• Sonuç bulunamadı

Bir tiyatronun yüzüncü yılı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bir tiyatronun yüzüncü yılı"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7 EKİIVÎ 1979

HALDUN

TANER

DEVEKUŞU faz

jneM uptcûı

BİR TİYATRONUN YOZONCÜ YILI

j A M n A h m e d V e lik Paşa’nm

1H/H

Hüdavendigâr Valiliği za- Tomas Fasulye- ciyan’a Bursa OsmanlI Tiyâtrosu’nu

kurdurduğu yıldır.

Şu halde 1979 yılında bu tarihî ti­ yatronun yüzüncü yılını anmak, kut­ lamak boynumuzun borcu oluyor.Ge­ lecek yıl da, çok daha önemli ve ev­ rensel bir yıldönümü kutlamak bor- cundayız! Atatürk’ün yüzüncü doğum yılını.Geçen yıl Paris’te UNESCO’ya bağlı 147 ülkeye de bu yıldönümünün tüm dünya için önemini hatırlattığı­ mız zaman, sade Atatürk’ün uyandır­ dığı Üçüncü Dünya ülkesi delegeleri değil, başta Ruslar olmak üzere bir­ çok Avrupa ülkesi sözcüleri, hatta bu arada Yunanlılar da Atatürk’ün artık yalnız Türklerin malı olmakla kalma? dığı, bütün dünyanın da malı oldu­ ğunu belirlediler. Atatürk’ü dünyaca anmak gereğinde herkes birlik. Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve diğer kültür kuruluşlarının dele­ geleri ile oluşturulan komisyon neler tasarladı, neler kotardı bundan henüz haberimiz yok.

B

U Ahmed Vefik Paşa Tiyatro- su’nun yüzüncü yılını TRT’mize hatırlatalı çok oldu. 1979 nere­ deyse bitmek üzere, hâlâ faaliyete geçilemeoi. Bereket versin yılın Ah­ med Vefik Paşa’ya lâyık bir anmasız geçmesine gönlü razı olmayan Devlet Tiyatroları önayak oldu da ekimin başlarında Bursa’da bir (Ahmed Vefik Paşa Tlyatrosu’nun yüzüncü yılını kutlama töreni) düzenledi. Bu ay için­ de Bursa Devlet Tiyatrosu’nda Ahmed Vefik Paşa ile ilgili oyunlar oynana­ cak, onun bir adaptasyonu sahneye konulacak, tiyatronun fuayesinde kü­ çük bir Ahmed Vefik Paşa Sergisi ku­ rulacak, yine Ahmed Vefik Paşa ile İl­ gili konuşmalar, açıklamalar, açık o- turumlar yapılacak. Devlet Tiyatrosu

Genel Müdürlüğü’nün yerinde vefa­ kârlığı da olmasa, korkarım tarihî ti­ yatronun yüzüncü yılından kimsenin haberi bile olmayacaktı. Demek ki neymiş? B u^ib i önemli anma prog­ ramlarını, bıçak kemiğe dayanınca değil, çok önceden enine boyuna dü­ şünülerek, aceleye getirmeden tasar­ lamak gerekiyor. Bu yıldönümler dostlar alışverişte görsün diye değil, yapmış olmak için de değil, içten gel­ diği kültürel bir övüncümüz olduğu i- çin coşku ve sevgi ile yapılmalı. Bu konuda ne olanaklarımız varsa hepsi seferber edilmeli.

Ş

İMDİ gelelim Ahmed Vefik Pa­ şa’ya. Paşa,hep bilirsiniz,biraz delişmen mizaçlı idi. Bizzat: Ben kendime deli dedirtinceye kadar az mı uğraştım, dediği rivayet olunur. Çünkü adı deliye çıkmadan, bu ülkede cesur işler yapmak hayli zordur. Bursa’da bir tiyatro kurmak da o zamanın koşullandırmaları açısın­ dan düpedüz deliliktir. Paşanın uyku­ su kaçtığı geceler odasında sabaha kadar yüksek sesle Moliere’den Fran­ sızca pasajlar inşad etmesi de yine o devirde bir başka manyaklık sayıl­ maktadır. Bilmezler ki, bu büyükadam bu yollara daha çok, çevrenin budala­ lığından kaçıp kendini avutmak İçin başvurmaktadır. O, bu tutumu ile Be- aumarchais’nin Flgaro’ya söylettiği sözü benimsemiş gibidir:

“Ahmaklarla eğlenirim, kötülere al­ dırmam. Gülmek İçin acele ederim Çünkü gülmesem herşeyln beni ağla­ tacağından korkarım’.’ O zamanki top­ lumun ve Abdülhamid düzeninin üze­ rine, kara kara düşünmek neye yarar? Kendini Bursa Valillği’ne süren bir despota kinlenmek neyi çözümler? O da işte, oturup tiyatro kurar, boş ge­ çen gür.lsr Valiliğin kuru bürokratik işleri ile kararan İçini Moliere’in rep- Devamı 10■ Sayfada

(2)

7 EKİM 1979

DEVEKUŞU

'na

jfıe fe tu p M v

Bcştarafı<2. Sayfada tikleri ile aydınlatıp ruhsal ve beyinsel gıdasını alır. Molière üstelik töre gül­ dürüsü ustası olarak her ülkeye oldu­ ğu gibi Osmanlı dünyasına da keskin dilli uyarılar yapabilecek evrensel bir dehadır. Onun Fransa’da tiye aldığı şarlatan doktorlar burada da vardır.O- nun İpliğini pazara çıkardığı sahte so­ fuların burada da bini bir parayadır. Burada da kibarlık budalaları, burada da cimriler ve merakiler boldur.Ve sa­ de o zaman değil, bugüne kadar da o- lagelmiştir, olagelecektir. O halde Moliére’i dilimize çevirip onun aracılı­ ğı ile yurdun aydınlarına birşeyler söylemek çok yararlı olacaktır. Kaldı kl, Molière ayrıca piyeslerinin kurgu­ su bakımından çok usta bir yazardır. Tiyatroyu mutfağından bilen bir reji­ sör- aktör - yazardır.Onun oyunların­ da kurduğu dolaplar, kişilerini çizer­ ken gösterdiği inandırıcılık ve oyunu­ nun gerilimli çizgisi aydın olmayanı bile sahnede olup bitene çekecek, böylece tiyatronun tadını farkına var­ madan yığınlara tattıracaktır. Molière çevirmenin bu diğerkâm yararları ya­ nında Paşa’nın fcsncil zevkini okşayan bir yanı da şudur: Paşa da mizaç ba­ kımından Molière’e akrabadır. Moliè- re’ln herşeyl gülünç yanından yakala-

y ı ş ı , her durumda bir esprit patlatışı

gerçeklere mizahî ve hicivci bir kıv­ raklıkla parmak basışı paşamızın mi­ zacına da pek uymaktadır.çünkü kü­ çük yaştan o da Mollère’ln ülkesi Fransa’da okumuş, herşeyi, zihin pe­

rendesi olan espri ile ifade etme alış­ kanlığını orada edinmiştir. Molière’i çevirirken, onu Fasulyeciyan trubuna prova ettirir ve yazarın maksadını a- çıklarken Paris’teki, Saint Louis Lise- si’ndeki o mutlu ilk gençlik yıllarına da gitmiş gibi olmaktadır.

Bursa ve BursalIlar için yazdığım bir oyunumda bu yoğun, bu coşku dolu, bu kollektif çalışma sevinci do­ lu provaları muhayyilemde özdeşle­ şebildiğim gibi yansıtmak istemiştim. Bugün artık o heyecanda bir çalışma mümkün müdür bilemem?

Her kapıdan kovulmuş, hep hor gö­ rülmüş, açlıktan mide cidarları birbi­ rine yapışmış, zavallı yoksul sanatçı­ ları Paşa’nın yüreklendirmesi, omuz­ larını sıvaması ne demektir bir düşü­ nün. Padişahı, sadrazamı, şehrin ekâ- birini sallamayan bu büyük adamın onlarla böyle dostça kaynaşması, on­ ları kimbilir nasıl mutlu etmiştir.İçle­ rini nasıl bir güvenle ısıtmış, onlara nasıl bir güven ve enerji aşılamıştır Bir düşünün.Paşa bununla da yetin­ mez, onların bu coşkulu tiyatro sevgisini şimdi Bursa’nın halkına da aşılamak için zor kullanmaya kararlı­ dır. Tiyatroya, başta yüksek memurlar olmak üzere herkesi abone yazdırma­ ya başlar. Her temsilde kim geliyor, kim kaytarıyor mimler. Ertesi gün gel- meyènlere çıkışır.

Ahmed Vefik Paşa demişler buna. Adını deliye meliye çıkarır ama bu kısır ortamda, olmayacakları da oldu­ rur işte.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Kişisel verilerin incelenmesi olay yerinde ve adli bilişim laboratuvarlarında alınan adli kopyalar için uluslararası standartlar da geçerli teknikler kullanılarak

Bu çalışmada Van ili sınırlarında bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde kurulu, toplamda 17.160 kWp güç üretim kapasitesine sahip bir fotovoltaik

Lutfullah Sururi, eşinin ölü­ münden sonra tiyatroyu değil, sahneyi bırakmış idareci ola­ rak, yönetici olarak her oyun­ dan önce en çok üzülerek, her

(19), kad›nlar›n uzun süren tbc tedavisine daha fazla uyum gösterdi¤ini; erkeklerde tedaviye uyumda en büyük engelin hastal›k hakk›nda yeterli bilgi edinememe ve tedavi

Maddi ve mânevi zenginliklere sahip olan bu aile, öylesine geniştir ki, ailenin başı Abdurrahman Sâıııi Paşa nın 12, oğul larından Abdüllatif Suphi Haşa

ıFi'kret ıMualla, kuşkusuz bir çok san'- atçının kaderinde olduğu gibi, çok renkli yaşamı boyunca türlü sıkıntılar çekmiş- tir.. Ama, onu Paris'le çeken .kuvvet bu

Соответственно, исследователи пришли к выводу, что студенты не были удовлетворены процессом дистанционного обучения, они не рассматривали

Amaç: Laparoskopik apendektomide ilk tecrübeleri- mizin sonuçlarını literatür bilgileri ışığında irdele- mek. Yöntem: Akut apandisit tanısı ile 23 hastaya