RB EYLÜL 1952
X • •
• •
autum
P€$inP€
Mes'uf
İntibaklar
...
Şahsiyet ve fikirlerinden terkipler yapmıya çalıştıkça, ne büytik ve bilhassa ne inısa ni ilim ve varlık hâzinesi ol duğu daha iyi anlaşılan mer hum Mehmet Sabahattin Be yin, fikir hürriyetini “— Fer din cemiyetin fevkinde mevkii olan tefekkür seviyesi” cümle siyle ifadesine hayran düşü nürken1, genç v e . değerli arka dağım Burhan Apaydının bir ankete verdiği cevabı hatırla dım.. Sabahattin Bey’le, Bur han arasında tam ELLİ YIL evet, yarım asır vardı... Sa bahattin Beyin (tek cümle)ye sıkıştırdığı hakikat Ana Teş kilât Hukuku doçentinin ka leminde şöylece şekilleniyor du:“— .. Bizde ötedenberi yan lış anlaşılan bir nokta vardır: Zannedilir ki, mükemmel bir mevzuatı hâkim kılmakla, fi kir hürriyeti teminat altına alınmış olacaktır. Hayır!.. Fikir hürriyetinin teminatı kanunlar değil, fertlerdir ve o fertlerin teşkil ettiği (efkârı umumiye) dir. Bunu, cemiye timizin siyasi hürriyet müca delesindeki tarihi seyrine kı sa bir nazar atmakla izah ve tâbir caizse, isbat etmek müm kündtlr.,,
Sabahattin Bey, Birinci Ka nunu Esasi için .şöyle der:
“— Merkezi asli! eeyyiat, şahıslar ve mücerret nyüesse- selere izafe edilirse, asıl mü cadele menbaı olduğu yerde kalır ve hürriyet için daima tehlike olmakta devam eder. Mevkii mer’ iyeten bir (ira de) ile kaldırılan Kanunu E- sasimiz bu hakikatin isbatı o- larak nazarlarımız önünde dir..,,
Burhan Apaydın da şöyle diyor:
‘ ‘— Birinci meşrutiyet dev rinde Parlâmanter sistemi he def tutan mükemmel kanunu esasi mevcuttu. Bu kanunu e- sasîöe vatandaşın hak ve hür riyetlerl en kuvvetli bir şe kilde ifade edilmiş ve bunun teminatı makamında siyasi mekanizma bir cok (resmi) müesseselerde takviye edil mişti..., Fakat netice ne ol du?,.
• • •
Burhan Apaydın, 1952 se nesi Eylül ayında (Fikir Hürriyeti) anketine cevap ve rirken, Sabahattin Beyin 1900 de savunduğu fikirlerin tesiri altında mı idi?
Böyle olmasım, Türkiyede- ki ilmi tekâmülün sistematik merhaleleri bakımından ne ka dar arzu ederdik ama, haki kat maalesef böyle değildir: Sabahattin Beye tahammül e- demiyen çeşitli despotlar, o- nun ancak naaşım, hürriyet ten korkulmayan bir devirde vatana getirecek kadar hak kında zâlim ve amansız dav randılar. Fakat Sabahattin Bey’le Burhan Apaydın ara sında, hiç bir müstebidin ö- nüne geçemiyeceği kuvvetli bağ vardı: Aklın
yolu!-.-Bu, beşeriyetin yirmi asır lık müşterek mücadelesinin meyvasıdır: Bir memlekette ki, vatan hayrına, insanlık saadetine ve gerçek hürriyet ler saffında yer almış fikir ler, onların tamamen tasfiye edildiği sanılan zamanda, ilk günden daha kuvvetle yeşere biliyor, artık o memlekette her çeşit esaret kapıları, ko lay kolay açılamıyacak kadar kapanmış demektir.
Bunlar, mesut intihalar dır...
Emekler, ferdin seviyesini yükseltme, ve herşeyi rnilnha sıran ferdde arama hakikati ne döndükçe bâkir kıymetlerle dolu olan bu mübarek toprak larda asırlardır beklenilen fe cir doğacaktır. Netice, sade ce siyasî olabilmekten çok yüksektir ve daha muhteşem dir. İkinci dünya harbi, mad dî tesisler ve kudretlerin, hat tâ plân şuurunun, görüniişte- kinderî daha kuvvetli ve kud retli âlem olduğu muhakkak olan (iç varlık) karşısında zamanla erimiye mahkûm ol duğunu isbat etmedi m i?
Sabahattin Bey, çağınım' bir asır ilerisini görerek, BATI KÜLTÜRÜ’nü temsil ediyor du.. Liberal zihniyet ve eko nomi nizamının, müreffeh ferdlerden ileri cemiyeti ya rattığı bu devirde, kopkoyu, kapkaranlık, aşın merkezi yetçilik içinde pûyan bir im paratorlukta, FERD OLA R AK İNSAJNTı ele atmak, za manı ve mekânı hiçe sayan tarihî sıçramaydı.. Muasırla rı, bu güzel hamleyi, istibdat çarklarının durdurulması ol duğunu anfimıa gayri şuurîli ği içinde ona şiddetle muka vemet ettiler. Fakat görüyor sunuz ki, «Ul iki yıl sonra, tamamen kapandığı zannedi len bir fikir nizamı, muasır ilimle cihazlanmış ve üstelik onu tebcil edecek umumîef- lcftr bularak haşmetle baş kal diriyor..
Niçin istikbalden ümidli ol mıyalım?,. — K u t a n
-Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi