• Sonuç bulunamadı

Nazım'ın Atatürk'e mektubu...

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Nazım'ın Atatürk'e mektubu..."

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

10 K A SIM 1987

ANKARA NOTLARI

MUSTAFA EKMEKÇİ_____________

Nâzım’ın Atatürk’te Mektubu...

Nâzım Hikm etin Atatürk’e mektubu ilk kez, Yön Dergisi’nin 3 Şu­

bat 1967 günlü 201. sayısında yayımlandı. Yön Dergisi’nin mektubu yayımlarken eklediği nota göre, bu mektup sayrılığı ağırlaşan Atatürk’e sunulamamış. Halûk Şehsuvaroğlu'nun eline geçmiş, “ Yücel" arşivinde saklanmak üzere Muhtar Enata'ya verilmiş. Yön’den başka, mektubun metni, Kemal Sülketin “Nâzım Hikmet Dosyası" kitabında da var. Şöyle diyor Nâzım Hikmet, Cumhurbaşkanı Atatürk’e 2 Nisan 1938 günlü mektubunda:

“Cumhurreisi Atatürk'ün Yüksek Katına,

Türk ordusunu 'isyana teşvik’ ettiğim iddiasıyla on beş yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk donanmasını 'isyana teşvik etmekle’ töh­ metten diriliyorum.

Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum. Askeri isyana teşvik etmedim.

Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamleleri anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var.

Askeri isyana teşvik etmedim.

Yurdumun ve inkılapçı senin karşında alnım açıktır.

Yüksek askeri makamlar, devlet ve adalet, küçük bürokrat, gizli rejim düşmanlarınca aldatılıyorlar.

Askeri isyana teşvik etmedim.

Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim.

Askeri isyana teşvik etmedim.

Senin eserin ve sana aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtı­ ma yükletilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirdim. Bü­ yük işlerinin arasında seni bir Türk şairinin felaketiyle alâkalandırmak istemezdim.

Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu 'inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin el­ lerinle silinebileceğine inandığımdandır.

Başvurabileceğim büyük inkılapçı baş sensin. Kemalizmden ve senden adalet istiyorum.

Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum. Nâzım Hikmet Ran."

Nâzım, büyük haksızlığa uğramıştı. Adaletten umudunu kestikten sonra, Atatürk’e başvurma zorunluluğunu duydu.

1974 yılında, bir “Ankara NotlarT'nda şunları yazmışım bu konuda:

Mustafa Kemal'i uyutmuşlardır faşist kafalı çıkarcılar. Ona, hasta yatağında Nâzım’ı kötü tanıtmanın yollannı arayıp durmuşlardır. FaJih Rıfkı Atay'dan okuduğuma göre, çok içerlemiş Mustafa Kemal bu duruma. Nâzım için ’Uğraşıyorlar bu çocukla’ demiş...

Baskılar altında karar vermek, yargı örgütünü zedeler önce. Adalete saygısızlıktır bu. insanların eninde sonunda varacakları bir organ yargı organı. Orada güven kalmadı mı, kolu kanadı kırılır insanların. Toplum­ lar kanşıklığa itelenir, sürüklenir. Bunun, yani toplumlann kanşıklığa, anar­ şiye sürüklenmelerinin baş sorumluları görevlerini, görevlerinin gereği­ ni yapmayan adalet mensuplarıdır. Bu, sivilde de, askeride de böyledir. Hele kin duyanlar, kendi kişisel düşünce ve faşizmlerini adaleti alet ederek uygulayanlar, Türk toplumuna en büyük kötülüğü edenlerdir. Bunu bile­ siniz..."

Mustafa Kemal, sayrı yatağında yatmasa, mektup kendisine verile- bilse, kesinlikle inanıyorum, Nâzım bağışlanır, adalet yerini bulurdu. Bağışlamanın en büyük adalet olduğunu bilirdi o. ismet Paşa’ya da Nâzım hapse girdikten sonra, başka şiirleri okumak, işkence gibi gel­ miştir...

Şiar Yalçın’ın babası, eski Maliye nazırlarından Cavit Bey, “Atatürk'e suikast" savıyla istiklal Mahkemesi’nde yargılanıp asıldığında, o ge­

ce Çankaya’da, yemekte Mustafa Kemal’in şöyle dediği söylenir: — Bu gece içki yok, Cavit Bey bu gece asılıyor!

TİP Genel Sekreteri Nihat Sargın’la TKP Genel Sekreteri Haydar Kut­

ludan (DİSK’e bağlı eski Basın-iş Basın Sekreteri Nabi Yağcı) ortak

imzalı bir mektup geldi. Özetle şöyle diyorlar:

“Sizi ülkemizde demokrasinin geleceği açısından büyük önem taşı­ dığına inandığımız bir girişimimiz konusunda bilgilendirmeyi görev ka­ bul ediyoruz. Önümüzdeki günlerde politik göçmen olarak bulunduğu­ muz yurtdışından Türkiye'ye döneceğiz. Dönüşümüzün amacı, genel sekreterleri bulunduğumuz TİP ile TKP'nin birleşmesinden oluşan TBKP’nin, çalışmalanna legal olarak başlamasını sağlamaktır. Bu amaçla ülkeye dönecek ve TBKP’nin resmen kurulması için gerekli işlemleri baş­ latacağız. ,

Siz uzun yıllar bir gazeteci olarak demokrasi mücadelesinde büyük görevler üstlenmiş bulunuyorsunuz. Çok yakından bildiğiniz gibi, ülke­ miz pratiğinde komünist hareketin yasaklı tutulmasıyla genel olarak de­ mokrasinin yokluğu özdeşleşmiştir. Ayrıca bize karşı kullanılan 141. ve

142. maddeler aynı zamanda gazetecilerin gerçekleri özgürce dile ge­ tirmesinin önünde bir engel oluşturmaktadır...."

Haydar Kutlu ile Nihat Sargın’ın haftaya gelişlerini iktidar nasıl kar­ şılayacak, bir gözleyelim...

Bugün 10 kasım, Atatürk'ün ölümünün üzerinden 49 yıl geçti. Kırk dokuz yıl bitti, ellinci yılı sayıyoruz. Elli yılda, Mustafa Kemal’in bırak­ tığı yerin neresindeyiz? Onun demokrasi özlemi, ismet Paşa’nın ça­ baları kursaklarda mı kalacak? Çok kişinin kafasındaki soru bu..

7 Kasım Cumartesi günü Ankara'da ilhan Selçuk'la ayrı ayrı yerler­ de imza günlerimiz vardı. O, Ilhan Ilhan’da, Ben Gün Kitabevi’nde im­ zaladık okurlara. Genç kızlar, öğrenciler geldi. Dost okurlar, "Cumar­

tesi arkadaşları" oradaydı çiçekleriyle... 7 Kasım, ilhan Erdost'un Ma­

mak’ta dövülerek öldürülüşünün de yıldönümüydü. Akşam, Körfez; de yemek yendi. Yemekte şunlar da vardı:

Muzaffer Erdost, Süleyman Ege, Vahap Erdoğdu, ilhan Selçuk, Sup­ hi Karaman, Şakir Keçeli, Vecihi Timuıoğlu, Halit Çelenk, Akın Birdal, Kaya Güvenç, Necati Cebe, Uğur Bilge...

Ilhan Erdost öleli, öldürüleli yedi yıl oldu. Ağabeyi Muzaffer Erdost, kardeşinin davasını yedi yıl boyunca, sabırla, yılmadan izledi. Adale­ tin yerini bulmasını bekledi.

İmza gününe de geldi, bir de bir anne tanıdım; adı: Nuran Uzun; 21 yaşındaki oğlu Sinan Suner'i 30 Ocak 1980’de, MHP’li Cengiz Gök- çek’in koruma polisi Süleyman Ezendemir tabancayla vurarak öldür­ müş. Sinan, o zaman ODTÜ Elektrik Mühendisliği bölümü ikinci sını­ fında öğrenciymiş. 12 Eylül’den sonra, sıkıyönetimde dava açılmamış; koruma polisi Süleyman Ezendemir, görevini sürdürmüş. Duruşma­ lara "müdahil" savunman olarak Remzi Şirin giriyor. Süleyman Ezen- dem ir’in savunmanlığını da Can Özbay yapıyor. Dava, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor...

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Ta h a Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Seçi­ len sözcüklere öyle uyumlu, öyle perçinlenmiş bir sıra vermektir ki, yan yana gelen o söz dizi­ sinden sözcüklerin içerdiğine ek bir anlam çık­ sın,

1920 de kurulan yeni T ürk Dev­ leti, eski İm paratorluğun evren­ sel niteliğini taşım ayan ve milli sınırları içinde kalm ayı tercih e- den Milli b ir

Buradan hareketle İzmir ilinde önemli arı ürünlerinden olan süzme çam balı tüketimine yönelik olarak yapılan bu çalışmada tüketici tercihlerinin sosyal,

 Şike ve teşvik primi MADDE 11 – (1) Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, bir

Buna göre 6 ncı bölgede (Bozcaada ve Gökçeada ilçeleri hariç) derinin tabakalanması ve işlenmesi, Ek-4’te yer alan teşvik edilmeyen veya teşvik edilebilmesi için

Arabistan Seraskeri Mehmet Paşa, Karaman Valisi Aliş Paşa, Antalya’da bulunan Silistre Valisi Mehmet Paşa, Trablusşam Valisi Osman Paşa, Kayseri Mutasarrıfı

eSome einteresting epropositions ebased eon ethis eset eare eintroduced eand established ewith esuitable examples eand etheir eproperties eare ealso

 Üretim faktörleri dışında girişimcilerin farklı kaynaklara da ihtiyaç vardır. Bu