• Sonuç bulunamadı

Yıldız Sertel, Biket İlhan, Yetkin Dikinciler'le Nazım Hikmet ve filmini konuştuk:Nazım çok benzemiş film de güzel

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Yıldız Sertel, Biket İlhan, Yetkin Dikinciler'le Nazım Hikmet ve filmini konuştuk:Nazım çok benzemiş film de güzel"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Nâzım'ın filmi bile

MIT'in takibinde

Sohbet Odası'nın konukları, yönetmen Biket Ilhan, Nâzım Hikmet'i oynayan Yetkin Dikinciler ve Nâzım'ın aile dostu Yıldız Sertel.

"MAVİ

Gözlü Dev”in yönetmeni Biket İlhan, hayattayken Nâzım’ı yakından izleyen MIT’in, filme de gösterdiği yakın ilgiyi şöyle anlatıyor: “Filmi çekmeden önce destek almak için Tanıtma Fonu’na başvurmuştuk. Bir gün kapı çaldı, açtığımda iyi giyimli bir bey ‘MIT’tenim’ diyerek filmle ilgili bilgi almak istedi. Arkasında bir teşkilat olup olmadığını sordu.”

(2)

DERYA SAZAK: “Mavi Gözlü Dev, Nâzım Hikmet” filmi, ünlü şai­ rin 1938-1950 yıllan arasında Bur­ sa Cezaevi’nde geçen günlerinin, eşi Piraye'ye olan aşkının, memleket sevdasının, ülkesini terk etmek zo­ runda bırakıldığı için Moskova'da son bulan çileli yaşamının sinema­ ya aktanldığı başarılı bir “biyogra­ fi.” Nâzım'm dostları Sertellerin kızlan Yıldız Sertel ile filmi ve o dö­ nemi konuşacağız. Yönetmen Biket İlhan ve Nâzım Hikmet’i canlandı­ ran Yetkin Dikinciler ile birlikte... Yıldız Hanım filmi seyrettiniz mi?

YILDIZ SERTEL: Seyretmez olur muyum, ilk hafta gittim ve çok beğendim.

■ Film, adını babanız Zekeriya Sertel’in ‘Mavi Gözlü Dev’ adlı kita­ bından almış. O döneme ilişkin ne­ ler hatırlıyorsunuz?

SERTEL: Nâzım benim çocuk­ luk aşkımdı.

■ Evinize gelir gider miydi?

SERTEL: Tabii çok küçüktüm ilk geldiği sıralar. 5 yaşında sanınm. Filmdeki Nâzım daha sessiz sakin gözüküyor, öyle değildi. Coşkulu, gümbür gümbür bir insandı. Dev­ rimciydi. Moskova’dan gelmiş. Vala Nurettin, babanım çıkardığı “Re­ simli A y’a getirmiş. “Duvar” şiirini okumuş. Bizim evde de okurdu:

‘O duvar,/ O duvarınız vız gelir bize vız!/ Bizim imanımızdaki hız/ Ne bir din adamının...’

Nâzım beni hep etkilemiştir. An­

cak filimde hapishane koşullarında daha sönük bir Nâzım olması çok doğal. Çünkü orada haksız yere hapsedilmenin ezikliğini çekiyor.

■ Sinemada Nâzım Hikmet pro­ jesi nasıl doğdu? Pek çok belgesel çekildi ama ilk filmine yönetmen olarak siz imza attınız. Aşk ön plan­ da gibi... Siyasi arka plan biraz za­ yıf mı kalmış?

Nâzım’ı putlaştırmadık

BİKET İLHAN (Yönetmen): UNESCO, Türkçenin büyük şairi­ nin 100. doğum yılını dünyada “Nâzım Hikmet Yılı” ilan etmişti. Proje o sırada ortaya çıktı. Çekimle­ re başlamamız 2006’yı buldu.

Elbette “Nâzım Hikmet” filmi çekmek kolay değildi. Tüm yaşamı­ nı bir filme nasıl sığdırabilirdik? Nâzım’m bir aydm olarak, düşünce­ lerinden ötürü 12 yıl haksız yere ce­ za çektiği Bursa Cezaevi dönemini beyazperdeye yansıtmayı seçtik.

“Ben Türk Şairi Nâzım Hikmet,/ Ben tepeden tırnağa insan,/ Tepe­ den tırnağa kavga/ Hasret ve ümit­ ten ibaret’ diyen bir şairi, aşklarıyla, acılarıyla kavgalarıyla, direnciyle, zaaflarıyla anlatmaya çalıştım. O bir efsane ama aynı zamanda bir insan. Nâzım’ı putlaştırmadık!

Pablo N eruda’nm İtalya’daki sürgün hayatmı anlatan “Postacı” filmi nasılsa, Picasso'nun aşkları be­ yazperdeye nasıl aktanldıysa öyle bir film yapmaya çalıştık.

Kaçış öyküsü

■ Nasıl kaçtı? Sonradan öyküsü yazıldı ama yurtdışında karşılaştığınız oldu, anlatmış mıydı motorla kaçışını?..

SERTEL: Hayır. Sormazdık da. Uzun yıllar sır olarak kaldı. Sonradan Refik Erduran'ın kaçışına yardımcı olduğu anlaşıldı. Ama neden kaçtığını biliyorum. 1950'de cezaevinden çıktıktan sonra huzursuzdu. Yine takip ediliyordu. Onu askere alacaklardı. 35 yaşında ve anjinpuatrini olan bir insanı askere almaları maksatlıydı. Bunun kendisi için büyük bir j tehlike olduğunun farkındaydı.

Kaçmasının nedeni buydu. O yıllarda hepimiz aynı durumdaydık. Ben üniversiteye İngiltere'de gittim, ABD'ye geçtim. Döndüğümde baktım İstanbul'da takip ediliyorum. Oysa, siyasetle hiç ilgim yoktu.

Nâzım hapisten çıktıktan sonra Üsküdar'ın sapa bir köşesinde Vâlâ Nurettin'in evinde kalıyordu. Annem babam ve ben ziyarete gittik. Gece yarısından sonraya kalmışız, "Bu saatten sonra nasıl taksi bulacağız" diye düşünürek dışarıya çıktık ki, taksi bizi bekliyor. Eve kadar götürdü. Bugünkü gibi öyle uzaktan dinleme falan değil, alenen, peşinize birisi düşüyor ve nereye gitseniz orada. Böyle de hizmet verirlerdi.

Mesela bizim evin karşısında parkta bir boyacı vardı ama hiç ayakkabı boyamazdı. Çünkü işi Sertellerin evini gözetlemekti. MİT o zaman böyle çalışırdı.

«t

■ Nâzım Hikmet’i canlandıran Yetkin Dikinciler’e soralım... Sizi “Babanı ve Oğlum” filminden tanı­ mıştık. Nâzım’ı oynama düşüncesi nasıl doğdu? Nâzım’a benzerlik...

YETKLN DİKİNCİLER: Senar­ yoyu Metin Belgin bana ilk verdiğin­ de Nâzım’ı oynayacağım hiç aklıma gelmemişti. Okumamı istedi. Sonra tiyatroda sahnelediğimiz bir oyunun galasına yönetmen Biket İlhan gel­ di. Kalabalıkta tanıştık. Bir ara uzaktan beni izlediğini sezdim. O an içüne bir şeyler düştü. Senaryoyu okuyup Metin'i aradım, başarı dile­ dim. “Bizim Nâzım’ımız olur mu­ sun?” diye sordu. Bir saniye bile dü­ şünmedim. “Olmaz mıyım?” dedim.

■ Çocukluk aşkınız Nâzım kar­ şınızda. Olmuş mu, benzemiş mi?

SERTEL: Benziyor... Nâzım da dev gibi bir adamdı.

■ Nâzım'ı oynarken en çok nere­ de zorlandınız?

DİKİNCİLER: Tutsaklığını his­ setmek çok zordu.

■ Y ıldız Hanım, 1930-40’h yılla­ rın Türkiye’sinde siz çocuk yaşta ol­ manıza karşın Sertellerin kızı

ol-Yetkin Dikinciler'in Nâzım Hikmet'e çok benzediğini belirten Yıldız Sertel (solda), "Bence film Nâzım'm çilesini çok iyi yansıtıyor" dedi. Biket Ilhan da (sağda) Nâzım Hikmet’i putlaştırmadıklarını söyledi.

manız, Nâzım’m evinize geliş gidişi nedeniyle o dönemin siyasi havasını da yakından soludunuz. Bir şairin “komünist” diye, askeri okulda genç bir subayın üzerinde çıkan şiir kitabı nedeniyle “orduyu isyana te­ şebbüsken 12 yıl cezaevinde sürün- dürülmesi nasıl bir duygudur?

Atatürk, Nâzım’ı severdi

SERTEL: Atatürk öldükten son­ ra bunlar Nâzım’m başma geldi. Mustafa Kemal severdi Nâzım’ı. Koruyordu. Somadan “komünizm propagandasıyla suçlandı. Ve ağır bir haksızlığa uğradı. 1950’de af çık­ masaydı belki de cezaevinde ölecek­ ti. Açlık grevine dahi başladı. O gün­ ler korkunç günlerdi. Bir gün babam Nâzım’ı ziyaretten geldi ve “Nâzım’m hali fena, kamı şiş, ateşi var” dedi. Bu çok ürkütücüydü.

Sonunda babam Zekeriya Ser­ tel, Abidin Dino, Mehmet Ali Ay- bar gibi bazı aydm Nâzım’a mektup yazdılar. Türkiye’nin seçim arifesin­ de bulunduğunu, hakkında karar alabilecek hükümet bile bulunmadı­ ğım söyleyip grevi seçim sonrasma

MİT, filminin peşinde

■ Filmde de takip sahneleri var.

İLHAN: Evet, takip sahneleri var. Bir de araba ile suikast girişimi olduğunu biliyoruz ama Bursa Cezaevi'nden çıktıktan sonra... MİT deyince, filmi çekmeden önce ilginç bir olay yaşadık. Destek almak için Tanıtma Fonu'na başvurmuştuk, bir gün kapı çaldı, açtığımda iyi giyimli, son derece saygılı bir beyefendi kendisini "Milli istihbarat Teşkilatı'ndanım" diye tanıtarak "Mavi Gözlü Dev" filmiyle ilgili bilgi almak istediğini söyledi. Arkasında bir teşkilat olup olmadığını sordu. Çok şaşırdım. Yani hâlâ Nâzım Hikmet ile ilgili bir şey yapmak takip konusu oluyor.

■ Yetkin Bey (Nâzım), sizin başınıza böyle bir şey geldi mi? DİKİNCİLER: Ben filmde yeterince takip ediliyorum zaten.

ertelemesini istediler. Nâzım zorla açlık grevini bıraktı da kurtuldu.

İşgal ve mandacılar

■ Moskova’ya ilk gidişi, Milli Mücadele sırasında. İstanbul işgal altında. Sonradan Bursa cezaevin­ de 7 yılda yazdığı “Kurtuluş Sava­ şı” destanında İstanbul’u dizelerine yansıtın “Biz ki İstanbul şehriyiz,/ Fransız, Ingiliz, İtalyan, Amerikan/ bir de Yunan/ Vahdettin Sultan ve damadı Ferit/ ve Ingiliz muhipleri ve Mandacılar/ Biz ki İstanbul şeh­ riyiz Yüce Türk halkı,/ malumun ol­ sun çektiğimiz acılar...”

SERTEL: O zamanki aydınların ruh hali buydu. Osmanlı çökmüş. İs­ tanbul işgal altında. Nâzım’m isyanı da emperyalist işgaleydi. Namık Ke­ mal şiirleriyle büyümüş bir kuşaktı Nâzım da, Mustafa Kemal de...

Milli Mücadele başlayınca 1921’de Anadolu’ya geçti. Rusya’da devrim yaşanıyordu. 19 yaşmda Moskova’ya gitti. Biraz gençlik serü­ veni, üniversiteye giriyor, Rusça öğ­ renmek derdinde hatta kiliseye bile gidiyor ama kızlarla konuşmak için. Doğasında aşk vardı. “19 yaşım” şi­ iri vardır. Bu şiir onun daha o yaşlar­ da Moskova’da devrim coşkusunu duyduğunu anlatan şiirdir. Vatanım seven bir insandı Nâzım. 1928’de İs­ tanbul’a dönüyor. Resimli Ay’da ça­ lışmaya başlıyor. Düzeltmen ola­ rak... Edebiyatçılara bayrak açıyor­ lar “putları kırıyoruz” diye...

'Kurtuluş Savaşı Destanı'

■ Mavi Gözlü Dev kitabında Sertel anlatıyor. Bir gün dergiye geldiğinde kapakta “Kerem Gibi” şiirini okuyor: “Ben yanmasam,/ Biz yannıasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...” Şaşırıyor Zekeriya Sertel: “Üstat bu ne komünist manifestosu mu?” diye soruyor. Aslı’nm aşkıyla yanıp tutuşan Kerem’den çıkarak müthiş bir başkaldırı şiiri yazıyor. Nâzım, sayfada boşluk kalınca cebindeki buruşuk kâğıttan çıkan mısraları dizgiy e gönderdiğini söylüyor.

SERTEL: Türkiye Nâzım’m

değerini bilemedi. Kurtuluş Savaşı destanmı ondan başkası bu kadar güzel yazamazdı.

■ Mavi Gözlü Dev, Atatürk’ü de çağrıştırmıyor mu?

Kocatepe’de Büyük Taarruzu tasvir eden mısralar... “Sarışın bir kurda benziyordu/ Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı/ Yürüdü uçurumun başına kadar/ eğildi, durdu/ Bıraksalar/ ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak/ ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak/ Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı...” Kurtuluş Savaşı’nı bu denli güzel coşkuyla

anlatan bir şair ‘vatan haini’ olabilir mi?

SERTEL: Nâzım bir vatanseverdi. Ama “vatan haini” suçlaması çok ağırına gidiyordu. Ülkesini terk etmek zorunda kaldıktan sonra hep memleket sevdasıyla yaşadı. Moskova’ya gittikten sonra da düş kırıklıkları yaşadı. TKP onu üyelikten çıkardı. Stalin dönemi Rusya’sını ise sevmedi. Orada dünyanın en güzel sıla şiirlerini yazdı. Vatan hasreti en büyük yarasıydı. Bir de o dönemde şiirlerinin Türkiye’de

yayımlanmaması onu çok üzüyordu.

+

“Bütün dünya benim şiirlerimi okuyor, benim halkım beni tanımıyor” der ağlamaklı olurdu.

Tan Matbaası olayı

■ Nâzım’m çilesine tanık olanlardan birisiniz Yıldız Hamın, bugün de Türkiye’de aydınları hedef alan cinayetler işleniyor. Hrant Dink suikastı örneğin.

SERTEL: Maalesef bunlar bizim aydınımızın kaderi.

Sabahattin Ali’yi de göz göre göre öldürdüler. Aslında bu aydın ve fikir düşmanlığı daha Namık Kemal’lere kadar uzanıyor.

4 Milliyet

P A Z A R T E S İ 2 Nisan 2007

GÖI

YILDIZ SERTEL, BİKET İLHAN, YETKİN DİKİNCİLER'LE NÂZIM HİKMET VE FİLMİNİ KONUŞTUK

Nâzım çok benzemiş

film de

Filme adını veren

'Mavi Gözlü Dev'

kitabının yazarı ve

Nâzım Hikmet'in

dostu Zekeriya

Sertel'ın kızı

I

so h bet o d a si

olan Yıldız

I Derya Sazak

Sertel

'

'Bu

filmin

devamı

çekilmeli'

dedi

[email protected]

Referanslar

Benzer Belgeler

Tablo 8: "Türk iĢletmeleri yabancı sözcük içeren marka adını dıĢ pazara açılırken tercih etmemelidir." Fikrine Katılma Düzeyi Türk işletmeleri yabancı sözcük içeren

Kassing ve Avtgis [11], içsel kontrol odağına sahip çalışanların orta derece ya da dışsal kontrol odağına sahip çalışanlardan daha fazla açık muhalefet

İnsanlığın başlangıcından bugüne değişime uğrayan doğada görülen farklılıklar, değişen toplumsal değerler ve doğa insan ilişkisi ve sanat- sal

yınladıkları “ Garip” adlı kitaptaki ürünleri kalıplaş­ mış şiire bir tepki özelliği taşıyordu. Orhan Veli, kısa süren yaşamının son

Tayin edildiği yeni görevi, Alman kökenli (General) Liman Von Sanders Paşa’dan devir aldı. Mustafa Kemal, Çanakkale Sa­ vaşları sırasında, su Alman Mareşali­

Nine apansızın ölüp varı yo ğu ka­ panım elinde kalınca baskısız kalan Sadi, K avuklu H am dinin orta oyun­ larında, Şevkinin tiyatrosunda aktör lüğe

A number of independent practice tasks can be suggested for the client following the first consultation, for example, collection of stuttering severity scores during everyday talking

BEN DE FOTOĞRAFINI ÇEKİYORUM — Sami Güner’e göre Yunus Emre’den Tlırgut Uyar’a şairler, insanın ve doğanın şiirini yazıyor, kendisi de fotoğrafını