• Sonuç bulunamadı

Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi"

Copied!
20
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ÜN VERS TE Ö RENC LER N N EP STEMOLOJ K NANÇLARI

LE PROBLEM ÇÖZME BECER LER ARASINDAK L K LER

Nilgün AKSAN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü M. Akif SÖZER

Kırıkkale Üniversitesi E itim Fakültesi E itim Bilimleri Bölümü

Geli Tarihi : 10.08.2006 Yayına Kabul Tarihi: 23.02.2007

ÖZET

Bu ara tırmanın temel amacı, E itim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi ö rencilerinin epistemolojik inançları ile problem çözme becerileri arasında bir ili ki olup olmadı ını belirlemek ve bunun fakülte, bölüm ve cinsiyetin ana etkisi ile fakülte ve bölümün cinsiyetle olan interaksiyon etkisi açısından durumunu ortaya koymaktır. Toplam 208 üniversite ö rencisi üzerinde yürütülmü olan bu ara tırmada, ö rencilerin epistemolojik inançları ve problem çözme becerileri üzerinde fakülte, bölüm ve cinsiyetin ana etkisi ile fakülte ve bölümün cinsiyetle olan interaksiyon etkisini saptamak amacıyla varyans analizi ve epistemolojik inançların problem çözme becerileri üzerine etkisini belirlemek amacıyla, regresyon analizi tekni i uygulanarak de erlendirmelere gidilmi tir. Gerekli analizler, SPSS 12.0 ve Jmp 5.0.1 paket programları kullanılarak yapılmı tır. Ara tırmanın ortaya koydu u sonuçlara göre, epistemolojik inançlar problem çözme becerileri üzerinde anlamlı farklıla malara neden olmu tur.

Anahtar Sözcükler: Epistemolojik nançlar, Problem Çözme Becerisi.

THE RELATIONSHIPS AMONG EPISTEMOLOGICAL BELIEFS

AND PROBLEM SOLVING SKILLS OF UNIVERSITY STUDENTS

ABSTRACT

The main purpose of this research was to determine the relationship(s) between epistemological beliefs and the problem solving skills of university students and to make clear the faculty, department and gender main effect and the interaction of gender on faculty and department. Subjects were 208 university students. At the research, variance analysis were used to find the faculty, department and gender main effect and the interaction of gender on faculty and department on students' epistemological beliefs and their problem solving skills; and were applied the technique of regression analysis to decide the effects of students' epistemological beliefs on their problem solving skills. Necessary analyses were made by using SPSS 12.0 and Jmp 5.0.1 package programmers. According to the results, significant differences were found on the problem solving skills in terms of epistemological beliefs.

(2)

1. G R

E itim kurumlarının sosyal, bilimsel,

teknolojik vb. pek çok alandaki

gereksinimleri kar ılayamadıkları, hatta

de i ime ve geli ime direndikleri

bilinmektedir. Bu direncin en belirgin oldu u noktalardan birisinin, Türk E itim Sistemi’nin hâlâ, ö rencilerin analitik ve sırasal (sol beyin) dü ünmesine önem vermesi oldu u söylenmektedir (Özkök, 2005: 159). Milli E itim Bakanlı ı’nın çalı ma raporu (1990) incelendi inde, e itim kurumlarında genellikle ezbercili e, ekilcili e, mevcut bilgilerle yetinmeye ve mutlak itaate önem verildi i; bireylerin ara tırıcı, ele tirici, problem çözebilen

ça da ve üretici niteliklerle

donatılamadıkları görülmektedir.

Her gün, basit veya karma ık pek çok problemle kar ı kar ıya kalan insano lu, bazı problemlerine farkında olmadan çözümler üretmekte, bazıları üzerinde uzun uzun dü ünmekte veya sürüklenip gitmekte ve bazı durumların ise, problem oldu unun farkına dahi varamamaktadır. Hâlbuki problem çözme, genellikle bireyin problemi ve çözümünü de erlendirirken çoklu perspektiflerin ve dü üncelerin do rulu u üzerinde dü ünmesini gerektiren e itsel bir süreçtir. Dolayısıyla, problem çözme sürecinin tanınması ve bu süreç hakkında bilgi edinilmesi, hem etkili bir ö renmenin

gerçekle tirilmesi hem de bireysel

yeteneklerin geli tirilmesi açısından son derece mühimdir.

Problem çözme, bireyin bir hedef do rultusunda ilerlerken kar ısına çıkan engeller ile belirledi i hedef arasındaki bo lu u anlaması ve çözmesi sürecidir (Bingham, 1998: 18; Morgan, 2000: 149; Yıldırım, 1999: 99). Ö renilmesi ve geli tirilmesi gereken kapsamlı bir süreç olan problem çözme, bireyin bilinen veya tanımlanmı bir güçlü ü görmesi, güçlük hakkındaki gerçekleri de erlendirmesi, gereken bilgileri toplaması, alternatif çözüm yolları önermesi ve bu çözüm yollarının uygunlu unu test edebilmesi, ilgisi olmayan bilgileri yok etmesi ve çözüm yollarının en uygununu seçmesi gibi

birçok temel dü ünce sürecini

gerektirmektedir (Bakio lu ve Hesapçıo lu, 1997: 54; Kuzgun, 1995: 1; Uyar, 2002: 220).

Problem için her bir çözümü deneyerek engellerin kayna ını dü ünmek, i in bili sel yönünü olu tururken; bireyin bu süreci sabırla ya ayabilmesi, depresif tutumlar göstermesi, çözüm aramayı bırakması, en kısa zamanda çözüme gitmek için acele etmesi gibi olumsuz duygulara direnç gösterebilmesi, i in duygusal yönüne i aret etmektedir. Problem çözme sürecinde bireylerin isteklilik, kendine güven, stres, kaygı, azim, motivasyon gibi hisleri de duyu sal etkenler grubuna girmektedir. Bu bakımdan, problem çözme kavramını

(3)

yalnızca “dü ünmenin tümü” eklinde algılamak pek de do ru de ildir (Bingham, 1998: 24; Sonmaz, 2002: 6; Baykul, 1999: 73).

Öte yandan Thornton, problem

çözmenin bireysel oldu u kadar

sosyalle meyi de gerektiren bir faaliyet oldu unu belirtmekte ve problem çözmenin uzman ki ilere ya da çevredeki herhangi bir ki iye ba vurma halinde sosyalle meyi

do uraca ını vurgulamaktadır.

Sosyalle me, problemin çözüm yolları aranırken ba ka ki ilerin neler yaptı ının ve daha önceki çözümlerin neler oldu unun incelenmesi ve bunun yanı sıra, ba arıyla problem çözen ki ilerin toplumu içinde kazandıkları yeni statüleri, hatta liderlik konumlarıyla ilgili süreci kapsamaktadır. Ayrıca, insanların toplumsal hayata ve de i ime uyum sa laması, ba arılı ve ba ımsız olması için problem çözme becerisine sahip olması gerekmektedir (Erden, 1997: 111; Sonmaz, 2002: 6; De Bono, 1998: 11-5).

Hem zihinsel açıdan hem de beceri yönünden bireyin aktif katılımını gerektiren problem çözme sürecinde birey, problemi tanımlarken, analiz ederken, problem için gerekli bilgileri toplarken, problemin çözümüne en uygun verileri seçerken,

çözüm yolunu uygularken ve

de erlendirirken çe itli dü ünce ekilleri geli tirmekte ve bunların do rulu u üzerinde dü ünmektedir. Bu a amada,

bireyin bilgi ve bilme sürecini nasıl tanımladı ı, bilginin kayna ı olarak kimi ya da neyi kabul etti i, bir bilginin do rulu u ve geçerli inden kesin olarak nasıl emin oldu u gibi konulara ili kin inanç ve yakla ımları önem ta ımaktadır. Bireyin

problem çözmenin do asına ili kin

epistemolojik inançları, onun probleme yakla ım biçimini de etkilemektedir (Jonassen, 2000: 15; Deryakulu, 2004: 262).

Bireylerin bilginin ne oldu u, bilme ve ö renmenin nasıl gerçekle ti i ile ilgili öznel inançları genel olarak epistemolojik inançlar olarak ifadelendirilmektedir. Epistemolojik inançlar, “bilgi nedir?”, “bilgi nasıl kazanılır?”, “bilginin kesinlik derecesi nedir?”, “bilgi için sınırlar ve kriterler nelerdir?”, “bilgi, ö rencinin dı ında gerçekle en ve disiplin alanlarının otorite figürleri (uzmanlar) tarafından ö renciye yüklenmesi sonucu kazanılan bir ey midir yoksa, disiplin alanlarının ı ı ında etkile im ile mi elde edilen bir

eydir?” eklindeki bireysel görü leri

yansıtmaktadır (Ravindran, et. al., 2000: 223; Özden, 2003: 6; Hofer ve Pintrich, 1997: 88; Brownlee, et. al., 2001: 247).

Ara tırmacılar, epistemolojik

inançlarla ilgili farklı yakla ımlar

geli tirmi lerdir. Bu yakla ımlar, daha çok ö renci ve ö retmenlerin bilgiye ve epistemolojik konulara ili kin inançlarını

(4)

Ara tırmaların ço unun kökeni, Perry’nin üniversite ö rencilerinin zihinsel ve ahlaki geli imi üzerine olan ve yeni ufuklar açan çalı masına dayanmaktadır. Bu alandaki ara tırmalar, 1960’lı yılların sonundan 1980’li yılların sonlarına kadar tek boyutlu olarak geli me göstermi , 1990’lı yılarda Schommer’in çalı malarıyla çok boyutlu bir nitelik kazanmı tır (Bromme, 2005: 2-3).

Perry (1970), ara tırma grubu olarak

belirledi i Harvard ve Radcliffe

Üniversiteleri Güzel Sanatlar Bölümü

ö rencileriyle dört yıllık fakülte

deneyimlerine ili kin görü meler yapmı tır.

Büyük ço unlu u erkek olan bu

ö rencilerin üniversitenin ilk ve son yıllarındaki bilgi ile ilgili inançlarını incelemi ve elde etti i bulgulara dayanarak

bireylerin epistemolojik geli imlerini

dualizm (dualism), ço ulculuk (multiplism), görececilik (relativism), ba lılık (commitment) olarak adlandırdı ı dokuz geli imsel evreyi kapsayan dört temel geli imsel düzeyle açıklamı tır. Bilginin do asına dualist bakı açısı geli tiren bireyler, bilginin mutlak ve kesin oldu una (ya do ru, ya yanlı ); do ru bilginin ancak uzmanlar tarafından olu turulup kitlelere aktarıldı ına inanmaktadırlar. Zamanla ço ulcu bakı açısı geli tiren bireyler ise, bilginin mutlak ve kesin olmadı ına; uzmanların bilgisinin kesin olamayaca ına ve dahi kendi görü lerini olu turma haklarının bulundu una inanmaktadırlar.

Bilginin aktif ve ki isel olarak

yapılandırıldı ını dü ünen görececi

bireyler, kendilerini etkin bir anlam

olu turucu olarak algılamaktadırlar.

Ba lılık düzeyindeki bireylerde ise, göreceli dü ünme devam etmekle birlikte, belli bir bakı açısı ya da görü e esnek ama güçlü bir biçimde inanma söz konusudur (Hofer ve Pintrich, 1997: 89-94; Buehl ve Alexander, 2001: 389-94; Schommer, 1994: 26-7; Boden, 2005: 63-4; Marrs, 2005: 7-8). Perry’nin (1970, Aktaran: Belenky, Clinchy, Goldberger ve Tarule, 1986: 3)

olu turdu u epistemolojik durumlar

a ırlıklı olarak erkek ö rencilerle yapılan uygulamalar neticesinde ortaya çıkmı tır. Daha sonraki ara tırmalarda, kız ö renciler de kullanılmı tır. Perry’den yo un bir ekilde etkilenen Belenky, Clinchy, Goldberger ve Tarule (1986: 3), cinsiyet

farklılıkları üzerinde yo unla arak

akademik geçmi i olan ve olmayan 135 kadın üzerinde yaptıkları mülâkatlarla bir

epistemolojik geli im zinciri

olu turmu lardır. Bu ara tırmacılar,

kadınlardan “ahlak, bili sel ve ki isel geli imlerini” yansıtan pek çok açık uçlu soruları cevaplamalarını istemi ler ve

neticede, kadınların epistemolojik

geli imlerini be temel geli imsel konuma ayırmı lardır. lk evre olarak belirlenen sessizlik (silence) konumdaki kadınlar, bilginin kesin ve mutlak oldu una ve do ru

(5)

olabileceklerine inanmaktadırlar. Bilgi Alma (received knowledge) olarak adlandırılan ikinci evredeki kadınlar, bilginin dualistik (kesin ve mutlak) olarak olu tu una inanmakta kendi yetenekleriyle ö renmeye e ilimli olmayıp bilginin pasif

algılayıcısıdırlar. Çünkü, bilginin

kayna ının kendileri dı ında oldu una

inanmakta ve ö renmeyi uzmanlar

tarafından miras bırakılmı basitçe

algılanan kesin bir bilgi (do ru ya da yanlı ) olarak görmektedirler. Öznel Bilgi (subjective knowledge) evresindeki kadınlar ise, uzmanların bilgisine uzun süreli olarak güven duymamakta ve bilginin kayna ı olarak kendilerini görmektedirler. Öznel bilgi, kadınların dü ünme ekilleri göz önünde alındı ında, sezgisel bir his olarak

tanımlanmaktadır. lemsel Bilgi

(procedural knowledge) evresindeki

bireyler, dü ünmenin sistematik

yöntemlerini sıklıkla kullanmakta ve bilginin yoruma açık olup mutlak

olamayaca ına inanmaktadırlar. Bu

evredeki bireyler, amaçları do rultusunda uslamlama, mantık yürütme, sistematik çözümleme ve ele tirel dü ünme gibi çe itli i lemleri kullanarak ya adıkları deneyimleri yorumlamaktadırlar. Son evreyi olu turan

Yapılandırılmı Bilgi (constructed

knowing) ise, “i lemsel ve öznel” veya “ussal ve duyusal” olarak gruplandırılmı

bilgi bütünlerinin her ikisini de

kapsamaktadır. Bu evredeki kadınlar,

belirsizli in yüksek düzeyindedirler.

Bilgiye ili kin inançlarında tutarsızlık

mevcuttur (Goldberger, 1996: 351;

Deryakulu, 2004: 263; Schommer–Aikins, 2004: 20 – 23).

Kuhn, ergenlik, gençlik, yeti kinlik ve ya lılık dönemlerindeki bireylerin günlük ya amda kar ıla tıkları olaylar ya da

durumlar kar ısındaki akıl yürütme

ekillerini incelemi ve bireylerin

epistemolojik yakla ımlarını üç kategoride

toplayarak “Tartı macı Uslamlama

Modeli”ni olu turmu tur. Buna göre Mutlakçılar (absolutists), bilginin kesin ve mutlak oldu unu dü ünmekte, gerçekleri ve uzmanların bilgisini bilmenin temeli olarak varsaymaktadırlar. Ço ulcular (multiplists), uzmanların bilgisinin kesinli inden üphe duymakta, uzmanlar arasındaki tutarsızlık ve görü ayrılıkları nedeniyle bilginin mutlaklı ını kabul etmemekte, gerçekler

üzerinde kendi duygularına ve

dü üncelerine a ırlık vererek kendi dü üncelerinin uzmanlarınkiyle e de er

olabilece ini dü ünmektedirler.

De erlendiriciler (evaluatists) ise, kesin ve mutlak bilginin varlı ını reddetmekte, uzmanların bilgisinin kendi bilgilerinden daha do ru olabilece ine ve kendi görü lerinin di er görü lerle kıyaslanması

ve de erlendirilmesi gerekti ine

inanmaktadırlar (Hofer ve Pintrich, 1997: 103-6; Hofer, 2001: 358-9; Deryakulu, 2004: 263-4).

(6)

Epistemolojik inançların geli im sürecini özel bir içeri e sahip sosyal

yapısalcılık perspektifinden öyle

betimlemektedir: “ nsanlar, kendi

ya antılarını etkin bir ekilde kendileri olu turmakta veya anlamlı kılmakta; olayları ve ya antılarını kendilerince yorumlamakta, bunları u anki bakı açılarıyla de erlendirmekte, bu olayların ve ya antıların kendileri için ne anlam ifade etti ine ili kin sonuçlar çıkarmaktadırlar” eklinde betimleyen Baxter Magolda, bireylerin epistemolojik geli imlerini dört

kategoride toplayarak “Epistemolojik

Yansıtma Modeli”ni olu turmu tur. Buna göre, Mutlak (absolute) kategorisindeki bireyler, bilginin kesin oldu una ve

uzmanlar tarafından bildirildi ine

inanmaktadırlar. Geçi (transitional)

kategorisindeki bireyler, kesin bilginin mümkün olmayaca ına ve uzmanların her

eyi bilemeyece ine inanmaktadırlar.

Baxter Magolda ba ımsız (independent) kategorisindeki bireyleri aktif ö renme ve ele tirel dü ünme üzerinde odaklanan bireyler olarak tanımlamakta ve tutarsız ya da aykırı görü lerle kar ıla manın bu bireyler için bir dayanak noktası oldu una i aret etmektedir. Bu kategorideki bireyler, bilginin tek kayna ının uzmanlar olarak görülmesine kar ı çıkmakta ve bireysel dü üncelerin de e de er düzeyde geçerli olabilece ine inanmaktadırlar. Ba lamsal (contextual) kategorisindeki bireyler, farklı

bakı açılarını tartı makta ve

de erlendirmekte, kendi bireysel bakı

açılarını yapılandırmaktadırlar. Bu

kategorideki bireyler, farklı bakı açılarını tartı abilecekleri bir çevrede ö renmeyi tercih etmektedirler (Baxter Magolda, 1993:

29; Noddings, 1991: 158; Whitmire, 2003:

129-31; Schommer et. al., 2003: 348-9; Deryakulu, 2004: 264; Baxter Magolda, 1994: 26; Baxter Magolda, 1992: 281).

King ve Kitchener, bireylerin

epistemolojik geli imlerini yedi geli imsel evreden olu an bir modelle (Yansıtıcı Yargı Modeli ) açıklamı lardır. Geli imin ilk evresinde bireyler, bilginin mutlak ve kesin oldu una ve bu bilgilerin do rudan gözlem

yoluyla yansıtılması (dü üncelerin

gerekçeye ihtiyacı olmaması) gerekti ine inanmaktadırlar. kinci evredeki bireyler ise, bilginin mutlak ve kesin oldu u, ancak bu bilgilerin do rudan gözlem yoluyla yansıtılmasının yanı sıra, uzmanlardan da edinilebilece ini dü ünmektedirler. Üçüncü evredeki bireyler, uzmanlardan edinilen bilgilerin kesin ve mutlak oldu una (nihai olguları mutlak otoritenin belirledi ine) inanmakla beraber ki isel inançların ve dü üncelerin geçerli do rular olamayaca ı

görü ündedirler. Dördüncü evredeki

bireyler, bilginin kesin ve mutlak olamayaca ının, bilginin üpheli -ki bu

geçici bir durumdur- bir yapıda

bulundu unun farkına varmaktadırlar.

(7)

bireysel algılama ve de erlendirme ölçütlerine ba ımlı olması hasebiyle bilginin öznel bir yapıda oldu una inanmaktadırlar. Geli imin altıncı evresinde bireyler, bilginin farklı kaynaklardan

edinilen verilerin de erlendirilmesine

dayalı bir biçimde “bireysel” olarak

yapılandırıldı ına inanmaktadırlar.

Geli imin son, yani yedinci evresinde ise

bireyler, bilginin karma ıklı ını

benimsemekte, bilginin ba lamsal olarak anla ılması ve yeniden de erlendirmelere açık olması gerekti ine inanmaktadırlar

(King ve Kitchener, 2004: 5-18;

Schommer-et. al., 2003: 348; King ve Kitchener, 1994: 13).

Yukarıdaki epistemolojik geli im modellerinin hepsinde, inançlar tek boyutlu yani, yalnızca bilgi ile ilgili inançları

kapsayacak biçimde ele alınmı tır.

Schommer, bu tek boyutlu epistemolojik inanç modellerinin ö rencilerin ö renmeye ili kin inançları ile ö renmenin farklı yönleri arasındaki daha ince ili kilerin saptanmasına yönelik olarak çok sınırlayıcı oldu unu dü ünmü ve epistemolojik inançları ba ımsız bir inanç sistemi olarak yeniden kavramsalla tırmı tır. Schommer, “ba ımsız inanç sistemi” ifadesiyle epistemolojik inançların farklı oranlarda geli ebilece ine dikkat çekmek istemi tir. “Ba ımsız” ifadesini inançların e zamanlı

(aynı anda) geli ip geli medi ini

vurgulamak amacıyla kullanmı tır

(Schommer et. al., 1997: 175; Schommer ve Dunnell, 1997: 153; Youn, et. al., 2001: 14; Brownlee, et. al., 2001: 249).

Schommer, epistemolojik inançların yapısını ve ö renme sürecine etkisini

ara tırırken Perry’nin üniversite

ö rencilerinin bilgi ile ilgili inançlarını inceleyen ara tırması, Schoenfeld’in lise ö rencilerinin inançlarının matemati i ö renmeye etkisini ara tıran çalı ması ile

Dweck ve Leggett’in orta okul

ö rencilerinin zekaya ili kin inançlarını inceleyen ara tırmasının bulgularından yararlanmı tır (Boden, 2005: 75). Dweck ve Leggett, ortaokul ö rencilerinin zekaya ili kin inançlarını ara tırmı lar, aynı yetenek düzeyinde olan bireylerin zorluklar kar ısında farklı tepkiler verdiklerini gözlemlemi , bu tepkilere neden olan eyin amaçlardaki farklılık oldu una i aret etmi ve ö renme yetene ine ili kin görü lerin ö renme sürecinde önemli bir yere sahip oldu u konusundaki dü ünceleriyle bu alana katkıda bulunmu lardır (Dweck ve Leggett, 1988: 256-73; Schommer et. al., 2005: 290). Schoenfeld ise, bireylerin matematiksel inançlarını farklı bir yolla tanımlamı tır. Schoenfeld, gözlem ve mülakat tekni ini kullanarak geometri problemleri çözen ö rencileri izledikten ve onları sesli dü ünmeye te vik ettikten sonra epistemolojik inanç paradigmasıyla ilgili olarak bireylerin matematiksel ispatlarda uzmanları bilgi kayna ının habercisi olarak

(8)

gördüklerini bulgulamı tır. Schoenfeld’in

bu paradigmasının daha önceki

epistemolojik inanç paradigmalarından farkı, bilginin hızını ve ö renme yetene ini de tanımlanması olmu tur (Schoenfeld, 1983: 329–37; Schommer et. al., 2005: 290). Neticede Schommer, Perry’nin epistemolojik inançların boyutsal olmadı ı ve belirli a amalarda geli tirildi i tasarısına kar ı çıkmı tır. Bilginin yapısı, kesinli i ve kayna ı, bilgi edinim kontrol ve hızı olarak adlandırdı ı az çok ba ımsız boyutlardan olu an be inanç sistemi önermi tir. Bunlar genel bir a ama sırası takip etmemektedir. lk üç tanesinin kavram kökenleri Perry’nin çalı masında gösterilmekte; di er ikisinin kavram kökenleri ise, Dweck ve Leggett’in zekânın do ası hakkındaki inançlarla ilgili

ara tırmalarında ve Schoenfeld’in

matematik hakkındaki inançlarla ilgili ara tırmasında bulunmaktadır (Hofer ve Pintrich, 1997: 106).

Schommer, epistemolojik inançların (1) Bilgi basittir (Simple Knowledge), (2) Bilgi kesindir (Certain Knowledge), (3) Ö renme hemen gerçekle ir (Quick

Learning), (4) Ö renme yetene i

do u tandır (Innate Ability) adını verdi i dört ba ımsız boyuttan olu tu unu ortaya koymu tur. Bilgi kesindir boyutu, bireylerin bilginin mutlak (do ru ya da yanlı ) mı yoksa ba lama göre de i ebilen geçici do rular ya da yanlı lar mı oldu una

inandıklarını; bilgi basittir boyutu,

bireylerin bilginin birbiriyle ili kisiz tek tek parçaların birikmesi sonucu olu an basit bir yapıya mı, yoksa parçaların birbiriyle ili kilendirilmesi sonucu olu an karma ık bir yapıya mı sahip oldu una inandıklarını; ö renme yetene i do u tandır boyutu, bireylerin ö renmenin do u tan getirilen genetik ve de i tirilemez/geli tirilemez bir yetenek mi yoksa e itimin ya da deneyimlerin etkisiyle geli tirilebilen bir ey oldu una mı inandıklarını; ö renme hemen gerçekle ir boyutu, bireylerin bilginin ya hemen gerçekle ece ine ya da asla gerçekle meyece ine mi yoksa zaman

içinde deneyimlerle a ama a ama

gerçekle ebilece ine mi inandıklarını

göstermektedir (Schommer, 1990: 498-504; Buehl, 2003: 12; Deryakulu, 2004: 267; Öngen, 2003: 156).

Görülece i üzere bireyler, birbirinden ba ımsız dört epistemolojik inanç boyutu

çerçevesinde geli mi /olgunla mı

(sophisticated) ya da geli memi / olgunla mamı (naive) inançlara sahip olmaktadır. Birey, bazı inançlarında sofistike olurken di er inançlarında aynı

tutarlılı ı gösteremeyebilir. Çünkü

epistemolojik inançlar, birbirinden

ba ımsız yapılar olarak i lev görmektedir. Örne in, bilginin oldukça karma ık bir yapıda oldu una inanan bireyler yine de

bilginin de i medi i inancından

vazgeçmemektedirler. Burada ima edilen ey, bir epistemolojik inançta sofistike olan

(9)

bir ö rencinin di er epistemolojik inançlarda sofistike olamayabilece idir (Schommer ve Dunnell, 1997: 153).

2. YÖNTEM

2.1. MODEL VE ÇALI MA GRUBU

li kisel tarama modelinin kullanıldı ı ara tırma, Mu la Üniversitesi E itim Fakültesi’nin Fen Bilgisi Ö retmenli i (n=23), Sınıf Ö retmenli i (n=60) ve Türkçe Ö retmenli i Bölümü (n=29) üçüncü sınıfına devam etmekte olan 116 ö rencisi ile Fen Edebiyat Fakültesi’nin Türk Dili ve Edebiyatı (n=29), Felsefe (n=27) ve Matematik Bölümü (n=36) üçüncü sınıfına devam etmekte olan 92 ö rencisi üzerinde gerçekle tirilmi tir. Seçilen örneklem grubunun % 50’si (n=103) kız, %50’si (n=105) erkektir.

2.2. VER LER N TOPLANMASI

Ara tırmada, ö rencilerin problem çözme becerileri hakkında kendi algılarını ölçmek amacıyla Heppner ve Peterson (1982) tarafından geli tirilen ve ahin, ahin ve Heppner (1997) tarafından

geçerlik ve güvenirlik çalı maları

gerçekle tirilen Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılmı tır. PÇE, “aceleci”, “dü ünen”, “kaçıngan”, “de erlendirici”, “kendine güvenli” ve “planlı yakla ım” olmak üzere altı alt ölçekten olu maktadır.

Ölçekten alınan toplam puanların

yüksekli i, bireyin problem çözme

becerileri konusunda kendisini yetersiz olarak algıladı ını; dü ük puan ise, bireyin problem çözme becerileri konusunda

kendisini yeterli olarak algıladı ını

göstermektedir. Ö rencilerin epistemolojik inançlarını ölçmek amacıyla, Schommer (1990) tarafından geli tirilen Deryakulu ve Büyüköztürk (2002: 111-25) tarafından Türk üniversite ö rencileri üzerinde

geçerlik ve güvenirli i saptanan

Epistemolojik nanç Ölçe i (E Ö)

kullanılmı tır. Ölçe in her bir faktöründen alınan yüksek puan, bireyin o faktöre ili kin geli memi / olgunla mamı epistemolojik inançlara sahip oldu unu; dü ük puan ise

geli mi /olgunla mı epistemolojik

inançlara sahip oldu unu göstermektedir.

2.3. VER LER N ÇÖZÜMLENMES

Ara tırma, karı ık modelde analiz edilmi tir. Fakülte ve bölümler için iç içe sınıflama, cinsiyet için çapraz sınıflama yapılmı tır. Bu iki veri toplama aracı (E Ö ve PÇE), 2004/2005 e itim-ö retim yılının bahar dönemi sonunda 208 ö renciye

uygulandıktan sonra, ö rencilerin

epistemolojik inançları ve problem çözme becerileri üzerinde fakülte, bölüm ve cinsiyetin ana etkisi ile fakülte ve bölümün cinsiyetle olan interaksiyon etkisini saptamak amacıyla varyans analizi çözümü

yapılmı ve anlamlı bulunan

de i kenlerdeki farklıla manın kayna ını bulmak için LSD testi uygulanmı tır.

(10)

Epistemolojik inançlar ve problem çözme becerileri arasındaki ili kiyi belirlemek

amacıyla regresyon analizi tekni i

kullanılmı tır. Gerekli analizler, SPSS for Windows 12.0 ve Jmp for Windows 5.0.1 paket programları kullanılarak yapılmı tır.

3. BULGULAR

Tablo 1. E Ö Alt Ölçek Puanlarına Uygulanan

ANOVA Sonuçları ! " # $ % & & ' ( $ ! ) *$ %& & ' ( $ + ! , - !& & . ! $ %& & ' ( $ *p<.05 **p<.01

Çalı ma grubunun E Ö’den aldı ı

puanlar incelenerek ö renciler,

geli mi /olgunla mı , orta ve

geli memi /olgunla mamı epistemolojik

inançlara sahip gruplar olarak

ayrı tırılmı tır. E Ö’ye yapılan varyans analizi tablosu (Tablo 1) incelendi inde, Ö renmenin Çabaya Ba lı Oldu una nanç

(O1) alt ölçe inde, fakültenin cinsiyetle olan

interaksiyon etkisi α=0.01 önem düzeyinde

istatistiksel olarak anlamlı bulunmu tur.

Anlamlı bulunan bu de i keninin etkisi incelendi inde, ö renmenin hızına ili kin

inançları içeren O1 alt ölçe i bakımından

E itim Fakültesi’ndeki kız ö rencilerin

geli mi /olgunla mı epistemolojik

inançlara sahip grubu; E itim

Fakültesi’ndeki erkek ö rencilerin ve Fen Edebiyat Fakültesi’ndeki kız ö rencilerin geli memi /olgunla mamı epistemolojik inançlara sahip grubu; Fen Edebiyat Fakültesi’ndeki erkek ö rencilerin ise orta

grubu olu turdu u bulgulanmı tır.

Ö renmenin Yetene e Ba lı Oldu una

nanç (O2) alt ölçe inde, fakültenin

cinsiyetle olan interaksiyon etkisi α=0.05

önem düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı

bulunmu tur. Anlamlı bulunan bu

de i keninin etkisi incelendi inde, ö renme sürecinin denetimine ili kin inançları

kapsayan O2 alt ölçe i bakımından E itim

Fakültesi’ndeki kız ö rencilerin

geli mi /olgunla mı epistemolojik

inançlara sahip grubu; E itim

Fakültesi’ndeki erkek ö rencilerin

geli memi /olgunla mamı epistemolojik inançlara sahip grubu; Fen Edebiyat Fakültesi’ndeki kız ve erkek ö rencilerin ise orta grubu olu turdu u görülmektedir. Bilginin yapısına ve kesinli ine ili kin inançları içeren Tek Bir Do runun Var

Oldu una nanç (O3) alt ölçe inde,

de i kenler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılı a rastlanmamı tır.

(11)

Tablo 2. PÇE Alt Ölçek Puanlarına Uygulanan ANOVA Sonuçları / 0 0 ) 1 * ) , 1 ) 1 * ) 2 ( * 3 ) 1 * ) , ! % ! 0 ) 1 * ) 2 % 4 5 ) 1 * ) 6 * ) 1 * ) *p<.05 **p<.01

Çalı ma grubunun PÇE’den aldı ı puanlar incelenerek ö renciler, problem çözme becerileri bakımından ba arılı, orta ve ba arısız olmak üzere üç gruba ayrı tırılmı tır. PÇE’ye yapılan varyans analizi tablosu (Tablo 2) incelendi inde,

Aceleci Yakla ım (Yak1) alt ölçe inde,

de i kenler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılı a rastlanmamı tır.

Dü ünen Yakla ım (Yak2) alt ölçe inde,

fakülte ve bölüm de i keninin ayrı ayrı ana etkisi ile bölümün cinsiyetle olan

interaksiyon etkisi α=0.05 önem düzeyinde

istatistiksel olarak anlamlı bulunmu tur. Anlamlı bulunan fakülte de i keninin ana etkisi incelendi inde, Fen Edebiyat Fakültesi ö rencilerinin problemin çözüm planını uygulamaya koymadan önce problemin tam olarak ne oldu unu anlamaya çalı tıkları ve uygulanacak çözüm yolunun nasıl sonuç verece i üzerinde E itim Fakültesi ö rencilerine göre daha dü ünen bir yakla ımı

benimsedikleri görülmü tür. Anlamlı

bulunan bölüm de i keninin ana etkisi incelendi inde, Fen Edebiyat Fakültesi

(12)

Felsefe Bölümü ö rencilerinin problem çözme konusunda dü ünen yakla ıma en fazla ba vuran grubu; E itim Fakültesi Türkçe Ö retmenli i Bölümü ile Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü ö rencilerinin problem çözme konusunda dü ünen yakla ıma en az ba vuran grubu; di er bölüm ö rencilerinin ise, problem çözme konusunda dü ünen yakla ıma orta düzeyde ba vuran grubu olu turdukları saptanmı tır. Anlamlı bulunan bölümün

cinsiyetle olan interaksiyon etkisi

incelendi inde, Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü kız ö rencilerinin problem çözme konusunda dü ünen yakla ıma en fazla ba vuran grubu; Fen Edebiyat

Fakültesi Matematik Bölümü kız

ö rencilerinin problem çözme konusunda dü ünen yakla ıma en az ba vuran grubu; di er bölüm ö rencilerinin ise, problem çözme konusunda dü ünen yakla ıma orta düzeyde ba vuran grubu olu turdu u

görülmü tür. Kaçıngan Yakla ım (Yak3) alt

ölçe inde, bölümün ana etkisi α=0.01 önem

düzeyinde farklı bulunmu tur. Anlamlı bulunan bölüm de i kenin ana etkisi incelendi inde, Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı ve Matematik Bölümü ile E itim Fakültesi Türkçe

Ö retmenli i Bölümü ö rencilerinin

problem çözme ve çaba gösterme konusunda kendilerini yeterli olarak algıladıkları; Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ö rencilerinin problem

çözme ve çaba gösterme konusunda kendilerini yetersiz olarak algıladıkları; E itim Fakültesi Sınıf Ö retmenli i ve Fen Bilgisi Ö retmenli i Bölümü ö rencilerinin ise, problem çözme ve çaba gösterme konusunda kendilerini orta düzeyde yeterli algıladıkları saptanmı tır. De erlendirici

Yakla ım (Yak4) alt ölçe inde, bölümün

ana etkisi α=0.01; cinsiyetin ana etkisi

α=0.05 önem düzeyinde istatistiksel olarak

anlamlı bulunmu tur. Anlamlı bulunan

cinsiyet de i keninin ana etkisi

incelendi inde, kız ö rencilerin problemin çözüm sürecinde ortaya çıkan sonuç ile olması gerekti ini dü ündükleri sonucu kar ıla tırma tutumunu erkek ö rencilere göre daha fazla sergiledikleri görülmü tür. Anlamlı bulunan bölüm de i keninin ana etkisi incelendi inde, Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ö rencilerinin problemin çözüm a amasında de erlendirici yakla ıma en fazla ba vuran grubu; Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü

ö rencilerinin problemin çözüm

a amasında de erlendirici yakla ıma en az ba vuran grubu; di er bölüm ö rencilerinin

ise problemin çözüm a amasında

de erlendirici yakla ıma orta düzeyde ba vuran grubu olu turdu u saptanmı tır.

Kendine güvenli Yakla ım (Yak5) alt

ölçe inde, bölüm ve cinsiyet de i keninin

ayrı ayrı ana etkisi α=0.05 önem düzeyinde

istatistiksel olarak anlamlı bulunmu tur. Anlamlı bulunan cinsiyet de i keninin ana

(13)

etkisi incelendi inde, erkek ö rencilerin kendilerine ve problem çözme becerilerine kız ö rencilerden daha fazla güvendikleri saptanmı tır. Anlamlı bulunan bölüm de i keninin ana etkisi incelendi inde, Fen

Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü

ö rencilerinin problemin çözümünde

kendilerine en fazla güvenen grubu; Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü

ö rencilerinin problemin çözümünde

kendilerine en az güvenen grubu; di er bölüm ö rencilerinin ise problemin çözümünde kendilerine orta düzeyde güvenen grubu olu turdu u görülmü tür.

Planlı Yakla ım (Yak6) alt ölçe inde,

bölüm de i keninin ana etkisi α=0.05 önem

düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bulunmu tur. Buna göre, Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü ile E itim Fakültesi Sınıf Ö retmenli i Bölümü ö rencilerinin problemin çözüm sürecinde planlı yakla ımı en fazla sergileyen grubu; Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü ö rencilerinin problemin çözüm sürecinde planlı yakla ımı en az sergileyen grubu; di er bölüm ö rencilerinin ise problemin çözüm sürecinde planlı yakla ımı orta düzeyde sergileyen grubu olu turdu u saptanmı tır.

Tablo 3. Ö rencilerin Epistemolojik nançları ve Problem Çözme Becerileriyle lgili Regresyon Analizi !" # $ #% & ' ! " # * $ % & & ' ( $ ! ) * $ % & & ' ( $ / 0 0 ) 1* )

+ ! , - !& & . ! $ % & & ' ( $ 7 7 7 ! " # * $ % & & ' ( $ ! ) * $ % & & ' ( $ 7 , 1 ) 1* )

+ ! , - !& & . ! $ % & & ' ( $ 7 7 7 ! " # * $ % & & ' ( $ ! ) * $ % & & ' ( $ 2 (* 3 ) 1* )

+ ! , - !& & . ! $ % & & ' ( $ 7 7 7 ! " # * $ % & & ' ( $ ! ) * $ % & & ' ( $ 7 , ! % ! 0 ) 1* )

+ ! , - !& & . ! $ % & & ' ( $ 7 7

! " # * $ % & & ' ( $ 0.003 -0.001 0.692 0.058 0.830 0.406 ! ) * $ % & & ' ( $ 0.001 -0.003 0.279 0.042 0.530 0.597 K en di ne G üv en li Y ak la ım (Y ak5 )

+ ! , - !& & . ! $ % & & ' ( $ 0.001 -0.003 0.297 -0.043 -0.550 0.586 ! " # * $ % & & ' ( $ 0.012 0.007 2.534 0.110 1.590 0.112 ! ) * $ % & & ' ( $ 0.008 0.003 1.720 0.104 1.310 0.191 P la nl ı Y ak la ım (Y ak6 )

+ ! , - !& & . ! $ % & & ' ( $ 0.012 0.007 2.618 -0.127 -1.620 0.107

(14)

E itim ve Fen Edebiyat Fakültesi ö rencilerinin epistemolojik inançları ve problem çözme becerileriyle ilgili olarak yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre; Ö renmenin Çabaya Ba lı Oldu una nanç

Ölçe i’nin (O1) Dü ünen Yakla ım (Yak2)

üzerine regresyonunda α=0.01 önem

düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı katkısının oldu u bulunmu tur. Buna göre, ö renmenin çabaya ba lı oldu una (zaman içerisinde gerçekle ti ine) ili kin daha

geli mi /olgunla mı epistemolojik

inançlara sahip olan ö renciler, problem çözme sürecinde problemin ne oldu una,

uygulayacakları çözüm yolunun ne

olaca ına ve bu yolun nasıl çözüm verece ine ili kin daha dü ünen bir yakla ımı benimsemektedirler. Ö renmenin Çabaya Ba lı Oldu una nanç Ölçe i’nin

(O1) De erlendirici Yakla ım (Yak4)

üzerine regresyonunda, istatistiksel olarak

α=0.05 önem düzeyinde anlamlı katkısının

oldu u bulunmu tur. Buna göre,

ö renmenin çabaya ba lı oldu una (zaman içerisinde gerçekle ti ine) ili kin daha

geli mi /olgunla mı epistemolojik

inançlara sahip olan ö renciler, problemin çözüm a amasında daha de erlendirici bir yakla ımı benimsemekte; yani, problemin çözüm sürecinde ortaya çıkan sonuç ile olması gerekti ini dü ündükleri sonucu

kar ıla tırma tutumunu daha fazla

sergilemektedirler. Tek Bir Do runun Var

Oldu una nanç Ölçe i’nin (O3)

De erlendirici Yakla ım (Yak4) üzerine

regresyonunda α=0.05 önem düzeyinde

istatistiksel olarak anlamlı katkısının oldu u bulunmu tur. Ancak, iki alt ölçek arasında ters bir ili ki vardır. Yani,

De erlendirici Yakla ım(Yak4) arttıkça,

Tek Bir Do runun Var Oldu una nanç

ölçe i (O3) azalmaktadır. Daha açık bir

ifadeyle, bilginin ba lama göre de i ebilen geçici do ru ya da yanlı lar biçimde kabul edilerek tek bir do runun var oldu una ili kin epistemolojik inancından uzakla ma e iliminde olan ö renciler, problemin çözme sürecinde ortaya çıkan sonuç ile olması gerekti ini dü ündükleri sonucu

kar ıla tırma tutumunu daha fazla

sergiledikleridir.

4. TARTI MA

Üniversite ö rencilerinin epistemolojik inançları ile problem çözme becerileri arasındaki ili kiyi inceleyen ara tırma sonucuna göre, ö renmenin çabaya ba lı oldu una (zaman içerisinde gerçekle ti ine) güçlü bir biçimde inanan ö renciler, problem çözme sürecinde daha dü ünen ve de erlendirici bir yakla ım içerisine girmekte; daha açık bir ifadeyle, problemin ne oldu unu, uygulayacakları çözüm yolunun ne olaca ını, bu yolun nasıl çözüm verece ini daha fazla dü ünmekte ve problemin çözüm sürecinde ortaya çıkan sonuç ile olması gerekti ini dü ündükleri sonucu kar ıla tırma tutumunu daha fazla sergilemektedirler. Bilgi ve ö renmeye

(15)

ili kin göreceli dü ünen ö rencilerin

dü ünme yetenekleri daha

geli mi /olgunla mı oldu undan problem çözme becerileri de daha yüksektir. Bu

ö renciler, kar ıla tıkları problemler

üzerinde daha fazla (ve esnek)

dü ünebilmekte, daha fazla zaman ve çaba harcayarak probleme ili kin çok yönlü dü ünceler olu turabilmektedirler. Oysa, geli memi /olgunla mamı epistemolojik inançlara sahip ö renciler, kar ıla tıkları karma ık ve güç problemler üzerinde dü ünmek, çabalamak yerine pes etme

davranı ı göstermeye e ilimli

olduklarından, bu durum akademik

ba arılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bir bilgi alanındaki inançların di er bilgi alanındaki inançlara öncülük edece i dü ünüldü ünde ö renciler kendi bilgilerini aktif olarak olu turmaları ve bunu ö renme yakla ımlarına adapte etmeleri yönünde cesaretlendirilmelidir. Bu sayede, karma ık problemlere kendi dü ünce ekilleriyle, kendi de erlendirmeleriyle ve kendi

yargılarıyla ula maları sa lanmalıdır.

Ayrıca ö rencilerin ö renmeye ili kin olumlu inançlar beslemesi (zor bir problem

kar ısında çaba harcayarak sonuca

ula abilece ine inanması), ö rendikleri konuya daha duyarlı olmaları açısından önem ta ımaktadır.

Ara tırmanın ortaya koydu u bir di er sonuca göre, tek bir do runun var oldu una ili kin epistemolojik inancından uzakla ma

e iliminde olan (yani, bilginin ba lama göre de i ebilen geçici do ru ya da yanlı lar biçimde kabul edildi i) ö renciler, problemin çözüm sürecinde ortaya çıkan sonuç ile olması gerekti ini dü ündükleri sonucu kar ıla tırma tutumunu daha fazla sergilemektedirler. Tek bir do runun var

oldu una inanç konusunda,

geli memi /olgunla mamı epistemolojik inançlara sahip olan ö rencilerin, karma ık problemlere tek bir yanıt arama e ilimi göstermeleri ya da kendi dü üncelerini

de il de ba kalarının dü üncelerini

benimseme tavrı içerisine girmeleri kuvvetle muhtemeldir. Oysa, ö rencilerin pek çok bakı açısı ve dü ünceyi içeren kaynaklarla çalı maya yönlendirilmesi,

kar ıla tıkları problemlerin çözümleri

üzerinde kendi algı mekanizmalarıyla çözüm aramalarına, bu sayede, kendi dü üncelerini olu turma fırsatı bulmalarına

yardımcı olacaktır.

5. KAYNAKLAR

Bakio lu, A. ve Hesapçıo lu, M. (1997). “Dü ünmeyi Ö retmekte Ö retmen ve Okul Yöneticisinin Rolü: Dü ünmek”, M.Ü. Atatürk E itim Fak., E itim Bilimleri Dergisi, Sayı: 9.

Baxter Magolda, B. M. (1992). “Students’ Epistemological and Academic

Experiences: Implication For

Pedagogy”, Review of Higher Education, 15 (3), 265-87.

(16)

Baxter Magolda, B. M. (1993). “The Convergence of Rational And Interpersonal Knowing In Young

Adults’ Epistemological

Development”, American

Educational Research Association, Atlanta GA, 12-6.

Baxter Magolda, B. M. (1994).

“Post-College Experiences and

Epistemology”, Review of Higher Education, 18 (1), 25-44.

Baykul, Y. (1999). Matematik Ö retimi, Ank: ANI Yayınları.

Belenky, M.F., et. al., (1986). Women's

Ways of Knowing: The

Development of Self, Voice And Mind, New York, NY: Basic Books.

Bertelsen, D., et. al., (2002). “Caregivers’ Epistemological Beliefs in Toddler

Programs”, Early Child

Development and Care, 172 (1), 503-16.

Bingham, A. (1998). Çocuklarda Problem

Çözme Yeteneklerinin

Geli tirilmesi, (Çev: Ferhan

O uzkan), st: MEB Yayınları. Boden, C. J. (2005). An Exploratory Study

of The Relationship Between Epistemological Beliefs and

Self-Directed Learning Readiness,

Kansas State University.

Bromme, R. (2005). “Thinking and nowing About Knowledge”, Grouding Mathematics Education, 1-11. Brownlee, J., Purdie, N. & Boulton-Lewis,

G. (2001). “Changing

Epistemological Beliefs in

Pre-Service Teacher Education

Students”, Teaching in Higher Education, Vol: 6, No: 2, 247-68. Brownlee, J. M. (2003). “Changes in

Primary School Teachers’ Beliefs About Knowing: A Longitudinal Study”, Asia-Pasific Jornal of Teacher Education, 31 (1), 87-98. Brownlee, J., Thorpe, K. & Stacey, P.

(2005). “Improving Learning and Teaching In Early Childhood Teacher Education: A Focus On

Personal Epistemology”, In

Proceedings HERDSA Sydney, Australia.

Buehl, M. M. & Alexander, P. A. (2001).

“Beliefs About Academic

Knowledge”, Educational

Psychology Review, Vol: 13, No: 4, 385-418.

Buehl, M. M. (2003). “At The Crossroads: Exploring The Intersection of

Epistemological Beliefs,

Motivation and Culture”, Chicago: Amerikan Educational Research Association.

(17)

De Bono, E. (1998). Çocuklar Sorun Çözüyor, st: Remzi Kitapevi. Deryakulu, D. ve Büyüköztürk, . (2002).

“Epistemolojik nanç Ölçe inin

Geçerlik ve Güvenirlik Çalı ması”, E itim Ara tırmaları Dergisi, 2 (8), 111-25.

Deryakulu, D. (2004). E itimde Bireysel Farklılıklar, (Edt: Yıldız Kuzgun ve Deniz Deryakulu), Ank: Nobel Yayınları.

Dweck, C. S. & Leggett, E. L. (1988). “A Social Cognitive Approach to

Motivation and Personality”,

Psychological Review, 95 (2), pp: 256-73.

Erden, M. (1997). Sosyal Bilgiler Ö retimi, st: Alkım Yayınları.

Golberger N. R. (1996). “Cultural Imperatives and Diversity in Ways

of Knowing”, (Eds: N.

Goldberger,J. Tarule,

B. Clinchy & M. Belenky), Knowledge, Difference and Power, pp: 335–71, New York: Basic Books.

Heppner, P. & Peterson, C. H. (1982). “The Development and Implications of a

Personal Problem Solving

Inventory”, Journal of Counseling Psychology, 29: 66-75.

Hofer B. K. & Pintrich, P.R. (1997). “The Development of Epistemological Theories: Beliefs About Knowledge and Knowing And Their Relation to Learning”, Review of Educational Research, 67 (1), 88–140.

Hofer, B. K. (2001). “Personal

Epistemology Research:

Implications for Learning and Teaching”, Journal of Educational Psychology Review, Vol: 13, No: 4, 353-83.

Jehng, J. J., et. al. (1993). “Schooling and Students’ Epistemolocigal Beliefs About Learning”, Contemporary Educational Psychology, 18, 23-35. Jonassen, D. H. (2000). Computers as

mindtools for schools: Engaging critical thinking, Second Edition, Columbus, OH: Merrrill, an imprint of Prentice Hall.

King, P. M. & Kitchener, K. S. (1994). Developing reflective judgement

nderstanding and Promoting

Intellectual Growth and Critical Thinking in Adolescents and Adults, San Francisco, CA: Jossey-Bass.

King, P. M. & Kitchener, K. S. (2004). “Reflective Judgement: Theory and Research on the Development of Epistemic Assumptions Through

(18)

Adulthood”, Educational Psychologist, 39 (1), 5-18.

Kuzgun, Y. (1995). Rehberlik ve Psikolojik

Danı manlık, Ank: ÖSYM

Yayınları.

Marrs, H. (2005). Culture, Epistemology and Academic Studying, Doctor of Education, Kansas State University, Manhattan, Kansas.

MEB (1990). “Çalı maların

De erlendirilmesi ve Öneriler”, Ölçme ve De erlendirme Sistemi Geli tirme Çalı maları, No: 5, Ank: ME Yayınevi.

Morgan, C. T. (2000). Psikolojiye Giri

(Çev: H. Arıcı, O. Aydın, R.

Bayraktar, O. mamo lu, S.

Karaka , I. Sava ır, S. Topçu, P. Uçman, S. Hovardao lu, D. ahin, B. Tegin, R. Eski, A. Gülerce, G. Acar, R. Co tur, . Dinç, G. Uraz), 14. Baskı, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü Yayınları. Noddings, N. (1991). “Stories in Dialogue;

caring and interpersonal

reasoning”, Eds: C. Witherell and N. Noddings), Stories Lives Tell:

Narrative and Dialogue in

Education, New York: Teachers’ College Press, pp. 157- 70.

Öngen, D. (2003). “Epistemolojik nançlar le Problem Çözme Stratejileri

Arasındaki li kiler: E itim

Fakültesi Ö rencileri Üzerine Bir Çalı ma”, E itim Ara tırmaları Dergisi, 3 (13): 155-62.

Özden, Y. (2003). Ö renme ve Ö retme, Geli tirilmi 5. Baskı, Ank: PegemA Yayınları.

Özkök, A. (2005). “Disiplinlerarası Yakla ıma Dayalı Yaratıcı Problem Çözme Ö retim Programlarının Yaratıcı Problem Çözme Becerisine Etkisi”, Hacettepe Ünv. E itim Fakültesi Dergisi, 28 (5), 159-67. Ravindran, B., Grene, B.A. & Debacker,

T.K. (2000). “Predicting Preservice Teachers’ Cognitive Engagement With Goals and Epistemological

Beliefs”, Department of

Educational Psychology, 222-32. Schommer, M. (1990). “The Effects of

Beliefs about The Nature of Knowledge on Comprehension”, Journal of Educational Pschology, 82: 498-504.

Schommer, M. (1994). An Emerging

Conceptualization of

Epistemological Beliefs and Their Role in Learning, (Eds: R. Garner & P. Alexander), Beliefs About

Text and Text Instruction,

Hillsdale, New Jersey: Erlbaum, pp. 25-39.

Schommer-Aikins M. &. Walker K., (1997). “Epistemological Beliefs

(19)

And Valuing School:

Considerations for College

Admissions And Retention”,

Research in Higher Education, 38 (2), pp: 173-86.

Schommer, M. & Dunnell, P. A. (1997). “Epistemological Beliefs of Gifted High School Students”, Roeper Review, 19 (3), 153-6.

Schommer-Aikins, M., et. al., (2003). “Epistemological Beliefs Across

Domains Using Biglan’s

Classification of Academic

Disciplines”, Research in Higher Education, 44 (3), 347-66.

Schommer-Aikins, M. (2004). “Explaining The Epistemological Belief System:

Introducing The Embedded

Systemic Model And Coordinated Research Approach”, Educational Psychologist, 39 (1), 19-29.

Schommer-Aikins, M., et. al. (2005).

“Epistemological Beliefs,

Mathematical Problem Solving Beliefs And Academic Performance of Middle School Students”, The Elementary School Journal, 105 (3), 289- 304.

Schoenfeld, A.H. (1983). “Beyond The Purely Cognitive: Belief Systems,

Social Cognitions, And

Metacognitions As Driving Forces

In Intellectual Performance”,

Cognitive Sciences, 7, pp: 329-63. Schreiber, J. B. & Shinn, D. (2003).

“Epistemological Beliefs of

Community College Students and Their Learning Processes”, Journal of Research and Practice, 27: 699-709.

Sonmaz, S. (2002). Problem Çözme Becerisi le Yaratıcılık ve Zeka Arasındaki li kinin ncelenmesi, (Yayınlanmamı Yüksek Lisans

Tezi), stanbul: Marmara

Üniversitesi E itim Bilimleri

Enstitüsü E itim Bilimleri

Anabilim Dalı Rehberlik ve Psikolojik Danı manlık Bilim Dalı. Uyar, M. (2002). E itime Yeni Bakı lar

(Edt: Ali Murat Sünbül), Ank: Mikro Yayınları.

Whitmere, E. (2003). “Epistemological Beliefs And The

Information-Seeking Behavior of

Undergraduates”, Library &

Information Science Research, 25 (2), 127-42.

Yıldırım, R. (1999). Ö renmeyi Ö renmek, st: Sistem Yayınları.

Young, I., et. al., (2001). “An Analysis of The Nature of Epistemological

Beliefs: Investigating Factors

Affecting the Epistemologicl

(20)

High School Students”, Asia PacificEducation Review, Vol: 2, No: 1,

Şekil

Tablo  1.    E Ö  Alt  Ölçek  Puanlarına  Uygulanan
Tablo 2 .  PÇE Alt Ölçek Puanlarına Uygulanan ANOVA Sonuçları / 0 0 ) 1 * ) , 1 ) 1 * ) 2 ( * 3 ) 1 * ) ,   ! % ! 0 ) 1 * ) 2 % 4 5 ) 1 * ) 6 * ) 1 * )        *p&lt;.05 **p&lt;.01
Tablo 3. Ö rencilerin Epistemolojik  nançları ve Problem Çözme Becerileriyle  lgili Regresyon Analizi  !&#34; # $ #% &amp; '  ! &#34; #   * $ % &amp; &amp; ' ( $  ! )   * $ % &amp; &amp; ' ( $ /00 )1* )

Referanslar

Benzer Belgeler

Financial Management in Small and Medium Sized Enterprises 41 Empirical Studies Investigating Financial Management?. Practices — SME Performance

Turkey ’s recent venture involving the construction of hundreds of small-scale hydropower projects is a signifi- cant trend, both in regard to its contribution to Turkey

Since freshly- conditioned shapes directly signal an imminent aversive stimulus and are easily recognised parafoveally, they may provide a more powerful test of attentional bias

They found ERP evidence that high anxious participants increased attentional control following stimulus conflict more than did low anxious participants; however, they did not

The Fear of Spiders Questionnaire (FSQ; Szymanski &amp; O’Donohue, 1995 ) showed greater stability across time and good test-retest reliability in early testing (three-week r 

For example, if the increases in American anxiety are restricted to students, this does not mean they are unimportant: indeed, these data suggest a dramatic and harmful increase

MEF Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü, “Flipped Classroom” sistemini Türkiye’de uygulayan tek üniversite olması ve akademik kadronun sektör ile yurt

Sevinç Kuşoğlu’nun çocuklar için yazdığı kitaplarda, anne modelleri kadar çok olmasa da baba modellerine de yer verilmiştir.. Yazarın kitaplarında yer alan baba