• Sonuç bulunamadı

Ruşen Eşref'in kitabı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ruşen Eşref'in kitabı"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

L

R u ) t n E ş r e f ’ in K i t a b ı

Tiirk edebiyatına son yirm i yıl içinde cidden çok kıymetli sabiteler vermiş kalemlerden biri olan R u ş e n E ş r e f Ü ı ı a y d ı n , Boğaziçi - ya­ kından adlı bir eseri intişar etti. Bunu Boğaziçi - uzaktan adlı bir ikinci kita­

bın takibedeceğiııi haber veriyor. Ese­ rin hacmine nazaran pek uzun olup l*] yazılması 1938 senesinin iki ayını alaıı bir mukaddime ile yine bu sene içinde yazılm ış bir hatimeyi ve bogaziçiniıı muhtelif yer ve saatleri hakkında vaktiy­ le yazılıp neşredilmiş müteaddit parça- la> ı ihtiva eden bu birinci cildi, müellif boğaziçini göre göre ve herkesten bel­ ki fazla duyduğu güzelliklerine hayran ola ola yazmış. İkinci cildi ise boğazdan uzak yerlerde ona ait hatıralarını anlat­ mak ve ondan bahseden muharrirlerin yazılarını tarif ve tahlil eylemek üzere yazacakmış. Bu birinci cildin

serlcvlıa-[•] Bütün eser 133, mukaddime 33 sahifedon mürekkeptir.

(2)

sına yakından kelimesinin ilâve edilişi

ve çıkacak olanın üzerine tutaktan ke­

limesini ilâve etmenin mukarrer bulu­ nuşu bundan. Fakat insan önceden bu şekli biraz yadırgam ıyor değil.

Muharririn lisanında da insanı ya­ dırgatan çok şey var. İk i cümlesini bu­ raya alacağım:

“ O n la rı yazdığımda yaşlarımdan otuzların ortasmdaydım.

« Bu « vlerin önlerinden, renklere tutunarak ve renkleri itecek g ib i a ğ ır a ğ ır yüze yüze geçen ördekler o deni­ zi, nasıl diyeyim, bir nevi hem bahçe- leştiriyor, hem havuzlaştırıyor. »

Birinci cümlede ifade tarzı fazla frenkçc hakikaten güzel bir tasviri ih­ tiva eden ve üzerinde çok çalışıldığı belli olan ikinci cümlede ise “ bir nevi„

ve “hem,, in yan yana gelmesi fena o l­

muş. "b ir nev„ ile “hem,, i kaldırarak

sade “Sanki,, denmiş olsaydı, zan ede­

rim ki ifade tabii şeklini kaybetmezdi. Ne hassas, ateşli ve hayata aşık bir sanatkâr olduğunu Damla damla sın—

dan da bildiğimiz R u ş e n E ş r e f , haya tın bu en güzel yerine ait duygularını bu kitapta o kadar hararetle ve hayranlıkla söyleyoı- ki, hisleri gözlerine o rütbe hakim ki, boğaziçi ile mütemadiyen ara­ mızda uzun, teşbihe ve tasvire boğul­ muş, teşbihin içinden teşbih, resmin içinden resim çıkan ve türkçeniıı mu­ tat edasına riayet etmeyerek sık sık kelimelerine yer değiştirtmek yüzünden bazan manasını çıkarmak için de ayrıca düşünmek icap eden bu cümleleri okur­ ken ve okumak için boğaziçinden uzak­ laşıyor, boğaziçini kaybediyoruz. O muhakkak ki hakikaten ince ve coşkun bir sanatkâr. Yazarken hakikaten duyu­ yor, cidden coşuyor. Fakat keşke bu kadar duyup coşmasa; çünkü, saıı’atkâ- rın hakikaten cins olanı coşkunlukları­ na hakim olmak mecburiyetindedir. H er nevi san’atkâr iciıı böyle değil mi? D i d e r o t , ne kadar çok zaman evvel sahnede heycanlarına daima hakim ol­ malarını (Faradosce sur le comédien>

kitabında aktörlere ihtar çtmemiş miydi?

(3)

Boğaziçi halikındaki bu eserin edebi kıymeti, hürmetle teslim ediyorum ki çok büyük; fakat insan müellifin bu­ nu mütemadiyen bilmemesini, arada bir unutmasını, biraz rahat, biraz külfet­ siz, biraz gelişi güzel yazmasını, nes­ rini satır besatır, kelime bekelime işle­ memesini istiyor. Halbuki kendisi bize sahifcleriııde edebiyat yapmakla iktifa etmeyerek bazan parçalatın daha ser­ levhalarından haber veriyor ki yazacağı şey öz edebiyat ve şiirdir, işte iki fas­ lın serlevhası: Rumeli kıyısında sabah, Anadolu kıyısında akşam.

İçlerinde şüplıcsizki cidden nefis yerler, bütün bir levha hali almış tas­ virler var. Fakat bunları R u ş e n’ in adeta istemeden ve bilmeden yazmış ol­ duğunu zannetseydik, bunların o fa r­ kında olmadan, herhangi bir yerin tari­ fi sıralarında kaleminden dökülüverdi- ğiııi sanabilseydik!-.Böyle gurup tasviri, tulu* levhası diye hitap ederek söyleme­ ğe başlayınca hem biraz garip bir ro ­ mantizm havası içine giriyor, hem de, inadımıza, biraz bedhah bir müşkül- pesentliğo kapılıyoruz. Kim bilir, belki ■o anda muharriri biraz kıskanıyoruz- da bizim böyle, bu kadar renk ve keli­ me ile ve bunları densye deneye çalış­ mağa vaktimiz y o k k i! ) diye belki dü­ şünüyoruz..

Lâkin bütün bu düşünceleri, bu itiraz ve tenkitleri davet etmekle bera­ ber, boğaziçi hakkında yazılmış olan bu kitap öyle güzelki, boğaziçiııi söyle­ meğe, boğaziçini anlatmağa cidden la­ yık tır. Hem yazı yazan hem boğaziçino âşık olan bir kalem için kendisine gıpta etmemek ve kendisini tebrik etmemek kabil değil.

l e f

Ta h a To ros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Çok küçük bir hücrede, insan gibi karmafl›k bir yarat›¤›n düzenlenmesi için gereken bütün bilginin nas›l içerildi¤i sorusu böylece aç›klanm›fl oluyor?.

Özdemir (2015) tarafından Hemşire Karşılıklı Bağımlılık Ölçeği’ni kullanarak yapılan çalışmada, fiziksel sağlık problemi olduğunu belirten

Turizmi, “Yabancıdan gönlü­ nün rızasıyla para almak” olarak değerlendiren Çelik Gülersoy, burada yapılacak son çalışma­ nın, arkadan çıkan apartmanla­

“ Sarayburnu, tarihin nabzının attığı yer.” “İstanbul’un ortası.” “ Büyük İstanbul.” “ İstanbul’un varoşları.” “ Beyoğlu’nun büyüsü.” “ Ölümsüz

Emin iskelesinde (1006 Hicrî) yılı Ramazanın ikinci günü başlanı­ lan Safiye sultanın yaptıracağı ca- mi, imaret ve ribatın temeli üzerine Bahçekapısı

N itekim geçen 44 yılda B ankam ız ekonom ik alandaki katkdannm yanısıra ülkem izin ü r ve sanat hayatına çok önem li katkûarda bulundu... This bank is going to play a role

1) BİR YILLIK ÖDENTİ 200 TL (ÖĞRENCİLERE 150 TL) KARI KOCA İÇİN 300 TL. DİR.YILLIK ÖDENTİYİ VERENLER FİLİM GÖSTERİLERİNE VE DİĞER ÇALIŞMALA­ RA ÜCRETSİZ

Önceleri emprestyonist yolda renge verdiği önemle tanınan ressam, Lhote etkisinde kalarak kübizme meyi etmiş, sonra tekrar emprestyonizme dönmüştür.. Türk resminin