• Sonuç bulunamadı

Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın Londra yılları 1867-1870:Kemal'in vatan ülküsü toprağa bağlıdır:"Vatan sevgisi her dinde, her millette, her uygarlıkta en kutsal görevlerdendir"

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın Londra yılları 1867-1870:Kemal'in vatan ülküsü toprağa bağlıdır:"Vatan sevgisi her dinde, her millette, her uygarlıkta en kutsal görevlerdendir""

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

f s

a y f a 7 :- J h -8 ^ kl.M

LOÏDR A YILLARI

f e i i

* ■-:■ --■ n ¿a

1 8 6 7 -1 8 7 0

y a şa rt:

Y U S U F M A R D İ N

‘VATAN

SEVGiSi HER DİNDE, HER

HER

UYGARLIKTA EN KUTSAL GÖREVLERDENDİR ...„

KEMAL

UM

K

EMAL ile Ziya Bey «Hürriyet»te hürriyeti anlatmak gayesi güdüyorlardı. Belki daha ağdalı ifadelerle şu fikirleri yazmaktaydılar: «Hürriyet bir kavmin yalnız hakkı değil, adeta insanlığın medarı ve mutluluğunun nedenidir. Dün. yada insan aklının ne kadar etkili olarak yarattığı güzellik görülmüşse, iyice aranıldığı zaman tümü­ nün temeli hürriyete dayanır.»

Sonra Kemal vataru şöyle tanımlıyordu: «Akıl, dörtgen başkadır üçgen başka, önerme­ sinin gerçeğine ne kuvvetle hükmediyorsa, vicdan da, vatan başkadır vatandan gayrisi başka, sözü nün doğruluğuna o kuvvetle güveniyor.

Memedeki bebekler beşiğini, çocuklar eğlendiği, gençler para kazandıkları yeri, ihtiyarlar her. şeyden eletek çektikleri köşele­ rini, çocuk annesini, baba ailesi­ ni ne türlü duygularla severse, insan da vatanım o türlü duy­ gularla sever.

Bu duygular, sırf nedensiz bir doğal akıştan ibaret değildir.

İnsan vatanını sever, çünkü hayat vatan havasım teneffüsle başlar.

İnsan vatanım sever, çünkü doğanın hediyelerinin en göza-

İk i s i olan bakış, ilk açılışında

vatan toprağıyle ilgilenir. İnsan vatanını sever, çünkü vücudunun maddesi vatanın bir parçasıdır.

İnsan vatanım sever, çünkü çevresine baktıkça her köşesin­ de geçmekte olan ömrünün bir acıklı anısını donmuş gibi gö­ rür.

İnsan vatanını sever, çünkü özgürlüğü, rahatı, hakkı, çıkarı vatan sayesinde ayakta durmak­ tadır.

İnsan vatanını sever, çünkü varlığının nedeni olan atalarının sessiz mezarları ve yaşantısının sonucu olacak yavrularının do­ ğacağı yer vatandır.

İnsan vatanını sever. çünkü vatan çocukları arasında dil or­ taklığı ve çıkar birliği yönlerin­ den bir gönül yakınlığı ve fikir kardeşliği doğmuştur. O sayede bir adama dünyaya nisbet vatan oturduğu şehre, oturduğu şehre nisbet kendi evi hükmünde gö­ rünür.

Kemal sık sık Londra'nın park,

larına gider, yeşilliklere baka, rak vatan hasretini gidermeğe çalışırdı. Çimler üzerine oturup yapma gölü seyrettiği Hyde.

Park da bunlardan biri idi.

u

umusu

TOPRAĞA BAĞLIDIR

Kemal, birçok etnik unsurların vücuda getirdiği Osmanlı

Devleti mozayiğini, üstünde yaşayan insanların eğitildikleri

takdirde sevip bağlanacakları bir vatan olarak görüyordu...

İnsan vatanını sever, çünkü vatanında var olan egemenliğin bir parçasını kullanması gerçek, ten bir kullanışla yapılmaktadır.

İnsan vatanını sever, çünkü vatan iıyi* bir gmTihin kihci ya da kâtibin kalemiyle çizilen var- sanılan hatlardan ibaret değil, millet, hürriyet, menfaat, kardeş­ lik, sahip olma, ataya saygı, aileye sevgi, gençliği anma gibi bir çok yüksek duyguların bir araya gelmesinden doğmuş kut­ sal bir fikirdir.»

sevgisinde birleşmeğe çağırıyor. Batı uygarlığı ile yarışabilmek, kendimizi o düzeye getirerek bir batı doğu dengesi kurabilmek için islâmların da birleşmesini istiyor. Aradaki tefrikalara, ay­ rılık ve anlaşmazlıklara son ve­ rilmesini bir yönetim altında el ve iş birliği miniliunun ileri sü­ rüyor. «Maziye dönmek, ya da halde durmak artık mümkün de- ğildir. Zaten batıda parlıyan ir­ fanın etkisiyle bizde de ilerle­ meyi istemek, gerçeği aramak bugün ana prensipler haline gel­ mektedir.» diyor.

yerin altını üstüyle eşit ve belki altım üstüne üstün görür.

Asker gerçekten askerse, ra­ hat döşeğinde yaşama gözlerini yumup da şöylece bir mezara atılıvermek ile şan meydanında şehit olarak mezara bedel bir milletin gönlünde yatmak ara­ sında ne kadar fark olduğunu pek kolay bilir.»

et-bir

KEMAL'İN AİLE

KONUSUNDAKİ

Kemal’e göre vatan sevgisi her dinde, her milette, her terbiye­ de, her uygarlıkta en büyük fa­ ziletlerden, en kutsal görevler­ dendir. Kemal’in vatan ülküsü toprağa daha yakındır. Bir çok etnik unsurların vücuda getirdi­ ği Osmanlı Devleti mozayiğini, üstünde yaşıyan insanların eği­ tildikleri takdirde sevip bağla­ nacakları bir vatan olarak gö­ rüyor.

Oysa ki Kemal başka yazıla­ rında, bu Osmanlı Devleti mo- zayiğindeki bazı renklerin Türk- leri Avrupaya Haçlı ordularına mensup kan güden canavarlar gibi dünyanın altını üstüne ge­ tirmeği özleyen bir vahşi aşiret imişçesine tanıtmağa yeltendikle Tini ifade etmektedir. Buna rağ­ men, onları İslâm dininin tanı­ dığı bir tolerans havası içersin­ de hoş görerek böyle bir vatan

ASKER GERÇEKTEN

FİKİRLERİ

ASKERSE

Vatan sevgisi peşinden vatanı koruyacak olan askerlere sözü getiriyor ve şöyle diyor:

«Askerliğin şanı gülerek öl­ mek ve hatta ölürken bile gül­ mektir. Asker gözyaşını şehit olduğu vakit vücudunu süsleyen ya da düşmanım öldürdüğü za­ man kılıcından o yenilgiye uğra­ mışın üzerine dökülen kan dam lalarında görür.

Asker gerçekten askerse, me­ zarının en karanlık köşesinde cennete bir pencere bulur.

Asker gerçekten askerse, cismi topraklar altında yatarken ruhu gökyüzünde, adı halkın övünç dilinde gezineceğini düşünür de

Kemal aile konusundaki fikir­ lerini şöyle açıklıyordu:

«Biz ne zamana kadar akraba, larımızla daima bir yerde bu­ lunduğumuz halde, daima hal ve düşünce yönlerinden birbiri­ mizden kaçacağız? Ne zamana kadar erkekler karılarım döve­ cek? Ne zamana kadar kaduılar kocalarmı yaşmak ferace rahat- sızlıklariyle sabahlara kadar uy kuşuz bırakacak? Ne zamana ka dar babalar oğlunun kendi gibi olmasını ya da meselâ kendi ma halle imamı iken oğlu tabip ol­ mak isterse, ayıbını topraklar örtmesini temenni edecek? Ne zamana kadar anneler kızlarını satılık mal gibi yıllarca hergün bir esircinin ayıp arayan bakış­ larına sunduktan sonra hediye­ lik cariye gibi bir kerecik rıza­

sını sormağa bile tenezzül meksizin kendi beğendiği adamın eline teslim edecek? Ne zamana kadar erkek kardeşler, kız kardeşler, kaynanalar, gelin­ ler çıkarları için, böbürlenme için, inat için, zevzeklik için bir birinin 'etini yemeğe, kanım iç­ meğe çalışacak? Ne zamana ka­ dar yalnız içimizden biri doğar­ sa sevineceğiz; doğanlardan biri ölürse ağhyacağız; sağ kalanlar ömürleri boyunca birbirlerini ra hatsız edecek?

Vatan çocuklarının çoğalma­ sına, çocuklarımızı daha ana rahminde öldürmekle ve doğan­ larını körükçüoğlu macunu ya da afyon şurubuyla zehirlemek­ le, vücutlarımızı alkollü içki de­

nilen kronik zehirle helak etmek le mi hizmet edeceğiz?. Çocuk­ larımızın terbiyesine daha ken­ dimiz çocuklarımızın hakkını öğrenmemekle mi muvaffak ola­ cağız?. Kendi bağımsızlığımızı bir kaç kuruşa feda etmekle mi vatanın bağımsızlığını koruyaca­ ğız? Kendi evlerimizden rahatı kaçırmakla mı vatanın rahatına yardımda bulunacağız?

B ir mülkün evleri bir evin odalarına benzer; her odasında bir daimî nefret ve günlük kav­ ga sürüp giden evlerde rahat olur mu? Bayındırlık kalır mı? Mutluluk inu ohır?

YARIN

LORD STANLEY

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

■ ¥

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

4

u

Uyanma, harekete gelme ki içinde bulunduğumuz gemiyi ar­ dı arası kesilmez düzensiz hare­ ketlerle bir batma tehlikesine düşürüyor, sonra rüzgâra kaba­ hat buluyoruz.»

Referanslar

Benzer Belgeler

li ve reîsü’l-etibbâ’i’s-sultânî olup mahmiye-i İslambol’da Timurkapu kurbunda Daye Hâtun Mahallesi’nde sâkin iken bundan akdem irtihâl-i dâr-ı bekā eden el-Hâc

ertesi günü, yeni Dışişleri Bakanı olan Saraçoğlu Şük­ rü Bey ziyaretime geldi. İs­ met Paşa’nın beni Londra Büyükelçiliği'ne tayin et­ mek

American Journal of Psychiatry dergisinin fiubat say›s›nda yay›mlanan araflt›rma sonuçla- r›na göre Asyal› erkeklerin ideal bedenleri, kendi bedenlerinden yaln›zca 2

Da­ mat Halil Paşazade Mahmut Paşa ile evlenmiş, iki oğlu dünyaya gel­ miştir.. Devrinin en alafranga ha­ nımlarından

Müslümanların gündemine girmesi ve oluşumu tamamen ve doğrudan Kur’an’la alâkalı olması sebebiyle kıraatler, neredeyse Kur’an’la eş-zamanlı olarak ortaya

Fikret Mualla, sabahın köründen gece yarılarına kadar şarap içmeden duramayan muhteşem bir alkolik O anda verin ona bir şişe şarap, size anında bir resim

BİR TEŞEBBÜS MUNASEBETILE: İsmail Namık merhumun müdür­ lüğü zamanında bilhassa müdürün müdürlük dairesinde güzel şeylerin ve sanatların hepsinden