• Sonuç bulunamadı

Bir tahrikçinin boynundaki günah...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bir tahrikçinin boynundaki günah..."

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

boynundaki

günah..

Q s m a n lı İmparatorluğun, gü-

neşin hudutları içinde batma mak hakikati Ingiltereden çok ön oe gerçekleştirmiş olan o kosko­ ca, muazzam İmparatorluğun, ni­ hayet yarim asır içinde nasıl çö­ küverdin faciası hâlâ meçhuldür.

Bir tarih devrinin, ona uzaktan

yakından karışmış olanların ha­ yatta İken müspet ve doğru yazı labilmesindekl imkânsızlığı bu mi salle de anlıyabiilriz. İç kanatıci safhaları sayısız olan bu faciayı düşünmek şuurunu, eşi bir daha bu topraklara ne zaman n«sib o- lacağı belki ebedi hasret mevzu- u olan büyük mütefekkir Sabahat tin Beyin c e n a z e sini bek­

lerken tazelemiş oldum. Mutlak

kanaat halinde bir daha tasdik

ettim ki, o koskoca İmparatorluk maddi manevi hasletleri yetersiz bir kaç hırs düşkünü ile, Düyunu

Umumiye ve kapitülâsyonların

bir kaç dellâlı, ve nihayet, hürri­ yet hareketini şahsî vesayet sis­

temine çevirmek için şuur ve

mantığı fedadan çekinmiyen bir kaç iktidar budalasının kasdiyle çöküp gitmiştir.

Sabahattin Beyin büyük müca­ delesi, sadece (Yıldız Saray) ma karşı değildi: Onun kadar tehli­ keli olduklarını hâdiselerin ispat

ettiği İmparatorluğu çökerten

menfi kuvvetlere karşı idi. . Sabahattin Bey, devrinden asga ri bir asır ileriye bakan «damdı.. Bu sebeple, ona karşı reva görü len haksızlıkların ruhi cephesin­ de, her ileri seviyeliye karşı, se­ viyesiz ve gerinin duyduğu infial ve psikolojik nefret vardı.. Bugün , çoğu, fani hayata veda etmiş o- lan bu despot nizamının mu«kib- lerl içinde bir kaçı, fakat bilhas­

sa bir tanesi, Sabahattin Beyi

(anlıyamamak) gibi mazerete de sahib olmadan ona karşı kin ve

iftira ile savaşmıştır: Hüseyin

Cahit Yalçın.'.

Hüseyin Cahit, Osmanlı İmpa­ ratorluğunu batıran meııfi kuvvet terin sadece -birisine değil, hepsi- .ıe birden mensuptu.. Bütün t«h- rib ve tahrik cephelerinde, benli­ ğine hâkim menfi hislerin sevkıy la, bazı zaman menfaatinin icabı, bazı zaman gönüllü olarak vazife aldı. O, İttihadı Terakki’nin ide­ ologu hüviyeti içinde iken, r»kib

sb. kalmak kurnazlığını aradı: İm

paratorluğu, şaha kalkmış milli­ yet ve ayrılma tuğyanı, içinde, muhafaza edebilmenin tek yolu­ nun, Sabahattin Beyin tarih ve U

mi ortaya koyarak savunduğu

konfederasyon fikri olduğunu bil­ miyor muydu? Muasırlan içinde Cahit ve bir kaç arkadaşının kav riyabileceği büyük, insani ve tari hi orijinlere olduğu kadar reali­

te ve vatan menfaatine dayanan mücahedesinin, s'rf politika ve pa ra uğruna yanlış gösterilmiye ça

lişmagi kadar Sabahattin Beyi

müteessir eden hâdise azdı.. Bal­

kanlar ve Ortadoğu, İmparator­

luktan kopup giderken, bürokra­ tik bir M e r k e z i y e t ç i ­

l i ğ i n eteğinden sımsıkı

yapışarak vatanı uçuruma götü­ renleri, Hüseyin Cahit'in sevk ve idaresi, Sabahattin Beyi öylecesi ne mustarlb etmişti ki, onu, (bir nebze vatan sevgi ile dUşünmlye)

davet etti. Bu boş ümit bile,

merhumun ulvi kalbini ve insan­ lar içinde (kötülüğün nerede baş layip nerede biteceğini) Hüseyin Cahit misaline rağmen kavrıyama mak iyi niyet hudutsuzluğunu is­ pat eder-.

(2)

Bugün. Halk partisinin Ata­ türk'ün hâtırasına karşı yapabi­

leceği en büyük hakaret olarak

O’nun gazetesinin baş sütunları­ nı verdimi ve Atatürk’ün salâhi-

yetll tabiriyle (Cumhuriyete fe­

nalık ederi bu adam)», iç yüzüyle kavriyabllmek için, 1908 den bu

yana vâki hâdiselere, Cahit*İn

bizzat kendi kalemine bakmak

zarurettir: Onun seyyiatına Bon

verebilmek İçin ihmal edilmez za ruret..

Cahit, altı gün önceki Ulus'ta

Anadoluyu kalkınma humması

halinde saran büyük hamleyi, İğ­ renç bir İftira İle kötülemek İçin, hükümeti, şehiri bir tarafa bıra­ kıp, rey alabilmek için KÖY’le uğraşmakla itham ediyordu.. A y­ nı adam, kırk dört sene önce, (24 Teşrinisani 824 tarih» Tanin’de)

İmparatorluğu korumak için e-

meği ve himmeti vatanşümul kud re te sahib ve ferde dayanan kıy­

met haline getirmek fikriyle »e

havsalanın almıyacağı küstahlık

la mücadele etmiştir. Bir insan

beyninde, menfiliğin ve tahribin

bu kadar köklü ve değişmez hü­

viyet içinde yarim asır, mtkrob

vasfım nasıl muhafaza edebildiği,

sadece eyyam siyasetçileri İçin

değil, ruhiyat hekimliği için de, eşine az rastlanan nadir bir (tıb , vâkıası)dır..

Ancak bugün ortaya konan ve­ sikalar, Cahit’in, Sabahattin Be­ ye sinsi ve usta iftiralarla basit

ve kültür seviyesinden mahrum

muhitini İğfalden sonraki faaliye­ tinin iç yüzünü aydınlatıyor: O, İmparatorluğun çöküşünden belli başlı mesul olmasına rağmen, tek hususiyeti haline getirdiği eyyam reisliği ile, hesaptan kurtulmuş, inanmadığı Türk zaferinin netice

sinden mensubu olduğu Düyunu

Umumiye hissesini almiya devam için Lozan’da kundakçılık yapmış, İsmet Paşa Dr. Riza Nur merhıı

ma (Bu adam haini vatandır.

Casusluk yapıyor. İdanü lâzım­

dır..) damgasiyle (resmen) koy­

durtmuş, Istanbula geldikten son ra, m»lî zaferin büyük ve mesut neticesi Cumhuriyete karşı ayak­ lanmış, iftiralarla onu kötülemek için elinden geleni yapmış. (Ben hayatı maziyemle Cumhuriyetçi­ yim) yalanını söylerken (maka­ mı muallâyı hilâfetten bu mülkü mahrum edecek bedbahtlara, Tli­ nin, 11 Teşrinisani 1924) hücum etmiş, Halk Fırkasının (bir va­ tan partisi) olmak vasfını muha- ■ faza ettiği o intikal devrinde (Me ğer bu Halk Fırkası ne müthiş fis ki füçıır menbaı imiş! Her devre göre dönen fırıldaklardan siyasi dızdızcılara, siyasi tavcılara, si­ yasi karmanyolacılara, hattâ hal ni vatanlara kadar, bütün üşerayı memleket buraya sokulmak Imkâ mm bulmuştur. "Tankı, 15 Teşri­

nisani 1924) 4

Şu mütecaviz (Kiilhanbey ağzı na) iğrenmeden bakabilir misi­ niz?.,

Hüseyin Cahit'in (Moskof düş­ manlığı) bile sahtedir: İngiltere

Dışişleri Bakanlığı tarafından

1914 — 1918 harbinden sonra

neşrolunan vesikaların 9 uncu cil dinin 380 — 381 İnci sahnelerin­

de, o tarihte İstanhuldaki İngiliz Büyük Elçisinin 15 Mart 1912 ta rlhini taşıyan mahrem işaretli ra porumı lütfen okuyunuz: Görecek siniz ki, Boğazların Rus.va.va açıl masını, Rus Elçisi Çarikof'a il­ ham eden ve bunu T«nin‘de milda faa eden aynı Hüseyin Caiıittir..

i

İstiklâl Mahkemesinden (başını

kurtarmak) için İsmet Paşaya ne verdiği de, bir gün elbet ifşa edl l lecektir..

-T

Gerçek vatanperverler, hâtıra

ve naaşlariyle bile, yurtlarına

faydalı oluyorlar..

Hüseyin Cahit ve şürekâsı, Sa­

bahattin Bey’in sadece dirisin­

den değil, ölüsünden de korkmuş lar, İktidar devirlerinde cesedinin vatan topraklarına girmesine mâ ni olmuşlardı.

Görülüyor ki, onun muhterem

ve mübarek naaşım beklerken

bir ân hatırlanan mazi, yarim a-

sırlık bir tahrikçinin nikabmı,

şöylece kaidırıvermiye vesile ol­ muştur: Bu nikahın altındaki baş.

\ bir fâni’nin Allahın adaletine, ne j kadar günahla çıkabileceği bah- | sinde devrimizde emsal teşkil e- i der..

1 A K I N

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Derinleştirilen anamnezinde yaygın eklem ağrısı, halsizlik, gece terlemesi, bulanık görme şikayetleriyle birlikte taze pey- nir yeme ve ailede bruselloz öyküsü olması

Asıl ismi Mehmet Ziya olan Gökalp 1876 da doğdu, idadiyi bitirdikten sonra amcası Habib efendiden arapça ve farsça, kendi kendine de fransızca

Ancak baflar›l› bir flekilde tedavi edilmifl kriptokok menenjiti olan AIDS’li hastalara idame tedavisi yap›lmazsa, hastal›¤›n yineleme oran› oldukça

Sair günler bir adım atarsanız Münir Nurettin, öteki adamınızda Tino Rossi, bir adım daha at­ mayın sakın!. Hareket etmeyin, yoksa hemen Sa­ fiye Ayla

(müttefikleriniz) gibi bir kullanım yerine fsm-i mevsullü anlatımı tercih etmesi, söz konusu uyarısını tehlikeyi daha ayrıntılı tarif etme imkanı veren ism-i

Prof. Asım Mutlu’nun Cumhuriyet’te güzel bir yazısı vardı: “ İstanbul adalarının sorunları” başlığını taşıyordu bu yazı. Bir İstanbullu olarak hepimizin

Fakat Ay dolunaya yaklaflt›¤› için gökyüzü ayd›nl›kt› ve o nedenle tüm görüntüler 30 saniye poz süresi verilerek al›nd›.. Kuyrukluy›ld›zlar›n çok az

368 1196 8.08.2002 ÜVEYS BURAK GÜNDÜZ MALATYA-MALATYA BÜYÜKŞEHİR.