• Sonuç bulunamadı

Osmanlı sarayının kıymetli taşları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Osmanlı sarayının kıymetli taşları"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Osmanlı sarayının

kıymetli taslan

Eski dünya devletleri arasın­ da servet, ihtişam, debdebe ba­

kımından en parlaklarından

birisi olan Osmanlı İmparator­ luğunun saray hâzineleri göz kamaştıran, baha biçilmez kıy­ metli taşlarla doluydu.

Sarayın muhtelif hâzinele­

rinde dünyanın dört bir tara­ fından gelmiş ziimrüdler, ya­

kutlar, elmaslar, inciler ve

pırlantalarlardan yapılmış süs ve muhtelif hizmet eşyası yer almıştı.

Padişahların, elbiselerinden

yemek ve kahve takımlarına, at takımlarına kadar her türlü eşyaları altınlar, zümrütler, in­ ciler içindeydi.

Dünyayı fethetmiş cihangir­ lerin merasim günlerinde bin­ dikleri eğerlerin ve at takımla­ rının durduğu yer ayrıca raht hâzinesi ismiyle anılıyordu.

Fütuhat devirlerinin gani­

metleri, dünya hükümdarları­

nın hediyeleri, ölen Padişahla­ rın murassa eşyaları sarayın hazine dairesinde muhafaza e-

dilirdi. İmparatorluğun zayıf

düştüğü, malî bakımdan müza­ yakaya uğradığı devirlerde sa­

rayın hâzineleri yavaş yavaş

erimeye başlamıştı.

Bir çok defalar raht hâzinesi­ nin murassa eğerlerinden isti­ fade edilmiş, zaman zaman al­ tın evani darphaneye gönderi­ lerek sikkeler bastırılmıştı.

Devletin böyle müzayakaya

düştüğü devirlerde bile Os­

manlI sarayında kıymetli taş­ lara alâka eksilmemiş, yerli ve

yabancj kuyumcular eliyle en

nâdide pırlantalar Padişahlara satılmakta devam edilmiştir.

1192 yılında. Nâdir Şah’m

Hindistanı istilâsında ele ge­

çirdiği üç meşhur taştan birisi IH. Selime satılmıştı.

Dünyanın tanıdığı ve Kû-

hinur. Deryaymur, Nurulayn

isimli bu taşlardan Kûhinur

bir ara AfganlIların, sonra

Sihlerin eline geçmiş ve niha­ yet İhgilizler tarafından alına­ rak Londraya götürülmüştü.

Nurulayn isimli, mahrut şek­ lindeki elmas altmış krat bü- yüklüğündeydi. Nâdir Şah bunu

hançerinin ucuna takıyordu.

Ölümünde hazinedarı Cevher

ağanın elinde kalmış, ağanın ölümüyle de bir kaç elden geç­

miş, nihayet İranda Kocan

isimli yerde oturan İmam Verdi Hana intikal etmişti

Verdi Han bu kıymetli taşın cebren elinden alınması endi­ şesiyle satmak niyetinde bulun­ muş ve bu niyeti İstanbulda

bir tüccar tarafından Valide

kethüdası Yusuf ağaya haber

verilmişti.

Yalnız haberi veren tüccar,

İran Şahının duymaması için

işin gizli tutulmasını da iste­ miş ve keyfiyet böylece III. Se- iim’e bildirilmişti.

HI. Selim bu kıymetli taşı

satın almak arzusunu göster­

miş ve tüccar vasıtasiyle (Nu­

rulayn) İstanbula getirtilmişti. Padişah taşı pek beğenmiş ve

ehli hibreye gösterilip elmasa

Yazan

Halûk Y.

Şehsuvaroğlu

bin beş yüz kese akçe baha takdir edilmişti. Uzun pazarlık­

lardan sonra taş satın alın­

mıştı.

Aslında, saf ve şeffaf olan

taşın işlenirse daha kıymetle­

neceği hesaplanmış ve Reis

efendi vasıtasiyle Felemenkten,

diğer Avrupa merkezlerinden

ustalar çağırılmasına teşebbüs olunmuştu. Fakat (her biri bi­ rer suretle özür ve bahane et­ tiğinden) buralardan kimse ge-

tirtilememiş, nihayet Fransa-

dan iki usta çağırılarak bunlar

Darphaneye yerleşmişler ve

(Nurulayn) ı pırlanta olarak işlemişlerdi. Taş bu ameliye es­ nasında yirmi krat kaybetmiş, fakat (hüsnü endam ve saffet ve incilâyı tam) kazanarak ba­ hası eskisinden yüksek olmuş­ tu.

Nurulaynın alınmasına ta­

vassut eden tüccara ve taş1 iş­ leyen Fransızlara da on beşer bin kuruş verilmiş ve İki bin kuruş da taşın diğer levazımı­ na sar (edilmişti.

(Nurulayn) ı getirten tüccar Irandan bir ham elmas da sa­ tın almış ve bunu Felemenkte işleterek ayrıca iki yüz elli ke­ seye Padişaha satmıştı.

Osmanlı sarayında mütaakıp

devirlerde de kıymetli taşlar

satın alınmaya devam edilmiş, bilhassa Abdülmecit zamanın­ da saray kadınlarının kullan­ dıkları zinet eşyaları arasında pek pahalıya mal olanları gö­ rülmüştür.

Sarayın bu yoldaki israf ve sefahatinin önlenmesi için baş ta bizzat Padişahın ve vükelâ­ nın aldıkları kararların tatbiki bir türlü mümkün olamamıştı.

Sultanların, kadm efendile­

rin, ileri gelen saray kadınları­ nın taktıkları ve çekmecelerin­

de muhafaza ettikleri taşlar

büyük servetlere tekabül ede­

bilecek kıymetler taşımaktaydı. Abdülmecidin bir çok kadın­ larından biri olan İkinci İkbali öldüğü zaman bıraktığı sayısız

mücevherler, pırlantalar ara­

sında fiatleri pek yüksek bulu­ nan üç gerdanlık, taçlar, muh­ telif tek taş yüzükler, küpeler, broşlar, dallar, iğneler, vesaire

bulunuyordu. Bu elmasların

muhafaza edildiği sekiz çek­

mecenin hepsi murassa idi. Kayıtlara göre bu çekmeceler (mavi mineli haneli ve iki katlı pırlantah çekmece, lâcivert mi­ ne üzerine pırlanta kutu, mine üzerine roza kutu, mavi mine üzerine muhtelif cinste ve kıy­

mette beş adet kutu, tirşe

mine üzerine roza kutu) olarak gösterilmektedir.

Abdülmecidin devrinin mü­

cevher, elmas, zümrüt husu­

sundaki israflarma bir misal olarak Abdülâzizin cülûsunda

Mabeyin kâtipliğine getirilen

Memduh bey (Dahiliye Nazırı

Memduh paşa) bir hâtırasını

şöyle nakletmektedir:

(Dolmabahçe sarayında rü-

feka ile oturduğumuz odaya bir sabah Boğos bey geldi, çantalar içinde pırlanta, elmas, zümrüt tahminen otuz kır bin lira kıy­ met tutar cevahir getirdi. Bun­ lar tarif vechiyle imal kılınmak

üzere Sultan Mecit devrinde

kuyumcubaşıya verilmiş, sonra unutulduğundan bir şey yapü- mamış olmasiyle nezdinde kal­ mış ve sadakat eseri olarak

saraya getirilmiş bulunuyordu.

Ancak kuyumcubaşıya ne za­

man kimin eliyle o cevahir

teslim olundu. Hepsi teslim kı­

lınanlardan ibaret midir, faz­

lası yok muydu, bu cihetleri arayan olmadı.)

Abdülmecit devriyle onu ta­ kip eden devirlerin hazine dai­

relerinde böyle birbirinden

kıymetli, pırlantalı, zümrütlü,

yakutlu eşya bulunuyordu.

Bunların hikâyelerine devam

edeceğiz.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

İsyanın dini ve kültürel sonuçlarına baktığımızda ise: Anadolu’da mezhepler ayrımının ortaya çıktığını görürüz. Eski geleneklerini sürdüren göçebe Türkmen

Hasan Koyuncu 2 , Ece Akar 3 , Nejat Akar 3 , Erol Ömer Atalay 1 1 Pamukkale University Medical Faculty Department of. Biophysics,

Classification of the groups based on PII showed that the diabetic group's GI was higher than the nondiabetic group for low, medium, or high PII values.. The diabetic

Kavernöz sinüsün sep- tik trombozuna neden olabilecek diğer enfeksi- yon odakları paranazal sinüsler (özellikle sfeno- id ve daha az sıklıkla ethmoid), dental enfeksi-

İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 20 Mart 1990 günlü oturumunda, Çanakkale Belediye Başkanı İsmail Ozay’m görevden uzaklaştırılmasını protesto eden bir

Ulusçu akım­ ların oluşmasında büyük etken olan bu yerel diller, zaman zaman kendi toplu­ luklarını yönlendirmede önemli rol oy­ namaya başladılar.Osmanlı Devleti’nin

From the research that has been done shows the variable debt to equity and return on equity has a negative and significant effect while the variable net profit margin and earnings

Bu amaçla faiz oranları farkını açıklayan değişkenler olarak, fiyatlar genel düzeyi, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla, döviz kuru, güven endeksi, uluslararası