• Sonuç bulunamadı

İslamlık, insanlık ve Mevlana

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İslamlık, insanlık ve Mevlana"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SAHÍFE f e !

TT- Tû.

İslâmlık, insanlık

ve MEVLÂNA

Ö

lümünün üzerinden yediyüz yıla yakın za­ man aktı. Dünyanın, dince, soyca ve mezhep­ çe türlü kollara ayrılmış onbinleri aşkın in­ sanı, her yıl bu, hâlâ diri varlığın yattığı yere diz çöküyor.

Doğusal bilimler ustası hırlstiyan Niccolson, onbeş yılını verdiği Mesnevi çevirisi ve Mevlânâ incelemelerine rağmen: «Hâlâ şaşkı ve beğenimin tam nedenine inemedim» diyor. İzmirin eski ha­ hamlarından, şimdi ölmüş olan Moreno Sigura efendi, bir gün, değişik dinden üç dost yanında, «biz Musa'yı o’nun kadar anlayamamışız» demiştir. «İnsanın yeter ki yaradılışı güzel olsun; ister Ali’­ nin soyundan gelsin, ister Ömer’in.» diyerek mez­ heplerin üstüne yükseleli Mevlanamız ölünce, Şiîli­ ğin, Ali’ciliğuı egemen olduğu yerden gelen İraniı Molla Cami: «Peygamber değil ama kitabı var» de­ di o’nun için. Ellerinde teypleri ve Mesnevî’nin İn­ gilizce çevirisi ile, geçen yıllarda Konya’ya gelen bir İsveçli gurubun başkam: «İnsan Mesnevl’yi anladıkça hıristiyan olduğunu unutuyor» deyiver- inişti. Alınan şairi, protestan Hans Meinke: «Ka­ ranlık günlerimizin tek umudu» diye bir sunu koy­ muştu kitabına, Mevlâna için.

B

udistinden Musevi’sine, Müslümanından hı- ristiyanma kadar her gönle taht kuran bu sultan kim? Kimdir o ki, insanları birleştir­ mekle görevli peygamberlerin bile, başarıya ulaş­ tığını göremeden öldükleri bir konuda, bu Hora- san’lı yüce insan, çabasız, iddiasız, işin üstesinden gelmiş bulunuyor. Hem öyle iddiasız ki, dilese, Konya Selçuk Sultanının, Karamanoğullarının ve yüzblıılerin, kendisini altınlara boğacağı kesin olan bir zamanda çuvalın az incesi, kaba bir salta için­ de, bütün «var» 1ar karşısında «var» sız, ufak, di­ leklerden geçmiş olarak boyun bükmüş duruyor.

Ve: «Geçtik, geçtik, şâhım, beyim, mirim, geç­ tik Biz o küçük «var» lardan yoksulluk gelini ile sarmaş dolaş, geçtik» demektedir. Yine bütün bun­ lardan çok daha önemli, ilginç ve ilk bakışta çe­ lişik görünen gerçek de şu: Yedi düveli peşine ta­ kan, yetmiş iki milleti ve dhıi cenazesi ardından sürüyen ve. bugün de dizinin dibine getiren adam: «Ben can verene dek Muhammed’in ayağının tozu­ yum» diyor. İşte bu nokta çelişik gibi görünmüyor- mu? Bunca hıristiyan, musevi, süryanî, budist, gre- goryan, ateşperest, nusayrî, yezidi, sünnî, alevî, Hazret-i Mubammed için mi geliyorlar Konya’ya? Böyle bir soru us’a takılmakta, düşünceye batar görünmektedir.

Rüştü ŞARDAG

O

nüçüncü yüzyılın ikinci yarısı başlarına döne­

lim. Mevlânâ’mız asıl sevgilisine çok yakın olacağı o manasal düğün - dernek gecesi ha­ zırlıkları içinde. Mesııevî’sini de bütünleyerek in­ sanlığa ve İslâmlığa sunmuş bulunmakta. İşte bu yüce eserin bir yerinde, ulu Hünkâr, İslâm dinini ve Kutsal Kitabımızı çıkarlarına veya güdük, kısır ve dar görüşlerine göre yorumlayan din adamları­ na çullanır. Din adamı ya da yetkilisi görünüp de bütün sermayeleri, cehalet, mezhepleri birbirine kırdırmak ve insanları birbirine düşürmek olan­ lara bugün bile kıyamayacağınıız sertlikte yükle­ nir. Onları, eşek sidiği üzerindeki samana konmuş ve kendilerini engin denizde kaplan sanan inekle­ re benzetir, der ki: «Hey! İsteğine ve keyfine göre K ur’ânı yorumluyorsun. O’nun yüce anlamı, senin bu çıkarcı ve kasıtlı yorumun yüzünden aşağılan­ mak isteniyor; aslına aykırı bir hale giriyor.» Si­ nek: İşte şu sidik, deniz; şu saman, gemi; ben de becerikli, ileri görüşlü bir kaptanım dedi. O sidik, sineğe göre sınırsız. Sinekte, onu olduğu gibi g ö ­

recek göz nerde? O’nun evreni, kendi görüşüne gö­ redir. Gözü bu kadardır. Denizi de ona göre. Batıl yorumcu ve yorum değiştirici sinek gibidir: Kurun­ tusu eşek sidiği, kendi yalancı yorum ve tasarıla­ rı da saman çöpüdür.» (1)

imdi, artık çelişme ortadan kalkmıştır. De­ mek ki, salt bugün değil, ta, Sadreddin Ko- nevî, Ferideddin Attâr, Muhyüddin-1 Arabi ve şeyh Bahaüddîn gibi yüce İslâm bilginlerinin var olduğu yıllarda bile, Kur’ânı ve İslâm dinini, işlerine geldiği gibi yorumlayanlar vardı. Allah’ın: «Yâ Muhammedi Biz O’nu, (Kur’an-ı) anlaşılsın di­ ye apaçık indirdik» dediği Kutsal Kitabı, dar dü­ şüncelerine uydurmaya yeltenenler pek çoktu. De­ mek yediyüz yıldan beri Müslümanlara yorumla­ nan Kur’an. Mevlânâ’nın buyurduğu gibi, gerçeğin­ den çok başkadır ve Celâleddin’in anladığı Kur’ân değildir. Demek ki O’nun anladığı İslâm dini bir­ leştiricidir. Ayağının tozu olduğu Peygamberin bil­ dirdiği Tanrı buyruğu: bağışlayan, birleştiren, acı­ yan, şefkat duyan, yoksulu horlatmayan, insanı korkutmayan, düşmanlık yerine kardeşlik ve barış getiren bir buyruktur ve kitaptır. Şu halde Kon­ ya’ya yetmiş iki dinde ve inanıştaki insanları top­ layan da, aslında Muhammedin dininin gerçeğidir.

Yediyüz yıl sonra bile, bunu anlayabilmiş deği­ liz; yazık!.

(1) Masnavî - eme’nevi, cilt I. yaprak 53 - 54 (Tehran Emir-e Kebir basımevi).

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bilimsel dergi editörü, sorumlu olduğu derginin yayın politikasına, amacına ve kapsamına hakim olmalı, derginin konumunu değişen bilimsel veriler

Olgu: Klini¤imize preterm prematür membran rüptürü ile baflvurdu¤unda ultrasonografi ile alobar holoprozensefa- li tespit edilen ve postmortem bulgular ile tan›s› do¤rulanan

Caenorhabditis elegans patojenite deneyinde her bir gruba ait canlı, ölü ve deney dışı nematod sayısı (2... Caenorhabditis elegans patojenite deneyinde her bir gruba ait canlı,

Sürekli rejyonal anestezi yönteminin bolus şeklinde uygulanan anestezi yöntemlerine göre daha avantajlı olduğu Shenkman ve arkadaşlarının (99) yaptığı bir

uluslar arası sözleşmeler hakkında bilgi verilmiş ve Dikili-Çandarlı arası kıyı alanı kullanımı ortaya konmuş, çalışma alanında yaşanan veya yaşanması olası olan

The patients with persistent AF had a lower atrial voltage, higher coefficient of variance for the LA voltage, longer LA TAT, and more extensive scar than those with paroxysmal.. The

[r]

İbn-i Sina insanı bir nefs ve bir bedenden oluşan bir varlık olarak kabul eder ve nefsin güçlerini nebati, hayvani ve insani olmak üzere bir sınıflamaya