İKİ SİGORTA
POLİÇESİ
İKİZLER GİBİ
BENZEŞİR
İMZADA
GÜVENDİĞİNİZ
SİGORTACIYI
ARAYINIZ
w
DOĞAN
S İ G O R T A
Cemil Topuzlu'nun
Bahçesinde
talebenin
koç
döğüştürdüğü
garip
bir
m ektep...
Cemil
Topuzluyu
hastanede
neden
İmparator
san m ışlardı?...
Topuzlu ailesinden 93 yaşında ölen 93 çocuk sahibi b ü y ü k b ab a...
Ş
AM DAKI konağın bahçesinde birdenbire bir kadın çığlığı koptu : — Aman banımefendiciğim... Bi zim küçükbey bir horozu yakalamış, kıtır kıtır kesiyor !...Bu feryat üzerine bütün ev halkı pencerelere koşuştu.
Bahçedeki manzara hakikaten pek müthişti. Minimini bir çocuk, kocaman bir horozu yere yatırmış, küçük bir çakı ile gırtlağını kesmek için uğraş makta I ...
Hanımefendi :
— Amon Yarabbi !... Bana fenalık lar geliyor... Bu çocuk kime çekmiş böyle?... Bu yasta koca horozu kes mek nasıl aklına g e ld i?..' diye çırpı nırken Bacı :
— Hanımcığım... Ağalardan biri kös sün da horozu kurtarsın... diyordu.
Bahçede tavuk kesmeğe kalkışan se kiz yasındaki yaramaz da evdeki telâsı farketmis, hele gözleri pencerelere ili şince büsbütün şaşırmıştı. İşte bu şaş kınlık arasında ellerinin altında çırpınan horozu da kaçırmıştı. Yaralı hayvan, can havliyle bahçede dört dönerken ağalar horozu yakalamışlar, çabucak kesip yolmuşlar, tencereye atmışlardı.
O akşam sofrada pilâvlı horoz vardı ama herkes hayretler içinde idi. Bu parmak kadar çocuğun horoz kesmek aklına nereden esmişti?...
Nihayet biraz sıkıştırınca küçük, ağ zından baklayı kaçırdı. Ona :
— Niçin horozu kesmeğe kalktın?... diye sordukları zaman boynunu büküp : — Hiç I... dedi, içine bakacaktım !... Hakikaten de dediği doğru idi. Zira evde ne zaman tavuk kesilse hemen
SON GÜNLERİ
— Operatör Cemil Paşa ve Şeyhülislâm Cemalettin [fen dinin kızı olan zevcesi Ayşe Hanım. Paşanın elinde o günü kendisine Avrupa ilim müesseselerinden birinden gönderilen fahri profesörlük diploması görülmektedir.NİS'TEKİ VİLLÂ
- Cemil Paşa Avrupa'da da tanınmış bir insandı. Dünya harbinden sonra Fransa'da N is şehrine çekilmiş, bir müddet istirahat etmişti. Re sim Topuzlu ailesini Nis'te Villâ Mejada'nın bahçesinde gösteriyor. Tarih 1 nisan 1921. Grupta Cemil Paşa, zevcesi, oğlu Ziya ve amcazadesi Cemal görülüyor.eline bir iki bıçak alıyor, hayvanın kol- bini, ciğerlerini, ödünü birer birer ke sip tetkik ediyordu.
Ev halkı çocuktaki bu acayip merakın nereden ileri geldiğini bir türlü anlıyo- mıyordu.
İşte Şam'daki konağın bahçesinde henüz bacak kadar bir çocuk iken koca horozu kesmeğe kalkan bu yavrucuk is tikbalin meşhur doktoru Operatör Cemil Paşa idi. Bu çocuk daha sonraları sa rayın ve hükümdarın resmî doktoru, Tıp Fakültesi Reisi, İstanbul Şehremini ve Vali muavini, Nafia Nazırı olacaktı.
Operatör Cemil Poşo hayatında bin lerce ameliyat yaptı ama ilk stajına böylece Şam'do tavukların, horozların üzerinde başlamıştı.
1882 senesinde Gülhane Tıbbiyesine girdiği zaman kendisini çok acayip bir muhitte bulmuştu.
Talebe, ayaklarında nalınlarla avlu da, mektep bahçesinde, koridorlarda dolaşıyordu. Bazıları, kendi yemekle rini, fokur fokur koynıyan tencerelerde gene kendileri pişiriyorlardı.
Manzaranın en garibi, koç döğüştür- me meraklılarının hali idi. Talebenin bir çoğu koç döğüşü tiryakisi idi.
Mek-28
• f S ' '
90 y ıllık mesut hayatı
m ,
' '
Hi
KIZININ DÜĞÜNÜNDE
- Cemil Topuzlunun en mesul günlerinden biri kızını evlendirdiği gün dü. Resim bu mesut zamanı damat va gelinin ailele riyle birlikte tesbit etmektedir. Yan taraftaki fotoğ rafta ise Cemil Paşa bir M ısır seyahatinde, beyaz bir deve sırtında ehramlar önünde görülmektedir.
tep dahilinde koç besliyenlerin yekûnu bir hayli kabarıktı. Şampiyon hayvan lara avucunun içinde fıstık üzüm yedi renler birbirlerine meydan okuyorlardı. Maç günleri kimsenin derse girdiği yoktu. Böyle fevkalâde zamanlarda hep birlikte Aslanhanenin üzerindeki bah çeye iniliyor, büyük bir daire halinde toplanılıyordu. Ondan sonra : «Haydi aslanım!...» çığlıkları arasında kınalı ve kurdelâlı koçlar döğüstürülüyordu. Mektepte bazı öylesine afili talebe var dı ki, müderrisler bunların yanından sa- lavatla geçiyorlardı. Hattâ ara sıra ta lebeden birinin hocayı durdurup :
— Müderris bey... Bir kaç kuruş ödünç versene... Ay sonunda iade ede riz elbette... dediği bile işitiliyordu.
Genç Cemil bu mektebi bitirdikten sonra Avrupaya gitti ve orada Pean, Veronovil, Trelan gibi zamanının en meşhur cerrahlarının yanında yetişti.
İmparator kim ?...
O günü Haydarpaşa hastanesi bü yük bir heyecan ve telâş içinde idi. Hastaneyi imparator ziyaret edecekti. Herkes en yeni üniformasını giymişti. Yerler sabunlu sularla silinmişti.
Hastane başhekimi Mehmet Paşa gittikçe sabırsızlanıyor :
— Kimse bana resmî bir tahrirat göndermedi. İmparatorun geleceğini bildirmedi. Yalnız bizim hastanenin kapı çuhadarı dün bir iş İçin Sıhhiye reisliğine gitmiş... Sıhhiye Reisi : «Ya rın sizin hastaneye imparator geli yor!...» demiş... İşte bu ziyaret hak kında bütün malûmatım bundan ibareti diyordu.
İmparator beklenirken yeni tâyin edi len Dr. Cemil Bey elinde tâyin emirna mesiyle beraber hastaneye giriyordu.
Başhekim Mehmet Paşa emirnameyi alıp okuduktan sonra kohkahalarla gül meğe başladı. Paşa o kadar gülüyordu ki gözlerinden yaşlar boşanıyor, karnını tutarak kıvrım kıvrım kıvranıyordu
Genç doktor âdeta sinirlenmişti. Emir namede gülecek bir şey mi vardı san ki?... Nihayet dayanamadı. Kendisi henüz so! kolağası rütbesinde olmasına rağmen paşaya niçin güldüğünü sordu.
Sen misin bunu soran?... Sanki Mehmet Paşa vücudunun her tarafın dan gıdıklanıyormuş gibi büsbütün ma karaları salıverdi. Nerede ise gülmek ten düşüp bayılacaktı.
Biraz kendine gelince genç doktora şunları anlattı :
— Bizim kapı çuhadarı dün Sıhhiye reisliğine gitmiş... Sıhhiye reisi : «Ya rın sizin hastaneye operatör geliyor...»
demiş. O da operatörü imparator an lamış!... Biz imparator bekliyorduk. Çıka çıka karşımıza siz çıktınız. Ona gülüyorum...
Hakikaten de o zamanlar Haydarpa şa hastanesi başdoktoru Mehmet Pa şanın güldüğü ve kopı çuhadarının yan lış anladığı kadar vardı. Zira cerrah makamında operatör tâbiri ilk defa bi zim memlekette genç doktor Cemil ta rafından kullanılıyordu. Ondan önce ufak tefek ameliyat yapan berberlere dahi cerrah denilmekte idi.
Operatör Cemil Paşayı İstanbul hal kı Şehremini olarak da çok sevmişti.
9 0 yıl...
1868 senesi mart ayının on beşinci günü doğduğuna nazaran Cemil Paşa tamam 90 yıl yaşamıştı. Hayatı umu miyetle pek mesut geçmişti. Esasen Topuzlu ailesinin fertleri arasında dok sanı aşmış bir çok kimseler vardır. Meselâ dedesi Mustafa Ağa 93 yaşın da ölmüş ve 93 de çocuk sahibi ol muştu. Cemil Topuzlu'nun yarım asrı geçen gene pek mesut bir evlilik ha yatı vardı. Meşhur Şeyhülislâm Ce malettin Efendinin kızı ile evlenmişti.
* * * * * * * * * * * * * * * *
Altan Dinçer en çok heyecanlandığı maçı anlatıyor
* * * *
Türk millî basketbol takımında, 16 yaşında iken ilk defa yer alan ve şim diye kadar 50 maçta millî formayı gi yen Fenerbahçe basketbol takımı kap tanı Alton Dinçer, spor hayatı boyunca kendisine en çok heyecan vermiş, asla unutamıyacağını söylediği maçını şöy le anlatıyor :
«1956 senesinin son aylarında idili. Vatanî vazifemi yapmak üzere Yedek Subay okuluna gitmiştim. O günlerde Şam'daki Dünya Ordulararası Bas ketbol Şampiyonasına katılacak Ordu Basketbol takımımıza çağırılmıştım. Suriye başkentinde bizi çetin maçlar bekliyordu. Turnuvaya katılan takımlar arasında bilhassa Amerikan ekibi bi zim için çetin bir rahipti. Maçların baş- Ityaeağı günlerde Ortaşark'ta siyasi durum gerginleşti. Batılı devletlerle M ısır arasında Süveyş kanalı anlaşmaz lığı belirdi. Siyasi duruma hâkim olan
elektrikli hava turnuvada da hissedil mişti. Birkaç maç oynayıp rakiplerimizi mağlâbederek dömifinale kadar gel miştik. Bu oyun Türk ve M ısır ordu ta kımları arasında yapılacaktı. Süveyş meselesi yüzünden Suriye'de M ısır le hinde bir cereyan belirmişti. Maçın oynanacağı sahaya, Türk takımı aley hinde yapılan tezahürat kulaklarımızı yırtarken çıktık. Seyircilerin bu derece aleyhimizde olması bizim için hiç de avantaj değildi ama, ona da razı ola caktık. Rakiplerimiz, toptan ziyade btz- le meşgul oluyor, yumrukluyorlar, ite leyip kakalıyorlardı. Şartlar biraz son ra adamakıllı aleyhimize dönecekti. Birden sahanın ortasına bir gazoz şi şesinin düştüğünü gördük. Bunu diğer leri takibetti. Gazoz, Koka Kola şişeleri sağımızdan solumuzdan vızıl vızıl ge çip duruyorlardı. Bu arada birkaç ar kadaş da atılan şişelerin tesiriyle vü
cutlarının muhte lif yerlerinden ya ralanmışlardı. Fa kat savrulan her şişe, gırtlakları yırtan her haykırış bizim için yıkıcı değil, mâneviyat yükseltici mükem mel bir destek o- luyordu. Neteldm bu şevk ve iman la oynadık ve M ı
sır'ı yendik. M a ç bittiği zaman G a lata saraylI Tomaidis ağır yaralı olduğu halde hastaneye kaldırılıyordu... O gün kazandığımız galibiyeti hayatım bo yunca asla unutamıyacağım.»
Attan, sözüne devam etti :
«Şunu da ilâve edeyim : G alatasa ray maçlarında da ilk defa basketbol oynuyormuşum gibi heyecanlanırım.»
* * * * * * * * * * * * * * * * * ^ * *
29
Taha Toros Arşivi 1