a
y*/l
'T7-
^
_____________ 13 A Ğ U ST O S 1985
PENCERE
Hani Böyle Olmayacaktı ?
Yıl 1920.
Anadolu’da ulusal direnmenin başlangıç günleri. İstanbul basını ikiye ayrılmış: “ Milli Mücadele’ye yandaş olan basın, karşı olan b a s ın .’ ’
İkincilerin yıldızlarından Refik Halit, 4 Nisan 1920 günü, meş hur “ Alem dar" gazetesinde "Hani Böyle Olmayacaktı" başlı ğı altında " Aydede" takma adıyla yazıyor:
_ “ Yahu, hani kabine istifa etmeyecekti? Hani Ferit Paşa Divan-ı
 li’ye verilecekti? Hani Hürriyet ve itilaf kokuşmuştu? Hani me buslar kabineye girecekti? Hani Mustafa Kemal İstanbul’a ge lecekti? Hani Harekâtı Milliye memleketi kurtaracaktı? Hani Mecliste Fransa İhtilali’ndeki gibi celâdetler gösterilecekti? Hani Felahı Vatan yedi düvelle başa çıkacaktı? Hani renk renk ordu lar gelecekti? Hani İngiltere karışacak, Fransa bunalacak, İtal ya dağılacak, Hint ayaklanacak, Çin canlanacak, cihan pusulayı şaşıracak, sonra Lenin ile Enver, Troçki ile Talat kolkola bu kar makarışık dünya haritası üzerinde batıdan doğuya kadar ge zecek, tozacak, hükümran olacaktı? Hani beni asacaklardı? Ayan’ı dağıtacaklardı? Fırkayı kapatacaklardı? Hani Çürüksu- lu Sadrazam olacak, İzzet Paşa kabine teşkil edecek, Cami Bey Dahiliye Nezareti’ne gelecekti? Hani istifa için sebep yoktu? Ha ni Mister Wilson lehimizde idi? Hani Anzavur Bey vuruldu idi? Hani Ferit Paşa sadarete bir daha gelmeyecekti? (...) Bakıyo rum, ittihatçılar ne dediyse hep aksi olmuş... Bundan sonra biz söyleyelim siz dinleyiniz. ”
★
Bu yazı çoğu kişi için bugün bir anlam taşımaz. O günlerin dağdağasında Refik Halit atıp tutuyor; yıkılmış İttihatçıları taş lıyor, ulusal savaşımı yürütmek isteyenlerle alay ediyor; umut ları çiğneyip umutsuzluğu yaymak için kalemini kullanıyor.
Ne var ki 4 Nisan 1920 gününü takvimdeki yerine oturtun ca Refik Halit’e hak verenler bile çıkabilir. Çünkü 16 Mart 1920’de düşman İstanbul’u işgal etmiştir. Meclis-i Mebusan, bu koşullarda çalışamayacağını vurgulayarak kendi kendisini dağıtmıştır. Anadolu’da Sivas ve Erzurum Kongreleri toplan mıştır; ama “ Düvei-i Muazzama” nın ta uzaklarda verilmiş yük sek kararı yanında ne değeri vardır? İstanbul'da “ vatan haini
Damat Ferit", ikinci kez kabinesini kurmuştur. Sevr Anlaşma-
sı’nın eli kulağındadır. Türkiye’nin her yanı düşman boyundu ruğu altındadır. Dünya ve Anadolu öylesine karanlıktır ki, Refik Halit soruyor:
Hani Hint ayaklanacaktı? Hani Çin canlanacaktı? Hani Harekâtı Milliye vatanı kurtaracaktı? Hani İngiltere karışacak tı? Hani beni asacaklardı?"
İnsanoğlu, dünyaya dar zaman açısından baktığında hiçbir şeyin değişmediğini ve değişmeyeceğini sanır. Âlem yine ol âlemdir, devran yine ol devran. Her sabah aynada kendini gö ren kişi; günden güne, aydan aya, yıldan yıla nasıl değiştiğini anlayamaz; ama bu değişim on yıl önceki ve sonraki iki fotoğ rafta insanın suratına çarpar.
Nitekim Refik Halit’in “ Hani Böyle Olmayacaktı?" yazısın daki bütün sorulara tarih yanıtını vermiştir.
Hint ayaklanmıştır... Çin canlanmıştır...
Refik Halit asılmamıştır; ama Bağımsızlık Savaşı başarıya ulaşınca sınır dışına sürülmüş, yirmi yıl sonra yurda dönebil- miştir.
Ve en önemlisi:
Harekâtı Milliye, vatanı kurtarmıştır.
★
Kimi zaman tarihin saati durmuş gibi görünür; dünya ve to p -, lum büyük doğumlara gebeyken bile hiçbir şey değişmeye cekmiş sanısına kapılanların umursamazlıkları BabIâli'de süreı gider. Öyle ya!:. Para onlardadır, pul onlardadır, saltanat on: lardadır, değişir mi bu dünya?
Değişir, değişir; hem de göz açıp kapayıncaya dek geçeı zaman; yeni bir dünya kurulur.