• Sonuç bulunamadı

Salah Bey'in yönleri:Deneme, şiir, günlük, roman, sinema eleştirisi yazdı; yayıncılık yaptı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Salah Bey'in yönleri:Deneme, şiir, günlük, roman, sinema eleştirisi yazdı; yayıncılık yaptı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

: Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik Türk Anonim Şirketi adına Naili 0 Genel Yayın Müdürü: Havan Cemal, Müessese Müdürü: l inine gll, Yazı İşleri Müdürü: Okay Gönensin, e Haber Merkezi Müdürü: Bayer, Sayfa Düzeni Yönetmeni: Ali Acar, & Temsilciler: ANKARA:

Tan, İZMİR: Hikmet Çednkaya, ADANA: Celal Başlangıç

İstanbul Haberleri: Erhan Akyıhlız, Dış Haberler: Krgun Balcı, Ekonomi: Cengiz Turhan, Kültür: Celal Üsler, Spor Danışmanı: A bdülkadlr Yucelınan, Düzeltme: Refik Durbaş, Araştırma: Şahin Alpay, lş-Sendika: Şük­ ran Ketenci, Yuıt Haberleri: Necdet Doğan, Dizi Yazılar: Kerem Çalışkan, 0Koordinatör: Ahmet Korulsan, • Mali İşler: Erol Erkul, 0 Muhasebe: Bülent Yener • llütçe-Planlama: Sevgi Osmanbeşeoglu 0 Reklam: Ayşe lorun, Ek Yayınlar: Hülya Akyol • İdare: Hüseyin Gürer, İşletme: ö n d e r Çelik, Bilgi işlem: Nail İnal.

VÎM: 29 MAVİŞ 1989 İmsak: 3.34 Güneş: 5.29 öğle: 13.06 İkindi: 17.05 Akşam: 20.33 Yatsı: 22.19

~TT-

f V U ö g f

Basan ve yayan.- Cumhuriyet Matbaacılık ve 34334 İst. I»K: 246-lstanbul. Tel: 512 05 ı Bürolar: Ankara: Ziya Gûkalp Blv. İnkılap 133 II 41/428 # İzinin H. Ziya Blv. 1352

0 Adana: İnönü Cad. 119 S. No: 1 Kat I,

Denem e, şiir, günlük

,

roman

,

sinem a eleştirisi yazdı; yayıncılık yaptı

Salâh Bey’in yönleri

“ B üyük zevkler

almaya başladım

denemeleri yazarken.

Bunlar, şiirlerimdeki

hu mor (gülmece

güldürmece) yanımı

da istediğimce

kullanabilme olanağı

verdi. ”

“A sıl sorun, neyin

nasıl anlatılacağı.

Anlatacağın şeyi en

iyi biçimde anlatmak

zorundasın, o zaman

etkili olabilirsin. ”

Salâh Birsel, bütün şiirlerinin yalınlık üzerine oturduğunu söylüyor.

PORTRE SALÂH BİRSEL

Şiirden denem eye

1919’da Bandırma’da doğdu. İÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi (1948). Nişantaşı Ortaokulu’nda Fransızca öğretmeni, İş Bankası ve Sümerbank’ta memur olarak çalıştı. Üç yıl iş müfettişliği, dört yıl İÜ Edebiyat Fakültesi Kitaplık Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Ankara Üniversitesi Rektörlüğü’nde iki yıl Fransızca çevirmenliği, Ankara Üniversitesi Basımevi’nde on yıl müdürlük yaptı. 1972’de emekliye ayrıldı. 1960-1973 arasında Türk Dil Kurumu Yayın Kolu Başkanlığı görevini yürüttü. 1947-1972 arasında yayımlanan beş şiir kitabı, Bütün Şiirleri adıyla yeniden basıldı. Günlüklerini üç kitapta topladı. Tarihsel olaylardan

kaynaklanan, “Salâh Bey Tarihi” adını verdiği denemeleri beş; Binbir

Gece Denemeleri” genel başlığıyla adlandırdığı denemeleri on

kitaptan oluşur. Denemeleriyle TRT, İş Bankası, Türk Dil Kurumu ödüllerini kazandı.

ALPAY KABACALI

İki yıl kadar önce yayımlanan

Salâh Beyin Yüzleri başlıklı al­

büm, on sekiz karikatürcü, ressam ve fotoğraf sanatçısının “Salâh

Birsel portreleri”ni kapsıyordu.

Biz, Salâh Birsel’le söyleşimizde, onun bilinen (denemeciliği, şair­ liği, günlükçülüğü), az bilinen (ro­ mancılığı, resimle ilgisi) ve pek bi­ linmeyen (sinema eleştirmenliği, yayıncılığı) yönleri üzerinde dur­ duk:

Daha on iki yaşlarında roman yazmaya girişirse de her şeyden önce şairidir o. İlk şiiri “Yalnızlık” 1937’de yayımlanır Yedigün ve

| Güneş dergilerinde.

“ 1939’a kadar uyaklı şiir

yazdım” diyor. “Biraz Necip Fa-

zıl’m etkisindeydim. Sonra Nâzım

Hikmet’in etkisinde kaldım, onun tarzında serbest şiir yazmaya baş­

ladım. 1939’da bunları bastırma­ yı düşündüm. Kitabın adını da

koydum: ‘Orijinal Adam Kendini

Yedil BabIâli’deki Yeni Kitapçı ile

anlaştım 50 liraya. 10 lira öndelik (kaparo) verdim. Ama bastırmak­ tan vazgeçtim, bir daha uğrama­ dım.”

Genç yazarların kitaplarını ken­ di paralarıyla bastırdıkları yıllar... Bu, 1950’lere, Varlık ve Seçilmiş Hikâyeler Dergisi Yaymları’nda yeni yetişenlerin yapıtları yer ala­ na değin sürer: “Çok az bastırır­

dık. Anımsarım, Rıfat İlgaz

1943’te ‘Yarenlik’! 250 tane bastır­

mıştı. Ben, 1947’de ‘Dünya İşleri­

ni 666 tane bastırdım. Kitabın for­ ma sayısı ve kâğıt toplarının 500’lük olması nedeniyle 666 ta­ ne. Başka bir nedeni yok.”

Salâh Birsel, şiirlerim şöyle te­ mellendiriyor: “Benim bütün şi­

irlerim yabnlık üzerine oturur.

Ya-ni sıfat yoktur, eskilerin istiare de­ diği eğretilemeler filan yoktur. Çok yalın bir imge ile anlatılır her şey. Buna karşılık benim şiirimde humor vardır. Aşk şiirlerini bile hiç değilse başlangıçta humorla

yazmışımdır (Humora ben ‘gül­

mece güldürmece’ diyorum; bu

sözcüğün Türkçe karşiliğı yok; ki­

misi de gülmeceyi ‘mizah’ karşı­

lığı kullanıyor). Şiirlerimde yaşa­ ma sevincine de çok yer verdim. Ayrıca otuz, otuz beş dolayında

yergi şiirim var: ‘Pineklemeye

Çağrı, Eşeğe övgü, Kikirikname,

vb..”

Geldik Salâh Birsel’in yayıncı­ lığına... 1943’te, Burhan Arpad1 la “AB Neşriyatı” adlı bir yayıne­ vi kurarlar. Çok geçmeden, İhsan

Devrim’in de ortaklığa katılmasıy­

la, “ABC Kitabevi”ni açarlar, lici yıl kadar yürüttükleri yayınevi- kitabevi, Anadolu’daki

kitapçıla-rın borçlakitapçıla-rını göndermemeleri yü­ zünden güç duruma düşer; dük­ kânı satarlar. Ama daha teslim et­ meden “Tan Olayı” (4 Aralık

1946) patlak verir; olay sırasında

kitabevi yıkılır...

O yıllarda Hilmi Ziya Ülken’in İnsan Dergisi’ni de yönetir Salâh Birsel. İnsan’ı bu üçüncü yayın döneminde beş sayı (s. 19-24) çı­ karır; Rıfat İlgaz, Necatigil, Ca­

hit Irgat, İlhan Berk gibi “ 1940

kuşağı” şairlerin ürünlerini ya­

yımlar. “O sıra” diye sürdürüyor anlatmayı, “İstanbul Polis Müdü­

rü olan Halûk Nihat Pepeyi, Hil­

mi Ziya’ya ‘Komünistleri doldur­

dun dergine, bunları ayıkla’ de­

miş. Hilmi Ziya bunu bana açık­

ça söylemedi, ‘Artık çıkarmaya­

lım’ falan dedi. Benden sonra bir

sayı daha çıktı.”

Ve 1946’da Yenilikler Dergisi...

"Oktay (Akbal), Fahir (Onger),

Behçet (Necatigil), İlhan İleri, ben... Hepimiz onar lira verirdik. İşin yükü benim üzerimdeydi, der­ ginin sahibi ben görünürdüm. 50-60 liraya çıkardı. Dördüncü (4-5) sayısını çıkardık, bir sonra­ ki sayıyı basımevine verdik... Pa­ rası da hazırdı... Ama dergi çıka­ madı. İşin içine çekemezlikler fi­ lan girdi, kaldı.”

İlk günlüğü 1949'da Beş Sanat Dergisi’nde yayımlanır. Daha önce günlük türünün kimi örneklerine rastlanırsa da “günlük” sözcüğü henüz kullanılmıyordun Yalnız

Falih Rıfkı Atay, 1947’de Cumlıu-

riyet’te yayımlanan gezi günlüğü

b iç im in d e k i b ir yazısına

“Günlük” başlığını koymuştur.

Ama bir süre sonra çıkan, aynı türdeki bir yazısına “Gündelik” başlığını vermeyi yeğler. Ataç, bu sözcüğü “gazete” karşılığında kul­ lanır birkaç yazısında; 1953’te günlüklerini Son Havadis’te ya­ yımlamaya başladığı zaman da

“Günce” sözcüğünü ortaya atar.

1955’te Yeditepe Yayınları ara­ sında çıkar Salâh Birsel’in Gün-

lük’ü. 1956’da günlük yazmayı

sürdürür, sonra ara verir... 1972-75 günlükleri Kuşları Örtünmek adıyla yayımlanır. Ve arkası gelir:

Yaşlılık Günlüğü, Aynalar Günlü­ ğü ve (yazmayı sürdürdüğü) Ses­

sizlik Günlüğü (adı sonradan de­

ğişmezse)...

1957’de Türkiye’de ilk “düşün­

ce romaıu”nı, Dört Köşeli Üçgen’i

yazar: “ Huxley’in Cesur Yeni

Dünyasını, OrvvelPin 1984’ünü,

Gidriin Kalpazanlarını sevmiş­

tim». Romanın sonlarında, yaptığı gözlemlerle büyüyen bir insan ti­ pini anlattığım için, gerçeküstücü- dür Dört Köşeli Üçgen.”

Bir ara sinema eleştirileri yazar: 1956’da Vatan’da, 1957-58’de Yeni

Sabah’ta: “Haftada iki yazım çı­ kardı, dört beş film izlerdim.”

Eleştirmenlik, sinema tutkusun­ dan kaynaklanır: “Daha önceki

yıllarda sinema konusu üzerine eğilmiştim. Yeğenlerim film çevi­ riyorlardı. Stüdyolara girmiş, filmlerin çekilişinde bulunmuş­ tum. Fransızca sinema literatürü­ nü elde etmeye çalıştım. Bir film nasıl yapılır, bu konuda aşağı yu­ karı bir düşüncem vardı. Hatta bir film yapmak da istiyordum. Ama olanak bulamadım.”

Resimle ilişkisine de kısaca de­ ğinelim: 1940’lardan başlayarak ressamlarla dostluklar kurmuş olan Salâh Birsel’in Edebiyat Fa­ kültesi öğrenciliği yıllarındaki ser­ best “lisans”larından biri de “Av­

rupa Sanatri’dır; o sıra Fransız iz­

lenimcilerini yakından tanır, sever. Geldik Salâh Birsel’in deneme­ ciliğine. Başlangıcı, bir bölümü 1947’de Sanat-Edebiyat Gazete­ sin d e yayımlanan, 1952’de kitap olarak çıkan Şiirin İlkelerine ka­ dar gidiyor. 1960-69 arasında çe­ şitli gazete ve dergilerde yayımla­ nıyor denemeleri. Bunları 1969’da

Kendimle Konuşmalar adlı kita­

bında topluyor.

1972’de emekliye ayrılınca, ma­ sanın başına geçiyor:

“Günde on beş, on altı saat okuyor ve yazıyordum. Bu böyle üç dört yıl sürdü. Sonra on iki sa­ ate, giderek dokuz saate indi. Hep ikişer üçer yıl aralıklarla... Sonra altı, sonra Uç saate indi. Şimdi ar­ tık her gün çalışamıyorum, yoru­ luyorum. Çalışınca da bir iki sa­ at sürüyor. Günlük yazıyorum.”

Beş ciltlik “Salâh Bey Tarihi” ile (işte “tarihçi” yönü!) on (ger­ çekte on bir) kitapta topladığı ve

“Binbir Gece Denemeleri” diye

adlandırdığı denemeler, bu özgür çalışma döneminin ürünleri.

“Büyük zevkler almaya başla­

dım denemeleri yazarken,” diyor.

"Bu yüzden, artık şiir yazmayı hiç düşünmedim. Şiirlerimdeki hu- mor yanımı da istediğimce kulla­ nabilme olanağını verdi bana de­ nemeler.”

Bir de denemelerin dili var, üze­ rinde durulması gereken. Salâh Birsel, yirmi yaşından beri okudu­ ğu kitaplarda rastladığı, hoşuna giden ve sözlüklerde yer almayan sözcükleri derlediğini, denemele­ rinde bunları kullandığını anlatı­ yor; anlatımını yalınlaştırma yo­ lundaki çabalarından söz ediyor; örnekler veriyor. Ve ekliyor:

“Yaşlandıkça, yazarlar sözcük­ lerle daha bir uğraşır duruma ge­ liy o rla r. B a şla n g ıçta ‘nasıl anlatm ak’ sorunu üzerinde değil, ‘ne anlatm ak’ sorunu üzerinde

duruyorlar. G erçek te ‘nasıl

anlatm ak’ sorunu içinde ‘neyi anlatm ak’ sorunu da var. Çünkü

asıl sorun, neyin nasıl anlatılaca­ ğı. Anlatacağın şeyi en iyi biçim­ de anlatmak zorundasın, ancak o zaman etkili olabilirsin.”

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Ney ve nısfiyeyi, mest olduğu demlerde; gelişi güzel, fakat bir bahçeden rastgele toplanan çiçekler gi­ bi, hoş çalar ve ayık olduğu zamanlarda ise; değil

Çoğu bilim insanı 55 milyon yıl önce Dünya’yı ortalama 4°C ile 8°C kadar ısıtan küresel ısınmanın sorumlusu olarak metanı gösteriyor..

Sonuç olarak hemşire, kendi dini veya manevi ilgi, inanç ve düşüncelerinden etkilenmeden, hastanın gereksinimlerine yönelik bakım verecek olursa, hastanın, çatışma

1997 yılında, 21 N isan’ın Dünya Şi­ ir Günü olarak kutlanmasını önerme­ si ve konunun PEN genel kurulun­ da benimsenmesi üzerine 21 Nisan, bütün dünyada

Ölçme Bilgisi, Vektörler, Çizgi Üzerinde Hareket, İki veya Üç Boyutta Hareket, Newton Hareket Kanunu, Newton Kanunun Uygulamarı, İş ve Kinetik Enerji, Enerji

Bu meyanda dergâhın tarihçesinin yanı sıra, aralarında Kemâl Ahmed Dede, Doğânî Ahmed Dede, Sabûhî Ahmed Dede, Câmî Ahmed Dede, Nâcî Ahmed Dede, Nesîb Yusuf Dede,

Kentte göçlerle beraber artan nüfusun barınma ihtiyacına dayalı ortaya çıkan konut sorununa yönelik olarak yapılan konut üretim faaliyetleri; kentin

Türkçe en eski yazıtlarda ‘boy, soy, nesil’ gibi anlamlarda kullanıldığını tespit ettiğimiz uruk sözcüğü Arapçada da ırk sözcüğünün çoğulu olarak