1908 meşrutiyetini müteakip teşekkül eden musiki heyetinden dört üstad: 1 - Tanburî Cemil merhum, 2 - Üsküdarlı Hüsamettin bey, 3 - Musa Süreyya, 4 - Tanburî Ömer Faik. (Üsküdarlı Hüsamettin bey, mansur akordunda, kendini sıkmadan istediği kadar
okuyan bir üstad idi.)
E S K İ t S T A N B D L D A
Bir
musiki imtihanı
Yazan: Refi’ Cevat ULUN AY
E
SKİ İstanbul deyince, bu yazının tarihini Itrî’lerin, yahut Üçüncü Selim’in devrine kadar gerileteceğimi zannetmeyniz. Bahsedeceğim devir, Sultan İkinci Abdülha- mid’in mutlakıyet devrine ait tir. O zaman Türk musikisi, şimdiki gibi tam bir zaaf için de değildi. Her biri birer kon servatuar addedilecek Mevlevi dergâhlarının sayesinde yüksek bestekârlar, bülbül sesli hanen deler, hassas ve hünerver sa zendeler vardı. Ayrıca meşkha- nelerde musikî talim edilir; kı şın Şehzartebaşı, Direklerarası kıraathanelerinde fasıllaryapı-18
lir; yazın bütün mesirelerde saz takımları bulunur; ayrıca «mehtâbiye» 1er tertip edilir di.
Ay, Boğazın oynak denizine gümüş menevişler çizer. Boğa zın iki sahilinde akisler yapa rak ilerliyeıı kayıkların etrafı, her taraftan gelen hanım iğ nesi piyadeler, sandallar, kik lerle hasır gibi örülür; bu mu sikî müvekkibi, kürek işleme diği için suların akıntısı ile ya-
V r .ş yavaş ilerleıdi.
Ö zamaıı Boğeziçinde refah vardı; îstanbulda maişet kay gısı diye bir şey yoktu; herkes zevkinde, safasınöaydı.
Mehtâbiyelerin en parlağı Kanlıca koyunda olurdu. Bir müddet Savarona yatı ile tıpa ladığımız bu mim mini körfez, güzel seslilerin meşhur akisleri ile kendi seslerini dinledikleri bir tabiat nıeyhibesiydi. Kanlı ca koyu sadayı sekiz defa ak- settirirdi. Ranlıcalı Nihat Bey ler, Billûrî Mehmet Efendiler burada otururlardı.
O devrin en parlak sesli hâ- nendesi «Nedim Bey> di. Hattâ bir mehtab gecesi okuduğu bir gazel ile, leb-i-deryâ’da, yâni ö- nünde rıhtım olmıyarak tama- miyle deniz üstüne inşa edilen bir yalıdan îstanbulun maruf ailesine mensup bir hanımefen diyi, kimbilir nasıl bir aşk hüs ranı ile yalısının penceresinden kendini denize atmasına sebep olmuştu.
Bazı ekâbir yalılarında he men her gece saz âlemleri ter tip edilirdi. Bunlardan biri es ki sadrâzam Prens Sait Halim Paşanın Yeniköydeki muhte şem yalısıydı.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi