20 EYLÜL 2001 PERŞEMBE _ A l A T l / İ l ^ _ CUMHURİYET
7 K lU L T U R k u ltu r@ c u m h u riy e t.c o m .tr
U YG A R LIK LA R IN İZİN D E...
O K TA Y E K İN C İ
GEÇMİŞTEN GELECEĞE - Çakırhan Evi’nin odaları birbirleriyle bütünleşerek geniş bir iç mekâna dönüşebiliyor... Böylece ‘çok işlev- li' geleneksel kullanımı çağdaş yaşama da armağan ediyor. (Yukarda) E v’in emektarlarından Ulah Ali Duru Usta unutulmadı. ( Solda)
Çakırhan’ a ‘mimarca’
Nail Çakırhan'la tanışmamız, Akyaka’dakı e- vi nedeniyle 1983’te verilen Ağa Han Mimar lık Ödülü’nden daha eskiye uzanıyor... Üstelik,
12 Eylül'ün o unutulmaz “solcu düşmanlığı”
yıllarına...
“Üstelik” diyorum; çünkü o yıllarda, yani bi zim için hep “rüya” gibi kalacak olan güzelim
Muğla yıllarımızın başladığı 1970’lerin sonla rında, Çakırhan’ın adı halk arasında “Komünist Nail" olarak anılırdı... Bu nedenle de şimdiki gi bi çevresinde pervane olunmaz, hatta “yalnız”
bile bırakılırdı...
Hele 12 Eylül’le birlikte (1980) bu “vefasız çekingenlik” doruğa ulaşınca, NâzunHikmet'in
efsanevi arkadaşı, gençliğini Moskova'da geçir miş ve ilerleyen yaşlarında memleketine döne rek Akyaka’daki “yöresel” tarzda evlerin özve rili ustası olmuş Nail Çakırhan’la dostluğu ve yakınlığı yine de sürdüren sadece “bizler” kal dık...
Bizle birlikte O’na o yıllarda “bürosunu”
açan mimar Tevfık Toprakçı, cunta tarafından görevden alınmış Belediye Başkanı Erman Şa hin ve belki en çok iki, üç kişi daha... Bir de el bette ki yine O ’nun ustalığıyla Akyaka’daki ilk
“Çakırhan evlerine” sahip olan üç-beş aile... Komünist Naibin, yaz aylarında kısa süreler le Gökova’ya tatile gelen İstanbul’daki “eski dostlan” dışında, Muğla’da “ 12 Eylül’e rağ men” birlikte olabildiği, konuşup dertleşebildi ği, doğum yeri olan Ula’ya has ahşap ağırlıklı sivil mimariyi Akyaka’daki yeni yapılarda da
“yaşatma” çabasının sorunlarım ve coşkulan- nı paylaşabildiği kişi sayısı, o “gerilimli” yıllar da işte bu kadardı...
Derken 1983 yılı gelip de Ağa Han Mimarlık Ödülleri açıklandığında, Asya, Afrika, Ortado ğu ve Balkanlar’dan ödül verilen “mimarlık ör nekleri" arasında Nail Çakırhan'ın Akyaka’da ki “yöresel kültürü sürdüren çabasının ürünü”
de yer alınca, bugün bile kimi mimarlarda za
man zaman “dışavuran” duygu yoksunu “ref
lekslerle” ortalık adeta ayağa kaldırıldı... Bizlerin sevincini “çocuksu” ve hatta “mi marlık dışı” bulan, dahası Mimarlar Odası’nm
o yıllardaki Genel Başkanı Abdullah Tüncel’in
Çakırhan’ı ve ödül gerekçesini destekleyen tav rını da “siyasi” ilan eden o çok “ünlü” ve üste lik “akademik” unvanlı mimarlar, ilk tepkileri ni “ödül neden mimar olmayana verildi?” ve “onca gelişkin proje varken, neden basit bir köy evi seçildi?..” gibi, sözde mesleki kaygılan içe
ren söylemlerle dile getirdiler...
“Sözde” diyorum, çünkü aynı
“araşürmacı-entelektüel” mimarlar, Ağa Han Mimarlık Ödülleri’ni alan diğer ülkelerdeki örnekler ara sında da sadece mimarların değil, kimi yerde ya şadıktan yerleşmenin mimari kimliğini yok et meyen “yöre halkının”, hatta kimi yerde de ben zer mimari çabalan destekleyen “yerel yöneti cilerin" bile seçildiklerini “göremeyecek” kadar dar ufuklu bir “nıeslekçiliğin" tutsağı olmuş gi biydiler...
Nitekim, bunlar arasında bazılan da bir yan dan Mimarlar Odası’nın Çakırhan’a duyduğu
“saygıyı” anlamadan “siyasi" deyip yıpratmaya çalışırlarken öbür yandan dönemin Devlet Baş kanı Orgeneral Kenan Evren’e haber gönderip;
“Çakırhan komünisttir, buna rağmen ödülü siz nasıl verirsiniz?..” diyecek kadar da doruğa çık mış bir “siyasal gerilik” örneği sergilediler...
Bu “jumallemelere” rağmen Kerim Ağa Han
ve Kenan Evren’in de katıldıkları İstanbul’daki ödül töreni ertesi gün ulusal basında yer alınca, Nail Çakırhan’ın o güne kadar yaşadığı “yalnız lık” yerini birdenbire kutlamalara, “yeni dost luklara” ve “yeniden yalanlaşma” dalgalarına bıraktı...
Bizler de yine Muğla’da, Nail Amca’mızla güzel ve anlamlı birlikteliğimizi aynı sevgi, say gı ve coşku içinde, bu kez pek de artık “yalnız kalmadan” devam ettirdik...
Şimdi, neredeyse 20 yılı aşkın bir sürenin ar dından, Akyaka’ya dikilen “büstü” önünde es
ki ve yeni dostlarla yeniden bir aradayız.. .1910 doğumlu Nail Çakırhan’ı, sevgili eşi Halet ÇambelTe birlikte 21. yüzyılda da kucaklama nın keyfini yaşıyoruz...
1983’teki ödülü paylaştığı Ulah yapı ustala- n Ali Duru ve Cafer Karaca ne yazık ki aramız da yoklar... Ama onlarla birlikte yarattığı “yö resel tarzdaki evler” Akyaka’da artık öylesine
benimsenmiş ki Ege ve Akdeniz’deki “beton-
laşmış layı yerleşmeleri” arasında bu belde
“Ben farklıyım” diyerek, Çakırhan’m ve usta- lannın emek ve becerilerini “özgün kent kim liğiyle” geleceğe de taşıyor...
İnsana, doğaya ve yöresel değerlere saygının ürünü ve simgesi olan bu kimliğin kahramanı Nail Çakırhan, Ağa Han’dan aldığı binlerce do larlık ödülü de Muğla’daki tarihi “Konakaltı
saygı...
Han” restorasyonuna bağışlamıştı. Bugün “kül tür merkezi” olarak hizmet veren geleneksel bi nayı belediyeye ve kent halkına yeniden kazan dırmıştı...
Benzer şekilde Akyaka’da ödül alan evlerinin bahçesine de aynı yöresel tarzda inşa ettikleri
“sanat evi” binasını AkyakaDemeği’ne emanet eden Çakırhan ve Çambel, bu özverileriyle bü tün Gökova’nın kültür yaşamına yeni bir zengin lik kattılar...
işte bütün bu hizmetlere bir “vefa borcu” ola rak kollan sıvayan, Muğla’nın sevilen, çalışkan ve duyarlı işadamlarından Hamdi Yücel Gürsoy
da MSÜ öğretim üyelerinden heykeltıraş Ferit Özşen’in yaptığı Çakırhan Büstü’nü Akya ka’daki Yücelen Oteli önüne törenle koyduğun da İlhan Selçuk dayanamayıp dedi ki:
“Nail mimar mı değU mi ben anlamam... A- ma işte yarattığı kent ve evler, işte adam ve işte
heykeli»” ,,
Sevgili Nail Çakırhan’a ve arkeoloji dünya mızın büyük bilim emektan eşi Halet Çambel’e, daha uzun yıllar bu büstü de gururla seyrederek birlikte olmayı diliyor, Hamdi Yücel Gürsoy’a törende yaptığım “teşekkürün” gerekçesini bir kez daha dile getiriyorum:
“Nail Çakırhan, uygarlık ve kültür birikimie- rimizin sürekli yadsındığı ve göz ardı edildiği bir süreçte, tarihten gelen bize has mimari değerle rimize sahip çıkma bilincinin önde gelen bilgele ri arasında yer almıştır...
Kentlerimizi ve kıyılarımızı sarmalayan kim liksiz ve yozlaşmış yapılaşma istilasına karşı halk yapı sanatı örnekleriyle yarattığı ve başardığı bu direnişi, aynı istiladan derin yara alan mimarb- ğımız için bir yurtseverlik örneği olarak bir kez daha kutiuyorum. Geleceği tasarlamada gelene ğin kazananlarıyla yola çıkmanın önemini ve de ğerini öğreten bu bilgeliği onun büstüyle anıtlaş tıranlara da aynı özlemler içindeki bir mimar olarak teşekkür ediyorum...”
J | ► Gökova Körfezi’nin eşsiz doğasıyla yöresel yapı
I -i kültürünü kucaklaştıran Nail Çakırhan’ın büstü,
... . J İ Akyaka’daki kendi eseri olan Otel Yücelen’in
ı
bahçesinde 7 Eylül 2001 günü törenle açıldı...
u f
' »J | | Muğlalılar ve tüm dostlan, heykeltıraş Ferit Özşen’in
[%
' JBk
eseri önünde O 'nu ve yaşam arkadaşı Halet Çambel ’i
L
bu kez ‘anıtsal’ bir coşkuyla kucakladılar...
Taha Toros Arşivi