• Sonuç bulunamadı

Hasan Ali Yücel'in ileri bir adımı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Hasan Ali Yücel'in ileri bir adımı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Sayfa 8

YEDIGUN

No. 349

@

R T A tahsil müesseselerinin sa­ at cetvelinde ehemmiyetli bir değişiklik yapıldı: Yeni ders yı­ lı başındanberi mektepler saat se­ kizde (yani geçen senelerden bir saat erken) açılıyor, dersler küçük­ lü büyüklü fasılalarla bire kadar sürüyor ve ondan sonraki zaman­ lar mütaleaya hasrediliyor.

Bu değişiklik çekirdekten yetiş­ me bir maarif adamı olan ve mes­ leğin nazarî ve amelî icaplarını çok iyi takdir eden Haşan Âli Yücel’in müsbet ve ileri bir adımıdır.

Sabah uykusu tatlıdır; eskilerin dediği gibi yatak insanı çeker; he­ le kış günlerinde sıcak yatağından çıkarak işe başlamak pek çoğumu­ zun hoşuna gidecek bir şey değil­ dir.

Keyif ve bilhassa itiyatlarımıza dokunmak itibarile bu karar bazı talebe velilerinde, geçkince muallim­ lerde geçici bir neşesizlik uyandır­ mış ve bu tiryakiliğin akisleri gaze­ te sayfalarına intikalden geri kal­ mamıştır.

Fakat ne çare ki, bu zarurîdir (hattâ zarurî idi ve maalesef şim­ diye kadar bu işte geç kalınmıştır, demek de doğrudur). Mekteplerin saat cetveli işin cevherinden ziya­ de zarfına ait ehemmiyetsiz bir nok­ ta gibi görünür, sabahın dokuzun­ da yapılan bir işin akşamın iki ve­ ya altısında niçin yapılamıyacağı mantıkan izah edilemez.

Ancak şu var ki, frenklerin Ho­ raire dedikleri saat ve zaman cet­ veli keyfi bir tertip değildir; umu­ mî iş hayatının - işin tabiatı ve icap- larile alâkalı hesaplara müstenit - bir nevi sistemdir.

Bizim orta tahsil müesseselerimiz bütün medenî dünyadaki orta tah­ sil müesseseler! tipine göre kurul­ muş hemen hemen ¡standart mües- seselerdir. Kurulma ve işleme tarz­ ları aşağı yukarı biribirinin aynı­ dır ve öyle olmak lâzım gelir. Bü­ tün medenî dünyanın hemen bütün mekteplerinde bizim bunu bir saat 'eriye atmamız sebebi olmıyan ve zi kuşkulandırması lâzım gelen ayrılık ve aykırılık şeklinde gö- 'ek icap ederdi. Hem de ne ga­

Meslekten yetişmiş bir idare ada mı olan genç M aarif Vekilimiz memleket m aarifinin en mühim bir meseıesıuı çok ouyUK mr isuoeUe teşins evmiş ve kültür Hayatımıza ileri bir adım attırmıştır. riptir ki; ayrılık «sabahın şerri ge­

cenin hayırından iyidir» demiş ve muhtelif sebeplerle gece hayatına alışmadığı için sabahçılıkla şöhret kazanmış bir memlekette olmuştur. Bir memlekettte ki, köy ve küçük kasabalarında halk ve bilhassa ço­ cuklar horozlarla beraber uyanma­ yı âdet etmişlerdir. Büyük şehirle­ rin (büyük ev ve apartımanlarm

hot sosyete icaplarına uymıya mec­ bur küçük zavallı çocuklar ekal­ liyeti müstesna) öteki çocukları da yine erkencidir.

Orta tahsil talebesi için esasen mayası bizde mevcut olan bu istida­ dı programlaştırmak ve gündelik bir itiyat haline getirmek zor bir iş değildir, ilk zamanlarda çocuk­ lardan ziyade aileler ve muallimler

belki bir parça itiyatlarımızda t« dirgin olabiliriz. Fakat alâkadarlı rm temin ettiklerine göre, bu şiir diden normal hale gelmiye başlt mış bir iki ay işidir.

Hâsılı yılbaşını marttan ikinciki nuna, tatili cumadan pazara, saa' akşam ezanından zaval dakikasın çevirmek, fabrikalardaki iş saatleı mizi bütün dünya fabrikalarında!

ADIMI

Referanslar

Benzer Belgeler

Fakat o tarihlerde de kayık bütün bu vasıtalar İçinde halk tara­ fından kâh ucuzluğu, kâh her an j emre hazır oluşu bakımından ve yük­ s e k sınıf

Sene başında Osmanlı Bankası’nın Gala- ta’daki eski genel müdürlük binasına taşı­ nan Osmanlı Bankası Finans ve Bankacılık Tarihi Araştırma ve Belge

lej’de ve Almanya’nuı Magdeburg şehrinde yüksek tahsilini ise An­ kara Hukuk Fakültesinde yap­ mıştır. 17 Nisan 1927 de Dışişleri Bakanlığına intisap

Çiçekleri neredeyse tamamen kapalı sikonyum’lar içerisinde hap- sedilen dişi incir ağaçlarının tozlaşmasına ilek arıcığı (Blastophaga psenes) denilen ve

(Lac Léman) m etrafını geceleri nura gark eden yine bu beyaz kömür dür. Honoré diyor ki « bir kaç manetle mü­ zeyyen bir mermer levhanın arkasına 10,000 ve

Araflt›rmac›lar, daha önce bir morötesi (dalgaboylar›nda parlayan) halka ve optik (görünür) ›fl›kta parlayan s›cak noktalarla ayn› yerde bir X-›fl›n›

Neyzen çok içki içerdi, ben ağzıma koymam; Neyzen sigarayı yutardı, ben tadını bilmiyorum, ama ikimizin bir müştereği var: İkimiz de dilimizi tutamıyoruz. O

[r]