K A
P a z a r 4 A ğu sto s 1996
C j
Ayıp şeyler...
ŞAKA
N e ayıp değil mi? A N A P ’ta, A h m et Mesut Yılm az’ın y ö netim tarzını beğenm eyen ler toplantı yapmış. B öyle d e mokrasi olur mu?
Lideri beğenm eyen , çeker gider partiden. Gerçek A N A P ’lılar da, partiye girer.
Y aşar T op çu ’lar, C avit Çağlar’lar var şimdi A h m et M e sut B e y ’in yanında. Y a n i Lütfullah Kayalar mı, Ekrem Pakdemirli mi, Işın Ç elebi mi daha çok A N A P ’lı?
Aslında A N A P ’ı Ozal değil, Demirel kurdu. İşi bu nok taya mı getirmek istiyor AN AİP’m parti-içi mutsuzlan?
Enver P a şa ’nın cenazesi
ve Tanburi Cem il Bey...
I
D
ün, E n ver P aşa’ nın(1881-1922)
cenazesi, ölümünden 74 yıl sonra, Tacikistan’daki meza- nndan çıkartılıp, Türkiye’y e getirildi.Bugün de, Tanburi C em il B e y ’ in
(1873-1916),
80 ’inci ölüm yıldönümü.
İki ünlü insan için de, yazılar yayınlanıyor basında. Dün
“Hürriyet”te
Oktay Ekşi,“Enver Paşa bu ulu
sa bir imparatorluğa patladı”
diye yazmıştı. Ö n ce ki günkü“Zaman
” d a ise, Beşir Ayvazoğlu, 1930’lar- da“Resmi İdeoloji”
yasakladığı için, Tanburi Cem il B ey’in alaturka ile ilgili yazılarının, dergilerde yayınla- namadığını hatırlatıyordu.Bu kuşağın hatırlaması mümkün değil.
1934 tarihli
“Hafta”
dergisinin 3 3 ’üncü sayısında, şöyle bir yazı varmış:- G azi’nin bütün milli dileklere mihrak olan
gür sesi, bugün yüzümüzü ağartacak bir musiki
miz olmadığını tebliğ etti ve.Dahiliye Vekale-
ti’nin tavsiyesi ile, Ankara ve İstanbul radyoları
da, bu san benizli, can çekişen hasta iniltileri
ne derhal nihayet verdi.
A yn ı dergi, bir önceki sayısında da, Türk musikisi için şunlan yazmış.
- Günün en faal saatlarinde, insanın yaşama
hamlesini kurmak için bestelenmiş mersiyelere
yahut cenaze havalanna benzeyen alaturka şar
kılar.
ANLAMAK KOLAY DEĞİL
Aradan geçen yılların ertesinde, Enver Paşa’yı, Tan buri C em il B ey ’i, Osmanlı İmparatorluğu’nu, Türk M u sikisi’ ni v e benzer kavramları bir arada değerlen dir mek, gerçekten zor bir uğraş.
A caba gerçekten, Osmanlı İmparatorluğu’nu Enver Paşa mı çöktürdü?
A caba Y en i Cumhuriyet’in yaşama hamlesini, ger çekten Türk Musikisi m i kırdı?
İkinci Dünya Savaşı’nda, Almanlar Lon dra’yı b o m balarken tuvalete giren v e evi isabet aldığı için, enkaz altından çıkartılan yaşlı kadının, hayretle karışık telaşı, hep anlatılır.
Kadıncağız, feryad ediyormuş.
- Tuvaletin sifonunu o kadar hızlı çekmedim.
Evin yıkılmasının sorumlusu ben olamam!
Neticede, istesek d e istemesek de, genlerimizde, 600 yıl sürmüş bir imparatorluğun, iyi v e kötü günlerine ait bilgiler var. Bu bilgilerle, yeni devletimizi
(T.C.)
kurmu şuz.Geçmişimizi hep beğenmişiz, hem de kızmışız. Başa rılı padişahlann
(mesela Fatih Sultan Mehmet)
torunları olduğumuzu söylemişiz. A m a kimse
“Deli İb
rahim”
diye bilinen padişahın d a torunu olm ayı kabul etmemiş.N e yapsın Atatürk?
O da,
“bari işe sıfırdan başlayalım”
diye düşün müş. Osm anlı’yı, müziği ile, ekonom isi v e idaresi ile tüm den y o k saym ayı denemiş. Alfabeyi bile değiştir miş.Kendisi, hazların en derinini duyarak,
“cana rakibi
handan edersin”i
dinleyip, söylemiş. A m a radyolara yasaklamış bu müziğin çalınmasını.A yn ı kadronun
(İttihat ve Terakki)
politikacı-su- baylan olan v e aynı savaşın(Birinci Dünya Savaşı)
çeşitli cephelerinde çarpışıp yenilen insanlar da, ikiye aynlmış.
Enver-Talat-Cem al Paşalar,
“yenilen ve impara
torluğu batıranlar”
olmuş.iy il e r
v e
k ö t ü l e r
“İyi padişahlar-kötü padişahlar” .
d iye yapılan aynının benzen,“İyi İttihatçılar-Kötü İttihatçılar”
şeklinde tekrarlanmış.
Şim di bütün bunlar, galiba geride kaldı. Tarihimizle ön ce banşmak, sonra da bunu, iyisi v e kötüsü ile ka bullenmek noktasına geldik.
Kendi kültürümüzün muhteşem bir ürünü olan Türk Müziği’ni de, D ed e’si v e Tanburi Cem il B ey ’i ile, d oya d o y a dinliyoruz.
Eczacı
Emin
Akan 'ın“Tanburi Cemil Bey”
adlı“drama-belgesel”in(
yen iden okudum,(age, Hür
Efe Matbaası 1992-Izmir)
Tanburi C em il B ey’in dedesi Mustafa Reşit’in, evlat lık olarak girdiği konağın hanımı Ferhunde H an ım ’la nasıl evlendiğini yine hatırladım. Tanburi C em il’in an nesi, Çerkez kızı Zihniyar’ın, evlatlıktan hanımefendili ğe ulaşan yolu, beni yine etkiledi.
Son ra, Ş evk et S ü rey ya A y d e m ir ’ in
“Enver P a
şa
"sın a daldım(age. Remzi Kitabevi, 1973-Is-
tanbul)
Baba tarafından Gagavuz Türkleri’nden
(yani Hıristiyan Türk) olan Enver Paşa, eğer sağ olup C u m huriyet dön em in d e yaşasaydı,“Killi”
soyadını ala cakmış. Çünkü Enver Paşa’nın ataları Tuna üzerinde ki Kilye kasabasından çıkmış. Nitekim Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa,“Killi”
soyadını almış.Savaşı kazansaydık, belki de,
“Osm anoğullan”
yerine
“Enveroğullan”
hanedanı gelirdi devletin ba şına. A m a kazanmamız galiba mümkün değildi.Enver P a ş a y a kızmak yerine, tarihi anlam aya çalış mak, belki d