations Publiques” sözcükleri kullanılır. Bu sözcüklerin baş harfi olan (PR) halkla ilişkiler uzmanları tarafından yaygın biçimde benimsenen ve kullanılan simgedir (Sabuncuoğlu, 2013:3).

Halkla ilişkiler akademisyenleri, halkla ilişkileri, geleneksel olarak halkla ilişkiler iletişiminin bir iletişim etkinliği olarak görmekte ve bir yönetim disiplini olarak kavramlaştırmaktadır (Lages ve Simkin, 2003: 298-328). Halkla ilişkiler kurumsal bir disiplin olarak nitelendirilse de eski insanda da halkla ilişkilerin izlerini görmek mümkündür. Bu izler de Edward Bernays’ın düşüncesiyle halkla ilişkilerin üç unsuruna dayandırılabilir; insanları bilgilendirme, insanları ikna etme ve insanları bütünleştirme. Çünkü ilk insandan bu yana insan bilgilenmiş ve bilgilendirilmiş ikna edilmiş ve bu bilgiler ışığında bütünleşmiş veya ayrışarak somut fikri ve fiziki eylemlerde bulunmuştur (Kotler ve Mindak, 1978:16).

Daha sonra Dorman Eaton adlı New Yorklu bir hukukçu, 1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla İlişkileri ve Ödevleri” başlığını taşıyan bir konuşmayla dikkatleri bu kavrama çekmiştir (Aktaran: Biber, 2012: 21).

Halkla ilişkiler kavramına geride zikredilen bilgilere ilişkin olarak literatür detaylıca incelendiğinde farklı birçok tanımın daha yapıldığı görülmektedir. Her ne kadar halkla ilişkilerin modern başlangıcı olan ifade edilen 20. Yüzyılın başından

(19)

itibaren geniş ölçüde kabul edilen bir tanımı yapılmadığı düşünülse de bir çerçeve çizilmesi elzemdir (Okay ve Okay, 2001: 1).

Halkla ilişkilerin öncülerinden Ivy Lee, halkla ilişkileri hep dürüstlük zeminine oturtmuştur. Kamu ve özel sektörde karşılıklı ilişkilerin doğru ve ikna edici bir köprüde konuşması gerektiğini ve halkla ilişkilerin bu çizgide kavramsallaştırmasını savunmuştur (Hutton, 1999: 200).

Halkla ilişkiler, özel veya kamu bütün kuruluşların paylaşılan sosyal ortamı birlikte oluşturma, ilişkileri müzakere etme ve yönetme, nüfuz oluşturma gibi bir çok alanda kullanıcılara farklı alternatifler sunar. Bu da halkla ilişkileri toplumsal hayatın profesyoneller tarafından daha doğru algılanmasına ve yansıtılmasına imkan sağlamaktadır (Heath, 2006: 99).

1800’li yılların sonu ve 1900’lü yılların başı itibarıyla, tarihsel gelişimi ve dünya coğrafyasını etkileyen bütün olaylarda halkla ilişkilerin kavram olarak alanına giren birçok unsurun etkileri görülmektedir. Halkla İlişkileri bir disiplin haline getiren de yaşanan bu sosyo-ekonomik ve sosyo-politik gelişmelerdir. Fransız İhtilali nasıl tarihin yön değiştirmesine ortam hazırladıysa, I. ve II. Dünya Savaşları da beşeriyetin dünyada algılanmasını değiştirmiştir. Kimi uzmanlar halkla ilişkiler çalışmaları olarak eski çağlarda yapılan bazı uygulamalardan hareketle, halkla ilişkilerin başlangıcını eski çağlara kadar götürseler de onun düzenli, planlı ve en önemlisi belirli bir amaca yönelik bir çalışma olarak ortaya çıkması çağımızda gerçekleşmiştir (Kalyon, 2006: 11).

Public Relations kavramının Türkçe’ye çevrilmiş şekli olan halkla ilişkilerdeki halk kavramı, kamuyla ilgili, kamusal anlamına gelen Public kavramıyla çok fazla örtüşmemektedir. Halk kavramıyla belli bir konuda ortak tavır alan, bütünleşik hareket edebilen ve ortak çıkarlara sahip daha kısıtlı bir kitle kastedilmektedir (Biber, 2012: 21).

Bazı araştırmacılar halkla ilişkilere, örgütler ile toplum arasında, her iki tarafa da fayda sağlayacak bir uzlaştırıcı olarak bakmaktadırlar. Bir başka görüşe göre ise,

(20)

halkla ilişkiler örgütlerin topluma karşı savunuculuğunu, avukatlığını yapan bir işlevdir (Sabuncuoğlu, 2013: 4)

Halkla ilişkileri Prof. Dr. İrfan Erdoğan ise şöyle tanımlamıştır: “Halkla ilişkiler, sosyal bilimleri ve bilgi birikimini kullanarak, planlı bir şekilde ilişkinin doğasını anlamak ve belli amaçlara göre şekillendirmek için yapılan planlı girişimlerdir” (Erdoğan, 2014: 16).

Halkla ilişkilerin kesin bir tanımı olmamasının temel sebebi de odağına direk insanı almasıdır. İnsandaki değişim ve gelişim ilk insan Hz. Âdem’den bu yana süregeldiği için yapılan veya yapılacak tanımlar muhakkak gelecek zamanı içine alarak mevcut zamana sıkışıp kalmadan beyan edilmelidir.

Bir Amerikan fenomeni olan halkla ilişkiler hem ilerici hem de gerici fikirleri saygıdeğer kılmak için kullanılmıştır. Stuart Ewen’in belirttiği gibi (1997), farklı tarihsel dönemlerde halkla ilişkiler farklı şeyler anlamına gelmiştir ve öyle olmalı ve öyle de olacaktır (Erdoğan, 2014: 28)

Halkla ilişkiler tarihçisi Stuart Ewen’e göre, halkla ilişkilerin iki genel tanımı vardır: Günlük hayatta “PR” (Halkla İlişkiler) kavramı “imal edilmiş gerçeği” tanımlamak için kullanılır. Halkla ilişkiler mesleği açısından ise halkla ilişkiler, halkı, “şeyleri gerçek olarak görmeye teşvik eden mental çevreler” inşa etmeye çalışan pratiktir (Erdoğan, 2014: 28). Halkla ilişkiler tanımlamalarına bakıldığında genel kabul gören unsurların “yönetim”, “kuruluş”, ve “halk” olduğu görülmektedir (Okay ve Okay, 2001: 2).

Halkla ilişkiler geleneksel anlayışta bir tür mesajlaşma olarak da kabul edilir. Bu mesajlaşma tanıtım, bilgilendirme ve medya ilişkileriyle kapsanır ve reklamın da katkı sağladığı bir mesajlaşma ağı ifade edilir (Grunig, 2009: 4). Bu yaklaşım günümüzdeki reklam iletişim ve halkla ilişkiler çalışmalarının bu denli bütünleşik olmasına bir işaret olmaktadır.

Halkla ilişkilerde amaç insanların dünyayı algılama yollarını ve dünyada insanların nasıl davranacaklarını etkilemektedir. Halkla ilişkilerde “gerçek” büyük ölçüde “izleyiciye satılacak şey” olarak tanımlanır. Halkla ilişkiler yoluyla gerçek,

(21)

“gerçek olarak kabul edilen” fakat “gerçek olmayan enformasyonlara” (factoids) dönüştürülür (Erdoğan, 2014: 28).

1.2 Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişimi

Türkiye’de halkla ilişkiler henüz Amerika ve Avrupa’nın deneyimine sahip değildir. Türkiye’deki siyasi mücadeleler halkla ilişkilerin, halk tarafından, sadece oy alma ve mal mülk edinme kısır döngüsünde anlamasına neden olmuştur. Halkla ilişkilerin daha yeni yeni insancıl kısmı ortaya çıkmaktadır (Erdoğan, 2014: 79).

Halkla ilişkileri yakın tarihte incelerken, yakın tarihe gelene kadar önemli dönemlerdeki kilometre taşı sayılabilecek adımları da dikkate almak önemlidir. Çünkü yaşanan toplumsal olaylar, bazen yakın alanı bazen de sınırları aşarak birçok coğrafyayı etkilemektedir. Bunun en önemli örneklerinden olan Fransız İhtilali, dünya coğrafyasının değişmesine, insanların ifade ve mücadele özgürlüklerine büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur.

Bir ülkedeki halkla ilişkileri ele alabilmek için o ülkedeki sosyoekonomik ve siyasi yapıyı bilmek gerekmektedir. Halkla ilişkiler öncelikle ona ihtiyaç duyması gereken kişi, kurum ve organizasyonların varlığıyla meydana gelmektedir (Canpolat, 2012:83).

Halkla ilişkileri ihtiyari veya gayriihtiyari icra eden söz konusu kişi ya da kurumlar, hem kavramsal hem de kuramsal olarak halkla ilişkilere dair yeni bir atılımın habercisi olabilmektedir. Örneğin bir toplum önderinin yapmış olduğu esnaf ziyareti veya polis memurunun şoföre kendi iradesiyle yol vermesi kuruma isnat edilerek halkla ilişkilerde direk kavramsal bir karşılık bulamasa bile insani açıdan bu moda tabirle “PR çalışması” olarak adlandırılabilmektedir. Bunun temelinde de kurum ve organizasyonların belli sosyo ekonomik ve siyasi sistemlerin ürünü olması yatmaktadır.

Bu yaklaşımlar Türkiye’deki sosyoekonomik ve siyasi yapının doğurduğu ekonomi politikalarının incelenmesi, temel politika dönüşümlerinin saptanması, halkla ilişkilerin yapısının, bu yapıda meydana gelen değişikliklerin anlaşılabilmesi açısından önemli görünmektedir. Çünkü bu politikalardaki her değişim halkla ilişkiler uygulamalarını da değiştirmek ve dönüştürmektedir. Bu açıdan önce bu dönemlerin

(22)

genel durumu anlatılmakta sonra halkla ilişkiler alanındaki uygulamalara geçilmektedir (Canpolat, 2012:83)

Türkiye’de Halkla İlişkilerin babası olarak bilinen Prof. Dr. Alaeddin Asna halkla ilişkilere dair yaptığı analizde “Her alanda olduğu gibi bizim konumuzda da 21. yüzyıla baş döndürücü değişimlerle girdik. Bilgi toplumunun ancak etkin bir iletişim düzeniyle kurulabileceğini bilen ülkeler, yatırımlarını insan, bilgisayar ve iletişim üzerinde yoğunlaştırmakta, Türkçemizde de bilgi iletişimi anlamına gelen “bilişim” sözcüğü gittikçe daha çok duyulmaktadır” cümleleriyle gelişme ve değişimlerin yeni kavramlarla başka bir boyut kazandığını ortaya koymuştur (Asna, 2012: 9).

“Bilimin ve teknolojinin akıl almaz yükselişine paralel olarak; toplum kültürünün, yaşam tarzının değişmesi, insanoğlunun ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve bununla ilişkili olarak üretim tarzının şekillenmesi ile ortaya çıkan hâkim ekonomik düzen birçok kavram ve anlayışı da beraberinde getirmiştir. Bu değişimin etkisinde kalan toplumsal yaşamda halkla ilişkiler kavramı da artık sıkça duyulan kavramlardan biri olmuştur” (Kalyon, 2006: 3).

Bahsedilen tüm bu dinamikler, halkla ilişkiler kavramının ortaya çıkış ve gelişim sürecini anlamak adına büyük önem taşımaktadır. Halkla ilişkilerin Türkiye’deki gelişimine bakmadan önce Türk Tarihi’ndeki halkla ilişkiler kavramına ve uygulanma biçimlerine kısaca bakmak; sonraki kısımlar için önemli bir kaynak olacaktır.

1.3. Cumhuriyet Öncesi Halkla İlişkiler Uygulamaları

Bugünkü anlamıyla, halkla ilişkiler uygulamalarının, çağdaş anlamda başlamasının 20. yüzyılda mümkün olduğu, en azından çağımızda etkinlik kazandığı ve gelişen ekonomik, kültürel şartların bu hususta en önemli etkenler olduğu konusunda genel bir görüş birliği vardır (Kalyon, 2006: 11). Bu görüş birliğinin ortaya çıkmasında halkla ilişkilerin PR adıyla herkesin diline pelesenk olmasının büyük etkisi vardır. Günümüzde halen, her devlet, her toplum hatta her birey kendi şahsi dünyasında bile PR koduyla tanımlamalar yapmakta ve bu kodlar üzerinden dış dünyaya dair de yorumlarda bulunmaktadır. Örneğin bir arkadaş grubunda kendi

(23)

PR’ını yapmak deyişi, bir şirketin sosyal sorumluluk çalışmasının halkta “PR’ını yapıyor” şeklinde algılanması çağın getirdiği basitleşmenin de temel sonucudur.

Bu bağlamda Cumhuriyet öncesi halkla ilişkiler uygulamaları ele alındığında halkla ilişkilerin, Türk devletlerinde halka mesaj vermek ve kendi kültürünü tanıtmak için kullanılan (Canpolat, 2012: 86) bir araç olduğu görülmektedir. Çünkü bu dönemlerde günümüzdeki gibi iktisadi faaliyetlerin, dahası pazarlama, tanıtım, reklam, sponsorluk, sosyal sorumluluk gibi çabaların sadece devlet odaklı yapılıyor olması; serbest piyasada -günümüzdeki anlamıyla özel sektörde- halkla ilişkiler kavramını inceleme imkânı vermemektedir.

Türk tarihi incelenirse, halka götürülen bayındırlık eserleri ile adil bir sistemin varlığı, çalışan ehliyetli herkesin devlet içinde yükselme olanaklarının bulunuşu, halkın dil, din ve geleneklerine hürmet edilişi ve serbest bırakılışı, halka verilen önem ve değerin belirtileridir.

Eski devletlerde halkla ilişkiler çalışmalarını yerine getirmek için kullanılan araçlar yazılı ve sözlü olmak üzere genelde iki başlıkta toplanabilmektedir. Kurultaylar, istişare divanları, yöneticilerle halkın bir araya geldiği, törenlerle başlayan yemekler, kitabeler, hikayeler, destanlar ve şikâyet sistemi bunları örneklendirmektedir (Canpolat, 2012: 86).

Eski Türk devletlerinde, halkla ilişkiler kavramının ismen değil belki ama fiili olarak gerçekleştiği toylar, kurultaylar ve destansı öğretiler yöneten ve yönetilen kavramlarının doğal sonucudur. Bu sonucun eseri olarak da “teknolojinin olmadığı bu dönemlerde halka gelenek, görenek, kültür mirasları, devlet yönetimi ve dini konulardaki bilgiler yazılı ve sözlü iletişim araçlarıyla aktarılmıştır” (Canpolat, 2012: 87). Bu destanlar ve hikayeler (Manas, Oğuz Kağan, Ergenekon vd.) günümüze kadar gelmesiyle aslında çok önemli görevi başka bir deyişle de önemli bir değeri günümüze taşımışlardır: Tanıma ve tanıtma. Çünkü tarihin detaylıca not edilemediği bu dönemlerde gelenek ve göreneklerin, alışkanlıkların, tutumların, tercihlerin, stratejilerin günümüze ulaşması pek mümkün olmamıştır. Ancak bu destanlar ve hikayeler barındırdıkları kodlarla bu devlete dair, yönetim ve yönetilenle ilgili dahası halkın ve devletin iletişim biçimiyle ilgili önemli verileri günümüze sunmuştur.

(24)

Tarihin farklı zamanlarından verilecek birkaç örnekle de halkla ilişkilere dair ilginç fakat somut olaylar görülebilecektir. Büyük İskender, İran’da Kral Dara’nın kızıyla evlenmiş, Pers giysileri ile halkın karşısına çıkmış, ordusundaki Makedonyalı subayların da kendisini örnek almalarını istemiştir. Bu davranış, Persler arasında ilgi uyandırmış, ona hayranlık duyulmasa bile yenik bir ulusun düşman komutanına duyacağı kin ve acı azalmıştır (Kalyon, 2006: 13).

İnsanlığın çağ atladığı bir başka adım da “toplumun görüşü” veya “toplumun talepleri” gibi halk hareketini yansıtan ve yöneticiler için karar mekanizmalarında dikkate alınmak zorunda olan insanî değerlerdir. Halkın görüşünün önemli olduğu demokratik sistemler, sanayileşme hareketleri, güçlü ekonomik yapılar, ulaşım ve haberleşme araçlarının varlığı ve gelişimi gibi unsurlar halkla ilişkilerin oluşumunu hazırlayacak etmenlerdir (Canpolat, 2012: 89).

Bu açıdan bakıldığında da halkla ilişkilerin geçmişe dönük çalışmalarını incelerken, bu çalışmalara yüklenecek anlamlar, çağımızdaki halkla ilişkilerin önemini yadsımamıza neden olacak klikler içermemelidir. Çünkü halkla ilişkiler gerçek bir bilim olarak tartışılmaya başlandıktan sonra, halkla ilişkiler kuram ve kavramlarıyla günümüzden geçmişe dair yorum ve analizlerde bulunmanın sınırı, günümüzdeki gelişmelerin güncelliğiyle paradoks yaşayabilmektedir. Bu yüzden tarihsel süreçteki halkla ilişkileri, günümüze katkı olarak konumlandırırken, günümüzün ekonomik gelişmelerinin halkla ilişkilere yaptığı katkıyı geçmişte eksikmiş gibi değerlendirmemek gerekmektedir.

Nitekim Yeşim Kalyon, “Halkla İlişkiler” adlı eserinde bu duruma şöyle bir analizle yer vermiştir: “Bugünkü anlayışın kabul ettiği, çağdaş anlamda bir halkla ilişkiler kavramının insanlık tarihi ile özdeşleştirmek şüphesiz olanak dışıdır ve gülünç olur (Kalyon, 2006: 13).

Bu tarihsel açılımdan sonra cumhuriyet öncesi halkla ilişkiler faaliyetlerini Osmanlı Devleti üzerinden değerlendirmekte de büyük fayda vardır. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına kadar günümüz şartlarına nazaran özgürlük ve insan hakkı konusunda devletin koruyucu olması, ticaret ahlakı, vatan ve millet bilinci ve en önemlisi de Allah korkusunun hakim olması, toplumu temelinden sarsacak olayların

(25)

yaşanmasına engel olmuştur. İsmail Cem (Cem, 1995: 72) kitabında bu noktaya şöyle temas etmektedir: “Osmanlı’da iktidarın söylem ve uygulamalarına baktığımızda, büyük oranda İslam’ın eşitliğe ve adalete ağırlık veren yönlerinin alındığını ve kullanıldığını görmekteyiz. Devlete yansıyan bu eşitlik anlayışı, soylu zümrelerin, ayrıcalıklı insanların var olduğu ve uzun süre var olacağı bir dünya için çok yeni, çok ileri bir düşüncedir”.

Tarihsel anlatıda şu noktaya değinmekte de büyük fayda vardır; İstanbul’un fethi Osmanlı’da halkla ilişkiler açısından büyük önem taşımaktadır. İstanbul gibi kozmopolit bir şehrin fethedilmesi, devletin halka olan yaklaşımında büyük değişiklikleri mecbur kılmıştır. Padişah gibi çok büyük coğrafyaya hükmeden liderlerin, koruma kaynaklı muhafaza altına alınması halkla ilişki kurabilmesi bakımından da bir başka engel olarak karşımıza çıkmaktadır (Kazancı, 2006: 4).

Bu atıfta, Osmanlı Devleti’nde halkla ilişkilerin yeşerme biçimi adına önemli kodlar yer almaktadır. Sanılanın aksine Osmanlı Devleti halkın talep ve isteklerine, inanç ve ihtiyaçlarına- Batılı devletlerin tahayyülünde bile yokken - büyük önem vermiştir. Bu durum da halkla ilişkilerin negatif senaryolarla anılma ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1463’te Bosna Hersek’i fethettikten sonra Latin dini liderlere gönderdiği ferman bunun en önemli örneklerindendir: “Ben ki Sultan Mehmet Hanım. Cümle avâm ve havâssa ma’lum ola ki, işbu dârendegân-ı fermân-ı hümâyûn Bosna ruhbanlarına mezîd-i inayetim zuhura gelip buyurdum ki, mezbûrlara ve kiliselerine kimse mâni’ ve müzâhim olmayıp ihtiyâtsız memleketimde duralar. Ve kaçup gidenler dahi emn ü emânda olalar” (Akgündüz, 2008: 11).

Bu zeminden hareketle iki önemli devlet olan Selçuklular ve Osmanlılar Avrupa’yla ilişkilerinde güçlü devletler olarak yer alıyorlardı ve bu algılanma iki devleti birçok yönde etkilemiş ve karşılıklı bir gelişim sağlamıştır. Bu Türk devletlerinin yönetici sınıflarının “kendi bilincinin ne olduğundan” geçerek aldıkları bir üstünlük bilinciydi. Dolayısıyla hem savaş hem de barış zamanında, dışla ilişkilerindeki iletişim tarzları, bu bilincin belirlediği bir karakter taşıyordu. Avrupa devletlerinin Türk devletleriyle ilişkileri borç, cephane, at ve savaş gemisi yardımı

(26)

isteme; bir diğer Avrupa devletinin baskısına karşı yardım isteme; Türk devletlerinin yönetimini anlamaya çalışma gibi biçimleri olmaktaydı (Erdoğan, 2014: 89)

Osmanlı’da halk dilekçeleri, muhtesipler ve şikayet mektupları halkla ilişkiler faaliyetleri olarak tanımlanabilecektir. Her ne kadar bu kapsam alınsa da halkla ilişkilerin günümüzdeki anlamına yönelik bir devletleşme ve toplumlaşma görülmemiştir. Kısaca değinmek gerekirse de şikayet mektupları halk şikayetlerini yansıtan en ilginç örnekler olduğu gibi Osmanlı’nın halkla ilişkiler faaliyetleri hakkında da fikir vermektedir. Şikayet yoluyla hem görevlilerin işlerini doğru ve dürüstçe yapıp yapmadıkları denetleniyor hem de yaşanan aksaklıkların nedeni ve nerelerde olduğu nerede olduğu saptanıyordu (Kazancı, 2006: 7-8-9).

Günümüze yaklaşıldıkça, halkla ilişkilerin temel çerçevesi, kullanım alanları, halkla ilişkiler yönetimi yapanlar, halkla ilişkiler aracılarının kimler oldukları ve iletişim stratejisinin ne tür formlarla icra edildiği konusunda da genel prensipler ortaya çıkmıştır. Türk devletlerindeki halkla ilişkiler araçları Osmanlı Devleti’nde duvar ve el ilanlarıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Hatta duvar ilancılığı bir iş kolu olarak teşkilatlanmıştır (Canpolat, 2012: 94).

Günümüzde dernek, konfederasyon ve sivil toplum örgütü olarak konumlanan Osmanlı’daki Ahilik ve meslek birlikleri kavramları da halkla ilişkilerin ivme kazanmasında büyük ve önemli bir rol üstlenmiştir. Aşağıdaki tabloda, Osmanlı Devleti halkla ilişkiler uygulamaları Grunig ve Hunt’ın halkla ilişkiler davranışının dört modeli için oluşturduğu kriterler açısından incelendiğinde aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır (Canpolat, 2012: 95).

(27)

Tablo 1. Osmanlı Devleti Halkla İlişkiler Uygulamaları

Padişah/Sadrazamların

İletişimi Muhtesiplerin İletişimi Kadıların İletişimi Kâhya Bey'in İletişimi Sorun ya da

Fırsat hoşnut/hoşnutsuzluğu Halkın yönetimden

Esnaf/Tüccar ve Halk arasındaki

anlaşmazlıklar Halkın sorunları

Meslek birliğinin sorunları

Amaç Devletin varlığını devam

ettirmek Hukuksuzlukları ortadan kaldırmak ve anlaşmazlıkları çözmek Ahali arasındaki ihtilafları gidermek Meslek birliği ve devlet arasında iletişim sağlamak

Hedef Kamuoyunun kontrolü Kamuoyunun kontrolü Kamuoyunun kontrolü

H. İ. Rolü Danışma Aracılık Aracılık Aracılık

İlet. Doğası Tek yönlü gerçek önemli Tek yönlü gerçek önemli Tek yönlü gerçek önemli Tek yönlü gerçek önemli

İlet. Modeli Kaynaktan alıcıya geri bildirim Kaynaktan alıcıya

geri bildirim Kaynaktan alıcıya geri bildirim Kaynaktan alıcıya geri bildirim Araş.

Doğası Tutumların Kontrolü Tutumların kontrolü Tutumların kontrolü Tutumların kontrolü Temsilciler Padişah/Sadrazam Muhtesip Kadılar Kâhya Bey

Yöntem

Gezi, toplantılar, Cuma Selamlığı, yüz yüze iletişim,

şikâyet sistemi

Geziler, kişisel

toplantılar Kişisel toplantılar Yüz yüze iletişim

Araç

Fermanlar, beratlar, adaletnameler, dilekçeler, şikâyet mektupları, şikâyet defterleri, ahitnameler, camiler

Şer-i Hükümler, İhtisap Kanunnameleri

Şer-i ve örfi hukuk

kuralları Dilekçe ve şikâyet mektupları

Alanı Hükumet Hükumet Hükumet Hükümet

Kaynak: Canpolat, Nesrin (2012). Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişimi, 2012: 95. Osmanlı Devleti’nde halkla ilişkiler uygulamalarında önem atfedilen hususlar Tablo 1 aracılığıyla da sunulmaktadır. Yönetenlerden yönetilenlere doğru ilerleyen süreçte amaç devlet yönetimini devam ettirmek; devam ettirirken de adalet, şeffaflık, kardeşlik ve devlet bütünlüğünü sağlama unsurları amaç edinilmiştir. Padişahların temel amacı devletin varlığını temel ettirmek olarak konumlandırılırken, astlara doğru devam eden süreç, devletin devamına engel olabilecek her sorunu çözme stratejisini benimsemiştir. Buradaki “insanîlik” ise halka verilen önemin net bir göstergesidir.

Sultanların adına yaptığı imarethane, vakıflar gibi daha birçok tarihi yapılarla İstanbul'un siluetine büyük katkıda bulunan Mimar Sinan'ın, üç padişah döneminde mimarbaşılık yapması bu anlayış ile ilişkilendirilebilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde daha çok padişahlar ile dönemin nüfuzlu kişilerinin adlarını alan çeşme, camii, medrese gibi kalıcı eser projeleri hem kent kimliğini anlatan, hem de adlarını taşıdıkları kişileri ve yaşadıkları dönemleri ölümsüzleştiren faaliyetler olarak tarihteki yerlerini almıştır (Peltekoğlu, 2016: 140).

(28)

1.4. Cumhuriyet Sonrası Halkla İlişkiler Uygulamaları

Cumhuriyet sonrası halkla ilişkiler uygulamalarını incelerken, belki de yaşadığımız çağın temel koşulunu dile getirmeden geçmek pek tutarlı olmayacaktır. Gerektiğinde gerçeği uygun şekilde inşa eden ve gerektiğinde “sahte imajlar ve yanlış bilişler” oluşturan profesyonel halkla ilişkilerin ortaya çıkışı için en temel koşul, kapitalist bir siyasal ve ekonomik yapının olması gerekmektedir (Erdoğan, 2014: 96). Günümüzde bu düşünce ekonomi ve siyasetin halkla ilişkiler için öncül olmasına neden olmuş ama kısmen de olsa gerçekten “insani” niyet taşıyan kurumsal sosyal sorumluluk özelinde de tezahür etmiştir.

Cumhuriyet sonrası Türkiye’de tezahür, halkla ilişkiler görevini yapan bürolar geçmiş yıllarda çeşitli kamu kuruluşlarında değişik isimler alarak hizmet etmesiyle başlamıştır. Basın bürosu, basın müşavirliği, yayın temsil şubesi, propaganda, basın yayın ve halkla ilişkiler, tanıtma şubesi, enformasyon şubesi, basın ve halkla ilişkiler dairesi, yayın müdürlüğü, basın temsilciliği, halkla ilişkiler şubesi, halkla ilişkiler ve yayın bürosu gibi isimler Cumhuriyet sonrası dönemde kendini göstermiş, sonraki süreçte de halkla ilişkiler faaliyetleri bu isimler üzerine bina edilmiştir (Tortop ve Özer, 2013:15).

Cumhuriyet döneminden günümüze halkla ilişkilerin gelişim sürecinde yukarıda zikredilen kurumlarla birlikte, yerli ve yabancı ticaret sergileri ve halkevleri gibi çalışmalar halkın ve ticaret ehlinin ortak noktalarda buluşmasına adına büyük önem taşımaktadır. 1938’de devlet Sümerbank gibi sanayileşme adımlarıyla özel sektörün kalkınmaya katkısı konusunda büyük bir adım atmıştır. Ardından Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası’nın açılması ve çevredeki sıtma afetine çözüm adına fabrika hastanesinin halka yardım etmesi önemli bir halkla ilişkiler çalışmasıdır (Canpolat, 2012: 141). O dönemde kurulan birçok fabrika sadece kâr odaklı değil sosyal tesisleriyle de insan odaklı hizmetler vermeye çalıştığı gözlenmektedir.

(29)

Sosyal sorumluluk çalışmaları Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra resmi olarak başlamıştır. Böylece profesyonel halkla ilişkilerin ortaya çıkışı için gerekli koşullarda ilk adım atılmıştır. Bu sadece bir başlangıç olarak konumlanmıştır. Siyasal alanda Amerikan türü halkla ilişkilere gereksinim duyulması, birden çok parti olmasını ve kampanyalar yoluyla seçmen oylarını alma faaliyetinin ortaya çıkmasını da gerektirir. 1923’te başlayan ve her dört yılda bir tekrarlanan seçimlerde 1946’ya kadar profesyonel halkla ilişkiler için tam bir zemin oluşmamıştır. Fakat yaygın parti propagandaları ancak 1946’da yasal olarak çok partili döneme geçişle başlamıştır. Siyasal alandaki bu gelişmelerin, aynı zamanda, profesyonel halkla ilişkilerin ortaya çıkması için gerekli ekonomik oluşumların ortaya çıkmasıyla desteklenmesi gerekir. Bu da özel teşebbüs pazar sisteminin kurulması ve gelişmesini zorunlu kılar. Birbirine bağlı bu koşullar, halkla ilişkilerin oluşumu için gerekli diğer koşulların oluşmasına da temel döşemiştir (Erdoğan, 2014: 96).

Bilindiği gibi 1920'lerde Amerika Birleşik Devletleri’nde egemen olan "Bilimsel Yönetim Okuluna" göre bir kuruluşun temel amacı kâr elde etmektir. Bunun için olabildiğince verimli çalışmanın sağlanması işçilerin iş başında güdülendirilmeleri ile olanaklıdır. Bu görüş, işçileri ya da çalışanları yalnızca çalışma saatleri içinde değerlendirmemiş, çalışanların sorunlarını örgüt içiyle sınırlandırarak sonuca gitmeye çalışmıştır. Bireyi edilgen bir öge olarak gören bu yaklaşımın bir sonucu olarak hem örgüt içindeki insan ilişkileri ve sorunları hem de örgüt-çevre ilişkileri tümüyle bir yana itilmiş, bu tür sorunlar yok sayılmıştır. Bir başka anlatımla Bilimsel Yönetim Okulu bireyin örgüt dışı sorunlarının (ailesel, toplumsal sorunlar, sendikal ilişkiler vb.) örgüt içi davranış ve çalışmalarını etkilediği gerçeğini gözünden tümüyle kaçırmıştır. (Kazancı, 1980: 3).

Bu algılamanın sonucu olarak da insani gelişmenin temel unsuru olan çalışma hayatının erkleri insan-devlet ilişkilerinde örgütsel olarak kavramsallaşmışlardır. Bunun sonucunda da işçi-işveren, insan-toplum, çevre-insan, örgüt-insan, örgüt-çevre gibi ilişki motifleri sadece kavram olarak değil somut bir taraf olarak hem kanun koyucular hem de sermaye sahipleri tarafından belli kriterlere bağlı olarak muhatap alınmak durumunda kalmışlardır. İşte bu durum insani gelişmişlikte halkla ilişkilere çok daha fazla rol alma fırsatı vermiştir. Böylece firmalar kâr etme çabalarının yanında

(30)

onun sürekliliğini sağlamak ve kendilerini korumak amacıyla çevreyi etkileyici yeni çalışmalara gitmek zorunluluğunu duyuyorlardı (Kazancı, 1980: 4).

Özel sektöre bakıldığında ise yine halkla ilişkilere temel olabilecek örnekler görülebilecektir. İş Bankası’nın kurulması da özel sektör adına halkla ilişkiler için önem taşımaktadır. “Kuruluş tarihi 26 Ağustos 1924 olarak kabul edilen İş Bankası, 9 Eylül 1924’te ilk binasına törenle açılmış, törene devlet erkanı dahil 150 kişi katılmış bu kişilere pasta ve limonata ikram edilmiş, toplamda da 120 lira masraf yapılmıştır” (Canpolat, 2012:145). İş Bankası’nın yapmış olduğu reklam çalışmaları, resim sergileri, yarışma duyuruları yine halkla ilişkiler için örnek oluşturmaktadır.

Ayrıca çalışanın toplumsal bir veri olduğu ve çevreyle sürekli etkileşim içinde bulunduğu gerçeği de çoğunlukla inkâr edilmiştir. Büyük Bunalıma kadar etkinliğini ve geçerliliğini sürdüren bu akım, doğal olarak uygulamada da Amerikan şirketlerine yön vermiştir. Ancak 1929 Büyük Bunalımından sonra ortaya yeni sorunların çıkması ile birlikte çevre öğelerinin, halkla karşılıklı iyi niyete dayalı ilişkilerin bir örgütün başarısında çok önemli olduğu anlaşılmış ve yine ancak bu tarihlerden sonra çevre ile ilişkilere büyük önem verilmeye başlanmıştır. Halkla ilişkilerin bir toplumsal zorunluluk olarak algılanması da zaten bu tarihlere rastlamaktadır (Kazancı, 1980: 3).

1.4.1 Ulusal Haber Ajansımız: Anadolu Ajansı

Kısa adı AA olan Anadolu Ajansı, 6 Nisan 1920 tarihinde kurulmuş, ülkemizde Halkla İlişkilerin kurumsallaşmasının da ilk örneğini oluşturmuştur. Anadolu Ajansı, 7 Temmuz 1920 tarihinden Basın Yayın Genel Müdürlüğü bünyesine alınmış, 1 Mart 1925 tarihinde de, günümüze kadar süren Anonim Ortaklığı statüsünü kazanarak bağımsız bir kuruluş haline gelmiştir. Özel sektör kuruluşu gibi çalışan AA, kendi gelirlerine (haber, fotoğraf, görüntü ve reklam) ek olarak, Devlet tarafından da genel bütçeden yardım almıştır (Bülbül, 2004: 40).

Türkiye’de 1920 yılında Anadolu Ajansı kurulmuş ve aynı yıl Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 1935’te I. Basın Kurultayı yapılmıştır. (Sabuncuoğlu, 2013: 12). Bu gelişmeler devletin ve sivil toplum kuruluşlarının halka ulaşması konusunda önemli bir kilometre taşı olmuştur. Bunun dışında halkla ilişkiler

(31)

açısından önem arz eden uygulamalara bakıldığında iletişim eğiliminin başlatılması önemlidir. Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin haber ve fotoğraf ağırlıklı gazetecilik anlayışını getirmesi, mesleği yapacak kişilerin özellikleri üzerine düşünmeye sevk etmiş, gazeteciliğin bu konuda eğitim görmüş kişiler tarafından yapılması sonucunu getirmiştir Ayrıca çeşitli illerde gazeteciler cemiyetleri kurulmaya başlanmıştır. Bu gazeteci cemiyetleri Türkiye’de üniversite düzeyinde gazetecilik/iletişim eğitimi verilmesine ön ayak olacaktır (Canpolat, 2012: 160).

1.4.2 Basın – Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEM)

TBMM Hükümetinin göreve başlamasından 7 Haziran 1920 tarihinde 6 sayılı yasayla Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiye’si kurulmuştur. Böylece ülkemizde halkla ilişkiler çalışmalarının kurumsallaşmasının AA’dan sonra ikinci örneği verilmiştir (Bülbül, 2004: 41)

1.4.3 Devlet Planlama Teşkilatı

Ülkemizde çağdaş anlamda ise ilk halkla ilişkiler çalışması 1961 yılında kurulan kısa adı DPT olan Devlet Planlama Teşkilatıyla başlamıştır. DPT müsteşarlık düzeyinde Başbakanlığa bağlı olarak yapılandırılmıştır. DPT’nin Koordinasyon Dairesine bağlı Yayın ve Temsil Şubesinin kurulması çağdaş anlamda halkla ilişkilerin de ilk birimini oluşturmuştur (Bülbül, 2004: 43).

Uzun yıllar Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma stratejisini belirleyen Devlet Planlama Teşkilatı, Hollandalı planlama uzmanı Prof. Jan Timbergen başkanlığındaki Avrupalı uzmanlar marifetiyle yapılandırılmış ve başbakanlığa bağlı bir müsteşar ve iktisadi planlama, sosyal planlama ve koordinasyon olmak üzere üç daireden müteşekkil olarak hizmet vermiştir (Boztepe, 2014: 61).

Koordinasyon dairesinde yer alan “Yayın ve Temsil Şubesi”nin temel amacı; kalkınma programlarının tüm yurda yayılmasını sağlamak ve bu planlamalarının gerekliliğine dair kamuoyu oluşturmak olmuştur (Kalyon, 2006: 18). Bu görüşlere ek olarak İrfan Erdoğan, bu şubenin kamusal halkla ilişkiler faaliyetlerinin ilk örneği olarak vurguladığını aktarmakta da büyük fayda vardır (Erdoğan, 2014: 139).

(32)

1.4.4 Mehtap Projesi

1962 yıllarında gerçekleştirilen Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırması Projesinde, kısaca Mehtap projesi diye isimlendirilen ve halen büyük bir değer taşıyan dokümanda, halkla ilişkiler konusunda da yer verilmiştir (Tortop ve Özer, 2013: 15). Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi (MEHTAP) ‘nde halkla ilişkiler konusunda “Devlet kuruluşlarının her kademesindeki çalışmalarda ve kararların alınmasında halkla ilişki sağlamak zorunludur” ifadesi yer almaktadır (Kalyon, 2006: 19).

Bakanlığın merkez teşkilatının kuruluşuna yönelik tasarıda Tanıtma Genel Müdürlüğü, Basın ve Enformasyon Dairesi Başkanlığı adı altında iki birimin yer aldığı ve bakanlığın temel görevlerinin de turizm, tanıtma, haberleşme ve basın hizmetleri olmak üzere üç ana esas etrafında toplandığı dikkat çekmektedir. Halkla ilişkiler alanıyla doğrudan alakalı bu iki birime bakanlık merkez teşkilatında yer veriliyor olması ve bakanlığın temel görevleri arasında tanıtma, haberleşme ve basın hizmetlerinin bulunması, kamusal halkla ilişkiler faaliyetlerinin MEHTAP Raporu’nda da önemli çabalar olarak kabul edildiğini göstermektedir (Boztepe, 2014: 63).

Projede gelişmiş ülkelere gönderme yapılarak kamu kurumlarının vatandaşlarıyla halkla ilişkilerini getirmede alınacak kararlar öncesi onların da fikrine başvurmaya dönük çeşitli önlemler aldığı ifade edilerek; aynı uygulamaların ülke kamu kurumlarında da gerçekleştirilmesi gerekliliğine vurgu yapılmaktadır. Özetle, kamu kurumlarının karar alma süreçlerinde vatandaşların ve kurumların görüşlerini açıklama fırsatı verilmesi gereği ifade edilmektedir (Tarhan, 2011: 150).

(33)

1.4.5 İdari Reform Danışma Kurulu

Devlet-vatandaş ilişkisinin geliştirilmesine yönelik çabalar 1970’li yıllarda da sürdürülmüştür. İdari Reform Danışma Kurulu, 29.5.1971. tarih ve 7/2527 sayılı kararname ile “Hükümet programına göre devlet kesiminin yeniden düzenlenmesinin genel yönünü ve stratejisini saptamak üzere” kurulmuş ve 18 Haziran 1971 tarihinde göreve başlamıştır (Aktaran: Tarhan, 2011: 154).

Bir başka açıklamada ise, 1971 yılı Mayıs ayında zamanın reform hükümeti, programında öngörülen Devlet kesiminin genel yönünü ve stratejisini saptamak üzere on kişilik bir Danışma kurulu kurulmasını kararlaştırmıştır (Tortop ve Özer, 2013: 16).

İdari Reform Danışma Kurulu’nun reform tanımlaması kapsamına, kamu kuruluşlarının haberleşme ve halkla ilişkiler sistemindeki mevcut aksaklık, bozukluk ve eksikliklerin düzeltilmesi amacını da dahil etmesi kamusal halkla ilişkilerin 1970’li yıllarda taşıdığı önemin altını çizmesi açısından ilgi uyandırıcıdır (Boztepe, 2014: 65). Çalışmalarını Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünde tamamlayan kurul, yaptığı araştırmalara yönelik de bir dizi öneriler geliştirmiştir. “İdari Reform Danışma Kurulu” raporunda idarenin yeniden düzenlenmesi konusunda genel anlamda bazı ilke ve öneriler dile getirilmiştir. Halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetlerini yerine getiren birimlerin genelde yeterli ve etkin olmadıkları da ifade edilen raporda, Bakanlıklarda, Genel Müdürlüklerde ve gerekli görülen diğer kuruluşlarda en tepedeki yöneticiye bağlı halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulmasının ve çalışan elemanların seçimine özen gösterilmesinin önemine de dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda da “hizmet alanı ile ilgili eğitim görmüş kişiler seçilmelidir.” görüşüne yer verilmiştir (Bülbül, 2004: 45).

Bülbül’ün ifade ettiği “eğitim görmüş kişiler” gerekliliği günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Serbest piyasa ekonomisinin dayattığı düşük maliyetle işçi çalıştırma alışkanlığı maalesef halkla ilişkilerde de kendini göstermiş ve sektör nitelikli eleman problemini her geçen gün daha fazla yaşamaya başlamıştır.

Ayrıca bu kurulun hazırladığı raporda, kamu yönetiminde halkla ilişkiler anlayışının artık iki yönlü bir iletişim biçimi olarak değerlendirildiği dikkatleri

(34)

çekmektedir. Halkla ilişkiler çalışmalarının sadece vatandaşlara yönelik çalışmalarla ve duyurularla sınırlı kalmadığı aynı zamanda vatandaşların tepki biçimleri hakkında da idareye veri sağlayan uygulamalar bütünü olarak değerlendirildiği fikri ortaya çıkmaktadır (Tarhan, 2011: 154).

1.4.6 İdari Danışma Merkezi

Cumhuriyet sonrası halkla ilişkiler çalışmalarından bir tanesi de İdari Danışma Merkezi’dir. 26 Ocak 1996 gün ce 6 / 5875 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla idarede lüzumsuz formaliteleri ortadan kaldırmak ve vatandaşın devletle olan iletişimini kolaylaştırmak amacıyla bir kırtasiyecilik ve bürokrasiyle mücadele programının başlatılması kararlaştırılmıştır (Boztepe, 2014: 65).

Kısa adı İDM olan İdare Danışma Merkezi uygulaması da halkla ilişkilerin gelişimi açısından önemlidir. Söz konusu kurum, kısa adı TODAİE olan Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde çalışmaya başlamış, halkın kamu kuruluşlarıyla ilgili sorunlarını yanıtlamak ve çözmek aynı zamanda idarenin halkla ilişkiler çalışmalarının kolaylaştırılmasına yönelik hizmet etmeyi amaçlamıştır (Bülbül, 2004: 43).

İdari Danışma Merkezi, vatandaşın istek, arzu, talep ve beklentilerinin tespiti ile kamu kurumlarındaki süreçlerin nasıl ne ve şekilde yürüdüğü konusunda vatandaşı bilgilendirmeye yönelik kurulmuş; böylece halkın hangi işler için hangi birimlere, hangi birim yetkilisine ve nasıl başvuracağı konusunda bilgi setine ulaşması amaçlanmıştır (Tarhan, 2011: 152).

1.4.7 KAYA Projesi

Kamu yönetiminde en kapsamlı ve geniş çalışma, 1991 yılında tamamlanıp yayınlanan ve “KAYA” olan Kamu Yönetimi Araştırma Projesi ile gerçekleştirilmiştir. Projenin genel raporunda, halkla ilişkiler hizmetlerinde merkezi düzeyde eşgüdümünü sağlamak üzere Basın-Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün, Devlet Enformasyon Bakanlığı’na dönüştürülmesi, Bakanlık ve Kurum Sözcülüğü kurumunun getirilmesi, kamu sektöründe halkla ilişkiler uzman ve yardımcılığı

(35)

kadroları oluşturularak yeni istihdam alanları oluşturulması ifade edilmiştir (Bülbül, 2004: 45).

KAYA yazanağının bu özellikleri yanında çalışmanın konusu açısından önemi, 1984 yılındaki Kanun Hükmündeki Kararnamenin ardından kamu kurumlarındaki halkla ilişkiler birimleri açısından yeni bir örgütlenme biçimin işaret etmektedir. Daha da önemlisi raporun Türk kamu kuruluşlarında devlet-vatandaş ilişkilerinde yaşanan sorunların neler olduğu konusunun gerçekçi bir şekilde tespit edildiği ve günümüzde de geçerliliğini koruyabilen öneriler sunuyor olmasıdır. Günümüzde bunun güzel bir örneği olan Ombudsmanlık, Kamu Denetçiliği Kurumu altında hizmet vermektedir. (Tarhan, 2011: 160).

1.4.8 Bilgi Edinme Yasası

Bilgi edinme hakkı yasası ve yasanının yürürlüğe girmesi ile ortaya çıkan uygulamalar, kamusal halkla ilişkilerin gelişim süreci açısından fazlaca önem taşımakta ve ayrıca kamusal halkla ilişkiler alanına büyük katkılar sağlamaktadır.

Bu bağlamda, devlet-vatandaş ilişkilerinin geliştirilmesinde önemli sorunlardan biri olan gizlilik konusunun aşılması, yönetim anlayışındaki yozlaşmanın önüne geçilebilmesi ve devlet kurumlarıyla vatandaş iletişiminin artırılmasına yönelik yapılan düzenlemelerden biri de bilgi edinme hakkı çerçevesinde yürürlüğe giren “Bilgi Edinme Yasası”dır (Tarhan, 2011: 160).

Bilgi edinme hakkı yasası, kamusal halkla ilişkilerin tarihsel gelişim süreci kapsamında yer verilen MEHTAP Raporu, İdari Reform Danışma Kurulu ve İdari Danışma Merkezi’nden sonra kamu sektöründeki halkla ilişkiler uygulamaları açısından ortaya çıkmış güncel bir örnektir ve çağdaş kamusal halkla ilişkilerin amaçlarına ulaşabilmesi açısından gereklilik arz eden uygulamaları kapsamaktadır (Boztepe, 2014: 66).

1.4.9 Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)

Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER), bilişim ve iletişim teknolojileri

(36)

Başbakanlık genelgesiyle yurttaşların yönetime ilişkin şikayet, talep, görüş ve önerilerinin işleme alınıp değerlendirilmesi, sonuçlandırılması ve ilgilisine süratle cevap verilmesi önemine vurgu yapılarak kamu kurum ve kuruluşlarının halkla ilişkiler uygulamalarına ilişkin yeni bazı düzenlemelerin yapılması gerekliliğinden hareketle oluşturulan sistem sayesinde, vatandaş ile devlet arasındaki iletişim kanallarının tümü açık tutularak müracaatların her zaman ve her yerden yapılabilmesi, ilgili müracaatlara cevapların da hızlı, etkin ve daha ekonomik bir şekilde verilebilmesine imkan sağlayan ve ülkenin tüm hatlarını kapsayan bir proje ortaya çıkmıştır (Tarhan, 2011:164).

Bilişim ve iletişim teknolojileri kullanılarak hayata geçirilen bir halkla ilişkiler uygulaması olarak tanımlanan Başbakanlık İletişim Merkezi BİMER, valiliklerde bulunan Alo 150 çağrı merkezi hattını; kaymakamlık, valilik ve bakanlıkların tümünde bulunan “Halkla İlişkiler Müracaat Büroları”nı kapsamaktadır. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na, Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkındaki Kanun’a ilişkin başvurular ve Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na ve insan hakları ihlallerine ilişkin müracaatlar BİMER aracılığıyla yapılabilmektedir (Boztepe, 2014:71). Söz konusu iletişim yolu 2018’de Başkanlık Sistemi’ne geçilmesi ve Başbakanlığın tamamen kaldırılması sebebiyle lağvedilmiş ve aynı özellik ve imkanlarla, “Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi” (CİMER) olarak hizmetlerine devam etmektedir.

1.4.10 Elektronik Devlet (E-Devlet)

Günümüzde başta akıllı telefonlar ve akıllı televizyonlar olmak üzere akıllı robotlar ve başına akıllı sıfatını alarak kullanılan yüzlerce eşya bulunmaktadır. Bu eşyaların insan hayatındaki pozisyonu ve önemi sorunları çözme alanı ve hızına bağlı olarak değişmektedir. Söz konusu kriterlerde hayatımızdaki soyut ve somut bileşenlerin neredeyse tamamına temayüz eden akıllı telefonlar liste başında yer almaktadır. İşte bu akıllı eşyalar bireyleri yaşatma sorumluluğu alan devlet için de önemli zorunlulukları ortaya çıkarmıştır. Devlet artık kavramada ve kapsamada daha hızlı olmak, halka daha yakın olmak, sorunlara daha duyarlı olmak ve dahası vatandaşların yaşam standartlarını onların istediği ölçüde ve kapsamda yükseltmek

Şekil

Grafik 1. Türkiye’deki Vakıflar
Grafik 2. Türkiye’de Oda ve Borsaların Dönemsel Sayıları
Grafik 3. Bölgelere Göre Oda-Borsa Dağılımı
Şekil 1: Kurum Kamuları
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Kurdu÷umuz modelde, tekstil-deri sektörü için sistematik riski etkiledi÷i düúünülen bileúenlerden TÜFE %1, Reel Gösterge Faiz %5 düzeyinde anlaml çkmútr..

Genç – yaşlı çatışmasının aktarılmasında, Sadi – Nursen, Leman – Erdal, Leman – Edip, Müçteba – Nuran ve Müçteba – Ayla; güzel çirkin çatışmasının

İnsan kaynakları yönetimi, insan gücünden en etkili şekilde yararlanmayı hedefleyen ve bu hedef yönünde, uygun işe uygun çalışanın alınması, onların eğitimi,

Çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin fiziksel tespit uygulanmasıyla ilgili bilgi, tutum ve uygulamaları ile fiziksel tespit kullanımına yönelik verilen eğitimin

Güney cephede altta mihrabın iki yanına gelecek şekilde düz atkı kemerli iki pencere, doğu cephede altta bir büyük, üstte ise bir büyük iki küçük düz

Suşehri ekolojik koşullarında incelenen dört mısır çeşidinde, farklı bitki sıklığı uygulamalarının bitkide kuru yaprak oranına etkisine ilişkin ortalama

Abstract: In the current study, nine Septoria species were determined in Aladağlar and Bolkar Mountains (Turkey) on the ten different host plants.. Among them, Septoria

kararlarına karşı Kanunda gösterilen ilgililer tarafından yetkili bölge idare mah- kemesi veya Danıştay İdari Dairesine yapılan itiraz üzerine bu mercilerce verilen