• Sonuç bulunamadı

Uluslararası seramik sanatçımız Füreya, Atatürk sofralarının ev sahibesi olarak konuştu:Füreya'nın gözüyle Atatürk

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Uluslararası seramik sanatçımız Füreya, Atatürk sofralarının ev sahibesi olarak konuştu:Füreya'nın gözüyle Atatürk"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

iyet

di

Genel Yayın Yönetmeni: Orhan Erinç • Genel Yayın Koordinatörü: Hikmet

Ç etinkaya • Y azıişleri M üdürleri: İbrahim Yıldız, Dinç Tayanç (Sorumlu)

• Haber Merkezi Müdürü: Hakan Kara • Görsel Yönetmen: Fikret Eser

Dış Haberler: Ergun Balcı • Ekonomi:

Bülent Kızanlık • Kültür: Handan Şenköken • Spor: Abdülkadir Yücelman • Makaleler: Sami Karaören # Düzeltme: Abdullah Yazıcı • Bilgi-Belge: Edibe Buğra • Fotoğraf: Erdoğan Köseoğlu

Yayın Kurulu: İlhan Selçuk (Başkan). Orhan Erinç. Oktay Kurtböke. Hikmet Çetinkaya. Şükran Soner, Ergun Balcı. Dinç Tayanç. İbrahim Yıldız. Orhan BursalI. Mustafa Batbav. Hakan Kara.

Ankara Temsilcisi: Mustafa Balbay 0 Haber Müdürü: Müe

Doğan Akın Atatürk Bulvarı No: 125, Kat:4, Bakanlıklar- Koo

Ankara Tel: 4195020 (7 hat). Faks: 4195027 • İzmir Temsilcisi: Serdar Kızık. H. Ziya Blv. 1352 S. 2/3 Tel:

4411220. Faks: 4419117# Adana Temsilcisi: Çetin Yiğenoğlıı.

İnönü Cd. 119 S. No: 1 Kat: 1. Tel: 3522550, Faks: 3522570 Mut

Hüs Çeli

Bilg insi. Basın ve Yayıncılık A.Ş.

>K:246 İstanbul Tel: (0 212) 512 05 05 (20 hat) Faks: (0 212) 513 85 95 10KASIM 1995 imsak: 5.11 Güneş: 6.38 Öğle: 11.55 İkindi: 14.33 Akşam 16.58 Yatsı: 18.20

Uluslararası seramik sanatçımız Füreya, Atatürk sofralarının ev sahibesi olarak konuştu

Füreya’nın gözüyle Atatürk

► İlk seramik sanatçımız, pek

çok ulusal ve uluslararası ödül

sahibi, büyük bir sanatçı ailenin

bireyi, felsefe eğitimi görmüş,

çağdaş bir aydın kadın olan

Füreya, Kılıç Ali'nin eşi olarak

pek çoğuna ev sahibeliği de

yaptığı Atatürk sofralarını, çok

yakından tanıdığı Atatürk’ü ilk

kez anlatırken, onun insan

boyutu üzerinde küçük küçük,

sıcak anılarla durmayı yeğliyor.

ŞÜKRAN SONER

Füreya, Cum huriyet T ürkiyesi'nin ilk

çağdaş seramik sanatçısı. Biryaşam olarak kabul ettiği seramik sanatında pek çok ilk­ lere damgasını vurmuş, çok sayıda önemli ulusal ve uluslararası ödül sahibi. Sayısız sergileri, atölye çalışmaları, duvar panola­ rı, çok değişiktürde sanat ürünleri ¡k o n u r­ lanmış; ancak 12 Eylül döneminin bir ulu­ fe gibi dağıtılan “devlet sanatçılığı” ödülü­ nü reddetmiş bir kişilik. Sanatın bir dalı ile yetinmemiş, her biri alanlarının en başarı­ lılarından sanatçı bir ailenin içinde (Aliye

Bergen, Fahrünnisa Zeid, Cevat Şakir, Sa­ bahattin Eyuboğlu, Şirin Devrim) müzik, re­

sim, edebiyat dünyasında yetişmiş, felsefe eğitiminden geçmiş özel biri.

Satır aralarında geçmiş, ancak hiç bilin­ meyen, üzerinde konuşmadığı bir özel ko­ numu da Kılıç Ali’nin eşi olarak Atatürk’ün çok yakınında olmuş, ünlü sofralarına ev sa­ hibeliği yapmış bir kadın olması.

Söyleşi için kendisini telefonla aradığım­ da. önce “O kadar çok yapıldı ki bilinme­

yen ilginç bir yanımın kaldığını sanmıy orum; üstelik yeni bir sergim falan da yok” itira­

zında bulundu. “Anılar olamaz mı?” öne­ risine ise yanıtı sıcaktı: “Neden olmasın?” 1935-38 Atatürk sofralarının tanığı, Kı­ lıç Ali’nin eşi olarak olup bitenin içinde, Ata­ türk’ün hep yanı başında yaşamış sanatçı, çağdaş bir aydınla, bugüne kadar hiç konuş­ mamakta büyük özen gösterdiği bir konu­ da konuşabilmek yeterince heyecan verici. Füreya’nın ilk sözcüklerinden bugünkü sa­ nat ve kültür birikimi ile daha da bilenmiş gerçek bir Atatürk hayranı, Kemalizm tut­ kunu olduğu hemen anlaşılıyor.

Füreya, Atatürk'le ilgili anılarına “nerden başlayacağım” düşünürken, aklına ilk ge­ len, gözlerinin önünde canlanan, Dolmabahçe’de masanın üzerindeki tabutunun önü­ ne geldiğinde bayılması oluyor. Aynı masa yeni evli iken ilk davet edildiği ve yanına otur­ tulup, görgü, kültür sınav dan geçirildiğini düşündüğü görkemli yemekte kullanılmış.

Küçük ayrıntılar

Atatürk üzerine ilk söyleşisinde, bir sa­ natçı kadın gözü ile özel yaşamındaki Mus­ tafa Kemal’i, küçük ayrıntıları, aynı zaman­ da öz olabilecek insani davranışları ile, olay­ ların önem ve sırasına bakjjpaksızın. an­ latmaya çalışmasını seçiyoruz.

İnsan olarak Mustafa Kemal Atatürk ve anılar anlatılmak istenince, söze nereden başlanır? İlk akla gelen ne olur?

Füreya’nın, bilincine ilk takılan, gözle­ rinin önüne ilk gelen sahne. Dolmabahçe Sa­ rayı ’nda ziyarete gittiği ve bir masanın üze­ rinde konmuş, önüne geldiğinde bayıldığı tabutu. “Yeni evlendiğimde ilk çağrıldığım

ve yanında özel konuk olarak oturduğum, yemek yediğimiz görkemli masada ölüsünü görmek çok ağır gelmişti” diye söze giriyor.

Atatürk’ün yanında ilk yemek yediği o büyük sofrada aslında çok zor, sıkıntılı sa­ atler geçirmiş. İlk sınavdan geçmenin pa­ niğini yaşamış. Kılıç Ali tarafından sigara ve içki içmemek üzere uyarılıymış. Çünkü bu konuda önemli bir de sabıkası varmış..

Yıllar önce, yurtdışmda yaşayan, ayağı henüz yere basmayan bir genç kızken, Ata­ türk’le Yalova K aplıcalarında tedavi gör­

mekte olan ziyarete gittiği annesinin ya- n f v u ^ B u t o t o g r a n t u nında karşılaşmışlar. Atatürk, yakın

arka-daşı Emin Koral’ın eşi, Şakir Paşa’nın kı-t_ * Sofrada’ o gibilerde yurtaışînda

zı Hakkiye Hanım ı görünce yanlarına ge-v» üzerine bir konferans verecek olan Afet Ha

lir ve hemen masalar birleştirilerek birlik-<^ nım da var. Atatürk. Afet Hanım dan Fran

kokteyl düzenlemiş. Füreya’nın 16 yaşlarında olduğu o yıllarda Atatürk, onun an nem­ an etmiş. Ş ş ^ C < > > > \ olması.*Kmç Alİ ile yeni evli olarak

Anka-te çay içilir. Avrupa’dan yeni gelmiş fazltsA sızca olarak hazırladığı konuşma metnini modern ve frapan giysileri içinde sig a ra sı-^ okumasını istiyor. Sonra da yanında otur-nı içmekte olan Füreya, Atatürk’ün sofra- makta olan Füreya ya dönerek sofrada Fran- sına katılmış olmanın bilincinde olmadan>sızcabilmeyenleriçinkonuşmayıTürkçeola- sigarasını içmeyi sürdürür. \ tak aktarmasını istiyor. Füreya panik

için-Kılıç Ali’nin aktardığına göre. Atatürk bu * de, yapamayacağını söylemeye çalışıyor, davranışa kızmış; sonradan. “Emin Paşa'nın t Ama Atatürk ısrar edince söyleneni yapmak

kızı, Avrupa’dan gelmiş, karşıma geç in i ş,*^ zorunda kalıyor. Atatürk, kalabalık maşa- püfiir püfür sigara içiyor. Olacak iş mi?” a n -» \11111 uzak bir köşesinde oturan Selanik ten

lamında bir şeyler söylenmiş. Fransızca hocası Halil Bey i de yanlarına ça-Taze gelin. Atatürk’ün sofrasında sınava

-ylıny°r-

Füreya kendisi için en büyük sı- çıkmış Füreya, bu anıyı, saygısızlığı da sil-ta navlardan biri olan o geceyi ve görkemli K a­

rnenin çabasında, pot kırmamak için fazla-^JIsbalık sofrayı. aynı masanın üzerinde öl- sı ile tedirgin, sıkıntılı bir gece geçirmek-* ^düğünün ertesi sabahı tek başına gördüğü te. Atatürk o gün büyükbabasının kütüpha- ^ A ta tü rk ün tabutunu hiç unutamıyor, nesini gezmiş. Yemeğegelirkenayaküstübil-'v Füreya, çok yakından tanıyınca Ata- gi almış, ama “ya bir şey sorarsa”? Y aru tfjtürk’ün daha da büyüdüğünü, deha olarak

~ gü-İVaö

ra’ya yerleşmeye çalışıyorlar. Evde bir yan­ dan eşyaları düzenlemeye çalışıyor, bir yan­ dan da tadilat var. Atatürk gün ortasında sürp­ riz bir ziyaret yapıyor. Yanında Afet Hanım var. Kılıç Ali M eclis’te, ona haber ulaştırı­ lıyor. Atatürk, yakın dostlarının yaşamla­ rının bütün ayrıntıları ile ilgili. Evin yerleş­ mesini bir tür teftiş ediyor.

Bany odaki çiçekler

verecek hiçbir şeyi anımsayamıyor. O giui’Çgörülciüğünü söylüyor. Kendisi için asıl nün güncel politik konulan üzerine konu-»\ önemli olanın, yalnızca askeri okulda oku-şuluyor. Pot kırmamak için ağzını açm am a-^ muş olan bir kimsenin en ufak bir aynntı- ya.büyiijç j)aen ^ s t e r i y o ^ ^ ^ . ^ görecek kadar duyarlı, bilgili, anlayışlı

Bir gün de henüz yerleşme bitmiş. Füre­ ya yokken eve geliyor. Ve bütün dostlarına yaptığı üzere, yatak odasına kadar bütün evi geziyor. Her şeye çok meraklı. Salonda, boşken estetik görünümden çok. insanların oturduklarında birbirlerinin yüzlerini gö­ recekleri koltuk düzenlemesini seviyor. Fü- reya’nın banyoda sevdiği için koyduğu çi­ çeklere takılıyor. Yakın dostunun evinin dü­ zeninden hoşnutluğunu aktarırken “Salon­

da konulan çiçekler, misafir için, biraz da gös­ teriş içindir. Ama banyoya konulmuş çiçek, insanın kendisi içindir” diyor.

A tatürk’ün ziyaretleri genellikle sabah­ tan köşkten haber veriliyor. “5-6 kişi gele­

cek” deniliyor. Ancak gecenin ilerleyen sa­

atlerinde, o geceki sofranın gündemine bağ­ lı olarak bakanlardan sanatçılara, uzm an­ lara kadar pek çok kişinin daha çağrılaca­ ğı, sofranın 15-20 kişiyi bulacağı biliniyor. Yine de yemeklerin hazırlanması sorun de­ ğil. Akşam 7-8’de geliniyor. Gece yarısı sonrası 1-2’ye kadar mezeler ve rakı ile ida­ re ediliyor. 2-3’ten sonra yenecek akşam yemeği için de ahçıya hazırlık için bol bol zaman kalıyor.

Füreya, Atatürk’ün ilk gelişlerinde ken­ disini bir tür sınavdan geçirdiğini düşünü­ yor. Usta ahçısi ve özeni ile bu sınavlardan geçtiğini ve zaman zaman övgü aldığını anımsıyor. Erkek ağırlıklı sofraların, gü­ nün sıkışıklığı ve sorunları içinde üzerinde durulamayan konu ve sorunların ayrıntıla­ rına inme, her şeyi yeniden ince ince tartış­ ma işlevi olduğunu söylüyor.

Bir sözcük tartışması

Onun ev sahipliğini yaptığı yıllarda en sı­ cak ve ağırlıklı gündemin dil olduğunu be­ lirtiyor. Atatürk’ün dil ve teorisi üzerinde çok fazla uğraştığını anlatıyor. Bir gece sa­ baha kadar Hikmet Bey ile bir sözcük üze­ rinde tartışmışlar. Araya Kılıç Ali girmiş,

“Paşam, kendinizi niye bu kadar yoruyor­ sunuz? Sizin söylediğiniz doğru” diyerek

tartışmayı noktalamak istemiş. Atatürk’ün yanıtı. “Hikmet Bev’i ikna edemiyorsam, ben

doğru değilimdir. Ondan uğraşıyorum” ol­

muş.

Füreya, Atatürk’ün yakın çevresi de da­ hil pek çok kişinin dil devrimi karşısında çok direndiklerini, Atatürk’ün bütün ayrın­ tılara inerek bu işle çok uğraştığını anım­ sıyor. Bu nedenle de dil devriminin yerine oturduğunu, ilkelerinin özellikle sofralar­ daki uzun tartışmalarla belirlendiğini söy­ lüyor. Aynı tartışmaların şeriat ve laikliğin yorumlanması üzerinde yeterince yapıla­ mamış olmasına hayıflanıyor. Atatürk’ün ömrünün yetmemesine, o tarihlerde laikli­ ğin böylesine yeniden büyük sorun olaca­ ğının anlaşılamamış olmasına yanıyor.

Füreya, sofraların her konuda yakın çev­ re ve uzmanlarla ayrıntılı tartışmaların ya­ pıldığı ve sonuç olarak devrimlerin biçim­ lendiği bir ortam olduğu kanısında. Ata­ türk, ona göre gerçekten çok kararlı ve dev- rimleri yaratan, yaşatan bir güce, otoriteye sahip. Ancak diktatörlerden de çok farklı ola­ rak, konuya ilişkin uzman olduğunu dü­ şündüğü kişilerle sonuna kadar tartışıyor. Bütün devrimlerin yerleşmesi ve yaşatıl­ masında halkı ikna ediyor. Halkın ¿evrim­ lere gönüllü katılımını sağlıyor.

‘Fazla ileri gittim mi?’

Şakir Paşa'nın kızı, Atatürk'ün yakın arkadaşı Emin Koral’ın eşi, Fiireya’nın annesi Hakkiye Hanım, Atatürk ile Latife Hanım’in evlendikleri gün şereflerine evlerinde bir

Füreya, günlük ayrıntılardan pek çok'ola- yı anımsıyor. Atatürk bir gün Park O tel’de çarşaflı bir kadını dansa kaldırıyor. Arka­ daşlarının bu konudaki eleştirisine aldır­ mıyor. Her şeyin, bütün gerçeklerin halkın önünde yaşanması ve sergilenmesi gerek­ tiğini hep savunuyor. Yine de her sabah en yakınlarına “Dün akşam neler oldu? Fazla

ileri gittim mi” sorularını yöneltmekten hiç

vazgeçmiyor. Bir gece öncesinin daha sağ- " lıklı bir değerlendirmesine ulaşmak istiyor.

Füreya’yı en çok etkileyen özelliklerin­ den biri, özel yaşamının en eleştiriye açık olabilecek yanlarını bile halktan gizleme- meyi seçmesi, sık sık “Ben her şeyimi hal­

kın önünde yaparım” demesi.

Henüz 14-15 yaşında iken, Atatürk’ün ev­ lendiği gün, evlenmesi onuruna evlerinde verilen kokteyli anımsıyor. Babasının Ata­ türk’ün yakm arkadaşı olarak bastırdığı ni­ kâh davetiyesinin kaybolmuş olmasına çok üzülüyor.

İzmir Karşıyaka’daki evlerinde Atatürk ve Latife Hanım onuruna öğleden sonra ve­ rilen kokteylde evin küçük salonu konuk­ larla dolu. Sokakta Atatürk’ü fark edip top­ lanan ve sevgi ile seyreden kalabalık var. Ata­ türk. ev sahibesi annesine dönerek şampan­ ya kadehini şerefine kaldırıyor. Annesinin Büyükada’dan çocukluk arkadaşı Latife Ha­ nım oraya giriyor. “Kemal, kadehi kaldır­

ma, halk sokaktan seyrediyor” diyor. Ata­

türk bu çıkışı duymamış gibi yapıyor. İkin­ ci müdahalede. “Benim halkımdan gizli bir

şeyim olamaz” diyerek şampanya bardağı­

nı özellikle camdan dışarıya doğru göste­ rerek içmeye devam ediyor.

Füreya, kokteyl sonrası annesinin, baba­ sına dönerek “Bizim Latife hiç değişmeye­

cek. Bu evlilik sürmeyecek” dediğini anım­

sıyor.

Yarın : O zamanlar sosyetik bir kadındım.

Atatürk’ün yaşayıp beni iş kadını olarak görmediğine çok üzülüyorum.

Kişisel Arşıvıerae ısıaı hAh Dc.«.a, Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Atatürk’ü dış politikada gerçekçilik yönüyle ele almaya çalıştığımız için, onun milli politikasının en genel şekliyle değerlendirilmesini

okuyan Askeri Savcı Abdülkadir Abacı, sanığın “ taammüden ve birden fazla adam öldürmek su­ çundan” Türk Ceza Kanunu'nun 460. Verilen karar on sefer idam da

Gülden Sar›y›l- d›z, Osmanl›'da sabun imalat›n›n olduk- ça önemli bir yer tuttu¤unu yaz›yor (Hür- riyet 18 Ekim,1999) Gerçi sabun içya-

Pertev N aili B oratav’ı yitirdik hn n ► Ünlü folklor araştırmacısı Pertev Naili Boratav, önceki gece Paris’te yaşamını yitirdi.. Anadolu kültürü ve folkloru

Bu inançla Aziz Milletimizin ve Tüm İslam Aleminin Mübarek Mevlid Kandilini tebrik ediyor, Kandilin Müslümanların ve tüm İnsanlığın huzuruna vesile olmasını.

İki çarpı bir Altının beş katı Dört kere yedi Birin sekiz katı Beş çarpı dört Üç kere dokuz Üç çarpı beş İkinin beş katı Dört kere yedi Altının iki katı Dört çarpı

Türk milletinin küllerinden yeniden doğmasını sağlayan Gazi Paşa’nın; büyük önem vererek Türk milletine miras bı- raktığı 105 adet özel evrakından biri olan

Atatürk çok sade bir kahvaltı alışkanlığı vardı kahvaltıda bir iki dilim ekmek ile bir bardak ayran veya bir kâse yoğurt tüketirdi... Atatürk’ün en sevdiği yemeklerin