T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
SİLLE EVLERİ’NİN MEKÂNSAL DİZİM YÖNTEMİ ÜZERİNDEN
DEĞERLENDİRİLMESİ Ceyhan TAZEFİDAN YÜKSEK LİSANS TEZİ
Mimarlık Anabilim Dalı
Nisan-2018 KONYA Her Hakkı Saklıdır
iv
ÖZET
YÜKSEK LİSANS TEZİ
SİLLE EVLERİ’NİN MEKÂNSAL DİZİM YÖNTEMİ ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ceyhan TAZEFİDAN
Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı
Danışman: Doç. Dr. Mehmet Emin BAŞAR 2018, 108 Sayfa
Jüri
Doç. Dr. Mehmet Emin BAŞAR Dr. Öğretim Üyesi Bahtiyar EROĞLU
Prof. Dr. Güzin DEMİRKAN TÜREL
Geçmişten günümüze insanlar daima dış etkenlere karşı barınma ihtiyacı hissetmişler ve bu amaçla çeşitli çözümler bulmuşlardır. İlk çağlarda mağaralarda saklanarak başlayan, sonrasında göçebe bir yaşam tarzını benimseyen insanoğlu, çadırıyla kendini korumaya çalışmıştır. Tarımsal faaliyetleri öğrenmeye başladığı dönemlerde ise yerleşik yaşam ve şehirleşme anlamında gelişim göstermiş, böylelikle ilk şehirleşme faaliyetleri başlamıştır. Önceleri konut yapımı ile başlayan şehirleşme zamanla inançlara göre değişen ibadet mekânları ile devam etmiş ihtiyaçlar çoğaldıkça şehirlerde mimari olarak gelişmeyi sürdürmüştür.
Bugün dünyamız pek çok kültürü bünyesinde barındırmakta ve bu kültürlere göre de toplumların yaşam şekilleri farklılık göstermektedir. Mimari yapılarda, mekânların birbiriyle olan ilişkilerini ve bir araya geliş şekillerini, mekânsal çözümlemeleri inceleyen mekân morfolojisi üzerine yapılan çalışmalar giderek artmakta ve yeni tekniklerle kendisini geliştirmektedir. Bu çalışmaya da konu olan Mekân Dizimi, toplumlar arasındaki kültürel farklılıklara bağlı olarak ortaya çıkan yaşam şekillerinin mekân kurgusuna etkileri üzerinde incelemelerde bulunmaktadır. Bu çalışmalar yalnızca mekânla sınırlı kalmayıp kentsel ölçekte de gerçekleştirilmektedir.
Bu çalışmanın amacı, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış Konya kentinin bugün merkez mahallelerinden biri olan Sille’de bulunan tarihi evleri, kültürün yapıya olan yansımalarını mekânsal dizim yöntemi üzerinden inceleyerek günümüzde devam eden ve gelecek dönemlerde de yapılacak olan restorasyon çalışmalarına ışık tutmaktır. Çalışmanın ilk bölümü amaca yönelik bilgiler sunmaktadır.
Çalışmanın ikinci bölümünde ise mekânsal dizim yönteminin ne olduğu, kavramları, uygulama alanları, mekânsal morfoloji ve analiz için kullanılan yazılımlar hakkında anlatımlarda bulunulacaktır.
Çalışmanın üçüncü bölümünde Sille’nin tarihi, kültürel yapısı, Sille evlerinin özelliklerinden bahsederek çalışmaya konu olan evler detaylı bir biçimde aktarılacaktır.
Son bölümde ise yapılan analiz çalışmalarından elde edilen veriler değerlendirilecektir. Böylelikle elde edilen bulguların Sille ve Sille evleri ile ilgili yapılacak olan daha sonraki çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
v
ABSTRACT
MS THESIS
SILLE HOUSES ARE COMMENTED OVER THE SPACE SYNTAX METHOD
Ceyhan TAZEFİDAN
THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY
THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE IN ARCHITECTURE
Advisor: Assoc. Prof. Dr. Mehmet Emin BAŞAR
2018, 108 Pages
Jury
Assoc. Prof. Dr. Mehmet Emin BAŞAR
Dr. Lecturer Bahtiyar EROĞLU Prof. Dr. Güzin DEMİRKAN TÜREL
From the past to the present, people have always felt the need to live in harmony with external factors and have found various solutions for this purpose. In the early ages, human beings began to hide in caves and later embraced a nomadic lifestyle and tried to protect themselves with their tents. In the periods when he started to learn agricultural activities, he showed improvement in terms of settled life and urbanization, so that the first urbanization activities started. Urbanization, which started with housing construction in the beginning, continued with places of worship that changed according to beliefs. As the needs increased, the cities continued to develop architecturally.
Today, our world contains many cultures, and according to these cultures, the life styles of the societies are different. In architectural constructions, the relations of places with each other and the forms of coming together, studies on spatial morphology, which exploits spatial solutions, are increasing and developing themselves with new techniques. Space Syntax, which is also the subject of this study, there are studies on the effects of living forms that arise due to cultural differences among societies on space fiction. These studies are not only limited to space but also on the urban scale.
The purpose of this study, historical houses in Sille, one of the central districts of the city of Konya, which has hosted different civilizations for centuries, to shed light on the restoration studies which will be carried out in the present and future periods by examining the reflections of from culture to the structures through the space syntax method. The first part of this study provides information on the purpose.
In the second part of this study, you will learn what the space syntax method, concepts, application areas, spatial morphology and software used for analysis will be explained.
In the third part of this study, Sille's history, cultural structure, and the characteristics of the Sille houses are mentioned in detail.
In the last part, the data obtained from the analysis studies will be evaluated. The findings thus obtained are thought to be a guide to further work on the Sille and Sille houses.
vi
ÖNSÖZ
Çalışmalarım süresince bana yol gösteren, destek veren ve kendisinden çok şey öğrenme fırsatı bulduğum sevgili hocam sayın Doç. Dr. Mehmet Emin BAŞAR'a teşekkürlerimi sunarım.
Ayrıca her konuda yanımda olan ve daima yardımcı olan Sayın Yrd. Doç. Dr. Bahtiyar EROĞLU, İlknur ACAR ATA ve Merve ÖZKAYNAK'a, bu çalışmamın her aşamasında sorularımı yanıtsız bırakmayan Sayın Yrd. Doç. Dr. Bilgehan YILMAZ ÇAKMAK'a ve son olarak da benden desteğini hiçbir zaman esirgemeyen AİLEM’e ve sevgili Güler KURT’a teşekkürü borç bilir, saygılarımı sunarım.
Ceyhan TAZEFİDAN KONYA-2018
vii İÇİNDEKİLER ÖZET ... iv ABSTRACT ... v ÖNSÖZ ... vi İÇİNDEKİLER ... vii SİMGELER VE KISALTMALAR ... ix 1. GİRİŞ ... 1
1.1. Çalışmanın Amacı ve Önemi ... 1
1.2. Çalışmanın Kapsamı ve Yöntemi ... 2
1.3. Kaynak Araştırması ... 3
2. ÇALIŞMADA İZLENEN YÖNTEM ... 6
2.1. Mekân Dizimi Analizi ... 6
2.2. Mekân Morfolojisi ... 7
2.3. Mekân Dizimi Analizinin Amacı ... 12
2.4. Mekân Dizimi Analizinin Uygulama Alanları ... 12
2.5. Mekân Dizimi Kavramları ... 13
2.5.1. Graf / Çizge Yöntemi ... 13
2.5.2. Görünür Alan Yöntemi ... 17
2.6. Mekân Dizimi Analizinde Kullanılan Yazılımlar ... 18
2.6.1. Depthmap Yazılımı ... 19
2.7. Konutta Mekân Dizimi Uygulamaları ... 24
3. GELENEKSEL SİLLE EVLERİ’NDE MEKÂN DİZİMİ VE MORFOLOJİK ANALİZ ÇALIŞMALARI ... 28
3.1. Sille'nin Tarihi Gelişimi, Yerleşimi, Kültürel ve Demografik Özellikleri, Mimari Özellikleri ... 29
3.1.1. Tarihi Gelişimi ... 29
3.1.2. Yerleşimi ... 30
3.1.3. Kültürel ve Demografik Özellikleri ... 31
3.1.4. Mimari Özellikleri ... 33
3.2. Araştırma Alanı ve Kapsamı ... 34
3.2.1. Konumu ... 34
3.2.2. Araştırma alanı seçimi ve nedenleri ... 36
3.3. Geleneksel Sille Evleri’nin Özellikleri ... 40
3.3.1. Yapı Malzemesi ... 40
3.3.2. Yapı (Strüktür) Elemanları ... 44
3.3.3. Yapıyı Oluşturan Mekânlar ... 45
3.3.4. Plan Tipleri ... 50
3.3.5. Cephe Özellikleri ... 51
3.4. Geleneksel Sille Evleri’nden Seçilen Konutların Kimlik Kartları ... 54
viii
3.4.2. 2 Nolu Ev – Mustafa ÜNAL Evi ... 58
3.4.3. 3 Nolu Ev – Ali TALAŞ Evi ... 62
3.4.4. 4 Nolu Ev – Ahmet OYMAK Evi ... 66
3.4.5. 5 Nolu Ev – Ali Osman UYGUN Evi ... 70
3.4.6. 6 Nolu Ev – Ali OĞUZ Evi ... 74
3.4.7. 7 Nolu Ev – 8 Kapı Numaralı Ev ... 78
3.4.8. 8 Nolu Ev – 14 Kapı Numaralı Ev ... 82
3.4.9. 9 Nolu Ev – 6 Kapı Numaralı Ev ... 86
3.4.10. 10 Nolu Ev – Sille Kültür Evi ... 90
4. BULGULAR VE DEĞERLENDİRME ... 96
4.1. Seçilen Konut Örnekleri Üzerinde Yapılan Analizlerin Yorumlanması ... 96
5. SONUÇ ... 100
EKLER ... 102
ÖZGEÇMİŞ ... 106
ix SİMGELER VE KISALTMALAR Simgeler ß: Beta İndeksi G: Gamma İndeksi V: Graf Düğümü E: Graf Kenarı
1. GİRİŞ
1.1. Çalışmanın Amacı ve Önemi
Konya kenti yüzyıllar boyunca Anadolu'daki önemli yerleşim merkezleri arasında yer almıştır. Bu durum kültürel farklılıkların görülmesinde etkili olmuştur. Bugün Konya'nın merkez mahallesi konumunda bulunan Sille, geçmişinde Müslim ve Gayrimüslim topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Rum ve Türk ailelerin bir arada yaşadığı dönemlerde sosyo-kültürel yaşamın mekân üzerindeki etkileri de görülmektedir. Özellikle konut yapılarında görülen bu durum toplumların birbirlerine olan hoşgörüsü doğrultusunda gelişmiş ve birbirinden etkilenmiştir.
Yapılan araştırmalar konutların mekân organizasyonları ile sosyo-kültürel bilgileri yansıtmış olduğunu göstermekte ve farklı kültürlerin farklı mekânsal oluşumları ortaya çıkarttığı sonucu gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bu anlamda mekânsal dizim analizi ve kuramı konut veya bina ölçeğinden başlayıp kentsel ölçekte her türlü mekânsal organizasyon ile toplum arasındaki etkileşimi inceleyerek grafik tabanlı bir mimarlık kuramı ve morfolojik analiz yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kuramdan da anlaşılacağı üzere sosyal yapı ve mekân karşılıklı olarak birbirini etkilemektedir.
Bu bilgiler ışığında bilimsel ve sosyal yapıya ait sonuçlar sağlayan mekânsal dizim yöntemi üzerinden yöntemin uygulanma alanları, analiz teknikleri anlatılarak sosyo-kültürel yapı ile evsel mekân arasındaki ilişki incelenecektir.
Sille Evleri üzerinde yapılacak olan bu çalışmada evlerden elde edilen veriler doğrultusunda konutların morfolojik analizi mekânsal dizim (space syntax) yöntemi kullanılarak incelenecektir. Çalışmada ortaya çıkan sonuçlar neticesinde geçmişten günümüze Sille Evleri'nin gelişimini takip ederek gelecekte yapılacak olan çalışmalara bir alt yapı oluşturulacaktır. Bu sayede Sille'de devam eden restorasyon uygulamalarına da ışık tutmuş olacaktır.
Sonuç olarak, Sille Evleri üzerinde morfolojik analiz gerçekleştirilerek evlerin ardında yatan sosyal ve kültürel bilgilere ulaşılarak evlerin sahip olduğu mekânsal düzenleyim ve konut kültürü arasındaki ilişkinin yorumlanması amaçlanmaktadır.
1.2. Çalışmanın Kapsamı ve Yöntemi
Morfolojinin farklı anlamları ve kullanımları bulunmaktadır. Morfoloji dış görünüş ile ilgili olabileceği gibi, nesnenin belirli koşullar altındaki görünümü olarak da ifade edilebilir. En genel anlamı ile kent morfolojisi ''kentlerin fiziksel dokusunu tanımlayan biçimsel ve yapısal ögelerin bir araya geliş koşulları ile dokudaki oluşum, dönüşüm ve başkalaşıma neden olan süreçlerin ve aktörlerin incelenmesi'' olarak tanımlanabilir. Kent morfolojisinin temel ilgi alanlarını, mekân ve yapı tipleri, kentsel formun oluşum ve değişim biçimi ile tarihi evrimi, mimari tipoloji, algı-kent formu ilişkisi, kentsel mekânın yönetimi olarak sıralanabilir. Fiziksel mekânın, sosyal verilerle ilişkili olarak analiz edilmesine ve ölçülmesine olanak sağlayan Space Syntax (Mekân Dizinim) gibi sayısal modeller ve GIS'in morfolojik çalışmalarda kullanımı, son yıllarda bu alanda yapılan çalışmalara farklı bakış açıları kazandırmıştır(URL). Hillier'e göre farklı morfolojik özellik gösteren şehirsel şebekelerin, kendilerine özgü iç mantıklarının ve onları oluşturan mekânsal bileşenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin analiz edilebilmesi ile bu alanlara ilişkin sosyal bilginin üretilip, geliştirilmesi konuları desteklenecektir(Gündoğdu, 2014).
Hillier ve Hanson'un 1984 yılında ortaya koymuş olduğu mekânsal dizim kuramı, sosyo-kültürel yapının ve süreçlerin, tek başına olmasa da mekânsal düzenleyim ile kendilerini mekânda ortaya koyduklarını ifade etmektedirler. Mekânsal dizimin en temel stratejisi, mekân örüntüsündeki bir takım değişmezleri keşfederek bunları kültüre özgü insan etkileşim örüntülerine dönüştürmeye çalışmaktır(Kırşan ve Çağdaş, 2005).
Buradan yola çıkarak geçmişte Sille'de yaşayan toplumların birbirleri ile olan ilişkileri doğrultusunda konut üzerindeki etkilerini görerek bunların günümüze yansımalarının ne olduğu hakkında incelemelerde bulunulacaktır. Öncelikle bu incelemeler sırasında kullanılacak olan mekân dizinimi(space syntax) hakkında gerekli bilgiler verilecektir. Yöntemde izlenecek aşamalar sırasıyla anlatılacak ve elde edilen sayısal veriler neticesinde Sille'nin konut morfolojisi hakkında değerlendirme yapılacaktır.
1.3. Kaynak Araştırması
Tezin bu bölümünde, konu, çalışma alanı ve çalışmada izlenen yöntem hakkında yapılan farklı kaynakların araştırılması ve konuya yakın olanlar ile ilgili açıklamalar yer almaktadır.
(Hillier ve Hanson, 1984), “The Social Logic of Space”, isimli kitapta yöntem ve yöntemin ortaya çıkmasına sebep olan faktörlerin anlaşılabilmesi için konunun temel kaynağı olarak yararlanılmıştır. Kitap içerisinde mekân kavramı, kültürel ve sosyal değerlerin mekâna ve mekânın fiziki oluşumuna etkileri anlatılmaktadır. Elde edilen değerler üzerinden sayısal verilere ulaşılmaktadır. Bu verileri elde edebilmek için kullanılacak yöntem anlatılmaktadır.
(Atak, 2009), “Mekânsal Dizim ve Görünür Alan Bağlamında Geleneksel Kayseri Evleri” isimli tez çalışmasında Geleneksel Kayseri Evleri’ni Depthmap yazılımını kullanarak mekânsal dizim ve görünür alan bağlamında incelemiştir. Analizler sonrasında Geleneksel Kayseri Evleri’nin mekân düzeni oluşumunda sosyal ve kültürel etmenlerin etkisini ortaya koymuştur.
(Azezli Bozkurt, 2009), “19.yy’da Osmanlı Konut Mimarisinde İç Mekân Kurgusunun Safranbolu Evleri Örneğinde İrdelenmesi” isimli tez çalışmasında Türk Evi’ne dair plan şemaları ve mekân oluşumları hakkında bilgilere yer verilmiştir.
(Cimşit, 2007), “Tepe Kent Yerleşmelerinde Psiko-Sosyal Alan Olgusunun Konut Örüntüleri İle İlişkisi; Uçhisar Örneği” isimli yayınlanmamış doktora tez çalışmasında gözlemlerle elde edilen davranış ile ilgili veriler ve yapıların rölöveleri üzerinden istatiki şemalar üreterek, elde edilen bu şemaları lisanlı Spatialist programı yardımı ile mekânsal dizim verilerine dönüştürülüp yorumlanmasını gerçekleştirmiştir. Böylelikle Anadolu’daki “tepe kent” morfolojilerinin kurucu etkilerinin, psiko-sosyal alan olgusu bağlamında konut örüntülerini yönlendirdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
(Çakmak Yılmaz, 2011), “Kırsaldan Kente Göç İle Kent Çeperlerinde Oluşan Konutların Mekânsal Dizim Yöntemiyle Analizi, Konya Örneği” isimli tez çalışmasında mekânsal dizim yöntemi ile ilgili sayısal veriler hakkında kullanılan terimler ve kavramlardan bahsetmiştir. Mekân dizimi yöntemi kullanılarak Konya’dan seçilen çalışma alanında kırsal ve kentsel konut mimarisi üzerinden incelemelerde bulunulmuştur.
(Çil, 2006), “Bir Kent Okuma Aracı Olarak Mekân Dizimi Analizinin Kuramsal ve Yöntemsel Tartışması” isimli makalede mekân dizimi analizinin nasıl bir yöntem olduğundan ve yöntemle ilgili eleştiriye açık olan konulardan bahsedilmektedir.
(Dursun, 2002), “Trabzon Kentsel Dokusunda Morfolojik Analiz” isimli doktora tezinde morfolojik anlamda analizin kent ölçeğinde uygulamasının, mekânsal dizim yöntemi kullanılarak nasıl yapılabileceğinden bahsedilmektedir.
(Edgü ve Ünlü, 2003), “Konutlarda Mekânsal Dizim Verilerinin Mekân Tercihleri ile İlişkisi” isimli makalede konut kullanıcılarının kişisel davranışları ile mekânsal dizim verileri arasındaki ilişkinin varlığı ve niteliği üzerine yapılan bir araştırmadan bahsedilmektedir. Mekân dizimi yöntemi hakkında bilgiler verilip sonrasında yöntemi kullanarak elde edilen veriler ışığında yorumlama yapılmıştır.
(Gündoğdu, 2014), “Mekân Dizimi Analiz Yöntemi ve Araştırma Konuları” isimli çalışmada mekân dizimi yönteminin tanımı, yöntemin kendisi ve araştırma konuları hakkında bilgiler verilmektedir.
(Gür, 2000), “Doğu Karadeniz Örneğinde Konut Kültürü” isimli çalışmada kültürün genel karakteristikleri, yaşam biçimi, davranış kuralları, çevresel tercihlerini ve zaman-mekân taksonomilerinin yansımaları ile kendilerini ifade etme biçimlerini, tasarımlarını ve donatılarının konuta olan yansımaları anlatılmaktadır.
(Karpuz, 2013), “Sille Evleri” isimli I. Ulusal Sille Sempozyumunda yayınlanmış olan bildiride Sille’de kültürel özellik gösteren tescilli yapıların plan, cephe ve malzeme özellikleri hakkında bilgiler verilmiş olup evlerin mevcut rölöveleri ile mekân düzenleri hakkında incelemelerde bulunulmuştur.
(Rapoport, 2004), “Kültür Mimarlık Tasarım” isimli kitabında kültür kavramı detaylı olarak anlatılmış, kültürün ve çevre-davranış etkileşiminin mekânın yapı üzerindeki etkisinin ne derecede olduğu araştırılmıştır. Amos Rapoport, çevre-davranış etütleri ile kullanıcı mekân ilişkisini sorgulayarak, iklime, bölgeye, gelenek ve göreneklere alışkanlıklara ve kullanım sürecindeki gereksinimlere göre mekânın şekillenmesini açıklamaya çalışmıştır.
2. ÇALIŞMADA İZLENEN YÖNTEM
Bu bölümde çalışmada kullanılacak olan mekân dizimi yöntemi ve morfolojik analiz hakkında tanımlamalarda bulunulacaktır. Yöntemin kullanıma alanları ve analiz çalışmalarında kullanılan yazılımlar hakkında bilgiler verilecektir. Sentaks, graf/çizge teorileri açıklanacaktır.
2.1. Mekân Dizimi Analizi
II. Dünya Savaşı yılları(1950) sonrasında mimarlık alanında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bunlardan birisi olan mekân dizimi analizi(space syntax) Bill Hillier ve Jullienne Hanson tarafından 1970'li yıllarda Univesity Colloge London'da geliştirilmiş olan bir mekân okuma yönetimidir. Space syntax, insan zihninde ''mekânın yansıması'' olarak, deneyimlere dayalı bilginin oluşmasında en önemli rolü oynayan mekânın soyut karakteristiklerini, somut olarak ifade ve analiz etmeyi sağlayabilen sayısal bir tekniktir(Hillier ve Hanson, 1997). Bu teknikte insan deneyimleri ele alınarak harita ve grafikler çıkartılıp, bu grafikler üzerinden sayısal analiz yapılmaktadır. Bu sayede mekânı kullananların sergiledikleri davranışlar sayısal olarak da veriler halinde sunulmaktadır.
Mekân Dizimi Analiz Yöntemi; farklı ölçeklerdeki bölgelerin, kentlerin, yapılı çevrelerin, bina gruplarının mekâna dair modellerini, yapı içi mekân organizasyonunu tanımlamak ve bunların sosyal yapı ile etkileşimlerini incelemek için kullanılan, teorik yaklaşımlarla desteklenen teknikler bütününe verilen isimdir. Bu tekniklerin öncelikli hedefi mekân organizasyonunun insan hareketi ve görüş alanları ile ilişkisini nesnel olarak inceleyerek, ''mekânların'' insanları bir araya getirme ve yönlendirme potansiyellerini ortaya çıkarmaktadır(Gündoğdu, 2014).
2.2. Mekân Morfolojisi
Evler sadece odaların bir araya gelmesi değil, fakat karmaşık organize edilmiş mekân modelleridir. Bu modeller, aktivitelerin gerçekleştiği odaların konfigürasyon ve büyüklüğüne ilişkin, için nasıl dekore edilip döşendiğine ilişkin, aile bireylerinin farklı mekanlarda birbirleri ile nasıl ilişki kurduklarına ilişkin ve misafirlerin evde nasıl kabul edileceğine ilişkin kurallar ve anlaşmalar tarafından kurgulanırlar(Hanson, 1998).
Tarihi olarak konut; iletişim, etkileşim, mekân, zaman ve anlamın bir örüntüsüdür. Bir yandan ait olduğu etnik grubun karakteristiklerini, yaşam biçimini davranış kurallarını, çevreye dair tercihlerini, imgelerini yansıtırken, öte yandan kullanıcısının özüyle ilgili imgelerini, kendini kanıtlama ve anlatma eğilimini, böylece tasarım, donatım ve biçem ile bireyin kişilik ayrıcalığını yansıtır(Gür, 2000).
Geçmişten günümüze insanların kültür ve yaşam tarzlarına bağlı olarak evlerini ne şekilde biçimlendirdikleri ile ilgili pek çok araştırma gerçekleştirilmiştir. Rapoport 1969'da ''House Form and Culture'' adlı eserinde bir mekânın formunun ve organizasyonunun kültürel bilgiyi taşıyabildiğine ilişkin bir teoriyi açıklamayı amaçlamıştır. Bu doğrultuda yaptıkları çalışmalar farklı insan toplumlarının ve gruplarının biçimlendirdikleri mekân modelleri ile kendilerini ne şekilde farklılaştırabildikleri konusunda çalışma yapanlara kılavuz olmuştur.
Mekânın oluşumu ve üretimi konuları üzerine çalışmalar yapan Henri Lefebvre mekânın yakın bir döneme kadar sadece matematikçiler ve filozoflar tarafından ele alındığını belirterek kendisinin sosyolojik açıdan oluşturduğu kavramlar olan üretim, gündelik yaşam ve praksisi de kullanarak, mekânı fikri bir şey olmanın dışında fiziki ve topluma ait özellikleriyle de ele almıştır. Lefebvre’ye göre mekân toplumsal bir üründür ve her toplum kendi mekânını üretmektedir. Mekânın üretimi isimli kitabında mekânı, üç temel alan olan; fiziki (doğa, evren), düşünsel ve toplumsal (gündelik yaşamın mekânı) alanların çözümlenmesine imkân sağlayan, tümleşik bir mekân kuramına gerek olduğunu belirtmektedir(Lefebvre, 1991).
Günümüzde gelişen teknoloji ve yazılımlar sayesinde konutun karmaşık yapısının mekân sentaksı yardımıyla tanımlanması ve analizi ile ilgili büyük ölçüde ilerlemeler kaydedilmiştir. Bu da analiz sürecini oldukça hızlandırmış ve analizler neticesinde elde edilen sonuçların grafik olarak gösterilebilir hale gelmesini sağlamıştır. Dursun'a göre araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bulgular konut ile ilgili çalışmaların belirli bir bölgede ya da kültürel bir çevrede evin mekânsal modellemesindeki benzerlikleri tanımlamakla yetinemeyeceğini göstermektedir. Ev içindeki eylemlerin konfigüre edilme şekilleri, eşyaların düzenlenişinin sosyal ilişkileri engelleme ve desteklemedeki etkileri, ev halkının eylemleri, ilişkileri, alışkanlıkları, akrabalık ilişkileri ve dini inanışlarının iç mekâna ve iç mekânın dekorasyonuna etkileri daha etraflı bir şekilde araştırılmalıdır.
Mekân sentaksı teorisi, tüm binalar gibi evlerin de yaşayan ve ziyaretçi(komşu) arasındaki sosyal ilişkileri oluşturan sınırların düzenlenmesiyle biçimlendiğini ileri sürmektedir. Hanson'a göre her bina, kategorilerin mekânsal bir düzenlenişi olarak kabul edilir. Bu kategoriler aynı zamanda kontrol alanlarını oluştururlar. Bir başka deyişle her bina bu kategoriler içinde yer alan yaşayanlar ile ziyaretçiler(komşular) arasındaki ilişkileri kontrol eden mekanizmadır(Dursun, 2002).
Yaşayan - ziyaretçi(komşu) ilişkisinin en basit yerleşim modellerinde bile farklı şekillerde ortaya konduğu söylenebilir. Örneğin ateş etrafında biçimlendirilen Kalahari Çölü'nün orman evlerinde ateş, ailenin varlığının sembolüdür. Evin sınırları belli olmamasına rağmen ateş etrafındaki alan yaşama mekânıdır ve yabancıların bulunduğu dış mekândan farklılaşır. Direkler, eşikleri ve eve girişi işaret etmek için kullanılırken yaşama mekânı içinde sol taraf kadınlara, sağ taraf ise erkeklere ayrılmıştır. Farklı doğrultularda kurulan evler aralarındaki açık mekân ise ortak eylemlerin gerçekleştiği yerdir(Dursun, 2002).
Moğol çadırında ise girişin her zaman güney ya da güney doğuya yöneldiği, batının erkeğe, doğunun kadına ayrıldığı gözlenir. Çadırın merkezi ocak tarafından belirlenmiş olup, etrafta eşyalar depolanır. Çadır bölümlere ayrılmıştır. Misafirler merkezi ocağın yanına, erkek tarafına, çocuklar ve hayvanlar ise kapıya yakın oturur. Moğol çadırında insan ve eşyaların yerleri statü ve cinsiyete bağlı olarak belirlenmiştir. İnsanlar kararlaştırılan yerlerde yemek, oturmak ve uyumak zorundadırlar. Yaşayan ve
ziyaretçiler statü farklılıklarına göre girişten farklı derinliklerde yer alır ve içte farklı alanlar kullanır(Dursun, 2002).
Şekil 2.1. Moğol Çadırı Mekânsal Modeli (Dursun, 2002)
Bir Orta Asya çadırında çadırın iç düzeneği Anadolu Türk Evi odası ile aynı özelliktedir. Mekânın ortasında bir ocak yer alır. Ocak ısınma ve yemek pişirme işlevlerinin yerine getirilmesini sağlar. Ocağın arkasında kalan kısımda yüklükler bulunurken, girişin sol tarafında atların koşum takımları, sağ tarafında ise bir perde ile ayrılmış olan depolanan yiyeceklerin saklandığı kısım yer alır. Toprak üzerine kurulan çadır zemininde halı, kilim gibi örtüler serilidir. Bu çadırlar halen günümüzde yaylalara çıkan yörükler tarafından kullanılmaya devam etmektedir.
Şekil 2.2. Orta Asya Çadırı ve Türk Evi’nde Odanın Mekânsal Modeli(Küçükerman, 2007) Türk Evi'nin oluşumu, doğaya ve yaşama bağlı olan Türklerin çadır hayatının yerleşik hayata yansıması gibidir. Bu yüzden bu konutlarda estetik ve biçim kaygısından çok, gerçekçi ve fonksiyonel bir tutum sergilenmiştir. Planın ve strüktürün oluşumunda topoğrafyaya ve çevre koşullarına uyulmuştur. Akılcı, esnek ve pratik çözümler uygulanmıştır. Tasarım içten dışa doğru gelişmekte olup, her detay insan boyutlarına göre düzenlenmiştir. Bu nedenle; Türk Evi insanın rahat ve düzenli yaşaması için tasarlanmış bir ev tipidir. Cengiz Bektaş'a göre(Bektaş, 1996); Geleneksel Türk Evi oluşum ilkeleri şu şekilde sınıflandırılmıştır.
1- Yaşama, doğaya, çevre koşullarına uygunluk, 2- Gerçekçilik, akılcılık,
3- İçten dışa çözüm
4- İç - dış uyuşumu (evin içindeki içtenliğin ve yalınlığın dışa vurumu) 5- Tutumsallık
Bu büyük alan içinde gelişen Türk Evi'nin oluşumuna etki eden faktörler şunlardır; Sosyal yaşam ve gelenekler, Din, İklim ve coğrafi konum, Malzeme ve Sosyo-Ekonomik durum(Azezli Bozkurt, 2009).
Tüm bu faktörler dikkate alındığında konuta dair oluşan mekânlar, o dönemin kültürel özelliklerini, aile yapısını, sosyal donatılarını ve mekânın biçimleniş şemalarını bizlere yansıtmaktadır. Bu yalnızca konutla sınırlı kalmayıp toplumun yaşadığı dönemde ortaya koyduğu tüm kültürel, sanatsal ve mimari unsurlarda da kendisini göstermektedir. Konuttan başlayarak kentsel oluşuma doğru ilerleyen süreçte, morfoloji bu unsurların analiz edilmesinde önemli bir yöntem olarak görülmektedir.
2.3. Mekân Dizimi Analizinin Amacı
Mekân dizimi, çeşitli araçlar, matematiksel ifadeler, gözlem ve tespitler ile grafik ifadeleri kullanarak elde ettiği sayısal veriler sayesinde önceden belirlenmiş olan, sosyal özelliklerin ilişkisinin analizini ve mekânsal modelin altında yatan sosyal bilgiyi elde etmeyi amaçlar. Bu amaç doğrultusunda mekânı nesnel bir biçimde okumaya yarayan mekân dizimi analizi, insanların mekânı kullanım ve algılayış biçimlerini ortaya koymaya çalışır. Tek bir yapıdan, yerleşim ölçeğinde analize kadar imkân sağlayan mekân dizimi analizi bilgisayar yazılımlarının da geliştirilmesi sayesinde daha hızlı bir ilerleme kaydederek, geniş çaplı araştırmalarda ve tasarım uygulamalarında kullanıma olanak sağlamaktadır.
2.4. Mekân Dizimi Analizinin Uygulama Alanları
Son yıllarda mekân dizimi analizi, mimarlık, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı, planlama, kent tasarımı, arkeoloji, kent ve insan coğrafyası gibi pek çok çalışma alanlarında uygulanmaktadır. Yapı ve yapılar arası ilişkilere, kişi ya da kişilere dair mekân deneyiminin tespit edilmesinin yanı sıra topluma ait olgulara karşı da bakış açımızı genişleten mekân dizimi analizinin, bugüne kadar konut yapılarını da içine alan büyükten küçüğe pek çok ölçekte uygulaması yapılmıştır. Konut dışı uygulama alanları ise şu şekilde sıralanabilir:
- Kentlerdeki karmaşık yapılanmaların tanımlanmasında;
- Karmaşık fonksiyonlu yapılar olan hastane, alışveriş merkezleri, havalimanları ve müzelerde hareket organizasyonunu çözümleme ve planlamasında;
- Kentlerdeki doku ilişkilerinin ve yayaların hareketlerinin anlaşılması ve buna bağlı olarak da yeni tasarım alternatiflerinin oluşturulmasında;
- Yapılacak olan herhangi bir yapı veya aktivite için yapımı öncesinde yer seçimi ve bir yapıya eklenen başka bir yapının hareket organizasyonu bağlamında kente olan etkisinin belirlenmesinde;
- Yaya hareketleri incelenip bağlı olarak yol bulma(way-finding) ve mekân okuma(intelligibility) analizlerinin yapılmasında;
- Bir mekânın, yapının ya da bir yer ile ilgili içe kapalılık-dışa açıklık kavramlarının ve durumlarının analiz edilmesinde;
- Sosyal bağlamda, bir mekân ile ilişkili mahremiyet, güvenlik ve sosyal anlamdaki hiyerarşinin algılanmasında.
2.5. Mekân Dizimi Kavramları
Mekân dizimi yöntemine ait bazı kavramlar yer almaktadır. Bunlar yöntemin mantığını anlamayı ve yapılan analizlerin neticelerini doğru bir biçimde yorumlanmasını kolaylaştırmaktadır. Bina ölçeğinden kent ölçeğine kadar inşa edilmiş çevrelerin mekâna dair biçimlenme özelliklerinin tanımlanabilmesi ve analizlerinin yapılabilmesi için mekân dizimi çalışmaları neticesinde ortaya çıkan sonuçlar bizlere mekânın sosyal içerikleri ve yapısı hakkında bilgi elde etmemizi sağlayacaktır. Tez çalışması kapsamında yapılacak olan analizlerin yorumlanmasına yönelik olarak bu bölümde kavramlara yönelik açıklamalar yapılmaktadır.
2.5.1. Graf / Çizge Yöntemi
Schulz, mimari biçim analizinin, elemanlar arası ilişkiler üzerine kurulu olduğunu ifade etmiş ve ilişkilerin üç düzeyde incelenebileceğini ileri sürmüştür.
- Topolojik ilişkiler, - Geometrik ilişkiler,
- Göreneksel ilişkiler (Hacıhasanoğlu, 2007)
Graf yöntemi, ilişkiler ve bu ilişkiler ile birbirine bağlanan mekânlardan oluşan bir analiz yöntemidir. Mimari tasarım problemlerini çözmede matematiksel tekniklerden biri olan çizge yöntemi, genellikle mekân ve mekân gruplarının fonksiyonel ilişkilerinin yoğun olduğu ve bölümler ile bina arasındaki trafiğin minimize edilmesi amacıyla kullanılmıştır(Çakmak Yılmaz, 2011).
Şekil 2.3. Bir graf şeması üzerinden alternatif plan şemaları üretilebilir
Şekil 2.4. Görsel olarak birbirine benzeyen plan şemalarının aralarındaki bağlantı durumu değiştiğinde graf şemaları da değişmektedir. Bu durum mekânların derinliklerini ve ulaşılabilirliklerini etkilemektedir
- Grafta çizgilerin uzunluklarının önemi yoktur. - Grafta çizgilerin açılarının önemi yoktur.
- Graf oluşturulurken odaların/mekânların şekil ve büyüklüklerinin önemi yoktur. - Grafın hiçbir parçası diğer herhangi bir parçayla bağlantısız olamaz yani her mekân
ana yapıyı terk etmeden herhangi bir mekândan ulaşılabilir olmalıdır.
- Grafın iki çizgisi(bağlantı) bir mekân olmadan kesişemez, eğer kesişiyorsa orada bir mekân vardır(Çakmak Yılmaz, 2011).
2.5.1.1. Graf Teorisi Çözümleme Araçları
a) Beta İndeksi
Beta indeksi, graflarla ifade edilen şebekenin düğüm ve kenar ilişkilerine bağlı olarak, şebekenin ne tür bir şebeke olduğuna dair sayısal veriler sunmaktadır. Toplam kenar sayısının, toplam düğüm sayısına oranı olan bu değer,
ß<1 ise ağaç, ß=1 ise döngü,
ß>1 ise kompleks devre özelliği göstermektedir.
Şebekenin ağaç, döngü veya kompleks devre olması, bina bütünsel formunun lineer, döngüsel veya kompozit formlardan hangisine uygun olduğunu tanımlamaktadır (Çakmak Yılmaz, 2011).
b) Gamma İndeksi
Gamma indeksi, şebeke elemanlarının ilişki yoğunluğuna bağlı olarak, şebekenin bağlantılılık(connectivity) oranını sayısal olarak vermektedir. Bina formunun kompakt veya parçalı düzenlenebilirliğine ilişkin veriler sağlamaktadır. ‘1’ değeri tam bağlantılılık iken, ‘0’ değeri şebeke elemanları arası tam bağlantısızlıktır. Mevcut kenar sayısının düğümler arası direk alternatif yolların varlığını gösteren maksimum olası rakama oranıdır(Çakmak Yılmaz, 2011).
Gamma İndeksi : E / [(V² - V)/2] V : Graf Düğümü E : Graf Kenarı
Gamma indeksinin yüksek olması, mekânların geometrik komşuluğu ile sirkülasyon bağlantılarının kısa tutulması ve bina formunun daha kompakt olması anlamına gelmektedir. Gamma indeksinin düşük olması, bina bütününde kompozisyonunun daha parçalı veya organik olabileceği verileri ortaya koymaktadır.
c) Entegrasyon – Bütünleşme Değeri (Visual Integration)
Bir dolaşım hattı boyunca hareketin tahmin edilmesinde en önemli ölçüt, mekânsal bütünleşme değeridir. Bütünleşme, mekânın sistem içerisindeki diğer mekânlara olan ortalama derinliğidir ve global bir ölçüttür. Entegrasyon değeri arttıkça mekânın okunabilirliği ve sosyalliği artmaktadır. Bu da sosyal ilişkilere pozitif olarak etki etmektedir. Mekânın derinliği arttıkça okunabilirlik ve sosyallik azalmakta olup, buna paralel olarak mahremiyet olgusu artış göstermektedir. Özellikle gece mekânları en derin mekânlar olup mahremiyet açısından da en yüksek dereceye sahiptir. Sofa, mabeyin, hayat gibi mekânlar ise evin en sosyal ve sığ mekânlarıdır.
d) Bağlantılılık Değeri (Connectivity)
Mekânla direk bağlantılı komşu mekân sayısının ölçümüdür. Her doğrudan bir adım uzaklıktaki doğru sayısını ölçen lokal bir uzaklıktır(Hiller ve Hanson, 1984).Bu yerel ölçüt mekânın kavranması ile ilgili en temel bilgidir. Bağlantılılık değeri ile bütünleşme değeri arasındaki ilişki, “anlaşılabilirlik(intelligibility)” veya okunabilirlik kavramını vermektedir. Eğer birbirleriyle bağlantılı mekânlar aynı zamanda bütünleşik mekânlar ise mekânsal ilişki güçlü veya sistem anlaşılabilir demektir. Bu durumda sistem kendisini oluşturan bütün parçalar tarafından okunabilir demektir(Hillier ve Hanson,1984).
Mekân dizimi analizi sayesinde açığa çıkartılan sonuçlarla mekânın sosyal içeriği ve yapısı hakkında bilgi edinmek mümkün olacaktır. Konutun kendi içerisinde barındırdığı sosyo-kültürel bilgiler ve anlamlar; evsel mekânın, mekân ve sosyal yapı arasında güçlü bir bağ olduğunu ortaya koyan mekânsal dizim kuramının ana çalışma alanlarından birisi olmasına sebep olmuştur.
2.5.2. Görünür Alan Yöntemi
Mimarlık alanında görünür alan kavramı 1967’de Tandy tarafından ortaya konulmuştur. Tandy görünür alanı mimari veya kentsel mekândan, belleğe veya çok sayıda açıklamalı fotoğrafa dayalı olarak yapılan, kalıcı bir kayıt çıkarmanın yolu olarak sunar(Atak, 2009).
İlk olarak görünür alanı, Benedikt tam anlamıyla mimari mekânın analizi için bir yöntem olarak ele alır. Benedikt 1979’da mekânsal çevrenin sayısal tanımlamasına ulaşmak için uygulanabilir bir takım analitik ölçümler ortaya koymuştur. Benedikt’e göre bir görünür alan mekânda belirlenen bir noktadan görünen bütün noktaların bir takımıdır. Görünür alanın biçimi ve büyüklüğü gözlemcinin bakış açısına ve duruşuna göre değişir(Benedikt, 1979).
Şekil 2.5. Görünür alan üretimi(Wiener ve Franz, 2004) Görünür Alan Üretimi (Şekil 2.5):
- Birinci şekilde varsayımsal bir iç mekân ortamı,
- Ortada mekân içinde verilen bir duruş noktasına göre renklendirilen görünür alan,
- Üçüncü şekilde görünür alan sonucu(Wiener ve Franz, 2004)
Mekân analizi anlamında görünür alan kavramı hakkında Turner şunları dile getirmektedir: Görünür alan, mekânsal bir ortam hakkında sezgisel düşünmenin etkili bir yoludur. Çünkü görünür alanlar, mekânı algılayan, etkileşim içinde olan ve mekân
içinde hareketi sağlayan mekâna ait tekil bakış noktalarından mekânın tanımlanmasını sağlar(Turner ve ark., 2001).
Şekil 2.6. Belirlenmiş bir bakış noktasından elde edilmiş görünür alan çokgeni(Turner ve ark., 2001)
2.6. Mekân Dizimi Analizinde Kullanılan Yazılımlar
Mekân dizimi analizi kuramının ortaya çıktığı dönemlerde yapılan analizlerin çoğunda hesaplamalar el ile yapılmıştır. Zamanla artış gösteren karmaşık fonksiyonlu yapılar ve planlamalar bu analizlerin daha sağlıklı olması açısından bilgisayar kullanımını zorunlu kılmaya başlamıştır. Bu doğrultuda mekân dizimine yönelik yazılım çalışmaları üzerinde yoğunlaşılmıştır.
Yöntemde bilgisayarın kullanılması giderek araştırma konularının, uygulamaların çeşitlenmesine yol açmıştır. Böylelikle elde edilen sonuçlarda değişmiş ve yöntemin kendisini geliştirmesine katkıda bulunmuştur.
Axman Yazılımı, kentsel haritaların ve iç mekânların eksene bağlı mekânsal dizim analizlerinde kullanılmaktadır. Düğüm noktalarını ve bunların birbirleri ile olan bağlantılarını sağlayan eksen hatlarını belirleyerek grafiklerini ortaya koymaktadır. Nick Dalton tarafından University College London’da geliştirilmiştir.
SpaceBox Yazılımı, kentsel haritalar ve iç mekân düzenlemelerine bağlı mekân dizimi analizlerinde kullanılmaktadır. Kentsel anlamda meydan düzenlemelerinde, iç mekân anlamında ise konut, ofis vb. mekânların yanı sıra terminal yapılarının analizinde de kullanılmaktadır. Nick Dalton tarafından University College London’da geliştirilmiştir.
Pesh Yazılımı, konutların, karmaşık fonksiyonlu yapıların ve kentsel anlamda küçük ölçekli meydan düzenlemelerinin mekânsal dizim analizlerinde kullanılmaktadır. Axman yazılımı ile benzer özelliklere sahip olan bu yazılımda grafik anlamında Axman’da görülen basit çizgiler yerine kare, dikdörtgen, daire gibi geometrik formlar yer almaktadır. Nick Dalton tarafından University College London’da geliştirilmiştir.
WebMap Yazılımı, internet üzerinden kullanılarak eksensel analiz verileri oluşturmaktadır. Oluşturulan eksensel haritalar internet üzerindeki ana sunucuya kaydedildikten sonra internet ağının olduğu her yerde bu verilere ulaşmak mümkün olmaktadır. Fakat zamanla internet bağlantısı olmadan da yazılımın kullanılması taleplerinin artması üzerine WebMapatHome isimli bir yazılım hazırlanmıştır. Nick Dalton tarafından University College London’da geliştirilmiştir.
Place Syntax Yazılımı, mekânsal dizim analizleri sırasında kentsel ölçekte yaya hareketlerinin analizinde ve tahmin edilmesi sırasında karşılaşılan problemler üzerine geliştirilmiş ek bir uygulamadır. Ancak kentsel anlamda yapılan analizler ve mimari mekân tasarımlarında kullanılması bakımından önemli bir yere sahiptir.
NetBox, NewWave, Ovation, Mindwalk, Ajax, Confeego gibi daha pek çok mekân dizimi analizinde veri elde etmek için kullanılan yazılımlar mevcuttur.
2.6.1. Depthmap Yazılımı
Depthmap Yazılımı, Benedikt’in görünür alan analizi ve Hillier ile Hanson’un mekânsal dizim kuramı çalışmaları doğrultusunda geliştirilmiştir. Yazılım görünür alan analizi yapılmasına olanak sağladığı gibi eksensel hat ve dışbükey mekân analizi yapma imkânı da sunmaktadır. Böylelikle tek bir yazılım içerisinde üç analizinde yapılabilmesi kullanıcıya kolaylık sağlamaktadır.
Depthmap Yazılımı, öncelikle DXF formatındaki 2D olarak hazırlanmış olan planların yazılım içerisine alınarak ve bu planın grid noktalarıyla doldurulmasına imkân tanımaktadır. Doldurulan bu noktalar sonrasında görüş grafiğinin oluşturulması için kullanılabilir. Grafik oluşumu tamamlandıktan sonra Depthmap, kullanıcılarının bu grafik üzerinde istenilen analizlerin yapılması için pek çok seçenek sunmaktadır.
2.6.1.1. Oluşturulan 2D planın yazılıma aktarılması
Kullanıcının öncelikle yapması gereken yeni bir grafik dosyasını oluşturmaktır. Bunun için Depthmap ara yüzünde ‘File’ menüsü altında ‘New’ komutu kullanılmalıdır. Oluşan boş grafik dosyası üzerine DXF formatındaki 2D planın çağırılması için ‘Map’ menüsü altında ‘Import’ komutunun seçilmesi gerekmektedir. Çizimin yazılım içerisine aktarılması sonucunda araç menüsü aktif hale gelmiş olacaktır.
Şekil 2.6. Depthmap Yazılımında yeni grafik dosyasının oluşturulması ve çizimin yazılıma aktarılması
2.6.1.2. Plan içerisinde gridlerin oluşturulması ve doldurulması
Görünür alan analizinde ilk aşama, nokta konumlarının gridini oluşturmaktır. Bunun için ara yüz üzerinde Tools menüsü altında ‘Visibility’ içerisinde ‘Set Grid’ seçeneğine gidilir. Görünürlük değeri her zaman için grid karelerinin merkezinden değerlendirilir. Sonrasında planda açık alanların doldurulması için araç menüsü üzerinde ‘Fill’ komutu ya da ‘Pencil’ komutu seçilebilir. ‘Pencil’ komutu ile her bir grid karesi tek tek seçilerek doldurulur veya boşaltılabilir. ‘Fill’ komutu ile plan üzerinde yer alan gridler tek işlemde doldurulur. Ancak bunun için alan içerisindeki çizgilerin kapalı olması gereklidir.
2.6.1.3. Görünür alan grafiğinin oluşturulması
Görünür alan grafiğinin oluşturulması ve doğru sonuçların elde edilebilmesi için gridlerin doldurulmuş olması gerekmektedir. Sonrasında ‘Tools’ menüsü altında ‘Visibility’ ve daha sonra ‘Make Visibility Graph’ komutu seçilmelidir(Şekil 2.9). Böylelikle Depthmap programı plan üzerinde oluşturulmuş gridal bölgelerin her birinden görünür alanları bulmaya çalışır.
Şekil 2.9. Görünür alan grafiğinin oluşturulması
Görünür alan grafikleri incelendiğinde elde edilen sayısal veriler doğrultusunda grafik üzerindeki renklerinde değiştiği görülmektedir. Bu renklere bakıldığında kırmızı ve sarıya doğru renkler en sığ mekânları gösterirken, mavi ve tonları derin mekânları ifade etmektedir. Sığ mekânlar en sosyal mekânları belirtirken, derin olanlar ise en mahrem mekânları göstermektedir.
2.7. Konutta Mekân Dizimi Uygulamaları
İnsanların günlük yaşantılarını, barınma ihtiyaçlarını ve sosyalleşme adına da çeşitli olanakları sağlaması anlamında konut, bireyin kendisiyle bütünleşen mekân olarak karşımıza çıkmaktadır. Konut, içerisinde yaşayan bireylere ait kültürel ve sosyal anlamda birtakım bilgiler sunmaktadır. Bu doğrultuda mekânın organizasyonu ve sosyal yapı arasındaki ilişkiyi en güzel şekilde bize gösteren çalışmaların evsel mekân üzerine olduğu görülmektedir.
Konuta ilişkin mekân modelleri farklı dönemlere ve o dönemlere ait kültüre göre değişiklik göstermektedir. Bunun sonucu olarak da mekânsal modeller anlamında çeşitlilik artmıştır. İnsanların bu kıstaslar doğrultusunda evlerini nasıl şekillendirdiklerine dair pek çok çalışma gerçekleştirilmiş ve bu çalışmalar halen günümüzde de devam etmektedir. Konutun kendi içerisinde barındırdığı mekân ile sosyal yapı arasındaki ilişkiyi konu alan mekânsal dizim kuramının temel yapı gruplarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Araştırmalarla ortaya konan sonuçlar gelecekte eve ilişkin çalışmaların belirli bir bölgeye ya da kültürel çevreye ait evlerin mekânsal modellemesindeki benzerlikleri tanımlamakla yetinmeyeceğini göstermektedir. Evi oluşturan işlevlerin düzenlenme şekilleri, eşyalarının yerleştirilmesinin sosyal ilişkiler üzerindeki etkileri, ev halkının gerçekleştirdikleri eylemler, birbirleri ile olan ilişkileri, alışkanlıkları, akrabalık ve komşuluk ilişkileri ve dini inanışların iç mekâna yansıması araştırılacaktır. Ve bu düzenleme yaklaşımı iç mekânın sosyal ve kişisel yorumunu ortaya koymak için sosyoloji, antropoloji ve psikoloji gibi bilimlerle yoğun bir ilişki kuracaktır (Hanson, 1998).
Konutla ilgili olarak yapılan mekânsal dizim çalışmalarına baktığımızda Şekil 2.11’de farklı konut tipolojilerinin görsel anlamda yoğunluk ve algı analizleri ile ilgili karşılaştırma yapılmasını sağlayan bir yöntem olarak mekânsal dizimin kullanıldığı görmekteyiz.
Şekil 2.11. Görsel algının Türk Evi mekânlarındaki yoğunluk analizleri(Güney İnce, 2007)
Şekil 2.12’deki çalışmada ise geleneksel Türk Evleri’nde sofanın konumuna göre lineer ve merkezi plan şemalarına sahip konutların karşılaştırılması için mekânsal dizim yöntemi kullanılmıştır.
Şekil 2.13’deki çalışmada geleneksel Kayseri Evleri’nin mekânsal dizim ve görünür alan yöntemleri kullanılarak bu evlerin mekânsal düzenleyimleri ve bu düzenleyimlerin ardında yatan sosyal ve kültürel bilgileri ortaya koymaya çalışılmıştır.
Şekil 2.14’deki çalışmada mekân organizasyonun mekânsal dizim yöntemi kullanılarak analiz edilmesi ve bu neticede sosyal, kültürel ve coğrafik verilerin mekânsal oluşumlara etkisi konu edilmiştir. Konya ilindeki dağ ve ova, kent ve kırsal kesimdeki konutlardan seçilen evlere ait sayısal verilerin çıkarılmasında mekânsal dizim yöntemi ve graf şemaları kullanılmıştır.
Şekil 2.14. Seçilen konutlardan birisine ait analiz çalışmalarını gösteren tablo(Çakmak Yılmaz, 2011)
3. GELENEKSEL SİLLE EVLERİ’NDE MEKÂN DİZİMİ VE MORFOLOJİK ANALİZ ÇALIŞMALARI
Konya kenti yüzyıllar boyunca Anadolu'daki önemli yerleşim merkezleri arasında yer almıştır. Bu durum kültürel farklılıkların görülmesinde etkili olmuştur. Günümüzde Konya'nın Selçuklu ilçesi sınırları içerisinde yer alan bir mahalle olan Sille, Konya merkezine yakınlığından dolayı hep gündemde olmuştur. 6000 yıllık tarihi, sanat ve kültürü ile Sille bugüne kadar ayakta kalabilen eserleri ile bir açık hava müzesi ve yüzyıllar boyunca Müslüman ve Hristiyan kültürün birlikte yaşadığı bir hoşgörü ve ticaret merkezi olmuştur. İki farklı inancın ve kültürün; hoşgörü içerisinde kaynaşarak bir arada yaşadığı nadir yerlerden biri olan Sille'de sevgi, saygı ve hoşgörü temeline dayalı, özgün bir yaşam kültürü gelişmiştir.
Tezin bu bölümünde çalışmaya konu olan Sille Mahallesi’nin tarihi gelişimi, yerleşimi, kültürel ve demografik özellikleri ile mimarisi hakkında bilgi verilecek olup sonrasında ise Sille Evleri’nin mekânsal anlamda analizleri yapılarak sosyal hayatın ve bu kültürel yapının mekâna olan etkisi değerlendirilecektir.
3.1. Sille'nin Tarihi Gelişimi, Yerleşimi, Kültürel ve Demografik Özellikleri, Mimari Özellikleri
3.1.1. Tarihi Gelişimi
Sille, Romalılar döneminden bu yana önemli bir dini merkezdi. Bugün de Sille'de bulunan Hristiyanlara ait dini yapılar da bunu bize göstermektedir. Anadolu Selçukluları tarihi süresince de bu özelliğini devam ettirmiştir. Sille, Hristiyan Rum halkın yoğun olarak yaşadıkları bir kent durumunda idi. Selçukluların fetihlerinin ilk yıllarında Konya, güvenlik önlemleri ve devrin fetih geleneklerinin gerektirdiği bir savunma şehri olarak yeniden düzenlenirken şehrin merkezinde yaşayan Hristiyan Rum halk Kutalmış oğlu Süleyman Şah’ın şehrin batısında yer alan Takkeli dağda bulunan Gevale Kalesi’ni de fethetmesiyle Sille’de ikamet ettirilmiştir.
Sille'deki Rumların ve Rumlaşmış Bulgarların, Bizans devrinde iskân edildiği de bilinmektedir(Özönder, 1998). Sille'deki Rum halkı Cumhuriyet dönemine kadar buradaki varlıklarını devam ettirmişlerdir. Cumhuriyet döneminde ise nüfus mübadelesinin yapıldığı yıllarda buradan ayrılmışlardır.
3.1.2. Yerleşimi
Sille, yurdumuzun İç Anadolu Bölgesinde, Konya’nın 8 km kuzey-batısındadır. Rum kaynaklarında, Sullata (Silata) diye geçer. Dağlık arazide, derenin yer aldığı vadinin iki yakasında kurulmuştur. Burası, Toros Dağları’nın uzantısı olarak kabul edilen ve sönmüş bir volkan kraterinin kuzey eteğidir(Özönder,1998). Sille’nin güneydoğusunda Konya-Selçuklu ilçesi; batı ve kuzeyinde Tepeköy,Yükselen; güneybatısında da Kızılören bulunur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1115 metredir(Tapur, 2009).
3.1.3. Kültürel ve Demografik Özellikleri
Sille, coğrafi yapısı, kültürü, yaşayışı, inanç ve gelenekleri ile farklı bir yerleşim alanı olarak dikkati çekmektedir. Konya il merkezine çok yakın olmasına rağmen tarih boyunca farklı özellikler sergilemiştir. Sille tarihi ile ilgili arkeolojik verilere dayanan detay bir tarih araştırması yok denecek kadar azdır. Ancak Sille’nin kuruluş tarihinin çeşitli araştırıcılar ve eldeki verilere göre 6000 yıl öncesine kadar gittiği sanılmaktadır(Tapur, 2009).
Sille ve çevresinde Hititler, Bizanslılar, Frigler, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar dönem dönem hâkimiyetlerini sürdürmüşlerdir. Cumhuriyet dönemi yıllarında nahiye merkezi olan Sille, bugün Konya’nın Selçuklu ilçesine bağlı bir mahalledir.
Sille’nin tarihi anlamda yerleşimine bakıldığı zaman geçmişten bugüne üç önemli dönemin varlığından söz edebiliriz. Bunlar Hıristiyanlıktan önceki dönem, Hıristiyanlık dönemi ve İslamiyet dönemi olarak bilinmektedir. Sille topraklarının kazılma ve oyulmaya elverişli olması Hıristiyanların sığınak ve mabetlerini bu bölgede oluşturmalarında etken olmuştur. Bu dönemlere tarihlenen kaya kiliseleri ve manastırlar günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Roma-Bizans-Kudüs geçiş güzergâhı üzerinde olup ‘Kutsal haç’ yolcularının uğramadan geçemeyecekleri bir konak haline gelmiştir.
Sille’de tarih boyunca Rumların sosyo-ekonomik hayata çok olumlu etkileri olduğu gibi aynı dönemlerde Türkler tarafından kurulan ahilik teşkilatının da bölge ticaret hayatına ve ekonomik kalkınmasına sağladığı önem dikkat çekicidir. Ancak ekonomik ve ticari hayatın geliştiği bu toplum, mübadele sonunda sosyo-ekonomik açıdan önemli zararlar görmüştür. Çünkü mübadele ile ayrılan ticaret ve sanatkârların yerini dolduracak yeni imkânlar hazırlanmadığı için Sille önemli bir sarsıntı geçirmiş, ekonomik ve sosyal hayat gözle görülür bir değişime uğramış, nüfus giderek azalmıştır(Özönder, 2008).
Sille’de XX. Yüzyılın başında 18.000 civarında nüfus olduğu belirtilmektedir. Bu nüfus o devrin şartlarında Konya ile mukayese edildiğinde oldukça önemlidir. Bu
dönemde Sille sarraflık, terzilik, manifaturacılık, inşaatçılık, kunduracılık gibi meslek ve ticaret dallarından oluşan 300’e yakın dükkânın olduğu önemli bir ticaret merkezidir. Ayrıca burada 7 kilise ve 7 camii bulunmaktadır. Sille’de yaşayan hiç kimse kimsenin dini inançlarına karışmamış, baskı yapmamış, birbirlerini aşağılamamışlardır. Böylece burada inanılmaz bir inanç özgürlüğü, inanca saygı hoşgörüsü ortaya çıkmıştır(Kapar, 2008).
Sille’de geçmişten günümüze kadar birden çok millete ait kültür izleri, tarihi mekânlar ve alanlar bugün de büyük ölçüde varlığını sürdürmektedir. Sille’deki bu kültür ve tarihi varlıklardan olan kiliseler, camiler, çeşmeler, tarihi konaklar ile geleneksel Sille evleri, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından incelenip 19.11.2011 gün ve 4328 sayılı kararı ile Sille’deki kültür varlıklarını Kentsel Sit Alanı ilan etmiştir.
Sille’yi tanıtmak ve geliştirmek amacıyla 1991’de Sille’yi Kalkındırma ve Tanıştırma Derneği kurulmuştur. Dernek her yıl Eylül ayı sonunda ‘Sille Günü’ düzenlemektedir.
Cumhuriyet döneminde de Sille kendisine bağlı 15 köy ile nahiye merkezi olma konumunu uzun yıllar sürdürmüştür. Ancak 1980’de Sille nahiye merkezliği ve Sille’nin belediye örgütü kaldırılarak Konya il merkezine bağlanmıştır(Tapur, 2009).
3.1.4. Mimari Özellikleri
Sille’de halkın sosyo-ekonomik anlamda refah seviyesinin yüksek olması sanat ve kültür yaşamında da çeşitliliği meydana getirmiştir. Tanınmış ustaları; ünlü şairleri; sanata ve kültürüne sahip çıkan zenginleri; tarih, şiir ve edebiyatı seven halkıyla birlikte Sille, birbirinden güzel dini, askeri ve sivil mimarlık yapılarıyla ön plana çıkmaktadır.
Sille’de görülen mimari eserlerde hâkim olan yapı malzemesi taştır. Sille taşı olarak bilinen bu malzeme çevredeki ocaklardan çıkarılmaktadır. Evlerde, camilerde, köprü, çeşme ve hamamlarda yine Sille taşına rastlanmaktadır. Malzemenin yanı sıra eserleri ile ünlü olan Sille’deki bu yapılar Silleli ustalar tarafından yapılmıştır. Olabildiğince sağlam ve dayanıklı olmaları neticesinde çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşabilmişlerdir.
3.2. Araştırma Alanı ve Kapsamı 3.2.1. Konumu
Konya’nın merkez mahallesi konumunda yer alan Sille’deki Hacıaliağa Sokak’ta, Selçuklu Belediyesi tarafından koruma altına alınmış Sille evlerinin bulunduğu bölge çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Zamanla yapılarda çeşitli eklentiler olmasına rağmen halen orijinalliğini koruyan bu yapılar Sille’nin girişine yakın yerde konumlanmış olup mevcut silüetin oluşmasında önemli bir yere sahiptir(Şekil 3.7).
Şekil 3.3. Sille’nin, Konya merkezine olan uzaklığı
3.2.2. Araştırma alanı seçimi ve nedenleri
Özellikle 20. yüzyıl ve sonrasında kentlerde meydana gelen hızlı kentleşme sosyal ve demografik yapıda, kültürde, ekonomide ve mekânsal yapı organizasyonlarında birçok değişimi de beraberinde getirmiştir. Bu değişimler sadece kentlerle kalmayıp daha küçük yerleşim birimlerinde de kendisi göstermiştir. Bu anlamda uzun yıllar geleneksel yapısını korumuş olan Sille, bugün sahip olduğu kültürel değerleri sayesinde turizm anlamında önemli bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Yalnızca evleri ile değil kültürel farklılıklara da ev sahipliği yapmış olan Sille, farklı dinlere ait yapıları da bünyesinde hoşgörü ile barındırması nedeniyle bugün farklı inançlara sahip insanları da kendisine çekmeyi başarabilmiş bir bölgedir.
Turizm potansiyelinin giderek artması ve zamana yenik düşmeye başlayan yapıların onarım gerektirmesi nedeniyle Sille’de devam eden restorasyon çalışmalarına bir ışık tutması anlamında bu tez çalışmasına konu olmuştur. Ayrıca Sille, lisans eğitimim boyunca pek çok kez gezerek tecrübe etme fırsatı bulabildiğim bir yer olması ve yine aynı süreç içerisinde restorasyon uygulama projesine konu olarak belirlenmiş olması da buradaki evler üzerinde çalışmam da etkili olmuştur. 1,2 ve 3 Nolu evlerin rölöve ve restorasyon uygulamalarını proje grubu olarak bizzat gerçekleştirmiş olmam da evlerin mekân organizasyonlarını analiz etmek etkili olan bir diğer nedendir. 1,2 ve 3 Nolu evlerin analizleri sırasında kullanılan planların çizimleri kendime ait olup, diğer yapıların planlarını ise çeşitli kaynaklardan tarama yöntemiyle ölçekli olarak plan düzlemine aktarılarak analizleri gerçekleştirilmiştir.
Şekil 3.7. Sille Koruma Amaçlı Revizyon İmar Planı (Konya Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak hazırlanmıştır.)
3.3. Geleneksel Sille Evleri’nin Özellikleri 3.3.1. Yapı Malzemesi
3.3.1.1. Taş
Sille’de yapıların mimari karakterini Sille taşı belirler. Bir tür tüf olarak, elde edilmesi ve kullanımı kolaydır. Sille taşı katmanlar halinde Sille’nin 2-3 km güneyindeki ocaklardan çıkartılır. Hem duvar hem sal taşı (döşeme taşı) olarak kullanılır. Sille taşına yöre halkı ‘Ken’ demektedir(Karpuz,2013).
Resim 3.2. Sille Evleri’nde taş malzemenin kullanımı
3.3.1.2. Ahşap
Ahşap malzeme evlerin, doğramalarında, toprak damlarındaki yuvarlamalarda, ahşap sütun ve yastık olarak, taş duvarlarda hatıl olarak kullanılmıştır. Ahşap cinsi olarak kavak, çam, ardıç tercih edilmiştir(Karpuz,2013) (Resim 3.3).
3.3.1.3. Kerpiç
Sille’de daha çok dış cephe ve iç duvarlarda kullanılan kerpiç, Ahşap karkas sistemin kullanıldığı duvarlarda içte dolgu malzemesidir(Resim 3.4 ve 3.5).
Resim 3.4. Sille Evleri’nde kerpiç malzemenin kullanımı
3.3.1.4. Toprak
Sille’de damlarda kullanılan yapı malzemesi topraktır. Ahşap kirişleme üzerine hasır serildikten sonra üzerine çorak toprağı serilmektedir(Resim 3.6).
3.3.2. Yapı (Strüktür) Elemanları
Konutların duvarları kalın olup temel duvarları 70-80 cm kalınlıkta, üst katlardaki duvarlar 60-65 cm’dir. Evlerin iç kısmındaki bölücü duvarlarda bağdadi tekniği veya dolmagöz adı verilen taş ile örülen duvarlar görülmektedir. Ahşap yastık ve sütunlar sıkça kullanılmaktadır. Genel olarak bodrum katlarda görülen ahşap direk üzerine ahşap kirişleme sistemine bazı yapıların zemin ve birinci katlarında da rastlanmaktadır.
Üst örtüde belirli aralıklardaki ahşap kirişlerin (yuvarlamaların) üzerine hasır (Boyra) serilir. Bunun üzerine pardı, ince ağaç dalları atılır. Daha sonra Kındıra, saz döşenir. En üstte ince elenmiş topraktan çamur veya çorak toprağı serilir, loğ taşı ile sıkıştırılır. Sonraki dönemlerde, bu toprak damın üzerine, ahşap malzemeden yapılmış, kiremitli veya çinko kaplı çatılar ilave edilmiştir(Karpuz,2013).
3.3.3. Yapıyı Oluşturan Mekânlar
Sille evleri genel olarak iki katlı yapılardır fakat az sayıda da olsa üç katlı evler de bulunmaktadır. Konutları oluşturan mekânlar, kendi içerisinde yardımcı hizmet mekânları ve esas mekânlar olarak ikiye ayrılmaktadır.
3.3.3.1. Yardımcı Hizmet Mekânları
Yardımcı hizmet mekânları bodrum katlar için ahır ve samanlık, zemin katlar için ise hanay ve mabeyindir.
Hanay; evlerin arasındaki dar sokakların üzeri kapatılarak oda haline getirilen
mekânlara denir(Özönder, 1998).
Mabeyin; Zemin katta, ana kapının açıldığı ortak mekândır. Etrafında mutfak,
çaraş, kiler, hariciye(misafir odası), ahır, samanlık, hela gibi mekânlar bulunur(Resim 3.7).
Resim 3.7. Hasan Çankaya Evi’nde mabeyin
Arazinin meyilli olmasından dolayı bazen ahır, samanlık toprağa, bodruma gömülmüştür. Kimi evlerde de aşevi(mutfak), bievi(kiler), yakacak damı gibi mekânlar birinci katta yer alır(Karpuz,2013).
3.3.3.2. Esas (Ana) Mekânlar
Sofa; yapıların birinci katında odaların arasındaki mekândır. Bazı yapılarda
arazinin eğimli olmasından kaynaklı olarak sofa planları düzgün olmamaktadır. Dikdörtgen, ‘L’ şeklindeki sofalar yaygındır. Sofalar kimi zaman cephede çıkma yaparak sokağa uzanır çıkmaların önünde balkon (ön dam) bulunmaktadır.
Resim 3.8. Hasan Çankaya Evi’nde sofanın görünümü
Oda; Sille Evleri’nde odalar geniştir. Cepheye gelen pencerelerin altlarında
sedirler yer alır ve yerden 30-40 cm yükseltilmiş olup ahşap malzemeden yapılmışlardır. Odaya girilen kapının kanadının açıldığı duvar yüzeyinde çiçeklik, aynalık, yüklük yer almaktadır. Odadaki diğer duvarlarda ise kapaklı veya ağzı açık olarak kullanılan dolaplar mevcuttur(Resim 3.10).
Yüklük; geceleri yatmak için kullanılan yatak ve yorganlar gündüzleri yüklüğe
yüklenir. Yüklüğün bir kısmı ise kireç harç ile sıvanarak gusülhane olarak kullanılmaktadır.
Resim 3.11. Sille Evleri’nde yüklük ve dolaplar
Çiçeklik; Yüklüğün orta bölümündeki süslemeli, ahşap oymaları olan nişe denir.
Bir odanın en süslemeli ögeleri çiçeklik ve ağzı açıklardır.
3.3.4. Plan Tipleri
Sille Evleri’nde planlamayı etkileyen iki önemli mekân karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan birisi mabeyin, diğeri sofadır.
Mabeyin, Konya şehir evlerindeki mabeyinden çok geniş ve farklı bir tasarımla değişik hizmet alanlarına geçiş sağlamaktadır. Birinci katlarda küçük sofaya sahip bazı evleri Mabeyinli olarak tanımlayabiliriz. Diğer örneklerde ise birinci katta tam teşekküllü cepheden çıkma yapan iç sofa bu kata hâkimdir. Bu sebeple de bir grup evi iç sofalı planlı olarak kabul edebiliriz.
Gerçekte Sille evlerinin hemen hepsi ayrı bir planlamaya sahiptir. Hem arazi yapısı hem de halk mimarisinin prensiplerinden olan herkes ihtiyacı olduğu kadar mekân üretmiştir(Karpuz,2013).
3.3.5. Cephe Özellikleri
Sille Evleri’nde cepheyi oluşturan unsurlar, çıkmalar, balkonlar (ön dam), saçaklar ve bacalardır. Evler bitişik nizamda yapılmışlardır. Arazi ve arsa durumundan dolayı evler ya bahçesizdir ya da küçük bahçelidir. Girişler genelde doğrudan sokak cephesinden sağlanmıştır(Resim 3.14). Eğimli araziye bağlı olarak bazı evlerin girişlerine birkaç basamaklı merdiven ile ulaşılmaktadır.
Resim 3.14. Sille Evleri’nde girişler doğrudan sokağa açılmaktadır
Çıkmalar; iki katlı evlerde, birinci katlarda odalar ve sofalar çıkma yaparlar.
Odalar evin oturduğu parselin çarpıklığını düzeltmek, yer kazanmak için sokağa taşırılmıştır. Sofalarda cephede çıkma yapılmıştır. Genellikle sofa çıkmaları bağdadi duvar tekniğinde inşa edilmiştir. Hem oda hem sofa çıkmaları ahşap sütun ve payandalarla taşınırlar. Ahşap sütunlar sofa çıkmalarını taşır ve kapı üstünde bir sundurma oluştururlar. Oda ve balkon çıkmalarını taşıyan payandalar duvar içindeki ahşap hatıllara otururlar. Sofa çıkma pencereleri yuvarlak kemerler vurgulanmıştır. Ayrıca bu pencerelerin bazı örneklerinde ahşap kafesler izlenmektedir.
Balkonlar (Ön dam); sofalardan çıkılan cephede manzaraya yönelik açık
yapılır, sebze kurutulur. Evin önündeki asma balkonu gölgelendirir(Resim 3.15 ve 3.16).
Resim 3.15. Sille Evleri’nde balkonlar
Saçaklar; Sade bir yapıya sahiptir. Bazı evlerde kındıra/saz saçaklar, bazılarında
taştan çelen saçaklara yer verilmiştir. Çatının eğimine bağlı olarak yağmur suları ahşap çörtenlerle dışarı akıtılır. Sonraki dönemlerde ilave edilen çatılarda saçaklar ahşap veya çinko malzemeden, cepheden dışarı taşkın ve yağmur oluklu düzenlenmiştir.
Bacalar; Taş malzemeden, dikdörtgen kesitli ve cephede birer deliğe sahiptirler.
3.4. Geleneksel Sille Evleri’nden Seçilen Konutların Kimlik Kartları
3.4.1. 1 Nolu Ev – Hasan ÇANKAYA Evi
3.4.1.1. Konumu ve Bugünkü Durumu:
Sille Subaşı Mahallesi Hacı Ali Ağa Sokak No:12’yer alan bu konut bodrum kat üzerine iki katlı olup kırma çatılı bir Sille evidir. Birinci katına Nalpınar Sokak No:3 kapı numarası verilmiştir ve buradan girilmektedir(Şekil 3.4). Konut 19. yüzyıl sonlarına tarihlenmektedir.
3.4.1.2. Mimarisi ve Tezyinatı:
Konutun zemin katına doğu cephesinde bulunan çift kanatlı ahşap malzemeden olan bir kapı ile girilmektedir. Hayatın güneyinde yer alan ortak alana bağdadi bir Bursa kemeri ile girilmektedir ve burada sofaya açılan iki oda yer alır. Kuzeybatıda kiler, doğuda ise mutfak yapılmıştır. Kilere bir merdiven ile çıkılmaktadır ve alt kısmı ise tuvalet olarak kullanılmaktadır. Girişin tam karşısında yer alan tek kollu bir merdiven ile üst kata çıkılmaktadır. Ancak günümüzde bu merdiven iptal edilmiştir(Şekil 3.5).
Normal kata giriş Nalpınar sokağa açılan kapıdan sağlanmaktadır. Hayat ile bağlantılı mekânlar; mutfak, kiler, odunluk ve sofadır. Sofanın iki yanında dört oda yer alır. Sofanın güneyinde sokağa açılan balkon bulunmaktadır. Odaların hepsinde yüklük vardır. Ayrıca duvarlar içerisinde çiçeklik ve dolaplar da görülmektedir(Şekil 3.6).
3.4.1.3. Malzeme ve Teknik Özellikleri:
Konutun ana duvarları ahşap hatıllı moloz taşlarla yığma tekniğinde inşa edilmiş olup iç kısımdaki bölücü duvarları taş dolgu tekniğinde daha ince bir şekilde yapılmıştır. Yapının üst örtüsü düz toprak damdır. Ahşap kirişler üzerine hasır serilerek çorak çamur döşenmiştir. Daha sonra ise toprak dam üzerine çatı oturtulmuştur.
Şekil 3.4. Hasan Çankaya Evi Google haritalarda görünümü