• Sonuç bulunamadı

Treee generations of education ministers

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Treee generations of education ministers"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

THREE GENERATIONS OF EDUCATION MINISTERS

Ü Ç K U Ş A K M Î L L Î E Ğ Î T Î M B A K A N I :

B A B A , O Ğ U L ,

By

T A H A T O R O S

Yeni bir eğitini yılı başlarken eğitim tarihimizin ilginç bir say­ fasını hatırlatalım istedik. Eğitim tarihimizin ilginç yönlerinden biri, bir aileden üç kuşağın ardarda bakanlık sorumluluğunu üstlenmesidir. Bu tarihi ailenin başı Osmanlı İmparatorlu­ ğumun ilk Maarif Nazırı (.Milli Eğitim Bakanı) olan Abdurrah­ man Sami Faşa’dır. Ailenin ilk yurdu, uzun süre Osmanlı top­ raklarından olan Mora’dır. Yörenin ünlü bir şeyhi olan-Ahmet Necip Efendi, Yunan isyanında şehit edilir.

Ailenin diğer fertleri, başta Necip Efendi nin oğlu Abdurrah­ man Sami olmak üzere, esir alınır. Yörenin soylu ve şefkatli bir ailesi olduklarından, vaktiyle kendilerine yapılan iyilikleri unutmamış olan bir Rum kaptan, onları kurtarır ve Mısır'a göç etmelerini sağlar.

O yıllarda Mısır, meşhur Kavalalı Mehmet Ali Haşayla oğlu İb­ rahim Haşa nın yönetimindeydi. Burada muhabbetle karşıla­ nan Sami Haşa'ya, yüksek düzeyde görevler verildi. Çocukları da burada eğitilerek görev aldılar.

Abdurrahman Sânıi Haşa. 1848 yılında, ailesiyle birlikte İstan­ bul'a taşındı. Kendisi ve oğlu Abdüllatif Suphi Haşa, Tanzimat

As

a new academic year begins, we decided to recall an

interesting page in Turkey's educational history: Three

ministers o f education representing three generations of

the same family.

Abdurrahman Sânıi Paşa, the Ottoman Umpire ’s first ever

minister o f education, came from the Morea, which was

part o f Turkey in Europe from 1458 until the 19th centu­

ry. His father Ahmet Necip Efendi, a renowned dervish

şeyh o f the region, was killed in the Creek uprising, and

the rest o f the fam ily taken prisoner. Ihey were rescued by

a Creek sea captain, who was indebted to the family fo r

kindnesses in the past, and arranged fo r them to escape to

Egypt.

In Egypt, then governed by Mehmet Ali Paşa o f Kavala

and his son Ibrahim Paşa, they received a warm wel­

come, and Abdurrahman Sânıi Paşa was appointed to

high-ranking posts in the government. His children were

educated in Egypt and followed their father into the civil

service.

38

SK Y L IFE EY L Ü L S E P T E M B E R 1 9 9 3

Photos fr o m TAHA TOROS' Archive

T O R U N

döneminin ünlü kişileri arasına karıştılar. Bilgileri ve soyluluk larıyla el üstünde tutuldular. Abdurrahman Sami Haşa, 1856 yılında, ilk defa kurulan Maarif Nazırlığına tayin edildi. Gerek bu, gerek diğer devlet hizmetlerinde büyük başarı gösterdi. Kızlar için ilkokul açan bakan, Saınî Haşa yla, Saffet Haşa dır. Abdurrahman Sâıııi Haşa kuşağı, Türkiye’nin kültür ağırlıklı geniş bir ailesini oluşturdu. Bunlar arasında, paşalar, ünlü va­ liler, elçiler, milletvekilleri, bakanlar, edebiyatçılar, bestekâr lar, ressamlar, kısaca ülkemize hizmetleriyle adları yıldızlaşan kişiler bulunmaktadır.

Maddi ve mânevi zenginliklere sahip olan bu aile, öylesine geniştir ki, ailenin başı Abdurrahman Sâıııi Paşa nın 12, oğul larından Abdüllatif Suphi Haşa nın 22 çocuğu olmuştur! Abdüllatif Suphi Haşa (1818 1886) renkli kişiliği ve üstün hiz­ metleriyle, yakın tarihimizin, eşine rastlanmayan bir devlet adamıydı. 1867, 1873 ve 1878 yıllarında 3 defa Maarif Nâzırlı- ğı, 2 defa Maliye Nâz.ırlığı, 5 defa Evkaf Nâzırlığı yaptı. Ayrıca 2 defa Devlet Şurası azalıgında, Suriye Valiliğinde, Ticaret, Zi­ raat ve Maadin Nâzırlığında da bulundu. Maarif Nazırlığı sıra

39

SK Y L IFE EY LÜ L

17

^

U37--T

In 1848, Abdurrahman Sami Paşa and his family

m oved to İstanbul, where he a n d his son

Abdüllatif Suphi Paşa won the friendship o f the

higher echelons o f Istanbul society.

When the ministry o f education was established

in 1856, Abdurrahman Sâmi Paşa was appointed

minister, a post in which he proved his worth as a

statesman, and is remembered fo r opening the

first primary school fo r girls.

This large family - Abdurrahman Sâmi Paşa had

12 children and his son Abdüllatif Suphi Paşa no

less than 22! - figured largely in the political and

cultural life o f Turkey in the 19th century, its

members becoming pashas, governors, ambas­

sadors, parliamentary deputies, ministers, writers,

composers and painters.

Abdüllatif Suphi Paşa <1818-1886) was a colour­

fu l personality and outstanding statesman o f his

time. He served as minister o f education three

times, in 1867, 18715 and 1878, five times as min­

ister o f pious foundations, and once as minister of

trade and agriculture. He served twice on the

Council o f Slate, and as governor o f Syria. He

opened domestic science schools fo r girls, and

founded the first commercial college.

Suphi Paşa caused an outcry from conservative

members o f the government when he first proposed

opening dom estic science schools f o r girls.

Education, claimed his opponents, would lead to

immorality among the weaker sex. Girls who

could read and write would put pen to love letters!

Suphi Paşa appealed to Sultan A bdülham id

(1876-1909), who lent his support to the project.

Two hoarding schools Jar girls were opened, an

English teacher, Miss Hanley, being appointed

head mistress o f the first. The school opened with

100 students and 18 teachers, giving lessons in

embroidery, sewing, history, geography, arith­

metic, painting and music.

Suphi Paşa was a m an with an unshakeable

sense o f justice. When he presided over the court

set up to try the poet and writer Namık Kemal on

political charges, he granted his acquittal despite

pressure from many quarters to the contrary.

Abdüllatif Suphi Paşa’s mansion in the district o f Horhor

near Saraçhane today houses Istanbul University Institute

oj Medical History. His name is engraved in Ottoman

Turkish script over the door. In addition, Suphi Paşa had

a large country home at Çamlıca, consisting o f two hous­

es set in extensive grounds. The last private owner o f the

mansion in Horhor was Suphi Paşa s youngest child.

Hamdullah Suphi Tannöver (1888 1866). Suphi Paşa

purchased a 40-room timber mansion set in 20,000

square metres o f land in Horhor from steward o f the

Grand Vizierate, Hadi Efendi. To this house Suphi Paşa

added an eight-room masonry selamlik (public ajjarl-

ments fo r receiving male visitors). This magnificent build­

ing was burnt to ashes one night after a guest from Egypt

Jell asleep smoking a water pipe. 'The bouse was rebuilt in

stone, and the ceilings decorated by an Italian artist

like his father Suphi Paşa, and grandfather Sânıi Paşa

before him, Hamdullah Sul>hi Tannöver became minister

(2)

sında kızlar için sanat okulları açtırdı. Ayrıca, ülkemizde ilk defa açılan ticaret okulunun da kurucusu oldu.

Suphi Paşa’mn kızlar için sanat okulu açtırması pek kolay ol­ madı. Kabinede “kızlar okuma-yazma öğrenirlerse, nâme ya­ zarlar! Ahlaksızlığa yönelirler" gibilerden eleştirilere uğradı. Suphi Paşa konuyu, Sultan Abdülhamid’e açtı. Bu konuda Pa­ dişahın desteğini sağladı. Açtığı iki kız sanat okulunu yatılıya çevirdi. Müdürlüğüne, İngiltere'den Miss Hanley'i getirtti. İlk yıl 100 öğrenci, 18 öğretmenle eğitime başlayan okulda, nakış ve dişlerinden başka, tarih, coğrafya, hesap, resim ve musiki dersleri de veriliyordu.

Suphi Paşa’nın hukuk anlayışı ve vicdan muhasebesi sağlam temellere dayanmaktaydı. Namık Kemal’i mahkûm etmek için kurulan yüksek mahkemenin başkanlığına tayin edilmişti. Bas­ kılara rağmen şairin beraatine karar verdi. Abdüllatif Suphi Pa- şa’dan söz edilirken, onun -hâlâ ayakta kalan- tarihi olaylara tanıklık etmiş bulunan, ünlü konağına değinmek gerekir. Sup­ hi Paşa’nın, Saraçhane başında Horhor’da, bugün İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü olarak kullanılan binanın ka­ pısında, eski harflerle adı yazılıdır.

Paşanın aynca, Çamlıca'da, büyük bir bahçe içerisinde 2 bü­ yük köşkten oluşan yazlığı vardı. Horhor daki kışlık konağın son sahibi, Suphi Paşa’nın en küçük çocuğu Hamdullah Suphi Tanrıöver’di. Kendisinden dinlediğimize göre, vaktiyle burada 40 odalı ahşap bir konak varmış. Babası Suphi Paşa, burasını, Sadaret Kethüdası Hâdi Efendi den satın almış. Bahçesiyle 20 bin metre kareymiş. Suphi Paşa buraya 8 odalı, kagir bir se­ lamlık dairesi eklemiş. 40 odalı ahşap konak bir sarayı andırır­ mış. Ne var ki, bu koca konak, Mısır’dan gelen ve gece yatısı­ na kalan bir tiryakinin nargile içerken uyuması yüzünden ya­ nıp kül olmuş. Yerine bugünkü kâgir bina yapılmış. Tavanları, İtalya’dan getirtilen bir sanatkar tarafından süslenmiştir. Bu tarihi konakta, dış ülkelerden gelen devlet adamları konuk edilmiştir. Ayrıca bazı düğünler ve siyasi nitelikteki toplantılar da burada yapılmıştır.

Bu konağın son çocuğu olan ünlü hatibimiz-ve kültür adamı­ mız Hamdullah Suphi Tanrıöver, babası Suphi Paşa, dedesi Sâ- mi Paşa gibi, Milli Eğitim Bakanı oldu. Geçmişte kültür hayatı­ mızın tüten bir ocağı olan Türk Ocakları’nın Genel Başkanlı­ ğını yapmıştı. Kurtuluş Savaşı esnasında, etkili hitabeleriyle, milletimize moral vermişti. Mustafa Kemal, onun bu meziyetle­ rine hayrandı. Bir fotoğrafını, Hamdullah Suphi’ye şu cümleyi yazarak vermişti: “Karanlık ve sıkıntılı günlerimizde, bizleri bil­ lur sesiyle ferahlatan Hamdullah Suphi kardeşime”.

Hamdullah Suphi 2 defa Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. İlki Kur­ tuluş Savaşı sırasında. İkincisi Cumhuriyetin ilanını takiben, 1925 yılında. Hitabelerinin bir kısmı Dağ Yolu ve Güne Bakan adlı kitaplarda yer alan Hamdullah Suphi, ülkemizi, uzun süre, büyükelçilik yaptığı Romanya’da temsil etti.

Bir heyecan ve gönül adamı olan Hamdullah Suphi, orijinal çehresiyle, İstanbul’daki Taksim Abidesi nde de yeraldı. Abi- de’nin Sıraselviler yönüne bakan tarafı, ülkenin kurtuluş sava­ şından sonraki görünümünü yansıtır. Atatürk’ün sağında İsmet Paşa, solunda Mareşal Fevzi Paşa gözükmektedir. Atatürk’ün arkasındaki kişi Hamdullah Suphi’dir. Ünlü Heykeltraş Canoni- co, büyük Türk hatibi Hamdullah Suphi'nin o günkü tipini, çehresine özellik veren gümüş renkli gür saçını, büyük bir us­ talıkla yansıtmıştır. Hamdullahların geniş ailesi, üç ayrı soyadı aldılar. Hamdullah’ın Tiirkçesi olan Tanrıöver’i, soyadı olarak, Atatürk verdi. Ailenin kaynağı Mora dan geldiği için, bazıları Morali soyadını aldılar. Yine ailenin geçmişinde ve Mora da, pez az da olsa kullanılan Kocamemi’yi seçenler de oldu. •

Hamdullah Suphi 2 defa Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. İlki Kurtuluş Savaşı sırasında, İkincisi Cumhuriyetin ilanını takiben, 1925 yılında. Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ile beraber.

Hamdullah Suphi served twice as minister of education, first during the W ar of Liberation, and again in 1925 after the establishment of the Turkish Republic. Hamdullah Suphi Tannöver with Mustafa Kemal Atatürk and ismet İnönü.

o f education. A writer

,

and lecturer in Turkish-Islamic art

at Istanbul University, Tannöver also pursued an illustri­

ous political career. During the War o f Liberation his stir­

ring speeches kept Turkish morale buoyant. Mustafa

Kemal Atatürk was an enthusiastic admirer o f his oratori­

cal skill, and signed a photograph which he gave to him

with the words, “To my brother Hamdullah Suphi, whose

vibrant voice refreshed our spirits in our dark and trou­

bled days. ”

Hamdullah Suphi served twice as minister o f education,

first during the War o f Liberation, and again in 1925

after the establishment o f the 'Turkish Republic. He also

spent many years as Turkish ambassador to Romania.

One o f the figures in the Taksim Monument in Istanbul

represents Hamdullah Suphi. To Atatürk's right stands

İsmet Paşa (ismet İnönü, who succeeded as president of

the Turkish Republic upon Atatürk's death in 1938), to his

left is Field Marshal Fevzi Paşa, and behind him stands

Hamdullah Suphi. The m onum ent is the work o f the

famous sculptor Canonico, who has portrayed Hamdullah

Suphi’s features and head o f silver-white hair with out­

standing skill. When it became compulsory fo r all Turkish

citizens to take surnam es in the 1920s, Hamdullah

Suphi s large fa m ily took several different surnames.

Hamdullah Suphi s own surname, Tannöver, was given to

him hy A tatürk, a n d is the Turkish translation o f

Hamdullah meaning “In praise o f God". Other branches

o f the family recalled their native Morea in the surname

Morali ( “o f Mora"), and a few chose one o f the fam ily’s

traditional sobriquets, Kocamemi.

40

SK Y L IFE EY L Ü L S E P T E M B E R 1 9 9 3

Referanslar

Benzer Belgeler

Örneğin boşanma sıklığının artmasıyla daha belirgin hale gelen boşanma ya da ölüm kaynaklı tek ebeveynli aileler; boşanmış kişilerin evlenip önceki evliliklerinden

Mısır Hidivi Tevfik Paşa’nın (1852-1892) küçük oğlu olan Emîr Mehmet Ali Paşa, uzun yıllar veliaht olmasına rağmen siyasetten uzak bir hayat yaşamış ve daha çok

Mahmiyye-i Konya hummiyet ani'l-âfât ve'l-beliyye mahallâtından merhûm Galle-i Harb Sultan Mahallesi sâkinelerinden olup Maraş Beylerbeyisi iken bundan akdem katl olunan Rum Mehmed

Hacı Mustafa Kaplan’ın oğlu Hafız Kâmil Bey ile Hasene Hanım’ın evliliğinden ise; Nuri’nin babası Hacı Ahmet Bey (Paşa) doğar (1860-1947). Nuri Paşa’nın; biri

Ahmet’i okula götürmek için babası geldi; annesi Damla ile kaldı.. Damla öğle vakti iyileşti ve okula gitti ama bir sonraki gün uyandığında yine pek

Bir iki gün mürûruyla hava açmış ve bir batarya top ve üç tabur asker tehiyye olunmuş olduğundan evveli emrde Tutrakan’da olan tabyalardan Tutrakan karşısında

Bu çalışmada Nesîmî ve Ahmet Paşa’nın, Süleymaniye Kütüphanesi, Yazma Bağışlar bölümünde yer alan 5879 numarada kayıtlı bir şiir mecmuası içerisinde yer

Kudüs şehrinde mutasarrıflık, Mehmet Ali Paşa’nın çekilmesiyle yapılan düzen- leme ile 1841 yılında oluşturulmuş, ilk mutasarrıf olarak da Mehmet Tayyar Paşa