T T - SOQS&fc
rı
r
w
. — ■ T ..« * .... :.-S % T A N£ H A F T A K O N U Ş N A S 1 *
K a s ım p a ş a S ı r t ı n d a k i
Bahar M anzarasına K a rşı
Kavisli Sokaklar, Dönemeçli Caddeler, Kimi öne, Kimi Arkaya Kurulmuş
Bahçeli Evler, Şüphesiz kİ Dosdoğru Açılmış, Alabildiğine Uzanan Bul
varlarla Bir Sıraya Dizilmiş Binalardan Ziyade Güzel ve Manalıdır
A ğaçlarm yapraklandığı şu günlerde Tepebaşı bahçesinden — daha iyisi — arka ta ra fta yeni cadde nin kornişi üzerindeki düzen li setlerden K asım paşaya ve K asım paşanm Okm evd anına yaslan m ış b a y ır m ah a lle leri ne hiç b aktınız mı?
Belki otobüs veya otom obil le geçerken şöyle b ir göz at- m ışsınızdır; “güzel!,,, demiş, dem eğe ancak v a k it bulm uş, şeh rin gayya kuyu su na te k ra r dalm ışsınızdır. Bu, yetm ez. Îsta n b u lu n pek kısa süren yap rak lan m a m evsim inde, henüz yazlığa gitm iy en ler ve hele gi dem iyecekler için en hoş, en zevkli b a h a r seyri oradadır. Z ira ev ler arasınd aki b a h a r, yâni şehrin içine sokulabilen b ah ar, düm düz, yem yeşil, ta- m am iyle açıktaki k ır b a h a rın dan b ir kaç derece güzeldir. Ö teki, daha ziyade h a y v a n la r âlem inin bah arıd ır; koyun ve inek sürü lerin in , o t y iy enle rin , sü t verenlerin , bu m ev - sim den k a rın d oyurm ak yo-liyle fayd alan an ların baharı! Keçi, taze filiz ve y a p ra k verm iş b ir b o d u r ağaca b ak ar ken elb ette bizim gibi yalnız göz ve gönül zevkiyle “ne güzel!,, demez; “şu güzel ye şilliğe yetişip koparsam , y e sem, sonra da ta tlı ta tlı ge viş getirsem ,, h ülyasına k apı la ra k ipini koparm ak çarele rin i veya bağsız ise dizlerini dayayıp filizli d ala yetişm ek im k ân ların ı düşü nü r. B ir da m ak v e m ide zevki teşkil e t m esi bakım ından b ah ar, biz den çok h a y v a n la rın şenliği dir. B ahar m evsim ini oaşıboş h a y v a n la rın dolaştığı tenha, uzak, bomboş, evsiz ve insan sız k ırla rd a seyrederken az çok hepim izin kendim izde lü zum lu b ir şeyi yapam am ak, ta b ia t feyzinden tam rnânasi- Ie kâm alam am ak eksikliğini duym am ız belki bu sebepten dir; ot yiyem em ekten, ot. çi çek. y ap rak ve filiz k a d a r körpe, güzel, bol, taşkın, önüm üze serili nim etlere sa dece artistik h islerle seyir ci kalm ak tan d ır.
★ ★
/"— YAZAN: — -\
Refîk Halid Karay
verir. H ele şehrin m odern kıs m ınd ak i b u lv arlar, p a rk la r, gezgi veya um um î b ah çeler ı- çin (bahar lü zum suzdur bile! B u ralard a hendese sekline uy gun, sıra sıra, y e rli yeinde, b u d ay arak , biçim lere sokarak şah siyetlerini kaybettirdiğim iz ağ açlar âdeta k a tı gömlek, ka tı y ak a ve fra k giym iş m on den ad am lara benzem iştir. C insdaşlariyle alâk alarını kes m isler, ken d i a ra ların d a k o ru d u k la rı bozuk b ir aristok rasi h a y a tı içinde ta ş yürekli, dik k a fa lı olm uşlar, uşaksız ve hizm etcisiz, berbersiz ve m a- nik ü rsü z yaşayam az b ire r şı m arık tah ta bebek, m irasyedi kesilm işlerdir.
“Su isteriz!,, d e r dem ez h o r tu m la r b oşanır; “gıdam ız az„ dem elerin e kalm az, gübreler y e tiştirilir; “saçlarım ız uza dı!,, şikâyetine k a rşı hem en m ak a slar şıkırdam ağa b aşlar.
Ah, benim K asım paşa sırtın daki, b ah ard an b a h a ra yüzleri gülen yoksul ağaçlarım !
★ ★
C
iddî olan noktaya gele ceğim;K asım paşadaki m anzara an cak uzaktan güzeldir. Y akın d a n da güzel olabilirdi... E ğer o m ahalleyi dağınıklığına, fe rah lığ ın a, ağaçlarına dokun - m adan yenileştirm ek, yâni dış şeklini bozm adan ayni yerde ayni g örünüşte b ir m o d em m ah alley e çevirm ek im kânı
b u l u n s a ! '
cak uzaktan güzeldir. Y akın dan da güzel olabilirdi... Eğer
D em ek istediğim şudur: H endesî şekillerde dosdoğru çizilm iş so k ak lard an v e b u sokaklara geçit resm i u sulün ce dizilm iş bin alard an , yine düz caddelerin yan ların a ve ya o rta ların a sıram sıram d i kilm iş form alı ağaçlardan, kı saçası göz zevkini bozup ru h yo ran intizam dan insan lar y a rın , m uhakkak bıkacaklar. Ni tek im çoktan b ık an la r olm uş tu r.
ahar, dem in bahsettiğim y e rd e — K aspım paşa- nın O km eydanına uzanm ış ya maç m ahallesinde — to p ra k tan fışkırm ış değil, dosdoğru gökten düşm üş gibi duruyor. Sanki b ir cins elvan elvan kar... B ak ark en erim esinden korkuyorsu n u z ve ren k le rin diş diş olup su haline gelerek b a y ırla rd a n aşağı akm ağa baş lam asını görürseniz şaşm ıya- cağa benziyorsunuz!
M ahallenin b ü tü n güzelliği, b ah arın orada h e r yerd ekin - den başka b ir m anzara göster m esi evlerin darm adağınık k u ru lm u ş olm asından ve h e r e- vin ay rı ayrı cinslerden ge lişm iş yem iş ağaçlıklı geniş bahçesi b u lun m asınd an ileri geliyor.
Y em iş ağsıcı, diyorum ; zi ra yem iş ağaçlarının b a h a r y a p rak ların d ak i renk ler, y e
m iş v erm iyen süs ağaçların- dakinden daha çeşitli, daha sıcaktır. H e r yem işten b ir t a
ne olsun b u lund u rm ağ ı iste yen küçük ev bahçelerinde de zaten hoşum uza giden bu, renk ve şekil çeşididir.
Ahşap evlere, k a n b u r sırtlı yerli k irem itlere, girin tili çı k ın tılı sokaklara yoksul insan la r arasına, intizam sızlığa ve bakım sızlığa karışm ış b a h a r m anzarası daha düşünd ü rücü ve daha m analı oluyor. K ır da b a h a r b asit b ir şey -
d ir; dim ağı h a re k e te g etire ceği y e rd e u y u ştu ru r, usanç
Şim di bize b ir alay konusu teşk il eden P ie rre Loti ve ben zerleri, y ân i Ş ark tak i darm a- dağım klığa gönül k a p tıra n la r ve b u n a k avuşunca ru h d in len d iren ler b ahsettiğim bık - kinliği edebiyata k a d a r sokan sa n atk â rla rd ı; y arını görm üş ler insanlığın hendeseden b ı kacağını v ak tin d en önce sez m işlerdi. Züppe değillerdi; ge lecek n esillerin konfor ve sıh h a t k aid elerin e uym akla bera b e r vücude g etirm eleri bek
len ilen dağın ık m im arinin p rooagandasını yapıyorlardı
B ir fantezi yapm ıyorum . K avisli sokaklar, dönem eç li caddeler, k im i önde, k in r ark ad a k u ru lm u ş bahçeli ev le r şüphesiz k i ‘ dosdoğru a- çılmış, alabildiğine uzanar b u lv a rla rla y anyana d u ran b' n alard an ziyade oyalayıcı, ko n u şk an d ırlar. Bu sonuncu lard a n gö? çabuk y o ru lu r; bi teviyeliği. hele b ir baştan b a kınca öteki başa k a d a r görü- lüşü. beklenm ediğe y e r ver m em esi, çık ın tı köşe kad ar güzel b ir süsten m ahrum luğu yüzünden ruhsu zlasın dilsiz - 1 İesen o sokaklar, n ihayet çö1 yolları vibi sığıntı „sebebi o- lu rla r. Ö nceleri duyduğum u; ferahlık pek uzun sürmez.
D osdoğruluk, düzlük ve b<v sitlik m uhakkak b ir güzelli! ve ferah lık değildir. Ş eh ir 1- m ar plânında bile yılankav dediğim iz çizgiyi b en çizgile rin şaheseri sayarım .
★ ★
Ç
apraşık, çarpuk çurpukyollar ve sanki ayağı
sürçen Noel b ab an ın oyuncak sepetinden dökülm üş, etrafa gelişi güzel serpilm iş gibi ev ler?
İstediğim elbette b astan b a şa öyle b ir şehir değildir. N a kil v a sıta la rı icabı anayolla rın şim dikiler gibi, h a ttâ da ha geniş, daha doğru h a t o larak açılm ası, m erkezlere o şekilde bağlanm ası lâzım. F a k a t acaba bazı k e n a r m ah a l lelerde, yazlıklard a, hele Bo ğaziçi tepelerinde yeniden a- çılacak arka sokaklara h u su siyetlerini a rttıra c a k şekilde ve eskisinden zarafetli k avis le r verilem sz ve köşklerin — K asım paşa sırtın d ak i sey rin e duyam adığım bağlık b ah çelik evler gibi — dağınıkça k u ru lm ası m ü m kün olam az mı?
Doğru çizgiye ve dam a ta h tası üslûb u na henüz yeni b a ş ladığım ız b ir G arp m im arlığı salgını sırasında böyle b ir tek lifin pek aykırı düşeceğini ben de biliyorum . B iliyorum am ma ru h h a le ti bakım ından b il diğim başk a şevler de var: M eselâ yazlık ta beni eve gö tü re n b iri dosdoğru, öteki yılankavi, fa k a t ikisi de gü zelce köşklerle süslü ve k a t ra n lı uzun yoldan d aim a k a vislisini seçmem ve b a şk ala rı n ın da öyle yaptığını görmem. Y ılankavi yol bize hem k ı sa. hem eğlenceli geliyordu, cetvel doğruluğunda olanı ise hem fazla uzun, hem sık ıntı lı!
K ışlık ta ise bakm asından zevk aldığım yer, önüm üzde k i çifte cadde ile ağaçlıklı ge niş m eydandan ziyade y o llar da n h irin im h o c M r döımme-V k ıv rıla ra k gör em ’d iği rd bir sokağa saptığı esrarlı kö şedir. Bu köşe, hele geceleyin e lek trik lâjpbası altınd a tipi savu rurken , sağ naklar in e r - ken, ay gökte yürüd ük çe göl
gesi ve ışığı b üy ü y ü p kü çü lü rk en b irdenbire görünüve -
ren in san ları ve% arabalariy- le en sevim li eğlencem!
★ ★
^ ü n y a kendisini düz
çiz-İ A give, hendese şekilleri ne n e k a d a r k a p tırırsa k a p tır sın b ir gün b un dan usanacak ve aslında dolaşık, dolam baç lı olan insan ru h u K asım pa şa sırtındaki gibi k a rm a k a rı şık, dağınık güzellikle kendi arasında daim a b ir y akınlık b u lacak tır.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi